19.08.19/18:41

Duna: Dronların Uyanışı

Başlatan Khaos, 23.06.07/04:20

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

akrepv

baba bu şu bildigimiz duna-çöl gezegeni,nin devam romanlarından birimi

Khaos

Ertesi gün günün ilk ışıkları ile dışarı çıktıklarında dehşet bir manzara ile karşı karşıya buldular kendilerini. Geldikleri yer burası olamazdı. Her şey değişmişti. Torham Fısıltılı nehir’in bile yatağının değiştiğini fark etti şaşkınlıkla. Zemin yer yer tepecikler ve çukurlarla doluydu üstelik de buz ile kaplıydı. Eriyen buzların altında göletler ve balçık doluydu. Kuzeydeki ormanlar yok olmuştu ve üstelik etrafta devrilmiş ağaçlar da görünmüyordu. Kabile eski yerleştikleri vadiye inmiş şaşkınlık içinde ne yapacaklarını düşünüyorlardı. En az 10 gün bu balçığın içinde yaşamak zorundaydılar. Torham kabileyi o güne dek tapınakta yaşayabilecekleri şekilde örgütlemeye girişmişti. O sırada Şedi de Torham’ın dürbününü almış kuleden sevdiği kadın Yonda ile birlikte etrafı gözlüyordu. Birden Kulede bir kalabalık toplanmış haykırarak Torham’ı yanlarına çağırmaya başlamışlardı. Torham yanlarına ulaştığında derin göletlerden birini gözlediklerini gördü. Tuhaf bir ifadesi olan güler gibi yüzlü uzun burunlu büyük bir balığı izliyorlardı. Kuyruğu üzerinde dans ediyor, havaya zıplayıp oldukça yükseldikten sonra başının üstünden buhar çıkararak tekrar suya dalıyordu. İnce ve garip sesi kuleye kadar ulaşıyordu.
—İşte bu çok garip bu komik şeyin burada ne işi var böyle!
—Böyle bir şeyi daha önce gördün mü Reis?
—Evet Şedi. Ama bunu çok eskiden Halek diyarından denize açıldığımda görmüştüm uzun gezim sırasında. Halek gemileri ile yarışırlardı. Bunlar büyük denizlerde yaşarlar buraya nasıl gelmiş? Denize düşen insanları kurtardığı söylenen sevecen hayvanlardır. Bir bilge bana onların balık olmadığını söylemişti hatta. Bizim gibi nefes alırlarmış ancak uzun zaman su içinde kalabilirlermiş. Yavrularını da bizim gibi doğurdukları söyleniyor ancak kimse onları doğururken görmemiş bugüne dek. O yüzden haklarında çok efsane anlatılır. Deniz tanrılarının çocukları olduğu ve insanlara denizde yol gösterdikleri anlatılır.
—Nasıl yani Reis denizden mi geldi? Mormoza mı getirdi yoksa onu buraya?
—Bu mümkün değil ölmüş olurdu.
Andar etrafa düşünceli şekilde bakarak söze girdi.
—Dün Halek ile burası arasındaki tüm bölge sularla kaplıydı sanırım Torham. Yazık, nasıl geldiyse geri dönmesi imkânsız artık. Şimdilik mutlu görünüyor. İçinde yüzdüğü gölet kurumasa bari.
—Bunun gerçekleşmesi çok zor Andar. Bu kadar kısa sürede denizden buraya yüzmüş olamaz.
O sırada Gölet in içinde ani bir dalgalanma oldu ve dev bir yaratık ok gibi içinden fırlayarak bir anda onlarca adam boyu yükseldi. Bu izledikleri sevimli yaratığa benziyordu ancak çok geniş ve büyük deriden kanatlara sahipti. Sırtında da küçük ve hızla çırpan daha küçük iki kanadı daha vardı. Yaratık çok hızlı ve çevikti üstelik böcek kanatı gibi hızla çırpan kanatları sayesinde havada sabit durabiliyordu. Başının arkasından yoğun bir buhar püskürtüp dev kanatlarını açarak yere kondu. Ayakları yoktu. Pençe ile kuyruk karışımı garip kuyruğu üzerinde duruyor ve tiz çığlıklar atıyordu. Karnının altında keseye benzer bir organ göze çarpıyordu. Kesesinin içinde bir şey kımıldıyordu. Büyük kanatları ile kesesini ovuşturup bir süre içindeki şey ile ilgilendi. Fakat ne olduğu görünmüyordu. Başta Şedi olmak üzere tüm kabile şaşkınlıktan donakalmıştı bu yaratığı görünce.
—Bu da ne böyle Ulu Nenda!
Şedi ve diğerleri bu şekilde bağırırken, Torham gökyüzüne bakarak sakince gülümsemekle yetindi.
—Beni daha fazla şaşırtamazsın Ulu Nenda! Bugün hiçbir şeye şaşırmamaya karar verdim.
