16.07.19/10:10

beyaz adam kızıl adamı dinleseydi..

Başlatan çark_che_kiç, 11.07.07/13:06

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

çark_che_kiç

Bu mektup "DUWARMİSH" Kızılderililerinin reisi SEATTLE tarafından "Washington'daki büyük başkan'a 1853-1857 yıllaı arasındaki Amerikan Başkanı Franklin Pierce'e ithafen yazılmış: Orjinal Metin http://www.barefootsworld.net/seattle.html


   Amerika kıtasını işgal eden Avrupalı yağmacılardan yana olduk hep..


Küçüklüğümüzde okuduğumuz Texas, Tommix çizgi romanlarından, seyrettiğimiz kovboy filmlerine kadar her şey, bize Kızılderilileri vahşi birer hayvan, Avrupalılarıysa uygar birer insan olarak tanıttı. Okuduğumuz tarih kitapları bile, hep beyaz adamlardan yanaydı.


   Her nasıl olduysa sonradan daha başka şeyler öğrendik. Meğer, Amerika'yı Kristof Kolomb'tan, Ameriko Vespuci'den çok daha önce keşfeden, yurt edinen anababa bir kardeşlerimiz varmış! Uygar ve kahraman bildiklerimiz; aslında acımasız sömürgeciler, gözleri doymayan katil çapulcularmış. Vahşi ve canavar bildiklerimiz de yurtlarını bu haydutlara karşı kanları pahasına savunan yurtseverlermiş.


  Aşağıda okuyacağınız mektup, "Duwarmish" Kızılderililerinin reisi


SEATTLE tarafından "Washington'daki büyük başkan"a, yani 1853-1857 seneleri arasındaki Amerikan Cumhurbaşkanı Franklin Pierce'ye yazılmıştır. İşte, size, "kafa derisi avcıları" olarak tanıdığımız ve "hugh! voah!" gibi ünlemli bir kaç kelimeden başka bir şey bilmediğine inandığımız Kızılderililerin reisinin mektubu... (Bu mektup, Gökyüzü, Ekoloji ve Toplum dergisinin Yaz 87/1 sayısında Altınay Işık ve Özlem Yangın'ın çevirisiyle yayımlandı.)


                                                           ****

       Washington'daki büyük başkan bizden topraklarımızı satın almak


istediğini bildiren bir mektup yollamış. Dostluktan söz etmiş büyük


başkan... Ama biz sizin dostluğumuza ihtiyacınız olmadığını biliriz.


Gökyüzünü nasıl satın alabilirsiniz?


Ya da satabilirsiniz?


Ya toprakların sıcaklığını?


Ağzımdan çıkan sözler yıldızlara benzer, büyük başkan, hiç sönmezler. Bu


yüzden söyleyeceklerime güveniniz.


Havanın taze kokusuna


Suyun pırıltısına


Sahip olmayan biri onu nasıl satabilir?


Kutsaldır bu topraklar benim ve ulusum için..


Yağmur sonrası ışıltılı her çam yaprağı


Denizi kucaklayan kumsallar


Karanlık ormanların koynundaki şiş


Şakıyan böcekler...


Ve bilin ki: Kızılderili adamın anıları


Ağaçların özsuyunda saklıdır.


Toprak bizim anamızdır.


Ve bizim ölülerimiz, bu toprakları unutmaz


Geyik, at ve büyük kartal erkek kardeşimizdir


Kayalıklar, çayırlar, taylar ve insanların ılık sıcaklığı aynı ailedendir.


  Washington'daki büyük başkan bizden topraklarımızı istediği zaman bütün bunları istemektedir. Büyük başkan bizim babamız biz de onun çocukları olacakmışız..


   Büyük ruh ulusumuzu sever; fakat nedendir bilinmez Kızılderili


çocuklarını terketti. Şimdi size makineler yolluyor ve çok yakında


beklenmedik yağmurlar sonrası yataklarımıza taşan ırmaklar örneği beyaz


adam bu toprakların her karışını dolduracak. Bizler yetim kaldık. Çünkü


başka ırklardanız. Çünkü ihtiyarlarımız farklı öyküler anlatırlar.


