25.08.19/19:49

Düşlerin Yorumu I'den bir paragraf

Başlatan Çeben, 09.02.05/09:13

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çeben

Direk paragrafı aktarıyorum ;

"Delboeuf bir düşünde evlerinin avlusunu karla kaplanmış görmüş ve karlara gömülü yarı yarıya donmuş iki kertenkele bulmuştu. Bir hayvansever olduğundan onları almış ısıtmış sonrada taş duvardaki ait oldukları küçük deliğe bırakmıştı. Ayrıca onlara duvarın üzerinde yetişmiş ve çok sevdiklerini bildiği eğrelti otundan birkaç yaprak vermişti. Düşünde bitkinin adını biliyordu." asplenium ruta muralis" . Düş sürüp gitmiş ve bir süre sonra kertenkele yeniden dönmüştü. O zaman Delboeuf şaşkınlık içinde eğreltiotu kalıntıları üzerinde uğraşan iki yeni kertenkele görmüştü. Sonra çevresine bakındı ve bir beşinci sonrada bir altıncı kertenkelenin duvardaki deliğe doğru ilerlediğini gördü. ve bu tüm cadde tümü de aynı yönde ilerleyen bir kertenkeleler geçidiyle dolana kadar sürdü...

Uyanıkken Delbouef pek az bitkinin latince adını bilmekteydi ve bunların arasında asplenium yoktu. Bu adı taşıyan bir eğreltiotunun gerçekten var olduğunu büyük bir şaşkınlıkla öğrendi. Doğru adı " asplenium ruta muraria" idi.  Ve düşte hafifçe çarpıtılmıştı. Bunun bir rastlantı olabilmesi çok zordu. ve Delboeuf için düşünde "Asplenium" adına ilişkin bilgiye nasıl sahip olduğu bir sır olarak kaldı

Düş 1862 de görülmüştü. 16 yıl sonra filozof bir arkadaşını ziyarete gittiğinde , İsviçrenin bazı kesimlerinde yabancılara anı olarak satılanlara benzer küçük bir kurutulmuş çiçek albümü gördü. Bir anısı canlanmaya başladı. Albümü açtı. Düşündeki Aspleniumu buldu ve onun latince adının kendi el yazısıyla altına yazılmış olduğunu gördü. Olaylar şimdi aydınlanmıştı. 1860 'da (kertenkele düşünden 2 sene önce) aynı arkadaşının bir kız kardeşi balayında Delboeuf'u ziyaret etmişti. Erkek kardeşine armağan olarak aldığı albüm kadının yanıdaydı ve Delboeuf bir botanikçinin yardımıyla her kuru bitkinin altına adını latince yazma zahmetine katlanmıştı.

Bu örneği kaydetmeyi bu denli değerli kılan şans Delboufun düş içeriğinin bir başka kesimini de unutulmuş kaynağına dek izlemesine olanak verdi..1877 de bir gün resimli bir derginin eski bir cildini eline aldı ve 1862 de düşünde gördüğü kertenkeleler geçidinin bir resmini bu dergide buldu. Cildin tarihi 1861 di . Delbouf dergiye ilk sayısından beri abone olduğunu anımsadı"

buz

Bu rüya çok endişe verici..Minicik bir bilgiyi bile bellek bulup çıkartıyorsa acıları silmesi neredeyse imkansız,dönüştürmek geçici çözüm..Zaman hiç bir şeyin ilacı değil..

Ya acıyı çözecek insan ya da rüyaların pusuya yattığı ,sayıklar gibi iki büklüm bir yaşam yaşayacak ..öyle mi..

Çeben

Buna ne demeli peki :)... Gene Düşlerin Yorumu I den bir paragraftır bu. Yanlız + bir bilgi bu paragraf 1914 de Freud tarafından sonradan eklenmiş kitaba..


"Vaschide'in alıntısında Marquis d'Harvey de St Denys özel bir niteliği olan bir düş betimler. Çünkü bu düşü önce ayır edilememiş bir anı olan bir şeyin tanınmasının tamamlandığı bir diğer düş izlemiştir. Şöyle ;
Bir keresinde düşümde kız kardeşime bazı nakışlar göstererek onunla konuşan sarı saçlı genç bir kadın görmüştüm. Düşte bana çok tanıdık geliyordu ve ben onu daha önce çok sık gördüğümü düşünüyordum. Uyandıktan sonra yüzü çok net aklımdaydı ama onu kesinlikle tanıyamadım. Sonra bir kez daha uyudum ve düş resmi yenilendi.Ama bu ikinci düşte açık renk saçlı hanımla konuştum. ve onunla daha önce bir yerlerde tanışma mutluluğuna erip ermediğimi sordum. "Kuşkusuz" diye yanıtladı. "Pornicteki plajı anımsamıyormusun ? " Ansızın  yeniden uyandım ve o zaman düşteki çekici görüntüye ilişkin tüm ayrıntıları açıkça anımsadım"

