20.07.19/11:21

İslam'da Canlıların Ruhu-hayaleti Yoktur

Başlatan Emre1974tr, 16.07.08/00:19

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Emre1974tr

İslam'da insana ait ölümsüz ve tanrısal parça ruh inancı yoktur.

Yaratılan herşey maddidir. hatta cinler ve melekler bile (örneğin cinler ateşten yaratılmışlardır).

Cennet ve cehennem de farklı fizik yasalarına sahip diğer evrenlerdedir ve sapına kadar maddedir.

Ruhçu öğretinin İslam dünyasına uydurma hadisler ve tasavvuf öğretileriyle sızması sonucunda bugün müslümanlar uydurma ruhlar alemine iman ettirilmektedir. hatta Kuran'ı tercüme derken ayetlerde "nefs,can" geçen yerlerde "ruh" denilerek çeviriler bile çarpıtılmıştır.

Kuran'da gerçekten ruh diyen ayetler "vahiy"den ve de bu vahyi ileten Cebrail adlı vahiy meleğinden bahsetmektedir.

Yani Kuran'da;

Ruh=Vahiy
Ruh=Cebrail

Yine eski bir iletimde dediğim gibi:

Kuran'a göre kabir azabı veya mükafatı yoktur.Hemen hemen herkes kıyamet sonrası,mahşer gününde tekrar yaratılacak ve sonsuz yaşamlarına kavuşacaklardır.

Yalnız dikkat ederseniz hemen hemen herkes dedim.Çünkü Kuran'a göre istisna insanlar var.Bu konuda Naci Çelik gibi bazı yazarlar güzel tespitlerde bulunmuşlardır.

Kimdir bu ayrıcalıklı insanlar?Bunlar Firavun gibi günahkarlıkta çok aşırıya giden büyük günahkarlarla,şehitler gibi sevap kazanmada çok ileri seviyede olan cennetlik insanlardır.

Firavun gibi günah işlemede çok aşırı bir seviyede ileri giden insanlar daha kıyamaet beklenmeden cehennemde yaratılarak daha şimdiden ateşte yanmaya başlamıışlardır.Ahirette ise cezalarını daha şiddetli bir şekilde çekmeye başlayacaklardır:

- Ateş; onlar, sabah akşam ona karşı sunulur dururlar. Kıyamet kopacağı gün de: "Tıkın firavun ailesini en şiddetli azaba!" (denilir). (Mumin Suresi 46. Ayet )

Burada firavun ve ailersinin şimdiden sürekli ateşe atıldığı,kıyamet sonrası ise asıl azaba atılacağı söyleniyor.Yanı bunlar şimdiden beden olarak cehennemde yaratılmışlardır.

Diğer uç gurup ise iyilikte çok ileriye gidenlerdir.Bunlar da kıyamet beklenmeden şimdiden cennette bedenen tekrar yaratılmışlar ve mükafatlandırılmıya başlanmışlardır.Bunlara örnek olarak şehitleri ve peygamberleri verebiliriz:

-Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölmüşler sanmayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar.


-Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği mutlulukla sevinç duyarlar ve arkalarından şehit olarak kendilerine katılmamış olan mücahitler hakkında: "Onlara hiçbir korku yok ve onlar üzüntü de duymayacaklardır." müjdesinde bulunurlar. (Ali imran suresi 169-170)

Burada da açıkça ayetler, şehitlerin kanlı ve canlı bir şekilde yani bedenen cennette şimdiden yaşamaya başladıklarını ve nimetler içinde olduklarını söylüyor.
Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölmüşler sanmayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar.


-Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği mutlulukla sevinç duyarlar ve arkalarından şehit olarak kendilerine katılmamış olan mücahitler hakkında: "Onlara hiçbir korku yok ve onlar üzüntü de duymayacaklardır." müjdesinde bulunurlar. (Ali imran suresi 169-170)

Bu ayetler bile ruhlar alemi safsatasını yerle bir etmeye yeterlidir.

