20.06.19/09:41

Ecevitin Aciklamalari Insanliga kara bir lekedir

Başlatan marcos, 08.08.04/22:17

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

marcos

M. ALTAN, ECEVİT'İN AÇIKLAMALARI İNSANLIĞIN ALNINDA KARA BİR LEKEDİR
M. ALTAN/GAZETEM.NET

Amacım hiç bir şekilde kendilerine Türküm diyenlere hakaret etmek yada küçük düşürmek değildir. Her insanın kendini istediği şekilde adlandırma ve nitelendirme hakkı vardır. İster soy sopunu inkar edip başka bir kimlikle kendini nitelendirme hatta yani devşirme olma hak ve özgürlüğü de vardır.

Zaten "Türkiye" denilen coğrafyada Türk kökenli insan aramak okyanuslarda pirana balığı aramak gibi bir şey olur. Normal olarak Moğollarla ayni grupta olan Türkler'de sarı ırk olma özelliğini taşımaları gerekirken bugün bu coğrafyada böyle bir özellikte yoktur. Bizim konumuz elbette kafataslarını ölçerek hangi ırka mensup olduklarını belirtmek değildir.
Gerçi kendiside Arnavut kökenli olan Atatürk; zamanında böyle bir araştırma yapmıştı, ama sarı ırk özelliklerini taşıyan bir iz bulamadığı için Hitler gibi biz Arı ırkının temsilcileriyiz deyivermişti. Zaten böyle bir ulus ve halk ayrışması yapılırsa "Türkiye "denilen coğrafyada gerçekten kaç Türk kökenli insan bulunabilir diye bir soru da akla gelebilir.
Askeri ve siyasal alanda, Osmanlılardan gelen yeniçeri ocağı yöntemlerinin izlendiği, devlet yürütme ve çekirdek kadrolarının bu yöntemle çözüldüğü herkes tarafından bilinen bir gerçekliktir. Mimar Sinan Ermeni kökenli, Atatürk Arnavut kökenli, İsmet İnönü Kürt kökenli Süleyman Demirel Balkan kökenli , Ertuğrul Özkök'ün bilmem nereli olması, Nazım Hikmetin Macar kökenli olması gayet doğal ve bunların kendilerini Türk hissetmeleri de Yeniçeri ocağı devşirme sistemine göre anormal bir durum da yoktur. Sistem budur Osmanlılardan günümüze gelen gelen sistemin temel özelliği ve işleyişi kişi veya halkların kendilerini bir başka kimlikle yani Türk ifade etmesidir.

Devletin devamlılığı ve bekası için bu gereklidir. Ve en iyi yöntemde budur ve tarihtede ispatlanmıştır ki en tutucu ve muhafazakar ve sadık kesim kendilerini ispat etme sorunundan dolayı devşirmeler olmuştur. Tıpki Diyarbakırlı Ziya Gökalp yada Büyük Yurtsever Bedirxani ailesinden gelen Türk tarihçisi Cemal Kutay ...vs gibileri. Bir gün bakarsın ki Cemal Kutay'da Tıpki Ecevit gibi bir işe yaramadığı zaman ortaya çıkıp benim sülalem Bedirxaniler olabilir dediğinde hiç şaşırmayın.

Yazımın başında da belirtiğim gibi kesinlikle kendilerini Türk diye nitelendirenlere hakaret etmek yada küçük düşürmek değildir. Ben olayın sadece biraz farklı bir tarafına bakmak istiyorum. Uzun yıllar "Türkiye"ye en iyi bir şekilde hizmet eden Bülent Ecevit ve böyle insanların yaşamış olduğu insani acı ve psikolojik sorun ve insanlık onurunun ayaklar altına alınmasına ilişkin soruna bir kaç kelime ile değinmek istiyordum.

Bülent Ecevitin Kürt kökenli olduğu bütün " Türkiye" tarafından biliniyordu ve açıklamaları pek öyle sürprizde değildir. Ama tuhaf olan Ecevitin kimliğini inkar etmesiydi, yaşadıkları insanlık adına bir trajedidir, insanlık adına kara bir lekedir.

Geçmişte ve bügünde aynı psikolojik baskıyı ve trajediyi yaşayan milyonlarca insan vardır. Tıpki Bosnalıların kendilerine TV lerde anadilde yayın hakkının verilmesini protesto etmeleri, bu şimdiki modern ve demokratik denilen "Türkiye"nin gerçek tablosodur. Kazaran ''insanlar'' tarafindan Bosnalıların konuştuğu dilin Sırp- Krovat olduğu öğrenilirse gerisini siz düşünün üstelik Sırplarla Osmanlılar döneminde gelen tarihsel bir düşmanlıkta vardır.

Geçmişte ve halen günümüzde de Ermeni, Rum özelliklede Alevi Kürtlerinin kimliklerini gizlemeleri kendi anadillerinde konuşmayı çocuklarına yasaklamaları geleneklerini kültürlerini hizli bir şekilde unuturmaya çalışmalarının elbette mantıklı bir izahi vardı. Kim durup dururken kendi soy sopundan dolayı utanç duyar. Bosnalılar çok iyi biliyorlar ki kendi kimlileri kültürleri için mücadele etmeleri demek tıpkı Ermeni,Rum, Kürt ...vs gibi katliamlara baskılara sürgünlere mal mülklerine el koyma gibi saldırılara maruz kalma olabilir.

