23.05.19/07:08

Terör Üzerine

Başlatan mylia, 28.02.08/10:43

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

mylia

Son günlerde adını sıklıkla duyduğumuz bir kavram, son çeyrek asırdır karşımıza dehşet verici bir biçimde dikilen bir fenomendir terör. Günümüzde sıkça terör eylemlerinden(!?), terör örgütlerinden, teröre destek veren devletlerden bahsediliyor, teröre savaş açılıyor, kara listeler oluşturuluyor, anti-terör timleri kuruluyor. Farklı gruplar veya devletler birbirlerini teröristlikle suçluyor. Bir grup kimileri tarafından özgürlük savaşçıları olarak adlandırılırken, başka kimilerince de terörist olarak adlandırılıyor. İmdi terörün ne olduğunu açığa çıkartma gerekliliği de terörü kullananların yarattığı bu gibi aykırılıkları görmeye dayanıyor. Terörün ne olduğu üzerinde henüz bir uzlaşıma varılamamışken terörle mücâdele etmek için kafa patlatanlara bir anlam vermek güç. Karşı çıkılan nedir? Terörist kimdir? İnsanlar niçin terörist olur? Terörist ile özgürlük savaşçısı arasındaki fark nedir? Bu soruların sayısını arttırmak mümkün; ancak bunları tek bir soruya da indirgeyebiliriz: terör nedir?


*


İmdi etimolojik olarak bakıldığında terör sözcüğü Latincedeki terere sözcüğünden gelir ve anlamı da korkudur. Walter Lagueur’a bakılırsa bu sözcüğün bugünkü anlamda(!?) ilk defâ Fransız Devriminden sonra kullanıldığında herkes hemfikir. P. Robert’e göre de teröre “bir toplumda bir grubun halkın direnişini kırmak için yarattığı ortak korku” biçiminde bir sözlük anlamı verilebilir (Ruşen Keleş/Artun Ünsal, Kent ve Siyâsal Şiddet; syf: 2). Keleş ve Ünsal’a göre ise terör “başlıca amacı siyâsal iktidârı ele geçirmek isteyen güçlerin onu yıpratmak ve bu arada sindirdikleri yığınları da sâhipsiz kaldıkları inancına yöneltmek için şiddet eylemlerinden yararlanmak”tır (age. syf: 3). Terör, Terörle Mücâdele Kânunumuzda ise “baskı, cebir ve şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle Anayasa’da belirtilen Cumhuriyet’in niteliklerini, siyâsî, hukukî, sosyâl, laik, ekonomik düzenini değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devleti’nin ve Cumhuriyeti’nin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylem” biçiminde tanımlanıyor.


İmdi bu tanımlamalarda karşımıza çıkan içerikler birbirine oldukça yakın görünüyor. Ne var ki bunlar terörün ne olduğunu ortaya koymaya yetmiyor. İmdi terörün ne olduğunu başka bir biçimde dillendirmek lâzım:


*


Bana sorarsanız terör değerlilik tasarımları çatışması sonucu ortaya çıkan ve insan haklarını çiğneyen bir şiddet eyleminin adıdır; yâni belirli bir değerlendirme ve yapma aşamasından oluşan belirli bir eylemin adıdır. Dolayısıyla terör sözcüğünün geçtiği tümcelerde terör eylemleri ifâdesini kullanmak yersizdir; terör zâten belirli bir eyleme göndermede bulunur.


Pekî nasıl bir eylemdir bu? Bu soruyu cevaplamak için ilk önce bu tanımı biraz daha açacağım: imdi terör bir grupta, bir toplumda veya bir kültürde a) egemen olan değerlilik tasarımı ile bastırılmış, içselleştirilmiş, hırpalanmış değerlilik tasarım(lar)ı, b) egemen olmaya aday; fakat henüz olamamış en az iki değerlilik tasarımı ve c) egemen olmaya aday olamayan ve dolayısıyla egemen olamamış en az iki değerlilik tasarımı arasındaki bir çatışmanın insan haklarını çiğneyen bir şiddet eylemine dönüşmesidir. Terörist de belirli bir değerlilik tasarımına şiddet kullanarak bayrak açan kişidir. Terörist bu tasarıma bayrak açıp salt kendi tasarımına göre eyleyen insanların oluşturduğu bir toplumda yaşamak için psikolojik baskı mekanizmalarını da kullanarak insan haklarını çiğneyen şiddet eylemleri yapar. Kendi değerlilik tasarımının sunduğu ahlâklılığın kendisinde olduğuna inanan terörist hiçbir ahlâkî sınır tanımaz ve mâsumları hedef almaktan kaçınmaz, intihar eylemlerini de bu amaç doğrultusunda yapılabilecek en yüce eylem olarak görür.


