25.08.19/19:52

Piramitlerin gizemi

Başlatan keje, 01.10.06/14:48

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

göçmen kýzý

KEOPS PİRAMİDİ

Keops piramidi dünyanın 7 harikasından biridir ve günümüze dek ulaşan tek eserdir. Keops Piramidi'nin nasıl inşa edildiğine dair hala bir cevap bulunamamıştır. Herodot'a göre 30 yılda tamamlanmıştır ve yapımında 100.000 esir çalışmıştır. Diğer bir teoriye göre köylüler tarafından inşa edilmiştir. İşçilerin ücreti yemek vererek yani gıda yardımıyla ödenmiştir. Temmuz ve Kasım ayları arasında Nil Nehri taştığından dolayı bu arazide çalışamıyorlardı. Taşan sular, Aswan ve Tura'dan satın alınan taşların yer değiştirmesine yardım etmiştir. Su, taşları piramide doğru getirmiştir.

Bu piramidin inşası, bir düşünceye göre M.Ö. 2589-2566 yılları arasında tamamlanmıştır.
Piramitte 2.300.000 adet taş blok kullanılmıştır ve bir taşın ortalama ağırlığı 2,5 tondur. Toplam ağırlık yaklaşık olarak 6.000.000 tondur ve yükseklik 482 feet (140 m) dir. Gize' deki en geniş ve en eski piramittir.
Keops hakkında bilgilerimiz oldukça azdır. Arkeologlar incelemeye gelmeden önce mezarlar soyulmuş. Piramit hakkındaki bilgiler, içindeki nesneler vasıtasıyla öğrenilmiştir.
Piramidi tümüyle kapsayan bilye ya da mermer zamanla piramiti kemirerek kendi kendini bitirmeye başlamış. Sonra bu mermer kaldırılarak piramit tüm ebatlarından 33 feet (11m) kaybetmiştir. Piramidin üst platformu 10 m², tabanı 754 feettir.

Orijinal girişi, bugün kullanılan girişten 15 m daha yüksekti. Girişe Al Mamun yeni bir geçit açtı fakat orijinal geçit bulunamadı. Yeni geçit yolu, boydan boya düzdür ve orijinal geçit ile birleşir. Geçit zamanla küçülmeye başlar ve küçülen bu geçit bir gizli odaya çıkar. Alçalan bu geçit aşağıya doğru 26ºlik bir açıyla inmektedir. Geçit yolu sadece 1.1 m genişliğinde ve 1.2 m yüksekliğindedir. Bu geçitten girilen gizli oda halka kapalıdır. Odanın ebatları 14 x 8,3 x 3.5 metredir. Geçit yatay olarak batıya doğru 100 feet gider.

Alçalan geçidin ilerisinde yeni bir girişle karşılaşılır. Bu giriş çelik bir kapıyla kapalıdır. Burada yükselen bir geçit vardır ve o da alçalan geçit gibi 26ºlik açıyla yükselir. Yükselen geçidin bazı özellikleri alçalan geçitle aynıdır. Bu geçit de 1.1 m genişliğinde ve 1.2 m yüksekliğindedir. Bazı insanlar için bu geçit çok zor bir yolculuktur. Geçit 39 m (129 feet) uzunluğundadır.
Geçitlerden yatay olarak devam ederseniz bu geçit sizi Kraliçe odasına götürür. Kraliçe odasına hiçbir zaman dokunulmamıştır. Zemini asla parlatılmamış, hala pürüzlüdür. Kral odası zamanla terk edilmiştir. Terk için yapılan açıklama şudur; "geçit yolları çok dar fakat Keops için yapılan lahit ise çok geniştir." Odanın diğer gizemleri ise havalandırma şaftlarıdır.
Bu şaftlar diğer iki şaftın üzerine mühürlenmiştir. Odanın terk edilmesine karar verildikten sonra şaftların yapımına devam edilmemiş. Havalandırma şaftlarının dini önemi büyüktür.

