25.06.19/02:13

Ota Boka Faşist Demek

Başlatan TuzsuzKaraBekir, 06.08.07/11:14

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

TuzsuzKaraBekir

bilimsel literatürde; faşizm, finans kapitalin en gerici, en şövenist taraflarının zora dayalı olarak yönetimidir.

ben daha geniş bakıyorum. mussolini'nin,"devletin disinda hicbir sey olamaz. her sey devletin icindedir" sozunun en iyi ozetledigi yonetim alayışı bence. faşizmin ideologlarından biri olan ideolog alfredo rocco'ya göre ," faşizm kişiyi toplum (devlet) menfaatinin sağlanmasında sadece bir araç olarak görür" faşizmde devlete karşı hürriyet yoktur.aslında hürriyet yoktur.

Sebep ise şundan ibarettir; Öncelikle Kemalist devrim devletçidir, otoriteyi sağlamak konusunda bir sürü katliam yapmıştır (istiklal mahkemeleri,  dersim isyanının bastırılması vs.). Devletçiyken de kapitalizmin yaratılması (Ticaret kongreleri vs..) ve korunması adına da kıyımını sürdürmüştür. Kemalist devrim ne yaptıysa kapitalizm için yapmıştır.

Bu süreci anlatmak için uzun uzun yazmak gerekir farkındayım ama halim yok. Zaten uzun uzun yazsamda okunmaz.

SivanA_SimyacI

Alıntı yapılan: son tango - 06.08.07/12:42
hahaha ..buda güzel..kendi doğruların için bu başlık ha..toz ol..

:P

ekin

sebebine bakarsam;
faşist olmayan bir devrim örneğin var mı dünyada?
ve en faşist olmayan devrimi söyler misin bana?

TuzsuzKaraBekir

köleci toplumdan feodal topluma geçişte yaşanan tüm devrimler faşist değildir. dalga mı geçiyorsun? finans kapital diyorum.

SivanA_SimyacI

Faşizmi süslemeye cicilemeye kalkışmayın,faşizmin süse ihtiyacı yok faşizmi süsleyen kullardan sa şüphem çok :P

TuzsuzKaraBekir

SivanA_SimyacI senin anlama eşiğin bir hayli düşükmüş şu son 3 saatte bana kanıtladın bunu. bravo ayakta alkışlıyorum seni.

ekin

yani en azından kemalist devrim demen bile şimdilik kardır :D

neyse şahsi fikrim; devrimin yıllarında istiklal mahkemelerinin varlığını anlayışla karşılıyorum.. çıldır :) yani uzun yazmayı ben de sevmem..

ikincisi, kapitalizmde bir sorun görmüyorum; uygulanışındaki pürüzler "insan" faktöründen kaynaklanıyor.. ve başka başlıkta belirttiğim "yama devrimler gerek" üslubunun sönüklüğünden kaynaklanıyor.. yoksa marx'ın "artı değer" kavramını yeni bir sistem içinde sunmaktansa; kapitalizme yama ile sunmak daha etkili olurdu bence..

haa dersen ki kahrolsun kan emiciler, herkese eşit özgürlük yaşam hakkı... illa ki hemfikirdir zaten çoğusu.

KARGA

Yine faşizm ve yine her telden sallamalar... Yine ve yine ve yine yazalım faşizmin tanımını;

klasik anlamda faşizm hitler ve mussolini'nin kurduğu iktidar sistemleri olarak ifade edilir. klasik marksist görüş, faşizmi "tekelci burjuvazinin en gerici, en şovenist, en saldırgan kesiminin, açık baskıcı, kan dökücü diktatörlüğü, yönetimi" olarak ifade eder; fakat her iki tanım da çeşitli yönlerden noksan kalıyor.

faşizm, evvela küçük burjuva bunalımından (bkz: küçük burjuvazi) beslenen tepkisel bir harekettir, ve kendini kapitalist toplumsal değerlerin uç noktası olarak ifade eder; devlet tahakkümünün en yoğun hali, demokrasi ve düşünce özgürlüğünün tümden tasfiyesi, erkek egemen kültürün ulvileşmesi, kitlelerin militaristleştirilip (bkz: militarizm) toplumsal iş bölümünün en ayrışmış noktasına varması, model bir kültür ve etnik kimliğin empoze edilip bu modelin dışında kalanların asimilasyon veya imhası.

