24.08.19/08:36

insanlara yaklaştıkça kendinden uzaklaşırsın

Başlatan deniz, 04.04.05/09:58

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

deniz

insanlara yaklaştıkça kendinden uzaklaşırsın.

çünkü onlara yaklaşmak demek ortak toplumsal ruhu yaşamak demektir.

yada bireysel yaklaşımlarda ona bağlı bir uydu olursun.

ne kadar uzaklaşırsan o kadar kendin olursun.

..

yalnızlık varolmanın biricik koşuludur.

(belki de tanrı özgünlüğünü yalnızlığına borçludur :0 (21):)

Filozof22

     Körler ve sağırlar arasında dolanıyor gibi dolanıyorum insanlar arasında.Gözüm Üstinsan'a olan umudunu yitirmesin diye...
     Bilen insan,insanlar arasında körler ve sağırlar arasında dolşır gibi dolaşır...
                                                                             

Çeben

Seninde bu söylediğin bu 2000 yıllık Sosyoloji teorisiyle çelişiyor ama bu bahsettiğim teoriyi yazan kağıdı okulda bana verdikleri zaman direk senin düşündüğün gibi düşünmüştüm ve münazarada aksi fikrini savunmuştum. Teori şöyle


" Birey kendi varlığının anlamını bir toplum içinde yaşayarak anlar , insanlık toplumu hukuk esaslarına dayanır , bütün parçaların toplamından fazladır. Esas olan gerçek olandır.

MÖ 411 Aristo

eylül

ama şey var bide  :)

''yalnızların en büyük sorunu,
  tek başına özgürlük ne işe yarayacak,
  mutlaka paylaşılacak
  suş ortağı bir sevgiyle''   attila ilhan  :mellow:

birine uydu olmak var,
güneş olmak var,
bi de astroloji dinleyenler bilir,
ikiz yıldızlar var uzyda
birbirinin etrafında dönüyorlar..
burda bahsedilen kuyrukluyıldız olmak herhalde,
ordan oraya.. ordan oraya

uzay çok büyük yaw :)
sıkılır insan 
;)

Çeben

Hayır öyle değil aslında

burdaki ince farkı görmek çok önemlidir. Burdan yola çıktık diyelim ve 20 kişilik bir grup olarak ankaraya gidiyruz. Grubun 19 kişisi batı karadeniz üzerinden yola çıktı gidiyor. Bunlar evrensel ahlak yasası inananları ve toplumsal yapıya ayak uyduranlar. Diğer ise eskişehir üzerinden gidiyor ankaraya ... Bu ise tpolumdan kendisini soyutlayan kişiliktir ... Burda iki madde çıkar karşına ,

- Toplumdan kendisini soyutlayıp sıyıran kişi yanlız kalacaktır. Bu yanlızlığı kaldırabilecekmidir. (Yanlızlığı salt insansızlık olarak algılamayalım , ihtiyaç yanlızlığı ve herşeyi kendi yapma zorunluluğu )

- Toplumdan kendisini soyutlayan kişi doğru yöntemimi kullanmıştır ? ...  Kişi herkes ankaraya giderken izmire mi gitmeliydi ? böylece toplumdan tamamen kopmuş olmazmıydı ?  İşte esas sorunda burdadır. Toplumun gittiği yönün aksine giden değil , toplumun gittiği yöne başka bi yönden giden kişi "öteki" sıfatına mazhar olan kişidir , ve bunu yaparkende yanlızlığın çekiciliğine değil yanlızlığın buhran yönüne bakarak karar vermelidir ne olacağına.

jeren

yalnız kalmak isteyen kişi kendi seçimini yapmamış mıdır zaten
demek bunu kaldırabilecek güçte olduğunu düşünüyordur.

eylül

yalnız kalmak isteyen kişi çok zamandır yalnız kalmamış kişidir.
ve bunun buhran yönünü unutmuş gibidir
ne bileyim, yazın cehennem sıcağı olunca kışın donduruculuğunu özlemek gibi

jeren

alışkanlık haline getirmiş olablir yalnızlığı..
özlemeye zaman bulamadan yalnız kalmış olabilir belki
başım ağrıyo..

Çeben

İnsanın tinsel yapısı karışık , tutarsız , anlaşılamaz ve belli bir dizimden kopuk bi şekilde gelişir. Bunun için ruhumuzu bazen çok akıllı bazende çok aptal olarak görebiliriz. İnsan neden yanlızlığı ister , ve bu yanlızlık neden bu kadar çekici gelir insana ? Çünkü yanlızlık akıllıdırki insana güzel yüzünü gösterir ama bu güzel yüzü yanlızlığın sadece fotojenik bi yansımasıdır. Aslında yanlızlığın içerisinde insana güzel gelen hiç birşey yoktur. İnsan yanlızlığın fotojenik yani sahte güzelliğine kanarak ona yönelir ve kendisini yanlızlığın içine atar . Daha sonra bilinç altı dramatizeleri ile kendisine farkında olmadan yanlızlığın güzel olduğunu söyler. Diğer insanlardan uzak kalmak insanda farklı olduğu izlenimini yaratır ve insan o farklılığın verdiği gaz bitene kadar sahte bir dramatizik mutluluk yaşar , daha sonra bu giderek azalır ve acı vermeye başlar. Acı dramatize ile örtülür , sonra örttüğü dramatize de ona acı gelir ve daha büyük bir dramatize ile örtülür acılar sonra ise psikozlar başlar ...

Kişi kimseye bakmadan kendisini dinleyip ona göre karar vermelidir. Kararını gönderdiği yerde , kararının yönünü değiştirecek rüzgarların benliğine müdahale etmesine izin vermemelidir...

buz

Bazen kendine yaklaşabilmenin bir biçimi kendinden uzaklaşmaktır ki..başkalarına yakınlaşarak kendini ilişkilerin içinde ve o insanların solukları içinde görmeksizin ancak gerçeğinin bir kısmını oluşturabilirsin.

Üstelik çoğu zaman tek başınalığın kutsanması tek başına kalışa duyulan bir öfkedir..

gene de cezbedici bir güçtür de tekbaşınalık, nefes kesici bir deneyim ve bu deneyimin hasarlarından -illa ki hasar verir- doğan harika metinler de demektir , o ayrı.