16.07.19/22:24

İslamiyet Mükemmel Bir Sistemdir...

Başlatan P_Ýn_iLtÝ, 09.07.08/13:22

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

P_Ýn_iLtÝ

İslamiyet'te; Kur'an'a aykırı kanun çıkarılamaz. Laik sistemde ise; insanlar tarafından yazılmış olan Anayasaya aykırı kanun çıkarılamaz.

Bilindiği gibi, günümüzde bir çok devlet idaresi şekli vardır. Komünizm, sosyalizm, monarşi, krallık gibi. Bunların içinde günümüzde en yaygın ve en gelişmiş olanı demokrasi ve laik sistemlerdir. Bu sistemler insanlık tarihi boyunca denenerek geliştirilmiş ve günümüzde de yaygın olarak tatbik edilmektedirler. Bu sistemler insan aklının ve tecrübesinin ürünü olduğundan beşeri sistemler olarak adlandırılırlar. İslamiyet de bir sistemdir. Bu sistem ise, hayatın her alanında tatbik edilecek kanunlar içeren ve Allah tarafından gönderilmiş olan ilahi bir sistemdir. İslamiyet; alış-verişin nasıl yapılacağından çocukların nasıl eğitileceğine, hangi suça ne ceza verileceğinden neleri yiyip neleri yiyemeyeceğimize kadar hayatın her alanında geçerli kanunlar ihtiva etmektedir. Bu kanunların tatbik edilmesi Allah'ın kesin bir emridir. Bu kanunların tatbikine karşı çıkmak ise İslam'ı red etmek anlamına geldiği bütün muteber kitaplarda yazılıdır.
Şimdi, Laik sistem ile Allah'ın gönderdiği ilahî bir sistem olan İslam'ın kısaca ve ana hatları ile bir karşılaştırması yapalım.
* İslamiyet'te; devleti idare etmek için seçilenler, devleti Kur'an ve hadislere göre idare etmek zorundadırlar. Laik sistemde ise; seçimle iş başına gelenler, insanlar tarafından yazılan Anayasaya ve insanlar tarafından çıkarılan kanunlara göre devleti idare etmek zorundadırlar.
* İslamiyet'te; Kur'an'a aykırı kanun çıkarılamaz. Laik sistemde ise; insanlar tarafından yazılmış olan Anayasaya aykırı kanun çıkarılamaz.
* İslamiyet'te; devleti Kur'an'a göre idare etmek Allah'ın emridir. Bunu sağlamak için çalışmak her Müslüman'a vaciptir. Laik sistemde ise; devlet idaresi dini esaslara dayandırılamaz. Devleti dini esaslara dayandırmaya çalışmak en büyük suçtur.
* İslamiyet'te; din, hayatın her alanında tatbik edilir. Laik sistemde ise; din, devlet işlerine karışamaz, devlet ise din işlerine karışabilir ve dinin tatbik edilmesinde sınırlamalar getirebilir.
* Faiz, İslamiyet'te kesin olarak haramdır ve yasaktır. Laik sistemde ise faiz, ekonominin vazgeçilmez şartıdır.
* İslamiyet'te; zina yasaktır ve büyük günahlardandır. Laik sistemde ise; zina serbesttir ve fuhuş haneler açılarak zina teşvik edilmiştir.
* İslamiyet'te sarhoşluk veren her türlü alkollü içki haramdır ve büyük günahlardandır. Laik sistemde ise; alkollü içkiler serbest olup, bizzat devlet tarafından üretilip, satılır.
* İslamiyet'te kumar haramdır. Laik sistemde ise kumar serbesttir ve bizzat devlet tarafından oynatılır. Piyango gibi.
* İslamiyet'te kadın, el ve yüzü hariç bütün vücudunu örtmek zorundadır ve bu, Allah'ın kesin bir emridir. Laik sistemde ise; kadınlar istedikleri gibi giyinebilirler ve istedikleri gibi açılıp saçılabilirler; bu konuda teşvikte edilirler, hatta bazen de zorlanırlar.
* İslamiyet'te çocuklara, ilk olarak zaruri olan dini bilgiler öğretilir ve yedi yaşında namaz kılmaları istenir.
* Miras, İslamiyet'te Allah'ın Kur'an'da emrettiği şekilde paylaştırılır. Laik sistemde ise; miras, insanların yazdıkları kanunlara göre paylaştırılır. Allah cc, ölen kişinin anne- babasına mirastan pay verdiği halde, laik sistemde anne - baba mirastan mahrum bırakılmıştır.
* Mahkemelerde suçlulara cezalar, İslamiyet'te; Allah'ın emrettiği şekilde verilir ve insanlar arasındaki problemler bu kanunlara göre halledilir. Mahkemelerde Allah'ın hükmüyle hükmedilmesi Allah'ın kesin bir emri olduğu gibi, iman etmiş olmanın da şartıdır. Laik sistemde ise; mahkemelerde insanların kendi fikirlerine göre çıkardıkları kanunlara göre hüküm verilir.
Kısaca ve ana hatları ile yaptığımız bu karşılaştırmada görüldüğü gibi; İslamiyet ile Laik sistem ve Demokrasi, gece ve gündüz gibi birbirlerine zıttırlar. Birinin olduğu yerde diğeri olamaz.
İslamiyet başlı başına bir sistemdir ve tamamının günlük hayatta tatbik edilmesi Allah'ın kesin olarak emridir. Bir mü'min, İslam'ı olduğu gibi, bir bütün olarak kabul eder ve tatbikatı elinden gelmese bile, en azından onların tatbikatına taraftar olur.

Selahattin Altıntaş...

-459.4


Amed

Kesin emirlerin olduğu bir düzen yıkılmaya mahkumdur...

MrsBrown

"İslamiyet ile laik sistem arasındaki benzer ve farklı yanları yazınız" konulu bir ortaokul kompozisyonuna benziyor. Sonuç bölümü ise. O sonuç bir biçimde ve illa ki çıkarılır ama bu yazıdan o sonuç çıkar mı şüpheliyim.

Çok da iddialı bir konu başlığı olmuş.


P_Ýn_iLtÝ

Sayın eksi bir gün bir gün MUTLAKA...Bir sistemi var eden de yok eden de insanların talebidir...

Ve siz sayın Amed,sizin bu söylemeniz şuna denktir,Allah ölmeye mahkumdur...Sizi Müslüman olduğumu idda ederek ve sizin de kendiniizin müslüman olduğunuzu idda ettiğinizi düşünerek,uyarıyorum...Ağzınızdan çıkan kelimelerini tartarak,düşünerek konuşun...Tehlikeli sularda yüzüyorsunuz...Yanlış anlamayınız tehdit ediyor değilim,haşa...Fakat,sizin kendinize,nefsinize zülüm ettiğinizi söylüyor ve  bu tür keskin ve cahilce söylemlerin semeresinin de ancak sahibine geri döneceğini  hatırlatmak istiyorum...Dikkat edin,siz kendinizi kendi elinizle gelecek olan azaba mahkum etmeyiniz...
Buyrun sayın Mrs.Brown siz nasıl bir sonuç çıkarayorsunuz?...Ya da nasıl bir sonucun çıkmasını bekliyordunuz?...

