17.08.19/17:07

Bedirxani/Bedirhaniler

Başlatan cosinus78, 22.06.08/14:20

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

cosinus78

Malbata Bedirxaniyan

Ji Wîkîpediya

Bi çavkanîyên dîrokî hatîye zanîn ko Malbata Bedirxaniyan di nava civaka Kurdan de xwediyê paşerojek pir girîng u kevnare ne. Evê malbatê di nava gelê Kurd de her demî bi rûmet jîyan kirîne u bi vê rûmeta xwe jî cihekî xwe yê girîng di dilê wan de vekirîne. Bi teybetî di herêma Botan de bi demsalan hikumranîya xwe berdewam kirîne u dem bi dem ew hikumranîya wan fireh bowîye gihaye gelemperîya cografîya Kurdistanê. Paşeroja wan ya dirêj de çawa gelek rojên wan yên bi rûmet u serkeftî çêbowîne, rojên wan yên pir bi tengasî derbazboyî jî çêbowîne. Ev rastîyek ya dîrokî ye. Pirtoka bi navê “Emîr Bedirxan” de wekî hatî dîyar kirin, di demê Osmanîyan de ev malbat rastê dû felaketên mezin hatîne: Felaketa yekemîn di demê Yawuz Sultan Selîm de çêbowîye. Malbat tevayî bi komkujî hatine qirkirin, ji wan tinê dû zarok ji alîyê gel ve li herêma Şirnex hatine veşartin u bi vî awayî ji komkujîyê hatîne parastin. Ev herdu zarok piştî mezinbowînê li mîrasê malbata xwe xwedî derketîne u xwe gihandîne astek bilind u layîqê malbata xwe.




BEDİRHANİ AİLESİ

Bedirhanî ailesinin çok köklü bir aile olduğu ve geçmişi çok eskilere kadar uzandığı tarihî belgelerle bilinmektedir. Bu aile Kürt halkının güvenini kazanmış, her dönemde Kürt halkı nezdinde saygınlığını koruyabilmiş ve Kürt tarihine damgasını vurmuş ender ailelerden biridir. Özellikle Botan bölgesinde asırlarca hükümran olmuşlar ve zaman zaman bu hükümranlıklarını genişleterek Kürtlerin bulunduğu coğrafyanın tamamına teşmil etmişlerdir.

Bu uzun süre içinde çok parlak dönemleri olduğu gibi bazı kötü ve sıkıntılı günleri de olduğu tarihî bir gerçektir. Emîr Bedirhan adlı eserde ifade edildiği gibi bu aile Osmanlılar döneminde iki büyük felaketle karşı karşıya gelmişlerdir. Bunlardan birincisi Yavuz Sultan Selim döneminde olmuştur. Ailenin tamamı katliamdan geçirilmiş, onlardan yalnız iki erkek çocuk kurtulmuştur. Onlar da Şırnak bölgesinde halk tarafından saklandığı için ele geçirilmemiştir. Bunlar büyüdükten sonra atalarının mirasına sahip çıkmışlar ve eski konumlarına ulaşabilmişlerdir.

İkinci felaket de Sultan Abdulmecid ve oğlu Sultan ll. Abdulhamit zamanında olmuştur. Bu sefer katliamdan geçirme yerine Sürgün, dağıtma, tecrit ve izolasyon politikası uygulanmıştır. Ailenin bütün fertleri, yakın ve uzak akrabaları ile birlikte Kürtlerin bulunduğu coğrafyadan en uzak yerlere sürgün edilmişler. Kendisi, aile fertleriyle birlikte on sekiz yıl Girit adasında mecburi iskana tabi tutulduktan sonra oradan İstanbul’a gelmesine izin verilmiş, İstanbul’da yedi yıl kaldıktan sonra Şam’a gönderilmiş ve orada da iki yıl kaldıktan sonra 1285 yılında Şam’da vefat etmiştir. Bu sefer de geride yalnızca Bedirhan beyin büyük kardeşi Salih beyin, Cudi dağının Ceko burnu, değiştirilmiş adıyla (Atatürk Burnu) mıntıkasında bulunan Dıvın Köyü sakinlerinden Melekê Dıvınî’nin evine süt emzirme dönemini geçirmek maksadıyla bırakılan, ailece de gizli tutulduğu için fark edilmeyen bir oğlan çocuk kaldı. Buna Ahmet bey ismini verdiler. Ancak bu çocuk, Yavuz Sultan Selim döneminde kalan çocuklar kadar şanslı değildi. Çünkü bu sefer bölgeye tam hakimiyet kurulmuştu. Büyüdükten sonra bazı çabalar içine girmişse de onun üzerine gidilmiş ve kendisine faaliyet alanını genişletme fırsatı verilmemiştir.

