20.07.19/00:50

belirleyen/belirlenen düzen

Başlatan asya, 31.03.08/03:39

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

asya

yaşadığımız “toplum”dan etkileniyoruz, bu etkilenimle düzenler kuruyoruz… 
toplumun temel taşı insan bir yandan düzeni etkilerken, öte yandan kendi kurmuş bulunduğu düzenden etkileniyor da…

efendi miyiz, köle mi bu düzen-insan ilişkisinde?

asıl belirleyici insan mı, yoksa düzen mi?

ya bu belirleme yok olursa…

fikir

Alıntı yapılan: asya - 31.03.08/03:39

efendi miyiz, köle mi bu düzen-insan ilişkisinde?

asıl belirleyici insan mı, yoksa düzen mi?



Düzen-insan ilişkisinde taraflar tek kutuplu olabiseydi sorunun yanıtı daha rahat bulunabilirdi.
Fakat, hem düzen, hem de insan kendi içinde farklı merkezleri de bulunduruyor. Bu merkezlerin bir kısmı düzene biat ederken, bir kısmı düzeni dizayn edebiliyor. Başka bir deyimle efendiler düzeni kurup yönetirken, düzenin yürümesi için bir kısım insan da köle olmak zorunda kalıyor.
Belirleyici olan düzen için efendiler olurken, köleler için de düzen olabiliyor.

Bu belirleme, kölesi ve efendisi olmayan insanlığın doğal bir seyri olacaksa, hemen yok olsun.

Keşke bu kadar kolay olsa, asya...

nzn

işimize geldiği kadar efendi ya da köleyiz...insan olduğumuz zaman,daha doğrusu bunun farkına vardığımız zaman belirleyen ve belirlenen olmaktan kurtuluyoruz.sıyrılıyoruz düzenden.kar tanesi gibi...tekilliğini korudu zaman mükemmel,eridiği zaman çamurdan,ya da çamur ondan bir parça.

ayyaþ

ahh asya tabiri caizse "yaralı parmağa işeme olayı millet farkru zaruret içinde harap ve bitap düşmüşken.. yirim seni.:)

wiseman

felsefi düşüncemi belirteceğim..
benim esas düşüncem ben ve benim tanrım..
tanrım=yaşadığım çevre,şehir,dünya e en genelinde evren..

beynin sinir hücreleri ve nöronlardan dolayı beynimizin ve dolayısı ilede düşüncelerimizin tanrım ile bir alış-veriş içerisinde olduğunu düşünmekteyim ki bu şekilde tanrım benim kaderim oluyor ben onu etkiliyoum oda beni etkiliyor...
insanlar,taşlar,böcekler kısacası tüm varlıklarda benimle birlikte gidiyor her nereye gidiyorsak..
ve toplum içindeki insanlar ile ilişkilerimizin bizim anlayabildiğimiz ve yönetebildiğimiz ve ikinci olarak ise anlayamadığımız fakat beynimizin ve bizim vücudumuzun manyetik vs. etkilerinden dolayı etkilediğimiz gerçeğine inanıyorum..bunların en etkilisini göz önüne alırsak (yani bizim yönetebildiğimiz kısmı) toplumu belirleyen düzen davranışlardır.fakat küçük mü büyük mü tam olarak bilemediğim fakat varlığından emin olduğum(sonuna kadar inandığım) bir yönetim dışı etkileme-etkilenme var..ve bunlar beraber olarak topluma ve içerisindeki insanlara yön vermekte,dengeyi sağlamakta..
basit ifade ile toplum eğer beyfendi bir kesimden oluşuyor ise oraya girecek hippi bir kişiliğin değişmesi veya barınamaması en göz önünde olan belirleyci düzen elemanıdır.
bir toplum içerisindeki bireyi düzen yönetir (bireyin düşüncesinden daha baskın bir şekilde).
fakat bir toplum ise bu düzen elemanlarını belirler..
sonuçta düzenin anasınında insan olduğu ve temelde insanın toplumu belirlediği düşüncesi dahada olağandır..
diğer yandan ise bazı düzen elemanlarının tam olarak bilinmediği ve yeni elemanların söz konusu olduğu toplumlarda ise düzen yeniden şekillenir..
örneğin geçenlerde vatikanın " 7 ölümcül günah" a kürtajın dahil etmesi gibi..
diğer bir örnek olarak ise elemanların gerekliliğinin unutulduğu veya değiştiği toplumlarda insan bir süre düzeni belirler fakat yine işlerin düzenlenmesi ile insan dinlenmeye ve çekilir ve düzene direkt etkiden uzaklaşır..


belirleyicinin yok olması gibi bir ihtimal düşünemiyorum bile çok ama ok zor bir ihtimal.
yani ya herkes deli olacak yada toplum olmayacak..
herkesin deli olması..biraz zor
fakat yinede eğer bir toplum varsa bu delilikten sonra bu sefer ikinci etkileşim yani bizim yönetemediğimiz ve doğamızda olan,tanrımda olanla alış-verişimiz belirler..ve korkmayın herkes deli olsa bile bu bizim düzenimizi sağlar,bizi ve evreni dengede tutar..

Ruler of the Ruins

07.04.08/19:52 #5 Son düzenlenme: 07.04.08/19:56 Ruler of the Ruins
Aslında, efendi-köle, alan-veren, yöneten-yönetilen, ayan beyan ortada gibi gözükse de oldukça soyuttur çünkü enazından dönüşüme açıktır.

Bunun dışında, yönetimin yani baskın bulunan gücün her parçası, çoktan yaratılmış ve zamanla dönüşüme uğrayıp olgulaşmış şeylerin himayesindedir, bu şeyler insandan çıkmış olsa da idealaşmış ve insandan çok daha yüksekte bir kademeye oturmuştur.
Ve kendi yaratımımız olan şeylerin hiçbiri dışımızdaki şeylerle etkileşimimizi düşünürsek tamamıyla bizim olmamıştır.

Örneğin, din adamları da inananlar gibi, inanç sistemleri sonradan uydurulmuş olsa bile aynı düzene tabilerdir. İnsanlar ise bakış açılarını inançlarına çevirebilecekleri heran kendi kendilerinin tanrısı olabilecektirler (ki bu her insan için her daim olmaktadır, kimse edilgenliğimizin sınırlarını fezada aramasın). Kural koyanlar ve bu kurallara tabi olanlar gibi bir sınıflandırma bu yüzden eksiktir. Düzen-İnsan ilişkisinin de efendisi veya kölesi bu yüzden yoktur.