-459.4

Alıntı.Bir sistemi var eden de yok eden de insanların talebidir...

İslamiyet Mükemmel Bir Sistemdir...
:P

P_Ýn_iLtÝ

İnsanlar bu gün cehaletlerinden dolayı,allahın dinini anlayamamalarından dolayı,belki de anlamak istemediklerinden dolayı,allahın dinine itibar etmiyor,talep etmiyorlar diye bu İslamı yok mu eder? ya da değerini mi düşürür?...Net olunuz lütfen...

denge

Selahattin Altıntaş doğru tesbitlerde bulunmuş; gerçekten İslam olanın laik olması mümkün değildir. "Hem müslümanın hem de laik" diyen kişi ya İslamı anlamamıştır ya da laikliği.

P_Ýn_iLtÝ

Sayın Plastic:):) yaw bu kelimeleri kulağınıza fısıldayanarın neden yanılabilme olasılıkları aklınıza gelmemiş,ilginç?

-459.4

Mükemmel sisteminiz, diğer dinlere yer ayrılmamış.
Büyük bir kusur.
Mükemmellikten çıkaran bir kusur.

P_Ýn_iLtÝ

Sayın denge hoş geldiniz...Peki hem müslümanım,hem de demokratım dersek...Bu da mı olmaz?

denge

Demokrat olmayı açmanız gerekiyor?

P_Ýn_iLtÝ

Sayın eksi neyi anlatmaya çalıştığınızı biraz daha açar mısınız?...Diğer dinlere yer ayrılmamış derken neyi kastediyorsunuz?

Sayın denge buyrun açınız lütfen?Zira bildiğimiz üzere demokrasinin bir tanımı ve kağıt üzerinde dahi olsa bir kuralı,yolu yordamı var...Bunlar sağır fatma tarafından dahi artık biliniyor...yoksa sultan mıyıd?:):)

-459.4

Sayın pinilti,
Deyiniz ki sizin mükemmel sisteminiz geldi, (devrildi diyelim.)

Fazedin ki hristiyanım.
Sizin bahsettiğiniz kanunlara ne diye uymak zorunda kalayım.
mirasımı ne diye islam usulüne göre paylaştırmak isteyeyim.

MrsBrown

Alıntı yapılan: P_İn_iLtİ - 09.07.08/14:05
Buyrun sayın Mrs.Brown siz nasıl bir sonuç çıkarayorsunuz?...Ya da nasıl bir sonucun çıkmasını bekliyordunuz?...


estağfurullah, ne buyurması.

Sonuç olarak yazılan kısma bir şey dediğim yok. Söylediğim şey, yazıdan bu sonucun çıkmayacağı idi.  Yazıda detaya ya da insan hayatına etkisi gibi konulara girilmeden sadece onda böyle, bunda da şöyle denmiş. Mesela başlık , "Laik Sistem İslamiyetten Mükemmeldir" de olabilir bu nedenle. Çünkü yorum kısmı yazıda yok, sonuç kısmına saklanmış ve o sonuç çıkarılmış. Sanki, çıkarılmış sonuca, kılıf niteliğinde bir yazı gibi duruyor. Belki de, (yönetim) sistemi olarak, islamiyetin daha iyi olduğunu, daha kuvvetli nedenlerle yazmalıydı.


P_Ýn_iLtÝ

Evet plastic Allah yanılmaz,ama plastic veya pinilti yanılabilir...O halde x şahıs neden plasticlerin veya piniltilerin ipiyle kuyuya insin...

Sayın eksi...Siz benim bayrağım altında,siz benim tahakkümüm altında yaşadığınız müddetçe,size adilane davranılacak,sizin hak ve hukukunuz gözetlenek,size kendinizi ve inancınızı en iyi şekilde yaşabilme olanağı sağlanacak,sizin malınızı,canınızı kendi mal ve canımı,kendi ananm babam ve eşimi ve çoluk çoğumu nasıl koruyorsam öyle koruyacam...Allah adillerin en adilidir..
Mirasınıza gelince allahu alem siz nasıl biliyorsanız sizin inancınız nasıl emrediyor ise o da size kalmıştır....

-459.4

P_İn_iLtİ peki benim dinim hristiyanlık değil.
X dini,
O dinin bir kitabı var. O kitap diyor ki "Mümkün mertebe zina yapınız. Gördüğünüz her kadınla, rahat rahat çiftleşiniz."
"Sizin inancınız nasıl emrediyor ise o da size kalmıştır" diyorsunuz yine.

P_Ýn_iLtÝ

Sayın eksi komikleşmeyiniz lütfen:):)

-459.4

Hayır komiklik değil pinilti, gayet ciddi.
Siyasi yönetim biçimi önerdiniz,
Mükemmel diyorsunuz.
Böyle bir duruma nasl tepki verecek?

denge

AlıntıSayın denge buyrun açınız lütfen?Zira bildiğimiz üzere demokrasinin bir tanımı ve kağıt üzerinde dahi olsa bir kuralı,yolu yordamı var...



Sayın Pinilti, İslam'da din ile siyaset içiçe geçmiştir. Dini siyasetten soyutlaman mümkün değildir, İslam'daki Allah Hristiyanlıkta olduğu gibi kiliseye ya da insanların vicdanına hapsedilmiş bir Allah değildir. İslam da bizzat hayatın içinde, tırnağını nasıl keseceğinden, tuvalete hangi ayakla gireceğine kadar hayata nüfuz eden bir din profilidir.

Şimdi gelelim demokrasi tanımlarına; demokrat olmak "eşit hak ve özgürlükleri savunmak" anlamına geliyorsa İslam'da insanlar eşit değildir. (Devlet uygulamalarında vergi sistemlerine bak; Arap olmayan müslümanlardan alınan vergiler bile farklılık göstereceğini görürsün).

Yine demokrat olmak "seçme özgürlüğü" anlamına geliyorsa İslam'da devlet başkanını halk değil, şura seçer.

Demokrat olmak "seçilme hakkı " anlamına geliyorsa henüz dinde şahitliği bile şartlara bağlanan kadın için seçilme çok lüks kalıyor (Lütfen bana İslam tarihinde bir kez yaşanmış kadın vali örneğini verme).

Demokrasiyi "çoğunluğun azınlığa dikdatörlüğü" gibi düşünürsek -ki bence demokrasinin en iyi tanımı budur- bu noktada da kesişemezler; çünkü İslamda çoğunluk azınlığı değil, azınlık çoğunluğu ezer(şura mantığından yola çıkarsak).

