17.07.19/06:36

sistem orospusu olmaktan nasıl kurtulur

Başlatan istanblue, 13.09.07/11:11

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

istanblue

13.09.07/11:11 Son düzenlenme: 30.07.08/01:27 SIFIR
"Orospu Olmaktan Nasıl Kurtulur?" adlı çalışmanın konunun yapmak istediği ana nokta; patriyarka içerisinde; sınıfı, dini, milliyeti ne olursa olsun; erkeklerin tüm kadınlara yönelik olarak "orospu olma" tehdidini hangi değişik biçimlerde kullandığını ve bu durumun kadınlar üzerindeki etkisini açıklığa kavuşturabilmektir.


Aşağıda sistemin orospusu kadınların öyküsü yazılı olarak canlandırılmıştır.

Hatice "Orospu" olmaktan Nasıl Kurtulur?

"Kocam ve iki çocuğum ile Maltepe'nin Soğanlık mahallesinde oturuyoruz. Kocam Beko'da işçiydi, bu yıl başında diğerleri gibi o da işten çıkarıldı. İşten çıkarıldığından beri evlere temizliğe gidiyorum. Bostancı, Caddebostan ve Kozyatağı'na gidip gelmek epey zaman alıyor, bazen eve geldiğimde hava kararmış oluyor. Bizim mahalle çok tutucudur, hemen hakkımda dedikodu etmeye başladılar. "Yok zenginlerin evlerine giderken süsleniyormuşum", "temizliğe gideli beri bir havalara girmişim", "kimbilir kimlerin evine gidiyormuşum". Eve temizliğe gidiyorum diye bir "orospu" demedikleri kaldı. Kocamın kulağına giderse çok sinirlenir. Ne yapayım? Çalışmayı bırakırsam çoluk çocuk hepimiz aç kalırız!"

"Düşündüm, taşındım işin içinden çıkamadım. Evlere temizliğe giden bir eltim var, gittim ona danıştım. Normalde başörtüsü takan biri değilim, müslümanım elbette ama yoktur öyle bizim oralarda kara çarşaflı, cübbeli. Eltimin verdiği akla uydum; şimdi işe giderken sımsıkı bağlıyorum başımı, giyiyorum uzun pardesümü. Sıcakta biraz zor oluyor ama en azından kestiler seslerini..."
Hatice'ye dayatılan çözüm bu, beğenmediniz mi? Peki nedir sizin Hatice'ye öneriniz?


Cemile "Orospu" olmaktan Nasıl Kurtulur?


"Kocam çok döverdi beni, ondan yediğim dayağı kimseden yemedim. Babamgil sahip çıkmadı bana, polise gittim daha beter oldu. Her defasında geri götürdüler beni adama. Yıllarca ikna etmeye çalıştım boşanmaya, sonunda bir başka kadına tutuldu da razı geldi. Ama birlikte aldığımız evimizi ve tüm bileziklerimi de aldı gitti. İki çocuğumla kalakaldım. Sağolsun doktor hanım, bir büroya çaycı olarak yerleştirdi beni. Temizlikte yapıyorum ama çok çalışsam da halimden memnunum. Boşanmış, dul kadın olmak çok zor, herkes size kötü gözle bakıyor, hem kadınlar, hem de erkekler. "Kocası yok bunun, sahipsiz" diye bakıyor erkekler, kadınlar da kocalarını ellerinden alacağım diye sevmiyorlar beni. Hakkımda hep dedikodu yapıyorlar. Kocam yok diye, tek başıma idare ediyorum diye neredeyse "orospu" gözüyle bakıyorlar bana."

"Bulabildiğim tek çözüm, hava kararmadan muhakkak eve dönmek oldu. İş çıkışı koşa koşa eve geliyorum. Evin bütün ışıklarını özellikle mutfağınkini hemen yakıyorum ki eve geldiğim anlaşılsın. Bazen işleri bitirmeden çıkıyorum bürodan ama ne yapayım, eve erken döndüğümde hiç olmazsa sesleri biraz olsun kesiliyor."
Cemile'ye dayatılan çözüm bu, beğenmediniz mi? Peki nedir sizin Cemile'ye öneriniz?









Şule "Orospu" olmaktan Nasıl Kurtulur?

