17.07.19/06:34

işçi partisi ve nasyonal sosyalizm

Başlatan deniz, 09.05.07/19:49

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

deniz

09.05.07/19:49 Son düzenlenme: 09.05.07/20:07 deniz
önce nasyonal sosyalizmin ne olduğuna dair bir alıntı vereyim:

1933-1945 arasındaki dönemde Almanya’da uygulanan bir tür sağ totaliter rejime ya da o dönem için Almanya özelindeki faşizme verilen isimdir. Nasyonal sosyalizmin tarihi bir kuramı yoktur. Adolf Hitler’in yazdığı "Kavgam" (Mein Kampf) kitabında daha sonra nasyonal sosyalizmin uygulaması olarak görülen pek çok hususa değinilmekteyse de, bu kitabın nasyonal sosyalizmin kuramını ortaya koyduğunu ileri sürmek de mümkün değildir. Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin (NAZİ Partisi) 24 Şubat 1920 tarihli 25 maddelik programı da, kimi ayrıntılara girmesine karşın, nasyonal sosyalizmin kuramı olarak değerlendirilemez.

Nazi Partisi'nin programında, iktisadi konular oldukça ağırlıklıydı ve ilginç bir nokta olarak iktisadi sorunlara sol çözümler getirilmekteydi. Bunlar arasında örneğin emeksiz kazanılan gelirlere son verilmesi, tröstlerin devletleştirilmesi, toprak üzerinde spekülasyona son verilmesi, orta sınıfın desteklenmesi gibi noktalar vardı. Ancak bu tür hususlar, salt programda kalmıştır.

Ocak 1933’te Hitler’in başbakan olmasından sonra Alman Meclisi (Reichstag) içindeki çoğunluğun son derece hızlı bir biçimde “çoğunluk tahakkümüne” dönüşmesiyle “nasyonal sosyalist devlet” in oluşturulmasının yolu açıldı.

Nasyonal sosyalizmin ilk uygulaması, işçilere yönelik oldu. 1 Mayıs 1933’ün “ulusal işçi günü” ilan edilmesinden ve çok görkemli törenlerle kutlanmasından tam bir gün sonra, 2 Mayıs 1933’de Katolik sendikalar dışında, ülkedeki tüm sendikalar kapatılarak mal ve para varlıklarına devletçe el kondu. Katolik sendikaların aynı kaderi paylaşmaları için iki ay kadar bir süre geçmesi gerekecekti. 24 Haziran 1933’te sıra Katolik sendikalara geldi.

Mayıs 1933 sonunda Nazi Partisi liderliğinde “Alman İşçi Cephesi” oluşturuldu. Bu kuruluşun oluşmasıyla birlikte toplu sözleşme yasağı getiriliyordu. Bunun yerine son derece geniş yetkili “işçi mutemetliği” kurumu konuluyordu. Bu işçi mutemetlerinin sözleri ve kararları bağlayıcı nitelikteydi. Gene aynı günlerde, nasyonal sosyalizmin deyişi ile “fabrikaların önderliği, doğal liderlerine geri veriliyordu”. Yani fabrikalarda tek önder, o fabrikanın “sahibi” olacaktı.

Sendikalara ve işçi hareketine karşı girişilen bu tür eylemler, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi içindeki gerçekten “sosyalist” sayılabilecek gruplar arasında geniş bir hoşnutsuzluk uyardırdı. Bu gruplar, her ne kadar sosyal demokrasi ve Marksizm'e karşı idiyseler de, belirli bir sosyal espriye inanmakta ve Nazi Partisi’nin bunları savunacağını sanmaktaydılar. Ancak bunların tasfiyesinde de fazla bir güçlük çekilmedi.

Nasyonal sosyalist ekonomi, tipik bir savaş ekonomisi (Wehrwirtschaft) idi. Bu ekonomi içinde iki temel hedef alınmıştı. Bunlardan biri istihdam, diğeri ise ekonomik büyüme idi. 1936’da Göring’de ifadesini bulacağı üzere nasyonal sosyalist ekonomi “kendine yetme”yi temel ilke edinmişti. Bu arada devlet yatırımları artırılmaya çabalanırken, özel girişim de özendirilmeye çabalanıyordu. Bu ekonomi politikası ve özellikle silahlanma girişimleri, büyük iş çevrelerinin beklentilerini yanıtlarken, orta sınıf gitgide geride kalmaktaydı.

Nazi Partisi’nin programında ve propagandasında tekellere karşı savaş vaad ediliyordu. Buna karşılık Ekim 1937’de alınan bir kararla sermayesi 40,000 Dolar'dan ufak şirketlerin kapatılması yönüne gidildi. Bu karar çerçevesinde piyasadan çekilmek zorunda kalan şirket sayısı, piyasada çalışmakta olan şirketlerin %20’sinden fazlasıydı.

