17.08.19/17:05

Sana Öğretilenleri Geri Tükür...

Başlatan buz, 22.11.04/05:34

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

buz

22.11.04/05:34 Son düzenlenme: 22.11.04/07:15 buz
Aşağı yukarı öğrenciliğe başladığımda okul için geliştirdiğim temel stratejiydi bu.

"1)Öğretmen hep haksızdır.

2)Haklı olsa da farketmez,ben her zaman daha haklıyım.

3)Söylenen hiç bir şeyi yerine getirme,illa yapacaksan mutlaka bir hileyle tam olmamasını sağla.

4)Sana öğretmelerine izin verme ,ne istiyorsan sen öğren.

5)Hiç bir dersi dinleme.Bu zamanı senden çalmaya hakları yok.Sevdiğin şeyleri yap,resim vs gibi.Hiç bir şey yapamıyorsan fikir geliştir ,hayal kur.

6)Öğretmen düşmandır.İyi öğretmen daha çok düşmandır sadece."


Öğrenciliğin ileri boyutlarında-lise -  olay kafamda iyice serpilmişti artık:

"Okul..O binada insana yutturmaya çalştıkları bir büyük oyundur.Zihninde bir yığın bilgi arasına özenle serpiştirilmiş  ölü ve  ideolojik bir arzunun-tatminsizliğin artıkları uyusun isterler ve senin eylem-düşünme gücünü sessizce uyuştursun.
Unutma!Öğretmenleri devlet kendi istediği insanı yaratsın diye yetiştirir.Bu öğretmenliğin sinsi ilkelerinden biridir.Fizik formülleri,matematik denklemleri ,kimya deneyleri arasından
dahi bu sinsi niyet kendine bir yol edinip aklının içeriğine kendini ekleyebilir.

Hayır,çok azı sadece yol göstericidir.Diğerleri hep sende kuracakları kişisel ve toplumsal otoritenin hileli yerleşimini geliştirmek için hazır ve nazır psiko-av yöntem uzmanıdır.Güçlerini hafife alma.Yıllarını bu uğurda bilenmek için harcadılar.

Üstelik bir yol gösterici dahi senin yolunun iğreti yüzüdür.Sen yolunu kendin yüreyebilirken sana sözde ayaklarını feda edenler varacağın yerde sana kendileri için direnecekler.
Zaten sen yolunu düşmeyi onların feneriyle yürümeye yeğlersin.

Bütün bilgiler kendi başına öğrenilir.Ya da öğrenme biçimini,öğrenmeyle ilgili her türlü yöntem ve aracı sen seçmelisin.Sana bu çok zaman alır,tam yapamazsın diyenler senin her hangi bir şeyi gerçekten öğrenmenden korkanlar olabilir.

Sana sözcükleri öğrettiler.Seni sözcüklerinde avlamak,sana ortak sözcüklerinizde kendi akıllarını tıkıştırmak istediler.Sözcüklerin kilidini kır.Kimse daha akıllı değil,hatta daha akıllıysa senden bu senin sorumluluğun hiç değil.

Okul düşmandır.Bilgi dost.Ve sen dostunla bir savaş alanında da karşılaşabilirsin.Gene de düşmanın elinden su içme."

Şimdi tamamen basitleştirdim, tek ilkeye sadeleştirdim her şeyi...

"Sana öğretilenleri geri tükür.Ancak öyle öğrenebilirsin."

(elbette ki hiç biri tavsiye edilmez) ;)

ateþ hýrsýzý

Alıntı
"Bütün bilgiler kendi başına öğrenilir.Ya da öğrenme biçimini,öğrenmeyle ilgili her türlü yöntem ve aracı sen seçmelisin.Sana bu çok zaman alır,tam yapamazsın diyenler senin her hangi bir şeyi gerçekten öğrenmenden korkanlar olabilir."


Ağzına, beynine sağlık sevgili buz!

İşte meselenin özü. Öğrenmek! Artık herkes biliyor ki, okulun öğrenmekle  ilgisi yok. Zaten bu yüzden sistemin adı da "Milli Eğitim" yani eğitilmek üzere sisteme katılan genç beyinleri eğitmek üzere tasarlanmış bir sistem...

Lise yıllarında ezberci eğitimin bir sonucu olarak, bütün derdi elindeki konuyu anlatıp geçmek olan ve lafı ağzında gevelemekten başka bir şey yapmayan öğretmenlere gösterdiğim tepki yüzünden neredeyse liseden atılma durumuna gelmiştim. Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Edebiyat en nefret ettiğim derslerdi. Anlatılan şeylerin hiçbirine katılmıyordum, kendim düşünmüyordum benim yerime düşünülmüş şeyleri ezberlemem yetiyordu. Bu duruma rağmen okulda hiç çalışmadan, kursa gitmeden üniversiteyi kazanabilen bir kaç kişiden biri olmam, sonraki yıllarda da eskiden nefret ettiğim, fizik, biyoloji, edebiyata kendiliğinden ilgi duymaya başlamam bana öğrenmenin kendi tercihleriyle doğrudan bağlantılı bir şey olması gerektiğini anlattı. Artı orta 2. sınıfa kadar herkes tarafından sınıfın ressamı olarak anılırken resme olan yeteneğimin değerlendirilmeyip aptal bir öğretmenin kaprisi yüzünden resimden soğutulmamı hiç unutamıyorum. Demek asıl mesele kendi başına öğrenmek...ve doğru bulduğun, istediğin şey üzerinde yoğunlaşmak...bu konuda bilgisi olan kişlere düşen tek şey taze beyinlere destek olmak onların gerçek tercihlerini ortaya koyabilmelerine yardımcı olmaktır.

