17.07.19/06:38

Bakış Açısını Genişletmek

Başlatan asya, 02.05.07/16:01

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

asya

02.05.07/16:01 Son düzenlenme: 02.05.07/17:14 asya
Günlerdir yaşananları izliyorum içim burkularak... Kah yanlarındayım insanların, kah karşısında, ama her zaman olayların ortasında... Yaşananların içinde olmamamız mümkün mü? Ülke bizim ülkemiz, hükumet bizim hükumetimiz, asker bizim askerimiz... Sonuçta biz bu toprakların insanıyız ve gerilimler de bizim...

Tandoğan, Çağlayan meetingleri, cumhurbaşkanlığı seçim süreci, askerin muhtırası ya da bildirisi... Arka arkaya yağdırılan bombalar gibi insanlarımızın sığınaklarda toplanmasına neden oldu, kamplaşmalar keskinleşti...

Bugünleri 12 Eylül günlerine benzetenlerimiz oluyor zaman zaman. Oysa 12 Eylül 1980'de yapılan darbede kamplaşmalar "neden"di, şimdi ise "hedef" haline getirildi. Ülkenin birlik ve beraberliğini korumak için and içen siyasiler ve askerler bunu bozmak adına ellerinden geleni ardlarına koymuyor. CHP lideri Deniz Baykal’ın muhalefetteki başarısızlığını kapatmak üzere sarıldığı felaket çığırtkanlığı ve askerin demokrasiyi içine sindirememesinin göstergesi olan muhtıra başka ne anlama gelebilir?

Demokraside çok seslilik iyi de ajitasyon ve provokasyonla birlikte çoğalan sesler gürültüye dönüşmekten ve huzursuzluk yaratmaktan başka bir işe yaramıyor ne yazık ki!

İnsanımızda hoşgörüsüzlük “esas” olmuş durumda. “Ya sev ya terk et!” ‘bizim gibi olmayanlara yaşam hakkı tanımıyoruz’ demek. Küçücük bir farklı düşünme, “vatan haini” olarak damgalanmak için yeterli. Yıllarca dışlanan insanların da haklarının olduğunu savunmak, yeni bir yafta almak demek.

Ermenilerin haklarını savunursanız onlardan olur ve ülkeden kovulmakla tehdit edilirsiniz.

Kürtlerin haklarını savunursanız Kürtçü, PKK’lı ve vatan haini olarak ilan edilirsiniz.

Dindarların, inançları doğrultusunda yaşama haklarının olduğunu savunursanız, irticacı, şeriatçı olursunuz.

AKP iktidarına, seçilmiş bir yönetim olduğu için öncekilerle aynı haklara sahip olduklarını dile getirirseniz gerici olursunuz.

Askerin politikaya karışmaması gerektiğini, görevinin politika dışı olduğunu söylemeye kalkarsanız yaftanız hazır zaten. Siz bir vatan hainisiniz.

Çünkü çoğumuz, olaylara dar açıdan bakıyor, yıllardır beyinlere kazınmış olan, ezberletilen yalan yanlışlarla dolu birtakım bilgilere sığınmış, soru işaretleri ve açılımlara beyinlerimizi kapatmış durumdayız. Ezberin bozulması istenmiyor, istemiyorlar, işlerine gelmiyor...

80 yıldır kurulmuş olan cumhuriyet ve laiklik ilkeleri koltuk kavgasına malzeme ediliyor. Atılan her adımda, o günün koşulları içinde getirilmiş ve uyulması zorunlu kılınmış bulunan ilkeler gündeme taşınıyor ve ülke gelişimine sekte vuruluyor. Anayasayla korunan haklar daraltılıp yasaklar genişletilerek Atatürkçülük ve Kemalizm adı altında despotizm anlayışı geliştiriliyor.

Bu arada ülke ekonomisi biraz toparlanmaya, GSMH yükselmeye başlamışken ve ülke biraz olsun belini doğrultmaya çalışırken çeşitli spekülasyonlarla ekonomi de sekteye uğratılıyor.

Benim bakışımla panoramamız bu sevgili dostlar. Ülke de bizim, ekonomi de, asker de, hükumet de... Zaman, saflara ayrışma zamanı değil, elbirliğiyle ülkenin kalkınması ve çağdaşlaştırılması için uğraşmamız gereken bir dönem. Bizler bu dönemi her türlü düşünceye saygı göstererek, olumlu yönde yapılanları karalamak yerine destekleyerek, yapılmayanlarda ise eleştiri ve karşı duruş sergileyerek, ama her durumda farklılıklara kucak açarak yaşamalıyız.

laneh-tin

"Tandoğan, Çağlayan meetingleri"
İlkin başlangıç yazınızda bir küçümseme var... bu doğru bildiğim şeyi karşısına aldığı için sizi daha küçümseyerek okumayı denemeye başladım...

Neden 4 milyona yakın miting katılımcısı ve dolaylı olarak mitinge destek veren insanların (ki bu insanlar farkında olan insanlar) toplam düşüncesinin sizin kıstasta ve diyagramda kuşbakışı kalmış bu küçümseyici düşüncenizle kıyaslayayım?

