20.06.19/09:35

kast sistemi

Başlatan kelime, 01.05.08/06:45

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

kelime

"Tüm insanlar özgür doğar." Hindistan'da değil.

Özgür olmak kendi istencinin bilincinde olmaktır. Ama yeryüzünün engin topraklarında henüz J. J. Rousseau'nun (1712-1778) bu sözlerinden habersiz, kendi insan değerlerinin bilincinde olmayan milyarlar yaşar.


Hindistan'da "dokunulmazlar" sınıfının üyeleri.


Kuzey Hindistan'da altı yaşında bir kızın üst kasttan köylüler için ayrılmış bir yoldan yürümesine kızan bir Hintli küçük kızı yanan kömürlerin üzerine itti. Çocuk ciddi yanık yaraları aldı. CNN haberi için link:

http://edition.cnn.com/2008/WORLD/asiapcf/04/30/india.caste/index.html

Hindistan'da insanların toplumsal konumları 'Doğa'ya göre, *doğuma* göre belirlenir. Hinduizmin kutsal metinleri olan 'Vedalar'da tanımlandığı gibi dört kast vardır. En yüksek kastı oluşturan Brahmanlar Hindu inanışına göre "ilk insan"ın ağzından gelirler ve rahipler ve kutsal insanlar olarak kabul edilirler. Sonra 'kol'dan yaratılan Ksatriyalar gelir ve krallar, savaşçılar ve askerler bu sınıfa aittir. Üçüncü olarak Vaisyalar 'bacaklardan' gelirler, ve toplumun tecimciler sınıfını oluştururlar. Son olarak emekçiler olan Sudralar 'ayaklardan' gelirler. Bu dört kastın dışında bir de beşinci olarak "dokunulmazlar" ya da 'dalit'ler vardır. Bu sınıfın temiz olmadığı kabul edilir ve pis işlerde çalıştırılırlar. Ayrı kuyulardan içerler, ayrı kapıları kullanırlar vb.

Bu insanların sayısı *bugün* Hindistan'da 250 milyondur ya da toplam nüfusun %25'ini oluştururlar. Bu sınıfın kendi internet sitesi için:  http://www.dalitnetwork.org

Dalitler yüksek kasttan insanlarla temas ederlerse, onlara dokunurlarsa, onları kirletirler. "Dokunulmazlar" sözü buradan türetilir. Bu 5'inci sınıf kendi internet sitlerinde şöyle der: "Yüksek kasttan bir Hindular eğer onlara bir dalit tarafından dokunulacaka ya da giderek üzerlerine gölgesi bile düşecek olsa kendilerini kirlenmiş sayarlar ve temizlenmek için bir dizi katı ayinden geçmeleri gerekir."
Bu konuda Hegel'in "Tarih Felsefesi"deki çözümlemeleri ve biraz daha modern ayrıntı için:
http://www.ideayayinevi.com/Fragmanlar/idea_FRAGMANLAR_02_Bollywood.htm


Bugün Hindistan Çin'den daha çok milyarderi olmakla övünürken, nüfusunun %81'i günde 2 dolar ya da daha azı ile yaşamaktadır (bu oran Çin için %47'dir). Tüm pırıltısına karşın, Bombay Kast kültürüne modern terimlerde tanıklık etmektedir. 2003'te kentin her 1.300 insan başına bir otobüsü, her 1.000 otomobil için iki park yeri, her bir milyon insan için 17 kamu tuvaleti vardı ve kuzey kenar mahallelerde 7,2 milyon insan için tek bir kamu hastanesi çalışıyordu. Nüfusun en az üçte biri temiz içme suyundan ve 2 milyon insan tuvalet kullanma olanağından yoksunur. Hindistan'daki yabancı yatırım 8,4 milyar dolar olarak hesaplanırken, Çin için bu rakam 72,4 milyar dolardır.

Aziz.

(-alıntı-)

asya

13.05.08/03:15 #1 Son düzenlenme: 13.05.08/17:09 asya
Hindistan'da kast (Portekizce ''casta'': sandık, çekmece; kabile, aşiret), birbiriyle yemek yiyebilen, birbirleriyle evlenebilen, bu iki özel ilişki alanına başkalarını sokmayan kişiler grubudur. Ayrıca, herhangi bir kasttan olan bireylerin, herkesin hangi kasta bağlı olduğunun bilinmesi için, kendilerini başkalarından ayırt eden bir işaret taşımaları gerekir.
[img align=left]http://www.kesfetmekicinbak.com/arkeoloji/06652/imperiaflex_0_0_0.jpg[/img]

Öteki kastlardan olan bireyler önünde nasıl davranılacağını belirleyen kesin kuralların konması da, bu tür karşılaşmaların ve ilişkilerin sık olduğu durumlar için zorunlu olmuştur. Bir toplumun tümü bu ilkelere göre örgütlenince, herhangi bir yabancılar topluluğu ya da o toplumun içine zorla giren bir grup, kendiliğinden yeni bir kast oluşturacaktır; çünkü halkın öteki bölümlerinin iş, yemek ve evlenmeye gelince başkalarına kapalı olması, onları ister istemez kendi başlarına bırakacaktır.

