16.07.19/22:23

Mezhepler

Başlatan Narcotic, 15.08.04/19:41

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

deniz

# Mezhepler iki türlüdür: fıkıh mezhepleri ve itikadî mezhepler. İtikadî mezhepler arasındaki farklar daha keskindir. Dört fıkıh mezhebi var: Hanefî, Şafiî, Hanbelî ve Malikî. Aralarında derin ayrılıklar bulunan (Kişinin sorumluluğuna işaret eden irade-i cüz'iye'nin varlığı, yokluğu veya derecesi konusunda olduğu gibi) itikadî mezheplere örnek olarak Mutezile, Eş'arîye, Matürîdîye, Cebrîye, Selefîye gibi mezhepler sayılabilir.
Mutezile'de akıl ön plandadır. («Allah, kötülük olduğu için adam öldürmeyi yasaklamıştır, yoksa bu fiil Allah yasakladığı için kötü değildir.»)

Eş'arîye mezhebi, aklın hiçbir zaman gerçeğe uluşamayacağını, kulların ancak kayıtsız şartsız inanmakla mutlu olabileceğini ileri sürer.

Matürîdîlik, Türk kelam bilgini Ebu Mansur Matürîdî' nin, Hanefîlik'in kurucusu İmamı Azam Ebu Hanife'nin açtığı yoldan yürüyüp, aklı ön plana alarak geliştirdiği inanç sistemidir.

Matürîdî mezhebinde akıl, bilgi edinmeye yol gösterir. Bilgi edinme yolları duyular, haberler (nakiller) ve akıl'dır. Bilgi vehbî («kendiliğinden») olmaz, kesbî («sonradan kazanılmış»)tır. Tanrı insana akletme, aklını kullanma yeteneğini (diğer varlıklara üstünlüğü olarak) bahşetmiştir. Yani insan eşref-i mahlûkat'tır. Ve insan davranışlarından sorumludur, çünkü yolunu kendi seçmiştir. Büyük düşünür Mevlana da onu söyler: «Kul, her şeyi Allahın verdiği güçle, fakat kendi dileğiyle yapar. Kaza ve kadere bahane bulma, yaptığın işi başkalarına yüklemeye kalkma.»

Selefîlik inancı, sadece kendi takip ettikleri yolun Kuran yolu ve yöntemi olduğunu kabul eder. Selefîlere göre Kuran'da İslam dinine ve Allah'ın yoluna davetin yöntemi gösterilmiştir. Ayetlerin benzer (müteşabih) olanları bile farklı bir görüşle (tevil) yorumlanamaz. Selefîlik, İslam'a, Yunan düşüncesinin etkisiyle sonradan sokulduğunu kabul ettiği akıl ve mantık yöntemlerini benimsemez. Bu sebeple, Mutezile ve diğer mezheplerin aksine, mantıkî tartışma (cedel) ve akıl yürütme yöntemlerini kullanmayan Selefîlik, akide'nin («mezhepleşmiş inanç ve düşünce sistemi») esaslarını sadece kitap (Kuran) ve Sünnet'ten (Hz. Muhammed'in Müslümanlarca uyulması gereken sözleri ile örnek davranışlarının tamamı) hareketle belirlemenin gerekliliğini savunmuştur. (Bugün Selefîlerin en yoğun olduğu ülke Suudî Arabistan'dır.)
Bizde, fıkıh mezheplerinden Hanefîlik esastır. İtikadî mezheplerden ise, Yavuz Sultan Selim zamanından sonra Osmanlı'da Eş'arilik geçerli olmuştur.

alıntı

anka

22.08.07/15:53 #91 Son düzenlenme: 22.08.07/16:05 anka
Alevilik, İslamiyet'in Türkiye'deki başlıca iki mezhebinden biri. Sünnilikten sonra en fazla mensubu olan ikinci mezheptir.
AB'nin yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye'de 12 - 20 milyon Alevi vatandaş bulunmaktadır.

Alevilik bazı Alevi kaynaklarında şu şekillerde tanımlanır:

Alevilik, İslam'ı benimseyen, Tanrı'nın birliğine (Tevhid) inanan, Muhammed'i Peygamber kabul eden, kitabı Kur'an olan, Muhammed'in Ehlibeyt'ini seven, namazı, niyaz ile bütünleştiren, kıyam, rûku ve secdesi ile ibadetini kendi lisanıyla yapan, ümmet yerine hür insanı, yaratanla yaratılan ayrılığını "Vahdet-i Vücut" ile birleştiren, Tanrı korkusu yerine, sevgisini benimseyen, zahiri (görünen) batınla (görünmeyen), batını zahirle birleştiren, şeriat kapısını aşıp, marifet yolu ile hakikat dünyasına ulaşan, Kur'an'ın şekline değil, özüne inen akıl ve gönlü ile "Seyr-ü süluk" (Ruhsal olgunlaşma) olan bir tasavvuf yoludur.

