18.07.19/10:42

Yanılmışım siz haklıymışsınız

Başlatan LegendofAnatolia, 26.04.08/15:45

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

LegendofAnatolia

Ben bugüne kadar hep etnik miliyetçiliğim Komünizmle bağdaşmayacağını bu yüzden türk solunun 28 yıldır halüsinasyon görmekte olduğunu savunmuşumdur ve bu gidişatın sebebini de anlamamışımdır. Sonra sovyetlerbirliği tarihini incelediğimde Sovietlerbirliğinin etnik kimlikleri silmek bir yana onları tanımaklada kalmayıp onları desteklediğini ve beslediğini keşvettim. Yani Leninist bir insanın Kürt miliyetçiliğini desteklemesinden daha doğal olamaz. Bu açıdan yaklaşıldığında TKP ve diğer ufak tefek partilerin ideolojik temellerinde bir hatta yaptıkları söylenemez. PKK'da bu açıdan "emperyalistlere hizmet eden" bir örgüt olarak lanse edilemez.

O zaman benim yeni pozisyonum da bu: Sovyetlerbirliğinin anti demokratik- otoriter - insan haklarını hiçe sayıcı ideolojisini asla onaylamadım. Leninin kızıl terörü ve Stalinin toplu göç politikaları insanlığın gelecekte gurur duyacdağı şeyler değil. Trockynin daha modere yaklaşımı belki siyaset bilimciler tarafından tarışılmalı.

Özetle Karl marx yaklaşık 200 sene önce sınıf savaşı, sosyal adaletsizlik, eşitsizlik ve dialektik yöntemle sınıf kavgasını gözler önüne getirmiştir. Marks proletarya diktatörlüğü gibi bir sürecin ardından (tıpkı fransız devrimindeki gibi) gerçek komünizme geçilebileceğini savunmuş.

Bu aslında internet üzerinden değil bi yerde yüz yüze oturarak konuşulabilecek birşey ama belki de Marx gereğinden fazla tabulaştırılmıştır ve yazıları bir çeşit incil haline getirilmiştir.

Belki de Demokrasi - ifade özgürlüğü - insan hakları gibi kavramları asla yitirmeden Marks ve Engels'in düşünceleriyle de bağdaşan bir sistem üzerine düşünülebilir ve sosyalist enternasyonal bu çerçeve icinde gerçekleştirilebilir.

Diğer alternatif ise anarşizm fakat bu da kesinlikle çok fazla ütopik ve gerçekleştirilme olasılığı sınırlı olan bir alternatif.

Öyle ya da böyle gerek ulusal gerek uluslar arası düzeyde daha fazla eşitliği daha az rekabet, daha fazla işbirliği, paylaşma ve bir arada olma duygularını her zaman savunurum. fırsat eşitliğini, eşitlikçi gelir dağılımını vs bunları savunurum. Fakat bu işin içinden yeni bir ideoloji ya da özgün bir yaklaşım olmadan çıkılamıyor. Siyaset kitle psikolojisiyle hareket ediyor ve ak karadan ayrılamıyor insanlar ikisini birden yutuveriyor.

Bu belkide ideolojinin insanlığı kurtaramayacağını anlatır. Yani günün birinde herkes kendi özgün düşüncesini ve tavırını bağımsızca ve özgürce ortaya koyduğu zaman o zamanbelki dünyada birşeyler değiştirilebilir bu olmadığı sürece karşılaştığımız problem şimdilik çözümsüz ya da çözümü ben göremiyorum.