25.06.19/02:07

Düzgün İnsan

Başlatan laneh-tin, 30.04.07/23:49

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

laneh-tin

İki tip insan yaşıyor bu ülkede: Düzenden yararlanarak köşeyi dönmek isteyenler ve gidişattan acı duyarak,  toplumu değiştirmeye çalışanlar.

Birinciler hiçbir şeyden rahatsız değil!

Ne televizyon ekranlarındaki barbarlıklar, ne müzik zevkinin yerlerde sürünmesi, ne de ayakların baş,
başların ayak yapılması etkiliyor onları.

Hayatlarından memnunlar!

Çökmekte olan Babil kulesinin bir çürüme basamağına tutunmuşlar, vur patlasın çal oynasın, günlerini gün ediyorlar.

Toplumun zevkini geliştirme, niteliğini yükseltme, kibarlık, nezaket, insanca yaşam, onur, merhamet,
olgunluk gibi kavramlara uzaklar.

Yaşamlarının amacı, daha çok yeme, daha çok içme, daha zengin giyinme, daha çok seks yapma, daha
çok hava ve göbek atma olarak özetlenebilir.

***

Bir de köşelerine çekilmiş insanlar var.

Acı duyuyorlar.

Her haber seyredişte, her gazete okuyuşta 'Bu ülkeye ne oldu böyle?' diye düşünüyor, yarınlardan kaygılanıyorlar ve içinde büyüdükleri Türkiye'yi tanımakta güçlük çekiyorlar.

Aslında azımsanmayacak sayıdalar ama sesleri çıkmıyor.

***

Bu çevrenin, Türkiye'deki insanlardan bir tek talebi var:

Herkesin düzgün insan olmasını istiyorlar.

Şöyle der gibiler;

Kardeşler, ne olursanız olun, yeter ki düzgün insan olma vasfını yitirmeyin!

Sağcı, solcu, milliyetçi, enternasyonalist, tarikatçı, Fenerbahçeli, Galatasaraylı, Beşiktaşlı; genç, yaşlı, kadın, erkek, köylü, şehirli, Doğulu, Batılı, zengin, yoksul olmamız farketmez.

Yeter ki düzgün insan olun!

Maçlarda birbirinizi döner bıçaklarıyla doğramayın!

Kadınları, çocukları dövmeyin!

Bakan sıfatı taşırken; kesilmiş sığır kellesini, kanlı burun deliklerine iki parmağınızı sokarak uzağa fırlatma yarışı yapmayın.

Belinize taktığınız silahla, birer barbarlık örneği gibi dolaşmayın.

Teke gibi kokmayın!

Konsere gittiğinizde kendinizi paramparça etmeyin!

Televizyon ekranlarını beşinci sınıf varyeteyle doldurup, insanı çileden çıkarmayın.

Yoksul ailelerin kızlarını ahlâksızlığa özendirmeyin.

Oturduğunuz yeri kokutmayın!

Altınızdaki otomobili, öldürücü bir silah gibi kullanmaktan vazgeçin!

Bir takım haykırışlar, nidalar ve hırıltılar çıkarmak yerine, ana dilinizi temiz konuşmaya gayret edin!

Küfür etmeyi bir alışkanlık haline getirmeyin. Küfür ettiğiniz için övünmeyin.

Yalan söylemeyin!

Rüşvet vermeyin!

Kısacası: Düzgün insan olun!

DÜZGÜN İNSAN OLUN!

(10/5/2003)  Zülfü Livaneli

kiya

düzgün insan merdivendir, hiçbir şeye ulaşmayan. sürülür yabancı diye dayandığı kapılardan.

livaneli niye sürülmüyor acaba, dayandığı kapılardan? niye bir türlü düzgün bir insan olamıyor?

yazmakla olmuyor düzgün insan! fikret kızılok'a "susturun şu şerefsizi!" diye bağırmakla da olmuyor!

evet, büyük demokrat livaneli, ali bin kırca'nın siyaset meydanı'nda, fikret kızılok'un (o şerefsizin) susturulmasını istiyor!

düzgün insan olun sayın livaneli, düzgün!

laneh-tin

Yazıyı kaale alın, kişilere ve kurumlarla sonra ilgilenin... Bu yazının özel alanında sizin için neler yatıyor olabilir...

Kişilerin bu tutkulu düşüncesi sizi neden bu kadar ürpertiyor...  Demokrasi kaçağı ile yakından alakanız bulunuyor mu?

Peki asıl konu, din ve devlet işlerine bulaşmadan sadece vicdanla hür ve düzgün insan olma uğraşısı size ne ifade ediyor?

kiya

Alıntı yapılan: laneh-tin - 01.05.07/00:16
Yazıyı kaale alın, kişilere ve kurumlarla sonra ilgilenin... Bu yazının özel alanında sizin için neler yatıyor olabilir...
Peki asıl konu, din ve devlet işlerine bulaşmadan sadece vicdanla hür ve düzgün insan olma uğraşısı size ne ifade ediyor?


bakın, "hocanın dediğini yap, yaptığını yapma" diyorsunuz anladığım kadarıyla.

bense insan ikiyüzlülüklerine ciddi tepki veriyorum hala. imam'ın dediği yerine kendi düzgünlüklerime inanmaya çalışıyorum. ve imam'ın hareketlerini de yargılama şansım doğuyor böylelikle.

peki, siz ne yapıyorsunuz?

laneh-tin

Alıntıbakın, "hocanın dediğini yap, yaptığını yapma" diyorsunuz anladığım kadarıyla.

bense insan ikiyüzlülüklerine ciddi tepki veriyorum hala. imam'ın dediği yerine kendi düzgünlüklerime inanmaya çalışıyorum. ve imam'ın hareketlerini de yargılama şansım doğuyor böylelikle.