Eğer insanların ruhu olsaydı, tüm insanlar öldükten sonra yaşıyor olacaktı ve ayet "herkes canlıdır aslında " falan derdi.

Ama öyle demiyor. Şöyle diyor:
-Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölmüşler sanmayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar.


Yani "sadece şehitler gibi istisna insanlar kıyamet öncesi yaşayabiliyorlar." Çünkü diğer insanlar ölüler ve kıyameti bekliyorlar ikinci yaratılış için. Ve ruhları olmadığından cansızlar.

Ama şehitler şimdiden cennette yaratıldıklarından (Rabbin katı) , diğer insanlardan farklı olarak şimdiden ikinci yaşamlarına başlamış bulunuyorlar. Kıyametten sonra kendilerine katılacak diğer insanları da bekliyorlar.

Yine insanların ruhu olmadığına Kuran'dan delil vermeye devam edelim:

Yasin 51-52: Sûra üfürülmüştür! Bak, işte kabirlerden, Rablerine doğru akın akın gidiyorlar. Şöyle diyecekler: "Vay başımıza gelene! Kim kaldırdı bizi mezarımızdan? Rahman'ın vaat ettiği işte bu! Peygamberler doğru söylemişler."

Eğer bu insanlar öldükten sonra ruhlar aleminde yaşamaya devam etselerdi, bu alemde yaşayacakları binlerce ve hatta belki de milyonlarca yıl boyunca ahiretin gerçek olduğu acı gerçeğini yudum yudum özümsemiş olacaklardır.

Ama hayır, bu insanlar dünyada öldükten sonra ilk defa kendilerine geliyorlar ve büyük bir şaşkınlık içinde "meğerse doğruymuş" gibilerinden birşeyler söyleyerek büyük bir şok yaşıyorlar.

Çünkü ruhsal yaşam diye birşey yok. Onlar vefat ettikten sonra kıyamete kadar cansız bir şekilde beklediler ve uyandıklarında yani ikinci yaratılışlarında da acı gerçeği gördüler.
Bazı insanların şimdiden cennete girdiğine bir diğer delil olarak şu ayetleri de verelim:

Yasin Suresi(20-29):


Kentin öbür ucundan bir adam koşarak gelip şöyle dedi: "Ey topluluk, bu elçilere uyun!"

"Sizden herhangi bir ücret istemeyelere uyun. Onlardır doğruyu ve güzeli bulanlar."

"Beni yaratana ne diye kulluk etmeyecek mişim ben? Ve sizler de O'na döndürüleceksiniz."

"O'ndan başka tanrılar mı edineyim ben? Eğer Rahman bana bir zorluk/zarar dilerse onların şefaati benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazlar."

"Bu durumda ben elbette ki açık bir sapıklığın içine düşerim."

"Ben, sizin Rabbinize iman ettim, artık dinleyin beni!"

"Gir cennete!" denildi. Dedi: "Kavmim bir bilebilseydi?

Ki Rabbim beni affetti; beni, ikram edilenlerden kıldı."

Biz onun ardından kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.

Olan, sadece korkunç titreşimli bir sesti. Ve bir anda sönüverdiler.

*******************************

Eğer kıyametten sonraki cennete girişten bahsetseydi, o zaman o adamın toplumu zaten onu görüyor olurdu. Ama hemen ölümünden sonra bedenli olarak cennete giriyor, diğerleri ise daha yeryüzünde olduğundan ve/veya henüz dirilmediğinden, "kavmim, Allah'ın beni affedip cennetine aldığını bilebilseydi" demekte.


Selam ve sevgiler.
İNSANA AİT RUH İNANCININ YAPTIĞI BOZGUNCULUKLAR


1.İnsana ait tanrısal parça ruh inancı insanların rableştirilmesinin kapısını ardına kadar açıyor ve bunun sonucunda kutsal insanlar,tapınılan sefil ruhbanlar ortaya çıkıyor.

