25.06.19/02:11

Tebessümm (:

Başlatan moon, 07.06.08/14:25

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

DOGA35

Alıntı yapılan: uykucu - 07.06.08/17:30
Alıştıra alıştıra

- Sedat abi baban elmeş..
- Ne?
- Baban elmüş
- Ne diyon be?
- Baban ölmüş
- Manyak mısın oğlum, doğru düzgün söylesene
- Alıştıra Alıştıra söyleyim dedim..

       :P
[/quo cok güzeldi yaaaaaa.nerden bulursun bunları

uykucu

öle denk geldi DOGA35 ama bende çok güldüm buna bea...:P

uykucu

azeri spiker....

MAÇIN İLK YARISI
-Hollandalı Overmars'ın zerbesini(şutunu) kaleci Taffarel son anda defedebildi.
-4 degge (dakika) sonra Overmars'ın kapuya (kaleye) vurdugu zerbe,kapunun yanından geçer.
-Arif kapıcıyla (kaleciyle) karsı karsıya kalır: Kapuya vurdugu zerve,kapunun yanından geçer.
-İlk yarı golsuz sona eriy.

İKİNCİ YARI
-Cim-Bom 2'inci sehire (yarıya) de hucumlarla baslıyir.Hakan Şükür kapu diregine vurur,kapu diregi Arsenal'i golden klas eder (kurtarır).
-50'nci deggede Andre, sol cinahtan ilerlir,zerbesi kapunun ustunden geçer.
-70'nci degge...Brezilyalı Caponi'nin zerbesini sieman dergeder (kurtarır).
-81'inci degge...Okan'ın zerbesi mudafiyatcılar (defans) tarafından uzaklaştırılır.

UZATMALAR
-Oyunun esas vaktinde hesap acılmadı.Hakim,galibi muayyen etmek icin 30 degge teyin edir.Kızıl top (altın gol) prensibi kulveda olur.
-Karpak Maradonası Ruminyalı Hagi ile arsenal kapitanı adams arasında mukayese basverir.
-Henri'nin zerbesi...Ve Taffarel Galatasaray'ı yuz faizlik (yuzde yuzluk) golden klas eder.

VE PENALTILAR
-Son noktayı Rumenyalı Popescu vurur ve Galatasaray, 4-1 hesabıyla 11 metrelik zerbelerle Arsenal'ı UEFA Kubokunun (Kupası) finalinde maglubite ugratır. Galatasaray hem Turkiye Kubokunu kazandı, hem Turkiye Campiyonu oldu. Tebrisler Galatasaray...
                     :P
Mecidiyeköy-İ.Ü Avcılar kampüsü otobüsüne ara
duraklarda yaşlı bir teyze bindi.
Yaşlı teyze:-Evladım biletim yok bir sonraki durakta
inip bilet alabilir miyim? Şoför:
-Tamam ama önce içeriye bir sorun.
Teyze arkasını döner ve arkaya doğru yüksek
sesle:
-Pardon acaba bundan sonraki durakta inip bilet
alabilir miyim?
                       
                      :P

eBRuLi

Kendimden bir anı tebessüm ettirir belki sizleri dedim..