Bu üstteki yazın tamamen tembel düşüncenizden kaynaklanıyor... Ya da naif düşünemiyorsunuz ki şu an siz kıvırtıyorsunuz, ben kişilerle ilgilenmeyin dedim... Siz bulunmayan candamarını bulmaya çalışıyorsunuz... Sizinki açıktan kuyruk acısı gibi görünüyor... Kişilerle fena uğraşıyorsunuz, iğne deliği bulma hesabı.  Ben asıl sorularımın endişesindeyim..

Düzgün insan olmak bu mudur?

asaf

adım geçmiş midir diye bir bakıyım dedim, daha kimse anmamış.. çok kırıldım :P

kiya

Alıntı yapılan: laneh-tin - 01.05.07/00:28
Ben asıl sorularımın endişesindeyim..

Düzgün insan olmak bu mudur?


alla alla, garip bir durum var sanki "insanlık hali"nde, düzgün insan olmak ne mümkün!

Alıntı yapılan: asaf - 03.05.07/03:39
adım geçmiş midir diye bir bakıyım dedim, daha kimse anmamış.. çok kırıldım :P


asaf'cıım, aslında ben değinecektim livaneli gelsin de bizim asaf'ı bir görsün, düzgün insan olmak ne oluyormuş bir öğrensin diycektim de, arkadaşlar da şahit, o gün tam kırkbeş kişiye tek başıma laf yetiştirmekle meşguldum.

neyse canım, senin ne mal olduğunu bilmeyen mi var, dert etme bunları :D

asaf

tamam şimdi oldu abicim. ben de diyorum en azından kiya söylerdi bişeyler :P

laneh-tin

Alıntıalla alla, garip bir durum var sanki "insanlık hali"nde, düzgün insan olmak ne mümkün!


Bu nadir bir söylem!
Bilakis avuç içi kadar düşüncelerin bu basitliğini mümkün olduğunca "tepsi"ce anlayıp, oyun oynamaya heveslenmiş bir çoçuk var karşımda.... Yeter görüşe sahip bir fikriyatınızın olup olmadığı konusunda net fikrim yok, fikrimin olmasını da bu tutumlar karşısında pek istemem... Varın kendi yolunuza gidin... Ve konunun kendini anlamasına izin verin...


İki tip insan yaşıyor bu ülkede: Düzenden yararlanarak köşeyi dönmek isteyenler ve gidişattan acı duyarak,  toplumu değiştirmeye çalışanlar. Aslında bir de ortada olanlar var... Dengeye göre dil  şaplayanlar....

kiya

Alıntı yapılan: laneh-tin - 01.05.07/00:16
Peki asıl konu, din ve devlet işlerine bulaşmadan sadece vicdanla hür ve düzgün insan olma uğraşısı size ne ifade ediyor?


ne ifade etse iyi? kişisel olarak ne din ne de devlet işlerine zerre kadar bulaşma isteğim yok. ne din'in ne de devletin bana bulaşmasına da zerre kadar tahammülüm yok.

ama ikisi de "devlet eliyle" karışıyor bana, üstelik ben onlara hiç karışmıyorken, üstelik "laiklikten ölmek üzere olan", yeryüzünde eşi ve benzeri olmayan laikliği yeşerttiği için "laik kalması" dünyanın en mühim olayı olan, "laiklik elden giderse" hepimizin köküne kibrit suyu dökülecek olan cumhuriyet eliyle!...

bu durumda soruyu tersine çevirelim: "sadece vicdanla hür ve düzgün yaşama iradesi olan bir insana neden bu kadar karışılıyor? üstelik devlet eliyle, üstelik her zaman, üstelik akepe'den çok evvelden beri..."

Alıntı yapılan: laneh-tin - 03.05.07/21:11
Bilakis avuç içi kadar düşüncelerin bu basitliğini mümkün olduğunca "tepsi"ce anlayıp, oyun oynamaya heveslenmiş bir çoçuk var karşımda.... Yeter görüşe sahip bir fikriyatınızın olup olmadığı konusunda net fikrim yok, fikrimin olmasını da bu tutumlar karşısında pek istemem... Varın kendi yolunuza gidin... Ve konunun kendini anlamasına izin verin...


olabilir, ben kendi yolumda yürüdüğümü sanıyorum. bazan "kendi yollarımız" da kesişebilir. kasmayın, çığlığı basmayın, sizi takip etmiyorum, ben de o mahallede oturuyorum yalnızca.

Suntafa

Alıntı yapılan: laneh-tin - 30.04.07/23:49
İki tip insan yaşıyor bu ülkede: Düzenden yararlanarak köşeyi dönmek isteyenler

Alıntı yapılan: laneh-tin - 30.04.07/23:49
Birinciler hiçbir şeyden rahatsız değil!
Livaneli'ye göre bunlar 1.tip insanlar...
Birincisi bu türden insanlar var ama bunların rahatsız olmadığını söylemek yanlış olur. Zira bildiğimiz gibi Tüsiad-Müsiad-Tobb bu süreçlerde her zaman bulundular ve hep sözlerini söylediler...