Değerlilik tasarımları nelerin değerli nelerin değersiz olduğuna ilişkin tasarımlardır: bu tasarımlar ‘şunlar değerli, bunlar değersiz’ diyerek insanın değerini ve yapılması gerekenlerin ne olduğunu belirlediğini iddiâ eder. Bu iddiâlar da insanın evrendeki diğer canlılar arasındaki kendine özgü yerine ve amaçlarına ilişkin tasarımlardır. Bu tasarımların taşıyıcıları da kişiler, gruplar, toplumlar ve kültürlerdir:


Kişilerin değerlilik tasarımları grupların ve toplumların değerlilik tasarımlarından genellikle etkilenir. Bu tasarımlar kişilerin kendi insan imgelerine veya görüşlerine dayanır ve bunlar ilişkilerde şekillenir. Bu ilişkiler de a) kendileriyle, b) başkalarıyla ve c) insan başarılarıyla kurulan ilişkilerdir. Bu tasarımlar kişileri kendi gözlerinde ahlâklı kılar; bu tasarımlara göre eylediklerinde ahlâklı olacaklarına inanırlar.


Grupların taşıyıcısı olduğu değerlilik tasarımlarına ideoloji adı verilir. İdeolojiler belirli bir insan ve dünyâ görüşü çerçevesinde oluşturulan normlar sistemidir. İdeolojilerin oluşmasında bir veya birden fazla kişinin payı bulunur. Kişiler de belirli bir kültürel formasyondan geçtikleri için belirli bir ölçüde de olsa kültürlerin de ideolojilerin oluşmasına etkisi vardır.


İdeolojiler birer gereklilik ilişkisi içerir. Bir kimse belirli bir grubun içine girdiğinde aynı zamanda bu gereklilik ilişkilerine göre eyleme yükümlülüğünü de üzerine alır. Kişiye iletişim yoluyla bir dizi simge aktarılır ve grubun ritüelleri öğretilir. Bu simgelerin tek başına bir anlamı yoktur; bunlar o ideolojinin yapı bütününde anlam kazanır. Bu bütün, grup üyelerine bizlik bilinci verir. Bu üyelerde bu bilinç kendisini eylem biçiminde dışa vurur; her tek eylem bu ideolojinin temel eyleminin amacına hizmet eder ki bu da egemen olmaktır.


Toplumlar da farklı değerlilik tasarımları içerebilir. Buna bağlı olarak kültürlerde de farklı değerlilik tasarımları yaygın olabilir. İmdi kültürlerin taşıyıcısı olduğu değerlilik tasarımları da kişilerin, grupların ve toplumların değerlilik tasarımlarının bileşkesidir.


Bir toplumda veya kültürde farklı değerlilik tasarımlarının yan yana gelip de belirli bir kavgaya yol açmaması bu tasarımların içerdiği insan imgeleri veya görüşlerinde belirli bir hoşgörünün olup olmamasına bağlıdır. Toplumlarda çeşitli hoşnutsuzlukların doğmasına neden olan değerlilik tasarımları çatışmaları ise uluslararası arenada çeşitli çıkar blokları tarafından sürekli manipüle edilmekte, bu bloklar bu çatışmaların yoğun olduğu bölgelerden ekonomik ve siyâsî rant elde etmeye bakmaktadır.


