20.07.19/11:26

Cinler

Başlatan foturo, 12.08.04/14:01

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

deniz

dönüpte arkama baktım ama cin filan görmedim.

yaw sizi aranız iidir bi tane gönderin de ben de göriyim şunlardan :P

Çakýl Taþý

04.03.05/17:06 #31 Son düzenlenme: 08.03.05/15:53 Çakýl Taþý
Alıntıdönüpte arkama baktım ama cin filan görmedim.

yaw sizi aranız iidir bi tane gönderin de ben de göriyim şunlardan :P

pardon dönde kendine bak diyecektim, yanlışlık olmuş...

cin gibi adamsın... ves-selam...

Canını sıktı isem özür... :P

[S]aKiN

Alıntıoldukça radikal şekilde islamı yaşadığı halde geleneksel cin varlığına inanmayan bir sürü insan var.

  sanırım bu yargıya varmak için radikal şekilde islamı yaşayan herkesi taramak lazım.
     gerilla,inancım gereği derken peygamber efendimiz doğduğu zaman bazı olaylar son bulmuştur mesela gayten haber verme gibi. Bunu da böyle düşünüyorum cinler vardır ama bize yoktur sanırım belli bir olgunluğa fenafillaha erişmiş insanlar görebilir konuşabilir.
   Resimdekileke nin dediği gibi kesinlikle katılıyorum bende aklı dengesiz yerinde olmıyan yapmacık akkılıysa çok akkılı olduğunu sanan insanlar tarafından atılmış değersiz sözler.
   Cinler vardır varlığınada okuduğum yazılar, hikayeler ve Hz.muhammed'in anlatmış olduğu olaylardan dolayı inanıyorum

starmetin

Arkadaşlar Cinler İslam Dini inancına göre vardır ;
Görüntüleri saydamdır görünemezler hava gibi oksijen gibi, hatta bir yerlerde okumuştum baya ayrıntılı bir yazıydı bunlarla ilgili
cinlerinde tıpkı bizlerin gibi yaşantı şekillleri vardır , iyisi ve kötüsü vardır İnsan artıklarıyla besleniyorlarmış çöplerden vs , ıssız yerlerde bulunuyorlarmış dere kenarları,merdiven dipleri gibi yaşantıları çok uzunmuş bunları bir Din adamın yorumları gibi bir şeydi ama Kuranı kerimde cinlerin varlığından bahsedilir ,
Peygamberimiz bir takım Cinlere namaz kıldırmış yani imamlık bile yapmıştır , Hz. Süleymanın  Cinlerden ordusu bile varmış, onları hayat içinde işlerinde kolaylık sağlamak için onlardan faydalanıyormuş , ve bizzat Cinlerin şerlerinden korunmak için çoğumuzun bildiği Nas ve Felak süreleri vardır bu sürelerde biliyorsunuz Minel Cinneti diye dua içinde geçen söz vardır anlamıda Cinlerin şerrinden , büyülerden korunmak için çoğumuzun  okuduğu sürelerdir...
ruh çağırma falan yapanlarında ruh diye algıladıkları cinlerdir...
Ney se uzak durun böyle şeylerden hiç fayda sağlayacak şeyler değildir böyle şeyler ,
hürmetler

torq

Hicr Sûresinin  27 . Ayetinde
Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık.
Kehf Sûresinin  50 . Ayetinde
Hani biz meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı.
En’âm  Sûresinin  100 . Ayetinde
Bir de cinleri Allah’a bir takım ortaklar yaptılar. Oysa onları o yarattı.
En’âm  Sûresinin  112 . Ayetinde
İşte böylece biz her Peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık
En’âm  Sûresinin  128 . Ayetinde
Onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir: “Ey cin topluluğu! İnsanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız.” Onların insanlardan olan dostları, “Ey Rabbimiz! Bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık” diyecekler. Allah da diyecek ki: “Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir.”
A’râf Sûresinin  179 . Ayetinde
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.
Zâriyât Sûresinin  56 . Ayetinde
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Rahmân Sûresinin  15 . Ayetinde
“Cin” i de yalın bir ateşten yarattı.
Cin Sûresinin  6 . Ayetinde
“Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı.”
Nâs(*) Sûresinin  1,2,3,4,5,6 . Ayetinde
De ki: “Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik’ine, insanların İlah’ına sığınırım.”