Bilesiniz ki...


Derelerin ve ırmakların içinden geçen sular


Sadece su değildir.


Atalarımızın kanıdır o.


Bilesiniz ki bu toprakları size sattığımızda


Göllerin ışıltılı sularında


Ulusumun öykülerinin anlatıldığını...


Çocuklarınıza öğretmelisiniz


Suların çıkardığı sesler atalarımın sesidir


Irmaklar kardeşimizdir.


Bunları çocuklarınıza öğretmelisiniz.


Beyaz adam bizi anlamaz


Biliriz.


Toprak onun kardeşi değil, düşmanıdır.


Babalarının mezarını geride bırakır beyaz adam


Toprağı çocuklarından çalar


Açlığın dünyayı saracak beyaz adam.


Ve ardından  koca bir çöl bırakacaksın:


Sabahın sisi dağların karnından doğan güneşi görür


Ve kaçar.


   Babalarımızın külleri kutsal topraklara yayılır. Ben Kızılderiliyim ve


anlamıyorum. Şehirlerinizi de anlamıyorum. Oralarda sessizlik yok..


Yaprakların seslerini, böceklerin vızıltılarını... kuşların ötüşünü ve


kurbağaların şarkılarını dinleyebileceğiniz yerler yok ki oralarda.


   Bir Kızılderiliyim ve anlamıyorum. Ben gölü yalayarak gelen rüzgarın


sesini öğlen yağmurunun temizliğini ve taze çam yapraklarının kokusunu


severim.


   Size bu toprakları satarsak bilmelisiniz ki hava bizim için kıymetlidir.


Her şey aynı solunumdan pay alır ve hava tüm canlılar tarafından ortak


kullanılır. Bu yüzden onu kirletmeyin. Hava hayatta tuttuğu her şeyle


ruhunu paylaşır.


   Demir at (lokomotif)


Öldürüp çürümeye bıraktığınız


Binlerce buffalodan nasıl kıymetli olabilir?


Nasıl? Anlayamıyorum.


Hayvanlar, insanları bıraksa,


İnsanlar ruhlarının yalnızlığından ölmez mi?


Hayvanların başına gelen, insanın da başına gelecek.


Toprağın başına gelen, oğullarının da başına gelecek.


   Çocuklarınızın ayak bastığı bu toprakların, atalarımızın külleri ile örtülü olduğunu anlatmalısınız. Çocuklarımıza bizim öğrettiğimiz şeyleri öğretin.. Toprak bizim anamızdır. Ve toprağa tükürülmez. Toprak insana değil, insan toprağa aittir. İnsan hayat dokusunun içindeki bir liftir sadece..


   Beyaz adam neyi satın almak istiyor?


Gökyüzü ve toprakların sıcaklığını mı?


Koşan antilopların çabukluğunu mu?


Biz size bunları nasıl satabiliriz?


Ve siz nasıl satın alabilirsiniz?


   Bir kağıt parçasını imzaladığımız ve beyaz adama verdiğimiz için her şeyi yapabileceğini mi zanneder beyaz adam. Havanın tazeliğine ve suyun pırıltısına sahip değilsek, bunu nasıl satabiliriz size? Son buffalo da öldüğünde onları tekrar nasıl satın alabilirsiniz?


Beyaz adam geçici bir iktidardadır ve o kendini her şey zannetmektedir.


   Bir insan annesine sahip olabilir mi?


   Günlerimizin kalan kısımlarını nerede geçireceğimiz önemli değil.


Çocuklarımız babalarını gururları kırılmış gördüler. Savaşçılarımız


utandırıldılar. Yenilgiler sonrası kendilerini içkiye ve yemeye verdiler.


