18.07.19/06:47

İstanbul

Başlatan SefiL|SaH, 02.07.08/14:39

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

SefiL|SaH

istanbul'dayım
bana sevdirdiğin şehirde...
ne kadar güzel olabiliyorsa sensiz
o kadar güzel bir kumsalın tam ortasına oturuyorum
karşı kıyının iki ışığı var görünürde
ve iki yalancı yakamoz oluyorlar
vurdukça ışıltıları denize...

istanbul'dayım
senden sonra dudağımdaki titremeyle
içimde can çekişen şehirde...
vakti geceye kaçmış bir günün tam içinden geçiyorum
etrafta insanların fısıldamaları var
işten eve dönen insanların ayak sesleri
mutlu bakışlarla arkasından el sallanan sevgililer...
hiç birine aldırmıyorum...
içimdeki suyun yatağını değiştirmeden
acımı çekerek
herşeyin tam ortasından geçip gidiyorum...

istanbul'dayım
senden sonra herşeyini mürlediğim şehirde...
gözlerimi kapatıp düşüyorum eski istanbulun tam ortasına
uçurumun kenarında ki gelincik dalını görüyorum
seni görüyorum
tutunuyorum...
ve
gözlerimi bir daha açmıyorum...

DELİ SAÇMASI

mylia

İki yakası bir araya gelmeyen şehir gibi bir dize vardı şimdi kime ait olduğunu hatırlamadığım.

Gerçekte öyle galiba İstanbul Ustanın da dediği gibi iri gagalı yalnızlıkların büyüdüğü iki yakası bir araya gelmeyen tutkunun güzel kenti İstanbul.

ÖZledim galiba onun kollarında soluk almayı :P

Xantippi

senin isin gücün yok mu sefil-sah?ne ugrasiyorsun Istanbul,la,sevgiline sözüm yok,anlat istedigin kadar ama Istanbul,u görmezlikten gel lütfen.Bak benim Istanbul hastaligim var,acilarim depresti,n,olcak simdi.Begendin mi yaptigini,hem sen git girtlagina takilan vidanjörünle ugras,suni sancilarinla ugras,ne bileyim baska seylerle ugras ama Istanbul,la ugrasma,yaklasmayi bile aklina getirme >:( tamam gurbetciyiz,ezilmisiz,unutulmusuz,görmemisler ama bu kadarida fazla,sen hic mi görmedin benim imzami,Istanbul hasretimi,hic mi görmedin,hic mi okumadin?neyse simdi yine her zaman oldugu gibi zamanim yok,zaman buldugum da ben de sana anlatirim Istanbul,u...dediklerimi unutma ok. >:( Istanbul dan uzak duruyoruz,,,cissssss....

uykucu

Canım İstanbul
 
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih`ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
O manayı bul da bul!
İlle İstanbul`da bul!
İstanbul,
İstanbul...
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şoyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul…

Necip Fazıl Kısakürek 

İstanbul

Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.

Ümit Yaşar Oğuzcan...

            şairleri kendine aşık eden nazlı güzel İstanbul...

dejavu87

İstanbul



Seni görüyorum yine İstanbul
Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan
Minare minare, ev ev
Yol, meydan

Geliyor Boğaziçi'nden doğru
Bir iskeleden kalkan vapurun sesi
Mavi sular üstünde yine
Bembeyaz Kızkulesi

Bir yanda, serin sabahlarla beraber
Doğduğum kıyılar: Beşiktaşım
Baktıkça hep, semt semt, yer yer
Beş yaşım, onbeş yaşım, ah yirmi yaşım

Durmuş bir tepende okuduğum mektep
Askerlik ettiğim kışladır ötesi
Bir gün bir kızını benim eden
Evlendirme dairesi



Ziya Osman Saba

SefiL|SaH

eyvallah arkadaşlar...

Xantippi korkuttun beni... bundan sonra istanbulla başlayan herşeye tıp... ; )