Sonuç olarak -bence- dinini doğru algılamış, saf halini bozmamış, dinini kırpıp kelaynak kuşlarına benzetmemiş inanan bir kişi "demokratım, laikim" falan demesin. Bunlar yanyana hiç yakışmıyor. ikisinden birine ihanet ediliyor gibime geliyor.

AlıntıBunlar sağır fatma tarafından dahi artık biliniyor...yoksa sultan mıyıd?


"Sağır sultan"dı.

flzf

peki neden kuruluşunun ardından 1500 sene geçmesine rağmen islam ülkeleri en geri kalmış ülkeler listesinde

Amed

İslamiyetin propaganda ya ihtiyacı mı war sayın pinilti...Bırakın eğer ben günah işliyorsam bunun acısını da özgürce çekeyim, neden illa bir tarafa çekmek istiyorsunuz?

P_Ýn_iLtÝ

Sayın eksi size bu konuda bildiğimi aktarayım...Yanılıyor da olabilirim...İnşallah daha sonra sorduğunuz soru çerçevesinde detaylı bir araştırma yapıp,açıklama yapmaya çalışacağım...

İslam devleti,bayrağı altında yaşayan,allahın hükümün hakim olduğu topraklar üzerinde yaşayan insanlar topluluğuna onların talep ettikleri inanç ve yaşayış şeklini yaşayabilmeleri için olanaklar sağlanır...Bunlar ehli kitap olduğu gibi,diğer zimmi dediğimiz ehli kitaptan olmayan halklar da olabilir yani sizin misal olarak vermiş olduğunuz anlayışa sahip topluluklar da bunun içine girebilir...İslam dininde zorlama yoktur,yani zorla müslüman olacan diye bir dayatma yoktur...Kim nasıl yaşamak istiyorsa ona o imkan sağlanır...İnançlarına karışılmaz,tabii bu inanç sahipleri bu yaşayış şekilllerinin sonuçlarına katlanacaklardır..Tüm insanlık cennet ile müjdelenip,cehennem ile de korkutuluyor bildiğiniz gibi...bu durumda kim ne nane yerse,nasıl yaşarsa birinci dereceden sorumlu,kendi iradesiyle tercih etmiş olduğu yaşam modeli seçen şahıs üzerinedir...Bu noktada islam insanları uyarır,fakat onların seçimleri noktasında da bir takım şartlar dahilinde taleplerine olanaklar sağlar...Aynı zihniyete sahip,aynı yaşayış modelini benimsemiş insan topluluklarına ayrı mahallaler veya şehirler tahsis eder ve onları buralarda toplar...Bu topluluklar nasıl inanıyorlarsa,nasıl yaşamak istiyorlarsa yaşarlar...düşünün ki, böyle bir yerde adam içki içiyordur,içki mutlak manada haramdır fakat,eğer bir müslüman kalkıp adamın içmiş olduğu bu içkiye müdahale eder yaw sen ne yapıyorsun diye içkisinin ziyan ederse,dökerse İslam devleti bu müslümandan içkinin parasını tahsis edip,içkisi dökülenin,ziyan olanın eline teslim eder...Böyle bir adalet işte...Neyse şimdilik bu kadarıyla yetinelim bu konuya yeterince hakim olmadığımı söçylemiştim inşallah daha sonra daha detaylı bir şekilde ele alacağız....

P_Ýn_iLtÝ

Sayın denge İnsanlar kesinlikle eşittir kimsenin kimseye bir üstünlüğü söz konuus bile olamaz...Bakara suresinde allahu alem insanların birbirne üstünlüğün olmadığını,üstünlüğün sadece takva ile mümkün olacağını rabbimiz bize kelamında belirtmiştir...Bunun yanısıra allah rasulünün(asv) bu konuda net ifadeleri vardır...Örneğin arabın aceme,acemin de araba üstünlüğünün  olmadığını,üstünlük ölçüsün ise ancak takva ile olacağınız hadisi şeriflerinde çokça dile getirmiştir...(acem=yabancı,arap olmayan)
İslam devletinde Vergi değil zekat ve infak vardır...Vergi ancak lüzum görüldüğü zamanlarda toplanır...İslam öyle her yediğine içtiğine,çöpüne,tüpüne,evine,arsana,araba vs vs... vergi adında aslında halka zulüm yapmayı güden, gözü halkın cebinde olan bir sistemi uygulamaz bu günkü adı modern olan halkın kanını emen sistemler gibi...
Şura meselesine gelince de bu kesinlikle azınlığın çoğunluğa olan tahakkümü olarak algılanmamalıdır....Şura meclisini oluşturan bireyler halk tarafından sevilen takdir edilen,ilmine müraacat edilen,dürüst,akıllı,allahın kitabını ve rasulun sünnetini iyi algılamış ve kendi hayatlarına nakşetmiş bireylerden meydana gelir,bu şahıslar ki bulundukları çevreler içerisinde halka liderlik,önderlik imamlık yapan şahıslardır...Bildiğiniz gibi öyle her adam şura meclisine giremez...İslamda çoğunluk veya azınlık diye tanımlar ve kavramlar söz konusu değildir,halka hükmeden,sosyal hayatı düzenleyen allahın kitabı ve rasulun sünnetidir...Müslümanlar tek beden gibidir...Bedenin herhangi bir azası rahatsızlandığında,diğer uvuzlara da sirayet eder...Böyle bir topluluğa azınlığın veya çoğunlun hükümran olması abesle iştikaldir...Böyle yek vücud olmuş bir topluluğun,araya nefs karışmadığı müddetçe,istekleri,talepleri,amaçları,kararları tek bir noktada toplanır,ölçüler ve sınırlar dahilinde...
Efendim Kadın ve erkek eşittir...Rabbimiz kadını farklı,erkeği farklı donanımlarla donatmış ve ikisine farklı görev ve sorumluluklar yüklemiştir...yaratılışı inşaat işçisi olmaya uygun olarak yaratılmayan kadının,aynı şekilde yaratılıştan gelen bir özellikle emirlik,valilik,liderlik yapmaya uygun değildir.Bu noktada kadına verilecek görev,onu töhmet altına sokmak,onu rabbi tarafından üzerine yazılmamış bir sorumluluk altına sokmakla o kadına zülüm etmekle eşdeğerdir...Siz bu güne kadar sırtında yük taşıyıp hamallık mesleğini hakkıyla icra edebilen kadın gördünüz mü?....rabbimiizn insaoğlunun varlığından bu yana hiç kadın peygamber tayin ettiği olmuş mudur?..Bunlar sizin için birer cevap niteliğinde değil midir sayın denge?

Son paragrafınıza gelince kesinlikle katılıyorum...Müslümanın bir kimliği,bir duruşu vardır...Buna muhalif olma gibi,kendi kafasına göre hem müslüman bilmem hem ne olma gibi bir lüksü yoktur...Her şeyi yoktan var eden,bizi yaratan rabbimiz elbette biizm için neyin uygun,neyin uygun olmadığını en iyi bilendir...Bu noktada müslümanın üzerine düşen görev rabbinin buyruklarına teslim olmaktır...

