26.06.19/06:52

çagdaşlaşan toplumlar geleneklerinden uzaklaşır..

Başlatan ekip8, 04.02.08/21:32

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ekip8

Alıntı yapılan: depresif - 15.01.08/15:35


lisede okuyan kardeşime edebiyat ögretmeni münazara konusu olarak vermiş. kardeşimde bana sordu. bende;

bir nebze dogrudur, ama once ögretmenıne şunu sor; "hocam,siz bu sekılde beynımızı bulandırarak, bu iki kelimeyi kıyas yaptırarak çağdaşlaşmayı öcü gibi mi göstermeye çalışıyorsunuz?" tabi ki kardeşim soramadı ustelıkte bana "ben ogretmenımı cok sevıyorum, ne biçim konusuyorsun onun hakkında"dedi..
sonra aynı hocanın, öğrenciler açıklama istedıklerınde ornek olarak" eskıden kız cocuklarını diri diri gomerlerdi, çagdaslaşma yolunda gidiyoruz ve artık bu gelenek uygulanmıyor"

şimdi ben bu ogretmenın kuş beyınlı olduguna mı yanayım, diri diri gömmeyi gelenek saymasına ragmen gencecik cocukların(kardesımde dahıl) bu adamı taparcasına sevmelerine mi ?


ben aslında başka bir sey dıyecektım; örneklemelerinizi isteyecektim :)

ekip8

Alıntı yapılan: MrsBrown - 15.01.08/15:54


(Sen o öğretmene ne yapacağını bilirsin depresif :) )

sirelis' in açtığı, "Sosyal Antropoloji" adlı başlıkta, ilginç şeyler var.

Örneğe gelince; bayram. İlla ki. Aile büyükleri etrafında toplanmak, küçüklere mendil-çorap almak, büyükleri ziyaret etmek. Hâlâ var. Ama büyük şehirlerde yok. Bayram ziyareti için ana-babanın evine gidiliyorsa da, diğer akrabalara gidilmiyor. Üstelik sadece 'hayata mola' kıvamında bir tatil gibi görülüyor. Annesinin amcasının torununu tanırken, kendi kuzeniyle görüşemeyen insanlar var mesela. Ev baklavasına bayılan, geniş aileyi seven biri olarak bu benim için iyi değildir ama gerekliliktir.

ekip8

Alıntı yapılan: sirelis - 15.01.08/16:15


Çağdaş toplumla, bugün yaşadığımızı, geleneksel olanla daha önce yaşadığımız biçimi tanımlarsak, geleneksel yaşam biçiminden, çağdaş yaşam biçimine geçince, bir çok gelenek kaçınılmaz olarak değişecektir. Fakat, geleneklerden uzaklaşma diye bir şey söz konusu değildir. yeni yaşam tarzının yeni gelenekleri olur.
Sadece eski gelenekler ya kaybolur, ya da yeni yaşam tarzına göre değişir.
Bayramlarda cep telefonundan mesaj atma diye bir gelenek mi vardı?
Eğer bir gelenek eskisi gibi uygulanmıyorsa, bu çağdaş yaşamla ilgili olduğu için değil, toplumsal koşullar değiştiği için, artık eskisi gibi işlevini yerine getirmiyor olmasındandır.
Kızlara başlık parası alınmıyor artık. Ama evlenirken uygulanan gelenekler devam ediyor.
Düğün yapılıyor ama, düğün salonunda. müziği piyanist şantörler çalıyor.

Yeni yaşam biçimi kendi geleneklerini oluşturur, eski olan, ya işlevi kaybolur, silinir, ya da yeni yaşam tarzına adapte olur devam eder.
Yani gelenekler kayboluyor demek, bir olumsuzluk içermemelidir.

