19.07.19/14:05

Ne yapmalı, nasıl yapmalı?

Başlatan ateþ hýrsýzý, 20.08.04/18:46

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ateþ hýrsýzý

Evet Ne Yapmalı?

Bu soruyu Leninden evvel Çernişevski de sormuştu. Maalesef bu konuda net bir cevaba yada bir reçeteye sahip değilim. Zaten anarşizmi diğer ideolojilerden ayıran da hazır cevaplara sahip olmamasıdır. Bunu hep birlikte düşünerek tartışarak bulabiliriz. Fransız devriminden, Paris Komününden, Rus, Ukrayna, Meksika, İspanyol, Küba, Nikaragua, İrana kadar tüm devrimlere ait deneyimler ortada.

Benim fikrim herkesin kendi yerelinde sonsuz çeşitlilikte hiyerarşi içermeyen, mümkün olduğunca parayı dışlayan yeni tarz dayanışma örgütlenmeleri oluşturmasıdır. Burada amaç örgütlenmelerin işleyiş olarak doğrudan demokrasiyi benimsemeleri, birey-topluluk ilişkisinde karşılıklı saygı, katılım ve dayanışma yöntemlerini hayata geçirmeleridir. Bunlar çeşitli amaçlara yönelik olabilir ve hiç de politik olmaları gerekmez. Amaç hayatı örgütlemektir. Söz gelimi bir kıyı kasabasında balıkçılar kooperatifi, başka bir yerde tarım kooperatifi, bir mahallede tüketim kooperatifi, sanat kooperatifi, konut yapı kooperatifi vb. kooperatifler kurulabilir. Proudhoun'ın Halk Bankası fikri her ne kadar hayata geçememiş olsa da bana çok ufuk açıcı geliyor...buradan hareketle bir kooperatifler ağı örgütleyebiliriz. Bu yeni bir hayatın maddi temellerini oluşturur ve bunu yapmak için öyle büyük propaganda ve ideolojik transformasyona da gerek olmayacak...yapılan işin kendisi bu işin okulu olacağından herkes yaparak, örnekleyerek pratikte öğrenecek ve herkesin ayakları yere basacak. Böylesi bir ağ bin tane anarşist federasyona bedeldir. Çünkü amaç politika yapmak değil hayatı örgütlemek. Amaç anarşist insan yaratmak değil, hiyerarşisiz örgütlenme modellerinin de pratikte pekala işleyebileceğini kanıtlamak. Yerel kooperatifler kendi aralarında ağ oluşturarak ülke çapında ve hatta küresel ölçekte de dayanışabilirler... Bu ise devrim ve yeni bir  hayata dair sonsuz olanaklar sunacaktır.

Düşünmesi bile heyecan veriyor.


:D


Sizin de önerilerinizi bekliyorum


Sağlıcakla,

deniz

Ne yapmalı?

Ben bu sorunun cevabını biliyorum. Ama cevabı bildiğimi size nasıl ispatlayacağımı bilmiyorum. Çok çok konuşmak gerekiyor. İki saturla yada gözden kaçmış bir mesajla bu ne kadar anlatılabilir.

Ne Yapmalı?

Cevabı bulmak için bütüne bakmak lazım. Şunu yapmalı bunu yapmalı diye cevap veremez alamayız.

Ne yapmalı?

Ne yapmak gerektiği o kadar açık ki. Söylenmiş bu kadar söze daha ne ekliyim daha nasıl anlatıyım diye kendimi geriyorum. Ama hep tekrar hep tekrar olmalı sanırım. Başaka bişey elden gelmez. Gökkubenin altında söylenmemiş söz yok.

Ne yapmalı?

Kendini adam etmeli herşeyden önce. Kropotkin gibi varlığın içinde yokluğa ortak olmalı. Vermeli vermeli.

Sonra dostlar edinmeli. güvendiğin yoldaşlar.

Sonra bişeyler üretmeli. dostluk, güven, kardeşiğin ne iş yaptığı önemli değildir. onlar ne yapsalar iyisini ve doğrusunu yaparlar.

Ne yapmalı?

Yeni bir medeniyet kurmalı. Köleliğe alıştıran binlerce yılın birikimini bilinçlerden silmeli. Özgürlüğün gücünü ve tadını kitlelere tanıtmalı.

Ne yapmalı?

ben bir şey yapamam. herkes kendi işini kendi görür. insanlara kendi işlerini görmek öğretilecek.

Ne yapmalı?

ben bir şey yapmıcam. toplum kendi evrimini yapacak. ben evrime katkı sağlamaya çalışacağım.

Ne yapmalı?

Örnek olacağım. İşimle, kimliğimle, ailemle, bilgimle, kültürümle örnek olacağım. imrenileceğim. düşmanlarım bile beni takdir edecek.

Ne yapmalı?