uykucu

YÜRÜYELİM SENİNLE İSTANBULDA

Kırmızıyı sevdiğini bilseydim

hayallerim kıpkırmızı olurdu

İstanbul hala güneşin ardında

ufuklarında birkaç kara leke

birkaç kan pıhtısı dudaklarında

İstanbul hala sevimli mi sevimli

ve hala bir tomucuk tadında

yürüyelim seninle İstanbul'da

korkusuz bir rüyadır

bekler bizi Beykoz'da, Üsküdar'da

birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü

yenilgisiz bir muamma gibidir

arar buluşmayan ellerimizi

deli rüzgar yine sarhoş, hovarda

tam orada, Çamlıca yokuşunda

birkaç bulut çekelim gökyüzünden

damarlarımızdan geçirelim ve birden

bırakalım suların üzerine

sen bir defa konuş, sen bir defa gül

kumlu ebrular yapalım seninle

serpmeli ebrular, bülbülyuvası

hercaimenekşe, gonca ve sümbül

yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında

yürüyelim seninle İstanbul'da

boğaziçi mağrur türkülerini

gözlerine baka baka söyleyin

martılar üşüyünce

denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi

anlayabilir misin

neden çıban gibi büyür bağrımda

büyür de kelebek olur bu sızı

kırmızıyı sevdiğini söyledin

bu yüzden mi günlerdir

İstanbul'da gül kokusu yayılan

tepeler kırmızı, sular kırmızı

İstanbul bilmeli ki, sahillerine

mehtabı taşıyan senin bakışlarındır

İstanbul bilmeli ki, limanlardan gemiler

önce senin yüreğine açılır

uzaklarda bir yerde

toprağı öpmek için eğilen bahçıvanın

parmaklarında hüzün

sana doğru akan nehrin

ağlayan suretidir

bir elimizde umut

bir elimizde sevda

yürüyelim seninle İstanbul'da

musiki kesilsin, tükensin yazı

çaresiz kalınca mızrap ve şiir

ozan bir kenara bıraksın sazı

ressam fırçasına neden mi kızgın

tuvalde çizgiler, renkler kırmızı

kırmızıyı sevdiğini bilince

çekilir mi artık güllerin nazı

Anadolukavağı'nda her akşam

burcu burcu bir rüyadır hayalin

karanlık, hüznünü düşürür dağa

kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar

endamın her sabah iner toprağa

hasret, yanlızlığı çoğaltan deniz

ayrılık acıyla süzülür kandan

nefesin fermandır Topkapı Sarayı'nda

dönüşünü bekliyor rıhtımda şehzadeler

öylesine yorgun, mahzun ve candan

İstanbul bir yanımda, sen bir yanımda

uykusundan uyanınca fırtına

dalgalar türkümüze aşina olur

yüzümüze bakınca deniz fenerleri

sahibini arayan gemilerin

çığlığıyla vurulur

tarih heyelandır hainlerin ardında

İstanbul tarihin soylu anası

biz bu yürüyüşü çiğdemlerden almışız

sevdayı kız kulesi'nden

yalıların burukluğu altında

geçiyoruz sokaklardan delice

anlayabilir misin

beyoğlu'nda gezinen

hayal kırıklığının benden türediğini

anlayabilir misin

kırmızı neden böyle

doldurur aynalara inleyen yüreğimi

sana giden yolların kavşağında

bir adam direniyor izini bulmak için

siliyor tanyerine akan alın terini

ufkunda sapsarı umudun rengi

mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah

arıyor sessizce kaybolan günlerini

Gülhane'de simit satan çocuklar

nasıl anlasınlar ellerimizin

neden böyle çekingen olduğunu

Ayasofya önünde tramvay bekleyenler

gökyüzüne dokunurken bu acı

kimdir diye sorsunlar içlerinden

birlikte yürüyen iki yabancı

biz gitsek de, İstanbul'da yine de

yıllar yılı gezinmeli bu sızı

benden bir yaralı şiir kalmalı

senden bir tebessüm, bir de kırmızı

   Nurullah Genç

göçmen kýzý

şimdi İstanbul'da olmak vardı anasını satayım diyesim geldi birden :(

Xantippi

Istanbul düserken Üsküdar,daydim
Bindörtyüzelliüc yilinda
Eteklerim belimde,bileklerime kadar deniz
Yosunlu bir mayis rüzgari esiyor,ben sevdalar icinde
Ne bileyim Istanbul düsüyormus
Sonradan söylediler, göz bir sey görmüyormus...


Hasretim olma İSTANBUL..

ne hüzün,ne hasret,ne keder
hiç bir şey sensiz,çekilmiyor İstanbul
ne aşk,ne sevinç,ne umut
hiç bir şey sensiz,yaşanmıyor İstanbul

kokunu bilirmisin
ki o gözlerimde mavi su
avuçlarımda tatlı serinliğin
ve martı dillerinde sesin
sarhoş bir melodisin sen,İstanbul

annemin kokusu var mavinde
babamın sesi martılarında
kardeşlerim rüzgarınla gelir
ben sarılırım sana herşeyinle,İstanbul

bir yaşlı vapur canım boğazda
içinde sen,ben,tüm sevdiklerim
kederlerimde gelsin hüzünlerim de,razıyım
yeter ki sen hasretim olma
İstanbul...

Nilgün Akin

Leydi Tavuskuþu

istanbul dayım  farkındayım bana nefret ettırdıgın sehırde sımdı ızmırde olmak vardı anasını satayımm :) bekle lan ızmır gelıyorum.. :D