P_Ýn_iLtÝ

Sayın flzf bu çok uzun bir mesele,bir çok nedeni bulunmaktadır..Lakin şunu da unutmamak gerekir ki,bugün yeryüzünde islam ülkesi diye bir yer yoktur...müslümanlar vardır fakat islam devleti bugün itibarıyla yoktur....O geri kaldığını idda etmiş olduğunuz ülkeler,islam ülkeleri değil,nüfusunun çok büüyük bir bölümünü müslümanların oluşturduğu fakat allahın hükmünün o topraklar üzerine egemen olmadığı topraklardır....Üzerinde allahın hükmüyle hükmedilmeyen bir beldeye islam ülkesi demek yanlış olur....
Sayın Amed Müslümanın ilk ve en önemli görevlerinden biri iyiliği emredip kötülükten sakındırmaktır...Bu sorumluluk çerçevesinde sizi hak olana çağırmış isem,sizi kötü olandan men etmeye çalışmış isem,sizi iyi ve güzel olana davet etmiş isem,bu bir hata mıdır,yoksa dini bir vecibe midir?siz aklı başında bir insansız...
Sayın plastic diyelim ki vermiş olduğunuz misalde olduğu gibi olsun...Ve sizin inancınızda,sizin hukuk anlayışınızda da böyle bi şey yok,tabii omak,uygulamak zorunda değilsiniz tabii ki...Hristiyanın inancı nasıl ise İslam devleti bayrağının altında yaşadığı müddetçe,islam devleti Hristiyanın kendi inacını yaşabilmesi için ona olanak sağlamakla mükelleftir...İslam devletinde müslümanları bağlayacak olan bir kurala,hristiyanın uyma zorunluluğu yoktur...istiyorsa çöpünü yesin...İslam buna karışmaz ve dayatmaz...O onun bileceği iş....Dinde zorlama yoktur...

P_Ýn_iLtÝ

Sayın plastic belli ki yazılanları takip etmiyosunuz...Bu soruya yakın bir soru daha önce de soruldu....sizin sorunuzun daha önce sorulan sorudan farklı yanı ise bunu ehli kitaptan birinin yapabilme olasılığı üzerine sormuşsunuz...Öncelikle çok uç olması,olma ihtimali çok düşük bir varsayım üzerine sorduğunuzun siz de farkındasınız...Ama illa ki bi cevap istiyorsanız...Bakınız islam ,islam itikadı üzerine olmayan,islam dininden olamayan fakat islam bayrağının hükümran olduğu topraklar üzerind yaşayan,bu tür ehli kitap topluluklarına ayrı mahalleler,ayrı kentler inşa eder ve onların oarada istedikleri gibi yaşamalarına,inandıkları gibi yaşamalarına olanak sağlar...Dediğim gibi olması çok düşük bir varsayım olmasına rağmen,öyle bir şey olduğunu var sayarsak,islam ne halin varsa gör der,madem sana bunu yapmanı inancın,hayat mantaliten emrediyor,değil sokak ortasında erkeğe kadın,erkeğe erkek olarak da bu çirkin işi işle...Burda zedelenek olan islam ahlakı değil,o inancı mensup,o yaşayış modelinin müntesip olduğu ahlak zedelenir...İslam müslümanlığı kabul etmiş,islamı kabul etmiş birine bu bahsettiğiniz çirkin fiili yapmasına kesinlikle müsade etmez onun önüne set çeker....eğer ki islam kendi kanunlarından,kendi ahlakından ödün verirse o noktada ahlak ne oldu ahlak demeniz yerinde olur...islam elbette yüksek ahlak üzeredir,bundan asla taviz vermez...fakat hristiyanın inancında, ahlakında böyle bir anlayış varsa da buna müdahil olmaz...allahu alem...

P_Ýn_iLtÝ

Bakınız sayın plastic soru sordunuz size elimden geldiği kadarıyla cevaplamaya çalıştım...Garip bir tavır takındınız...İslamın çözüm bulamayacağı,çözüm üretemeyeceği,cevap vermeyeceği,hiçbir unsur söz konusu değildir...Siz varsayım üzerine gittiniz ben de varsayımlar üzerine cevaplamaya çalıştım...siz beğenmemeye ya da inanmayabilirsiniz...Bakınız illa ki inanacaksınız diye sizi zorlayan var mı?...hayır...Dünya değişmiş,araçlar büyümüş, imkanlar,istekler ve ihtiyaçlar genişlemiş olabilir...İnsan her zaman insandır....Dünyanın bugün bu noktaya gelmesi,olmaz olamaz anlamına gelmez...Kimseye homojen gözüyle bakılıp çözüm üretilmiyor,bu çözüm insan için,insanın selameti refahı,felahı için....Siz daha uyguamaya konmayan,konulamayan,insanaların hala anlamakta ve yaşamakta sıkıntılar yaşamış olduğu bir hayat sitemini  önyargıyla bir kenara atıyorsunuz...sizin en çıkmaz dediğiniz ,olabilmesi ihtimal olan olayları adilane bir tavır ile çözebilme yeteneğine sahip bir sistem...sadece dünyalık gözüyle bakıldığında bile bunun inan veya inanmayan tüm insanlığa sağlayabilceğini imkan ve refah üzerine varsayımlar yapmayı deneyin isterseniz...İslamın belli bir gücü olduğu dönemlerde,hükümran olduğu dönemlerde,komşu halkların islamdan yardım talep etmesi,gelin bizi himayeniz altına alın demesi sizin için neyi ifade ediyor?....Merak etmeyiniz mükemmeliğin tanımını ve pratiğini elhamdullilllah biliyorum....Neyse konu dağılmasın...düzeyli ve seviyeli duruşunuzdan dolayı teşekkür ederim... esen alın...

denge

Alıntıİnsanlar kesinlikle eşittir kimsenin kimseye bir üstünlüğü söz konuus bile olamaz...Bakara suresinde allahu alem insanların birbirne üstünlüğün olmadığını,üstünlüğün sadece takva ile mümkün olacağını rabbimiz bize kelamında belirtmiştir..


Pinilti, Kurandan yola çıkarsak, ben de sana "Hüküm yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın" ayetini hatırlatırım. Bırak sosyal eşitliği falan, din inanmayana savaşı emreder, inkar edebilir misin?

Alıntıİslam devletinde Vergi değil zekat ve infak vardır...Vergi ancak lüzum görüldüğü zamanlarda toplanır...


Verginin İslam hukukundaki adıdır zekat. Tek farkı orada en büyük pay Allah ve Rasulü için ayrılır. Ayrıca savaş ganimetlerine hiç girmeyeyim şimdi.