Alıntı yapılan: laneh-tin - 30.04.07/23:49
gidişattan acı duyarak,  toplumu değiştirmeye çalışanlar.
Bu livaneli'ye göre 2.tip insanlar...
Ben şahsen toplumu değiştirmeye çalışan insan göremiyorum. Eğer Cuntacı Generallerden, Gazetecilerden, Akedemisyenlerden bahsediyorsa o başka.
Sesleri çıkıyor doğru ama ne tarafa?
Bunlar da sistemin içindeki pastalarının peşinde olan kesim.

Alıntı yapılan: laneh-tin - 30.04.07/23:49
Bir de köşelerine çekilmiş insanlar var.
Aaa bir 3.tip insan varmış...
Hani iki tipti? Hesapta bir yanlış var...
Bu tipi yukarıdaki 2.tiple birleştirmeye çalışmış Livaneli ama becerememiş.
Bu tipler hep varolduğu söylenen, yalaka, pısırık, içine kapanmış, leyla tipli insanlardır ve hep bunlar kutsanır, zira bunların varolduğunu söyleyip söylediklerinizi rasyonelleştirirsiniz.
Livaneli de böyle bir yola başvurmuş.

torq

Nereden bakarsanız bakın çok talihsiz bir yazı olduğunu kabul etmek gerek. Livaneli gibi "aydın" olmaya çalışan ama "entelektüel" olamamanın verdiği sıkıntıyla yazılar yazmaya çalışan biri için fazla şaşırtıcı değil ama bu kadar da klişe bir yazı yazmak zorunda değildi.

Suntafanın da saptadığı gibi, bir ülkedeki insanları ikiye ayırıp gerisini yok saydığınızda hem sosyolojik hem de düşünsel açıdan yetersizliğinizi ilan etmiş olursunuz. Analiz yapmak istiyorsanız, toplumdaki sorunları sonuçlara değil, nedenlere göre değerlendirir, sonra da bunların kendi düşüncelerinize göre çözüm yollarını anlatırsınız. Ama sonuçları esas alıp sonra da biz ne hale geldik , vah vah, biz bu duruma düşecek ülke miydik şeklinde sızlanmalarla kendinizi kandırırsanız gidilecek bir yer kalmaz.

Birinci tümcedeki  "düzenden yararlanmak isteyenler ve  köşeyi dönmek isteyenler ve gidişattan acı duyarak,  toplumu değiştirmeye çalışanlar" tanımına kimler uyuyor diye bakalım. Örneğin şimdiki bilinen ve sevilen deyimle "satılmış medya" (bu deyimi kesinlikle onaylamıyorum) içinde kalarak iktidarın ve onların işbirlikçilerinin istediği doğrultudaki yazılarını, sırça köşklerinden ayda 50.000 dolar maaş alarak yazan "aydın"lar olabilir mi?
 
Yazının ilk bölümünü bir de bu bakış açısıyla okuyalım bakalım nasıl oluyor? Sonrasına yeniden bakarız

asya

İnsanları düzgün olanlar ve olmayanlar diye kategorize etmekle zaten asıl yanlışı yapmış Livaneli. Böyle sınıflandırmaların size, bana, topluma bir yararı var mı? Ya da bir mantığı?

O, oturdukları yerden ülke gidişine yüreği yananları "düzgün insan" olarak nitelemiş. Yani "düzgün" ve "üzgün" karıştırılmış. Hiçbir şey üretmeden, yapılanlara gerekli ve yeterli tepki vermeden oturduğumuz yerden "ah vah" ederek ellerimizi dizlerimize vurmamız, "cık cık cık, böyle olmuyor" dememiz mi bizi "düzgün insan" yapıyor?

Sadece namuslu, iyi ahlaklı olmak yetiyorsa - ki yazıdan anladığım bu - halkımın çoğunluğu böyle zaten. Yeter ki Livaneli, iki de bir hazırladığı ve tamamen ticari bulduğum, "bilmem kaçıncı yılımı kutluyorum şamataları"ndan biraz başını kaldırıp kendi duvarlarının dışındakilere de baksın! Onlardan her yerde ve çok var elhamdülillah! 

Livaneli üzülmesin, yazsın güzel güzel yazılarını, alsın paracıklarını ve  "düzgün/üzgün" görünmeye devam etsin!





eczacý

Alıntı yapılan: torq - 03.05.07/22:59
Nereden bakarsanız bakın çok talihsiz bir yazı olduğunu kabul etmek gerek. Livaneli gibi "aydın" olmaya çalışan ama "entelektüel" olamamanın verdiği sıkıntıyla yazılar yazmaya çalışan biri için fazla şaşırtıcı değil ama bu kadar da klişe bir yazı yazmak zorunda değild

tamamen katılıyorum.. Zülfü Livaneli halka o kadar uzak bi insan ki bunlardan bahsetmye hakkı bile yok..insanları iyi-kötü, düzgün-düzgün değil diye ayırmak yerine davranışları ayırmak lazım..
  o ilk önce dönüp baksın bi aynaya...

Ruler of the Ruins

Mesele Zülfü Livaneli degil dikkat ederseniz, parmağın gösterdigi yere degil de parmağa bakıyorsunuz sanki..

Yazıda ki yanlışlar, konunun özünden ayrı bir biçimde, Zülfü Livanelinin entellektüel olmaya çalışan ama bir türlü beceremeyen şahsiyeti de gene ayrı bir konuda eleştirilebilinir.

