27.05.19/17:24

Ne yapmalı, nasıl yapmalı?

Başlatan ateþ hýrsýzý, 20.08.04/18:46

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ice

30.04.08/01:46 #20 Son düzenlenme: 30.04.08/01:58 ice
Alıntı yapılan: fikir - 24.04.08/23:10
Kişisel sorunlarımızdan başlayıp, dünyanın karşı karşıya kaldığı tüm sorunlara herkes kendi birikimi ve yötemiyle çözüm arıyor. Bu yöntemler zaman zaman karşı karşıya geliyor, zaman zaman yan yana duruyor.

Fakat bu sorunların çözümüyle ilgili, derli toplu öneriler yapmak yerine, karşımıza çıkan anlık sorulara cevap vermek durumuyla karşılaşıyoruz çoğu zaman. Bundan dolayı da ortak noktaları görmek mümkün olmadığı gibi, karşıt noktalar alabildiğine sertleşiyor.

Şimdi önerim şu; Bir soruna ve olaya bakış açışımızdan yola çıkarak değil, temel sorunlarda çözüm sistematiğimiz ne?

Bireyin, toplumun, ülkenin, dünyanın, doğanın ve insanlığın sorunlarını çözmek için ne tür program öneriyoruz?

Çözümü olan buyursun ve tarihine not düşsün...
Belli ideoliji ve parti programlarından çok kişisel düşünceler daha anlamlı olacağı kanısındayım...


Ne güzel söylemişsin sevgili fikir... Biz önümüze çıkan sorunları çözmeye kalktıkça sistem karşımıza daha esaslı sorunlar çıkaracaktır emin olun. Bu sistem dikiş tutmaz umarsız bir kanserli organizmadır artık o.. Onu kesip atmak bile bir işe yaramaz onu orada bırakarak kaçıp gitmek başka ufuklara yelken açmak gerekir. Herşeye ama herşeye yeniden başlamalıyız aşka bile... Ezberlerimizi bozmalı öğrendiklerimizi unutmalı yendien başka bir gerçekliğin içinde deneyerek yanılarak uygulayarak öğrenmeliyiz.

Neden böyle oldu diye düşününce herşeyin başında insanın sonsuz ihtiraslarını ve bencilliğini görüyorum. Bu bizde varolan bir imalat hatası, bundan kurtuluş yok ama bunu kronik hale getiren de mülkiyet denen şeydir. Ne zaman insan toprağı mülk edindi uygarlık başladı ve doğayla mücadelenin yerini insanın doğaya tahakkümü aldı. İnsanın doğaya tahakkümü insanın insana, insanın diğer canlılara karşı tahakkümünü de getirdi beraberinde.

Ne yapmalı peki? Tabiiki bu tahakkümden vazgeçmeli. Bu tahahkküm bizim sonumuzu getirecek olan bir çıkmaz sokaktır. Dünyayı içinde hava ve su olan bir fanus gibi düşünürsek biz buradaki tüm havayı soluduk, tüm suları kullandık / kirlettik. Ve artık mutasyona uğrayıp bozuluyoruz ölüyoruz çevremizle birlikte işin özü.

Nasıl yapmalı peki? Bunun tek bir cevabı olsa keşke. Kimseye reçete verecek halim yok ama kafamda kendim için tasarladığım şeyler var. Peki ben ne yapmışım bugüne kadar? Bir suçlu gibi kafamda tasarladıklarımı kimseyle paylaşmamışım. Sistemin önümüze çıkardığı sorunlarla boğuşmaktan hayatımı nafile bir mücadeleye adamaktan başka bir şey yapmamışım.Oysa toprağın mülk olmadığı, az miktarda insanla paylaşabileceğim bir yer bularak orada ekolojik tarım yapmak hayatı, toprağı, suyu paylaşmak, kendi beslenme kaynaklarımı sadece kendim için yaratmak, ihtiyacım olan enerjiyi kendim için üretmek mümkün. Bunu yapanlar yok değil. Bunun dışında bir enerjimiz kalırsa dünyanın ve insanlığın gerisi için yine elimden geleni yaparım. Ama hepsi bu kadar. Bu düşü gerçekleştirmek çok zor değil. Eğer bir kaç sene daha kıyamet kopmaz, nükleer savaş olmaz, dünyaya bir yıldız çarpmazsa olacak gibi duruyor.