Bu insanların doğruyu düşünemedikleri yaftasını yapıştırdınız... İlkin yön belirlediniz.

"AKP iktidarına, seçilmiş bir yönetim olduğu için öncekilerle aynı haklara sahip olduklarını dile getirirseniz gerici olursunuz."

"Devlet yasaları, yasaları çok net bir şekilde işler..." Terörist Hizbullah Şeyhi'nin önünde diz çöken ve cüppe öpen, "Cumhuriyet'i kaldıracağız diyenlerin, "değiştik" aksanı ile hitap ettikleri koyuca içe çekilmiş Halk'tır. Halk  padişahlık cunubetine meyilliyken ve erkek egemen ahlak sistemi var olduğundan bir karşılık beklenemez, daha doğrusu mesken "onay" olur... Bu "halkın ideoloji" kaçışıdır. Yasalar halkı korumak için vardır. Mustafa KemaL'in çelik devri, sunta devirlere peşkeş çekilemez. Eğer demokrasiyi yok olma tehlikesi içinde görenler çoğunluktaysa ve buna özellikle asker dahilse yapılacak en demokratik şey tehlikeyi ortadan kaldırmaktır. Bu en insanice şekilde yapılacak en insani davranıştır.

AKP için net bir anlayışım var. ChP'de görev aldığım süre içerisinde ilk sürçme dinsel tabanlı oldu... Ve ben dini istihramı mevcut durumlar içinde düşündüğümden daha hızlı gördüm.. AKP istismar yuvasıdır. Fiili olarak bağlı oldukları yer devletin içinde değildir. Zİra çoğu büyük kaçakçıları şimdi kahraman oldu... Bu  Koyu dindar kesimin çıkarları doğrultusunda işleyen tedavi edilebilir bir buhrandır.

Cumhuriyet önemlidir. Çok çabuk bir biçimde kavramanız dileği ile...

torq

sevgili laneh, yazından anladığım kadarıyla "cumhuriyet"in öneminden söz ederek değiştiğini söyleyenlere inanmayıp kendi bildiğimiz doğrular ve yargılarla hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorsun. Biraz bu konuları açmak ve daha anlaşılır hale getirmek açısından analiz yapmaya çalışmak isterim.

1) Cumhuriyetin TDK tanımı;  Milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi. Yani bir toplumda yaşayan insanların oy kullanarak seçtikleri kişiler aracılığıyla düşündüklerini yaşama geçirme yöntemi. Eğer bu anlamıyla bakarsanız Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yurttaşları tarafından seçilen milletvekillerinin oluşturduğu TBMM bu halkın temsilcisi oluyor. Bu insanların düşüncelerini beğenmiyorsunuz diye milletin vekili sıfatları ortadan kalkmadığı gibi, sizin gibi düşünmeyen toplumun bir bölümünü temsil etmedikleri anlamını da çıkaramazsınız.

2) İnsanların değişim geçirmelerine inanmayıp onların aslında başka bir şey düşündüklerini söylemeniz, sizin kendi düşüncenizin ya da hayal gücünüzün bir yansıması olarak algılanabilir. Bir kişinin değişip değişmediğini anlamak için eylemlerine bakmanız ve öyle değerlendirmeniz gerekir. Birilerinin iktidara gelince başka bir şey yapacaklarını söyleyip onu engellemeye çalışırsanız, size de aynı şeyi yaptıklarında sesinizi çıkaramazsınız.

3) Korunması gereken asıl kavram demokrasidir ve ne yazık ki bu kavramı korumak sanıldığı kadar kolay değildir. Demokrasi "benim düşündüklerimin arasında bir seçim yapılsın, benim gibi düşünmeyenler rejim düşmanıdır" düşüncesinin bulunduğu yerde yaşayamaz. Bu şekilde düşünenler de, elinden emziği alınmış çocuklar gibi başı sıkıştıklarında abilerini çağırıp kendi yapamadıklarını başkalarına yaptırmak gibi kolay yolları tercih ederler.

4) Gelişme ve ilerleme sarığın ve cübbenin yerine şapka giyilerek sağlanmıyor ne yazık ki, modernizmi ilerleme sayanların en büyük açmazı burada. Adamın kafasındaki sarığın yerine şapkayı koyduğunuzda düşüncesini değiştirdiğinizi sanıyorsunuz ama aradan 80 yıl geçtikten sonra aynı kişilerin bu kez sizin gibi giyindiğini ama düşüncelerinin değişmediğini görüyorsunuz ve şaşırıyorsunuz. Biz bunları o zaman değiştirmiştik, şimdi nasıl oluyor da aynı düşünceyi korumayı başardılar sorusunu içinizden soruyorsunuz ama yanıtını bulamıyorsunuz.