Yukarıda yazılanların toplamından şu sonuçları çıkarabiliriz;
1) Cinler tıpkı insanlar gibi Allah tarafından yaratılmıştır.
2) İnsandan farkları ateşten yaratılmış olmalarıdır
3)Her ikisi de Allah'a kulluk etsinler diye yaratılmışlardır
4)Hayvanlardan daha aşağı olan cinler ve insanlar cehennem için yaratılmışlardır
5)Adem peygambere itaat etmeyen iblis (şeytan ) da bir cindi

İlginç olan, bir  gücün yarattığı bir varlığın kendisine isyan etmesi karşısında çaresiz kalması. Eğer tüm evreni ve dünya üzerindeki yaratıkları yoktan varediyosan, ateşten yarattığın cin ve şeytanların isyanını nasıl engelleyemiyorsun? Üstelik bunu peygamberin ağzından tüm insanlara da anlatıyorsun. Bu durumu tevazu ile mi açıklamak gerekir yoksa(söylemeye dilim varmıyor ama) tanrının güç eksikliği olarak mı nitelemek gerekiyor, gerçekten karar veremedim !


[S]aKiN

AlıntıYukarıda yazılanların toplamından şu sonuçları çıkarabiliriz;
1) Cinler tıpkı insanlar gibi Allah tarafından yaratılmıştır.
2) İnsandan farkları ateşten yaratılmış olmalarıdır
3)Her ikisi de Allah'a kulluk etsinler diye yaratılmışlardır
4)Hayvanlardan daha aşağı olan cinler ve insanlar cehennem için yaratılmışlardır
5)Adem peygambere itaat etmeyen iblis (şeytan ) da bir cindi

İlginç olan, bir  gücün yarattığı bir varlığın kendisine isyan etmesi karşısında çaresiz kalması. Eğer tüm evreni ve dünya üzerindeki yaratıkları yoktan varediyosan, ateşten yarattığın cin ve şeytanların isyanını nasıl engelleyemiyorsun? Üstelik bunu peygamberin ağzından tüm insanlara da anlatıyorsun. Bu durumu tevazu ile mi açıklamak gerekir yoksa(söylemeye dilim varmıyor ama) tanrının güç eksikliği olarak mı nitelemek gerekiyor, gerçekten karar veremedim !

Saygı duyarım ama bunlar yetişkin bir insanın söylemlerinden çok dersini iyi ezberlemiş bir sabiinin yakınmalrı gibi geldi....
o zaman herkes köle olmalıydı bize verilen irade de fazlaydı... dünyaya sadece güdülmeye gönderildik gibi bir şey çıkıyor sence herkes hemen her durumda yakılmalı veya kontrol mü edilmeli her hareket başkasının bildiğini bilerek niçin yaptığımızı bilmeyerek mi olmalı garip....
     merak ediyorum hem de çok sizin çıkış yolunuz ne pekyy sanırım üzerinize bu durumu yapıştıramassınız....???

gerilla

[quote author=aKiN link=topic=3979.msg61076#msg61076 date=1115755013]
Saygý duyarým ama bunlar yetiþkin bir insanýn söylemlerinden çok dersini iyi ezberlemiþ bir sabiinin yakýnmalrý gibi geldi....
o zaman herkes köle olmalýydý bize verilen irade de fazlaydý... dünyaya sadece güdülmeye gönderildik gibi bir þey çýkýyor sence herkes hemen her durumda yakýlmalý veya kontrol mü edilmeli her hareket baþkasýnýn bildiðini bilerek niçin yaptýðýmýzý bilmeyerek mi olmalý garip....[/quote]

altına bende imzamı atarım bu söylemlerin
sakin  :ph34r:

torq

Bu yazdıklarım, cin konusundaki uydurmaların ve kafalardaki soru işaretlerinin ortadan kaldırılmasına yönelikti. Gerçekte bu konunun yorumunu yapmak istemiyorum çünkü o zaman da inançların sorgulanması gibi ucu bucağı olmayan, düzeyini belirleyemediğimiz bir kulvara girilmiş oluyor. Ama kısaca bu konudaki düşüncemi yazayım;
Bir dinin kitabını kendimize yaşam biçimi olarak seçtiğimizde, o kitabın tüm yazılanlarını doğru kabul etmek, kitaba karşı söylenenleri de yalan ya da yanlış olarak değerlendirmek zorunda kalırız. Eğer böyle yapmazsak, kitabın yazanı olan büyük gücü inkar etmiş ve onun elçisini de sıradan biri haline getirmiş oluruz. Bu duruma düşmemek ve kitapta yazılanları doğru kabul etmek de bizi bazı yönlerden sıkıntıya sokabilir, örneğin o dönemde bilinmeyen bazı kavramlar daha sonra bilinmeye başlayınca, tüm zamanlar için yazılmış olan kitaptaki bilgiler eskiye aitmiş gibi görünebilir. Cin de bunlardan biri bence. Psikoloji gibi bir bilim dalının yaklaşık 100 yıllık bir geçmişi olduğunu kabul edersek, kişinin akıl sağlığının bozulduğunu 1500 yıl önce kim bilebilirdi? Elbette içine cin ya da şeytan girmiş diyerek açıklamak gerekecekti. Çünkü cinleri kimse göremezdi ve onları da tanrı yaratmıştı, ayrıca insanın içine girince kolay kolay çıkmazdı. Kanıtlanması da kolay olmayan bu kuram inanmak isteyenler için günümüzde de geçerli olabilir, ama akıl sağlığından endişe ettiğimiz bir yakınımızı üfürükçüye götürmek yerine doktora götürüyorsak, çelişkinin büyüğü burada başlıyor sanırım.

[S]aKiN

      yazdıklarınız belli bir yere kadar mantıklı hatta yeterince sorgulamayan biri için yeterşnce mantıklı.... zati böyle anlatılmasa da sanırım inanmama diye bi sorun veya bir olgu olmaz dı.   
      yazzdıklarınızı okurken şöyle bir düşünce geçti o zaman her dinden inançtan birazcık birazcık alıp mükemmeli yakalama  biraz ütopik ama güsel...
      nese size bir yazı pastlicemm bu yazı benim inancımın sanırım sizin açınızdan en son dayandığı yerlerden biri... inanmam da
inancın etkisi de var tabi tamamen somut değil
...[/b]
   
AlıntıSon sıralarda basında kehanetlerin basitleştirilmiş ve sulandırılmış (vulgarize edilmiş) örnekleriyle karşılaşıyoruz. Bini bir para. Gazeteler tekmili birden İbni Arabî keşif ve istihraçlarıyla Michel Nostradamus’un kehanetleri üzerine yoğunlaşmış durumdalar. Kıyamet alâmetleri ve bizzat kıyametin kendisiyle ilgili kehanetler veya önseziler gırla gidiyor. Tezler ve anti tezler çarpışıyor. Velhasıl şifrelerin savaşından bahsedebiliriz.

Türkiye’de Efendi ile birlikte başlayan çığır devam ederken dünyada da Da Vinci’nin Şifresi ile başlayan bir başka çığır yeni mecralar kazanarak yoluna devam ediyor. Esasen Haçlı Seferleri devresi de kehanetlerin yoğunlaştığı bir devredir. Zira kehanetleri veya keşif ve istihraçları besleyecek ve ilgi uyandıracak dehşetli bir ortam vardır. Kargaşa ve umut dönemidir. Bu ortam da, şifreleri ve öngörü ve kehanetleri tetiklemektedir.

Bu hususta Hıristiyanlık tarihinde iki akım vardır. Bir Ortodoksî akım var, bir de gnostik akım var. Gnostik akım genelde Protestan dünya ile alâkalı bir akım. Hippolu Büyük Augustine, İsa’nın ikinci gelişini haber veren kutsal metin bölümlerini inceleyerek bu metinlerin sembolik anlamlar içerdiğini ve zahirî anlamlarının doğrudan alınamayacağını savundu. ‘Tanrı’nın Şehri’ isimli ünlü eserinde, Vahiy kitabında açıklananların alegorik olarak anlaşılması gerektiğini savundu. Bu itibarla, Hıristiyan dünyasının İmam-ı Gazali’si olarak ünlendi. Meselâ, bin yıllık bir zaman dilimi olarak açıklanan ‘milenyum’ lafzı, literal anlamıyla algılanmamalı, bilakis İsa’nın doğumuyla başlayan ve hükmünün geçerli olacağı uzun bir süre olarak anlaşılmalıdır. Onun bu anlayışı kilisenin kabul ettiği Ortodoksîyi temsil etmektedir. Augustine’in görüşlerine neredeyse bin yıl sonra, 12 yy’da yaşamış olan İtalyan keşiş Fioreli Joachim tarafından meydan okundu. Zamanın önde gelen İncil âlimlerinden biri olarak, eskatolojik haberler içeren metinlerin zahirî anlamlarıyla ele alınmaları gerektiğini savundu.