"Lisede bir genç vardı sevdiğim. Çok aşıktım ona; "Askere gideceğim, nasılsa döndüğümde evleneceğiz" dedi. Birlikte olduk. Aptal kafam işte. Askerden döndükten sonra beni görmemezlikten geldi. Artık onun için "hafif kadın" olmuştum, suratıma bile bakmadı. Çok sinirlendim, çok öfkelendim ama elimden birşey gelmedi. Sonra da gitti başkasıyla nişanlandı. Bu arada beni de isteyenler oldu, ben de babamın çok istediği bir ailenin oğluna "evet" dedim. Nişan yaptık ama daha düğüne daha üç ay var. Çok endişeleniyorum, ailem çok tutucu, benim bakire olmadığımı öğrenirlerse rezil olurum. Ayrılsak ailem bir daha yüzüme bakmaz, ayrılmasak daha kötü hem eşim, hem de ailesi tarafından sürekli aşağılanır, hor görülürüm. Herkes bana "orospu" gözüyle bakar. Bu konuyu kiminle konuşabileceğimi, kime akıl danışabileceğimi dahi bilmiyorum. Keşke hiç evet demeseydim, "evde kalmış, kız kurusu" derlerdi. Sonuçta "orospu" demelerinden iyidir."

"Birgün gazetede benim durumumda olan bir kızın cinsel sağlık köşesine yazdığı mektubu okudum, zar diktirmek diye birşeyden bahsediyordu. Gazete "yapmayın, çok tehlikeli" demiş ama ben zaten batmışım, ne farkeder artık. Araştırdım, bir adres buldum. Biraz birikmiş param vardı, nişanlımdan da çeyiz alacağım diye borç aldım. Haftaya randevu verdiler, gideceğim."
Şule'ye dayatılan çözüm bu, beğenmediniz mi? Peki nedir sizin Şule'ye öneriniz?


Lizet "Orospu" olmaktan Nasıl Kurtulur?

"Bu müteahhitlik şirketine sekreter olarak gireli üç ay filan oldu. Patron ve yöneticiler hep erkek, çalışan teknisyen ve mühendisler de erkek. Bir ben, bir de çaycı Cemile Hanım var, kadın olarak. Bekar bir kadın görünce ister evli, ister bekar olsun; ister patron ister teknisyen tüm erkeklerin ilgisi ona çevriliyor. Her sabah işe geldiğimde özellikle muhasebeci tepeden tırnağa süzüyor beni, sanki çıplakmışım gibi hissediyorum. Bütün gün başımı kaldırmadan işimi yapıyorum, çünkü ne zaman başımı kaldırsam, çalışanlardan birisiyle göz göze geliyoruz. Zaten iki yıl işsiz kalmışım, bu işe ihtiyacım olmasa çoktan basar giderdim. Şimdilik sadece bakıyorlar, arada imalı laflar ediyorlar ama yarın öbür gün özellikle şu muhasebeci herifin daha ileriye gidebileceğinden korkuyorum. Çok dikkatli olmalıyım, bu adamların gözünde "o işe meyilli" görünmemeliyim."

"Cemile Hanım durumumu farketmiş, uzun zamandır bu şirkette. Meğerse benden önceki sekreterin de başına aynı şeyler gelirmiş. Bana biraz akıl verdi; öncelikle tüm kıyafetlerimi değiştirdim. Artık ayak bileklerime kadar uzun etekler giyiyorum; kesinlikle yakası açık bluzlar giymiyorum. Giydiğim pantalonları mahsus 2 beden büyük alıyorum ki, dar durmasın. Yine Cemile Hanım ile bir oyun oynamaya başladık, sanki nişanlım varmış gibi davranıyoruz. Gittim kendime bir nişan yüzüğü bile aldım. Umarım bu şekilde biraz olsun rahatlarım."
Lizet'e dayatılan çözüm bu, beğenmediniz mi? Peki nedir sizin Lizet'e öneriniz?



Seray "Orospu" olmaktan Nasıl Kurtulur?

"Uzun yıllar süren bir ilişkiden henüz çıktım. Sanki kendimi yeni baştan yaratıyormuşum gibi hissediyorum. Tüm alışkanlıklarım, beğenilerim, yapmaktan hoşlandığım şeyler, giydiklerim ve hatta yeyip içtiklerim bile beni değil, bizi yansıtır olmuş. Sanki "ben" ve "o" zaman içerisinde erimiş gitmiş, yok olmuş; r0;bizr1; diye ikimize de benzemeyen bir başkası peydahlanmış yıllar içinde. Durum böyle olunca da "biz" içinde sıkılıp, boğulmadan yolları ayırmak yapılacak en uygun şeydi. Yeniden aşık olmak filan istemiyordum, bir sevgilim olsun hiç istemiyordum. Korkuyorum, aşk oyununa aldanıp daha kendimi keşfedemeden bir başka "biz"e dönüşmekten, tamamen yok olmaktan korkuyorum. Ancak cinsel ilişkiden zevk alıyorum ve bundan vazgeçmek istemiyordum. Öyle her gece tanımadığım, başka başka yabancı adamlarla olmak, sonra da onları kapı dışarı etmek istemiyordum. Huyunu suyunu bildiğim, tanıdığım ve güvenlik tehlikesi yaşamayacağım adamlarla sadece cinselliğimi yaşamak istedim. Ancak herşey çok daha kötü oldu. Yıllardır tanıdığım bu erkekler bana eskisi gibi saygı duymamaya başladı. Daha da kötüsü beni "kolay kadın" gibi görüp, bir nevi "onla bunla yatan kadın" şeklinde etiketleyip küçük düşürdüler. Kimisi benimle sevgili olmak istedi, ben reddedince daha da öfkelenip, küçük çevremiz içindeki tüm nüfusunu kullanarak dışlanmama sebep oldu."