5) Düşüncelerin değişimi için karşıt düşüncelerin özgürce söylendiği ortamlar yaratmak ve bu ortamlarda barışı sağlamak gerekir. Devletin en önemli görevlerinden biri budur, eğer devletin kendisi taraf olursa, yurttaşların devletin resmi görüşü dışında bir şey düşünmesi söz konusu olamaz. Böylece devlet görüşü dışındakilerin hepsi "öteki" haline gelir ve bir türlü gizli düşmanlık toplumu sarar. Ancak kendisini rahata alıştıran devletin resmi evlatları, toplumun yıllardır yok sayılan kesimlerinin kendilerini ifade edebilecekleri bir zaman ve zemin yaratabileceklerini düşünmek zahmetine girmediklerinden, bugün panik halinde korkularımızla yüzleşme aşamasına geldik.

Demokrasi önemlidir, çok çabuk bir biçimde kavramanız dileğiyle..

keçi

04.05.07/00:49 #3 Son düzenlenme: 04.05.07/00:53 keçi
sayın torq,

1. Cumhuriyet benim için, TDK nın tanımından daha ileri sosyolojik, tarihsel ve kültürel anlamlar taşıyor. saltanatı ve hilafeti sona erdiren, ümmet olmaktan, birey olmaya giden yolda, ayrıca 'moral' bir değer taşıyor. Cumhuriyet, kutsal değil ama toplumsal anlamda önemli 'ihtiyaç' lara karşılık geliyor. Sözlük tanımlarından yola çıkarak, sosyolojik olgular yorumlanamaz . 'biz beğenmiyoruz, vekillikleri düşsün, TBMM bizi temsil etmiyor' diyen mi var? Söylenen şu ; seçim sistemimiz, halkın gerçek anlamda temsilini sağlamıyor. Yüzde 30 oy ile, yüzde 70 temsil hakkı elde ediliyorsa, sorun var demektir. Siyasi partiler sistemi, lider diktasına yolaçtığı için, temsil sistemi daha da tartışılır hale geliyor.

3. Demokrasi en fazla ihtiyacımız olan şeydir, ama fetiş değildir, kimsenin kuklası da değildir, tranvay  değildir, 'temsili' çoğunluğun tahakkümü hiç değildir. O zaman, birileri bunu hatırlatır ; bkz meydanlar. 'Benim gibi düşünmeyenler rejim düşmanıdır' diyen mi var. Doğrusu şu, bu sistemin altını kazanlar vardır ve ittifak halindedirler, benim gibi düşündüklerini söyleseler dahi - bile, rejimin yaygın biçimde düşmanları vardır.  bkz kadrolaşmalar, bkz yeşil sermaye, bkz kürt milliyetçileri, bkz bir kısım medya.. vs vs

4. Tersten okuyalım, ilerleme sarıkla, cübbeyle sağlanır. Modernizm ilerleme değildir, mümkünse neandertal'e dönerek ilerleyelim. -geri kalanın düzü de tersi de aynı-

5. Devletin TDK tanımını aşmışız burada, görevlendirmeler yapmışız. Devletin böyle bir görevden haberi olsaydı, emin olun , düşünce güreşleri , karşıt görüş güzellik yarışmaları, en hain görüş, en gerici fikir yarışmaları düzenleyebilirdi. Kazananları da yılın görüşçüsü ilan edip, bir akvaryumda sergilerdi.

2. Değiştiklerine inanmak için ileri derecede miyop olmak gerekiyor.


Bütün bunlar demek değil ki; ben haklıyım. Yanılma hakkımı saklı tutuyorum. Kimseye düşmanlık beslemiyorum, ama ne yalan söyleyeyim Türkiye ye bu iktidarı yakıştırmıyorum. Bu memleket, bu halk iyi şeylere layıktır.

Kendinize iyi bakın. Dostlukla

laneh-tin

06.05.07/21:39 #4 Son düzenlenme: 06.05.07/22:29 laneh-tin
Cumhuriyet önemlidir, çünkü yine parmak sıvazlayıp okumuşsunuz beni... Monarşi veya padişahlık döneminin yakınlaşmasını belirleyen ilk izdüşümler eşliğini buldu mu, demokrasiden zaten bahsedilemez...

Üst yazımda belirttiğim ve yine kendi yazımı yorumlamaya meyl ettiğim sorun şudur: "Delalet ve cunubet içindeki Halk'ın tek tip yönetime, tek devir yönetime ve tek zümreli yönetime olan talebi büyük!" Sonucun getirisi söylediğiniz gibi demokrasiyle değil de Cumhuriyet ile alakalı! Bu yüzden Cumhuriyet önemlidir...

Cumhuriyet erkin bir kişi yada zümreye değil toplumun tümüne ait olduğu ve devlet başkanlığının kalıtsal olarak intikal etmediği devlet şekli modelini  ifade ediyor.  Cumhuriyet tanımı cumhuriyet ve demokrasiyi özdeşleştirmektedir zaten... Cumhuriyet tamamen seçime bağlı bir hükûmet şekli. Belirgin sürelerde yönetimde kalan seçilmiş yöneticiler var. Böylece, millî egemenliğin en iyi şekilde gerçekleştiği hükûmet şekli haline geliyor Cumhuriyet. O halde milli egemenlik sayesinde demokrasi ile birleşiyor....

Kişisel iştihalarınız var sizin...

Demokrasi ruhu zaten yitirilemez. Onu yitirirseniz eylemsiz kalırsınız.