*


İmdi değerlilik tasarımları çatışması sonucu ortaya çıkan her şiddet eylemi terör değildir. Terör hakkında yaptığım tanıma bağlı olarak bir başka sorunu; teröristler ile özgürlük savaşçıları arasındaki sınır sorununu şu şekilde çözümleyebiliriz: özgürlük savaşçıları da belirli bir değerlilik tasarımına şiddet kullanarak ve insan haklarını çiğneyerek bayrak açar. Ancak değerlilik tasarımları çatışması sonucu ortaya çıkan bir eylemin şu yaşlı dünyâmız için ne anlam ifâde ettiğine bakılmadan teröristlere kolaylıkla özgürlük savaşçısı yaftası vurulabildiğini hesâba katarsak özgürlük savaşçılarının tam da o şekilde adlandırılmasını sağlayan şeyin ne olduğunu ortaya koymamız gerektiğini de görürüz ki ne adına neye karşı çıkılırken aslında ne yapıldığına bakılmadan terörün meşrulaştırılmaya çalışılmasa mâni olalım. Üstelik terör eylemi(!?) olarak nitelendirilen bir eylem belirli bir değer çatışmasına bağlı olarak bir değeri harcarken başka bir değeri korumayı da amaçlamış olabilir ve bir maniplasyon sonucu kendisine terörist denilen bir kimse gerçekte öyle olmayabilir. İmdi özgürlük savaşçılarına niçin terörist denmemesi gerektiğini belirleyen kriter de ortaya çıkmış oldu: belirli bir eyleme bu eylemin amacı nedir sorusu sorulup bu eylemin anlamı araştırıldığında bu eylem şâyet değerli bir eylemse özgürlük savaşçılarının eylemidir, yok eğer değilse teröristlerin eylemidir.


Terörist ile özgürlük savaşçısı arasında böyle bir ayrım yapmak terörü tanımlamaya çalışan kimi çevrelerin meşruluk şartı gibi bir sözde kriterle ortaya çıkmasına engel olmanın da sağlam bir temelini ortaya koyar. Nitekim kimilerine göre de bir eylem eğer meşru bir eylemse bu eylemi terör eylemi(!?) olarak nitelendirmek mümkün değil. Pekî ama bu meşruluk şartının sağlanıp sağlanmadığına bakılırken temele alınan ne? Çoğunluk(!?). Demek ki bir eylem eğer çoğunluk tarafından meşru görüyorsa o eylem terör eylemi(!?) olarak nitelendirilemez(!?). Fakat bu meşrudur hükmünü verecek çoğunluk eğer değerlendirilmesi istenen bir eylemin şu yaşlı dünyâmız için ne anlam ifâde ettiğine bakmak yerine kendi değerlilik tasarımına uygun olup olmadığına bakıyorsa ve bu nedenle onu meşru görüp özgürlük savaşçılarının eylemi olarak nitelendiriyorsa veya terör eylemi(!?) olup olmadığına karar vereceği bir eylemin ne adına neye karşı çıkarak aslında ne yaptığına bakmadan salt onu gerçekleştiren kişilerin değerlilik tasarımının kendi değerlilik tasarımına uygun olup olmadığına bakıyorsa ve bu nedenle bu kişileri özgürlük savaşçısı olarak nitelendiriyorsa; imdi terör ile terör olmayanı ayırmada nesnel bir ölçüt bulunamayacağı yollu bir görüş kabûl edilmiş olur ki bu da en çok egemen değerlilik tasarımının savunucularının işine gelir ve teröre karşı politikalar üretmekte olanlar da egemen değerlilik tasarımının savunucularına dokunmayan(!?) çözümler geliştirme yoluna gider. Ne var ki egemen değerlilik tasarımına göre eyleyen insanların sayısının çokluğu bu tasarıma göre eyleyenlerin veya eylemlerinin değerli olduğunu göstermez. Hem üstelik bu kriterle iş yapıldığında küresel iletişim olanaklarını kullanan uluslararası sermâyenin maniplasyonlarından bağımsız bir biçimde terörden bahsedilemeyeceği de kabûl edilmiş olur ki bu da sofistik bir yanılsamadır.