—O bir İrikanat Şedi ne komik değil mi?
Yonda nın bu cümlesi karşısında herkes ona bakmıştı birden. Yaratığın adı konmuştu o anda. Gerçekten de çok iri kanatları olan komik bir varlıktı karşılarındaki. Korkunç görünmüyordu.
Biraz zaman geçtikten sonra yaratığın kesesinde bir kıpırdanma olmuş ve aniden içinden biri çıkmıştı. Bu oldukça uzun boylu görünen mavi derili bir kadındı. Saçları masmaviydi ve sonsuz okyanusun batısındaki öykülerde anlatılan tanrısal yaratıklara benziyordu. Üzerindeki garip giysi parçalanmıştı ve karın kısmından renk renk yoğun bir ışık yayılıyordu. Kadının hamile olduğu anlaşılıyordu. Kızıl gözlerini tapınağa dikerek bir şeyler söyledi.
—Ekindron vena handama aşilon. Nenda vena dol yuinendu! (10)
Sonra gözlerini kabiledeki insanlara dikti. O anda herkes içinde önce büyük bir korku ardından da derin acılar hissetmiş ve başta kadınlar olmak üzere birdenbire ağlamaya başlamışlardı nedenini bilmeden. Kadın sonra gözlerini Torham a dikti.
—Valoruh vena Torham!(11)
Kadın bu sözün ardından yere yığılırken, Torham bir anda ileri atılarak ona ulaştı ve şaşkın bakışlar altında kendinden neredeyse 2–3 kat büyük olan bu varlığı sırtlayarak tapınağa doğru koşmaya başladı. İkisinin üzerinde bir ışık küresi vardı ve görünüşe göre Torham ın ayakları yere basmıyordu. Hızla kuleye çıkmış ve kadını yavaşça yere yatırmıştı. Sayıklıyordu.
—Menfla Akenorfin! Delaroyh eldorey Ekindron Menfla!(12)
Sıkıca elini tutmuştu Torham gözyaşları içindeki kadının. Gözünden damlayan gözyaşları pırıltılar saçarak yattığı yerdeki taşlara damladıkça etrafa garip ışıklar saçılıyor, damladığı yerde garip bitki ve küçük canlılar oluşup oluşup kayboluyordu. Bu kadının her yanından yaşam akıyordu adeta. O sırada kadın birden acı dolu bir ifade ile etrafına bakarak yanında toplanan kalabalığı uzaklaştırdı işaretleriyle. O anda nerden çıktığı anlaşılmayan ve bulutsuz gökten gelen şimşekler karnına doğru çarpmaya başlamıştı kulenin içine girerek. Kadının bedeni havalanmış ve çığlık çığlığa bağırıyordu.
—Noessin glien Pankin! Glien! Delaroyh enf nod alumenti Pankin!(13)
—Edba vend til atumani, henalin! Menad! Desilon! Menfla! Delaroyh handama ed ridelfen.(14)
Şimşekler kesilmişti bir süre sonra. Kadın Torham’ı yanına çağırarak gözlerine baktı. Karnındaki parıltı kesilmiş ve kasılmaya başlamıştı. Doğurmak üzereydi. Torham ve kabilesi etrafına toplanmış kadının doğumuna yardım etmeye çalışıyordu. Ancak buna ihtiyacı yok gibiydi. Bir süre sonra doğum gerçekleşmiş ve kadın ellerinden yayılan bir ışık ile çocuğu dokunmadan havaya kaldırmış ve sonra koynuna almıştı. Şimdi neşe içinde gülüyordu. Tüm kabile de bu güzel varlığın neşesine kapılmış gözyaşları ile gülerken bir yandan da küçük mavi saçlı yavrusunu izliyorlardı şaşkınlıkla. Ama birden kadının neşeli yüzü endişeli bir hal almıştı. Bebek ağlamaya başlamıştı ve rengi değişiyordu yavaş yavaş. Derisi soluyor, saçları pırıltısını kaybedip kararıyordu. Kadın ona ışıyan elleriyle dokunuyor göğsüne bastırıyordu gözyaşları içinde.
—Mena vindel Delaroyh! Handama ed ridelfond vane! Geban kun!(15)
Kadın gözyaşları içinde bebeğini göğsüne bastırdıktan sonra acı içinde Torham’a baktı. Daha sonra etrafında toplanmış insanlara bakarken genç Yonda ile göz göze geldi. Bebeği ona doğru uzatıyordu. Yonda şaşkın bir ruh haliyle bebeği kollarına alırken üzüntü içinde Torham’a bakıyordu bir yandan da. Torham kadının ellerini tutarak ona baktı neler olduğunu anlamadan. Kadın da ağlayarak ona baktı. Artık anladıkları bir dilde konuşuyordu.
—Onu kaybettim Yumanad ların bilge Reis’i. Delaroyh öldü. O unutulmuşları bulacaktı.
—O yaşıyor bu nasıl olur?
—O öldü Torham. Evet, yaşayacak fakat bir göz açıp kapayana kadar ömrü artık ve narin, zayıf. O bir ölümlü artık Torham.