Alevilik, özünü insan sevgisinde bulan, Tanrı’nın insanda tecelli ettiğine ve zerresinden oluştuğuna, onun için de insanın ölümsüzlüğüne inanan, ibadetlerinde kadın erkek ayrımı yapmadan, kendi öz diliyle, musikisiyle, semahıyla inancını icra etme biçimine denir.
Alevilik, İslamiyet’e ve Kuran’a dayalı, Muhammed’in buyruklarına göre İslam’ı evrensel boyutuyla yorumlayıp, yeryüzü insanlığına yeni kapılar açan büyük bir düşünce akımı ve tasavvuf felsefesiyle hayat bulan bir inanç bütünlüğüne denir.

Alevilik ve Şiilik
 
İslamiyet'in Sünnilikten sonra dünyada en çok mensubu olan ikinci mezhebi Şiilik ile çıkış noktası ve 12 İmam inanışı gibi temel kavramları oldukça benzer olsa da anlayış ve genel uygulamalar bakımından bir çok farklılık vardır. Ancak Batılı kaynaklarda Alevilik, genellikle Şiiliğin bir kolu veya Türk veya Osmanlı Şiiliği olarak tanımlanır.

Alevilik'te Allah kavramı  

Alevilikte Allah'tan başka tanrı yoktur. Bu yönüyle Alevilik mono-teist bir mezheptir.
Bununla birlikte Alevilik'te Tanrının insan dahil evrendeki her şeyin içinde olduğu inanışı vardır.

'Dört kapı kırk makam' inancı 

Dört Kapi Kirk Makam seklindeki kamil insan olma ilkelerini Hacı Bektaş Veli’nin tespit ettigine inanilir.
Hacı Bektaş "Kul Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur." demiştir.

Dört Kapı şunlardır: 1. Şeriat, 2. Tarikat, 3. Marifet ve 4. Hakikat

Her kapının on makamı vardır.

Şeriat kapısının makamları:
1. İman etmek,
2. İlim ögrenmek,
3. İbadet etmek,
4. Haramdan uzaklaşmak,
5. Ailesine faydalı olmak,
6. Çevreye zarar vermemek,
7. Peygamberin emirlerine uymak,
8. Şefkatli olmak,
9. Temiz olmak ve
10. Yaramaz işlerden sakınmak.

Tarikat kapısının makamları:

1. Tövbe etmek,
2. Mürsidin ögütlerine uymak,
3. Temiz giyinmek,
4. Iyilik yolunda savasmak,
5. Hizmet etmeyi sevmek,
6. Haksizliktan korkmak,
7. Ümitsizlige düsmemek,
8. Ibret almak,
9. Nimet dagitmak ve
10. Özünü fakir görmek

Marifet kapisinin makamlari:

1. Edepli olmak,
2. Bencillik, kin ve garezden uzak olmak,
3. Perhizkarlik,
4. Sabir ve kanaat,
5. Haya,
6. Cömertlik,
7. Ilim,
8. Hosgörü,
9. Özünü bilmek ve
10.Ariflik.

Hakikat kapisinin makamları:

1. Alcakgönüllü olmak,
2. Kimsenin ayibini görmemek,
3. Yapabilecegin hicbir iyiligi esirgememek,
4. Allah’in her yarattigini sevmek,
5. Tüm insanlari bir görmek,
6. Birlige yönelmek ve yöneltmek,
7. Gercegi gizlememek,
8. Manayi bilmek,
9. Tanrisal sirri ögrenmek ve
10. Tanrisal varliga ulasmak.

Alevilikte ibadet

Cem

Cem, Alevilerin toplu halde ettikleri ibadetin adıdır. Bu amaç için toplu olarak kullanılan yerede, Cem Evi denilir.

Kavram olarak Cem Arapça bir kelime olup toplanma, birikme, bir araya gelme manalarına gelmektedir.

Cem'in kaynağı Kırklar Cem'idir.

Cem ibadetini diğer inançlardaki ibadetlerden farklı kılan en önemli unsur; Cem de bulunanların ayni zamanda toplumda hesap vermekle yükümlü olmalarıdır. Cem de bulunanlar birbirlerinden razı olmak zorundalar.

Cem de bulunan bir kişi başka bir kişiye dargınsa, bu iki kişinin dargınlıkları giderilmeden, barışmaları sağlanmadan Cem'e başlanmaz.

Alevilerin toplu anlamda temel ibadeti olan Cem, bir dedenin gözetiminde, önderliğinde yerine getirilir.

Cem ibadetine katil, hırsız, yolsuz, düşkün kimseler giremez.


Cem'de 12 hizmet 

1- Mürsid (Dede):
Görev itibariyle Muhammed, Ali ve Hacı Bektaşi Veli'yi temsil eder. Cem erkani Baskanligini yapar,ikrar alir nasip verir. Cenaze, Müsahiplik, Nikah, Sünnet, Ad takar (isim takar)

2- Rehber :
Görev itibariyle Imam Hüseyin´i temsil eder. Yola girmek isteyenleri hazirlar, yol gösterir. Mürsidin en yakin yardimcisidir.