MRrs.Brown, açtığım başlığın İlgi çekmesine sevindim. Teşekkürler.

ekip8

Alıntı yapılan: sirelis - 15.01.08/19:23


Çağdaş yaşamın geleneklerinin olmadığını söyleyemeyiz. Sadece eski geleneklerin bazılarının artık olmadığını söyleyebiliriz.
Bazılarının varlığı artık ya gereksiz olur, ya uygulanamaz olur. Bir hafta düğün yapmak, hangi kentte, kimin dayanabileceği bir maddi yük olabilir.
Buna karşılık yeni şayam biçiminin de yeni gelenekleri oluşur.
Sanıldığının aksine gelenek eskiye ait olan değildir.
Yeni yaşam biçimi de, kendi geleneklerini yaratır. kadınlar gün yapıyorlar, ama kafede toplanıyorlar. Bu değişmiş yeni şartlara uyum sağlamış bir gelenek.
Yeni tanışanlar birbirlerine mail adreslerini veriyorlar. Bu eskiden yoktu.
Gelenekler genellikle bizlerin farkına varmadan yaptığımız davranışlardır. Eve bir yabancı misafir geldiğinde bunu anladığımız olur.
Misafir geldiğinde karnın aç mı, diye sorarız. İngilizler sormaz. Önceden yemeğe gideceğin konuşulmuş olmalıdır.
Genellikle modern yaşamın gelenekleri ortadan kaldırdığı düşünülür. Geleneklerimizin birer birer yok oluğuna üzülürüz.
Fakat dışardan bakıldığında, bizim geleneklerimizi önemli ölçüde koruyup, modernleşen bir toplum olduğumuzu söylerler. Söz gelimi aile yaşamında varolan gelenekler, modern yaşama rağmen değişim gösterip önemli ölçüde devam etmektedir.
Çekirdek aile, sanayi toplumunun aile biçimidir. Bizim de aile yapımız büyük ölçüde buna uyum göstermiştir. Fakat akrabalık ilişkileri sağlam bir ilişki ağı oluşturacak biçimde devam etmekte, kentlerde bir sosyal dayanışma olarak sürdürülmektedir.
İngiltere'de işsiz kalan birinin yapabileceği tek şey, işsizlik sigortasına başvurmaktır. Bize hemen akrabalarımız yardımcı olmaya başlayacaklardır.
Yapı biçimsel olarak çekirdek ailedir. Geleneksel yapının geniş aile dayanışması ise devam etmektedir.

ekip8

Alıntı yapılan: akrepv - 15.01.08/22:29


Geleneklerin değiştiği yada farklılaştığı su götürmez bir gerçek, ve sanırım bunu toplumların tarihsel adaptasyonu yani uyumu olarakda adlandırabiliriz, bazı gelenekleri saymazsak(örneğin bazı dini ritüeller kemikleşmiş gelenekler halindedir) hiçbir geleneğin başlanğıcındaki formunu korumadığı/koruyamadığı ya tamamen zorunluluğa yada farklılaşarak bambaşka bir anlama büründüğü dikkate değerdir. Modernite ve yaşam tarzıda aynı toplumda yaşayan bireylerin toplumsal kabul görmüş gelenekleri bile farklı uyğulaması buna güzel bir örnek(El öpme geleneği örneğin:köy, kasaba ve varoşlarda büyüklerin eli öpülürken şehirlerde daha çok toka yapılır. Genelleme yapmıyorum tabiki, ama yüzdeye vursak büyük oranda böyle çıkacaktır.)Yine bazı gelenekler insanların korku yada zaaflarından çıkmış ve kabul görmüşlerdir, bunada örnek olarak sanırım (kendini modern olarak tanımlayanların bile) toplumun her kesimince uyğulanan ''Kurşun Dökme'' geleneğini sayabiliriz.