"Kendime kızdım, çok kızdım. Nasıl böyle bir hata yapabildiğime, sözleri ve savundukları idealler çok farklı da olsa, bu erkeklerin kendi yaşamlarında tam da karşı çıktıkları sistemi yeniden üretme noktasında ne denli güçlü bir işbirliği içerisinde olduklarını nasıl unuttuğuma çok kızdım. Şimdi, sevgili, aşık, koca adına ne derseniz deyin, kimseyi istemediğim müddetçe cinselliğimin de sona erdiğini kabullenmeye çalışıyorum."
Seray'a dayatılan çözüm bu, beğenmediniz mi? Peki nedir sizin Seray'a öneriniz?


Zozan "Orospu" olmaktan Nasıl Kurtulur?

"Ailede 4 erkek, 3 kız kardeşiz. Ben en küçükleriyim ve okutulan tek kızım. Beldemizde lise olmadığı için ağabeylerim gibi şehre yatılı okumaya geldim. Diğer kız kardeşlerim hep evlendiler. Amcalarım babama sürekli burada "kötü yola" düşeceğimi söylüyor. Bana söylemediler, annemler ağlaşırken duymuştum: Köyleri yakıldığı için İstanbul'a göçen dayımgillerin kızı Şule, nikahtan önce kadın doktoruna gitmiş, bakire değilmiş, doktor birşey yapacakmış, zifaf gecesi kanaması olsun diye. Adam hata yapmış, Şule eve dönünce kan kaybından ölmüş. Benim de böyle "kötü yola" düşeceğimden korkuyor, babamı da korkutuyorlar. Ben evimizi çok özlüyorum ama okumak istiyorum, ablalarım gibi evlenmek istemiyorum."

"Babamın aklına kötü birşey gelmemesi için haftasonları diğer yatılı arkadaşlarım gibi şehre gezmeye gitmiyorum. Okulda kalıyorum sürekli, bazen ders çalışıyorum, bazen bahçede dolaşıyorum. Şehirde gezerken bir gören olsun istemiyorum, babamın kulağına haber gitsin istemiyorum."
Zozan'a dayatılan çözüm bu, beğenmediniz mi? Peki nedir sizin Zozan'a öneriniz?



Melike Hanım "Orospu" olmaktan Nasıl Kurtulur?

"Kocamla tıp fakültesinde okurken tanıştık. Sevdik birbirimizi evlendik. İki kızımızı da memur maaşıyla okuttuk, büyüttük. Şimdi başka şehirlerde iyi işlerde çalışıyorlar, bir de evlenseler, çoluk çocuğa karışsalar içim rahat edecek. Gözüm arkada kalmayacak. Kocamla 30 yıldır evliyiz, ilk on yıldan sonra problemler olmaya başladı. Ama saçımın teline dokunmadı, yanlış anlaşılmasın. Şimdi şiddetli kavgalarımız olmuyor ama yine de sürekli didişiyoruz. Yaşım ilerledi ve gün geçtikçe aslında birbirimize nasıl da hiç uygun insanlar olmadığımızı görüyorum. Yaşlandıkça da durumun daha kötüye gideceğinden eminim. Konuşmaya çalıştığımda da sinirleniyor, bağırıp çağırmaya başlıyor. Ben tatsızlık olmasın diye hep alttan alıyorum ama aslında hiç anlaşamıyoruz. Boşanmayı düşünüyorum ama etraf ne der diye çekiniyorum. "50 yaşından sonra kadının yaptığına bak" demezler mi? Akrabalarım ne der sonra, asla kabul etmezler böyle bir durumu."

"Oturdum, ölçtüm biçtim. Bu yaştan sonra "kocasını terketti, gençlik hevesine kapıldı" derler. Ayrıca bir evimiz var, onu sattık ikiye böldük diyelim, iki daire yapmaz ki parası. Ev kirasına ve geçinmeye yetmez emekli maaşım. Çaresiz dişimi sıkacağım, yapacak başka birşey yok."
Melike Hn.'a dayatılan çözüm bu, beğenmediniz mi? Peki nedir sizin kendisine öneriniz?