*


İmdi terörün bizleri karşı karşıya getirdiği duruma bakacak olursak “Değerlilik tasarımlarının değeri nedir?” sorusunu sormak ve buna sağlam bir cevap vermek zorunda olduğumuzu görürüz. İnsan türü çeşitli türden değerlilik tasarımları yaratarak eylemlerinin değerlilik taşıyıp taşımadığına karar veriyor ve bu tasarımlardan bâzıları insanların gerçekten de daha insanca bir yaşam sürdürebilmesinin önünde çin setti gibi dikili duruyor; söz gelişi: kapitalizmin değerlilik tasarımı. Hem üstelik insanlara daha insanca bir yaşam olanağı sunmayan bâzı değerlilik tasarımlarının hem de bu tasarımları benimseyenler arasında bile şiddete yol açması ise başı başına bir sorun. Hani o tasarım benimsenince ahlâklı(!?) olunuyordu! Pekî o tasarımını benimseyen başkaları neden ahlâksızlıkla suçlanıyor! Değerlilik tasarımının taşıyıcıları olan kişiler, gruplar veya toplumlar kendi değerlilik tasarımlarının niçin değerli olduğunu göstermek için şiddete başvurunca da olan mâsumlara oluyor. Bir değerlilik tasarımın değeri belirli bir dayatma biçiminde ortaya konuca ve salt bu tasarımı savunmak değerli olunca teröristlerin sayısında da müthiş bir enflasyon ortaya çıkıyor. Oysa ki bir değerlilik tasarımının değerli olup olmadığını sorgulamak için bu tasarımın içinde bulunan insan imgesinin veya görüşünün insana gerçekten de ilişkin olup olmadığına veya ne kadarının ilişkin olup ne kadarının ilişkin olmadığına bakmamız gerekir. İmdi uğrunda kaç kişinin hayâtını fedâ ettiğinden bağımsızdır değerlilik tasarımlarının değeri.


*


Geçen çağda yaşanan üç dünyâ savaşının ardından insanlık artık büyük savaşları göze alamayacak bir duruma geldi. İmdi Soğuk Savaş döneminden kalan psikolojik üstünlük sağlama yarışı da günümüzde artık teröristlerin verdiği mücâdelelere yansıyor. Çeşitli çıkarlar sağlama gereksinimiyle teröre destek veren çevreler de bu yarışta teröristlere ulusal veya uluslararası plâtformlarda yardım ediyor. Hâl böyleyken terörle mücâdele etmek için bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey kuşkusuz değerlilik tasarımlarının değeri sorunuyla biran önce hesaplaşmaktır. Bir değerlilik tasarımının böyle bir değerlendirmeden bağımsız olarak mutlak değer taşıdığına inanan kimileri bu inançlarından ötürü o tasarımın tüm insanlarca benimsenmesi gerektiğini iddiâ edip bunu gerçekleştirmeye çalışınca ve diğerleri de yine aynı işe kalkışınca terörle karşılaşmak kaçınılmaz oluyor. Terörü ıralayan özellik olarak meşruluk şartı kullanıldığında da egemen değerlilik tasarımına göre eyleyenlere özgürlük savaşçısı, diğerlerine de terörist deniliyor ve grupların ve toplumların kendi içlerinde ve birbirleri arasında ortaya çıkan terörle mücâdele etmek de mümkün olmuyor. Değerlilik tasarımlarının değeriyle hesaplaşmak yerine egemen değerlilik tasarımının meşruluğunu sağlamaya çalışmak da terörün önünü kesemez.


İmdi değerlilik tasarımlarının değeri bir kez belirlendiğinde ve bir değerlilik tasarımının niçin değersiz olduğu bu şekilde dillendirildiğinde terör de ortadan kalkacaktır ve bu romantik bir handikap veya bir kehânet değildir. Bunu yapmanın yolu da öncelikle “İnsan nedir?” sorusuyla hesaplaşmaktan geçiyor; bu konu (da) önünde sonunda insanın ne olduğuna gelip dayanıyor.


Pekî sizce insan nedir?