Bir de Ömer bin Abdülaziz zamanına kadar Arap olmayan müslümanlardan daha çok zekat alındığını hatırlatayım tekrar. Yani Arabın aceme, acemin araba üstünlüğünü falan geçiniz.

AlıntıŞura meselesine gelince de bu kesinlikle azınlığın çoğunluğa olan tahakkümü olarak algılanmamalıdır


Ne olarak algılayayım peki. Bir grup insan birleşiyor ve tüm halk için karar veriyor, yöneticiyi seçiyor, ben başka şekilde algılayamıyorum.

Haa bu arada ben bugünki seçim sistemine de karşıyım, o da ayrı mesele. Oyların eşit değer taşımasını kabullenemiyorum.

AlıntıMüslümanlar tek beden gibidir...Bedenin herhangi bir azası rahatsızlandığında,diğer uvuzlara da sirayet eder..


Dalga geçiyorsun herhalde, daha Allah Rasulu ölür ölmez yaşananları biliyorsun, konuşturma beni şurada.

AlıntıEfendim Kadın ve erkek eşittir...Rabbimiz kadını farklı,erkeği farklı donanımlarla donatmış ve ikisine farklı görev ve sorumluluklar yüklemiştir...yaratılışı inşaat işçisi olmaya uygun olarak yaratılmayan kadının,aynı şekilde yaratılıştan gelen bir özellikle emirlik,valilik,liderlik yapmaya uygun değildir


Kesinlikle eşit değildir. Hiçbir zaman eşit görmedim, erkeklerin haklarına da öykünmedim. Ama bu idarecilik yapamaz anlamına gelmiyor. Gerekli donanıma sahip her kadın bunu yapabilir. (Ama ben hukukçu falan olsaydım kadın idarecilere regl dönemlerinde önemli kararlar vermelerini yasaklayacak birşeyler yapardım herhalde.)

AlıntıSon paragrafınıza gelince kesinlikle katılıyorum...Müslümanın bir kimliği,bir duruşu vardır...Buna muhalif olma gibi,kendi kafasına göre hem müslüman bilmem hem ne olma gibi bir lüksü yoktur...


Ne güzel, bir nokatada anlaşıyoruz. Söylemek istediğim bu işte; inanıyorsan kendini de, dinini de maymuna çevirmeyeceksin, gereğini yapacaksın. Sadece buna saygı duyabiliyorum artık.

UGraSHAMAN

islam sistem mistem değildir.mükemmel bir sistemdi de osman(RA) neden şehit oldu. ali(RA) ve aişe(RA) neden savaştı. osman-ali-aişe(RA)nin çözüm üretemediği sözümona sistemden siz mi çözüm üreteceksiniz pinilti kardeşim.

ayrıca inandığın bir dinin hakim yorumuna muhalefet etmeyi  'dinini maymuna çevirmek' şeklinde yaftalamakta mutabakatınız beni şaşırttı. neye nasıl inanılacağı kimi neden ilgilendirir ? inanıyorsan gereğini yapacaksın ne demek oluyor. inanıyorum ve gereğini(?) yapmıyorum bu sizi neden ilgilendiriyor?

P_Ýn_iLtÝ

Bakınız sayn Denge sanırım eksik ifade ettiğimden dolayı yanlış algılanmış...Elbette allaha teslim olan,rasulünu kabul eden,onun(cc) dinine tabii olup buyrukları doğrultusunda yaşayan bir ümmet,inkar eden,kafasına buyruk yaşan bir ümmeten daha şerefli ve üsütündür...Müslümanların birbirilerine ise bir üstünlüğü yoktur...Allah katında birini diğerinden üstün kılan ise takva derecesidir,allahın dinine samimiyane sarılma mefhumudur...

Peki allah ve rasulüne ayrılan büyük paya ne oluyordu,bunlar nerelerde kullanıyordu,bunu da siz iyi biliyorsunuz...Tövbe haşa allah ve rasulü,kendilerine ayrılan bu büyük payı ceblerine mi indiriyorlardı...ganimet meselesine hiç girmiyim demişsiniz bence de girmeyin çünkü konumuz ganimet paylaşılması değildir...Nasipse başka bir zaman bir başlık açılır siz bu konuda bilgilerinizi bizimle paylaşır sağlıklık bir ortamda fikir alış-verişi edinmeye gayret ederiz inşallah...Yani diyorsunuz ki Ömer bin Abdulaziz dönemine kadar müslüman halktan alınması gereken 40 da 1'lik zekat bu şekilde tahsis edilmemiş,acem olandan bu miktarın çok daha üzerinden alınmıştır öylemi?...

Şu bir gerçektir ki kim size ne anlatırsa anlatsın siz,nasıl anlamak,algılamak istiyorsanız,o şekilde kabul etmeye devam edeceksiniz...Örneğin,istiyorsanız gelin Hz.Osman(ra)'nın nasıl halife olduğunu bir inceleyelim...O şura meclisinin kimler tarafından oluştuğunu,o şura meclisinde bulunanların müslüman halkın gözünde,nezdinde nasıl bir yere sahip olduklarını,dindeki samimiyet,takva ve gayretlerini,allahın emir ve yasaklarını yaşamadaki haasiyetlerini,allahın rasülün sünnetini yaşamadaki hassasiyetlerini ele alalım...sanırım ne demek istediğimi daha net anlayacaksınız,tabii anlamak isterseniz...

Müslüman ümmetinin ölçüleri,prensipleri,hayatı algılamada ve yaşama,müslümanı anlatan ve nasıl olması gerektiği hakkında allah ve rasülün belirlemiş olduğu sınırlar vardır...Biz müslümanın nasıl olması gerektiğinden söz ediyoruz...Ashab da insandı ve hata onlar içinde vardı...Ashap bir konuda münakaşa etmiş ise,anlaşmazlıklar doğmuş ise,bu İslamın ortaya koymuş olduğu hayat nizamından mı,islamın müslümanı tanımlamış olduğu kimliğinden mi kaynaklanıyor?Yoksa ashabın da insan olmaları hasebiyle bazen bu ölçülerin az olsa dışına çıkmalrından mı?...Bu anlaşılmayacak kadar güç mü sayın denge,insaf lütfen....Ortada bir yanlış var ise bu insanların kişisel hatalarından kaynaklanan bir problemdir....allahın dini kuzursuz ve mükemmeldir...yapılan hatayı dine değil de hatayı yapana vasfetmek doğru olandır...

Hayır sayın denge mümin erkek ve mümine kadın eşittir..daha önce değinmiştik,onları birbirine üstün kılan dindeki samimiyetleri,takvalarıdır...allah kelamında böyle buyurur...Kadın kadına imam,kadına yönetici olabilir...Sosyal düzende bu ağır yük erkeğin sorumluluğuna verilmiştir...daha önce de sormuştum örneğin neden  kadın peygamber yoktur?...neden bunun üzerine kafa yormuyorsunuz?...Kendiniz söylüyorsunuz önemli kararlar da kadının karar verme yetkisini engellerdim diye,madem engelleyeceksiniz neden yöneticiliğe getiriyorsunuz?...Kadın da bir insandır,onun da bir gururu vardır...Örneğin,allah rasulü vefat ettiğinde neden Hz.Aişe annemiz halifelik koltuğuna gelmemiş,getirilmemiştir?...neyse efendim konuyu uzatmanın manası yoktur...