Ama "Düzgün İnsan" başlığı bile konunun özüyle ilgili bir fikir veriyor kanımca, olayları ve insanları tartışmaktan vazgeçmeli.. Bu zaten yazının özüne ve burda yazana tu kaka demektir bir yönüyle de.

Ben insanları sınıflandırmaya her haliyle karşıyımdır çünkü yetersiz olmayacağı bir durum bilmiyorum ama düzgün insan demek, iyi veya kötü olmanın da ötesinde, ne yaptıgını bilen olmak, ilk başta kendine saygı duymak demek olmalıdır bence.
Ne yaptığını, neyden dolayı ve ne amaçla yaptığını bilmek ve kendine saygı duymak zaten, "aptalca kurnazlıkların" ve "sınırsız ihtirasların" önünde duracak bir engel olacaktır...

son tango

livaneli nin yazdıklarında,verdiği öğütlerinde yanlış olan ne var?
-yalan söylemeyin,yoksull ailelerin kızlarını ahlaksızlığı sürüklemeyin,ter kokmayın,kadınları,çocukları dövemeyin demiş..buna mı itiraz ediyorsunuz?

    konu livaneli kimdir değil,yazının içeriği..içeriğinde de sıflandırma konusunu ele alınmış,nie sınıflandırma yapıyormuş..yok mu böle bi sınıf? kesinlikle var..kalitesiz eğlence programlarının karşısında göbekler atan,sabah kadın programlarından başını kaldırmayan,ülke sorunlarını bırak,kendi sorunlarına bile gözlerini kapayan bi uyuşmuş halk kitlesi yok mu? yalan mı söylemiş?

   hadi canım siz de!! eğer,insanları sevdiklerim ve sevmediklerim die ayırırsanız,doğru söyleseler bile altına imza atmayı bırakın,konuyu kendisine getirip içeriğini görmezden  gelmenizden doğal bişi olamaz!

eczacý

 iyi de bu livaneli nin söylediklerinin doğru olduğunu herkes biliyo. önemli olan uygulamak, örnek olmak... lafla peynir gemisi yürümez...

son tango

bu ayrı bi başlık olabilir..livaneli düzgün insan mıdır? başlığı olarak,bunu tartışabiliriz..

son tango


ViOLamOon

o zaman livaneliye gören gözlerle bakınız!

son tango


asya

tango bundan sonra adın nasrettin hoca olacak, bu kadar hak verme herkese bence... ;)

son tango

zaten,bu mesajı  ona gönderme amacıyla yazmıştım ;)

laneh-tin

Düzgün İnsan rutubetli lafların ve  sivrilmiş birtakım acıların hortlamasının arkasında iken red haddini de aşmaz..

Unun ne olduğuyla, hamurun veya bilgenin ne olduğu ile bu konu altında fazla ilgilenmeyin. Un, undur, bilge bilgedir, Yorumlarınız sizde kalsın. Asıl konu, insan karakterinin metafizik tanımlaması değildir burda.

Gerçi tüm ilgili nokta yok oldu da kişisel hırslar gerçek yeteneklerini gösterdiler....

blok

Aile bireylerini ve kendimize yakın hissettiğimiz insanları karşılıksız severiz ... Peki onları böylesine severiz de, bir çıkar ilişkisi içinde olmadığımız insanlara, tüm insanlığa neden sevgi duymayız? Hiç tanımadığımız hatta hiç tanıyamayacağımız insanları neden sevmeyelim? Onların da bizim gibi duygu ve düşünceleri olduğunu, sevmeye sevilmeye muhtaç olduklarını hatta belki de bize çok benzediklerini neden göz ardı edelim? Tanımadığımız insanları neden ezmeye, incitmeye, onların önüne geçmeye, kendi doğru bildiklerimizi kabul ettirmeye ya da hor görmeye kalkışalım?

Galiba insanın diğer insanlarla ilişkilerinde en önemli çatlak, salt kendi çıkarını gözetme isteğinden kaynak buluyor. Çıkara dayalı ilişkiler bizi acımasız, kıyıcı ve bağnaz yapıyor. Dar açılı, edilgen , yüreksiz, körü körüne her şeye inanan, algılayamayan, sorgulayamayan, yargılayamayan, sadece kısa vadeli çıkarları doğrultusunda boyun eğen insanlar ne kadar çok çevremizde. Çıkarımız için yok ediyoruz. Çıkarımız için kandırıyoruz. Çıkarımız için kanmaya hazırız. Çıkarımız için savunuyoruz. Çıkarımız için haklı görünmeye çalışıyor, kendimizi kandırıyor, “herkes böyle” diyerek avunuyoruz! Çıkar kavgası birey, kurum ve ulus boyutlarından taşıyor küresel boyutlara ulaşıyor!

Çıkar ilişkilerinde kim acımasız?... Başkasına kendisine verdiği değeri vermeyen! Onu ezmek, sindirmek, elinden lokmasını almak, onu yok ederek üstün olmak isteyen! Uzlaşılara kapalı olan! Ben bilirim diyen! Dediğim dedik diyen! Paylaşmam diyen! Sömürmek isteyen!
Bunun için ne yapılıyor?... İnsanlar zayıf, bilgisiz ve dirençsiz bırakılıyor; eziliyor!
İnsanlara kıyıcı, hoyrat ve sevgiden uzak davranılıyor. Düşünceleri bastırılıyor. Özgürlükler yok ediliyor, bağnazlıklar egemen kılınıyor. Beden yaşasa da, akıl öldürülüyor!
Çıkar ilişkilerinde kaybedenler sayısal olarak çoğunlukta. Ama düşünmeyen, sorgulamayan, kolay kandırılan ve hep yitirip neden yitirdiğini algılayamayan çoğunluklar!...