İkinci ve en çok göz alıcı yer büyük galeriye doğru yükselen koridordur. Galeri 157 feet (48 m) uzunluğunda, 28 feet (8.5 m) yüksekliğinde ve 26 C dir. Galerinin çatısı da desteklenmiştir. Bir parça kağıt veya iğne çatıda kullanılan taşlar arasına sokulabildiği söylenmiştir. Galeri sadece dipte 62 inch (1.6m) genişliğinde ve eğri yüzeyin üzerinde sadece 41 inch (1m) dir.
Büyük galeri, Kralın odasına yol gösterir. Odanın duvarları pembe Aswan granitinden yapılmıştır. Bu odanın içinde kırmızı Aswar granitinden yapılma çok büyük lahitler vardır fakat kapakları yoktur. Kral odasının ebatları 5,2m*10,8m*5,8m dir. Bu odada da Kraliçenin odası gibi havalandırma şaftları vardır. O zamanlar geceleyin gökyüzünün en önemli özelliği Samanyoluydu. Kral odasının güney şaftı Orion Kuşağına, Kraliçe odasının güney şaftı Syrius'a işaret ederken, kral odasının kuzey şaftı kutup yıldızlarına işaret eder. Bu yıldızlar hiçbir zaman gökyüzünde görünmezler. Bu şaftların, önemli yıldızları ölü firavunun ruhunun buldurduğuna dair batıl bir inanç vardı.

Üst odada kireçtaşı bloklardan yapılmış bir çatı vardır. Bu, odanın sıkıntısını çok önemli derecede hafifletir. Bu odalarda sadece yazıtlar bulunmuştur.

Piramidin Çevresi:

Kuzey ve doğu tarafında orijinal kutunun kalıntıları piramitin dışında gözükmektedir. Piramitin tabanından 10 m fazladır. Keops'un Ölüm Tapınağı'nda küçük kalıntılar vardır. Yaylada Nazlat Al-Samma köyünde vadi tapınağından yol gösteren şosenin arasıra meydana getirdiği izlerini zamanla görürsünüz. Bu şose son 150 yıl önce çöktü. Keops Piramidi'nin batısında 3 küçük piramit daha ayakta durmaktadır. Bu piramitler, kız kardeşi ya da hanımı ve diğer 2 kraliçeye aittir.

Büyük piramitin batısında Kral Mezarları vardır. 15 mastabayı içerir. 100 yılın üzerinde kapalı durduktan sonra yakın geçmişte halkın ziyaretine açılmıştır. Burada 4,600 yıllık eski bir kadın mumyası keşfedilmiştir.

Büyük piramidin güney tarafında, Kayık Çukurları ve Müze vardır. 5 kayık çukuru 1982 yılında keşfedildi. Şu an sadece 1 kayık sitededir ve müzede gösterilmektedir. Kayık taşların içine tamamen kapanmıştır. Kayık ip ve çivilerle şaşırtıcı şekilde tutturulmuştur. Kayıktaki amaç yine batıl bir inanca yöneliktir; yaşamdan sonraki yolculuk için planlanmıştır veya Güneş Tanrısıyla birlikte olan seyahat için de olduğu düşünülmektedir. Görüldüğü gibi Keops Piramiti'nin her yanı Eski Mısır'ın batıl ve hurafelerle dolu inançlarının izleriyle doludur.

"http://tr.wikipedia.org/wiki/Piramit"'dan alındı

mathquake

Öncelikle bu foruma girişim, internette Orion ile bir araştırmada sörf yaparken, Orion hakkında gerçeklerden uzak ve bir yerde geyik muhabbetine dönmüş mesajlar nedeniyle olup, kesinlikle "Piramitlerin gizemi" hakkında değildir. Çünkü bu yazıdaki ve bu yazıya verilen yanıt mesajındaki bilgilerin kaynak gösterilerek alıntı oldukları bildirilmiştir.

Şimdi gelelim, geyik muhabbetine dönen "Orion Gizemi"ne.

Bildiğiniz gibi, bu gizem çocukluğunu Mısır'da geçirmiş ve 1979'da da Mısır'ı bir ziyareti sırasında Belçikalı mühendis Robert Bauval tarafından keşfedilmişti. Ancak bu gizemin bilimsel açıklamasına geçildiğinde Bauval'ın bulgularında tutarsızlık olduğu görüldü ve gizem bu haliyle bilim çevrelerinde bilimsel olarak kabul görmedi.

Peki neydi Bauval'ın görüşü?