Yapacak çok şey var. Ama başa dönelim. Önce adam olalım.

fikir

Kişisel sorunlarımızdan başlayıp, dünyanın karşı karşıya kaldığı tüm sorunlara herkes kendi birikimi ve yötemiyle çözüm arıyor. Bu yöntemler zaman zaman karşı karşıya geliyor, zaman zaman yan yana duruyor.

Fakat bu sorunların çözümüyle ilgili, derli toplu öneriler yapmak yerine, karşımıza çıkan anlık sorulara cevap vermek durumuyla karşılaşıyoruz çoğu zaman. Bundan dolayı da ortak noktaları görmek mümkün olmadığı gibi, karşıt noktalar alabildiğine sertleşiyor.

Şimdi önerim şu; Bir soruna ve olaya bakış açışımızdan yola çıkarak değil, temel sorunlarda çözüm sistematiğimiz ne?

Bireyin, toplumun, ülkenin, dünyanın, doğanın ve insanlığın sorunlarını çözmek için ne tür program öneriyoruz?

Çözümü olan buyursun ve tarihine not düşsün...
Belli ideoliji ve parti programlarından çok kişisel düşünceler daha anlamlı olacağı kanısındayım...

fikir

24.04.08/23:23 #3 Son düzenlenme: 24.04.08/23:30 fikir
lenin, "ne yapmalı"yı, çernişevski'de "nasıl yapmalı"yı yazmıştı...

fakat kuzeys, benim dikkat çekmek istediğim, program olarak bir yere atıfta bulunmak değil, tam tersine, bunlardan sadece tarihsel bilgi olarak yararlanıp, ama tamamen kişisel çözümleri ortaya çıkarmak. yani bir tarihsel tartışma değil, tarihten beslenmek, günümüzü tesbit etmek ve geleceğe yönelik öngörülerde bulunmak...

evet, "neden yapmalı?" da çok önemli...

fikir

bence sıralama; "neden, ne, nasıl yapmalı?" diye olmalı...

hatta başlığı bu şekilde yeniden düzenlemekte fayda var...

fikir

Alıntı yapılan: Blöf - 24.04.08/23:35
sen neyi neden yaptığını biliyormusun?


bu başlığı açtığıma göre, kendimce bir düşüncem vardır mutlaka... ki bunu yazacağımda... istersen bunları o zaman daha rahat konuşabiliriz...

fikir

kuzeys
yazdıklarını okuduktan sonra şöyle bir 30 saniye düşünmeden bir şeyler yazmaya kalkışsam, tıpkı eski günlerdeki gibi melankoliye kapılıp gidecektim. düşündüm ve durdum...

benim çözümüm senin yazdıklarına göre çok acımasız kuzeys... :)

gobilibozo

fikir önce sen açıklarmısın çözümünü? :)

gobilibozo

Kuzeys sen bütün yasalardan bağımsızmısın?

fikir

25.04.08/00:35 #9 Son düzenlenme: 25.04.08/01:23 fikir
Neden yapmalı?: bitirmek için.
Ne yapmalı?: kendimizin ve toplumun sorunlarıyla uğraşmak yerine batağa sokmalı.
Nasıl yapmalı?: tüm gelecek kaygılarından uzaklaşıp, her şeyin her an biteceği ruh haline girerek.

İnsanlık yaşlı, toplumlar kirletilmiş, dünya hasta; yani hastamız umutsuz vak'a. Ona son günlerini iyi yaşatmak en iyi tedavi yöntemi. Bu tedavinin uygulanması sürecinde bireyden başlayarak öze dönüş süreci başlayacak, çünkü yarın kaygısı ortadan kalkacak. Yaşam, dünya her an bitecekmiş gibi beklenirken kendi içinde şu son dönemi mutlu olma, güzel yaşama kaygısına dönüştürecek. Bir taraftan son beklenirken, aslında sona giden süreç önce duracak, sonra gerileyecek ve yara hissetirmeden kendi kendinin merhemi olmaya başlayacak.

Yarın kaygısı taşıyarak yaptığımız her şeyden vazgeçelim. Toplumu kurtaracağız diye yapılan ağrı kesici bile olamayan tüm mücadelelerden vazgeçelim. Bırakalım her şey dibine vursun. Dibe vurduğu yerde kaldıysa ayağa kalkma takatı, kalkacaktır usulca ama sağlam. Eğer kalmadıysa, her şey gibi o da ölmüştür. Bırakalım ölsün ve yerine geleceğin önünü açsın.

