17.08.19/17:03

insanlara yaklaştıkça kendinden uzaklaşırsın

Başlatan deniz, 04.04.05/09:58

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

torq

" Birey kendi varlığının anlamını bir toplum içinde yaşayarak anlar , insanlık toplumu hukuk esaslarına dayanır , bütün parçaların toplamından fazladır. Esas olan gerçek olandır.

MÖ 411 Aristo

İşin özünün bu sözde yattığını düşünüyorum. İnsanın sosyal bir varlık olduğu gerçeğini kabullenerek yola çıkarsak Çeben'in örneğinde olduğu gibi hepimiz sürü halinde yaşamayı öğreniyoruz ve çobanlarımız tarafından bir yerden bir yere sürülüyoruz. Ancak büyüyüp koyun haline geldikten sonra koyun olarak mı insan olarak mı yaşayacağımıza karar veriyoruz.
1) Koyun olmaya devam edeceksek fazla bir çaba göstermeden, aynı yoldan bir ileri bir geri giderek, başkalarının yaptıklarını taklitle ölümümüzü bekliyoruz. Bu yaşam biçiminin yanlızlık gibi bir sıkıntısı olmadığı gibi, karar verme gibi bir zorluğu da bulunmaz. Zaten başkaları sizin yerinize ve adınıza karar vermiştir, size sadece uygulamak kalır. Mutlu ve huzurlu bir hayatın garantisi denilebilir.
2) İnsan olmaya karar vermişsek, durum biraz zorlaşıyor. Önce kendimizi bilgilendirmek zorunda kalacağız, bu da uzun ve zahmetli bir yolculuğun başlangıcı. Sürüden ayrılmamız halinde kendimizi koruyacak silahları bilgiyle edineceğimiz için bu koşul yerine getirilmeden insanlaşamayız. Bilgiyi her kanaldan almaya çalışmak zorunluluğu var, çünku hayat çok kısa ve kurtlar dışarıda ulumakta. Bilgilenip sürüden ayrlıdığınızda yalnızlık kavram olarak hayatınıza girmeye başlayacak. Herkesin gittği yoldan gitmemenin bir bedeli var, onu ödemeden gitmek yok! Bu bedel yaşamınızda çok kişi olsa da hep yalnız olacağınızdır.

Yalnızlık Ömür Boyu

Seslendiren: MFÖ (Mazhar - Fuat - Özkan)

Senle beraber olsak da sevgilim
Ayrılsakta, ölsek de bu yolda
Ömür boyu bağlansak da
Sevinsekte üzülsek de
Yalnızlık ömür boyu

Senle beraber olsak da sevgilim
Hiç görmesek birbirimizi, özlesek
Hep yalnızlık yavrum
Yalnızlık ömür boyu

Birden sen gelsen aklıma
Seni unutsam bazı bazı
Meraklansam gizlice,
Delice kıskansam seni

Hep yalnızlık var sonunda
Yalnızlık ömür boyu,
Hep yalnızlık var sonunda
Yalnızlık ömür boyu

deniz

insanlar yalnızlıktan kaçamazlar.
en yoğun insan bile günde bir kaç dakika (mesela tuvalette :P) yalnız kalır.
bir grupla çalışırken bile üretmek için bi kendine dönersin ve bir süre kendinle başbaşa kalırsın ve sonra gruba sunarsın.

yani yalnızlık herkesin yaşadığı bir şey ancak süreleri farklı.

uzun süreli yalnızlıklar üretim için kaynak sıkıntısı yaratır. mike in söylediği şeylerin kökeni bu aslında. yani uzun süreli yalnızlık çekenler azık sıkınıtısı çekerler.

Çeben

Yoo bence böyle düşünmemelisin , bir insanı en büyük psikozlara sokan neden yanlız kalmasıdır. Ve bu yanlızlığın iyilik yada kötülük dereceleri sürelerine bağlı değildir. Süre apayrı bir durum ... O bahsettiğin kısa süreli yanlızlıklarda kişi kısa süre sonra tekrar insanların arasına gireceğinin bilincindedir ve bu ona bi zarar vermez ama diğeri farklı , kişi yanlız kalacağını yazmıştır bilincine ve farkındadır. Aslında bi çok şeyin temelinde yatanda bu işte , farkındalık...

denge

İnsanlardan duyduğumuz bıkkınlığı yine insanlara anlatıyoruz, böylece rahatlamaya çalışıyoruz.  İlginç bir durum... Yani insan ne olursa olsun insana muhtaç galiba.