1979 yilinda Kahire'ye yaptigi bir gezi sirasinda Robert Bauval, üç büyük piramitin hizalanisinda bir gariplik farketti. Ilk iki piramit kösegenlerinden birbirinin tam hizasina yerlestirildigi halde, daha küçük olan Menkaure'nin piramidi, hafifçe sola kaymis gibiydi. Bu muhtesem yapilari yaratabilecek ve ölçülerde asla sasmayacak bir mimariye sahip olan Misirlilarin, üç piramidi ayni çizgi üzerine yerlestirmeyi basaramamis oldugunu düsünmek hiç akla yakin gelmiyordu dogrusu. Bauval, Misir kültürüne, özellikle de dinine merakli biriydi. Bütün antik uygarliklarda oldugu gibi eski Misir'da da tapinaklarin belli yildizlara göre hizalandigini, oriyentasyonlarinin "gündönümü" ya da "ekinoks"lara yöneltilmis oldugunu iyi bilirdi. Misir'da en belirgin ve baskin kült, Osiris kültüydü ve bu tanri, Orion takimyildiziyla simgelenirdi. Bauval bir gün gökyüzünü izlerken, Orion'un merkezindeki en önemli üç yildizin, Alnilam, Alnitak ve Mintaka'nin, ayni Giza piramitlerinde oldugu gibi bir hiza sapmasina sahip oldugunu farketti: Ilk iki büyük yildiz, Alnilam ve Alnitak dogru hizadaydi ama üçüncü ve en küçük yildiz olan Mintaka, hafifçe sola kaymisti digerlerine göre.

Bu bulgu, astronomi destekli yapilan gözlemlerle Giza piramitlerinin Orion Kusagi olarak bilinen üç yildizin yeryüzündeki kopyasi olarak insa edildigini ortaya koyuyordu ve Misir yildiz dinini bilenler için hiç de sasirtici degildi. Hatta bu bulgu 1994 yılında Bauval'ın sansasyonel kitabı "Orion Gizemi (Orion Mystery)"nde yayımlandığı bile şimdiki Mısırlılar'ı şaşırtmamıştı, yani onlar bu bulguyla ilgilenmemişlerdi bile!

Bu, yalnızca "Orion Gizemi"nin keşfinin açıklaması idi ve teorik olarak Giza Piramitleri'nin oturma planının Orion kuşağındaki 3 yıldızın dizilimine göre nasıl tasarlandığı ise Karahan ve Nisan'ın alıntığı yaptığı linkte ([url]The Stars and The Giza Pyramids[/http://www.kolumbus.fi/lea.tedder/OKAD/sky2475.htm]) açık bir şekilde verilmiştir.

Şimdi Bauval ve ekibinin bulguları ile gerçek (olması gereken) bulguları karşılaştırdığımızda şu hatalar ortaya çıkar:

Bauval'ın Bulgusu: Orion kuşağındaki 3 yıldızın kopyası 1. ve 3. Giza Piramitleri'nin merkezlerinden geçen doğrunun Doğu-Batı ekseniyle yaptığı 52.2 derecelik açı altında Zawyet el-Aryan-Abu Rawash hattından (ki bu hat üzerinde 3. piramit de vardır) bakılarak çıkarılmıştır.

Fakat bilindiği üzere, Zecharia Sitchin'e göre, Mısır'daki ilk piramitler Giza Piramitleri idi ve ortada ne Zawyet el-Aryan'daki piramit vardı, ne de Abu Rawash'daki piramit. Ki bu piramitler şimdi tamamen yıkılmış durumdalardır. Belki sonraki Mısırlılar Giza Piramitleri'ni inşa edenleri anmak, dolayısıyla "Master Plan" olarak adlandırılan tasarımını sonrakilere bildirmek için bu yola başvurmuş olabilirler.

İkinci olarak, 1. ve 3. Giza Piramitleri'nin merkezlerinden geçen doğrunun Doğu-Batı ekseniyle yaptığı açının şimdiki ölçüsü ArcTan[9/7]=52.12501635 derecedir, 52.2 derece değil.

Özetle, bu bulguda güzel yaklaşımlar var ama hatalar da var.

Oysa Bauval derinlemesine çözüm isteyen bu bulguyla uğraşmak yerine şu çalışmayı yapsaydı, ki bulgusuna katılıyorum, bilimsel olarak kabul görürdü:

1. Giza Piramitleri'nin Merkezleri Arasındaki Uzaklıklar: Petrie'ye göre,

|G1G2|=Karekök[13931.6^2+13165.8^2]=19168.40546 İnç=486.8774986 M~486.88 M
|G2G3|=Karekök[15170.4^2+9450.2^2]=17873.08916 İnç=453.9764647 M~453.98 M

Jim Alison'a göre,

|G1G2|=Karekök[638.5^2+675.5^2]=929.5065895 Kübit=486.8844040 M~486.88 M
|G2G3|=Karekök[458.25^2+735.75^2]=866.7878200 Kübit=454.0317152 M~454.03 M

("Based on Petrie's measurements, John Legon diagrammed the relative positions of the three main pyramids at Giza as follows:" ifadesinin altındaki 13. resim)

sonuçları elde edilir (Bkz. [url]PROPOSED DESIGN SPECIFICATIONS FOR THE GREAT PYRAMID AND FOR THE SITEPLAN OF THE GIZA PLATEAU[/http://home.hiwaay.net/~jalison/Art3.html], JIM ALISON.)