Bırakalım tüm göreceli varlıkları, iç'e dönelim an'a dönelim, hiç kimseye karşı kendimizi sorumlı hissetmeden, sadece içimizden geldiği gibi ve kendimiz için yaşamaya başlayalım. Tüm mevcut sosyal ilişkilerin altını üstüne getirelim. Bunu sonucunda en yakınımızda olan çok uzaklara, hiç tanımadıklarımız tam yanımıza düşebilir. İnsan, toplum, dünya ilişkilerini allak bullak etmek gerekiyor. ama tüm bunları militirist yöntemlerle değil, tammen insani davranış şekilleriyle. sistemin ilerlemesindeki esas uygulamaları işletmez kılmak gerekiyor. Toplum sorunlarına geçici reçeteler yerine, "sizin için yapacak hiç bir şey yok" demek gerekiyor. Herkesi, herşeyi, tüm beşeri ilişkilerin derinden sarsılmasıyla bitmesini sağlamak, ya da ayağa kalkmasını sağlamak en doğru yöntemdir diye düşünüyorum...

gobilibozo

25.04.08/22:15 #10 Son düzenlenme: 25.04.08/22:19 gobilibozo
''Şunu'mu yapayım bunu'mu yapayım deyişin var ya işte bu ihtiyarın(seçme özelliğinin)delilidir güzelim''demiş mevlana..

Bir ihtiyar'a sahibiz bizi kuşatan zindanlardan kurtuluş yolu bulacak kadar.Ali şeriati ye göre insanı kuşatan dört zindan var,tarih,doğa,toplumsal kurallara egemen düzen ve bilim,o tutsak olunan konuları bu şekilde açıklamış,sonuç olarak insan bir çok şeyin tutsağı,bir nevi zindan hayatı yeşıyor,bu zindanlardan kurtuluş yolunu yine tutsak olan bizler bulmak zorundayız..

fikir yazının içeriği benim açımdan tartışmaya açık fakat ana tema dosdoğru,aynı düşüncedeyim.Toplumlar hakedildiği şekilde yönetilirler,devlet toplumun aynasıdır ondan farklı değildir,yani şu yönetim şayet başımızda ise biz hakettiğimiz içindir,vasıfsız bir toplum kaliteli yönetilemez,aynı şekilde vasıflı  bir toplum liyakatsiz insanlarrın elinde olamaz,yani düzelme fertlerde başlar,devlete sirayet eder..Yani düzelme önce benden başlayacak,başkasını düzeltmeye çalışmaktan değil önce ben!!

Peki bu nasıl olmalı nasıl farketmeden bizi kuşatan zindanlarımızdan kurtulabiliriz?bu iş doğal yasalarla olacak gibi değil en azından benim ümidim yok,muktedir bir güç,hesapçı oportünist akıldan yüce bir güç gerekirki öz benliğimizde yani ben de güçlü bir iç patlama koparsın,kendi kendimize devrim kopsun hani devrimi hep bir şeyleri devirmek ve yerine başka bir şey getirmek için arzuluyoruz ya bu defa kendi kendimize bir devrim diyorum,içten bana bir baş kaldırı..Ancak baş kaldırdığımızda varolduğumuzu hapsolmadığımızı anlıyabileceğiz..

Bu baş kaldırı ne olacak?Aşk ile ama bu köhnemiş,sadece zannettiğimiz aşkcıklarla değil..

Mantıkla neden olmaz peki?Çünkü bizi hapseden bazı meseleler mantıkidir,yaşayışımız,işimiz,giysimiz,düşünmemiz,okumamız,incelememiz vs ama aşk bizi bütün yaşamımızın üxerine kurulan çıkarları,yararları,bütün çıkarlarımızı feda etmeye yönelten bir ülkü uğruna ve olumlu cevaplandırdığımız duygudur..

Bu aşk dediğim gibi yaşadıklarımız alış veriş usulü aşklardan değil ihtilalci bir aşk,ben onun adına ... derim siz ...dersiniz.Bilmem biraz anlatabildimmi? :)

gobilibozo

''Umarsız olabilmek için yasalarla savaşmamak gerekiyor'' demişsin


Kuzeys sence bu çözümmü?Yasalar savaşmamız gereken yasalar ise?İnsanı hapseden insanlıktan çıkaran yasalar ise?Sence yine umarsız olmakmı gerekiyor? :)

''tanımlamak sınırlamaktır''kesinlikle,ve yasalarda bu şekildedir,fakat insana dayatılan yasalar(tüm dünya için geçerli)bundan daha da öte değilmidir,sınırlamanın ötesinde zulüm gibi!!

fikir

Alıntı yapılan: gobilibozo - 25.04.08/22:15

fikir yazının içeriği benim açımdan tartışmaya açık fakat ana tema dosdoğru,aynı düşüncedeyim.Toplumlar hakedildiği şekilde yönetilirler,devlet toplumun aynasıdır ondan farklı değildir,yani şu yönetim şayet başımızda ise biz hakettiğimiz içindir,vasıfsız bir toplum kaliteli yönetilemez,aynı şekilde vasıflı  bir toplum liyakatsiz insanlarrın elinde olamaz,yani düzelme fertlerde başlar,devlete sirayet eder..Yani düzelme önce benden başlayacak,başkasını düzeltmeye çalışmaktan değil önce ben!!