Onun ölümünden sonra yerine geçen büyük oğlu Mehmet bey, aşiretleri bir araya getirme çabaları içindeyken yakalanmış ve Suudi Arabistan’ın Taif kentine sürülmüştür. Altı yıl Taif cezaevinde kaldıktan sonra, herkesin sağlığından ümitsiz olduğu yedinci yılda geri dönmesine izin verilmiş ve geri dönmüştür. İşte ancak o zaman ölmediği anlaşılmıştır. Şerefname kitabının yazarı Şerefxanê Bitlîsî, ailenin en parlak dönemlerinden birini yaşatan ve onun adına söylenen Bêlûtelerin ağızdan ağıza dolaşarak günümüze kadar geldiği Mîr Muhammed, diğer bir adıyla Muhammed Begê Mîr’ê Botan, Mem û Zîn kahramanları Mîr Zeydin ve Mîr Tajdin, bir dönem hüküm sürmüş ve sonradan ailenin ismi onunla anılmış olan Bedirhan bey, Kürt dili ve kültürüne yaptıkları büyük hizmetleri ile tanınan, ilk Latince Kürt alfabesini hazırlayan, Hawar Dergisini çıkaran. Kürtçe Gramer çalışmaları olan ve Fransa’nın başkenti Paris’te Kürt Enstitüsü kurucusu olan, Mîr Celadet ve Kamuran Bedirhan kardeşler, ilk Kürtçe gazete çıkaran “Kürdistan” gazetesinin sahibi Miqdat Mithat Bedirhan gibi önemli kişilikler, bu ailenin fertlerindendir.
Bu aile fertleri Bedirhan bey dönemine kadar Cizre yöresinde ikamet etmekteydiler, ama Bedirhan bey, aile fertleri ve devlet erkanıyla birlikte sürgün edildikten sonra, çeşitli nedenlerden dolayı dünyanın dört yanına dağılmışlar. Aile efradının az bir kısmı şu anda Cizre’de bulunmaktadırlar. Onlar da Bedirhan beyin büyük kardeşi Salih beyin geride süt annesinin yanında bıraktığı oğlu Ahmat beyin torunlarıdırlar. Şu an bildiğimiz kadarıyla Bedirhanî ailesi mensupları, Mısır, Suriye, Irak, Ürdün, Rusya ve eski SSCB.’ye bağlı devletler, Almanya, Fransa... gibi ülkelerde ikamet etmektedirler ve çoğu birbirlerini tanımamaktadırlar.

Bedirhanî ailesine mensup kişilerin bize yazmaları ve aile hakkında bilgi sahibi olanların bilgilerini bizimle paylaşmaları bizi çok memnun edecektir. Bize yazmanız sitemizin daha mükemmel olması ve Bedirhanîler hakkında daha doğru ve orijinal bilgilere ulaşmamız konusunda çok büyük katkı sağlayacağına inanıyor ve şimdiden bize yazdığınız ve katkı sunduğunuz için teşekkür ediyoruz.


Dr. Fadıl BEDİRHANOĞLU
e-posta: bedirxan@bedirxani.com

http://www.bedirxani.com/


Bedirxani Ailesi ve Kürt Basın Faaliyetleri

Kürt Aydınlanma Hareketi’nin mihenk taşlarından olan Bedirxan Ailesi, bugün halen yolundan gidilen Kürt Basını’nın da kurucusu sayılır. Gerçekten de; gelişen teknolojik donanımlar, basın alanında kat edilen yol bile söze konu olan bu saygın Kürt ailesinin günümüzde bile Kürdistan Basını ve Kürt gazetecilerin kaynaklarına başvurduğu gerçeğini ortadan kaldıramıyor.

Defalarca sürgüne ve değişik baskılara maruz kalan Bedirxani ailesi, sürgünde küllerinden doğan bir edebiyat ve gazetecilik yarattı dersek, mübalağa (abartı) etmiş sayılmayız.

Sözü daha fazla uzatmadan, özellikle Kürt aydınlarının birçok edebi sohbette adını zikrettikleri Kürt Basını’nın en önemli ve başlıca ayakları olan Kürdistan, Roja Nû ve Stêr Gazeteleri, ile Hawar ve Ronahî Dergilerinden bahsedelim.