Son söylediğinize daha önce de belirttiğim gibi yine katılıyorum...haklısınız...
Subhanallah,sayın Ugrashman bunu sizden duymak,çok üzücü....
İslam hayat nizamı değil de nedir?İslam kanunları olan,sosyal hayatı düzenleyen,insana nasıl yaşaması gerektiğini söyleyen Hayat kitabı değil de nedir?islam, beşer hayatını vahiy endeksli düzenleyen bir sistem değil de nedir?ya da sistem mistem değildir,derken neyi kastettiniz...?

denge

AlıntıYani diyorsunuz ki Ömer bin Abdulaziz dönemine kadar müslüman halktan alınması gereken 40 da 1'lik zekat bu şekilde tahsis edilmemiş,acem olandan bu miktarın çok daha üzerinden alınmıştır öylemi?...


Evet, Emevilerin uygulamasaıdır.

P_Ýn_iLtÝ

Vermiş olduğunuz adrese teslim cevap için teşekkürler sayın Denge....

Emevilerin yahudileşme temayüllerinden biri olan ırk taassubuna tutuldukları tarihi bir gerçektir...Fakat bunun devletin her noksaına sirayet ettiğini söylememiz de abesle iştikal edecektir...Böyle bir iddanınızn veya söyleminizin olduğunu söylemiyorum,sadece belirtmek istedim...Elbette almanları,diğer insanlara üstün tutan,israiloğullarını diğer ırklara üstün tutan,türkleri diğer ırklara üstün tutan vs.. anlayışlar,ötekileştirilen ırklara zülme ve haksızlığa kapı açacaktır...Çünkü bu zulüm,kazsızlık ve adaletsizlik, bu zihniyete sahip bireylerin ve toplulukların eşkimiş meyvalarıdır....Ötekiler diye anılan,belli bir otorite altında ötekileştirilenler,bu adaletsizlikten nasibini alacaklardır maalesef...Bunu kesinlikle tasvip ediyor değiliz,İslam bunu kesinlikle tasvip etmez...İnsanlara örneğin zekat konusunda nasıl hareket etmeleri gerektiğini net bi şekilde açıklar,kimlerin nasıl, ne şekild zekat vermekle mükellef olduğunu,kime düşüp,kime düşmeyeceğini,adalet ölçüleri dairesinde belirler...Bu noktada  emeviler,eğer ki böyle bir uygulamada bulunmuşlarsa,adaletsizlik,haksızlık yapmışlardır...İslamın zekat noktasındaki ölçülerinin dışına çıkıp günahkar olmuşlardır...Bakınız islam arap olmayandan daha fazla zekat alın mı der?..bildiğiniz gibi kesinlikle hayır...Hata yine şahıslardan,İslama tabii olduğu söyleyen topluluklardan kaynaklanmıştır...Bunun islamdan olmadığı açıkça ortadadır...Nitekim bu anlayış ve uygulama Abdulmelik bin Mervan'ın kendi oğulları yerine, halife olarak vasiyet etmiş olduğu Ömer bin Abdulaziz ile sonan erip,bu batıl anlayışın köküne kibrit çöpü çakılmıştır elhamdullillah...












P_Ýn_iLtÝ

Geçmişini bilmeyen geleceğini görebilme yeteneğine sahip olamaz mefhumunu bilirsiniz sayın plastic...Farklı dediklerinizin yarın değişmeyeceğinin garantisini veriyor musunuz?...Talep ve red...İnsan yine insandır...

P_Ýn_iLtÝ

Sayın Plastic sizden ricam olayı kişiselleştirmemeye dikkat edelim lütfen,kişiselleştirdiğinizi söylemiyorum ama davulun sesi duyuluyor gibi...söz veriyorum ben bunun için çaba sarf edeceğim,yalnız siz de bu noktada dikkatli olursanız,kendimizi ifade edebilme,derdimizi anlatabilme açısından yerinde bir tavır olur...:):)Şunun farkına varmanızı isterim,sistemin mükemmel olduğunu,kusursuz olduğunu,ilan eden pinilti değildir,bunun yanında sistemin mükemmel olmadığını söyleyen bir Plastic vardır,fakat pinilti sistemin mükemmel olduğuna inanıyordur...Arada fark var değil mi?...

P_Ýn_iLtÝ

Sayın plastic ortada davul yok diyorsunuz ama bilmem farkında mısınız tokmağı da elinizden bırakmıyorsunuz...bakınız yine şaşırmışsınız,Mükemmel olduğuna inanan ,mükemmel olduğunu idda eden benim,ama onun mükemmel bir hayat nizamı olarak inşa eden benim minicik,kendine yetmez aklım değil...halaa mı anlamadınız...

Çelişiyor muşum,çekiniz efendi bu gereksiz zevatları,ya siz anlamıyorsanız,anlamak istemiyorsanız ya da başka bi şey...çelişki...nerde, kendimle çelişmişim söyler misiniz?

:)Merak etmeyiniz daha bunamadım ne dediğimin,ne yazdığımın farkındayım...


P_Ýn_iLtÝ

Çelişki namına bir şeyin gözükmediğini söylemek çok da zor değil,bu sizin hüsnü kuruntunuz...bakış açısı diyelim....Size zorla yazdıran mı var,yazmayınız,girmeyiniz bu cemaate,duymayınız,okumayınız iki sure...allah allah sanki birileri kolunuzdan tutup zorla sizi başlığın altına yazıp dert yanmaya zorluyor,ondan sonra abuk subuk yaptığınız yorumları analiz,tahlil sayıyorsunuz...Zaten bu meselelerde size yeterli gelebilecek birinin varlığından söz edilebilinir mi bilmiyorum...anladınız...son...

P_Ýn_iLtÝ

uzatmayacağım,teşekkürler sayın plastic....

nisan

Alıntı yapılan: P_İn_iLtİ - 09.07.08/13:22
İslamiyet’te; Kur'an'a aykırı kanun çıkarılamaz. Laik sistemde ise; insanlar tarafından yazılmış olan Anayasaya aykırı kanun çıkarılamaz.