Peki doğadaki temel yasa, kuvvetlinin zayıfı ezmesi mi? Öyle olsaydı kimileri zayıf, kimileri güçlü milyonlarca canlı birlikte ve doğa yasalarıyla uyumlu, yaşama becerisi gösterebilir miydi? Varlığın sürmesi doğal gerçeklere uyumun bir sonucu değil midir? Doğal gerçek nedir? Doğa yasalarını nasıl kavrarız? Bilim nedir? Bilimsel bilgi hangi yöntemle elde edilir? Bilimsel bilgi nasıl gelişir? Buradan aldığımız dersleri aklımızla nasıl değerlendirebiliriz? Aklımızı kullanmamız neden çok önemli? Aklın ve duygunun bileşkesinde nasıl bilgeliğe ulaşabiliriz?

İnsan olmak, çıkarı yok saymak anlamına mı gelir yoksa çıkar ilişkilerinde başkalarının önüne geçmeden eşitlikle ve kardeşçe olanakları paylaşmak mı? Bunun için kendisini, diğer insanları ve evreni akılla kavrayıp bilimle değerlendirmek gerekmez mi? Akıl ve bilim, özgürlüğün olmadığı yerde gerçeklere ulaşabilir mi?

Özgürlük, özgürce düşünme anlamına geliyorsa, bunun en büyük engeli de dogmalar, bağnazlıklar ve önyargılar! Bir başkasının bizim için düşünmesine gereksinme duymamalı, kendi adımıza düşünmeliyiz! Ama bunun için yetkinleşmek gerekir!
Yetkinleşmek nedir? Aydınlanmak, çağın önünde olmak, tüm insanlar için barış ve mutluluk istemek ve bunun için çalışmak! Çalışmak düşününün eylemdeki özgürlüğü değil mi? Tüm bu soruların cevabını olumlu yönde cevaplamış ve cevaplamakla kalmayıp, benimsemiş, özümsemiz insan "düzgün insan" olmaz mı?




asaf


blok

bu yazıda düzgün insan olmayı engelleyen bir husus mu gördün sevgili asaf?
veya aksini ortaya koymayı düşündüğün bir fikrin mi var?

asaf

hayır blok, ben sadece kaynak belirttim. içerikle ilgili bir derdim yok :)

blok

Ona kaynak değil, esinlenme desek daha doğru olur diye düşünüyorum.

asaf

bire bir aynısı var orda blok. ona kaynak demeyelim de neye diyelim?

laneh-tin

Hümanizm ruhu ne zaman hortlayacak. Bunu çok fazla düşünüyorum galiba..

Zihnimizde genel bir temizlik ypalım. Herşeyi odadan dışarı çıkaralım ve orayı baştan aşağı temizleyelim. Eğer gerekirse herşeyi yeniden içeri taşıyabiliriz. pek çok şey istiyor olabiliriz., bu nedenle onları tek tek geriye taşıyabiliriz. Fakat eğer gerekli değillerse onları orada tutmanın bir anlamı yok.

"Yürekten inanıyorum ki geleceğin dini katıksız bir hümanizm olacaktır, yani insanın bütününe saygı; hayat ahlaki bir  değer taşıyacak, kutsileştirilecek yüceltilecek. Yarının başlıca kanunu güzelim insanlığa özen göstermek. Belli bir şekle bürünmeyecek bu inanç, hizipler ve tarikatlar gibi kimseye kapalı olmayacak. Akıldan başka kılavuz tanımayan, gizli remizleri, tapınakları, rahipleri bulunmayan, kiliseler dışı dünyada gönlünce yaşayan geniş ve hür ilim.. işte insanlığı kanatlandıracak biricik inanç"  (Renan,  İlmin Geleceği)"

blok

Alıntı yapılan: asaf - 06.05.07/22:10
bire bir aynısı var orda blok. ona kaynak demeyelim de neye diyelim?


Asaf,  nasıl Hegel'in diyalektiği üzerine yazışma yaparken o konunun "olmazsa olmaz" hususlarını benimsemiş olarak ortaya koymak durumundaysan ve o aşamada da Hegel'den alıntı olduğunu vurgulama gereksinimi duymuyorsan, burada "düzgün insan" a yaraşır olduğunda esinlenilmiş(üstelik tam birebir olmayan)  bir açıklamanın ortaya konulmasında kaynak ihtiyacı duyulmasının amacını anlayamadım... 

asaf

Alıntı yapılan: blok - 06.05.07/21:48
İnsan olmak, çıkarı yok saymak anlamına mı gelir yoksa çıkar ilişkilerinde başkalarının önüne geçmeden eşitlikle ve kardeşçe olanakları paylaşmak mı? Bunun için kendisini, diğer insanları ve evreni akılla kavrayıp bilimle değerlendirmek gerekmez mi? Akıl ve bilim, özgürlüğün olmadığı yerde gerçeklere ulaşabilir mi?