En doğusundan , en batısına bir çok ilde görev icabı bulunduk.Yine görev icabı güneydoğunun en sıcak illerinden birine tayinimiz çıkmıştı.Her yeni il,yeni okul,yeni öğrenciler,yeni arkadaşlar,yeni amirler ve yeni veliler beni önce biraz ürkütür.Ama yaşamım boyunca belki de en güzel dostlukları edindiğim,düşündüğümde hep gülümsediğim anılarımın olduğu,öğrenci öğretmen ilişkişinin güzelliğini, en çok yakaladığım (farklı devrede öğretmen bulunamadığı için 6-7-8. sınıfların sosyal bilgiler ve ink. tarihi derslerine de girmiştim,şimdi üniversiteli oldu bir çoğu ) ve hala görüştüğüm dostlarımın olduğu bu şehir , en güzel anılarımın şehri olacaktı sonradan..  Yeni tayin olduğum için muhakkak yine birinci sınıf öğretmeni olacaktım ve öylede oldu. Sınıf 40 kişi idi ve öğlenciydim. Hava o kadar sıcaktır ki oralarda eylül ayında bile bayılacak gibi olursunuz. Sınıfım okulun hemen girişinde zemin kattaydı ve sıcaktan ders yapmak çok zordu. Dört pencerenin hepsini açar ve kapıyı da açardık ki , belki biraz hava akımı olur da ders yapabiliriz diye.. Ama ben yüzümü ne zaman tahtaya bir şeyler yazmaya dönsem Mahir isimli öğrencim pencereden atlayıp dışarıya kaçıyordu. Çocuklar hemen bağırmaya başlıyorlardı ''Öğretmenim Mahir yine atladı, koşun '' diye... Mahir pencereden ben kapıdan başlıyorduk koşmaya (vallahi halimi görseydiniz , şu anda yazarken bile gülüyorum  ) Mahir hem koşuyor, hem de bahçeden bulduğu taşları cebine dolduruyordu..Onu bahçe kapısından çıkmadan yakalıyordum ve sınıfa getiriyordum.. Mahir bir hafta boyunca her gün atladı kaçtı, her ders kaçtı .. Ben bir hafta peşinde koştum (demek gençlik varmış o zamanlar , şimdi iki adımda tıkanıyoruz  ) Annesini çağırdım bir hafta sonra , Mahir sol elinin başparmağı sürekli ağzında , tombik yanaklı, esmer , zeytin gözlü bir çocuktu.. Annesi ertesi gün elinde bir raporla geldi.. Mahire üniversite hastanesinde ileri derecede hiperaktif tanısı konmuş ve ilaç verilmişti ama anne ilaçların yan etkilerinden korktuğu için kullanmamıştı . Evde onun peşinden koşmaktan hiç bir iş yapmadığını söyledi..Sınıftan kaçma olayını ve okulun önünden bir tren yolu geçtiğini ,bu durumdan korktuğumu annesine anlattım. Annesi Mahir'in trenlere taş atmak için sınıftan kaçtığını söyledi.. Trenlere taş atmak içinnnnnn !!!!    Bu durum bir müddet daha devam etti.. Mahir pencereden , ben kapıdan .. Hemen bu konuyu araştırmaya giriştim . Hiperaktif çocuklarla ilgili bir çok kaynak araştırıp okudum.. Mahiri sınıfta tutmalıydım , ona sorumluluk vermeliydim , ona bir çok görev vermeliydim ki enerjisini sınıfta atabilsin , öyle de yaptım . Bir sabah sınıfa girip ''Günaydın çocuklar!'' dedikten sonra Mahir'i yanıma çağırdım , tüm arkadaşlarının yanında bundan böyle Mahirin benim asistanım olduğunu açıkladım( tabii peşinden de asistanın ne demek olduğunu   )Açıklamamdan sonra Mahirin havası değişti . Hep yanımda ,masamın civarında , dolabın içinde , evraklarımın arasında dolanmaya başladı Mahir .. Ama artık asla kaçmıyordu sınıftan.. Ona sezdirmeden onu sürekli göz hapsinde tutarak ve yetki vererek kazandık Mahir'i.. Çok akıllı bir çocuktu aslında ama rahatsızlığı yüzünden yerinde durması mümkün olmuyordu .. Sınıfta dolaşmasına müsade ettim zaten, zaman içinde çocuklarda alıştı bu duruma .. Mahir canı nereyi isterse oraya gider otururdu .. Mahirin defterine sene boyunca on cümle yazdıramadım , çünkü yerinde oturması mümkün değildi.. ama herkesten önce ve sadece tahtayı izleyerek okumaya geçti. Yazmadığı için diktesi ile de epeyi bir uğraştım .. Okuma ile yazmanın aynı anda gitmesi gerekir çünkü .. Mahir anılarımda '' Asistan Mahir'im '' olarak yerini aldı .......... eBRuLi



gobilibozo

:) Mahir duruldumu acaba?biraz kendime benzettim ben durulduysam oda durulmuştur  :(

lebiderya

:) Peşinden koşmamak için güzel bir buluş.En önemliside kazanmak, kaybetmekten çok. Genelde kybediyoruz. Kazanma emeğini, ndir kullananlardanız.

harunserdar_nr

Otobüsle Eminönüne gidiyorum.
Durak olmayan yerde inmek isteyen Karadenizli vatandaş şoföre;
-Ula hemşerum orta kapiyi açta inelum
-Ula gaybana daha durağa gelmedik hacan patladınmi, demezmi
Meğerse soförde Karadenizliymiş.Ama asıl bomba başrol oyuncumuzdan geldi
-Nassiiiiii
Bu kelime sonrasında bütün otobüs aralıksız 15 dk güldük:D

Xantippi

gecenlerde  cok cahil bir veli ile biraz tartistim,ne ben onu anlayabildim ne de o beni,,,eve geldim kücük kizim girmis havuzun icine( plastik,sisme havuz)oynuyor,oynamakla kalsa iyi,islak ayaklarla bir disari,bir salonun ortasina...
-kizim dedim dersin yok mu senin,(veliyede kizmisim ya hani)okuyun okuyun,okuyunda adam olun!
öyle tuhaf,öyle saskin yüzüme bakti ki ben de bir anlam veremedim,biraz düsündü,sonra bana dönerek

-anne,adam mi olalim,kadin olmayalim mi? demez mi :)

moon

:D güzel cevap olmus valla maşallah :)
Ebruli güzel bizimde belki basimiza gelebilir böyle seyler ama benim de staj yaptigim okulda vardi abdülkadir diye bir çocuk o da hiç yerinde durmazdi ayni sizin dediginiz gibi hep birsyeelr ugrastiryordum bende derslerine girince ancak o zaman ikna oluyordu.acayipte aktif bir çocuk okulda tanimayan yok bence ilerde okulun maskotu bile olur. birde resmini paylasayim.



bugün okulda yine herkesin gözdesiydi. üstelik bir ara okulda şenlik gibi bir sey vardi. öğretmeniyle beraber oyun bile oynadi. :)

uykucu

Bir bankanın müşteri hizmetlerini arayan bir müşteri:

-Beyfendi ben bankamatikten para çekmek istiyorum ama bir türlü çekemiyorum!

- Özür dileriz efendim, teknik nedenlerden dolayı sistemlerimiz şu an OFF dadır.

- Peki, teşekkürler.

Yarım saat sonra tekrar aynı müşteri bankayı arıyor:

- Beyfendi ben şu an OF'dayım ama ben hala para çekemiyorum.


       :P