Devlet yok, vergi yok, elektrik, su, enerji faturası yok, para yok, okul yok, polis yok, mahkeme yok, asker yok, silah yok, hapishane yok, şiddet yok, cinayet yok, mülkiyet yok haliyle hırsızlık da yok...Bunların hepsi mümkün yeterki sahte ışıltılı uygar kent hayatımızdan vazgeçebilelim. Fıkradaki ıssız adaya düşen adam gibi e-maillerimize bakmadan yaşanacak bir hayatı tahayyül edebilelim. Özgürlük bir seçimdir ve her seçim bir başka şeyden vazgeçmektir. Labtobumdan, kombili doğalgazlı dairemden, kredi kartımdan, paradan, konforlu hayatımdan vazgeçerim. Ama doğadan, dostluktan,paylaşmadan, aşktan, dürüstlükten yada bunun soluk alıp vereceği bir atmosferden asla vazgeçemem. 

Belki bir kaç hektarlık bir toprak olacak ama o miktara  yetecek kadar da insan olacak daha fazla değil. 
Bu birilerini rahatsız eder mi eder. Ama herşeyden uzak kalmak minimum ilişki belki bir savunma yöntemi olabilir. Denemeye değer başka da çözüm aklıma gelmiyor.

İşte budur... Kafamdaki bundan ibaret.


gobilibozo

ama ice sen kurtuluşu zühtte(inzivaya çekilme)bulmuşsun evet bu bir çözümdür,yanlız geçici bir çözümdür,birazda insan fıtratına aykırı gibi geldi bana.... :)

son tango

afedersiniz,fitnat ne demek?

gobilibozo

tangooo fitnatta nerden çıktı oda kim? :)

son tango

haa,fitratmış..bak yazamamışım bile..o işte ,ne demek :)

ice

Alıntı yapılan: gobilibozo - 30.04.08/02:10
ama ice sen kurtuluşu zühtte(inzivaya çekilme)bulmuşsun evet bu bir çözümdür,yanlız geçici bir çözümdür,birazda insan fıtratına aykırı gibi geldi bana.... :)


Yooo..aslında inziva değil bu başka bir başkaldırı yolu. Yol belki fazla mütevazi ve buradan bugünden bakınca münzevi bir yol gibi görünebilir ama bence mümkün olan ve bugünde hemen şimdi mümkün olan tek yol. SAhte cennetler beklemek için hayatımın kalan kısmını feda etmeye niyetim yok bütün mesele bu.

Fitrat'a gelince o insanın yaradılışı,  insanın doğası, insanın karakteri anlamına geliyor.

:P   

son tango


samanyolu

Alıntı yapılan: ice - 30.04.08/01:46
... ekolojik tarım yapmak hayatı, toprağı, suyu paylaşmak, kendi beslenme kaynaklarımı sadece kendim için yaratmak, ihtiyacım olan enerjiyi kendim için üretmek mümkün. Bunu yapanlar yok değil. Bunun dışında bir enerjimiz kalırsa dünyanın ve insanlığın gerisi için yine elimden geleni yaparım. .. Ama doğadan, dostluktan,paylaşmadan, aşktan, dürüstlükten yada bunun soluk alıp vereceği bir atmosferden asla vazgeçemem. 



Doğa gibisi varmı ?yoketmeden üstelik artı kazandırarak.

gobilibozo

yani ice ne kadar az insan,ne kadar az iletişim o kadar az kirlilik,ne kadar sahtelikten uzaklaşmak o kadar gerçek cennet,doğru anlamışmıyım? :) Belkide haklısın,top yekün bir çözüm olmasada,kendimizi kurtarmış oluruz sanırım :(

ice

Alıntı yapılan: gobilibozo - 30.04.08/11:59
yani ice ne kadar az insan,ne kadar az iletişim o kadar az kirlilik,ne kadar sahtelikten uzaklaşmak o kadar gerçek cennet,doğru anlamışmıyım? :) Belkide haklısın,top yekün bir çözüm olmasada,kendimizi kurtarmış oluruz sanırım :(


Evet sevgili gobilibozo doğru anlamışsın. Ki burada etik bir duruş var o da ; kimseyi, dünyayı kurtarmaya çalışmamak... Bir birey olarak seçimini yapıyorsun post modern-modern-pre modern uygarlığın işlediği suçlara  ortak olmak yerine kendini yaşamayı seçiyorsun yani illede kurtarmak kurtarılmak paradigması açısından abakılmak isteniyorsa kimsenin sorumluluğunu üstlenmiyor sadece kendimi kurtarıyorum ve benim gibi kendini kurtarmak isteyen başka bireylere de bir seçim sunuyorum. Böylece diğerleri içinde yaşayan bir örnek sunarak yapıp örneklemiş oluyoruz. Ezber bozuyoruz kafa karıştırıyoruz belki örnek alınıyoruz vs...

:)