—Bu nasıl oluyor? Ne yapmamız gerekiyor? Onun annesi sensin.
—Ona artık bakamam bilge Reis anla beni. Onun ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir anne olamam artık. Pankin onu benden aldı Torham. O bunu bilmemeli. Mutlu bir ölümlü gibi yaşamalı artık diğer benzerleri gibi.
—Bunun bir dönüşü olmalı inanamıyorum bu duruma!
—Bunun bir yolu yok Torham. Ekindron onu terk etti ama tamamen değil.
—Bu ne demek hiç bir şey anlamıyorum ulu ruh.
—Yaşamanız Ekindron un akışı sayesinde Torham. Fakat ölümlü ve narinsiniz. Ekindron un geçici biçimlerinden biri oldu o da sizin gibi. Artık onun gözleri yansımaları görebilir sadece ve düşünceleri de. Onu yanınıza alın ve bildiklerinizi öğretin. Bense çok yorgunum artık ve uzun bir uykuya ihtiyacım var.
Bunun ardından kızıl gözlerini kuleden giren ışığa dikerek tiz bir çığlıkla bağırdı.
—Hükmün sona erdi bugün Nenda! Yeni bir çağ başlayacak artık!
Bu çığlığın ardından tapınağın duvarları sallanmaya başlamış, Kule büyük bir gürültü ile çökmüştü.
—Burayı terk edin Torham tapınak yıkılacak. Korkmayın Pankin uzun yıllar gelmeyecektir artık.
Bu sözünün ardından kadın bir çığlık atarak yığılmış ve gözlerini kapamıştı. Ancak Torham Yumanad lardan yardım isteyerek birlikte zar zor onu dışarı çıkardılar. Ovaya indikten bir süre sonra hiç yıkılmayacakmış gibi duran basamaklı dev piramit parçalara ayrılarak çökmüştü.
Bu sırada irikanat gölet in içinde oynayan yavrusunu kesesinin içine almış onlara bakıyordu. Yumanad lar kadının hareketsiz bedenini ilerdeki bir bölgeye taşıdılar ve büyük ruh’a dua ettiler. Onu gömmeye hazırlandıkları sırada irikanat hızla yanlarına gelerek engel olmuştu. Daha sonra yakınlardaki iri bir kayayı kanatları ile ittirmeye çalıştı. Yumanad lar ona yardım ederek kayayı yuvarlayarak kadının yattığı çukurun üstünü kapattılar. İrikanat bunun ardından ok gibi fırlayarak kesesindeki yavrusu ile birlikte hızla güneye uzaklaşmıştı.
Yumanad lar üç gün boyunca kadının yattığı mezarı ziyaret edip izlediler. Geceleri üzerinden göğe doğru bir ışık yayılıyordu zaman zaman. Ova hızla yeşilleniyor, ağaçlar çok kısa sürede yeniden yükseliyordu sanki onun etrafından yayılan ışık sayesinde. Bu sırada irikanat da bu kez yavrusu yanında olmadan geri gelmiş, bazen kayanın üzerinde tünüyor bazen de çevrede uçuyor ve göletlerde avlanıyordu. Üçüncü gün bittiğinde Yumanad lar heyecanla kadının bulunduğu yere doğru koştular. Çukurun olduğu yerdeki kayayı yüz adım ötede kuzeyde bulmuşlar, üstelik çukurun yerinde dev bir ağaç ile karşılaşmışlardı. Gövdesi kabuksuz ve parlak, derin kökleri olan tamamı yemyeşil parıldayan görülmemiş bir ağaçtı bu. Geniş dallarından etrafa küçük ışıltılar yayılıyordu. İnsanlar gövdesine dokunduklarında kendilerini çok garip hissediyorlardı. Torham bu ağacın çevredeki her şeye hayat aşıladığını anlamıştı. Pankin’in alt üst ettiği bu topraklar çok hızlı bir şekilde yeşermeye başlamıştı. Ancak Yumanad ların çok sevdiği ve çocukların sürekli etrafında oynadığı bu ağacın ömrü de 10 gün sürmüş, insanların şaşkın bakışları altında ardında yemyeşil bir ova ve çevresinde büyümekte olan bir orman bırakarak giderek küçülmüş ve bir gün tamamen ortadan kaybolmuştu.
Delaroyh gülümsüyordu ona annelik yapan Yondanın yüzüne minik ellerini uzatarak. Bilmediği bir dünyaya gözlerini açmıştı o da yanındaki diğerleri gibi. Yonda onu sütanneliğini yapan Hena ya uzattı. Yonda nın da doğumuna 160 gün kalmıştı fakat henüz daha yeni yeni kendine güvenini kazanmakta olan Şedi nin bu durumdan haberi yoktu. Torham bir kayanın üzerinde çubuğunu tüttürürken gençleri yeni yerleşimleri için örgütlemekle meşguldü.

