20.07.19/00:48

dar kapılar

Başlatan istanblue, 23.08.07/19:14

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

deliçocuk

gidek walla...surlara çıkalım..güneş doğsun...bir türkü tutturalım...sewda düsssün yüreğimize...yine deli ettin beni yawwwwwwwwwwwwww

istanblue

çeliğine wolkan wurmuş
kılıçtır nefretim...
saplanacak ölümün can ewine
muzaffer kurşun gibi....

reis34

içimde intihar eden melekleri
yağmur ayinleri
şaman uğultuları
cin çarpmış rüzgarlarıyla bile diriltemeyen
gri bir kış günü idi gittiğin

istanblue

yalnızlığı kutsal bir kentte
hani bir de karanlığı yırtan sokak lambaları olmasa...
oysa, dünyanın en kalabalık yalnızlıklarıdır onlar aslında...

reis34

seni;

kızılını cehennemden aşırmış dudaklarını
dudaklarımdaki cennet taklidiyle evcilleştirmek
kömür saçlarını okşayıp
her telini avuçlarımın nasır çakımında aşka tutuşturmak
ışık isteyen düşlerle boşalmış başımı karanlık göğsüne dayayıp
ölü avcılarla dolu kalbinin vahşi ormanını dinlemek
ve annesini kurtlara kaptırmış çocuklar gibi
çaresizliğime ağlamak ve belki de ayaklarına kapanmak için
bekledim
bir rahme düşüp
hayatı ümit etmeyi beklercesine
bekledim bir saat on dakika
o penceresiz,zift kokulu odamda

geldin..

istanblue

geldin...
bir leylim gecenin en suskun anında..
geldin...
kara tahtalarıma ödew diye yazdığım zamanda..
hadi şimdi söyle bana
sana nereden başlayayım...
sustun...
en susmak da neydi öyle...

reis34

‘çok şey yaşayacakmışçasına geliyorlar

hiçbir şey yaşanmamışçasına gidiyorlar’ dedim


ölü akrep yiyip zehirlenmiş
nefsi pis bir kedinin
akrebin artıklarına bakıp ölüm anını hissetmeye çalıştığı gibi,
anlamaya çalıştın bu iki cümlenin anlamsız kehanetini
anladın anlamak istemediklerini

doğruydu;çok şey yaşayacakmışçasına geldiğin,
hiçbir şey yaşanmamışçasına gideceğin.
doğruydu anlamak istemediğin
gönlüm;enayi bir sığınaktı.
sen ise,o sığınakta ateş yakıp ısınan dişi bir eşkıya idin

sen;soğuk çatışmalarının
ve soğuk ayrılıklarının içinden sıyrılıp ısınmak için
belki de nice sığınaklar keşfedecektin

gönlüm;
yani yaktığın ateşlerle kapkara bıraktığın o sıcak sığınak,
kendi külleriyle helalleşip nice eşkıya’lara yurt olacaktı

güneþinkýzý

dar kapılar kapanır da ArDıNca
yalnızCa sEn göremezsin
bir şafak vakti
gün ağardığında
"geleceğiM" diyerek
SaKıN!...
ümit verme bana
bunu sEn bilemezsinnn...................


reis34

ömür kağıdında hiçliğe düşmekle aynı anlama gelen kelimelerin yoksa zaman seninle alay ediyor demektir.


şairin 'sen bir dağsın' diye kandırılıp orta doğuya dikilen şiir kahramanı gibi,deliksiz taşlarla örülmeye hazırsındır..Yada çoktan oyuna gelip kendi hiçliğini hapsetmişsindir kendinle.


gecenin göl/geli aynasında gördüğün ince,uzun bir yüz ;''hiçleşmek istemiyorsan,içinle kalmalısın,Tanrı korkunç,kalabalık bir kalleştir,ve sen yalnız kalarak onunla baş edebilirsin''diye fısıldıyor ense köküne.inanıyorsun...


karanlık bir aynadan edindiğin yüzle geziyorsun gün boyu.bu yüzle mutluluk oyunlarına katılıyorsun hiçliğini seninle paylaşan insancıklarla.gülüyorsun.niye gülüyorsun?insan mısın?


''sen temeli sağlam lahit

ot olmazsın toprağın yok

ev olmazsın penceren yok

hiç olamazsın varlığın yok!'


yüzündeki kalleşliği görüp isyan eden sevgililerini ''zavallı görüyorsun'' ve buna insanın düşündüğü gibi görmesi değil,yaşaması diyorsun.belki de yanılmıyorsun;isyan etmek boyun eğmektir ve ancak bir boynu olan isyan edebilir....


...boynunu mu arıyorsun..

...yok...

boynun tanrıyla olan yarışında kaldı...

artık ölemezsin.

istanblue

bir şey çok şeydir bazen...
çok şey bir şeydir bazen..
gidince kendimden giderdim ilkin..
..senden gitmeye güç yetiremezdim...
senin "çok şey" olmadığını bilirdim elbette...
yapamazdım yine de; "bir şey" de değildin ki...