Bu yolla vücutlarını uyuşturuyorlar. Birkaç kış ömrümüzün kaldığı bu


topraklarda yakında matemimizi tutacak bir tek kişi bile kalmayacak. Ama


niye ağlayayım? İnsanlar denizdeki dalgalar gibi gelip geçerler. Biz


gidiyoruz ama beyaz adamın da bir gün keşfedeceği şeyi bugünden biliyoruz. Hepimiz aynı büyük ruhtan geliyoruz. Beyazlar da bir gün bu topraklardan gidecektir. Belki de bütün ırklardan daha çabuk. Yataklarınızı zehirlemeye devam edin. Ve bir gece kendi çöplerinizde boğulacaksınız. Bu kader bizim için şu anda bilinmezdir. Fakat biliyoruz ki batışınızda her tarafa parlak bir ışık yayacaksınız.


   Bütün buffalolar öldürüldükten, yaban atları ehlileştirildikten,


ormanların en gizil köşelerine kadar dünya insan kokusu ile dolduğunda


sevimli tepelerin görüntüsü konuşan tellerle kirletildikten sonra... Bir


bakacaksınız ki... Gökteki kartallar yok olmuş. Hızlı koşan taylara elveda


demişsiniz. Bu ne demektir, biliyor musunuz? Bu, yaşamın sonu ve sadece


daha fazla hayatta kalmanın başlangıcıdır. Büyük ruh, bizim, hayvanlara ve Kızılderililere sahip olmamızı istedi. Herhalde bunun özel bir anlamı


vardır fakat henüz bilemiyoruz.


  Biz (kardeşlerininkinden ne kadar farklı olursa olsun) her insanın


istediği gibi yaşamasını savunuruz. Eğer biz teklifinizi kabul edersek, bu


sadece yeni toprakları güvence altına almak için olacaktır ve orada son


ünlerimizi rahat ve huzurlu geçirebiliriz belki.


   Son Kızılderili de bu topraklardan gittiği gün ve onun hatırası yalnız


bir bulutun sonsuz çayırlar üzerindeki gölgesi olarak kaldığı zaman,


atalarımızın ruhu da bu kıyılarda ve ormanlarda yaşamaya devam edecektir.


   Size bu topraklarımızı sattığımız zaman siz de onu bizim sevdiğimiz gibi


seviniz, onunla bizim ilgilendiğimiz gibi ilgileniniz. Ve onu bugün


bulduğunuz gibi hatırlayınız. Bu toprakları ve üzerindeki canlıları


çocuklarınız için koruyunuz. Çünkü bu dünya kutsaldır. Beyaz adam bile


ortak kaderimizden kaçamaz, belki biz hepimiz kardeşiz, bunu zaman


gösterecek.


   ***


   Ne yazık ki beyaz adam, kızıl adamı dinlemedi; kendini her şey


zannetmeye devam etti. Yeri, göğü kirletti, denizi kirletti, hatta şimdi


diğer gezegenleri de kirletmek istiyor. Yüzelli sene önce buffaloları imha


eden beyaz adam, sonra ateş çubuklarıyla Kızılderilileri yok etti ve


nihayet atom bombalarıyla yüzbinlerce insanı, çoluk çocuk demeden katletti.


Hayvanların başına gelen insanların başına da geldi.


   Beyaz adam, kızıl adamın söylediği gibi toprağa düşman oldu. Aç


gözlülüğü dünyayı sardı. Ahtapot kollarını Afrika'ya, Asya'ya,


Antarktika’ya uzattı. Beyaz adam her şeyi satın almak istedi. Nitekim


zencileri alıp sattı; doymadı, beyaz kadınları alıp sattı; yine doymadı,


kendi kendini sattı.


   Şimdi beyaz adam kendi çöplüğünde boğuluyor.


Evet, beyaz adam, geçici bir iktidardadır; fakat kendini herşey


zannetmektedir.


   Tüm bunları, yüzelli sene önceden bilen Kızılderili reis, bir kahin


değildi. Sadece, ülkesini işgal eden beyaz adamı gayet iyi tanımıştı!


   Ah, beyazı kirleten beyaz adam ah!


   Sen, her şeyi kirlettiğin gibi dünyanın dört bir yanına saldığın


Tommiks, Teksaslarınla çocukların tertemiz beyinlerini de kirletmeğe


çalıştın. Kağıdı kirlettin, beyinleri kirlettin.


   Ah, beyaz adam sen ne kadar da karaymışsın!