3-Gözcü :
Görev itibariyle Ebuzer Gaffari’yi temsil eder. Rehberin yardimcisidir. Cem’in sessiz ve sakinlik icinde gecmesini saglar. Cem’in bekcisidir.

4- Çeragci (Delilci) :
Görev itibariyle Cabir El Ensari’yitemsil eder.Cem evinde bulunan aydinlatma araclarini yakar.Buhardanliklari ve Mumlari (Ceraglari) hazirlar.

5- Zakir (Asik) :
Görev itibariyle Bilal Habes’i temsil eder. CEM’de Tevhid, duazde imam, Mersiye, Semah, Nevruzi ye söyler.

6- Süpürgeci(Ferras) :
Görev itibariyle Selman’i Piri paki temsil eder. CEM evinin sürekli temizligi ile meskul olur.

7- Meydanci :
Görev itibariyle Hüzeyme tül Yemeni’yi temsil eder.CEM evinde Semahserleri kaldirir. Postlari yerine dizer.

8- Niyazci :
Görev itibariyle Mahmut el Ensari’yi temsil eder. Kurbanlaritekbirler ve keser. Gelen Lokmalari alir ve dagilimini saglar.

9- Ibrikci :
Görev itibariyle Kamber Hz.lerini temsil eder. CEM de Mürsidin ve Cem erenlerinin abdest almalarini saglar.

10- Kapici :
Görev itibariyle Gülam Keysani’yi temsil eder. Cem’e gelen erenlerin evlerini gözetler.

11- Peyikçi :
Görev itibariyle Amri Ayyari’yi temsil eder. Cem olacagini tüm canlara duyurur.

12- Sakaci :
Görev itibariyle Ammari Yaseri’yi temsil eder.Cem evinde Su Serbet, Saka, Süt vb. dagilimini saglar.


Duaz ve deyiş

Duaz, Duazdeh'in kısaltılmış halidir. Duazdeh Farsça olup on iki (12) anlamına gelmektedir.

Duaz, cem ayinlerinde söylenen ve On İki Imamlarin adlarının geçtiği deyişlerdir. Bu deyişlerde Ayrıca On İki Imamlarin yani sıra basta Peygamber ve Hacı Bektaş Veli olmak üzere Alevi ulularinin adları gecmektedir.

Duaz icin “deyişler”lerdir tanımını yaptık. Anlaşılır olması için böyle bir tanım uygundur. Ancak duaz bir nevi dua olarak da algılana bilinir.

Alevilik ve Aleviler hakkında biraz bilgi sahibi olan kişiler için duaz'in, nefes'in, türkü'nün, deyiş'in farklı anlamlara sahip olduğu açikardır. Fakat günümüz gerçekliği doğrultusunda genel bir tanım olması ve bu tanımın yaygınlaşıp kabul görmesi için Deyiş tanımı en uygun olanıdır. Deyiş; Aleviliği çağrıştıran her melodinin adıdır. Türkü, nefes, duaz bunlar da alt adlardır. Yoz ve yobaz üretimden farklı olunduğunun anlaşılması için Deyiş en uygun tanımdır.


Semah 

Semah, Cemlerde deyişler eşliğinde yapılan dinsel törenin adıdır. Ulu Hünkâr Hacı Bektaşı Veli bu konuda şöyle söyler: "Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibadeti, taliplerin maksududur. Bizim Semahımız oyuncak değil, ilahi bir sırdır. Bir kimse ki Semahı oyuncak sayar o cahildir".

Semahın kaynağı Kırklar meclisine dayanır. Bu meclise gelen Hz. Muhammed’e Salmanı Farisi tarafından bir üzüm tanesi verilir ve Salmanı Farisi kendisinden bunu paylaştırmasını ister. Muhammed Cebrail’in getirdiği tabakta bu üzüm tanesini sıkar. Bunu içen Kırklar "Ya Allah" deyip Semah dönmeye başlarlar.

Semah yalnız Cemlerde dönülür. Bunun dışında günümüzde olduğu gibi asla düğünlerde ve benzer eğlencelerde dönülmez. Semahın dönüldüğü ortam mutlaka özel ve dinsel anlamı olan bir ortam olmalıdır. Yani ilahi bir sırdır. Öyle günümüzde yapılanlar gibi herkesin kolunu açarak yapacağı bir dans değildir.


Alevi ocakları  

Alevilik, ocaklar şeklinde örgütlenmiş bir inanıştır. Ocakların arasında inanç yönünden küçük farklar olabilmesine rağmen temel felsefe ortaktır. Ama tarikat yapısı olarak incelemek gerektiğinde, Anadolu Aleviliği, Alevi-Caferi, Nusayrilik (Arap aleviliği), Bektaşilik, Mevlevilik,Abdallar,Babailer,Hurufiler,olarak ayrılmalıdır.

Alevilik; şiilik, ismaililik, caferilik gibi, Muhammed'in vefat etmesi, Ali'nin öldürülmesi ve İslamiyet içinde diğer mezheplerce iyi sayılan, ama Alevilerce kötü sayılan kişilerin hakimiyet kurmaya çalışmasına karşı hak yolunu savunmak için bir araya gelen kişilerin mezhebidir. Aleviler 12 imam'ın öncülüğüne inanırlar. Anadolu Alevilerine Kızılbaş da denmiştir.