2.insana ait ruh inancından dolayı çoğu insan tekamül safsatasına inanıyor.Ve bu yüzden acı çekip olgunlaşacağına inandığından kendine zulmediyor veya başına bir musibet geldi mi bunu iyi birşey zannedip kurtulmak için şevkli davranmayabiliyor.Halbuki Kuran'a göre başımıza gelen musibetler hiç de hayra alamet değildir ve günahlarımızdan dolayı bir uyarıdırlar.

3.İnsana ait ruh inancından dolayı insanüstü bir varlık olabileceğine inanan ruhbanlar dünya nimetlerine sırt çevirerek kutsallaştığına inanıyorlar.bu sapkınlığı bir "erdem" olarak görüyorlar.hatta kimisi cennet nimetlerini bile istemiyor ve ilahlaşmaktan başka birşeyi gözü görmüyor(birlenme inancı).

4.İnsana ait tanrısal parça ruh inancından dolayı ölümün güzel birşey olduğu zannediliyor.çünkü bu inanca göre ruh bedene hapistir ve ölüm ruhun özgürlüğüne kavuşması-birlenmesi demektir.bunun sonucunda intihar-cinayet vb. sapkınlıklar daha sempatik bir gözle görülebiliyor birçok ruh inancına sahip insan tarafından..........

5.Yine insana ait ruh inancından dolayı birçok insan reenkarnasyona inanıyor.bu da her dirilişte bambaşka bir yartık olunacağı anla.ına geliyor.Ve bu da farkında olunmasa da ölen kişinin bir daha geri gelmemek üzere yok olması demektir.Çünkü başka bir bedende başka bir kişilikte hatta başka cinsiyet veya türde dünyaya geleceksen sürekli,ölünce şu anki sen bir daha oluşmamak üzere yok olacak demektir.yani tam bir materyalist inanca bürünüyor işin derinine inince

6.ruh ikizi inancı görlüyor birçok ruhçu öğretide...bunun sonucunda yalnızca ruh ikiziyle birlikte olan insanın tekamül edip mutlu olabileceği safsatasına inanılıyor.Bu da cinselliği çaktırmadan yasaklama-kısıtlama hinliğini içeriyor.

7.insana ait ruh inancı ve tekamül safsatası aslında günah işlemenin gerekli olduğu yanlış inancına da götürüyor insanları.çünkü tekamül için dünyaya gelen ruh günah işleyip acı çekmeli ki mükemmeliğie giden yolda olgunlaşabilsin deniliyor.bu inanç kabala öğretisiyle museviliğe,tasavvuf öğretisiyle de islam dünyasına sokuşturulmuştur.

8.insana ait ölümsüz ruh inancı ,bedenli yeniden yaratılıp ahirette maddi yaşayacağımız gerçeğini bazı kimselere inkar ettiriyor.Ruhçular maddeyi küçümsedikleri hatta bazıları iğrendikleri için sonsuz yaşamın bedenli değil de ruh olarak olabileceğini söyleyiveriyorlar.kutsal kitaplardaki maddi sonsuz yaşamı anlatan ayetlere sembolik anlamlar yükleyerek dolaylı yoldan inkar ediyorlar.

9.Yine bazı ruhçular Allah'ın yarattığı bu maddi evrene şükretmek bir yana dursun,ona "leş" diyerek hakaret ve nefretlerini kusuyorlar.Allah'ın bizim için yarattığı güzelliklere nefret ve hainlik içinde olabiliyorlar.Kendi uydurdukları madde ötesi aleme tapınıyorlar ve ona ulaşmak için çırpınıyorlar.......

10.ruhun tekamülü inancı sonucunda kişisel ve toplumsal bazda ayrımcılık-üstünlük meselesi ortaya çıkıyor.kimi insanlar kimi insanlardan üstün kabul edildiği gibi kimi ırklar da diğer ırklardan üstün tutulabiliyorlar.bazı ruhçular sarışın renkli gözlü insanın tekamül etmiş üstün insanı temsil ettiğine inanırlar.hatta hitlerin ırkçı katliamlarının arkasında bile bu ruhçu-ırkçı sapma vardır.büyük ruh adlı varlıktan medyumlar aracılığıyla aldığı direktifler doğrultusunda bilenen çılgınlıklarını yapmıştır hitler.