Şimdi bu bulgulara göre merkezlerarası uzaklıkları birbirine k=|G1G2|/|G2G3| için oranlarsak,

(1)   k1=|G1G2|/|G2G3|=(486.88 M)/(453.98 M)=1.072(470153)
(2)   k2=|G1G2|/|G2G3|=(486.88 M)/(454.03 M)=1.072(352047)

sabitlerini buluruz.

2. Orion Kuşağındaki Alnitak, Alnilam ve Mintaka Arasındaki Uzaklıklar: Giza Piramitleri'nin 1-1 eşleştiği Orion kuşağındaki Alnitak, Alnilam ve Mintaka arasındaki şimdiki uzaklıklar visual (çıplak) gözlemle veya çekilen bir resimde AutoCad kullanılarak veya da astronomik hesaplarla ölçüldüğünde yaklaşık olarak k3=0.98 değeri elde edilir.

Son olarak, k1 ve k2'den elde edilen sabiti k1=1.072 olarak ve k3'ü de k2=0.98 olarak alırsak, demek ki Orion kuşağındaki yıldızlararasındaki uzaklıklar değişimi k1-k2=0.092=%9.2 imiş ve bu sonuç da Orion'daki yıldızların yörünge yönünde 10.000, 20.000, 30.000,... yıl gibi büyük zaman dilimlerindeki bozulmaları gözönüne alındığı takdirde son derece doğal bir olaydır.

Burada bütün mesele Orion kuşağındaki Alnitak, Alnilam ve Mintaka arasındaki uzaklıkların Giza Piramitleri'ndeki uzaklıklarla aynı veya çok yaklaşık olduğu anı astronomik olarak tespit etmektir ama, bu iş gerçekten de çok zordur. Bu eşleşme tarihi size Giza Piramitleri'nin yapıldığı yılı ya da inşasında kullanılan çok özel bir tarihi verecektir. Tıpkı Aslanlı Horoskop'taki gibi.

Sözkonusu bu tarih Bauval'ın araştırmasında M.Ö. 10450 çıkmıştı ve buradaki çalışmayla da muhtemelen buna yakın bir tarih ortaya çıkacaktır.

mathquake

Mathquake'in Bulgusu: Giza Piramitleri'nin inşaasında kullanılan veya inşa edildiği tarih, Orion kuşağındaki bu piramitlerle eşleşen Alnitak, Alnilam ve Mintaka yıldızlarından oluşan üçgen ile Giza Piramitleri'nin merkezlerinden oluşan üçgenin benzer olduğu andır. Bu benzer üçgenlerdeki ardışık 2 kenarın uzunlukları oranı k=|G1G2|/|G2G3|=1.072 veya buna çok yakın olmalıdır.

Sözkonusu bu bulgu 2. Giza Piramiti'nin önündeki Büyük Sfenks ve, varsa, diğer verilerle tam olarak doğrulanacaktır.

İşte Bauval bu çalışmayı yapmadan doğrudan Giza Piramitleri'nin kopyasının nasıl çıkarıldığıyla uğraşmıştı. Ama gerek onun bulgusu olsun gerekse buradaki bulgu olsun, bu tarih muhtemelen M.Ö. 10.000'lerdeki bir tarihe denk gelecektir.

Bu konuda "Piramitler M.Ö. 2500'de İnşa Edilmedi (Pyramids NOT built in 2,500 B.C.), http://ancientx.com/nm/anmviewer.asp?a=109&z=1) sayfasına bakıp gerekli bilgileri alabilirsiniz. Bu sayfanın girişinde bir de video mevcut. Biraz İngilizcesi olanlar bu videodan gerçeklere ulaşabilir.

10,000 B.C. / M.Ö 10,000 Filmi

Film; D’leh ismindeki genç bir avcının aşık olduğu Evolet isimli şahısın bir savaşçı grup tarafından kaçırılıp, D’leh’in onu kurtarmak için onun peşinden gitmesini konu alıyor. Adından da anlaşılacağı üzere film Milattan Önce 10,000 senesinde geçiyor. Sene bu kadar eski olunca ortalıkta mamutların, sivri dişli kaplanların cirit atması çok normal.