Yukarıdaki misaller genelde yurdumuzu ilgilendirdiği için yazdığım geleneklerdi, tabiki gelenekler sırf bize özgü değil tüm dünyada, her toplumda gelenekler var ve bunlarda o toplumların dinamikleriyle mutlaka bir etkileşim ve değişim içindeler demek sanırım çok abartı olmaz.

ekip8

Alıntı yapılan: kiya - 18.01.08/23:28


efendim, nasreddin hoca ölmüş, yumuş, almış, götürmüşler. sonra efendim köyün gençleri mezarlığa götürüp gömeceklermiş. fekat yol, bi yerde ikiye ayrılmış. bikaç genç "aha şu yoldan", diğerleri ise "hayır, bu yoldan" mezarlığa gidildiğini söylemişler. onlar tartışadursun, hoca nasreddin tabutun kapağını kaldırıp:

- ben sağken aha şuradan giderdik. ama artık öldüm, nerden giderseniz gidin.

demiş.

demiş de n'olmuş, bizim muhafazakarlarımız "aha bu fıkradan" gereken dersi çıkarmışlar mı?

zinhar, çıkarmamışlar.

neyse, benim diyeceğim de şudur ki, ben sağ iken "islami'ciler"in (şeriatçılar terimi o zamanlar pek kullanılmıyordu, daha çok islamcılar deniliyordu, ancak ben "islami'ciler" teriminin daha uygun olduğu kanaatindeydim. bu kanaatimi necimettin erbakan hoca'ya da posta-telgraf-telefon üçlemesiyle iletmiş idim. kendisi de bana "üçlemin gücü" anlamına gelen "haile selasiye" ünvanı vermiş idi. olaylar gelişir iken anlatacaklarımdan kopmamak adına bu gelişmeleri kısa kestim.) temel propaganda üçlemesi var idi:

1. neil arımsıtrong, aya çıktığında ezan sesi duydu ve müselman oldu.

2. kaptan-i derya custo efendi, cebeliye tarrik boğazından geçer iken sıcak suy'ilen, soğuk suyun yanyana akıp dahi karışmadığını görünce kelime-i şahadet getirdi.

3. geleneklerimizden uzaklaşmadan çağdaşlaşmak mümkündür. bunun en büyük örneği büyük elektırronik devi caponiya'dır.

efendim, görüldüğü gibi üçüncü propagandist söylem ilen artık konumuz ilen bağlantı (rabıta) sağlamış durumdayız. şimdi bu rabıtayı da kompüter'ime usb 2.0 port'undan bağlayarak gelenekselleştirilmelerimizden zinhar uzaklaşmadan konuyu derinleyeceğim.

nitekim sene bindokuzyüzkırkdokuz-siz daha o zamanlar yoktunuz senesinde, din kültürü ilen ahlak bilgisini birleştirmeye çalışan pek saygıdeğer öğretmenimiz de aynen bu üçüncü söylemi tekrarlayarak hem din kültürümüzü ve hem de ahlak bilgimizi perçinlemeye çalışır iken aramızda şöylesi bir diyalog gelişmiş idi.

- şimdi çocuklar, bakınız, japoniya denilen memleketi hepiniz duymuşsunuzdur. şimdi duymadıysanız eve gidip radyo-teyb'in arkasına bakın. işte orada "made in japan" yazar. şimdi orada japan denilen japoniya'dır. ingilizce yani şey etmişler.

şimdi bu japoniya, bir dünya devi olarak sivrilmesine ve dahi ilerleyip çağdaşlaşmasına karşın geleneklerine sıkı sıkına sarılmış durumdadır.

şimdi bu konuşmayı dikkatle dinleyen acar öğrenci ben'im konuşmama geçeceğim. kulağınızı dört'lü açın:

- şimdi hoca'm, pardon öretmenim, şimdi güzel diyonuz da, mesela bugün japoniya'da bir adet samuray'ın yaşadığını iddia edebilir misiniz? sizin izleyip de günümüz japoniya'sında sandığınız "shogun" dizisi ilen "yedi samuray" filmi tarihi filimlerdir.

- olabilir evladım, ama mesela giyim kuşamda geleneklerine bağlılar.

- siz hiç tokyo'ya gittiniz mi hocam, eteği şeyinde kızları görseniz yani, bir içim sular yani! siz, shogun dizisinin günümüzde geçtiğini sandığınızdan yanılmışsınız azıcık.

- hadi ya, neyse, ama bak yani gene de geleneklerine bağlılar yani bi yerde.