11.ruhlara inanan insan cinlerin aldatmalarına daha yatkın oluyor.ruh çağırma senaslarında ya şarlatanların yalanlarına kanıyorlar ya da cinlerin ruh kılığında söyledikleri yalanlara.........yakınlarının veya hayatta olmayan ünlü insanların ruhlarıyla görüştüğünü sanan kimseler ,bu celselerde aldıkları bilgileri mutlak doğru zannedip yoldan çıkabiliyorlar.

***********************************
Selam ve sevgiler.

denge

"Ona (Âdem’e) şekil verip ona ruhumdan [yarattığımız ruhtan] üflediğim zaman, siz hemen ona (doğru) secdeye kapanın!" [Hicr 29]

"Rabbin meleklere şöyle demişti: Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan [yarattığımız ruhtan] ona üflediğim zaman ona [doğru] secdeye kapanın.)"[Sad 71-72]

Kur'anda Meryem, İsa, Adem için de "ruhumuzdan üfledik" ifadesi kullanılır. Buralarda kullanılan "ruh" kelimesini sadece "can verme" anlamını mı kabul ediyorsun?

AlıntıYaratılan herşey maddidir. hatta cinler ve melekler bile (örneğin cinler ateşten yaratılmışlardır).

Cennet ve cehennem de farklı fizik yasalarına sahip diğer evrenlerdedir


Ben bunun aksini hiç duymadım zaten. Sadece şöyle yorumlar okumuştum; Araplar iklim şartları gereği sıcaktan hoşlanmadıkları için cehennem sıcak, cennet ise özlemini duydukları bol ağaçlı, içlerinden ırmaklar geçen kısaca "serin" bir yer olarak betimlenir. Ama her halukarda maddi bir gerçekliğe dayanır. Bunun aksi ne şekilde savunuluyor, paylaşırsan sevinirim.

AlıntıKuran'a göre kabir azabı veya mükafatı yoktur.


Ben de Kur'anda kabir azabını araştırdığımda tam "yoktur" sonucuna varacakken Mümin suresindeki ayete takılmıştım ama burada senin yaptığın açıklama beni tatmin etmedi. Yani birşey ya vardır, ya yoktur. İstisna mantığı "mantık" ilimine de, Kur'ana da ters.

AlıntıÇünkü ruhsal yaşam diye birşey yok. Onlar vefat ettikten sonra kıyamete kadar cansız bir şekilde beklediler ve uyandıklarında yani ikinci yaratılışlarında da acı gerçeği gördüler


Tamam, Kur'anda geçen ifade aynen böyle yorumlanmalıdır. İnsanlar öldükten sonra gözlerini kıyamete açarlar. Peki Azrail'in "ruhları kabzetmesi" olayını nasıl yorumluyorsun? Cevaplarsan sevinirim.

conan

Emre1974tr bunları neye dayanarak söylüyorsun kanıtın varmı?

Emre1974tr

Alıntı yapılan: denge - 16.07.08/09:03
"Ona (Âdem’e) şekil verip ona ruhumdan [yarattığımız ruhtan] üflediğim zaman, siz hemen ona (doğru) secdeye kapanın!" [Hicr 29]

"Rabbin meleklere şöyle demişti: Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan [yarattığımız ruhtan] ona üflediğim zaman ona [doğru] secdeye kapanın.)"[Sad 71-72]

Kur'anda Meryem, İsa, Adem için de "ruhumuzdan üfledik" ifadesi kullanılır. Buralarda kullanılan "ruh" kelimesini sadece "can verme" anlamını mı kabul ediyorsun?

AlıntıYaratılan herşey maddidir. hatta cinler ve melekler bile (örneğin cinler ateşten yaratılmışlardır).