***


Alkım Saygın



mylia

Terörist ile özgürlük savaşçısı ayrımını yapan bu konu neden ilginizi çekmedi merak ettim doğrusu :)

Bir kez de kendim sorayım Alkım Saygın'ı belki dikkate almamış olabilirsiniz diye Sizce İnsan Nedir ?

nzn

herhangi bir canlının haklarının çiğnendiği her eylem terördür.özgürlük savaşçısı yorumu bu durumu değiştirmez.
ırakta amerikanın yaptığı da terördür,filistinlilerin yaptığı da,israilinki de...pkknın yaptığı da,tsknın yaptığı da...hakkı gaspedenin devlet olması ya da hakkı gaspedilenin terör eylemlerini gerçekleştirmesi bahane olamaz.

nisan

Ozgurluk savascisi ile teror aslinda ilk bakista farkli birer kavram degil bana gore.. Zira ozgurluk savascisi da kavgasini yaparken gul dagitmaz, otekide.. Sonucta bir noktada birinin ozgurlugu daima digerinin ozgurlugunun engellenmesi ile olusur. Ha siddeti farkli olabilir bu degiskendir. Ikisinin yarattigi da kendi capinda bir terordur.

gobilibozo

aaa nisan gelmiş hoş gelmiiiş :)

Sapiens

özgürlük savaşcısı kavramı izafidir  herkes kendi düşüncesine yakın olanı özgürlüksvaşcısı diğerni teörist diye isimlendirebilir? yanlış mı dedim?




bu fotoğrafta bazıalrına göre Atatürke hakaret varken bazıalrı bu fotoğrafta  3 kahramanın olduğuınu iddia edebilir daha değişik kombiansyonlardanda bahseilebilri tabii

asya

03.04.08/13:10 #6 Son düzenlenme: 03.04.08/15:49 asya
Terörist ve özgürlük savaşçısı gibi yazıda çok sık kullanılan "değerlilik tasarımı" da bu kavramlara nereden baktığımızla ilgili bence de Sapiens. Bizim terörist olarak nitelendirdiklerimiz, kendilerini kurtuluş savaşı içinde görerek özgürlük savaşçısı olarak nitelendirebiliyorlar. Zaten kim kendine terörist der ki?

Sonuçta ikisinde de amaç kendilerince kutsal bir hedefe ulaşmak, araç ise yine aynı: şiddet..
Harcanan burada "insan" oluyor, onun refahı ve kurtuluşu hedeflenmiş olsa da kendi yanındakileri insan olarak değerlendiriyor, bunun dışında kalanlar "bu uğurda her şey mübah" anlayışıyla yok edilebiliyor.


kopil118

asyanın yazısına bir yerden katkı ya da kanıtlama:
   Avrupa insan hakları divanı PKK yi terör örgütü listesinden çıkarttı. Yani PKK avrupanın ve dünyanın en büyük hukuk dairesinde terorist olarak benimsenmedi bu da PKK nin siyasal bir güç olduğunu ve bu güçle yaşamanı idame ettirdiğinin en büyük kanıtı.

Sapiens

03.04.08/15:27 #8 Son düzenlenme: 03.04.08/15:34 Sapiens
Sayın Asyanın dediğiyle sizin dedğinzi aynı doğrultuda sözler değil ki  .ona katkıda bulunduğunuz iddia ediyrosnuz .Benim yukarıda değim gibi dünyada terör örgütğ yok diyebiliriz çünkü   her örgütü  terör örgütü olarak değilde  özgürlük hareketi olarak görenelr vardır  . birde bunun tam  tersi şiddet kullanamdığı halde terör örgütü sayılanalrda vardır birielri öyle adlandırmak istediği için  sayın kopil118 size katılmıyorum 

güneþinkýzý

Alıntı yapılan: kopil118 - 03.04.08/14:26
asyanın yazısına bir yerden katkı ya da kanıtlama:
   Avrupa insan hakları divanı PKK yi terör örgütü listesinden çıkarttı. Yani PKK avrupanın ve dünyanın en büyük hukuk dairesinde terorist olarak benimsenmedi bu da PKK nin siyasal bir güç olduğunu ve bu güçle yaşamanı idame ettirdiğinin en büyük kanıtı.