Ekindron da değişim tamamlanırken Pankin’in sonsuz okyanusun batısındaki ve doğusundaki kıtalara yaptığı bu ataklar 21 gün sürdü. Söylenenlere göre bu şekilde 48 imparatorluğu ve yüz binlerce insanı tarihe gömmüştü. Onlardan geriye ne bir iz ne de söylenti kaldı. Tufan eşiği denilen Duna nın ortasındaki en geniş okyanusta sessizce dönüyordu. Şimdi biraz küçülmüş ve parçalara ayrılmıştı ancak asla tamamen kaybolmayacaktı varlığı. Kendisini küçümseyen ruhların düşmanı olacaktı her zaman.


Tüm silahlar kuşanıldığında,
Gökyüzü karardığında,
Ölümlüler en büyük güce kavuşacak,
Ve uyandıracaklar son defa Çelik Ejderha Manok'u,
1. çan fırtınaların uğultusu olacak,
Savaş başlayacak,
Zafer naraları atılırken ölümün soğuk tepelerinde,
Mingold un derin mağaralarından,
Bir uğultu duyulacak,
Kronitler uyandığında,
Yok olacak tüm eski düşler,
Mutantların saldırısıyla çalınacak 2. çan,
Fırtınalar büyüyecek,
Gökyüzü Kızıl bir çizgi ile ayrılacak,
Sönmeyen kızıl Tufan kıtaları alt üst edecek,
Pankin denecek ona ve bin yıl sürecek hükmü,
Duna da tüm yaşam söndüğünde,
Yeni bir nesil yeşerecek,
İa-Ai* den beslenen ölümsüz ırk,
Dron lar olarak bilinecekler ölümlülerce sonraki çağlarda,
Ama ilgilendirmeyecek artık Dronları Ölümlülerin hevesleri,
Yokluk dan ve kızıl yıkımdan doğdu onlar,
Hiç durmaz yaşam güçleri,
Ve yok edilemez varlıkları,
Ne ölümlülerin Tanrıları,
Ne de kozmik değişimin büyük güçlerince,
3. çan çaldığında yok olacak onlar dışındaki tüm nesiller,
Acı haykırış ve yakarışlar içersinde,
Kızıl bir atmosferin altında boğularak,
Şimşek kılıçları ile görünecekler yeniden doğuş çağında,
10 milyon yıllık evrimlerini tamamlayarak,
Duna da yeni nesili gözleyecekler,
Ölümlülerin hırsları ile ilgilenmeden,
Sadece görebilenler bilebilir onları,
Eğer Dron lar izin verirse.
Aşvil

*: İa-Ai Dunanın çift güneşi olan yıldız.

Notlar: (2) Ayıramayacaksın onu yaşamdan Pankin! Teslim olmayacak!
(3)Gücüm buna yetmiyor! Nasıl Akenorfin!
(4)Benim parçam Delaroyh! Pankin neden istiyorsun Delaroyh’u?
(5)Asla düşmeyecek Delaroyh git buradan Pankin!
(6)Bizim aşkımız Delaroyh! Gücü artıyor Ekindron un. Seninle olacak hep Ekindron.
(7)Korkma öfkesinden Şiba!
(8)Ekindron seninle olsun.
(9)Nasıl Akenorfin! Nasıl!
(10)Ekindron un unutulmuş çocukları! Nenda nın son işareti!
(11)Çaresizim Torham!
(12)Nasıl Akenorfin! Delaroyh uzaklaşıyor Ekindron dan Nasıl!
(13)Teslim olmayacak Pankin! Olmayacak! Delaroyh daha doğmadı güçsüz Pankin!
(14)Sonsuz Akış ın bilinmeyen kayıp ataları konuşun! Menad! Desilon! Nasıl! Delaroyh unutulmuşların son çocuğu.
(15) Hayır kal Delaroyh! Sen unutulmuşların son çocuğuydun! Şimdi değil!

Alıntı yapılan: akrepv - 03.08.07/00:47
baba bu şu bildigimiz duna-çöl gezegeni,nin devam romanlarından birimi


:D Ne alaka yaw bunu ben yazıyorum. Onun adı Dune. Ben gezegenimin adını koyduğumda onu bilmiyordum napayım benzer oldu. :)

akrepv

büyüksün ne diyeyim
bitirde okuyalım bakalım
aynı zamanda en sevdigim tarzlardan biridir bilimkurgu(yada kurgubilim yanlış anlaşılmasın :) )