Tigris

Sayın Istanblue güzel bir konuya değinmişsiniz,
günümüz şartlarında ( toplumsal yapımıza bakarak ) maalesef bu konulara çözüm önerisi bulmak pek mümkün değil,

Bu konuda kadınlarımıza büyük risk ve görevler düşüyor,
küçük yaştan itibaren kendi ayakları üzerinde durabilen ve ekonomik bağımsızlığını kazanmak için
atılımcı ve kendini devamlı geliştiren kadınlaramıza ihtiyacımız var ki
Bu kadınlarımız da yaptıklarıyla diğer kadınlarımıza örnek olabilsinler..

Sadece kadında da bitmiyor bu olay tabiki,
ilk düşmanımız cehalet..

istanblue

dostum cehaletten daha ziyade kadına biçilen bakış açısı bence...
günümüzde okuyup da bi adam olamayan insanlar bile kadına bakış açısını değiştirememiş..
düşünsene 14-15 yıl okumuş ama bi b.ka yaramamış...

deliçocuk

ilginç bir konu..basitte değil...güncelliği hala korunuyor...kadına pozitif ayrımcılık belkibir yere kadar...ama bir yerde gerçek anlmda eşitlik sağlanmalı...kahve kültürüyle yetişen erkeklerimizin pohpohlandığı...sewgili kızlarımızın dizlerdeki aşiret ağalarına duyduğu sempatiler dururken bu iş biraz zor....,

özellikle iki konuda dikkatimi çeken bişey war...mesela son konu...orada bir mağduriyet warsa bu iki taraf içinde geçerli...düşünün mesela muhattap erkek bir dergiye veya gazeteye eşi gibi yazsın...
efendim mutsuz bir ewliliğim var...her gün tartışıyoruz..ama ona olan saygımdan tek bir gün bile vurmadım..o aptallığı ne kendime yaparım ne ona..biliyorum oda mutsuz benimle..keç defa boşanmayı düşündüm...ama hep çewre neder düşüncesi beni vaz geçirdi bu kararımdan...bu yaştan sonra çoluk çocuğunu ortada bırakıp keyfine bakıyor demezler mi.?
güzel bir konu ama geniş....

erkekleşmiş...sisteme empoze olmuş kadın kişilikleri unutulmamalıdır...
biliyorum yanlış anlasılacak soylediklerim ama olsun...

istanblue

muhakkak dediklerin de mewcuttur..
ama sistemin dayattıklarından dolayı bu böyledir...
ailesi, çewresi bu yaşam tarzında, yaşama bu bakış açısı altında bakmasında son derece etkili olmuştur...

ReaL_PoweR

Bencede Bakış Açısı. KAdın Eşittir Köle Olarak Algılanıyor Memleketin Çoğu Yerinde.
Farklı Bakmayı Bile Engellerler Hatta. Farklı Bakarsan Sana Hemen "Hanım Köylü,Kılıbık,YalakVs..." Saçma Şeylerle İtham Edilir. Kadınlarımızı/Kızlarımızı Bu Bakış Açısına Sokanda Çevre Faktörüdür .Dediğiniz Gibi Kalıplaşmış Artık....

Nerden Esti Bilmem Ama; Hep Duyardım Artık Şehir Efsanesi Olmuş artık "Üniversiteli Karı-koca'lar Daha Çabuk Hüsranlanıyormuş Hemen Ayrılırlarmış.
Sizce Bu Konuda Hatun Kısmı Üniversiteli Diye Uyanık, Yemiyormu? Yoksa Bizim Esas Oğlan Daha Entel Uymadı Ayrılalımmı Diyor?

istanblue

bu değişir...
anlaşamazlar da olabilir...
ayrıca ne üniwersite okuyan kız/erkek gördük de hiç bişi kapamayanını...

bu kalıbı kırmak için okumak önemlidir elbette ama okuyup da bu kalıbı kırmayanlar da çok çok...
yani dediğimiz noktaya geliyoruz tekrardan... çewre...

deliçocuk

işte zaten tamda bu noktada düşünmek gerekiyor...erkeğe o iğrençliği verende ailedir...çewredir...şimdi çozümleme bu temelde kurtuluş ikisi içinde yapılmalı...muhatabın iğrenç olduğu noktada diğerinin güzelliğinden bahsedemezsin...yada köle kadın tabirini kullanırsak muhattap erkeğin özgür olduğunu iddia edemeyız... bir çok kadın olmak istemediği konumda...ki bir çok erkekte öyle...bastırılmış duygular..içiboş güç gösteriler....

birinin kurtuluşu diğerinin kurtuluşudur...birbirinden bağımsız değil...


ReaL_PoweR

Tamamen Aile Diyemesekte Evet Kısmen Ailede İşin İçinde Vardır Bukonuda.

istanblue

we en önemlisi de ailedir..
"namusumuzu el aleme beş para" ettin gibi laflar çok etki yaratır...