gobili, benim zaten hiç kimseyi düzetmek gibi bir önerim yok. Tam tersine daha beter olsunlar diyorum. Kendimizi düzeltmek veya ne yaptığımızı/ne yapacağımızı bilmemiz hiç bir işe yaramıyor. çünkü kuzeys'inde vurgı yaptıpı gibi çemberin içinde olduğumuz sürece, bir şey yapmak mümkün değil. yapılabilecek tek şey;

Farkında olmak, çemberin dışına çıkmak, çemberin içindekilerin dibe vurmasını beklemek, hatta iyice dibe vurmalarına katkıda bulunmak. Kimin için? Kendisi ve kendisi gibi olacakların kurtuluşu için. İnsanlığın gelmiş olduğu bu nokta by-pas'larla bu işin artık olmayacağını işaret ediyor. Yani ya kesin ölümü düşünerek, "cennete gitmeyi" düşünen bir fani gibi yaşam sürmelerini düşündürtmek en doğrusu... :)

güneþinkýzý

aksırmak ya da hapşırmak,!,

nasıl ve neden kalmıyor, bunu yaparken,,,


samanyolu

önce benlikten,
sonra sen'likten
bizlik'ten
onlar' lıktan kurtulmalı.

Neyi nasıl çözmek istiyorsak, onun üzerine yoğunlaşıp o konunun getirilerini, götürülerini, engellerini, durağanlıklarını,aşamalarını ve nereye götürmek istediğimizin bir planını yapmalıyız. ben,sen,o,onlar oldukça birbirimiz etrafında dönüp dururuz.insanız etkiliyoruz birbirimizi.yerine göre sırt sıvazlıyoruz (hangi anlamda kişi kendi bilir), yeri geliyor çelme takıyoruz.

gobilibozo

Değilmi ya :)

ben olmadan sen olmadan o olmadan
biz olmadan çare neye kime?

samanyolu

Alıntı yapılan: kuzeys - 26.04.08/02:16
sen senlikten kurtulabilirsen
sanıyormusunki bir ben olabilir
ve bir ben yokken, sen yokken
sanıyormusun ki
biz olabilir
biz yoksa karşıtı zaten yoktur...

olmayanı tartışacağımıza olanı konuşalım derim ben ! Lafı değil !

sen yoketmişsin. Ben çözüme ulaşmadaki yoğunlaşmayı ve dikkati dağıtan şeyleri söyledim.Dikkat dağıtan unsunlar olmadan çözümü bulup bunu yine bana,sana,bize,size ve onlara sunabilmeyi. Bir kısırdöngü gibi dönüp durmamayı,aşmayı,ilerlemeyi.yoksam neyi varedeceğim.koyalım noktayı gitsin o zaman.Bakış açısı.
Alıntı yapılan: kuzeys - 24.04.08/23:53
...kendi ağırlıklarını başkalarının sırtına yükledikleri için harket mekanizmalarını hafifletip hızlandırdıkları için etrafımızı başka şeylerle örüyorlar. Ve tüm bunlar bizi gözlerimizin önünde oluyor bu haksızlık kanımıza dokunsada üzerimizdeki ağırlıklardan dolayı hiç bir şey yapamıyoruz.
Gerçekten bir şeyler yapıp bu saltanada son vermek istiyorsak sevdiklerimiz dahil sahip olduğumuz her şeyden vaz geçmeliyiz sırtımızdaki tüm yükleri bir atın semerini atması gibi yere yıkmalı ve koşar adımlarla bildiğimiz her şeyden uzaklaşıp bir boz kırda güneşin doğuşunu izlemeliyiz.. yüzümü sırtımızdaki terle bıçak gibi kesen rüzgar jiletlemeyip okşuyorsa axe tadında bir koku bırakıyorsa tenimizde işte tam o noktada uzun uzun düşünüp iki yol var demeliyiz..


  Burda belirtmişsiniz nasıl olacağını,fakat bir o kadarda esirim bana,ona,bize bizlere diyorsun..Dönüyoruz, benler,senler,onlar içinde durmadan,dünya döndüğü gibi.
    Bende diyorumki tatmalı beni,seni,bizleri ve onları. Ama hazırla temiz bir dalaşmasız bir refah ortamı. sırtandaki sana ağır geliyorsa dayamışsa sana kendini bu gidiş gidiş değil ise sorunu çözmek istiyorsan yüküne mola ver. Sorunu çözebiliyormusun bir bak bakabil, düşün sonra o sırtındaki kendi yükünü omuzlamış olabilsin senin çözümünle. Bu ne demektir konu dağılmasın esde geçebilirim. Birine hergün bir ekmek vereceğine ona bir iş bul. Evet tadalım kendimizi kendimizle barışık sonra seni katalım bana, ve özleşinle sen ve ben, onu katalım ve biz olalım ama HIRLAŞMADAN.kurmuş olduğumuz düzende mutlu...