Üstelik tarihi araştırmacılar Bosnalıların aslen Sırp olduklarını Osmanlılar döneminde müslümanlılaştırılarak devşirildikleri de ortaya çıkarırlarsa.

Bundan dolayıdır ki Bülen Ecevit yıllardır Kendi kimliğini bile gizlemesi en acı ve dramıda Babasının mezar taşındaki Kürdizade levhasını kendi elleriyle kaldırmasıdır. Ecevit geçmişine kimliğine ait ne varsa hepsini silmek istiyordu. Yarın devlet kademelerinde Kürt diye kızağa alınabilirdi. Babasının Mezarındaki belkide Babasının vasiyeti olan Kürt olduklarını belirten levhayi kaldırması bundan dolayıdır.

Ailesinin Osmanlılar döneminde sürgüne gönderildikleri açıktır ki bunun anlamıda Ecevitin ailesi, döneminde Osmanlılara karşı direnen herhangi bir yurtsever Kürt aşiretinden geldiğidır. Ecevitin bu kadar aşiratlere, kendi kökenine karşı kin ve nefret duymasıda bundandır. Ecevitin geçmişini kökenini inkar etmesinin ödülü uzun yıllar devletin en üst tepesinde hizmet etmedir.

İnsanların anlamadığı yada anlayıpta görmek istemediği nokta da budur. Görmüyorum, duymuyorum, bilmiyorum.

İnsanlığa karşı işlenen suçlar bu coğrafyada insanlığın bir kutsal değeri olarak lanse edliyor. Bu coğrafyadaki bütün kesimler ,'Maksist''in den tutun islami demokrati faşisti liberalı elele insanlık suçlarını savunmaları buna karşı çıkanları kendi kimliğinden kültüründen soy sopundan taviz vermeyenleri ırkçılık ve milliyetçilikle suçlamaları bundandır.

Zenginlik mozaik dedikleri şeyin aslında soykırım olduğu gerçekliğidır. Her halk kendi ulusal realitesi doğrultusunda, ulusal hak ve özgürlükleri için mücadele ederse nerde kalır o Türk kökenli bilmem Kürt, Bosnali Çerkez Rum...vs hikayeler diğer bir deyimle ya pandoranın kutusu açılırsa.

Bu coğrafyada insanlığın onurunu kurtarmaya bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini mücadelesi verenlere feodal-ilkel miliyetçi, bölücü, Küçük-burjuva, işbirlikçi diye Türkiyedeki her kesim tarafından suçlanmalarının sırrı ve kerameti de burda yatmaktadır.
Kısacası Ecevitin yaşadığı insanlık adına bir trajedidir, trajedinin ötesinde bir insanlık suçudur. Bu suçu oluşturan sistem yıkılmadıkça bütün ayrıntılarına kadar teşhir edilip mahkum edilmedikçe ve bundan dolayı ortaya çıkan sonuçlar telafı olunmadığı sürece kendine Türküm diyenlerin tarih ve insanlık karşısında asla aklanamazlar. Kendilerine hümanistim devrimciyim demokratim liberalim...vs etiketler takması bir şeyi değiştirmez.

Çünkü hepsi Yeniçeri ocaklarının yarattığı sistemin nimetlerinden yani halkların jenosidi ile oluşturulan zeminden beslenip gıdalarını almaktadırlar. Bu tarihsel sorun çözülmedikçe ne bu coğrafyaya kardeşlik ve barış nede demokrası gelir. En büyük sorumlulukda kendilerine Türküm diyenlerdedir, hangi kökenden olmaları hiç önemli değildir önemli olan önce insan olmaktır. İnsan olmanın temel kıstasları da açık ve nettir.

marcos


deniz

09.08.04/10:02 #2 Son düzenlenme: 09.08.04/10:02 amadeus
- Sosyal demokrasinin prim yapan değerlerini kullanarak faşizme ve kendi egosuna hizmet eden bir dinazor/bunak.
- Fetonun en iyi dostlarından biri
- Gapı gaptırmamcı :)

baretta1

Ben de merak ederdim kendine "gazeteci-yazar" sıfatını "yakıştıran" bu adamın yazılarını ciddiye alıp okuyanlar var mı diye?

Tragedja

baretta1 begenmiyormusun altanlari neden?

baretta1

İnandırıcılığı olmayan, gerçekleri yansıtmayan, halkı kandırmaya yönelik saçma sapan yazılar yazıyor da ondan...

Halkı kandırmak gazetecilik ile bağdaşmaz!

marcos

Tabi Nihal Atsiz ne derse o olur dimi sizde.. ;)  

baretta1

AlıntıTabi Nihal Atsiz ne derse o olur dimi sizde.. ;)

O kim yav?

marcos

faist bir salak..kendini nazim gibileri curutmeye harcamis ancak becerememis bir turk istikbalinin evladi.

baretta1

Adını ilk defa duydum, hiç tanımadığım için yorum yapamayacağım