çoğunlukla faşizm ile milliyetçilik arasında - milliyetçiliği aklayıp masum göstermek amacıyla - bir ayırım yapılmaya özen gösterilir. faşizm ile milliyetçilik, biçimsel olarak birbirinden farklı gözükse de, özde aynıdır; milliyetçilik basit bir vatan ve etnik kimlik/kültür sevgisinden farklı olarak, bu etnik kimliği ve sözkonusu kültürü tüm diğerlerinden ayrıcalıklı bir konuma getirmektir. milliyetçiliğin kaynağı toplumsal paranoyadır; sürekli "iç ve dış tehditler" ortaya çıkartıp kitleler nezdinde kendini yeniden üretir. faşizm ise milliyetçiliğin bir kademe ilerisidir; artık vatan herşeyden üstündür, ve dayatılan etnik kimlik ve kültürel değerler tek meşru ve doğru olanıdır. milliyetçilikte "düşman" genelde dışarıda iken (türkiye örneğinde yunanistan, abd, ab, vs...), faşizmde bu sefer içeridedir (ahmet bey biraz liberal bir kimliğe sahip olup devleti eleştiriyorsa, derhal ab - abd ajanı ilan edilir), ve bu ileri paranoya da onu milliyetçiliğin radikal bir safhası olduğunu, kökeninin milliyetçilik olduğunu gösteriyor.


Bu da size bonus, vatan kavramının tanımı;

vatan, sanılanın aksine coğrafi değil fakat ideolojik bir kavramdır; burjuva azınlığın bir kara parçasını çitlerle çevirip onu sahiplenmesidir. İktidar aygıtları vatan'ın herkesin olduğunu, her kesimin ortak çıkarı olduğu gibi bir söylem yayarak düzenin devamını ve mevkiilerinin sağlamlaşmasını hedeflemektedirler; zira kimseyi zorla uzun süre sömürmek mümkün değil, ancak kitleler buna razı edildiği takdirde düzen yürüyebilir. bu amaçla da vatan/vatanseverlik kavramıyla beraber milliyetçilik kavramı da gereklidir; burjuvazi emekçi sınıfı cüzzi bir ücret karşılığında çalışmalarını ikna etmek için milliyetçilik gibi suni bir kavramı pompalamak zorundadır. bunun sonucunda kendini "gönüllü" olarak sömürtüp "vatan" için çalışan bir yığın oluşmuştur. "vatanın" bölünmesi halinde "milletin" fakirleşeceği de burjuvazinin kitleleri uyutmak için uydurduğu diğer bir yalanıdır; "vatanın" sahibi burjuvalar olup işçi sınıfı her daim asgari yaşam koşullarına mahkum olduklarından dolayı, vatanın bölünmesi ancak o topraklardaki zenginliklere sahip burjuvaziyi yaralar. bu ister türkiye'de, ister gsmh'nın yüksek olduğu avrupa ülkelerinde olsun, aynıdır.
bu arada tuzlukarabekir, tarzın bana nedense violet_violet'i hatırlattı...

TuzsuzKaraBekir

Ha o zaman senle başka yerlerden tartışmak lazım.. kapitalizmi tartışmak lazım.. okaliptus yaprakları arasına gizlenip ıslık çalıyormuşsun ne zamandır.
tanıyorum kendilerini.. olabilir ama hay hay :)
'fasizm, atilan ilk bombalarla baslamaz. her gazetede uzerine bir seyler yazilabilecek olan terorle de baslamaz. fasizm, insanlar arasindaki iliskilerde baslar, iki insan arasindaki iliskide baslar... ve ben anlatmak istedim ki, savas ve baris yoktur, hep savas vardir' der ingeborg bachmann, haziran 1973 deki bir soylesisinde. incelemek gerekir.

KARGA

O son cümle hariç mesajım sana değildi. Seninle tartışacak olsam önce "tartışma üslubu" üzerine tartışırım, biraz zayıf gördüm o yönünü...