***

Augustine’in dinî anlayışı Şia’daki usulî anlayışa benzer. Bediüzzaman’ın deyimiyle şahs-ı maneviden yanadır. Kilise’nin yorumuna göre şahs-ı manevî de Vatikan’dır ve kilisenin kendisidir. Kilise, İsa’nın müjdesinin yerini almıştır. İsa’nın şahsı Kilise’de fani olmuştur. Dışarıda kurtarıcı aramaya luzum yoktur. Buna mukabil Joachim’in anlayışı ise Ahbari ekolün anlayışını çağrıştırır.

Apokaliptik keşiflere şahit olduğunu söyleyen yazar; eserlerinde, metinlerin zahirî anlamlarıyla kabul edildiği metodunu uç noktalara götürdü. İncil’de geçen haberler doğru tefsir edildiğinde geleceğin önceden kestirilebileceğini savundu ve bu yönde çıkarımlarda bulundu. Kıyamet için tarih de belirlemişti. Ona göre, 1200 ve 1260 tarihleri arasında dünyanın sonu gelecekti. Birçok kişi Joachim’in İncil’den elde ettiği istihraçları benimsedi ve benimseyenler arasında Aslan Yürekli Richard bile vardı. Joachim, Richard’a; tam bir fiyasko ile sonuçlanacak olan 3. Haçlı Seferine çıkması için öğütte bulunmuş ve onu yüreklendirmişti.

O devirde de şifreler çarpışıyordu. İbni Arabi ve Nostradamus ikilisi gibi; Joachim’e mukabil kefenin karşı kısmında İbnü’l Bercan yer alıyordu. O ise Nureddin Zengi’ye Kudüs’ün 1187 tarihinde fethedileceğini müjdelemişti. Bu keşfin ortaya koyduğu fetih Mescid-i Aksa’nın minberini bile önceden yaptıran Nureddin’e nasip olmadı ve beklenmedik bir sırada vefat etti. Bu fetih ‘Nureddin’in manevî varisi’ sıfatıyla ve Musa kıssasındaki gibi söyleyecek olursak onun fetası Selâhaddin Eyyübi’ye nasip oldu. Selâhaddin, Aslan Yürekli Richard’ı yenerken; İbnü’l Bercan’ın istihracı da Joachem’in kehanetini yenmişti.

Önemli bir Osmanlı âlimi olan Selâhaddin Uşşakî de bazı eserlerinde İbni Arabi’den yaptığı nakillerden; Gulibetü’r rum âyetine dayanarak, bu ayetin 1438 (hicri) yılında Müslümanların ahir zaman diliminde o bölgedeki müstevlileri (İsrail) yeneceğini müjdelediğini ortaya koyar. Bu tarih de yaklaşık olarak 2016 veya 2017 yılına tekabül eder ki bu da Belfour Deklerasyonu’nun 100’üncü ve Yavuz’un bölgeyi fethinin de 500’üncü yıl dönümüne denk gelmektedir.

Neden Rum Sûresi? Müslümanlar Bizanslılarla-Persler arasındaki savaşlarla ilgili bahis tutmuşlardı. Rumların yenilgilerinden birkaç yıl sonra Persleri yenecekleri müjdeleniyordu. Bu tayin edici savaşta yine bu bölgede cereyan etmişti. Şeyh Ahmet Yasin de gelecekle ilgili ulemanın bazı keşfi ve istihraçlarını haber vermiş ve bunlar NYT gibi gazetelerde yayınlanmıştı. Buna göre, yeni Hittin’in tarihi 2017, 2021. 2027 yıllarından birine tekabül ediyordu. Şifreler savaşı bugün de bütün şiddetiyle devam ediyor. Yalan veya doğru herkesin elinde bir şifre var. Gerçek şifre ise indallah’da.

deniz

çok yakından tanığım hatta öncesinde cinleree inanmayan biri cinci bi kadına gitmiş.

yaw sadece ismini vermekle tüm hayatını saymış cinler aracılığı ile. hatta çözümler filan önermişler.

çok tuhaf ..

...

bir de cinlerin var olması tanrının varlığının bir sağlaması mıdır ?
yani cinler var ise tanrı da vardır önermesi doğru mudur ?