Kürdistan Gazetesi (22 Nisan 1898-10 Nisan 1902)

Tarihteki ilk gazeteden 293 yıl sonra Kürtler, 1898 yılında ilk gazetelerine sahip oldular. 1605 yılında Belçika’nın Anvers kentinde “Wettliycke Tiddinghe” isimli Fransızca-Flamanca olarak 15 günlük periyotlarla okuyucusuyla buluşan gazete, tarihteki ilk gazete olarak kayıtlara geçer. İlk Kürtçe gazete “Kurdistan” ise, “El Hîlal” matbaasında 22 Nisan 1898’de Mısır’ın başkenti Kahire’de Bedirxan ailesinin önde gelen üyelerinden Miqdad Midhet Bedirxan tarafından yayımlanmıştır. 15 günde bir yayımlanan gazete toplam 31 sayı çıkmıştır. 10 Nisan 1902’de yayın hayatına son veren gazetenin sayılarının çoğu Kahire’de; bazıları Cenevre’de bazıları da Falkstone’da basılmıştır.

Görülüyor ki sürgün içinde sürgüne sebep olan bu gazete; sürekli olarak yer değiştirmiştir. Kuşkusuz bu sürgünlüğün sebepleri vardı. Sadece bir gazete işlevi yürütmüyordu Miqdad Midhet Bedirxan Bey. Kürdistan Gazetesi, sınırlı da olsa Kürdistan’daki kitlelere uyanmaları ve birlikte hareket etmeleri yönünde telkinlerde bulunuyor, bu konuda yazılar yayınlıyordu. Siyasi alanda önemli bir işleve sahip olan böylesi bir yayın organı tabii ki değişik baskılara ve sürgünlere uğrayacaktı. Toplam 31 sayısının değişik ‘sürgün’ şehirlerde yayınlanması bundan dolayıdır. Abdülhamit döneminde yayın hayatına başlayan gazete Kahire’de yayınlandığında, dönemin yöneticilerinin hışmından kurtulamadığı aşikar. Osmanlı yönetimi, zaten sürgünde çıkan gazete ve yönetim kadrolarının oradan da çıkarılması hususunda elinden geleni ardına bırakmamıştır, ki gazetenin önemli bir kısım sayısı Avrupa’da yayınlanmıştır.

Günümüzün yaşayan Kürt aydınlarından ve bir dönem Berlin Kürt Enstitüsü Başkanlığı yapmış olan Mihemed Emin Pencewînî, bir makalesinde Bedirxanilerin sürgünde yarattıkları basını ve ailenin aydınlanma konularındaki çabalarını şu sözlerle dile getirir: ‘Tekrar sürgünü yaşamaları onların moralini bozmadı, çalışma şevkini kırmadı ve gazetelerini çıkartmayı sürdürdüler. Zor şartlar altında Kürdistan'a ulaşan bu gazete siyasi aydınlanmada büyük bir rol oynuyordu. Miqdat Bedirxan gazete ve aydın çalışmalarıyla ilgileniyordu. Mir Celadet ise dil üzerine çalışıyordu. Mir Ebdulrezzaq örgütsel işlerle, bağımsızlık çalışmalarını yürütüyordu. Rewşen ve Kamuran ise Kürtçülük düşüncesini yaymaya çalışıyorlardı. Sanatla uğraşan Leyla Xanım'ın ise en büyük isteği büyük bir bale dansçısı olmaktı. Bu şekilde Bedirxanlılar Kürt kültürüne, tarihi ve değerli hizmetler yaptılar. Kürt halkı onları anıp, Kürdistan tarihine adlarını altın harflerle yazmalıdır. (Özgür Politika, 22 Nisan 2001)


Hawar Dergisi (15 Mayıs 1932-15 Ağustos 1943)

Celadet Ali Bedirxan tarafından ilk sayısı 15 Mayıs 1932 yılında Şam’da, ‘Terekî’ matbaasında yayınlandı. Dersim ve Ağrı İsyanlarından sonraki süreçte yayın çalışmalarına hız verilen Hawar Dergisi toplam 57 sayı yayınlandı. 15 Mayıs 1932 deki ilk sayıda Kamuran Eli Bedirxan’ın dışında yazar ismine rastlamazken, 15 ağustos 1943 yılındaki son sayısında ise oldukça geniş bir yazar profili ile karşı karşıyayız: Dr. Kamuran Ali Bedirxan, Osman Sebri, Kadri Cemil Paşa, Herekol Azizan –kendisi Celadet Ali bedirxan’dır-, Cegerxwin, Nêrevan, Smaînê Serhedî, M. E. Botî ve Qadirê Ferman. Sözkonusu sayıda Kuran Tefsiri, Xani’nin Mem û Zîn’i, Rus Çeteleri ve Sicilya Seferi isimli konular Kürtçe olarak ismi geçen yazarlar tarafından irdelenmiştir.