 Bu vesileyle kendime dönüp, bir hesaplaşma da yapmış oldum...:)

sağlıcakla,




oxmemo

bence de ağzına,beynine,yüreğindeki ateşe :huh:  sağlık buz... :D

ilkokul hadi bi derece okuma,yazma, azar da olsa matematik,sosyal,coğrafya; özetle bilgiyi bulman için gerekli alt yappıyı veriyolar... EN AZINDAN...
ama orta,lise ezber ha ezber, beynimi miktiler.. gerçi;
"AAA afffeerinn..karnende takdirlikmiş yani.." lafları da yedik + olarak..!! yani kötü duruma ilaveten, yanlış anlamayın..

şimdi üniversitedeyim, 1-2 yıldır kafamda hep aynı düşünce;
dersler ingilizce;
"ulan yeter ingilizce ingilizce; ezberde sınıf atladık resmen.. okul için harcadığım zamana nalet...!!"

neyse çok çektiğim bi konu; yazıp yeni yollar keşfetmek istemiyorum.. bu mantık yolunun sonu okulu bırakmaya kadar bile gidebilir... şurda 2 sene kalmış...
:angry:  :angry:  :angry:  :angry:  :angry:  

foturo

Bence artik insanlar insan yetistirmiyor. Robot yetirtiriyor. O kordugumuz gelecekteki souk ve akilli robotlar. Kendi neslimizden olacak.  

buz

22.11.04/13:36 #4 Son düzenlenme: 22.11.04/13:38 buz
Gerçek şu ki,doğru düzgün bir eğitim sunacak yüreklilikte olsaydı sistem o zaman eleştirmek için eleştiriyor konumuna düşecektim belki de.Bu yüzden sistem saçmalığı konusunda beni haksız çıkarmadığı için tek doğrusunu yaptı
diyebilirim. B)

Üstelik en doğru sisteme bile direnerek insan kendini oluşturabilir.

Garip olan öğretmen adaylarının ideolojik bir eğitim için hazırlandıklarının bir sır olmaması ve bunun doğal karşılanması.

deniz

tükürmek eylemi deyince balgam çıkarmak aklıma getirdi.

evet sök at o balgamı beyninden.

Anarres

Buraya yazdığım ilk öykümün son cümlesi şuydu:


-- Herşeye gözünü kapamakla başlamalı yolculuğa;
Fakirliğe varmalı düşüncelerin kıtlığı--


Herşeye kepeyıp gözünü sadece kendi görebildiklerine açsan ve unutsan öğretilenleri ya da hepsini tek tek irdeleyebilsen belki sen sen olabilirsin...

Leonardo

e becerememişler. bu kadar düzen muhalifi nerden oluyo?

Hades

İnsanın 3 temel çağı vardır...
birincisinde sana öğretilenleri taşıdığın deve dönemi
ikincisi bu öğrendiklerini pençeleyen aslan dönemi
üçüncüsüde yitirdiğin çoçuk insiyatifini geri kazanma dönemi,ki bu döneme geçmek oldukça zordur.

HellChild

zorunlu bir ilişki gibi gelmiştir bana
ne öğretmen memnundur
ne de öğrenci
ama öğretmen çalışmak,para kazanmak zorundadır
amacı sana birşeyler öğretmekten çok budur
bilmiyorum belkide benim karşıma çıkanlar hep böyleydi

asya

sana öğreten, daha önce kendisine öğretilmişleri tükürmüş, safradan arınmışsa onun öğrettiğini tükürme ama yutma da.

evir, çevir, didik didik et gerekirse

harmanla, ayrıştır...

emek harca, uğraş o bilgiyle.

bunları yaptıktan sonra, ne yapacağını bilirsin zaten. :)

gobilibozo

''Sana öğretilenleri geri tükür''Bu sözü tavsiye niteliğinde bir bilgi olarak kabul edersek bu öğretileni'de tükürmemiz gerekebilir :P

Bilgiden kaçamazsınız,hayatın her alanı,bize öğretilmek için sunulmuş bilgi ile doludur.

Marifet öğretilen bilgiyi,önyargı ile,asice reddetmekte değildir,asya'nın da dediği gibi,marifet sunulan bilgi'yi,beyin süzgecinden geçirebilmekte,övünülen asilik aslında sahte bir kahramanlıktır ve faydası da yoktur,''akıl''faydalı bilgiyi,zararlı bilgiden ayırd etme kabiliyetine sahiptir,siz peşin bir reddediş ile akıl'ı atıl bırakıyorsunuz aslında,görevini yapmasına mani oluyorsunuz,zira o istediği bilgiyi edinmekle değil,sunulan bilgiyi ayırd etmek,anlamak ve ayıklamak ile sorumludur.

Akıl süzgeçtir,sunulan bilginin tamamını,işlevini yok sayıp süzgeçten geçirmekte,ona sunulan bilginin tamamını,asice bir ön yargı ile reddedip,süzgecin üzerinde bırakmakta zulümdür!