Büyük bir kast, bir kavga sonunda ya da yalnızca zamanla ve bazı grupların başka yerlere gitmeleriyle kolaylıkla daha küçük gruplara bölünebilir. Yeni meslekler çevresinde yeni kastlar oluşabilir. Serseriler ve yerinden yurdundan edilmiş, toplumda kendilerine yeni bir yer edinen kişiler, komşularının kast davranışlarıyla belirlenmiş alışkanlıkları tarafından, kendiliğinden birbirleriyle yemek yiyip birbirleriyle evlenmeye itilirler.

Kast ilkesini ayakta tutan etmenlerden, kuramsal bir öğe olan reenkarnasyon ile Varna (anlamı ''renk'') öğretisi tüm insanların doğuştan şu dört kasta ayrıldığını savunur:
•  Dua eden ''Brahmanlar''
•  savaşan ''Ksatriyalar''
•  çalışan ''Vaisyalar''
•  kirli işleri gören ''Sudralar''

Resmi öğreti ilk üçünü Aryan kökenli kastlar, dördüncüsünü kökeni Aryan olmayan kast olarak sınıflandırdı ve üstte Brahmanlar'dan altta Sudralar'a kadar uzanan kast basamaklarına büyük önem yükledi. Gerçek durum, hiçbir zaman bu kurama uymadı. Brahman öğretisinin tanıdığı dört kast yerine, gerçek yaşamda yüzlerce, belki binlerce kast vardı. Reenkarnasyon öğretisi varna öğretisiyle birleştirilince, görünüşteki adaletsizlik ve anormallikler ortadan kalktı.

Gerçekten, reenkarnasyon öğretisi, kastı, babadan oğula geçen ve ruhları daha önceki yaşamlarında yaptıklarından dolayı ödüllendirme ya da cezalandırma amacıyla yaratılmış tanrısal bir kurum gibi göstermekle, sisteme mantıksal bir açıklama ve haklı gösterme olanağı sağladı. Bu kuram, kuşkusuz bulanık gerçekliğin belirginleşmesine yardımcı oldu. Aşağı bir kastta doğan, kusursuz yaşam süren bir kişi, dünyaya bir dahaki gelişinde merdivenin daha yüksek basamaklarına çıkacağına inandı. Tersine, kastına uygun davranışlarda bulunmayan yüksek kasttan biri, daha aşağı bir kastta yeniden doğacağına inanabildi. Bir kişi, eğer davranışlarıyla böyle bir cezayı hak etmişse, ruhunun bir kurtçuğun ya da bir bok böceğinin bedenine girmesi tehlikesiyle karşı karşıya bile kalabilirdi.

Kast sisteminin eski Hindistan'da bugünkü biçimiyle görülmediği kesin. Gene de günümüzün kastları, en eski kayıtlar kadar eski olan toplumsal örgütlenme biçimlerinden gelmiş kurumlardır. Örneğin, eski Budist öykülerde, insanlara kastına göre yöneltilen farklı davranışlar çevresinde dönen birçok olaydan söz edilir. Rig Veda'nın ve öteki eski yazıların bazı parçalarında kast benzeri uygulamaların ve tutumların belirtileri vardır. En azından, günümüzün kast örgütlü toplumunu geliştirecek tohumların M.Ö. 500'de Hindistan topraklarında gür bir biçimde filizlenmiş olduğuna inanabiliriz.

Kast, siyasal yönetimin ve ülke ilkesine dayalı yönetimin önemini azalttı. Herkes kendini, her şeyden önce ve her şeyden çok kastının bir üyesi olarak gördü. Ancak bir kast, genellikle, hem kesin bir iç yönetimden hem de belli ülke sınırlarından yoksundu. Bunun yerine, belli bir kastın bireyleri, birbirlerini kirletmemek için alınmış önlemlere uyarak öteki kastların insanlarına karıştılar. Hiçbir kral ya da yönetici, kendilerini bir devletin uyruğu olmaktan çok bir kastın üyesi olarak gören halktan yalnızca kendisine bağlılık göstermesini isteyemez.

Gerçekten tüm sıradan kast üyelerinin, yöneticileri, memurları, askerleri ve vergi memurlarını, fırsat bulundukça atlatılacak, ancak gerekli görüldükçe buyruklarına uyulacak baş belaları gibi görmüş olmaları akla yakındır. Hint devletlerinin çoğunda görülen dayanıksızlık büyük ölçüde bu durumdan doğdu. Savaş ve hükümet hakkında şaşırtıcı bir bilgi yokluğu, tüm eski Hindistan tarihinin özelliğidir; bu da belki, Hindistan halklarının devlete ve politikaya karşı tipik coşkusuz tutumlarının bir yansımasıdır.

Kast, aynı zamanda, Hint uygarlığının yeni grupları sınırları içine almasını kolaylaştırdı. Gelmeleriyle, ülkenin sayısız kastlarına bir yenisi olarak katılmış olan yeni grupların, daha önceki gelenek ve göreneklerinde herhangi bir köklü uyarlama yapmaları gerekmedi. Bununla bağlantılı olarak, kendilerini yabancılar arasında yaşamanın gereklerine uydurmakla birlikte, kast kurumu aracılığıyla ilkel atalarının büyü törenlerini, muskalarını ve düşünce alışkanlıklarını koruyan halklarca sürdürülen çok ilkel ve çok eski düşünce ve davranış kalıpları Hint toplumunun dokusu içinde yarı gizlenmiş olarak kaldı.

derleme-alıntı