Çeben

Hildebrant ( 1875 , 11 ) :

" Düşlerin, elemanlarını, bir önceki günün ne büyük ve alt üst edici olaylarından nede güçlü ve zorlayıcı ilgi odaklarından değilde yakınlarda yada biraz daha uzak geçmişte yaşanmış olayların rastlantısal ayrıntılarından, değersiz parçalarından türetmeleri dikkate değer. Bizi derinden etkilemiş ve üzerimizde gölgesiyle gecenin geç saatlerinde uyuyakaldığımız bir aile yası , ilk uyanıklık anında alt üst edici dehşeti ile geri dönene dek belleğimizden silinip atılır. Öte yandan , sokakta karşılaştığımız ve yanından geçtikten sonra aklımızdan silinivermiş bir yabancının alnındaki et beni düşümüzde yer alabilir..."

Düşlerin Yorumu I. S 72

buz

Bilinçaltının bilinçüstüyle konuşma biçimi düşler sanırım.Mesele şu ki dili çok içedönük.Aracısız konuşmuyor hatta bazısı,çok ketum.

Çeben

Strümpell (1877 . 39 )

Çözümleme sonucu bir düşün öğelerinden bazılarının gerçekten birgün önceki yada ondan önceki yaşantılardan türediğinin gösterildiği durumlar vardır. Ama uyanıklık bilinci açısından yaşananlar o kadar önemsiz ve anlamsızdırki yaşadıktan hemen sonra unutulmuşlardır. Bu türden yaşantılar , örneğin kazara işitilmiş sözleri yada bir başka kişinin dükkatsizce izlenmiş eylemlerini yada göze şöylece ilişmiş insan veya eşyaları yada kişinin okuduklarından ilgisiz parçaları içerir

Düşlerin yorumu I S 72 Sigmund Freud

buz

Zihin rastgele kendinde olanları mı saçıyor ortalığa rüyalarda bazen ...

yoksa bütün bu anlamsız simgeler -sayıklamalar başka bir anlamlı sonuca işaret eder mi...

Çok ilginç bir yerre götürüyor paragraf insanı aslında..Beynimiz zamanı boyunca her karşılaştığı şeyi içine sünger gibi çekiyor ama biz neyi işleyebilirsek o anlamlı ve yaşamımıza dair bir parça haline geliyor.

Çeben

19.02.05/10:21 #7 Son düzenlenme: 19.02.05/10:22 Çeben
Maury (1878 , 92)


"Çocukken sık sık doğum yeri olan Meaux'dan , babasına bir köprü yapımını yönettiği komşu köy Trilpot'a gittiğini anlatır... Bir gece bir düşte kendini Trilpot'da yeniden köy caddesinde oynarken görmüş. Bir tür üniforma giymiş bir adam ona yaklaşmış , Maury ona adını sormuş ; adam adının C. olduğunu ve köprüde bekçilik yaptığını söylemiş. Maury uyandığında anının doğruluğundan kuşkuya düşmüş ve çocukluğundan beri birlikte olduğu yaşlı bir hizmetçi kadına bu adda birini anımsayıp anımsamadığını sormuş. Aa evet demiş kadın " O babanın yaptığı köprüde bekçiydi"


Esas soru şu oluyor,

Yıllar öncesinden belki hayatında sadece bir kere konuştuğu yada hiç konuşmayıp başkalarından duyduğu bir kişi , olgu , olay vs vs vs nası oluyorda yıllar sonra onun kafasında canlanıyor. İnsanın hangi rüyayı göreceğine karar veren mekanizma nedir ? İşte cevap vericeksek buna cevap verelim diyicem ama cevabı yok...

buz

Bu aklıma şunu getirdi..

Bazı anlar vardır.Çok basit bir eylem o an kişi için gereğinden fazla ama sadece bir an farkedilir olur.Örneğin bir kalemin rengi gibi. Aradan 10 yıl geçer,herhangi bir önemli olay sırasında bu yıllar önce farkedilmiş an hafızada patlar.Ve sanki kişiye öyle gelir ki o ilk an bugün burada olana dek bir rotayı izlemiştir.

Üstelik hayat içinde sıklıkla da yaşanır bu.

Belki düşlerin mekanizmasında ortaya birden çıkna ilgisiz bilgi ya da görüntülerin bu yukardakine enzer bir işleyiş nedeni vardır.Belki.. :)  

Çeben

Hevelock Ellis ( 1899 , 727 )

Uyanıklık yaşamın derin heyecanları temel istençli zihinsel enerjimizi yönelttiğimiz soru ve sorunlar genellikle düş bilincinde kendini ortaya koyan şeyler değildir. Çok yakın geçmiş söz konusu olduğunda en çok günlük yaşamın önemsiz , rastlantısal unutulmuş izlenimleri , düşlerimizde yeniden ortaya çıkar. En şiddetli biçimde uyanık olan ruhsal etkinlikler en derin biçimde uyuyan etkinliklerdir.

buz

Uyanıkken yeternice uyanık olamayan zihin rüya aracılığıyla kendini açığa çıkarıyorsa neden uyanıyor ki... :unsure:  

buz

Şunu düşünüyorum bazen,belki de kurduğumuz hayat bize çok yalan söyletiyor kendimize karşı.Bu yüzden hep rüyaların kapalı dili aracılığıyla kendimizi ifade edebiliyoruz sadece.