Alevilik'i ilk benimseyenler ve bu yolu yayanlar Erenler ve Pirlerdir. Türkistan'dan bu inanç Hoca Ahmet Yesevi önderliğinde yayılmıştır,kimi araştırmacı inanç önderleri ve yazarlar Aleviliğin ,Türkmenlerin İslamiyet yorumu olduğularını savunmaktadırlar.Keza baktığımızda ocaklar ve İnanç önderlerinin hepsinin Türkmen oluşu,bu söylemin doğru olduğunun kanıtıdır. Ayrıca, Suriye de Arap ve Kürt Aleviler vardır. Tunus'da Arap Aleviler vardır. İran içerisinde Türkmenler de çoğunlukla Alevidir. Türkiye'de Türk, Zaza, Kürt ve Arap Alevileri bulunmaktadır. Bu inanışlar da ocaklar gibi, uygulamada farklılıklar barındırmasına rağmen, inanç felsefesinin esası olarak bir bütün arz eder.


Kızılbaşlık

Kızılbaşlık Alevilik içinde bir kol olarak görülse de esasında Aleviliğin ta kendisidir.
Kızılbaş kavramı dönem dönem Alevileri karalamak veya küçük düşürmek için kullanılmıştır.

Kızılbaş kelimesi kızıl başlık takan anlamına geliyor.
Tarihçesi Uhut savaşına kadar uzanır. Uhut savaşında Ali kendisini Peygambere siper ettiği sırada başından yaralanır.
Bu savaştan sonra Ali’ye Kızılbaş denmiştir. Yine Sıffın savaşında Ali’nin taraftarları başlarına kırmızı başlık takmışlardır.
Alevi devleti olan Safevi ordusunun askerleri de başlarına kızıl başlık takarlardı.


Bektaşilik
Esas olarak , Alevi anne babadan dogmayipta Alevi inancini tasiyip ,
Alevi ögretisi dogrultusunda yasamayi ilke edinmeye Bektaşilik denmektedir.

Hacı Bektaşı Veli adına kurulan,
Ali ve 12 İmam sevgisine dayanan Anadolu ve Balkanlarda yayılan günümüzde de varlığını sürdüren önemli bir Alevi tarikatıdır.

Bektaşiliğin doğuşu 1240 yılına dayanır. Babailer isyanının bastırılmasından sonra Baba İshak’ın halifesi olan Hacı Bektaşı Veli etrafında toplananlar Hz. Muhammed’i mürşit, Hz. Ali’yi rehber, Hacı Bektaşı Veli’yi de pir olarak kabul ettiler.

Bektaşilik genel anlamda Alevi inancını oluşturan Ali, Oniki İmamları esas almasının dışında eski Türk kültürünü ve Anadolu inançlarının bazı olumluluklarını da alarak gelişmesini tamamladı.

Bektaşiliği kurumlaştıran kişi Balım Sultan’dır. Bektaşilik idare bakımından iki kola ayrılır. Babaganlar ve Çelebiler. Babaganlar kendilerinin Hacı Bektaş’ın "yol evladı" olduklarını belirtirler. Babaganlar daha çok kentlerde örgütlendiler. Çelebiler kendilerini Hacı Bektaş’ın "bel evladı" olduklarını belirtirler. Çelebiler daha çok kırsal alanda örgütlendiler. Bütün bu çelişkilere rağmen Bektaşilik gelişmesini sürdürdü. Osmanlı ordusunun özel birlikleri olan Yeniçerilerin tamamına yakını Bektaşi’ydi. Padişah II.Mahmud Yeniçeri ocağını kaldırırken Bektaşiliği de yasaklamayı ihmal etmedi (1826).

Bektaşilik günümüzde Alevi inancının en önemli öğesi niteliğindedir. Bir çok Bektaşi kuralı Alevi inancı içinde kabul görmüştür. Hacı Bektaşı Veli’nin Türbesi de bulunan Nevşehir ilinin Hacıbektaş ilçesi bu anlamda sadece Bektaşiler için değil, bütün Aleviler için önemli bir merkez konumundadır.

12. ve 13.yüzyılda Anadolu'da oldukça etkin olan alevilik, daha sonra 14. yüzyılın başlarından itibaren devlet otoritesinin yeniden kurulması ve kurulan devletin mezhep olarak sunniliği seçmesi üzerine, cumhuriyet dönemine kadar sürecek baskı ve zulüme maruz kalınmıştır. Kendilerini din dışı olarak gören yönetime karşı defalarca ayaklanmışlardır. İnancın temelinde "eşitlik" "mülkiyetin reddedilmesi" gibi kavramlar olduğundan siyasi olarak da bir duruşu bulunmaktadır.