Hawar, daha önceki birçok yayında olduğu gibi Kürtçe-Türkçe olarak yayınlanmaz. Bu önemli bir nokta. Türkçe’ye kesinlikle yer verilmemiştir. Bazı sayılarında tek-tük Fransızca yayınlara yer verilmiş olsa da sayısı oldukça azdır. Ağırlıklı olarak Kurmanci lehçesi olmak üzere, kimi sayılarında Kürtçe’nin Sorani ve Zazaki (kirmancki) yazılara da rastlarız.

1998 yılında İsveç Stockholm’de saygın yayıncı Fırat Cewerî’nin değerli katkılarıyla kendisine ait Nûdem Yayınevi tarafından yeniden basılan ve ciltlenen Hawar dergisi’nin gerçekten de bir hazine olduğunu söylemeliyim. İki cilt de şu an elimde ve anlaşılıyor ki; dergide 1-23’e kadar olan sayılarda Arapça ve Latince alfabe kullanılırken, 24’üncü sayıdan 57’nci sayıya kadar sadece Latince alfabesinin kullanıldığını görüyoruz.

15 Temmuz 1951 yılında Şam’da vefat eden Celadet Ali Bedirxan, Kürt Edebiyatı’na rêzimana Kurdî, Ferhenga Kurdî, Dibaca Mewlûdê, Dibaca Nimêjên Ezîdiyan, Elifba Kurdî, Mustafa Kemal Paşa’ya Mektup, Rêzana Alfabeya Kurdî ve daha birçok edebi eser kazandırmıştır. Mezarı Şam’da Şêx xalidê Nexşebendî Mezarlığı’nda bulunan dedesi Mîr Bedirxan ile yanyanadır.


Ronahî Dergisi (1942-1944)

Mîr Celadet Alî Bedirxan tarafından 1942 yılında Şam’da yayınlanmıştır. Sade Kürtçe’nin Kurmanci lehçesinde ve Latin alfabesiyle okuyucuya ulaşmıştır. Ronahi ile beraber Kürt basınında bir ilke tanık oluyoruz. O da, derginin resim ve foto kullanması olayıdır. Toplam 28 sayı yayınlanan Ronahî, 1945 yılında okuyucularına veda etmiştir. 2. Dünya Savaşı’nın tüm sıcaklığıyla sürdüğü yıllarda sürekli olarak cephelerde yaşanan olayları neşretmiştir. Savaş kahramanları, yeni kullanılan silahlar, savaş uçakları gibi konular Kürtlerin edebi ve aydınlanma konuları yanında sürekli olarak işlenen konular olmuştur. Faşizm ve Nazizme karşı tavır alan bir yayın politikası olmuştur Ronahî’nin.

Sonraki yıllarda isveç Stockholm’de, Jina Nû yayınevî tarafından Ronahî’nin 28 sayısı toparlanıp ciltlenmiştir. Toplam sayfa sayısı 584’tür. Celadet Alî Bedir–Xan, Osman Sebrî, Hesen Hişyar, Cigerxwîn gibi Hawar’da yazan birçok edip Ronahî için de emek vermiştir.


Roja Nû Gazetesi (3 Mayıs 1943-27 Mayıs 1946)


1943 yılında Dr. Kamûran Bedirxan tarafından Beyrût’ta yayınlanmıştır. Toplam 73 sayı yayınlanmıştır. Daha çok Suriye ve Lübnan Kürtleri dağıtılmıştır. Küçük bir bölümü Fransızca olarak yayınlanan gazete, tamamen latin alfabesi ve Kürtçe olarak yayınlanmıştır. Hawar ve Ronahi yazarları burada da yazardı.


Stêr Dergisi (1943-1945)

Stêr Gazetesi de Dr. Kamûran Bedirxan tarafından Beyrût’ta yayınlanmıştır. Toplam 3 sayı yayınlandığı bilinir. İlk sayısı Aralık 1943’te, ikinci sayısı şubat 1944’te ve üçüncü sayısı da 1945 yılında yayınlanmıştır. Görülüyor ki her yıl bir sayı çıkarılmıştır. Kamışlı’da yaşayan Kürt araştırmacı Konê Reş’e göre Stêr Dergisi, Roja Nû gazetesi ile dağıtılan bir ektir.