Dilimiz düğüm olmuş.

mens cogitans

Aslında dolaştığın hapishanede günlük yaşantın - giydiklerin , sürdürdüklerin , inanışların alanında - ve sadece çırılçıplak avluda bi tur atmak olabilir düş ; kendini kopuk bir biçimde belli eder  , Marcel Proust dan bi paragraf gibi nezleli bi ses sana tüm geçmişinle hesabın yolunu açar ..
Rüya erdemlidir ve özgürdür . :islik:  :w00t:  

buz

:specool:

Rüya insanın tutucu benliğini delen çılgınca bir isyandır.  

mens cogitans

ilk insanlar bu erdemi tatmış olmalılar  ;)  

buz

Mesela birine seni seviyorum demekten daha akıllıcası ona onla ilgili rüyanı anlatmaktır.Çünkü rüyalarında bir tek kravat takamadığın için ne varsa itiraf ediyorsun zaten. :)

Çeben

Bir saniye bırakmaya gelmiyor anında edebiyata başlamışsınız he :)... Bilimsel bakalım hadiseye arkadaşlar edebiyatın yararı yok :P

" Ortaokulda tüm öğrenimimiz boyunca aynı sınıfta olduğum bir arkadaşımın gördüğü küçük bir sahneyi yorumlamaya - herhangi bi çözümleme olmaksızın sadece tahminle - cesaret etmiştim birgün küçük bir dinleyici grubu önünde düşlerin istek doyurmalar olduğu düşüncesi hakkında verdiğim bir konferansı dinledi. eve gitti ve tüm davalarını yitirdiğini düşünde gördü ( avukattı ) ve sonra beni bu konuyla ilgili sorguya çekti. Ona herşey bir yana insanın tüm davalarını kazanamayacağını söyleyerek konuyu geçiştirdim. Ama kendi kendime şöyle düşündüm : " Tam sekiz yıl boyunca sen sınıf birincisi olarak ön sırada oturur , o da ortalarda bir yerlerde sürünürken senin günün birinde tümden sınıfta kalman yolunda okul günlerinden kalma bir arzuyu beslememesi çok zor olurdu."  

cananca

üniversitedeydim...
yurtta sekiz kişilik odada kalıyorum...rüyamda karşı kolidordaki bir odanın kapısı önündeyim...kızın biri yarı uyanık bana bakıyor..ben elimde yarım ekmek..kıza aldım diyorum.kız bir anda ayaklanıp...-hırsız bu..ekmeği çaldı diye bağırmaya başlıyor...bağırarak uyanmışım...
kızlara anlattım...gülüştük  sonra...
ertesi gün (bu gerçek olandır yani rüya değil...)telefonlarımızı ya aşagıdaki şarja takardık kilitli dolaplara yada kolidora takıp başlarında beklerdk...
ama kolidorda 3 kız vardı zaten..bende taktım..teli bıraktım dışarı fırladım..nasıl olsa burda olmadığımı  farketmezler diye..
2 saat sonra geldiğimde tel. yoktu..evet..çalınmıştı..yurdu birbirine kattım...başında bekleyen kızların odası tek tek arandı ama tel bulunamadı..
sonrası odaya geldik..teselli alıyordum kızlardan..birden rüyam geldi bir arkadaşımın aklına...
bak rüyanda çalmıştın ama gerçekte çalndı tel.in dedi...
daldım..o anda aklıma rüyamdaki oda geldi...odayı net hatırlıyordum..oda numarasınıda...
kızlardan biri o odada kalıyordu..ısrarcıydımm...rüyamdaki kız değildi o odada kalan ama telin başında bekleyen kız ordaydı...
...
kızı araştırdım hakkında bilgi edindim biraz...
adanalı bir ailenin kızı..baba kör..anne temizliğe giden bir bayan...ama kolundaki saate babamın maaşı yetmez o zamanlar..
gece 3..
kızı uyandırdım...etüt odasına gittik ve konuşmaya başladık..aramızda sır olarak kalacaktı bütün konuştuklarımız..itiraf etti çaldıgını...ağladı..ben ağladım...
ağladık...
sonuç olarak ben tel imi ertesi gün geri aldım..aramızda sır olarak kaldı hep ama asıl rüyamdaki sırrı kimse çözemedi...