Kaynak: http://www.saluteblog.com/10000-bc-mo-10000-filmi

mathquake

Hayır. Aslında burada size verdiğim bilgiler özetin de özetiydi. Çünkü bu konu şimdiye kadar dünyanın çözülmesi imkansız konularından birisi olarak kalmıştı ve bu gidişle de öyle kalacak gibi görünüyor. Ama bak, Mathquake sizin için neler yaptı. Ancak bundan da önce bizi birbirimize bağlayan şu sözümü nakletmem gerekiyor:

"Kültür bizi birbirimize bağlayan tek hayat damarıdır", Mathquake.

Not: Diğer damarların kopmasından kesinlikle Mathquake sorumlu tutalamaz. Bu arada, ne yapıp edin, "10,000 B.C. / M.Ö 10,000" filmini mutlaka seyredin. Çünkü orada da sizi bir başka sürpriz bekliyor.

Diğer yandan, bu çalışmalara bakarken size küçük ama çok önemli bir uyarım olacak: Her şeyden önce, kültürü zayıf olanlara burada yazdığım şeylerin hiçbir kıymeti harbiyesi olmayabilir ama, kültürü yüksek olanlara neler olduğunu en başta kendi üzerimden biliyorum.

Şimdiden herkese iyi, hoşça ve kültürlü vakitler diliyorum.

Orion’un 13 Milemyumluk Tarihi Kayıtları (http://members.lycos.co.uk/gizapyramids/Orion13/Orion13.htm)

Mathquake, 04.04.2008, 01:00.

Orion Gizemi’nin bugüne kadar bilinen ve bilinmeyen sırları bu çalışmada toplandı. Bu gizemi çözmek için araştırmalar derinleştikçe, bilim adamlarının karşısına çok daha farklı gizemler çıkıyor. Bauval ve ekibinin 10 yıllık araştırmalarının sonuçlarıyla birlikte gözden kaçan bir noktayı da içeren bu çalışma, Giza Piramitleri’nde son noktayı koyuyor. Tamamen bilimsel bulgularla donatılmış bu çalışmaya göre, Antik Çağ’daki insanlar (nasılsın Arşimet amca?) neden çözümü o sıralarda imkansız olan bu bulmacanın peşinde koştular ve neden çalışmalarını açıklamaktan kaçındılar? 1000’lerce yıl önce yaşamış insanlar için Orion’un önemi neydi ve neden bu yıldız takımına bu kadar önem veriyorlardı? Yoksa Orion’da bir şifre mi saklı? Yeni Dönem firavunlarından Senenmut neden Orion Kuşağı altında görülürken resmedildi? Acaba 1610’da Orion Kuşağı ve Kılıcı’nı elle bir kağıda çizen Galileo, idam sehpasına giderken, “Beni assanız da, kesseniz de dünya dönüyor” sözüyle çağdaşlarını küplere bindirirken, bir başka keşfiyle şimdikileri de delirtebileceğini tahmin edebiliyor muydu?
Ve daha birçok sorunun yanıtı başlıktaki çalışmada!

ejder

ilgisini çekenler için şu kitabı öneririm kayıp kıta mu diye bir kitap hepsini okuyamadım ama bununla ilgisi var sanırım ATATÜRK'ÜN ölmeden önce türkçeye çevittirdiği bir kitap bunlarla ilgisi olduğunu düşünüyorum ama hepsini bitirmediğim için kesin bişeyler söyleyemeyeceğim



mathquake

Hayır, yolun başında değil sonundayız. Çünkü senin de (bitlerprensi) burada layıkıyla dile getirdiğin gibi ne yazık ki bize verilen ve şu anda da devam eden eğitim ve, tabii ki varsa, öğretimin dünya ölçeğinde hiçbir kıymeti harbiyesi, diğer bir deyişle geçerliliği yok.

Peki hiç düşündünüz mü bu eğitim-öğretimin neden dünya ölçeğinde geçerliliği yok? Sözde Batı'dan eksiklerimizi alıp önce 2 ayağımızın üzerinde duracaktık, sonra güya onları sollayıp geçecektik. Kim bu aptallığa inandı? Kim bu aptallıkla dünyaya açılmayı düşündü? Ve en önemlisi de, bu şekilde nereye gideceğinizi düşündünüz?