Bilindiği gibi, günümüzde bir çok devlet idaresi şekli vardır. Komünizm, sosyalizm, monarşi, krallık gibi. Bunların içinde günümüzde en yaygın ve en gelişmiş olanı demokrasi ve laik sistemlerdir. Bu sistemler insanlık tarihi boyunca denenerek geliştirilmiş ve günümüzde de yaygın olarak tatbik edilmektedirler. Bu sistemler insan aklının ve tecrübesinin ürünü olduğundan beşeri sistemler olarak adlandırılırlar. İslamiyet de bir sistemdir. Bu sistem ise, hayatın her alanında tatbik edilecek kanunlar içeren ve Allah tarafından gönderilmiş olan ilahi bir sistemdir. İslamiyet; alış-verişin nasıl yapılacağından çocukların nasıl eğitileceğine, hangi suça ne ceza verileceğinden neleri yiyip neleri yiyemeyeceğimize kadar hayatın her alanında geçerli kanunlar ihtiva etmektedir. Bu kanunların tatbik edilmesi Allah’ın kesin bir emridir. Bu kanunların tatbikine karşı çıkmak ise İslam’ı red etmek anlamına geldiği bütün muteber kitaplarda yazılıdır.
Şimdi, Laik sistem ile Allah’ın gönderdiği ilahî bir sistem olan İslam’ın kısaca ve ana hatları ile bir karşılaştırması yapalım.
* İslamiyet’te; devleti idare etmek için seçilenler, devleti Kur'an ve hadislere göre idare etmek zorundadırlar. Laik sistemde ise; seçimle iş başına gelenler, insanlar tarafından yazılan Anayasaya ve insanlar tarafından çıkarılan kanunlara göre devleti idare etmek zorundadırlar.
* İslamiyet’te; Kur'an'a aykırı kanun çıkarılamaz. Laik sistemde ise; insanlar tarafından yazılmış olan Anayasaya aykırı kanun çıkarılamaz.
* İslamiyet’te; devleti Kur'an'a göre idare etmek Allah'ın emridir. Bunu sağlamak için çalışmak her Müslüman’a vaciptir. Laik sistemde ise; devlet idaresi dini esaslara dayandırılamaz. Devleti dini esaslara dayandırmaya çalışmak en büyük suçtur.
* İslamiyet’te; din, hayatın her alanında tatbik edilir. Laik sistemde ise; din, devlet işlerine karışamaz, devlet ise din işlerine karışabilir ve dinin tatbik edilmesinde sınırlamalar getirebilir.
* Faiz, İslamiyet’te kesin olarak haramdır ve yasaktır. Laik sistemde ise faiz, ekonominin vazgeçilmez şartıdır.
* İslamiyet’te; zina yasaktır ve büyük günahlardandır. Laik sistemde ise; zina serbesttir ve fuhuş haneler açılarak zina teşvik edilmiştir.
* İslamiyet’te sarhoşluk veren her türlü alkollü içki haramdır ve büyük günahlardandır. Laik sistemde ise; alkollü içkiler serbest olup, bizzat devlet tarafından üretilip, satılır.
* İslamiyet’te kumar haramdır. Laik sistemde ise kumar serbesttir ve bizzat devlet tarafından oynatılır. Piyango gibi.
* İslamiyet’te kadın, el ve yüzü hariç bütün vücudunu örtmek zorundadır ve bu, Allah'ın kesin bir emridir. Laik sistemde ise; kadınlar istedikleri gibi giyinebilirler ve istedikleri gibi açılıp saçılabilirler; bu konuda teşvikte edilirler, hatta bazen de zorlanırlar.
* İslamiyet’te çocuklara, ilk olarak zaruri olan dini bilgiler öğretilir ve yedi yaşında namaz kılmaları istenir.
* Miras, İslamiyet’te Allah'ın Kur'an'da emrettiği şekilde paylaştırılır. Laik sistemde ise; miras, insanların yazdıkları kanunlara göre paylaştırılır. Allah cc, ölen kişinin anne- babasına mirastan pay verdiği halde, laik sistemde anne - baba mirastan mahrum bırakılmıştır.
* Mahkemelerde suçlulara cezalar, İslamiyet’te; Allah'ın emrettiği şekilde verilir ve insanlar arasındaki problemler bu kanunlara göre halledilir. Mahkemelerde Allah’ın hükmüyle hükmedilmesi Allah’ın kesin bir emri olduğu gibi, iman etmiş olmanın da şartıdır. Laik sistemde ise; mahkemelerde insanların kendi fikirlerine göre çıkardıkları kanunlara göre hüküm verilir.
Kısaca ve ana hatları ile yaptığımız bu karşılaştırmada görüldüğü gibi; İslamiyet ile Laik sistem ve Demokrasi, gece ve gündüz gibi birbirlerine zıttırlar. Birinin olduğu yerde diğeri olamaz.
İslamiyet başlı başına bir sistemdir ve tamamının günlük hayatta tatbik edilmesi Allah’ın kesin olarak emridir. Bir mü’min, İslam’ı olduğu gibi, bir bütün olarak kabul eder ve tatbikatı elinden gelmese bile, en azından onların tatbikatına taraftar olur.

Selahattin Altıntaş...


Altintas nasil yorumlamis bilmem ki? Izole edilmis bir yerden sanirim.

Bu sistem bahsedildigi gibi eger bir butunse, musluman niye parcalara ayirir ki o zaman?

Sanirim belki caglar oncesinin mukemmel sisteminden bahsetmis.Bugun bu mukemmel sistem yok ne yazik ki..

conan

Laiklik
Laikliğin doğduğu Fransa'dan başlayalım: Millet üzerinde büyük bir baskı unsuru olan, vatandaştan kafasına göre vergi alan, kralları arzu ettiği gibi tahttan indirip/tahta bindiren Hristiyan kilisesine tepki olarak doğmuş bu laiklik fikri. Fransızca anlamı "Dini kamusal alandan kovmak" demektir. Bu yüzden Fransız laikliği çok serttir. Haç, türban, başörtüsü gibi sembollere kamusal alanda izin vermezler. Başörtüsü dini bir zorunlulukken diğerleri aksesuardır. Ama Fransızlar başörtüsünü de bir aksesuar olarak görmeyi tercih edip yasaklarlar. Bütün korkuları 200 sene önce mezara gömdükleri dini otoritenin tekrar hortlamasıdır. Bu nedenle dine düşmanca davranırlar. Laiklik hiç de burdakilerin zannettiği gibi "din özgürlüğü" ya da "devletin dinlere eşit mesafede durması" falan demek değildir yani. (= extreem laïcisme)
Amerika'da laiklik ise bundan çok farklıdır. Fransa gibi kötü bir deneyime sahip olmayan Amerika, laikliği "din özgürlüğü ve devletin dinlere eşit mesafede durması" bağlamında tanımlamıştır. Bu yüzden Amerika'da kamusal alanda dine karışılmaz. İnançlar (hatta farklı içtihadlar) devlet tarafından korunur. (= gematigd laïcisme)

Türkiye'nin laiklik anlayışı -malumu ilan etmeye gerek yok- Fransa modeline benzer.

