23.05.19/07:07

Neden tüm teröristler Müslüman'?

Başlatan torq, 29.10.06/22:17

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

torq

29.10.06/22:17 Son düzenlenme: 06.06.08/13:55 cosinus78
Neredeyse tüm Müslümanların terörist olduğu inancını İsrail'in toprak sevdası ve ABD'li yeni muhafazakârların petrol hırsı yarattı. Siyonistler ve muhafazakârlar yeni İslamcıların Batı'yı tehdit ettiğini savunup terörle İslam'ı bir tuttu; medeniyetler çatışmasının tohumlarını attı


"Her ne kadar bütün teröristlerin Müslüman olmadığı doğru olabilirse de,
ki muhtemelen de öyledir, neredeyse bütün teröristlerin Müslüman olduğu da
bir gerçektir."
İsrail'in BM temsilcisi Dan Gillerman, 7 Mart 2006
Şahİd Elam 29/10/2006
Terörizm uzunca bir süredir İsrail ve ABD'nin, emperyalist arzularının önünde engel gördükleri İslam devletleri ve halklarına karşı yürüttükleri savaşlarda kullandıkları başlıca şeytanlaştırıcı söylemin alameti farikası durumunda.
Bu söylemin öncülüğünü İsrail yaptı. Muazzam bir propaganda sayesinde Siyonistler Filistin direnişini terörizmle eşdeğer kılmayı başardı. Bu propaganda İsrail'in kendisi de dahil hiçbir Batı ülkesinde ABD'deki kadar başarılı olmadı. Liberal Amerikalıların büyük kısmı ve bazı solcular Filistinli teröristlerin İsrail'in varlığını tehdit ettiğini savunup durdu.

Yeni İslamcılar iyi bahaneydi
Mısır'ın Camp David'de teslim alınmasının ardından İsrail daha da büyük ihtirasların peşine düştü. Fas'tan Pakistan'a uzanan o ilk baştaki Pax İsrail hayali artık ulaşılabilir görünüyordu. Sadece, bölgede ve bilhassa İran'da yeni yeni ortaya çıkan İslamcı güçler İsrail'in önünde engel teşkil ediyordu.
Yeni doğan İslamcılar İsrail için hem bir meydan okuma hem de fırsat oluşturuyordu. İsrail İslamcıları Batı medeniyetinin hayatta kalmasına yönelik bir tehdit olarak resmedebilirse, Amerikalı seçmenler de İsrail'in İslamcılara karşı savaşına destek vermeye veya daha da iyisi, bu savaşı sahiplenmeye yöneltilebilirdi.
Bütün bunlar Ortadoğu petrolünün Amerika'nın siyasi seçkinlerinin gözündeki cazibesini küçümsemek anlamına gelmiyor. ABD dünyanın yegâne süper gücü olsa da, görece ekonomik konumu bir süredir düşüş halindeydi. ABD ekonomik gerilemeyi tersine çeviremese de, dünyanın Körfez'deki petrol vanasının kontrolünü ele geçirerek iktidarını pekiştirebilirdi. Avrupa ve Çin, petrol vanasının ABD'nin elinde olduğunu bilirlerse ehlileştirilebilirdi.
Bu eğilim güçlüydü, fakat riskler de taşıyordu. Dahası bir demokraside bir başka engel daha vardı. ABD kamuoyu böylesine büyük ve riskli bir savaşa direnirdi. Bu yüzden de Amerikalıların, Batı'ya, bilhassa da ABD'ye saldırmak ve onu yıkmak için bir araya gelen yeni İslami güruhların korkusuyla büyülenip savaşa hazırlanması gerekecekti.
İsrail, Siyonistler ve onların ABD'deki yeni muhafazakâr müttefikleri bu korkular üzerinde çalışmaya başladı. Batı'nın, dinlerini kâfirlere kılıç zoruyla kabul ettirmeyi amaçlayan fanatik Müslümanlara dair eski saplantısını diriltmek çok da zor olmayacaktı. Fakat bu kadim korkuların belli bir yenilenmeye de ihtiyacı vardı. Siyonist ve yeni muhafazakâr düşünürler İslam'ı anti-modernist, özgürlük karşıtı ve kadın ve azınlık haklarına düşmanmış gibi tasvir etmek için kolları sıvadı. Diğer bir deyişle Müslümanlar, Batı değerleri ve iktidarının nihai ve geri döndürülemez zaferinin önündeki son engeldi.
Hepsi bu kadarla kalmadı. Siyonistler Müslümanların Batı'nın hayatta kalmasına yönelik aktif ve büyüyen bir tehdit olduğunu da savundu. İslam bayrağı altında toplanan yeni güçler Batı'ya saldırmaya kararlıydı. İsrail sadece onların en yakın hedefiydi. İsrail'i yok ettikten sonra gerçek hedeflerine, yani ABD ve Avrupa'ya yöneleceklerdi. Amaçları, Batı Hıristiyanlığına İslam yasasını dayatmaktan başka bir şey değildi. En önemlisi de, Siyonistler sürekli olarak İslamcıların Batı ekonomilerini yıkmak için terörü kullanacakları, İsrail'e karşı da aynı taktikleri izliyorlardı, uyarısında bulundular.
Bu strateji hedefine ulaşmayı da başarıyordu neredeyse. Ulusal cephede Amerikalılar İslam'ın moderniteye, özellikle de Batı ve ABD'ye yönelik düşmanlığı konusunda dolduruldu. Uluslararası cephedeyse ABD ve İsrail, Filistinlilere, Lübnanlılara, Iraklılara ve Afganlara açılan açık savaşlarla, İran, Suriye ve Pakistan'a karşı yeni savaş tehditleriyle İslam dünyasına yönelik kuşatmayı el birliğiyle derinleştirdi.