Daha sonra alınan bir kararla da, yeni bir şirket kurulabilmesi için minimum 250,000 Dolar sermaye sınırı getirildi. Yani antitekel sloganlarla iktidara gelen nasyonal sosyalizm, doğrudan doğruya tekelcilik yapmakta ve tekellerin gelişimini desteklemekteydi.

Ticaret yaşamı da devletin, yani Nasyonal Sosyalist Parti'nin kesin bir denetimi altına girmişti. Zaten ekonominin tümü merkezileştirilmişti. Alman ekonomisi “Alman Ekonomi Odası” adında bir örgüt içinde toparlanmıştı. 7 “Ulusal Ekonomi Grubu”, 23 “Ekonomi Odası”, 100 “Sanayi ve Ticaret Odası” ve 70 “El Sanatları Odası” doğrudan bu örgüte bağlanmıştı. Reichsbank’ın başına getirilen Dr. Schacht da kesin bir denetim mekanizması oluşturmuştu. İşçiler ise “Alman İşçi Cephesi” içinde örgütlenmişler ve partinin kesin denetimi altına girmişlerdi.

ekonomi.name/akimlar-ve-teoriler/nasyonel-sosyalizm.html


(Türkiye) İşçi Partisinin Parti Programından Amacı:

İşçi Partisi’nin yakın amacı, Meşrutiyetlerle başlayıp Kemalist Devrim’le en büyük atılımını gerçekleştiren millî demokratik devrimimizi tamamlayarak, millî devleti ve halk yönetimini yeniden kurmak, emperyalizmin baskı ve denetimine son vermek, Ortaçağ kalıntısı bütün ilişki ve kurumları hayatın her alanından temizlemek, halkı özgürlüğe, esenliğe ve aydınlığa kavuşturmaktır.

İşçi Partisi, Türkiyemizin bugün Asya’dan yükselen çağdaş ve toplumcu uygarlığın önündeki seçkin yerini alması için, artık mafyalaşan kapitalizmin her tür sömürü ve baskısını arasız devrimlerle ortadan kaldırmayı ve imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir toplum kurmayı hedefler.

İstiklâl Marşımızda belirtildiği gibi, “tek dişi kalmış canavar” olan bugünkü Batı merkezli mafya-tarikat sisteminin, insanın insana kulluğuna, kadın ile erkek arasındaki eşitsizliğe, yabancılaşmaya, yozlaşma ve çürümeye yol açan kurum ve ilişkileri, bütün siyasal, ekonomik ve toplumsal temelleriyle birlikte temizlenecektir. İnsan ve doğa yıkımdan kurtarılacaktır. Bencilliğe ve özel çıkara değil, kamu yararına öncelik veren yeni toplumun kurulmasında, halkımızın güçbirliği, elbirliği, kardeşlik ve dayanışma geleneği, en büyük itici güç olarak harekete geçirilecektir.


işçi partisinin geleceğini alman işçi partisinin nasyonal sosyalizme dönüşmesine çok benzetiyorum.
emninim onlar benden daha önce bunun farkındaydılar ve çok fazla örnek alıyorlar.

doğu perinçek için ayrıca bknz. http://sifirforum.com/komunist_kimlikler/dogu_perincek-t2912.0.html

dhuntgen

Atatürk ne kadar nasyonal sosyalist idi ise, ip de o kadar nasyonal sosyalist. Atatürk ile hitler arasında ya da churcill arasında ince çizgiler vardır. İşçi partisi bir ırkı üstün gören, başka bir ırkın temizlenmesi gerektiğini düşünen bir parti değil. Nazilerle hiçbir alakası yok. Sana göre chavez de nasyonal sosyalistir, tabii tabii her ülkesini seven nasyonal sosyalist zaten.

deniz

her ülkesini seven neden nasyonal sosyalist olsun..

özellikle alman işçi partisinin nasyonal sosyalizme dönüşümü ile türk işçi partisinin benzer sürecini alt alta verdim ki neden bu ilişki kurulduğu anlaşılabilsin.

deniz


anka

Bir insan hem "nasyonal" hem "enternasyonal" olamaz.İkisinden biri olur.

rojin8

nasyonal ya da enternasyonel iki kavram da ciddi şeylerdir. işçi partisi bu iki kavrama da oturmaz. esas olarak bu parti ajan provakatördür. bütün faaliyeti bundan ibarettir. anın gelişmelerine göre kimi zaman mhpnin yanın da kimi zaman pkk ile birlikte ama her zaman solun karşısında ihbarcı ve tacizkardır. kısaca her tarafı boka batmış bir değnektir

ice cream

devletle ilişkisi en önemlisi

karahan

23.07.07/16:05 #7 Son düzenlenme: 23.07.07/16:35 karahan
Lozan fatihi barajları aştı da geldi :2funny:

2002 seçimi: % 0,51 (160.227)

2007 seçimi: % 0,36 (127.220)

Ulusal kanala rağmen, onca tv programı afiş vs.. ragmen, Lozanın fethine rağmen
oyları düşüyorsa
Perinçek İstifa diyorum !