Ben kendi payıma bu özeleştiriyi yaparsam; ne yazık ki eğitim-öğretimin hangi kademesinde olursam olayım, ki üniversiteli olmanız bile gözünüzün açılması için yeterli değil, bırakın dünya ölçeğinde yetişmeyi, varolan gerçeklerden bile habersizdim. Yani bizi öyle bir yetiştirmişler ki; benim üzerimde bu sonucu çıkaran bütün herkesi teker teker tebrik ederim. Ama diğer yandan maymunun gözü bir yerde açılacaktı, değil mi!

Peki bu nasıl olacaktı?

Bu durum kişiden kişiye değişmekle birlikte, bendeki değişme (doğru yayınları takip etmek şartıyla) kütüphanelere gitmekle, internette sörf yapmakla, özetle bol bol kitap okumakla ve kültür neredeyse oraya gidip takip etmekle yavaş yavaş başladı ve bu giderek artan hızda devam ediyor. Tabii ki bu değişim sizde nasıl olur bilemem ama, bir yerden başlamanız gerekli. Yoksa kendi treninizi kaçıracaksınız!

Öyle "Ali gel, topu at!" tekerlemesiyle, hele hele bu berbat medyayla (basın, TV ve diğer yayınlar) bu meselelerin altından kalkmak mümkün değil. Bu konuda söyleyebileceğim tek şey, ilgili kaynakları araştırıp okuyun, sonra bilgilerimizi buradaki gibi ortaya döküp neyin doğru neyin yanlış olduğuna hep birlikte bakalım.

Şimdi size son derece basit bir örnek vereyim: Bize ilkokuldan beri öğretilen bir dik üçgenin kenarları arasındaki  "Pisagor Teoremi" gerçekte ne idi? Yani bu teoremi ilk bulan ya da keşfeden kişi Pisagor mu idi?

Ne yazık ki kaynaklar bu teoremin Pisagor'dan çok ama çok önceleri varolan Babilliler, Mısırlılar ve diğer eski uygarlıklarca bilindiği söyler bize.

İşte size bu örnekten çıkan güzel bir soru: Peki gerçek bu iken neden bize teorem bu isimle söylendi?

Aynı şey diğer bilgilerimiz için de geçerli olabilir mi? Yani, gerçekte biz kendimizi eğitiliyor sanıyorken, ki burada hayvan eğitiminden değil insan eğitiminden söz ediyoruz, aldatılıyor olabilir miyiz?

Yanıt: EVET!

mathquake

Hadi bakalım, piramitçiler! İşte size yeni bir çalışma daha.

Çalışma Adı: Heyecan Veren Bir Keşif: Altın Bir Dikdörtgenin Büyük Piramit’teki Kral Odası’nın Şaftlar Geometrisine Göre Bulunması.
Kaşif: Mathquake, 24.05.2008, 23:00.
Link: http://members.lycos.co.uk/gizapyramids//GPMI/EKLER/BP/Heyecan%20Veren%20Bir%20Kesif.htm.

Bu arada bu çalışmayla birlikte geçimişinizi de tekrar bir gözden geçirirsiniz. Buna günümüzün moda deyimiyle "Think again! (Yeniden Düşün!)" mü diyorlardı, ne!

mathquake

Arkadaşlar, aslında bu piramite hiç de yabancı değiliz. Çünkü bu piramit ve piramiti yaptıran Eski Krallık, 4. Hanedanlık'a mensup Radedef ya da diğer adıyla Djedefre'in hakkındaki bilgiler Zecharia Sitchin'in "Gökyüzüne Merdiven" adlı kitabının "Bölüm 13: Firavun Adıyla Oynamak" adlı bölümünde kısa da olsa verilmişti.

Radedef hakkında fazla bir bilgiye sahip değiliz. Kaynaklar bu firavunun Eski Krallık, 4. Hanedanlık'a mensup, Khufu'nun büyük oğlu olarak M.Ö. 2528-2520 (bu tarihler kesin değil) yılları arasında 8 yıl hüküm sürdüğünü söyler.

İşte bu bilgilerin dışında pek fazla bir bilgiye sahip değiliz Radedef hakkında. Bu nedenle pek çok kaynaktaki "Mısır Kralları Listesi"nde onun adını görmek mümkün değildir. Peki ama neden? Herhalde onun hakkında fazla bir bilgiye sahip olmadığımızdan dolayı, ama bu unut(ur)ma diğerleri gibi onun da adının silinmek istenmesinden dolayı olsa gerek.