Terör işlerine geldi
Bu vahim şartlar altında küçük Müslüman grupları kendi hükümetlerinin baskısına ve yozlaşmışlığına karşı mücadele eden ana İslami hareketlerden koptu. Bu gruplar, İsrail ve ikiyüzlü tiranlıkların arkasındaki gerçek güç mahiyetinde 'uzak düşman' saydıkları ABD'ye karşı saldırıları savundu.
Söz konusu gruplar 1990'ların başında terör saldırılarına başladığında, Siyonistler, yeni muhafazakârlar ve diğer sağcı gerici gruplar bekledikleri şeyi elde etmiş oldu. Onlara bakılırsa, İslami teröristlerin, İslami köktendincilerin, hatta bütün İslam dünyasının meşum tasarılarının kanıtı işte buydu. Siyonistler Amerikalılara 'uyanın' demeye başladı. '1948'den bu yana bize saldıran İslami teröristler, şimdi size saldırıyor. Ayrı terörist güruhla karşı karşıyayız. Aptal, onun adı da İslam dünyası.'
Böylece Kaide'den 19 hava korsanı İkiz Kuleler'e saldırdığında, İslam ve terörizm arasında zorunlu bir bağ kurma çabaları da yenilendi. Bazı sesler bütün Müslümanların terörist, en azından potansiyel terörist olduğunu iddia ediyordu. ABD yönetimi henüz o kadar ileri gitmiyordu. İslam'a değil, İslami teröristlere savaş açtığını öne sürüyordu.

