21.07.19/17:15

Oy Vermemek Suç mu?

Başlatan fasulye, 13.06.07/08:34

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ateþ hýrsýzý

Alıntı yapılan: eczacı - 13.06.07/09:13
o zaman söz söylemeye hakkımız olmaz ama.. ve birilerinin ekmeğine yağ sürmüş oluruz.. ben de daha karar veremedim kime oy atacağımı ama kötünün iyisini seçiciz artık...


Bence oy kullanarak da birilerinin ekmeğine zaten yağ sürüyoruz. Benimki politik değil etik bir tepki. Politik olsaydı gidip boş oy kullanmak daha mantıklı olurdu. Ben kendimce hiç oy kullanmayarak bu pisliğe bulaşmamış oluyorum. Bir de hiç oy kullanmamış olmanın, o bekareti korumanın dayanılmaz gururunu yaşıyorum.  Fare dağa küsmüş dağın haberi olmamış yani. :P :D

YÜRÜYENADAM

ATEŞ KIZI BEKARET KORUMAYA BENZETMİŞ.
:D :D

BEN DE BUNA ÇOK GÜLDÜM.
HEM DÜN AKŞAM Kİ "JEANNE DARC" FİLMİ AKLIMA GELDİ.

depresif

Alıntı yapılan: ateş hırsızı - 13.06.07/09:28

Fare dağa küsmüş dağın haberi olmamış yani. :P :D


heh bende haber verin işte diyorum :)

güneþinkýzý

Oy vermemek suç değil elbet...Fakat daha çok şunu irdeliyorum; bu sorunun sorulmasına sebep olan, insanlarımızı bu raddeye getiren siyasal perspektif nasıl bir açılımdır böyle?...

RADİKAL gazetesinin kitap ekinden alıntıdır(bu kitabın çevirisinin yapılmasını merakla bekliyorum)

Seçim arifesindeki bir ülke için 'Görmek'
Jose Saramago'nun İngilizce'ye Seeing (Görmek) diye çevrilen romanı sisteme inancını yitiren, siyasi partilerin hiçbirini beğenmeyen kararsız seçmenlerin yaşadığı bir kenti anlatıyor. Roman, bardaktan boşanırcasına yağmur yağan bir seçim günü, bir oy verme merkezinde başlıyor. Parti temsilcileri, seçim görevlileri uzun süre bekledikten sonra neredeyse kimsenin oy vermeye gelmediğini fark ediyor. Neyse ki öğleden sonra dörtte herkes birden sandıklara koşuyor. Oylar sayıldığında katılımı yüksek bu seçimde başkent sakinlerinin kullandığı oyların yüzde sekseninin 'boş' olduğunu görüyorlar. İktidardaki sağ parti, liberal parti ve sol parti, üçü de bu durumun demokrasi için bir tehlike olduğuna hükmediyor. Hemen seçimler yenileniyor, ama atılan boş oyların sayısı daha da artıyor...
Hükümet bunu büyük bir komplo olarak algılıyor. Kimlerin nasıl oy attığını tespit edemedikleri için, kendilerini istemeyen bu topluluğu 'devletsiz' bırakmaya karar veriyor ve bir gece tüm kurumlarla birlikte başkenti terk edip gidiyorlar.
Ama işler hiç de hesapladıkları gibi gitmiyor. Neredeyse bir ambargoya maruz kalan, etrafı duvarla çevrilen, polis, asker dahil tüm kamu kurumları yok olan kent hayatını huzurlu bir şekilde sürdürüyor. Kadınlar kendi kapılarının önünü süpürüyor, hırsızlık ve suç ortadan kalkıyor. İçişleri bakanı durumu halletmek üzere Başbakan'a planlarını sunuyor. Sıkı medya desteğiyle halkı kışkırtmaya çalışıyor, olmuyor, bombalar patlatıp her şeyi teröristlerin üzerine yıkmaya çalışıyor o da olmuyor. Sonunda Kültür Bakanı, istifa ettiği bir toplantıda (bu arada hükümet üyelerinin de bazılarının boş oy attığını hissediyoruz), dört yıl önce bütün kent kör olduğunda da olan biteni algılamamakta ısrar ettiklerini hatırlatıyor. İşte burada roman, Saramago'nun başyapıtı Körlük'e bağlanıyor. Hükümet, insanların en vahşi hallerini ortaya çıkarttıkları ve sonra da unutmayı tercih ettikleri o günleri değerlendirmek yerine, bütün kâbus içinde kör olmadan kalabilen tek kişiyi olan biten her şeyin suçlusu ilan etmeye karar veriyor. Bir grup ajan, bu kör olmayan kadını bulup, boş oyların ele başısı olduğuna dair delil toplamak üzere abluka altındaki kente dönüyor...
Saramago'nun siyasetçiler, medya ve politik sistemi yerden yere vurduğu bu romanı henüz Türkçeye çevrilmedi. Körlük'ü de yayımlayan Can Yayınları kitabı sonbaharda yayımlayacak.
İyi ki o zaman, bizim için her şey olup bitmiş olacak...