Her neyse, bu konuda şu günlerde yeni bulgulara ulaşılmakta ve bu gidişle Radedef tarihteki yerini alacak gibi görünüyor!

Bir başka ilginç nokta ise, Radedef'in hüküm sürdüğü yıllarda hazır Giza Piramitleri'ne el koymak varken, bu piramitlerin kuzeybatısında kalan bir tepeye kendi adına bir piramit yaptırmak istemesidir. Bu tepe, Giza Piramitleri'nden 8 KM uzaklıkta ve 80 M yükseklikte hakim bir yerdir. Yani buradan Giza Piramitleri çok rahat bir şekilde görülmektedir.

İşte size buradan çıkan çok zor bir soru: Peki ama niçin babasının seçtiği yer yerine Giza'dan uzak bir yerde, hem de bir tepeye piramitini dikmek istedi, Radedef?

Not: Bu soru History kanalında 23 Haziran 2008, saat 21:00'de prömiyer gösterimde sunulacak "THE LOST PYRAMID" programı için de sorulmaktadır ve bilenlerin teorilerini öne sürmeleri beklenmektedir. İsteyen bu soruya hemen "Tartışmalar (Discussions)" bölümüne hemen girerek yanıt verebilir.

Sitchin, bu soruyu şöyle yanıtlamaktadır: "En basit açıklama Giza'nın zaten 3 eski piramit ve Khufu tarafından yakınlarına dikilen uydu yapılar tarafından çoktan doldurulmuş olmasıydı..."

Abu Rawash'taki Radedef'in piramiti, çekirdeğiyle birlikte tabandan yükselen 20 taş sırasıyla bitirilememiş (tamamlanmamış) bir piramit olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Bu tür piramitlere "Tamamlanmamış Piramit" denilmektedir. Örnekse Abu Rawash'taki piramit ile Zawyet El-Aryan'daki piramit.

Radedef'in başarısızlığına tanık olan bir sonraki firavun Khefra'dır. O Khufu'nun çözümünü tercih etti. Bir piramit diktirme zamanı geldiğinde kendisini zaten Giza'da hazır duran 2. piramit ile ilişkindirmek için çevresini kendi tapınak ve uydularıyla donatmakta bir sakınca görmedi. Bu arada, bu piramitin önündeki Büyük Sfenks'in onarımını kendisinin mi yaptırdığı, yoksa Radedef'in yaptırdığı belli değil! Bildiğiniz gibi, Büyük Sfenks, altı bir hayvan ve başı bir insan (ki muhtemelen onu onaran firavuna benzer) olan ama ezoterik anlamı çok derin olan bir semboldür. Onun arkasından gelen Menkaure ise geride kalan tek boş piramit ile, 3. piramit ile kendisini ilişkilendirdi.

Böylece Giza'daki hazır duran 3 piramite bu şekilde el konulunca onları izleyen firavunlar da piramitleri zor olan yolla yani onları inşaa etme yoluyla elde etmeye mecbur kaldılar...

mathquake

Öncelikle Son Tango, bu iş senin düşündüğün gibi basit değil. Yani işin içinde yalan da var ama, daha çok bilgisizlik. Çünkü elde belge ve bulgu olmayınca ortaya böyle bir garip durum çıkıyor ve bu tür yorumlar doğal olarak yükseliyor.

Şimdi bu piramit hakkında History (Tarih) kanalında 23 Haziran 2008 tarihinde, saat 21:00'de özel bir gösterimle girecek "Kayıp Piramit (The Lost Pyramid)" adlı programının tanıtım bilgilerinden anlaşılacağı üzere, bu piramite "4. Giza Piramiti" gözüyle bakılıyor. Peki 5. Giza Piramiti var mı diye düşünürseniz, o da var: Nasıl ki Abu Rawash'taki bu piramite 4. Giza Piramiti gözüyle bakılıyorsa, Zawyet El-Aryan'daki piramit de "5. Giza Piramiti" olarak düşünülebilinir. Fakat eldeki bulgulara göre (ki özellikle ünlü oryantalist Zecheria Sitchin'e göre. Çünkü o bu iş için yalnızca 25 yılı aşkın bir süreyi araştırmakla geçirmişti. Ve ona bu konuda yanlış bir şey söylendiği zaman herhalde nasıl bir karşılık vereceği açıkça anlaşılmaktadır. Hatırlarsanız; Apollo sefereleri hakkında belgesel bir film çeken bir araştırmacı Edwin Aldrin'e Apollo 11'in Ay'a indiğine dair İncil'e el basarak yemin etmesini istemişti de, Aldrin bu araştırmacıyı bir güzel pataklamıştı. Ben şahsen Zekeriya amcamın (Zecheria Sitchin) böyle bir şey yapabileceğini sanmam ama, çok iyi olduğu bu konuda onu yanlışlamaya çalışmak herhalde onun kızdırmak gibi bir şey olur), bunlara 4. ve 5. Giza Piramiti demek mümkün değil; daha doğrusu, yanlış olur.