Gerçek plan: Yeni Ortadoğu
Ancak ABD yönetiminin 11 Eylül'den sonra yaptıkları tam ters mesaj verdi. İslamcılara karşı çıkan ve 11 Eylül'ün tertipçileriyle bilinen hiçbir bağı olmayan laik bir Arap hükümetine sahip Irak'a savaş açtı. İsrail'le Filistinliler arasında dürüst arabulucu rolü oynama taahhüdünü bir kenara bıraktı. Suriye ve İran'da 'rejim değişikliği'ni tetikleyecek planlara girişti. ABD'nin Ortadoğu'daki niyetleri, bölgeye 'demokrasi' getirme planı biçiminde özetlendi. Gerçek plansa, (aslında İsrail'in bölge için yaptığı stratejik planın uzun süredir bir parçasıydı bu) Ortadoğu'nun haritasını tekrar çizmekti.
Medeniyet savaşının ABD'deki yandaşları azla yetinmek niyetinde değildi. Tam olarak istediklerine ulaşamamışlardı. İslam dünyasına karşı topyekûn, açık bir savaş istiyorlardı. ABD'nin İslam'ı terörizmle, Müslümanları da teröristlerle eş tutmasını istiyorlardı. Batı'yı kendi evleri sayan Müslümanları kovmak veya toplama kamplarına kapatmak istiyorlardı. Müslümanlara işkenceyi ve onların süresiz gözaltında tutulmasını yasallaştırmak istiyorlardı. Aslında, İslam'a karşı savaşta gerekli bir araç mahiyetinde kendi özgürlüklerinin kaybını kutluyorlardı.
İsrail, Siyonistler ve yeni muhafazakârlar mütemadiyen ABD'yi İslam'a karşı topyekûn savaş açmaya zorluyor. Açıkça, gizlice ve yalan söyleyerek çalışıyorlar. İdeolojik cephede hedefleri bütün Müslümanları terörist olarak tanımlamak. Buna dair başarı da ufukta belirdi gibi.
Birçok Amerikalıyı bütün Müslümanların terörist olduğuna değilse bile, bütün teröristlerin Müslüman olduğuna ikna etmiş durumdalar.

Yeni bir ölümcül savaş geliyor
Hassas bir fark bu, bir fark varsa tabii. Bütün teröristler Müslüman'sa ve iyileri kötülerinden ayıramıyorsak, o zaman 'iyi Müslümanlar'ın lehine düşünme hakkı vermeye tahammülümüz olabilir mi? Batı hayatını, böylesine ince, hassas bir ayrıma bağlayarak riske atabilir mi?
Bütün teröristlerin Müslüman olduğu ithamı, bütün Müslümanlara karşı savaşın adı konulmamış halidir. Bu denklemin yanlışlığının bir önemi
yok. Saddam Hüseyin'in kitle imha silahına sahip olduğu iddiası da yanlıştı; 11 Eylül saldırganlarıyla ilişki kurduğu da. Fakat bu yalanlar Irak'ın işgal edilip harabeye çevrilmesi için kullanıldı. Eğer bu yeni yalan galebe çalarsa İslam'a karşı savaşın gerekçesi olacak ve 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki en ölümcül savaş yaşanacak. İntikama kandırılmış Amerikalılar, 21. yüzyılın İslamofaşistlerini yenmek ve İslami terörizmi ortadan kaldırmak için verilecek savaşının arkasında kararlılıkla duracak. Bu savaş sona erdiğinde, bir başka Amerikan asrının şan ve şerefinin keyfini sürebilirler.

(Muhalif internet gazetesi, Northeastern Üniversitesi'nde ekonomi profesörü, 24 Ekim 2006)

data_grrr

sıradan amerikalının zihninde "müslümanlar pislik" gibi bir algılama zaten vardı
(kendi deneyimlerime dayanarak söylüyorum tabi bunu)
şimdi de pislikten terörist çıkartıyorlar...
iyi-kötü ayrımı yaptıklarını pislik ve terörist yargılarını göz önüne alırsak düşünmek naiflik olur

yani o tarafta "tüm teröristler müslüman"dan da öte durum.. "tüm müslümanlar terörist" demeye gelio durum

zaten papa da bu konudaki görüşünü açık bir dille anlatmıştı

karar vermişler gibi..farketmemek mümkün değil..
yazık yani.. bunun soğuk savaş gibi bir çözümü de yok.. çünkü karşılarında bir devlet yok.. 'terörist' var.. ortada savaş bile yok hatta.. bi kaç yüz milyar dolarlık anti-terör timleri..ordu bile değil.











nihilast

Alıntı yapılan: Blöf - 29.10.06/22:32
Çünkü zavalli koyunlari kesen ve bunu bayram ilan edebilenler ancak terörist olabilirde ondan!


Mükemmel!