YÜRÜYENADAM

BU OLAYIN HİKAYESİ HOLLANDA DA VE İSPANYADA MI GEÇMİŞ?

güneþinkýzý

25/05/2007 tarihli radikal gazetesi kitap ekinde bulabilirsin(BU BİR KURMACA yürüyenadam)

YÜRÜYENADAM

DEMEK KURMACA HIII!
ANLAŞILDI.
YOK,BEN O GAZETEYİ SEVMEM.
TEŞEKKÜR EDERİM BİLGİN İÇİN.

asya

Aynı dergide Jose Saramago'nun düşüncelerinden bir demet: Okumaya değer YÜRÜYENADAM, bu gazeteyi sevmesen de. :)

# Demokratik bir sistemle yönetilmiyoruz. Demokrasi halkın belli aralıklarla oy vermesiyse, o yapılıyor. Bence bu bir aldatmaca. Ötesi siyasetçilerin elinde, büyük sermaye sahiplerinin, feodal beylerin ağaların elinde. Onların büyük başarısı insanları demokrasinin böyle bir şey olduğuna inandırmaları.
# Mesela IMF, Dünya Bankası demokratik kurumlar değil. Bunları biz seçmedik ki. Onlar kendi aralarında oturuyorlar, bizim düşüncemizi almadan bizim için neyin iyi neyin kötü olduğuna karar veriyorlar.
# İnsanoğlu özgürdür, ama ne zaman özgürdür, doğduktan sonraki birkaç ay boyunca özgürdür. Hiç kimse boynunda haçla doğmaz. Sonra da kendisi Hıristiyan olmaz, onu Hıristiyan yaparlar...
# Ben çok da kalabalık olmayan bir gruba dahilim, en çok birkaç milyon kişiyiz. Bu dünyada en hoşgörülü gruptur. Ateistlerin grubu. Bu bana objektif bir şekilde inceleme, değerlendirme olanağı veriyor.
# Bence insanlık bir akıl hastalığına tutulmuş durumda ve bu hastalık onları söylenen bütün saçmalıklara inandırıyor. Akıl, hikmet, gibi unsurların süzgecinden geçirmeden ne söylenirse, ne savunulursa insanlar bunlara inanıyor, kabul ediveriyor.
# Dünyada kültürel, toplumsal, bilimsel her şey tartışılıyor, sempozyumlar konferanslar düzenleniyor. Ama bir tek şey konuşulup tartışılmıyor: Demokrasi. Demokrasi orada var olan kesinlikle bu haliyle korunması gereken, dokunulamaz bir konumda.
# Ben dünyada boş oy atılsın falan diye bir propaganda içinde değilim, boş oyların artışına dair şeyler söyleyip yazdığımda bunu demokrasinin gözden geçirilmesi gerektiğini söylemek için yapıyorum.
# Türkiye'deki gösterilerden haberim var. Uzaktan basından edindiğim bilgilerle öğrenmiştim. Ama buraya geldiğimde biraz yanıldığımı gördüm. Buradaki durum siyahla beyaz arasında yapılan bir tercih gibi değil. Ben size bir soru sormak istiyorum, Türkiye'deki muhafazakârlar kim, neyi muhafaza etmek istiyorlar?

güneþinkýzý

Depresif CaNıM, böyle bir konu başlığı açtığın için teşekkürleeeeeeeer :)
YÜRÜYENADAM SEVMEDİĞİMİ DÜŞÜNDÜĞÜM BİRÇOK İNSANDAN ÇOK İYİ KAZANIMLARIM OLDU.
aSYA YA KATILIYORUM SEN YİNE dE BİR DÜŞÜN HIIIMMMMMM ne dersin ;)

YÜRÜYENADAM

DUR, ASYA ŞU YAZINI BİR BÜYÜLTEYİM DE OKUYAYIM.
SEVGİLİ GÜNEŞİNKIZI EĞER SEVMEDİĞİM KİŞİ ÇOK SEVDİĞİM DEĞERLERİME HATTA KUTSALIM SAYABİLECEĞİM BİR TAKIM KIYMETLİME YIKICI DAVRANIŞLARDA BULUNUYORSA,ÇOK SEVDİĞİM ÜLKEME ZARAR VERİYORSA,ÜLKEMİN KÖTÜLÜĞÜ İÇİN BİRİLERİ TARAFINDAN PAZARLIKLARLA DEVLETİMİN KOLTUĞUNA OTURTULUYORSA,
VE ÇOK ÖENEM VERDİĞİM MASUM İNSANLARIN ÖLDÜRÜLMELERİNDE SORUMLULUĞU VARSA,
SÖYLEMLERİNİN BİR FELSEFİ TEMELİ YOKSA.

BU "İNSANLIK AZMANINDAN" BİR ŞEYLER KAPMA ŞANSIM OLAMAZ.