19.08.19/18:42

Evlilik

Başlatan deniz, 17.06.04/11:45

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

asya

zaten bu sallanmalar olmasa, ayrılacak eşler bundan çok etkilenmeyeceklerini bilseler, hiçbir evlilik uzun sürmez sanırım.

boşanmak kötü, çok yıpratıcı... ama o noktaya gelmiş bir evliliği sürdürmek çok daha fazla yıpratıcı...tüketici...

son tango

evet,bu durumda kötünün iyisini tercih ediyorsun sanırım..

nisan

Evlilik cok da gerekli bir kurum degil bence insanlari kaba tabirle tapu altina almaktan, cogu zaman icine giremeyecegi bir elbiseyi, karsinizdakine giydirmeye calismaktan baska birsey degil...

keje

Neden evlilik?Günümüzde kendimiz için değil toplum için evleniyoruz...
Evlenmeden beraber yaşayabiliyorken neden evleniyoruz?Tabi ki  toplumun gözünde namuslu görünmek,kınanmamak için.Kadını korumak için evleniyoruz.Ha bi de çocuğun soybağı için diyorlar.Ama çocuğun zaten kimin olduğunu günümüzde DNA testleriyle falan anlayabiliyoruz,böyle bir sorun yaşanacağını zannetmiyorum.Yani günümüzde toplum bişey demesin diye evleniyoruz.Ha tabi bir de ortak alınan mallar falan,ayrılırken yasal olarak birşeyler iddia edebilmek için evlilik faydalı,ancak zaten iki insan birbirlerini gerçekten seviyorlarsa böyle senin malın benim malım sorunu olacağını zannemiyorum.

son tango

sen zannetme ..bi kanlı bıçaklı ol o ruhsatlı kocanla,bakalım o incelik kalıyormu eşlerde..hepsinde değil tabii..

aslında evlilik kadınların başının altından çıkmıştır diye düşünüyorum..ekomomik güvencesi olmayan kadın,ortada çoluk çocukla kalmamak için salak bi erkeği _hakketten ilk evliliği biri araştırsınyaw- ağına düşürerek böle bi şeyi başımıza bela etmştir..

asya

       
CAN DÜNDAR'ın bir yazısı

       Evlilik, inanmadigim halde içerisinde 17 seneyi bitirdigim
       bir kurum benim için.. 17 senede (abartmiyorum) 40 çift
       arkadasimin son
       verdigi kurum ayni zamanda da... Evliligimin bu kadar uzun
       sürmesinin gizi belkide kuruma inanmamaktan geçiyor.
       Evliligi toplumun dayattigi sekilde
       yasamamaktan... Nedir bu dayatmalar?
       Erkegin muhakkak kadindan yasça büyük olmasi , egitim
       seviyesinin erkegin lehine yada en azindan esit olmasi bunlarin
       sadece ikisi... Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmali ki,
       kadina "hot" dediginde oturmali kadin... Yada
       yumusatiyorlar; -Efendim
       kadin erkekten önce çöktügü için (hani dogum felan) küçük
       olmaliymis yasi.
       Egitimde de böyle.. Kadinin çok okumusu bilmis olurmus,
       evde kalmakmis layiki....
       ESiM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne "hot" dememe gerek kaldi 17
       senede, ne de benden önce çöktü...
       Yillar içinde ben yaslandikça o gençlesti,
       -"Ooo Can bey kapmisiniz çitiri" esprilerine muhattap dahi oldum.
       ESiM 3 ÜNiVERSiTE BiTiRDi; ben bi taneyi 9 senede bitirdim.. Ne o
       bana bilmislik tasladi, ne ben ona ezik baktim... Kulaga
       gelen müzik tekse de, onu olusturan notalar farklidir der Halil Cibran.
       Bunu unutmadik biz.
       Ben konusurken o dinledi,ben dinlerken o konustu 17 sene.
       O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o "haklisin bitanem..."  dedik,
       Öfke bitip firtina duruldugunda "ama bi de böyle düsün" de
       dedik fikrimizi savunurken.
       Farkli insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç için
       savasan neferlerdik bu hayatta...
       Asla bilmedik ne kadar para kazandigimizi, ortak
       cüzdanimizdan gerektigi kadar aldik..
       Ne kadar çalarsa çalsin masanin üstünde telefon , kim bu
       saatte arayan karsi cins diye sorgulamadik da ama...
       Sevginin en büyük dostuydu bizim için "güven"... ve güvenin
       ardina saklanmis bir "saygi" vardi daima...
       Ne kavgalar, ne badireler atlattik 17 senede...
       Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman
       yasayacaktik...
       Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamin
       disinda yattim bi gece, misafir odasinda...
       Gece yarisi kapi açildi esim;
       -"Ne yapiyosun burda?" diye sordu kapinin esiginden,
       "uyuyorum" dedim buz gibi bi sesle... Gitti, gelmesi 1 dakikasini
       almisti
       elinde yastikla... "kay yana" dedi daracik yatakta. "ne
       yapiyosun?"
       dedigimde "benim yerim senin yanin, sen gelmezsen ben gelirim"
       dedi...
       Anladim ki o gece, en uzun kavgamiz yat saatine kadar
       sürecek... Ve bence dogrusu da bu...
       Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga
       ettik, yatak odamiz haric..
       Kirsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadik
       birbirimize... Toplum kurallariyla oynasaydik bu oyunu belki de 41 inci
       çift olacaktik o listede...
       Ama oyunun kurallarini biz koyduk... Nede olsa bizim
       oyunumuzdu,oynanan...
       Evlilik; hesapsiz içine dalinmasi gereken bir oyun bence...
       Topluma kulaklarini tikayarak hemde... Ne benim, ne de
       bizim sözlerimizle...
       Sadece gönlünüzden geçtigince...
       Dedigi gibi Ataol Behramoglu' nun;
       "...Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var:
       Yasadin mi büyük yasayacaksin,
      irmaklara, göge, bütün evrene
      karisircasina.Çünkü ömür dedigimiz sey, hayata sunulmus bir
      armagandir.Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana...
 