Türk siyasal hayatında Alevilik

Aleviler, İsmet İnönü'nün deyimiyle, milli mücadele yıllarında 'herkesten çok millici' bulunmuştur. Cumhuriyet Türkiyesi ve onun laikliği seçmesi, (tekkelerinin kapatılmasına rağmen) hoş karşılanmıştır. Aleviler geleneksel olarak, Cumhuriyet devriminin ilkeleri taraftarı olmuşlar,Atatürk ilke ve inkılaplarına herzaman bağlı olduklarını göstermişlerdir, şovenist ve islamcı akımları hiçbir zaman desteklememişlerdir. Maraş, Çorum, Sivas olayları, cumhuriyet tarihinde alevi mezhebine yapılan en şiddetli ve aşikar saldırılardır

Osmanlı Tarihi'nde Alevilik

Osmanlı devleti, kuruluşunda herhangi bir mezhebi kabul etmemiş bir devletti. Kuruluş döneminde, devlet kademelerinin birçok yerinde aleviler yer almıştı. Hatta, fethedilen topraklardan getirilen gayrimüslim çocuklardan oluşan yeniçeri ocağı da aleviliğin bir ocağı olan bektaşiliğe bağlıydı. Fakat devlet, imparatorluğa doğru gittikçe, devlet yönetimi açısından daha uygun olan sünni inancı, daha öncelikli hale gelmeye başladı. Osmanlı'da alevilerin zulüm görmelerine kadar gidecek dışlanmalarını, çaldıran savaşı ve beraberinde getirdiği olaylar zinciri başlattı. Osmanlı padişahı olan Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail ile ters düştü. Devlet yönetiminin giderek sünnileşmesinden şikayetçi olan alevi halk, Şah İsmail'in devletinin alevilik tabanlı bir Safevi devleti olması nedeniyle şah İsmail'e sempati duymaya başladı.

torq

Bu resmi alevi tanımlamalarının ötesine geçip aleviliğin farklı yönlerini de anlamak ve kabul etmek gerekiyor. Bana göre alevilik islam karşıtı ve islam dışı bir hareketi islam içi gibi gösterme zorunluluğu ile ortaya çıkan bir protestan girişimdir. Ali yandaşlığını bir çeşit mezhep görüntüsü altında gizlemek ve yok olmamak için islami motiflerle süslemek gereğini duyan alevilerin içinde çok çeşitli görüşlerden toplulukların bulunduğunu düşünüyorum.

Alevilerin camiye gitmemeleri, namaz kılmamaları, kendilerine özgü oruçları islamın geleneklerini reddetme anlamına geliyor ancak bir çok alevi de kendisinin ne olduğunu bilme ya da araştırma zahmetine katlanmıyor ya da öyle görünmeyi tercih ediyor. Örneğin Ali'nin tanrı yerine konulup tapınıldığı mezheplerin varlığı bilinmekteyken, alevilği tek tip giysi gibi tanımlamak gerçeği görmeme anlamına geliyor kanımca

fikir

bu konu çok kapsamlı ve tartışmalı bir konu...
hem alevi kökenli olmam, hemde konuyla ilgili birçok farklı kaynağı okuduktan sonra, konuyu en bilimsel şekilde ele alan bir yazarın iki kitabını önereceğim...
''Aleviliğin Gizli Tarihi ve Aleviliğin Kayıp Bin Yılı / Erdoğan Çınar''
Yazar kitaplarında çok farklı yazarların eserlerinden alıntı yapmış ve görüşlerine yer vermiş...
meraklısına...

RDX

bende ayrı düştüm dost ellerinden
ok yedim zemane yezitlerinden
dileğim var kerbelanın gülünden
beni mahrum etme dos ellerinden şah yollarından

akrepv

hararet nar'dadır,sac'da değildir
keramet baş'tadır,tac'da değildir
her ne arar isen insanda ara
kudüs'te,kabe'de,hac'da değildir...

insan olan insan gelsin beriye
kimi kara,kimi çalar sarıya
asl'olan hayattır bakma deriye
muhabbet insana cana muhabbet..

bu felsefi görüşlerini seviyorum alevilerin.ama torq arkadaşada katılıyorum,bencede islami bir mezhep olmaktan epeyce uzaklar...öyleya dinlerin olmazsa olmaz ritüelleri vardır,islamiyetinde namaz,oruç,hac ve bazı yasaklamaları(içki içmek gibi)var...ama alevilikte bunlar oldukça farklı ve bunların sebebide kanımca aleviliğin
dinden çok gelenek ve göreneklerden ve ayrıca geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan etkilenmeleriyle oldukça farklı bir öğreti şeklinde gelişmiş ve mensubu olduğunu iddia ettiği dinden bence oldukça farklı bir inanç şeklini almış...

drifting

24.08.07/00:30 #96 Son düzenlenme: 13.04.08/13:39 asya
Alevilerin büyük bir çoğunluğu Aleviliği İslam içinde görür.Alevilik batini bir inançtır.Telli Kuran denilen bağlama,duazlar,semahlar, önemli yer tutar."Enel Hak" kavramı üzerinde durulması gereken bir konudur.Alevilik konusunda kaynak gösterebileceğimiz bir başka site ise
www.alevileriz.biz

torq

Kızına zorunlu din dersi okutulmasına karşı çıkarak AİHM'de dava açan Alevi babanın avukatlığını da üstlenen Kazım Genç "Bu uygulama sadece Alevilerin değil, bütün ülkenin sorunu" diyor.