Cennet ve cehennem de farklı fizik yasalarına sahip diğer evrenlerdedir


Ben bunun aksini hiç duymadım zaten. Sadece şöyle yorumlar okumuştum; Araplar iklim şartları gereği sıcaktan hoşlanmadıkları için cehennem sıcak, cennet ise özlemini duydukları bol ağaçlı, içlerinden ırmaklar geçen kısaca "serin" bir yer olarak betimlenir. Ama her halukarda maddi bir gerçekliğe dayanır. Bunun aksi ne şekilde savunuluyor, paylaşırsan sevinirim.

AlıntıKuran'a göre kabir azabı veya mükafatı yoktur.


Ben de Kur'anda kabir azabını araştırdığımda tam "yoktur" sonucuna varacakken Mümin suresindeki ayete takılmıştım ama burada senin yaptığın açıklama beni tatmin etmedi. Yani birşey ya vardır, ya yoktur. İstisna mantığı "mantık" ilimine de, Kur'ana da ters.

AlıntıÇünkü ruhsal yaşam diye birşey yok. Onlar vefat ettikten sonra kıyamete kadar cansız bir şekilde beklediler ve uyandıklarında yani ikinci yaratılışlarında da acı gerçeği gördüler


Tamam, Kur'anda geçen ifade aynen böyle yorumlanmalıdır. İnsanlar öldükten sonra gözlerini kıyamete açarlar. Peki Azrail'in "ruhları kabzetmesi" olayını nasıl yorumluyorsun? Cevaplarsan sevinirim.


Selam sevgili denge;

Verdiğin ayetlerde ruh, ilahi bilgi yani vahiydir.

Bizler yaratılırken temel vahyimiz programımıza işleniyor.

Bu sayede doğuştan cinayet ve hırsızlığın kötü birşey olduğunu biliyoruz. Tabii eğer yaratılış programımıza ihanet içinde değilsek, sağlıklı düşünce yapısına sahipsek bu vahiyle uyum içerisinde düşüncelerimiz oluyor.

Aynı şekilde Allah'ın varlığını da temel vahyimiz sayesinde normalde biliriz.

Hayır Kuran'da kabir azabı ve ruhsal yaşam diye birşey yoktur.

Şehitler gibi istisna insanlar kabir veya ruh yaşamını deneyimlemiyorlar. Onlar fiziksel yani bedensel olarak şimdiden cennette yaratılmış vaziyetteler. Yani kıyamet beklenmeden yaratılarak, öbür fiziksel evrendeki yaşamlarına çoktan başlamış durumdalar. Ayetler bu bilgileri açıkça veriyor.

Kısacası kabir veya ruhsal yaşamdan bahsetmiyorum. Fiziksel yaratılıştan bahsediyorum.

Azrail ve ruhları toplaması diye birşey yoktur.

Kuran'da ölüm meleklerinden bahsedilir. Ve bunlar canları alıyor yani vefat ettiriyorlar. Ama bazı hatalı tercümelerde, "vefat ettirmek" veya "canını almak" ifadesi geçen ayetler "ruhunu alırız" şeklinde çevrilmiş. Ama halbuki o ayetlerin arapça orjinal haline bakacak olursan, "ruh" kelimesi geçmemekte. Ne yazık ki bazı çevirmenler kendi inançlarının etkisiyle ayetleri hatalı bir şekilde tercüme etmektedirler.



Selam ve sevgiler.








Alıntı yapılan: conan - 16.07.08/09:26
Emre1974tr bunları neye dayanarak söylüyorsun kanıtın varmı?


Yazımda görüldüğü üzere hepsini ayetlere dayanarak söylüyorum sevgili arkadaşım. Yani yüce Rabbimiz ne diyorsa onu aktarıyorum.

Ama ne yazık ki birçok müslüman Kuran dışı kaynakların etkisiyle hurafelerle dolu bambaşka öğretilere inanıyor durumdalar.

Eğer sadece Kuran'a yönelip başka kaynakları din edinmeseler, bu gerçekleri kolayca görecekler.

Gerçek din-İslam sadece Kuran'dadır.