çok özür dilerim blok, gerçekten de bire bir değilmiş: yukardaki paragrafın başında gelen; aslı "bilge olmak" olan lafı, "insan olmak" diye değiştirmişsin!

neyse blok, biz bu alıntı konusunda sanırım hiç anlaşamaycağız. :)


kiya

Alıntı yapılan: son tango - 04.05.07/15:36
livaneli nin yazdıklarında,verdiği öğütlerinde yanlış olan ne var?
-yalan söylemeyin,yoksull ailelerin kızlarını ahlaksızlığı sürüklemeyin,ter kokmayın,kadınları,çocukları dövemeyin demiş..buna mı itiraz ediyorsunuz?


evet, tam da buna itiraz ediyoruz!

niye livaneli'nin kişiliğiyle bir derdimiz olsun ki? laneh-tin, bizi hırslarına mahkum olmuş zavallı bireyler olarak görebilir, görsün. ama livaneli ile kişisel hırsımızı karşılıklı kefeye koyduğumuzda, hırsımızı harekete geçirecek olan nedir?

kıskançlık mı? köşe yazarı olamamak mı? şu mu, bu mu?

hayır, en başından beri yazının içeriğine itiraz ediyoruz. elbette, net ortamında gözden kaçırdığımız bir şey var:

örneğin ben bir arkadaşımla konuşurken "livaneli'nin yazısını okudun mu? düzgün insan olun demiş" desem, arkadaşım; "hahaha, livaneli mi demiş, hele bir düzgün olsun kendisi de, sıra bize de gelir elbet" diye yanıtlasa, ikimizin de neyi kastettiğini anlarız, güler geçeriz. ne hırsımız, ne insanlığımız mevzu bahis olur orda.

ama evet, yazının içeriğine derin bir itirazımız var. livaneli'nin "düzgün insan olma" tanımına derin bir itirazımız var. bak hele, düzgün insan osurmayacakmış! yelele de gülüm yelele...

peki sayın livaneli, yoksul insanların kızlarını becermeyelim, madem düzgün insan olmanın kıstası burada. tamam ama kimi becerelim? bu yoksul insanlar neden yoksul, bu kızlar neden kandırılabiliyor?

lafa bak ya, dalga geçer gibi, "yoksul insanların kızlarını kandırmak!"

peki, senin kızı kim kandırdı, "senden iyi şarkıcı olur" diye, babasından bile olamazken...

yahu düzgün insansanız, düzgün konuşun, beni de dellendirmeyin, alla alla...

laneh-tin

Bir şeyler söyleyeceğim diye burada olmanız gereksiz, o bir şeyleri yarım düşüncelerden nasıl kurtarıp ne türlü bir biçimde söyleyeceğim diye burada olunmalı... Üslup elbette yazının değerini taşıyan şeydir...

Bütün yazıyı ayırıp onu bütünün söylemlerinden koparırısanız, herkes kendi biçimini bulur ve sonunda yazı yargılanabilir. Ki üstte bunu çok Cizvitce ve  amatörce yapagelmişsiniz...

Bütün sorun insanın neyi yazacağını bilmesinde... Bir niyet çoktan belirlliyse tüm iş nasıl yazacağına kalır...

Düzgün insan tanımına karşı olabilirsin, kelimeleri kabaca kullanmak baskınlık sevdanı da arttırabilir. Lakin tek başına Sait-Just kadar olabiliyorsun... Lirizm Artıyor..

Neden kişisel bir nemegerekçilik ile karakter sorunu yaratıyorsun? (-uz gereksiz)

İnsancıl olmaktır senin hakkın. Hak istemi budur.

torq

Alıntı yapılan: laneh-tin - 30.04.07/23:49
İki tip insan yaşıyor bu ülkede: Düzenden yararlanarak köşeyi dönmek isteyenler ve gidişattan acı duyarak,  toplumu değiştirmeye çalışanlar.
............
Bir de köşelerine çekilmiş insanlar var.
Acı duyuyorlar.
Her haber seyredişte, her gazete okuyuşta 'Bu ülkeye ne oldu böyle?' diye düşünüyor, yarınlardan kaygılanıyorlar ve içinde büyüdükleri Türkiye'yi tanımakta güçlük çekiyorlar.
Aslında azımsanmayacak sayıdalar ama sesleri çıkmıyor.

Bu çevrenin, Türkiye'deki insanlardan bir tek talebi var:
Herkesin düzgün insan olmasını istiyorlar.
Şöyle der gibiler;
Kardeşler, ne olursanız olun, yeter ki düzgün insan olma vasfını yitirmeyin!
Sağcı, solcu, milliyetçi, enternasyonalist, tarikatçı, Fenerbahçeli, Galatasaraylı, Beşiktaşlı; genç, yaşlı, kadın, erkek, köylü, şehirli, Doğulu, Batılı, zengin, yoksul olmamız farketmez.
Yeter ki düzgün insan olun!
Maçlarda birbirinizi döner bıçaklarıyla doğramayın!
Kadınları, çocukları dövmeyin!
Bakan sıfatı taşırken; kesilmiş sığır kellesini, kanlı burun deliklerine iki parmağınızı sokarak uzağa fırlatma yarışı yapmayın.
Belinize taktığınız silahla, birer barbarlık örneği gibi dolaşmayın.
Teke gibi kokmayın!
Konsere gittiğinizde kendinizi paramparça etmeyin!
Televizyon ekranlarını beşinci sınıf varyeteyle doldurup, insanı çileden çıkarmayın.
Yoksul ailelerin kızlarını ahlâksızlığa özendirmeyin.
Oturduğunuz yeri kokutmayın!
Altınızdaki otomobili, öldürücü bir silah gibi kullanmaktan vazgeçin!
Bir takım haykırışlar, nidalar ve hırıltılar çıkarmak yerine, ana dilinizi temiz konuşmaya gayret edin!
Küfür etmeyi bir alışkanlık haline getirmeyin. Küfür ettiğiniz için övünmeyin.
Yalan söylemeyin!
Rüşvet vermeyin!
Kısacası: Düzgün insan olun!

