18.07.19/06:50

şiir yaşanmamışlıkların haykırışıdır...

Başlatan ANKA21, 30.08.07/00:51

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

eylul_zamani


eylul_zamani

dosta aitse ne denir ki...  :utanan:
söz yiter .. geriye ne kalır ?

istanblue

dar ağacına çekilmiş tüm sabahlar adına...
seni fısıldıryorum ilmek tadında
we yaşan işte bu diyorum...
ama yaşamak..
..bir ortamın çaresiz tutsağa olmaktır...

eylul_zamani

değişen bir şey yoktu, aynı sokaklardaydı bata çıka
yürüdüğümüz, durup kıyısında kustuğumuz aynı
cami avlusuydu, aynı bıçaktı dokundukça
parmakuçlarımız ıslandıkça, ağzımız kalınlaştıkça
kabardıkça sesimizin ulaştığı yerlerimiz
aynı bıçaktı girip girip çıkan yalnızlığımıza

kan akmazdı çünkü kandan daha anlamlıydı sevgimiz
canımız acımazdı elbet birbirimizden
acı yoksul bir köylünün kara sabanına takılan
altın dolu küpü sırtlamaktı, sarı bir hatıraydı
savrulup giden bir yaprağın ardında bıraktığı


eylul_zamani

Yapraklarım yok artık kuşlarım yok
büsbütün viran oldu dağlarım
ezberimdeki türküler de savrulup gitti
ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü
 
Yanlış, daha baştan yanlış
bir şiirdi bu, biliyorum
ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
Kalbim unut bu şiiri


Gitmek. Bir hançeri inceltip
Okyanusa daldırmak isteği
Ya da düşebilmek atlasların
Dışına ki ey kalbim
Yalnızsın bu yolculukta da
Gitmek. O kaos duygusu, aklın
Sarsıntılarla yorgun düşüşü
Bilincin kamaşması belki de.
Rehin bırakılacak bir şey yok
Unuttuklarından başka.
Gitmek. Bir büyü gibi saran
Ağrılar yumağı, kışkırtılmış
Düşlerdir ki sen şimdi
Esirgeme kendini kalbim
Kederin o derin yalnızlığından
 


diyorum hep diyeceğim acıyan her yanımda bir dosta da düşer bunun acısı dile getirdiğin ve söylemeden bulduğun için sağol:)

istanblue

gülüşlerim wardı benim
bir zamanlar yarin yüzünde unuttuğum...
sonra da istemeye yüzüm tutmadı...
şimdi bir çocuk gibi
licenin taranmış kahwelerine bakıyorum..
hüzün alıyorum delik duwarlardan..
we istiyorum
mermilerin sessizliğini!

eylul_zamani

Aykırı anlamlar arayıp durma 
güz biter sular köpürür de 
kapanmaz gülüşünün açtığı yara 
uçurum olur cellat olur her gece 
   
Her gece yeniden bir talan başlar 
acı ses olur, ses deli bir yağmur 
eski bir eylüle gireriz böylece 

Sığındığım her yer adınla anılır 
ben girerim, sokağı devriyeler basar 
bir de gülüşün eklenir kimliğime


istanblue

kimliği paslanıyor eski bir anarşistin ceplerimde...
sözü namluna sürmelisin
en kimliksiz yanımdan wurmalısın beni....

duraklar war mıdır bu kentte bilinmez
ama her gece bir durak olurum
..seni götüren otobüsün durması için!
nafile..

eylul_zamani

Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada 
Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık 
Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda 
Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide 
Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor 
Ya da erteletiyorum biletimi son anda 
Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam 
Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin 
Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık 
Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek 
Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi 
Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık 
Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için 
Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara 
Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr 
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada 
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı 
Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü 

istanblue

yüreğini kanatlarına takma
kırılır kanatların..
uç...
uç..ları kırık bir sewda war şimdilerde...
kör bir kurşun yoktur
her kurşun bilir adresini
we bundandır yarin içimden çıkmaması...