DERYA SAZAK: AİHM, Türkiye'de zorunlu din dersi uygulamasının kaldırılması istemiyle açılan davada Hasan Zengin adlı Alevi bir babanın kızıyla ilgili itirazını esastan inceleme kararı aldı. Duruşma 3 Ekim'de yapılacak. Siz şikâyetçi ailenin avukatısınız. Bu aşamaya nasıl gelindi?
KAZIM GENÇ: Öncelikle şunu söyleyeyim, Türkiye kamuoyu çok büyük bir yanılgı içinde. Zorunlu din dersleri sadece Alevilerin değil, ülkenin sorunudur. 1982 Anayasası'ndan önce zorunlu din dersi yoktu. Bu, askeri yönetimin dinsel kesimlerle yapmış olduğu pazarlık sonucu cemaatlere verdiği bir tavizdir. 'Marmaris sakini' bile bu konudaki pişmanlığını ifade etti. Düşünebiliyor musunuz, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu alacağı bir kararla okullarda Türkçeyi, matematiği, fen derslerini kaldırabilir ama Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine dokunamaz. Çünkü Anayasa ile güvence altına alınmış tek derstir.

'Bütün dinler öğretilmeli'
İslami kesim de uygulamadan pek memnun değil. Okullarda din dersi verilmediğini, öyle olsa namaz kılınacak yerler bulunması gerektiğini savunuyorlar.
Var efendim var. Geçenlerde Yalova'da din dersi öğretmeni çocukları camiye götürdü, namaz kıldırdı. Keçiören Lisesi, Diyanet'ten 700 tane Kuran tefsiri istedi, çocuklara dağıtmak üzere. Talim ve Terbiye Kurulu'nun din derslerinin nasıl olacağı hakkında müfredatı var. Dinler hakkında genel kültür veriliyor olsa Hıristiyanlık, Musevilik, Budizm, akla ne kadar din, mezhep geliyorsa anlatılır. Ama anlatılan sadece Müslümanlık öğretisi, ayetler dualar...

Nüfusun yüzde 99'u Müslüman olan bir toplumda nüfus kâğıtlarına 'dini İslamdır' diye yazıldığına göre, din dersinde başka ne öğretilecek?
Anayasa'nın 2. maddesindeki laiklik ilkesi durdukça kimseyi dini eğitime zorlayamazlar. İsteyen 'Din Kültürü' dersi alabilir. Milli Eğitim Bakanlığı bürokratlarının söylediği gibi, 'Müslüman değilim diyorsan alma' diyemezsin. Böyle bir zulüm olabilir mi? Alevi olsun olmasın bir vatandaşın Müslümanlığının takdiri kimin yetkisinde?

'Alevilik yok ediliyor'
Milli Eğitim Bakanı o sözleri yalanladı...
Laik bir ülkede din eğitimi olmaz. Devletin dini olmaz. Devlet ateiste de, sade inanç sahibine de aynı uzaklıkta olmak zorundadır. Bugün Alevilik yok edilmek isteniyor. Okullarda Din Kültürü dersi altında verilen İslam eğitimidir ve 10 yaşına gelmiş bir çocuğun Alevilikle ilgili öğreneceği bir şey yoktur. AİHM'ye dava açtık, ders kitaplarını mahkemeye gönderdik. AİHM inceleme sonunda 15 Kasım 2000 tarihli bir rapor hazırladı. Ders kitaplarının tamamen 'İslamiyetin temel kurallar ve ahlak eğitimiyle ilgili olduğunun anlaşıldığını' bildirdi.

Alevilik öğretisi yok.
Mahkemenin yaptığı tespit budur.

Siz ne istiyorsunuz?
Madem Anayasa ile Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaş, laik bir hukuk devleti olduğunu kabul ediyoruz, o halde Milli Eğitim Bakanlığı okullarında din eğitimi yapılamaz. Alevilik eğitimi de yapılamaz. Bunun Alevilikle, İslamla ya da başka bir dinle ilgisi yok.

Resim ve müzik notları 5'ti, davadan sonra 1'e düşürdüler

Hasan Zengin'in kızıyla ilgili itirazında AİHM aşamasına nasıl gelindi?
Çocuğuna din dersi okutulmasını istemeyen aile, 2001 yılında İstanbul Valiliği'ne başvurmuş . Valilik ret cevabı veriyor. İdare Mahkemesi'nden de sonuç alamayınca bize geldiler. 2 Ocak 2004'te açtık davayı. AİHM'nin 9. maddesi çok açık. 'Herkes vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir' deniyor ve bu hakkın ibadet, ayin yapma ve kendi inançları doğrultusunda öğrenme ve uygulamayı da kapsadığını belirtiyor. Bir de Ek Protokol'ün 2. maddesi var: 'Anne ve babanın dini eğitim ve öğretimin kendi dini inançlarına göre yapılmasını isteme hakkı' bulunuyor. Hatice Köse ve Ali Kenanoğlu arkadaşlarımızın Türkiye'de açtıkları başka davalar var. Hatice Köse, çocuğunun din dersi almasına itiraz edince, ilk sömestrde 5 olan müzik, resim, beden eğitimi notlarını 1'e düşürdüler. Davadan sonra bu çocuğun yeteneği mi bitti. Bu tür baskılarla karşılaşıyoruz.