fikir

Hayat içindeki olaylara, tamamen olumlu ve iyimser tarafından bakmama rağmen, insanlığın ve dünyanın bekaasıyla ilgili konuları düşündüğüm zaman olumsuz veya birşeyler yapmak gerektiğine dair bakış açılarını yanlış buluyorum. Bu ilk bakışta işin kolayına kaçmak gibi geliyor fakat öyle değil. Aslında daha zor olanı. Var olanı yarım yamalak götürmek veya günü kurtarmaya çalışmak için bir şeyler yapmaya çalışmak bence işin daha kolay tarafı. Kendin dahil her şeyden vazgeçebilme, eğer bir iyileştirme olacaksa, kökten bozup yenden yapma veya yenisinin doğabilmesi için mevcudu imha etme bence işin daha zor bir tarafı.

Peki bunun için ne yapmak lazım; En basitinden, sunulanın veya gösterilmek istenenin tam tersini yapabilmek. İstasnasız, sürekli rüzgara karşı kürek çekmek.

Burada önemli bir hataya düşülme payı vardır. Bunları yaparken, sistemin bu şekilde yürümesini isteyen güçlerin dolaylı olarak yedeğine düşmemek. Buna çok dikkat etmek ve sürekli sorgulamak... Perdenin arkasındakileri görmeye çalışmak, satır aralarındaki mesajları doğru kavrayabilmek...

LegendofAnatolia

herkes birşeyler yapabilir bence

gobilibozo

Ama ne legendof?birde ne yapılması gerektiğini söylesen berhudar olacağız :)

ice

30.04.08/01:46 #20 Son düzenlenme: 30.04.08/01:58 ice
Alıntı yapılan: fikir - 24.04.08/23:10
Kişisel sorunlarımızdan başlayıp, dünyanın karşı karşıya kaldığı tüm sorunlara herkes kendi birikimi ve yötemiyle çözüm arıyor. Bu yöntemler zaman zaman karşı karşıya geliyor, zaman zaman yan yana duruyor.

Fakat bu sorunların çözümüyle ilgili, derli toplu öneriler yapmak yerine, karşımıza çıkan anlık sorulara cevap vermek durumuyla karşılaşıyoruz çoğu zaman. Bundan dolayı da ortak noktaları görmek mümkün olmadığı gibi, karşıt noktalar alabildiğine sertleşiyor.

Şimdi önerim şu; Bir soruna ve olaya bakış açışımızdan yola çıkarak değil, temel sorunlarda çözüm sistematiğimiz ne?

Bireyin, toplumun, ülkenin, dünyanın, doğanın ve insanlığın sorunlarını çözmek için ne tür program öneriyoruz?

Çözümü olan buyursun ve tarihine not düşsün...
Belli ideoliji ve parti programlarından çok kişisel düşünceler daha anlamlı olacağı kanısındayım...


Ne güzel söylemişsin sevgili fikir... Biz önümüze çıkan sorunları çözmeye kalktıkça sistem karşımıza daha esaslı sorunlar çıkaracaktır emin olun. Bu sistem dikiş tutmaz umarsız bir kanserli organizmadır artık o.. Onu kesip atmak bile bir işe yaramaz onu orada bırakarak kaçıp gitmek başka ufuklara yelken açmak gerekir. Herşeye ama herşeye yeniden başlamalıyız aşka bile... Ezberlerimizi bozmalı öğrendiklerimizi unutmalı yendien başka bir gerçekliğin içinde deneyerek yanılarak uygulayarak öğrenmeliyiz.

Neden böyle oldu diye düşününce herşeyin başında insanın sonsuz ihtiraslarını ve bencilliğini görüyorum. Bu bizde varolan bir imalat hatası, bundan kurtuluş yok ama bunu kronik hale getiren de mülkiyet denen şeydir. Ne zaman insan toprağı mülk edindi uygarlık başladı ve doğayla mücadelenin yerini insanın doğaya tahakkümü aldı. İnsanın doğaya tahakkümü insanın insana, insanın diğer canlılara karşı tahakkümünü de getirdi beraberinde.

Ne yapmalı peki? Tabiiki bu tahakkümden vazgeçmeli. Bu tahahkküm bizim sonumuzu getirecek olan bir çıkmaz sokaktır. Dünyayı içinde hava ve su olan bir fanus gibi düşünürsek biz buradaki tüm havayı soluduk, tüm suları kullandık / kirlettik. Ve artık mutasyona uğrayıp bozuluyoruz ölüyoruz çevremizle birlikte işin özü.