Sevgili laneh, önceki yazımda Sayın Livaneli'nin yazısının içeriğine girmeden, kendi duruşuyla yazısı arasındaki çelişkileri ortaya koymak istemiştim, ancak senin yazından sonra bazı analizleri yapmak zorunlu oldu.

1) İnsanları iyi/kötü, aptal/akıllı, güzel/çirkin vb. ölçütlerle ikiye ayırıp bunlar üzerinden ahlak mesajları vermek, insanları aptal yerine koymanın bir yöntemidir. Bunlar masallarda anlatılan kahramanlardan başlayarak çizgi roman ve daha sonra çizgi filmlerdeki kişiliklerin betimlemesi olabilir ancak.

2) Köşelerine çekilmiş insanlar; hiç bir şeye itiraz etmeyen, kendilerine verileni doğru kabul edip gerçekleri araştırmayan, sahte reçeteleri mutlu olmak için kullanan büyük bir kitleyi oluşturuyor. Gazeteyi okuyup " bu ülkeye ne oldu böyle" diye soranlar da aynı durumdaki bireysel bilinçten yoksun, kime oy vereceğini yanındakine sorup öyle karar veren, ülkeye ne olduğunu anlamak için hiç bir çaba göstermeyen sıradan insanlar.

3) Bu insanların talepleri de Sayın Livaneli'nin yazdığı gibi ulvi ve medeni değerlere yönelme değil kanımca. Nasıl köşeyi döneriz, başkalarını nasıl kazıklayıp kendimize bir çıkar sağlarız? tarzındaki soruları sorarak sınıf atlamaya çalışan içimizden birileri. Bu insanların tek talebinin "herkesin düzgün insanlar olmasını istediği" fantazisini de, sanırım büyük plazalardaki odasından aşağıdaki insanlara bakarak Sayın Livaneli hayalinde geliştirmiş. Biraz o insanların arasına inseydi, kimsenin böyle bir ahlak endişesi olmadığını, herkesin kesesini nasıl dolduracağını düşünmekten başka bir işi olmadığını görürdü.

4) Sayın Livaneli; sağcı, solcu, futbol fanatiği, döner bıçağıyla en yakın arkadaşını doğrayan, kadınlarını ve çocuklarını döven, magandalık yapıp insanları öldüren, jiletle kendisini doğrayan, her yeri kokutan, küfür etmeyi alışkanlık haline getiren, yalan söyleyen ve rüşvet verenleri uzaydan gelmiş gibi anlatıyor . Kimse bu toplumun bir parçası olmadığını söyleyip kendisini temize çıkarmaya çalışmasın, içimizdekilerin büyük kısmı da bunları yapıyor ama bazılarımız biliyor bazılarımız bilmezden geliyor. Bir siyasetçinin hırsızlığından söz ettiğinizde bu insanların tepkisi şöyle olur genelde " abi adam çalıyor çırpıyor ama hizmet de yapıyor, seçimlerde ona oy vereceğim!" Aynı kişiler, seçim zamanında kendisine bir torba kömür ya da pirinç yardımı yapan partiye oy vermiyor mu? Bu gerçeğin bilinmesi o kişileri de suçlu yapmıyor bu arada, o konuyu ayrıca irdelemek gerekiyor.

5)  Televizyon ekranlarını beşinci sınıf varyeteyle dolduranları da, medyanın göbeğindeki Sayın Livaneli'ye sormanın uygun olacağını düşünüyorum. Acaba reyting kaygısıyla bu düzeysizliği ekranlara taşıyan, seyircileri de otobüsler tutup mahallerden toplayarak stüdyolara getirenler kimler acaba ? Reytingler düştüğü için haberleri magazin programına çevirenler, kendisinin de içinde bulunduğu medya grubu değil mi ?

İsterseniz analizi biraz daha derinleştirebiliz.

kiya

sayın torq, gerçek bir hayranınızım, bilesiniz, insan azıcık üşenmez mi be :)

Suntafa

Bir kaç sorum olacak naçizane...
Alıntı yapılan: laneh-tin - 06.05.07/21:26
Düzgün İnsan rutubetli lafların ve  sivrilmiş birtakım acıların hortlamasının arkasında iken red haddini de aşmaz..

Ben bu sözden hiçbir şey anlamadım, sözün kendisinde de sorun olabilir benim kıt anlayışımdan da.
Bir zahmet açıklasanız...