İşte, oradan buradan yanlış bilgi aktarmaktansa sizi çok şaşırtacak bulgular:

Mısır'da bir firavunun eşine ait olduğu sanılan 4500 yıllık piramidin temeli bulundu.

4500 yıllık temel, Kahire'nin 20 kilometre güneybatısındaki Ebu Ravaş bölgesinde bulundu. Mısır Eski Yapıtlar Yüksek Konseyi, piramidin, Mısır'ın başkenti Kahire'nin 20 kilometre güneybatısındaki Ebu Ravaş (Ebu Rawash) bölgesinde bulunduğunu bildirdi. Konsey Başkanı Zahi Hawass, piramitin, IV. Firavun hanedanından, 4500 yıl önce üvey kardeşini öldürerek tahta geçen ve 8 yıl tahtta kalan Djedefre'nin eşlerinden birine ait olduğunun sanıldığını belirtti. Hawass, arkeologların piramidin temelinde Keops'u simgeleyen hiyeroglifler bulduğunu da kaydetti.

Mısır'da İsviçreli arkeologlar kazı çalışmaları sırasında bir piramit daha buldu.

4 bin 500 yıllık olduğu belirtilen piramit, 4. hanedandan Firavun Redjedef'e ait. Yeni piramit, başkent Kahire yakınlarındaki başka bir piramit üzerinde yapılan kazılar sırasında tesadüfen keşfedildi. FİRAVUN Keops'un yaptırdığı dev Giza piramidinin yakınında bulunan yeni piramidin, Keops'un gelinine ya da kızına ait olduğu tahmin ediliyor. İÖ. 2680 - 2560 yılları arasında inşa edilen yeni piramitte, mumyalanan ölülerin organların saklandığı mermer bir kavanoz ve kireçtaşından lahit bulundu.

Sözkonusu burada geçen Djedefre'nin piramitine ait özellikler şöyledir:

DJEDEFRE PİRAMİDİ

Orijinal Adı : Djedefre’nin yıldızlara ait büyük yükseltisi.
Orijinal Yükseklik: 67 m / 223 feet
Taban Uzunluğu : 106 m / 353 feet

Keops’un oğullarından biri olan Djedefre’nin piramidi, Giza’nin kuzeybatısında 8 km uzaklıkta bir kaya yükseltisi üzerinde durmaktadır. Her ne kadar 8 yıldan çok daha az bir hükümdarlık sürmesine de, piramidin inşaatını tamamlamıştır. Piramit vaktinde inşa edilmemiştir. Gizli araç gereçlerle bitirilmiştir. Bugün, Djedefre Piramidi’nin sol tarafında sadece bir taş yığını vardır. O granit yüzlü bir piramit yapmayı ve bunu da başarmayı niyet etmiştir. Bunu da başarmıştır.

Kaynak: Bu ve diğer piramitler hakkında kısa bilgilerin bulunduğu "MISIR MEDENİYETİ" kaynağına bakınız.

mathquake

Arkadaşlar, http://members.lycos.co.uk/gizapyramids adlı siteme girip başlıktaki çalışmaya bir bakınız. Tek kelimeyle müthiş bir çalışma. Ama tabii ki buradaki müthişliğin daha çok bu işten anlayanlar için geçerli olduğu ve diğerlerinin de hisselerine göre pay aldıkları görülmektedir. Bu nedenle diğer arkadaşlarımızın da yetişmek için, hiç olmazsa yeni bir şeyler adına, ne yazık ki bizim (araştırmacılar) gibi çok çalışması ve araştırma yapması gerekir.

Sizi temin ederim ki; araştırın ve internetin altını üstüne getirin, arkadaşlar. Çünkü bu tür konularda Türkçe kaynak yok denecek kadar az. Hem bu sayede bizler de sizin sayesinizde bir şeyler öğreniriz.