Osmanlı'nın Fransa'ya okusun adam olsunlar diye gönderdiği Jön Türkler, patates, fötr şapka, laiklik gibi şeylere hayran olmuş, "niye bunlar bizim memlekette yok?" diye komplekslere girmişlerdir. Bugün "Türkiye laiktir laik kalacak" diye ortalığı yıkanların laiklikten sadece "başörtü yasağını" anlamaları, laiklik anlayışlarının Fransa'dan ithal olmasından, kendilerinin de Jön Türkler'in torunları olmasından kaynaklanır.

Bu anlayış sürdüğü müddetçe laiklik Türkiye'nin en önemli problemlerinden biri olmaya devam edecektir.

Osmanlı laik miydi?

Her ne kadar adını koymasa da Osmanlı laikti. Adını koymayı gerektirecek bir problemi yoktu zaten. Müslümanlık azınlıklar üzerinde bir baskı unsuru değildi. Farklı dinlerden insanlara ayrımcılık uygulanmıyordu. Hatta gayrimüslümler az bir vergiyle askerlikten bile yırtabiliyorlardı. II. Mahmud "reyamdan müslümanları camide, hristiyanları kilisede, yahudileri de kendi mabetlerinde görmek isterim" demişti. Bu ifadesiyle üç büyük dini aynı cümlede, aynı konuma koymuş, devlet işlerine karıştırmamıştı.

Laiklik gibi bir problemi olmayan Osmanlı'nın Fransa'dan patetesle birlikte laikliği de getirmesi ilginç bir durumdur

kiya

evladım laiklik senin bildiğin gibi değil; evet fransa laikliği hala jakoben izler taşır ve evet, abd laikliği daha iyimserdir.

ve fekat bunun konumuzla hiçbir ilgisi yoktur. laiklik, kralları tahttan indirip bindiren kiliseye tepki olarak da doğmamıştır. nitekim, kralların da başpiskoposları tahttan indirip bindirmelerine çok tanık olmuştur hıristiyan alemi. yani kral kiliseye bağlı olduğu kadar, kilisenin de krala bağlı olduğu gerçeğini görürseniz, söylediklerinizin anlamsızlığını anlarsınız (yani umud ediyorum).

şimdi efendim bu islamici çevrede "laiklik olmasın, ama olacaksa da amerikan laikliği olsun" anlayışı pek bir moda. şimdi sormak gerekir; amerika bu laiklikle mükemmel yaşıyor da, fransa, günü birlik batıyor mu?

ee, peki fransız laikliği bu elemanlara neden batıyor o zaman? efendim, avrupa kültürü, abd'nin aksine pragmatizm ve oportunizmi siyasi bir çizgi haline getirmemiştir. halbuki abd'de pragmatist ve oportunist olmayanın siyaset sahnesinde yeri dahi yoktur. bu nedenle bütün kurum ve kurallarının içinde bu anlayışın izlerini görmek mümkündür.

efendim, bizim bu müstakil sanayici ve işadamları da tabi; özellikle bu pragmatist ve oportunist yanını sevmektedir abd'nin. zaten sağ "özgürlükçü" ekibin üç sacayağı menderes-özal-tayyip üçgeninin türkiye'yi "küçük amerika"ya çevirme istekleri boşuna değildir.

halbuki kıta avrupa'sında "laiklik, laikliktir!" mesela brecht'in dediği gibi "man is man!" avrupa'da da mesela berlisconi ya da sarkozy gibi pragmatist elemanlar çıksa da, genel olarak "devlet adamı, devlet adamıdır!"

tabi, abd'nin özgürlük ve kölelik savaşlarından edindiği kibir, uçsuz bucaksız coğrafyanın yarattığı heyecan ve dahi gangster ve haydutlardan kalma pragmatizmi birleştirdiği bu siyasi çizgi; türkiye'ye neden bu kadar uymaktadır da, kültürel ve sosyal olarak daha yakın sayılabilecek fransa uymamaktadır bilinmez.

haa, maalesef türkiye, laikliği de kendine benzetmiş ve iğdiş etmiştir o ayrı bir konu.

osmanlı'nın laik olarak tanımlanabilmesi ise maalesef mümkün görünmüyor. ancak osmanlı idaresinin, avrupa'nın aksine doğrudan dinsel bir baskıya maruz kalmadığı da bir gerçek. bunun nedeni ise laik olmasında değil, padişahların aynı zamanda halife ünvanı taşımasında aranabilir. nitekim, halifelik; herhalde şeyhülislam'ın üzerinde bir makamdır din açısından. şöyle söylenebilir: osmanlı'da devleti yönetenden daha yüksek bir dinsel kurum yoktur, olmamıştır ve dahi olamazdı da...

ancak avrupa'da kilise, her vakit devletten ayrı örgütlenmiş ve idare üzerindeki etkisini "ayrı bir kurum" olarak daha ciddi bir boyutta sürdürebilmiştir. osmanlı'yla kıyaslarsak, hiçbir kral, aynı zamanda papalık mevkine oturabilmiş değildir.

öte yandan konuya dahleyleyecek olursak şunu soralım:

madem islamiyet mükemmel bir sistemdir; o vakit neden bir tane bile bırakın mükemmeli, azıcık düzgün islam ülkesi yok?

neyse neyse, boşverin, yine diyeceksiniz ki; onlar müslüman değil, zaten dünyada islam ülkesi de yok!

ee madem yok, demek ki olmuyormuş kardeşim, zorlamanın manası da yok, di mi ya...

conan

    siz diyorsunuz ya kominizm sistemi ile yönetilen ülke yok diye. Dedikleriniz Kominizm ülkelerinde uygulanuyor. Ama bizim dediğimiz islam Peygamber efendimiz zamanında islamı savunuyoruz. Şu andaki değil.. sana bir örnek Türkiye Cumhuriyeti %99 Müslüman deniyor. Acaba Kacı camiye gidiyor. Ne lkadarı islamı tanmını biliyor. Bilenlerde Kulaktan duyma bilgilerle yaşıyor. Gelelim İslam dünyasına İslam Kadına en çok değer veren dindir.İslamda çarşaf diye bir şey yoktur çarşaf osmanlı devletinin çıkardığı bir kıyafettir bayanların saçlarını örten her eşarp dinen uygundur günümüzdeki tesettür ise günümüz şartlarına uyan kıyafettir kuranda ise çarşaf emredilmedi

kiya

evladım bakınız, sizin komünizm dediğiniz şey, köylü ve savaştan yıkılmış halde çıkan "çarlık rusyası"nı alıp, dünyanın en büyük ekonomilerinden biri haline getirebiliyor. sonucu ne olursa olsun bu deneyime bakıp şunu diyeni anlarım: "evvet kardeşim, gördünüz, komunizm mükemmel bir ilerleme sunuyor. birkaç küçük düzeltmemiz kaldı. onları da yapıp geleceğiz evelallah."

ee, ama evladım, türkiye böyle, mısır şöyle, arabistan vahhabi, tanzanya çahhabi; eee, evladım, olmuyor demek ki, zorlamayınız...