Nasıl yapmalı peki? Bunun tek bir cevabı olsa keşke. Kimseye reçete verecek halim yok ama kafamda kendim için tasarladığım şeyler var. Peki ben ne yapmışım bugüne kadar? Bir suçlu gibi kafamda tasarladıklarımı kimseyle paylaşmamışım. Sistemin önümüze çıkardığı sorunlarla boğuşmaktan hayatımı nafile bir mücadeleye adamaktan başka bir şey yapmamışım.Oysa toprağın mülk olmadığı, az miktarda insanla paylaşabileceğim bir yer bularak orada ekolojik tarım yapmak hayatı, toprağı, suyu paylaşmak, kendi beslenme kaynaklarımı sadece kendim için yaratmak, ihtiyacım olan enerjiyi kendim için üretmek mümkün. Bunu yapanlar yok değil. Bunun dışında bir enerjimiz kalırsa dünyanın ve insanlığın gerisi için yine elimden geleni yaparım. Ama hepsi bu kadar. Bu düşü gerçekleştirmek çok zor değil. Eğer bir kaç sene daha kıyamet kopmaz, nükleer savaş olmaz, dünyaya bir yıldız çarpmazsa olacak gibi duruyor.

Devlet yok, vergi yok, elektrik, su, enerji faturası yok, para yok, okul yok, polis yok, mahkeme yok, asker yok, silah yok, hapishane yok, şiddet yok, cinayet yok, mülkiyet yok haliyle hırsızlık da yok...Bunların hepsi mümkün yeterki sahte ışıltılı uygar kent hayatımızdan vazgeçebilelim. Fıkradaki ıssız adaya düşen adam gibi e-maillerimize bakmadan yaşanacak bir hayatı tahayyül edebilelim. Özgürlük bir seçimdir ve her seçim bir başka şeyden vazgeçmektir. Labtobumdan, kombili doğalgazlı dairemden, kredi kartımdan, paradan, konforlu hayatımdan vazgeçerim. Ama doğadan, dostluktan,paylaşmadan, aşktan, dürüstlükten yada bunun soluk alıp vereceği bir atmosferden asla vazgeçemem. 

Belki bir kaç hektarlık bir toprak olacak ama o miktara  yetecek kadar da insan olacak daha fazla değil. 
Bu birilerini rahatsız eder mi eder. Ama herşeyden uzak kalmak minimum ilişki belki bir savunma yöntemi olabilir. Denemeye değer başka da çözüm aklıma gelmiyor.

İşte budur... Kafamdaki bundan ibaret.


gobilibozo

ama ice sen kurtuluşu zühtte(inzivaya çekilme)bulmuşsun evet bu bir çözümdür,yanlız geçici bir çözümdür,birazda insan fıtratına aykırı gibi geldi bana.... :)

son tango

afedersiniz,fitnat ne demek?

gobilibozo

tangooo fitnatta nerden çıktı oda kim? :)

son tango

haa,fitratmış..bak yazamamışım bile..o işte ,ne demek :)

ice

Alıntı yapılan: gobilibozo - 30.04.08/02:10
ama ice sen kurtuluşu zühtte(inzivaya çekilme)bulmuşsun evet bu bir çözümdür,yanlız geçici bir çözümdür,birazda insan fıtratına aykırı gibi geldi bana.... :)


Yooo..aslında inziva değil bu başka bir başkaldırı yolu. Yol belki fazla mütevazi ve buradan bugünden bakınca münzevi bir yol gibi görünebilir ama bence mümkün olan ve bugünde hemen şimdi mümkün olan tek yol. SAhte cennetler beklemek için hayatımın kalan kısmını feda etmeye niyetim yok bütün mesele bu.

Fitrat'a gelince o insanın yaradılışı,  insanın doğası, insanın karakteri anlamına geliyor.

:P   

son tango


samanyolu

Alıntı yapılan: ice - 30.04.08/01:46
... ekolojik tarım yapmak hayatı, toprağı, suyu paylaşmak, kendi beslenme kaynaklarımı sadece kendim için yaratmak, ihtiyacım olan enerjiyi kendim için üretmek mümkün. Bunu yapanlar yok değil. Bunun dışında bir enerjimiz kalırsa dünyanın ve insanlığın gerisi için yine elimden geleni yaparım. .. Ama doğadan, dostluktan,paylaşmadan, aşktan, dürüstlükten yada bunun soluk alıp vereceği bir atmosferden asla vazgeçemem. 