Almanya'da Türk çocuklarına Müslümanlık öğretiliyor.
Tabii, hocalarını biz gönderiyoruz. Almanya Alevi Federasyonu Berlin'de 2 yıldır Alevi çocuklarına Alevilik dersi veriyor.

AİHM'den 3 Ekim'de nasıl bir karar bekliyorsunuz? Prof. İbrahim Kaboğlu, Alevilerle ilgili başvurunun esastan incelenecek olmasını yorumlarken, hukuki sürecin, 'devlet, kamu okullarında tek bir dini öğretemez' şeklinde sonuçlanabileceği düşüncesinde. Türkiye açısından ileride nasıl bir durum doğacak?
Davanın aşamalarının ne olacağını bilemiyoruz. Alevilerin itirazı yönünde çıkacak bir karar ileride Büyük Daire'den de geçerse din dersi anayasal zorunluluk olmaktan çıkacak. Okuma-yazma Anayasa güvencesi altında değil ama din öğretiminde buna gerek duyuluyor. Sorun burada. Böylece devlet dinselleştiriliyor.

Türkiye'nin üçte biri Alevi ama 350 AKP'li arasında tek Alevi yok


Aleviler neden rahatsız, Sünni İslamın siyasallaşmasından mı?
Humeyni, Taliban nasıl birilerini yok ettiyse Türkiye'de de 10-15 yılda birileri birilerini yok edecektir. Ve yok edilecekler arasında Aleviler var.

Alevilere yönelik neden tehdit olsun?
Bizim mücadelemiz tehditten kaynaklı değil. Biz bu devlette Türkü, Kürtü, Çerkezi, Lazı, Alevisi Sünnisi özgür ve eşit olarak yaşamak istiyoruz. Biz Türkiye'de azınlık değiliz, ülke nüfusunun üçte birini oluşturuyoruz. Düşünün, iktidar partisinin 350 kişilik parlamento grubunda temsil edilmiyoruz.

AKP'de Alevi milletvekili yok mu?
Çok şükür yok. Olmaması bizi rahatsız eden bir şey değil ama AKP'nin ne kadar ayrımcı olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Diyanet'te de temsil sorunu yaşıyoruz. Bütçeden yardım alamıyoruz. O Diyanet, 87 bin caminin elektriğini, suyunu, imamını karşılıyor ama Türkiye'de resmi olarak tek cemevi yoktur. Bizim savunumuz şu: Devlet Diyanet'i lağvetmek zorundadır. Diyanet laik bir ülkede olmaması gereken bir kurumdur.

Diyanet kalkarsa dini etkinlikler tümüyle tarikatların eline geçmez mi?
El insaf! Fethullah Gülen'in dünyada kaç okulu var, Türkiye'de Kuran kursları, vakıf okulları denetlenebiliyor mu? Gülen'e yakın olan bir kişi günlerdir açıklıyor, 10 milyar dolara hükmediyorlar. Diyanet nesine engel olacak bu örgütlenmenin.Hangi denetimden bahsediyorsunuz.

İnancı ölçmek Milli Eğitim'in haddi değil

Cemevlerine niye destek sağlanmıyor? Alevilik, Müslümanlık dışı mı sayılıyor?
Bunu ölçmek Milli Eğitim'in haddi değil. Bürokratlar barometre mi ki, insanların dini inançlarını ölçsün. Siz kendinizi Alevi görür ve İslamın içinde sayarsınız. Bir başkası İslamın dışında yaşar. Kimseyi ilgilendirmez. Aleviliğin Anadolu'ya özgü olduğu ve İslamiyetin sonradan geldiği yaygın bir inanıştır. Bu işin teolojik yönüdür. Devletin yapacağı inançlara saygı göstermek ve dini eğitim konusunda kimseyi zorlamamaktır. Biz olayı bir din meselesinden öte Türkiye'nin demokrasi sorunu olarak görüyoruz.

Alevilik ile Sünni Müslümanlığın ayrıştığı alanlar neler? Temel ayrışma Tanrı'ya inancın yorumunda mı?
Alevilerin Tanrı'ya bakışı çok farklı. Tanrı'nın insanda olduğuna inanırlar. O yüzden derler ki, ne ararsan kendinde ara, hacda Mekke'de, Kâbe'de değil. Aynayı tuttum yüzüne, Ali göründü yüzüme. İslamiyette böyle bir şey yoktur. Tanrı insandır dediğinizde kâfirlik noktasına düşersiniz. 'Enel hak' dediği için Nesimi'nin derisi yüzülmüştür.