Ama ben yine de hayatımda ne kadar az insan olursa o kadar az stres olacağını düşünüyorum. Bu sebeple çok az insan alıyorum içeri...Ama Aristo'nun dediği gibi kendinizi tanımak için etrafımı gözlemlemek bir zorunluluk...

deniz

her insan basli basina ozel bir yaratiktir. her seyden farklidir. eger kendi dogal seyrinde ise..

ama insanlar birlikte oldukca belli katagorik tiplemelere kaydolmaya baslarlar. birbirlerini taklit ederler veya onlara uyumlu olmka icin beklentilere uygun hareket ederler..

iste bu toplumsallasma sureci olgunlastiginda artik kisinin ozgunlugu ortadan kalkar ve yerini normlardan biri alir.

çeçil

toplum içinde iyi bir yere gelmek ve toplum hayatına adapte olabilmek için düz ve sade bir mantık kafidir . biz çok düşünenler , fikir kalabalığından bir düşüncemizi beğenip uygulamakta zorlanıyoruz. aynı hedefe giderken yolda  düşen iki cocuk dusunun bırı kalkmalıyım dıyor ve kalkıyor diğeri hangi şekilde kalkmalıyım diyor ve başlıyor düşünmeye ... milyonlarca aptalca soruyla boğuşmaya baslıyor. üzülüyor düştüğü için gururu inciniyor , kah kendini düşürenlere takıyor kafayı kah kendine kızıyor.işte hayat bir insan için bu kadar basitken diğeri için içinden cıkılmaz bır hal alıyor ...
yalnız kalmayı isteme sebeplerinden biri de insanlardan nefret etmektir sakın denemeyin çok zararlı bir duygudur panzehiri ise sevgidir ..

Ruler of the Ruins

insanların birlikte olmama gibi bir seçenegi var mı?
bireysellik toplumun kalıplarına girmemek demek degil ki zaten toplum üretimiyiz, gözlemleyebilmek, tartabilmek ve gerektiginde kalıpları kırabilmek bireyin kendi yetenegi, ki gözlem için topluma yanaşmak lazım..

hem sen hep demezmisin "aptallık tercihtir" diye..

denge

Sen toplumu gözlemlemek için yanaşırsın belki, bu iyiniyettir...ama toplum seni bir kara delik gibi içine çeker. Ayrıca biz toplumun üretimi değiliz ruler yada toplumun kendisini varedebilmek için muhtaç olduğu insan tipi biz değiliz. Kalıpları kırdığında da zaten etrafında hiç kimse olmayacak, yalnızlar kervanına katılacaksın bundan sonra...

Ruler of the Ruins

hayır uymak, kabul etmek demek degildir..
sen ben yada gözlemleyen herkez toplumun bir tarafında enaz digerleri kadar..
toplum içine çekecek kadar güçlü degil, çünkü gözlemleyen beyin onların veremediklerine aç
yoksa baştan isyan etmezdi, yada anlamaya çalışmazdı..

hayrullah67

insan toplumsal ve sosyal bir varlık olduğuna göre , insanı toplumdan ayrı düşünmek biraz zordur. inan doğduğunda tamamen saf ve boş bir varlıktır. Büyümeye başladıkca yasadığı tplumun kaliplarına bürüntkisinde kalır. ür, bürünmek te zorundadır. zamanla aklını ve iradesini kullanarak seçeneklere ve lternatiflere bakarak  tercihlerini değiştirir. ama bu tecihlerde bile toplumun baskın kurallarının etkisinde kalır. topluma aykırı hareket ettiğinde .toplum buna bir yere kadar müsade eder . ancak toplumun ana kuralları çok zorlanırsa dışlanma , kabul görmeme, horlanama  gibi tepkiler vererek kişiyi sistem içine çekmeye çalışır. daha olmadı ,Deli der ve tamamen toplumdan soyutlar