Doğa gibisi varmı ?yoketmeden üstelik artı kazandırarak.

gobilibozo

yani ice ne kadar az insan,ne kadar az iletişim o kadar az kirlilik,ne kadar sahtelikten uzaklaşmak o kadar gerçek cennet,doğru anlamışmıyım? :) Belkide haklısın,top yekün bir çözüm olmasada,kendimizi kurtarmış oluruz sanırım :(

ice

Alıntı yapılan: gobilibozo - 30.04.08/11:59
yani ice ne kadar az insan,ne kadar az iletişim o kadar az kirlilik,ne kadar sahtelikten uzaklaşmak o kadar gerçek cennet,doğru anlamışmıyım? :) Belkide haklısın,top yekün bir çözüm olmasada,kendimizi kurtarmış oluruz sanırım :(


Evet sevgili gobilibozo doğru anlamışsın. Ki burada etik bir duruş var o da ; kimseyi, dünyayı kurtarmaya çalışmamak... Bir birey olarak seçimini yapıyorsun post modern-modern-pre modern uygarlığın işlediği suçlara  ortak olmak yerine kendini yaşamayı seçiyorsun yani illede kurtarmak kurtarılmak paradigması açısından abakılmak isteniyorsa kimsenin sorumluluğunu üstlenmiyor sadece kendimi kurtarıyorum ve benim gibi kendini kurtarmak isteyen başka bireylere de bir seçim sunuyorum. Böylece diğerleri içinde yaşayan bir örnek sunarak yapıp örneklemiş oluyoruz. Ezber bozuyoruz kafa karıştırıyoruz belki örnek alınıyoruz vs...

:)


gobilibozo

Alıntı yapılan: ice - 30.04.08/13:32
Evet sevgili gobilibozo doğru anlamışsın. Ki burada etik bir duruş var o da ; kimseyi, dünyayı kurtarmaya çalışmamak... Bir birey olarak seçimini yapıyorsun post modern-modern-pre modern uygarlığın işlediği suçlara  ortak olmak yerine kendini yaşamayı seçiyorsun yani illede kurtarmak kurtarılmak paradigması açısından abakılmak isteniyorsa kimsenin sorumluluğunu üstlenmiyor sadece kendimi kurtarıyorum ve benim gibi kendini kurtarmak isteyen başka bireylere de bir seçim sunuyorum. Böylece diğerleri içinde yaşayan bir örnek sunarak yapıp örneklemiş oluyoruz. Ezber bozuyoruz kafa karıştırıyoruz belki örnek alınıyoruz vs...

:)




Bunun bir ara yolu yokmu?İnsan sorumluluk sahibi bir varlıktır,önce kendini düzeltecek sonra etrafını,senin bu düşüncen önce kendini kirlerden arındırma kötülüklerden soyutlanma noktasından hareketle çıksada sonuç olarak biraz bencillik kokuyor,aman yinede bu çözüm önerisini her kes denemesin meydan eğitilmemiş insan bozmasıyla dolar :)

samanyolu

doğadan aldıklarını konu komşunla, başkalarıyla paylaşmakta var. Bu bencillik oluyormu. Ve Bunun karşılığında bu birlikte toprağın ürün vermesinin devamını diliyerek bu paylaşımı, dualarıylada paylaşıyorlar. Karşılığında onlarda kendi ürettiklerini benimle paylaşıyorlar. Bencil kalabilirmiyiz, insan paylaşımı bulunan yerde.

ice

Alıntı yapılan: gobilibozo - 07.05.08/15:08
Alıntı yapılan: ice - 30.04.08/13:32
Evet sevgili gobilibozo doğru anlamışsın. Ki burada etik bir duruş var o da ; kimseyi, dünyayı kurtarmaya çalışmamak... Bir birey olarak seçimini yapıyorsun post modern-modern-pre modern uygarlığın işlediği suçlara  ortak olmak yerine kendini yaşamayı seçiyorsun yani illede kurtarmak kurtarılmak paradigması açısından abakılmak isteniyorsa kimsenin sorumluluğunu üstlenmiyor sadece kendimi kurtarıyorum ve benim gibi kendini kurtarmak isteyen başka bireylere de bir seçim sunuyorum. Böylece diğerleri içinde yaşayan bir örnek sunarak yapıp örneklemiş oluyoruz. Ezber bozuyoruz kafa karıştırıyoruz belki örnek alınıyoruz vs...

:)




Bunun bir ara yolu yokmu?İnsan sorumluluk sahibi bir varlıktır,önce kendini düzeltecek sonra etrafını,senin bu düşüncen önce kendini kirlerden arındırma kötülüklerden soyutlanma noktasından hareketle çıksada sonuç olarak biraz bencillik kokuyor,aman yinede bu çözüm önerisini her kes denemesin meydan eğitilmemiş insan bozmasıyla dolar :)


İnsanın insana yapacağı en büyük kötülük eğitimdir. Eğitim bizi doğamızdan senin tabirinle insanlık fitratından uzaklaştırır, analitik düşünce yerine sunulmuş eğitilmiş düşünceyi dayatır. Bunu herkes deneyebilir ama asıl amaç burada öncü, lider, yol gösterici, peygamber vs. olmayı reddetmektir. Şimdi bunlar olmadan insanlığı kurtarmak mümkünmüdür? Elbette hayır! O zaman dünyayı önce kurtarıcılardan, bilinç, fikir, tebliğ taşıyıcılardan kurtarmak gerekir. Sorunu başladığı yerde çözebilme becerisi önümüzü açar.