     

YÜRÜYENADAM

EVLİLİK,KADER İŞİNDE DÜĞÜMLENİYOR.
BEN ŞÖYLE DİYORUM:
ERKEKLERİN ÖZGÜRLÜKLERİNİ,KADINLARIN MUTLULUKLARINI ORTAYA KOYDUKALRI BİR PİYANGO GİBİDİR.

deniz

evlilik herhangi bir ticari kurum gibi yatırım ve emek gerektiren bir kurum.

ondan sadece istersek sermayeyi tüketiriz.

binmbir türlü deliği olan bu havuzu bir taraftan daha güçlüce doldurmazsan boş bir havuzda yüzmeye çalışırsın.

asya

kesinlikle doğru bir saptama deniz.

bütün ilişkiler için emek ve yatırım gerekli değil midir zaten?

kaldı ki uzun süreli bir ortaklık olan evlilikte karşılıklı çabalar yatırım ve sermayenin korunmasına yönelik olmalıdır.

blok

14.06.07/14:02 #189 Son düzenlenme: 14.06.07/23:10 blok
Alıntı yapılan: asya - 14.06.07/11:56
       
CAN DÜNDAR'ın bir yazısı

       


Sevgili Asya,
öncelikle örnek bir evliliğe değindiğin için sağol..
Bence evlilik birliğini oluşturan kadın ve erkeği, yani sonuçta iki kişiyi forumdaki bazı yazılarda ifade edildiği gibi (taraflar) olarak belirterek değerlendimeye başlama yanlışlığından yola çıkarsak evliliği anlamamış oluruz.

(taraf)ın sözlükteki anlamının (yön) diye belirlendiği konusundan yola çıktığımızda ne demeğe çalıştığım daha iyi anlaşılacaktır diye düşünüyorum. Öncelikle evliliğin tarafı olmamalı, ya da birlikteliği oluşturan bireyler bitaraf olmalıdır. Evlilikte bence olsa olsa ortak bir taraf vardır. Konuya bu şekilde yani tarafsız olarak baktığımızda  evliliğin bir atışma, çatışma ve çekişme kurumu haline dönüşmesinin önü alınacaktır.
Burada sözünü ettiğim iki kişinin ortak benimseyişinden ve özümseyişinden başka bir şey değildir.
Bu haliyle eşler arasındaki sevgi giderek büyür, zaman içinde daha da yücelir.Ve böyle bir kurumu (sen - ben) değil, artık (biz) temsil etmeye başlar.