- bakın hocam, pardon öretmenim, ağzınızdaki baklayı alıp bir dilim baklava vereyim. JAPONLAR'IN %95'i ateisttir!

- hadi ya!

- zzzzzzzzzzzzzzzzzzttt, erenköyü!

olaylar böyle gelişir iken, geleneklerini yaşatmak isteyenin çağdaşlaşmak istememesi son derece normaldir.

zaten bu neden ile biz onlara "muhafazakar" (değişimsevmez) ya da "irticacı" (gerici) diyoruz.

son olarak nasireddin hoca'nın sözüyle sözümüzü ballandıralım:

- bilenler bilmeyenlere anlatsın...

pissen

Geleneklerden uzaklaşmak kötü bir şeymidir? Alışıla gelmiş, kabul gören şeyler, geçerli olsada her gerçerlilik bizleri tutsaklaştıran zincirinin bir halkası değilmidir?

-459.4

Çağdaşlaşma ne menem bişey, bilsem cevabını vericem ama..

Khaos

Geleneklerden uzaklaşmak demek miş işte. Örneğin japon icadı ezan okuyan saatle evdeki kıble pusulalı plastik seccade ile namaza durmak pek çağdaş pek geleneklere uymaz bir durumdur. Gibi sanırım :)

asya

çagdaşlaşan toplumlar geleneklerinden uzaklaşır

geleneklerden uzaklaştıkça da çağdaşlaşılır mı?

turkuaz

Alıntı yapılan: asya - 03.06.08/23:15
geleneklerden uzaklaştıkça da çağdaşlaşılır mı?

Bizimkiler çağdaşlaşmayı "batılılaşmak" olarak aldıklarından olsa gerek, bizi biz yapan şeylerden uzaklaşıldığı zaman çağdaş olacağız sanıyorlar.
Bakınız Japonlar :) hem çağdaş hemde geleneklerinden vazgeçmiyorlar. Hâlâ çubuklarla pilav yiyorlar. Bizse, birkaç tane bıçakla kestiğimiz eti sol elle yedik mi, tamam biz olduk, çağdaşlaştık sanıyoruz. :D
Örnekler çoğaltılabilir :)

Do_Vê

Alıntı yapılan: -459.4 - 03.06.08/22:52
Çağdaşlaşma ne menem bişey, bilsem cevabını vericem ama..


doğru valla (:

sirelis

Çağdaşlaşmak başlıbaşına sosyolojik bir tartışma konusudur.
Söz gelimi türban çağdaş bir giyim tarzıdır sosyolojik bakımdan. Çünkü bundan önceki çağlarda bu türden bir örtünme biçimi kullanılmıyordu. Bu çağda kullanılıyor.

Diğer yandan, çağdaşlaşma gelenekeleri koruma ya da terketme gibi bir ikilem içermez. Çubukla yemek bir gelenek koruma değildir. Dışarıdan bakıldığındaTürkiye gelenekleri koruduğu halde, çağdaşlaşabilen bir ülke olarak görülüyor
.
Söz gelimi aile yapısı kentleşme baskısına rağmen Türkiye'de çok etkilidir. Yeni yaşam biçimine güçlü biçimde adapte olmuştur.

Yeni bir yaşam biçimine geçilince eski gelenekler işlevsizleşir ve kaybolur. Bu kaçınılmazdır. Sorun eski gelenekleri koruma isteğindedir.
Kent yaşamı eski geleneklerden uzaklaşsa da, kendi geleneklerini oluşturur. Otobüste nasıl davranacağımıza dair geleneklerlmiz var sözgelimi. Bir yere girerken sıraya girmek gibi.

Çağdaş da olunsa başka bir şey de olunsa, her yaşam biçimi kendi geleneklerini yaratır. Bizi biz yapan değerler, diye bir değerler dizisi yoktur. Biz zaten ne yapsak hep biziz. bunun istense de başka bir biçimi olamaz.

Khaos

:D Ne güzel açıklamışın sirelis öyle, vazgeçtim yazmaktan.