Ben kendimi kurtarırken bunu örnekliyorum ve kimseden saklamıyorum. Herkesin aklı var düşünsün taşınsın isterse kendi deneyini yaşasın. Değişim, devrim, yeni bir hayat hemen şimdi burada kendimizden başlamazsa nereden başlar ve ne kadar sahici olur?


güneþinkýzý

sahici olmayacak kadar,,?

teşekkürler ice,,

ice

Alıntı yapılan: güneşinkızı - 13.05.08/23:49
sahici olmayacak kadar,,?

teşekkürler ice,,


ben de teşekkür ederim ama "sahici olmayacak kadar" derken neyi kastettin anlayışsızlığımı bağışlayarak konuya açıklık getirirmisin güneşinkızı?

güneþinkýzý

Bu bir ironi "ice",, kendi içinde, kendine, karşılıklı aynalar tutan,,,

"Sahici olamayacak kadar sahici olur" derken kendi kendini yanıtlıyor sorunun anahtarı demek istedim,,, :)

ice

hımm anladım tırnak içine alsaydın keşke... neyse tekrar teşekkürler. Bu arada derdimi doğrudan söyledim blöf başka söze gerek varmı bilmem?

gobilibozo

Kabul ediyorum kurtuluş bireyde başlar,bireyin kurtuluşu kendisini keşfetmesidir,yaşadığı hayatı dosdoğru anlamlandırabilmesidir,evet sunulmuş eğitilmiş düşünce bizi bir zindana hapsediyor belki fakat her kesin algılaması bir değildir,sen 10 gram anlarken bir başkası 2 gram anlayabilir,bu anlayışı kıt insanı kendi halinde bırakmak bir ölüme terkediş değilmidir?Ben kendi adıma dediklerinin kulağıma hoş geldiğini söyleyebilirim,kimseyi uyarmak zorunda kalmamak mesela,zira hep veren taraf olunduğundan insan almayı terkedebiliyor öğretme öğrenmeyi yavaşlatabiliyor,aynı şekilde hazır bilgiyi almakta insanı bir zindana hapsediyor ve o gördüğü zindandan ötesini bilemiyor,belki hazır bilgiyi terketse ufku genişleyecek aldığı bilgiden ziyadesine ulaşacak bu mümkün(fakat bunu düşünebilen insanlar için söylüyorum)2 gram algılayabilen bir insan bunu yapamaz sanırım..

Değişim şimdi burada kendimizden başlamazsa ertelenir,unutulur sahiliği kalmaz,evet ben biraz korkuyorum sanırım insana güvenmiyorum her insanın kendi kendisini evrimleştirebileceğine inanamıyorum işte sorun bu galiba :)

samanyolu

İnsanlar birbirlerinin yüzüne gülerek yaşıyorlar.
Köprüyü geçene kadar dayı misali.
Bu yüzdende gerçek dost karaborsa.
Sahibi sahibi sevdin mi!
oyalama böyle doğruyu söyle.(Söylermisin?)

adnan

anlayışları değil anlayışımızı sorgulamalıyız
dostlukları değil dostlugumuzu sorgulamalıyız

zira herkez yaratıldıgı fıtrat üzere yaşar

dost bulmak için önce dost olmalıyız

kimseden bir şey istemeyin ben istediğinize kefilim ..der nebi

samanyolu

Ben kimseden bişi istemiyorum. Ömer seyfettin'in DİYET adlı eseri çok dokunmuştur.
Hayatta dost kazığı diye birşey vardır birde. Bu insanları kendin gibi dost görüp güvenmekten geçer ise yaklaşımlar, neye göre oluşur üstteki sözlere göre; bana odaklı olmaktan çıkıp genele yayılır gibime geliyor.

fikir

Toplumsal çözümler önemini giderek yitiriyor. Önümüzdeki dönemde bu düşüş daha da ivme kazanacak, Partilerin gelecek seçim kampanyalarında yapacakları mitinglere gelen insan sayısı düşmeye başlayacak. Seçimlere katılım ve geçerli oy kullanma oranı daha da yükselecek.

Bireysel çözüm arayışları ve başkaldırılar artacak. Hangi parti iktidar olursa olsun, demokratik haklar daha da azalacak, hak arama faaliyetleri şiddetle bastırılacak.

Çünkü rezerv bitiyor, hoşgörü azalıyor, cinnet çoğalıyor.