Aynı mantıkla yola çıkarsak dahil edildiğinde terör örgütü müydü..?

ya da tekrar dahil edilecek olursa ne olacak..?

eBRuLi

03.04.08/15:35 #10 Son düzenlenme: 03.04.08/15:37 mylia
Alıntı
herhangi bir canlının haklarının çiğnendiği her eylem terördür.özgürlük savaşçısı yorumu bu durumu değiştirmez.
ırakta amerikanın yaptığı da terördür,filistinlilerin yaptığı da,israilinki de...pkknın yaptığı da,tsknın yaptığı da...hakkı gaspedenin devlet olması ya da hakkı gaspedilenin terör eylemlerini gerçekleştirmesi bahane olamaz.


Bu kadar tuhaf bir bakış açısı görmemiştim...o zaman size göre "Kurtuluş Savaşı "da terör oluyor..

alıntının altına eklendi kendi yazdığımda  :-\  şu alıntı ekleme işini beceremedim gitti  :utanan:

mylia

uygun mudur ebruli :)

gencaga

 teror konusuna bakarken eger devlet gözüyle bakıyorsanız yapacagınız her illegal hareket teror olarak nitelendirilir, yok eger konuyu sahız bazında incelerseniz buna kimi teror der kimi özgürlük savası.

kopil118

sayın spıens katkı değilse kanıtlamadır ben her ikisinden birii diyorum.

MrsBrown

mylia' nın , konuyu açan alıntısı ilham verici. Boşa koydum dolmadı doluya koydum almadı şeklinde, debelenip durmuştum ilk zamanlarda. Yazının, günesinkızı' nın sorularının ve devamında gelen mesajların aklıma getirdiği şu; terörist denene bakmadan önce terörist diyene mi bakmak lazım? Terörist diyenin egemen olup olmadığına, egemense, "neyin" ve "kimin" egemeni olduğuna, değerlilik tasarımlarının ne olabileceğine ve bu tasarımları neyin ışığında yarattığına?
Bu soruları, özgürlük savaşçısı denen ve diyen şeklinde de sorabiliriz.

Bir tek doğru cevabı vardır elbet bu soruların. Yoksa, terör işi toplumsal değil kişisel bir mesele olup çıkar.

Sapiens

sayın kopil sayın asyanın yazısından ben şiddetin her türğnün olumsazlındığını algıladım  ama siz bir tür şiddetin  olumlanabileceği gibi birşeyelr söylemektesiniz

nzn

03.04.08/20:15 #16 Son düzenlenme: 03.04.08/20:42 nzn
Alıntı yapılan: eBRuLi - 03.04.08/15:35
Alıntı
herhangi bir canlının haklarının çiğnendiği her eylem terördür.özgürlük savaşçısı yorumu bu durumu değiştirmez.
ırakta amerikanın yaptığı da terördür,filistinlilerin yaptığı da,israilinki de...pkknın yaptığı da,tsknın yaptığı da...hakkı gaspedenin devlet olması ya da hakkı gaspedilenin terör eylemlerini gerçekleştirmesi bahane olamaz.


Bu kadar tuhaf bir bakış açısı görmemiştim...o zaman size göre "Kurtuluş Savaşı "da terör oluyor..

alıntının altına eklendi kendi yazdığımda  :-\  şu alıntı ekleme işini beceremedim gitti  :utanan:


yaşamanın para etmediği bir yüzyılda öldürmenin ağartılması işidir,özgürlük savaşçısı,şehit,direnişçi gibi kelimeler.birileri ölümden nemalanıyorsa kendini feda etmek sonsuz defa düşünmeli insan.birinci dünya savaşıyla anlaşıldı ölümün iktidar dışında para kazanmaya da yaradığı.dünyada 13 tane silah fabrikası var ve 1.4 trilyon dolar kazandıkları para.ve ölenler;çağa tutunamayanlar,yaşamı tanımlayamayanlar,artık tüketemeyenler ve üretemeyecek olanlar...çıkış kapısında bir yazı;şehit,direnişçiler,özgürlük savaşçıları...
tuhaf değil,acı gerçek...(acı gerçek ne uyuz bir tabir.değiştirelim sadece gerçek olsun)