Aleviler, laik ve demokratik cumhuriyet için hep güvence olarak görülür. Neden?
Biraz da tersinden bakın, laik cumhuriyet bizim güvencemiz olsun artık. Maraş katliamından Sivas'ta yakılışımıza, Gazi Mahallesi'nde kurşuna dizilişimize kadar neler oldu. Biz artık yakılmadan, kıyılmadan, kurşuna dizilmeden yaşamak istiyoruz.

Sivas Katliamı'nda Hizbullah kuşkusu

Sivas'ın acıları küllenmedi.
Kim ne derse desin, Sivas katliamı, içinde devlet görevlilerinin de olduğu organize bir katliamdır. Türkiye'nin orta yerinde bir şehrin tam 7 saat boyunca 'Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak' diye bağırılarak teslim alınmasına devlet ses çıkarmamışsa başka türlü düşünemezsiniz.
Madımak Oteli yakılmadan önce 'Asker Bosna'ya' sloganları üzerine askerlerini çeken alay komutanının ardındaki güç, devlet gücüdür. Yıllar geçtikçe yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Anma toplantısı için Sivas'a gittiğimizde katliam günü Batman'dan, Konya'dan iki otobüs dolusu insan getirildiğini anlattılar. Bir başka kaynak 3 gün önce bana dedi ki, 'Vicdan azabı çekiyorum. Olayın olduğu günün akşamı bir otobüs dolusu insanı Romanya'ya götürdük.' 'Bu ifadeyi yazlı verebilir misin?' diye haber gönderdik, bir daha ses çıkmadı.

Bunlar ne tür kuşkuları akla getiriyor?
Hizbullah... Katliamı düzenleyen örgütler ele geçirilmedi. 33 kişi yakıldı. '33 idam cezası veriyoruz. Bu meseleyi kapatın' diyorlar. Solingen'e bakın, Almanlar unutturuyor mu. 5 yurttaşımızın yakıldığı yer kamulaştırıldı, çınarlar dikildiy, her yıl anma töreni yapılıyor. Madımak'ta ise belediye ruhsat verdi, et lokantası açıldı. 60 yaşında bir kadın valiliğe dilekçe vermiş, 'Madımak'a karanfil bıraksam suç olur mu?' diye. Bu korkunun olduğu yerde Sivas katliamını nasıl unutabilirsiniz?
http://egitim.milliyet.com.tr/Haber.aspx?HaberNo=3498

sina

Yazıların bır kısmını okudum ve ıslamiyet dısında degerlendırılmesı gereken yonleri fazla alevilerin. Bu noktada ben, alevılıgın bır butun olarak degerlendırılmemesınden yanayım; hz ali yi tanrısallastıran alevi mezheplerını de dikkate almak lazımdır ve islamiyet ıle ılgılı bır cok noktada ayrılıkları vardır oyle ki sia mezhebinde ezan da bile degısıklık soz konusudur.hz alinin Allah ın velisi oldugu vurgulanır bunun yanında bazı kaynaklarca hz ömer' in de alevıler tarafından hıc sevılmeyip tekfir ıle ıthamlarına muhatap kılındıgı dillendirilir oysa ehl-i sunnet vel cemaat yolu uzerınde olanlar dort halıfenın hıc bırıne dil uzatmaz onlar gorevlerını ıdame ettırmıs ve rahmete kavusmuslardır nazarı ıle ıtıbar gosterırler.
  Zaten torq un son eklemıs oldugu yazıda aleviligin farklı bı olusum ıcınde dallandıgının farklı bır sunumudur oyle olmasa "alevilik ogretısı yok" demek bu vatandaş için yargı kapısında çıkış olmazdı tabı haklı olup olmadıgı ıse hıc bısekılde konuya dahıl edılmemestır yorumumda.

torq

M. Mustafa Dede-Alevi Deyişi-Elbistan

Şah-ı Merdan

Dost Dost,
Şah-ı Merdan Coşa Geldi Sırrın Aşikar Eyledi
Yağmuru Yağdıran Benim Diye Ademe Söyledi
Ol Demde Şimşek Balkıyıp Yedi Sema Gürledi
Hem Sakidir, Hem Bakidir Nur-i Rahmanım Ali
Yetiş Carımıza Kurtar Medet Mürvet Ya Ali

Dost Dost,
Kün Deyin Kün Deyince Var Eyledi Onsekiz Bin Alemi
Hem Yazandır Hem Bozandır Levh-i Mahvuz Kalemi
Küllü Dertlerin Dermanı Yaraların Melhemi
Hem Sakidir, Hem Bakidir Nur-i Rahmanım Ali
Yetiş Carımıza Kurtar Medet Mürvet Ya Ali

Dost Dost,
Sefil Alim Akıl Ermez Hikmetine Ali’nin
Sarraf Olan Kıymet Biçer Gevher İle Lalının
Nice Aşığa Maşuk Oldu, Aklın Aldı Delinin
Hem Sakidir, Hem Bakidir Nur-i Rahmanım Ali
Yetiş Carımıza Kurtar Medet Mürvet Ya Ali