Sapiens

neredeyse tüm müslümanların terörist olması da ne demek
1.5 milyar ın neredeysesi ne kadar yapr ,kaç kişi yapar
1,5 milyar müslüman  ortak haraket edebiliyor olsaydı
terör ün amerika ve israil tarafından yapıldığını görebilirdik


her neyse



denge

29.10.06/23:47 #4 Son düzenlenme: 29.10.06/23:57 denge
Amerikan hikayesi...

Amerika birgün düşman kaybına uğradı, çok üzüldü... Kadim düşmanı Sovyetler çökünce ve Çin de artık elini eteğini ideoloji işlerinden çekip kendini dünya ticaret hayatına atınca yalnız hisseti alemde kendini. Artık hayat gerçekten çok can sıkıcı olmuştu... Yeni düşmanlar bulup gönlünü eğlendirmek zorundaydı. Aradı, aradı...ama bulamadı... Ne yapsın  o da  birgün ikiz kuleleri uçurmaya karar verdi. Ve kendine yeni bir kavram icat etti; "terörizm", haa bir de "haydut devletler". Aman Allah'ım kulağa ne kadar da hoş geliyordu! Bu serseri ülkeler dünyanın "kara delikleri" olmalıydı. Tüm dünya bu boşluklara bakmalıydı, çünkü seyirci olmadan oyun oynamanın da bir anlamı yoktu... Ve kendini "süpergüç", hatta  haydut devletlere karşı bir "koruyucu melek" ilan etti. Somali'ye, Bosna'ya, Afganistan'a, Irak'a koştu... Sonra güvenliğin külfetli bir iş olduğunu anladı ve süpergüç haraç istemeye başladı... Bir müddet sonra bu işten acayip zevk aldı, masrafını çıkardıktan sonra geriye kalan karda bayağı tatmin ediciydi aslında... Ve O da daha çok "güvenlik ihraç etmek" için, daha çok "kriz bölgesi" ilan etmeye başladı... Şimdilik sıkılmıyordu...

data_grrr

30.10.06/00:09 #5 Son düzenlenme: 30.10.06/00:19 data_roze
bi de neden budist bir 'terörist' yok.. yoksa var da ben mi bilmiyorum? taoist te olabilir.. taocu bombalama sanatı.. nie yoktur.. mantıklı aslında blöfün kurban bayramına getirmesi sözü...

bi de buradan hristianlığa bağlarsam.. şimdi onlarda da yanak çevirme olayı var.. yani sırf bu yüzden din aklanmış mı oluyor.. sırf bu 'salak' kurala itaat etmiyorlar diye hristiyan terörist demek garip mi oluyor..

yaw aslında saçmalık hepsi.. bence dünya şu haliyle satanizme dönse daha mantıklı olur..

son tango

Alıntı yapılan: nihilast - 29.10.06/23:26
Alıntı yapılan: Blöf - 29.10.06/22:32
Çünkü zavalli koyunlari kesen ve bunu bayram ilan edebilenler ancak terörist olabilirde ondan!


Mükemmel!


nesi mükemmel?

Sapiens

bu koyunları kesmekten bahseden sayın forumdaqşımız eğer et ve et ürünleri yemiyrolarsa ve yine deri ve deri ürünlerini hiçbirşekilde kullanmıyorsa elinden öperim helal olsun derim ama et yiyen biriyse deri kullanıyorsa

çelişkidesiniz derim veya potansiyel teröristsiniz dikkat ediniz derim

son tango

zengin sınıfı yakmadılar blöf..dün pederle konuşuyoz_90 yaşında_babasını anlatıo,savaşa gitmiş..ermenilere..''olm,ya onlar beni vurcaktı ya ben onları''demiş..yani kimse ermeneleri mazlum yapmasın..iç savaş çıkmış,adamlar fırsat bu fırsat diip isyan bayrağını açmışlar sora da ebeleninkini görmüşler,durum bundan ibaret..soykırım diil,sadece isyanlarının sonuçları..

mak1

nedenmi A.B ve  ABD oyunu hale Müslümanlardan korkuyorlar Müslümanların ilerlemesini istemiyorlaristemiyorlar