Alıntı yapılan: laneh-tin - 06.05.07/22:15
"Yürekten inanıyorum ki geleceğin dini katıksız bir hümanizm olacaktır, yani insanın bütününe saygı; hayat ahlaki bir  değer taşıyacak, kutsileştirilecek yüceltilecek. Yarının başlıca kanunu güzelim insanlığa özen göstermek. Belli bir şekle bürünmeyecek bu inanç, hizipler ve tarikatlar gibi kimseye kapalı olmayacak. Akıldan başka kılavuz tanımayan, gizli remizleri, tapınakları, rahipleri bulunmayan, kiliseler dışı dünyada gönlünce yaşayan geniş ve hür ilim.. işte insanlığı kanatlandıracak biricik inanç"  (Renan,  İlmin Geleceği)"
Bu RENAN acaba pozitivist midir?
Yaptığı bu akıl yürütmeler sonucunda Mantıkçı Pozitivist oabilmiş midir?

Alıntı yapılan: laneh-tin - 07.05.07/00:11
Ki üstte bunu çok Cizvitce ve  amatörce yapagelmişsiniz...
Son sorum acaba bu ne demek?
Hiçbir art niyetim yoktur bunları sorarken sadece anlamadım ve yardım istedim...

laneh-tin

1-İnsanları iyi/kötü, aptal/akıllı, güzel/çirkin vb. ölçütlerle ikiye ayırmıyor yazı... Buradaki tamamen insancıl bir yazı...

İlk cümle şu: Düzenden yararlanarak köşeyi dönmek isteyenler ve gidişattan acı duyarak,  toplumu değiştirmeye çalışanlar.

2-Bir de köşelerine çekilmiş insanlar var. Aslında azımsanmayacak sayıdalar ama sesleri çıkmıyor.

Seslerinin çıkmaması çaba göstermediklerini anlatmıyor burada...

Özellikle sizin  abartıp yeterince hümanist bir YAZIYI bu bilinçten yoksun cümlelerle itham etmeniz gereksiz.

"aynı durumdaki bireysel bilinçten yoksun, kime oy vereceğini yanındakine sorup öyle karar veren, ülkeye ne olduğunu anlamak için hiç bir çaba göstermeyen sıradan insanlar... "

Bu üst cümleler düşünmek istediğinizin yazıya dökülmüş halidir.

3- İnsanların şu düzen itibarı ile bulundukları mevkiler onların karakter sorununu belirlemekte önemli bir husus belirtmiyor. Söylemlerinin  tamamen bilindik şu "söyleyeyim de nasıl olursa olsun" itidalına yöneliktir.  İnsanların arasına inme endişesinden ziyade buradaki yazı, hümaniter, kendini çevreleyici halkın içinden çıkaran bir yazıdır...

Sizin düşüncenizdir bu: "Biraz o insanların arasına inseydi, kimsenin böyle bir ahlak endişesi olmadığını, herkesin kesesini nasıl dolduracağını düşünmekten başka bir işi olmadığını görürdü."

Makale ile bir alakası yoktur. Söz söylemek için buradasınız, muhalif olmak için... Bu tabi hakkınız, lakin sırf karşı çıkmak için buradasınız...

Sizin hakkınız insancıl olmaktır... Nutuklar ve aklın yönergesine dayanmayan bu ihtisadınız insanı karşısına alıyor.

4-Livaneli bu insani olumsuz davranışlardan bahsetmişse kendi payına düşen şekilde bahsetmiştir. Ve bu söylediklerinin bir biçimde karşısındasınız. Makalede tüm insanlardan bir talep var, bu talep sizin yorumuuz açısından sakıncalı ise sorun yok. Bunlar sizin için ahlaklı, erdemli, insancıl şeyler değilse bu sizin kendi sinai görüşünüzü bağlar... Özgür ifade mevcuttur, dolayısıyla vardır. Buradaki Düzgün insan tanımına karşı olabilirsiniz.

5-Medya ile ilgili söyleyecekleriniz size bilgi sahibi olunmadan fikre nasıl pay verdiğinizle ancak örtüşüyor. Bu tür propaganda her zaman aynı şekilde işler... Kimdir, nedir?

"Orda bulunmak" ile, "oralı olmak" farkını anlaktan bilahare geçirin.


"Ama onlar rejim tarafından pek iyi gözle bakılmayan ve vatana sadakat duygularının zayıflığından kuşku duyulan yurttaşlardır. Sürüden ayrılan insanı hiçbir rejim sevmez. Sürüden ayrılmanın, birey olmanın ve kendi kafasıyla düşünmenin en önemli göstergesi ise okumaktır. Göbels bu yüzden "Kültür sözünü duyduğumda elim tabancama gidiyor!" demiştir. Siz bu yazıyı okuduğunuza göre, her devrin Göbels'lerinin hışmına uğramaya aday, kendi kafasıyla düşünen insanlardansınız demektir.
Aman kendinize mukayyet olun!"

Cizvitce demek yaylımcı, misyoner ve düz ihva havasını içerir. Bu salt benim yorumumdur...

"Düzgün İnsan rutubetli lafların ve  sivrilmiş birtakım acıların hortlamasının arkasında iken red haddini de aşmaz.."

Düzgün insan tanımı yaparken, bu tanımı eyleyen kişi, eyleminde tanıma dolanmış ilk görüsünde olur...  Eğer ilk görüsü varsa...

İlk görü daha önce kişisel imalar içeriyorsa başlıbaşına tanımın içine sığar. Bu yüzden düzgüninsan tanımınız burdaki genel red havasının örtüsünü kaldıramaz... demek istemiştim...

Cümlemde anlam sorunu bulunabilir, lakin ben bulamadım... Ama bulunabilir..

Renan, Nietszche'nin Hristiyan erdemli tip dediği zat... Kim olduğu burda pek kayda değer değil!