Selam ve sevgiler.

conan

İnsan beden ( vücut) ve ruhun birleşiminden oluşur. Beden et ve kemik olan aslı toprak olup, topraktan gelen kimyasal ve fiziksel değişime uğramış proteinler sayesinden yaşayan ölünce yine toprak olacak olan bir kompleks yapıdır.
  Ruh ise Allah’tan gelen, vücudu canlı, gören, hisseden kılan ilahi bir hediyedir.

  Ruhun Varlığının İspatı :

1- Diş var, diş doktoru da vardır. Ruhta vardır ki ruh doktoru da vardır.

2-Ölü bir insan düşünelim. Eli, kolu, beyni, gözleri, kalbi... vücudu tam olarak yerindedir. Bu insana fıkra anlatsak, bilmece sorsak, korkunç hikayeler anlatsak, hüzünlü olaylar anlatsak ... bir tepki verir mi bu ölü insan?

  Canlı iken her fıkraya gülen, hüzünlü her olaya üzülen , korkan-sevinen üzülen bu insana ne olmuştur. Daha doğrusu can alıcı soru şu : Ölürken insandan eksilen nedir ki o olmayınca neşe, sevinç, hüzünde ... olmuyor. İşte o ruhtur.

   Bazıları kalp çalışmıyor kan dolaşımı duruyor, beyin faaliyetlerini sona erdiriyor o nedenle insan gülmüyor ... diyebilir. Onlara şunu sormak lazım. Tüm bunların sona ermesine neden olan vücuddan ayrılan, vücudun pilini bitiren nedir ? çünkü iri bir adama bakıyoruz ayağı taşa takılıp yere düşüyor beyin kanamasından ölüyor. Küçük bir bebek apartmanın 5. Katından düşüyor burnu bile kanamıyor, yaşıyor. Normalde vücutlarının sağlamlığına bakınca tersi olması gerekir. Demek ki insanları yaşatan beden ve onun işlevleri değildir. Bunlar hayatta olmanın göstergeleridir. Hayat nedeni, yaşatan ruhtur. Ruh çıkınca bu göstergelerde işlevlerini yitirirler.

   Demek ki duygularımızı var eden, hissiyatın kaynağı olan ruhtur. Yoksa sevinme, üzülme, fikir, düşünce... gibi kavramları, kuru bir vücut organları arasındaki elektrik akımı ile izah etmek imkansızdır. Ruhla duygu vardır. Ruh emaneti geri alınca, duygu, his, düşüncede... vücudu terk eter.

3- Yine bir ölü düşünelim : Gözleri vardır fakat göremez. Halbuki canlı gözü ile aynı gözdür ölünün gözü de .

   Soru şudur : Ölürken bu insandan ne eksilmiştir ki gören gözler görmez olmuştur. Eksilen ruhtur, ruh gidence görmede sona erdiğine göre görende göz değil, ruhtur. Ruh gözleri bir pencere, bir periskop gibi kullanır ve dışarıyı seyreder .

   Bazı insanlar görme olayını şöyle açıklarlar : Bakılan cisimden trilyonlarca ışık parçacığı göze gelir, göz bu ışık parçacıklarını kimyasal etkileşime sokar ve beyine bu ışık parçacıklarını elektrik akımı olarak gönderir. Görme olayı böylece vuku bulur.

  Soru ve sorun şudur : Beyin hücresinde görme olayı bir elektron coşkusundan ibarettir. Beynimizin görme ile görevli merkezini binlerce kez büyütsek, karşımıza sadece hücre içinde belli noktalara yığılan elektron dizilimine rastlarız. Peki bu elektrik sinyallerini anlamlı görüntü şeklinde gören nedir ?

  Beyin, göz zaten bu oyun içinde birer figürandır. Oyunu seyreden gören kimdir ?

  Gören beyin ( et parçası, protein, yağ moleküllerini ) olamaz. Gözden gelen elektronları anlamlı görüntüye beynimiz dönüştürür ama beyin hem ekran hem göz

( izleyici ) olamaz. Beyin televizyondur, kendi yaptığı görüntüleri kendi izleyemez. O halde beyin elektron sinyallerini tv gibi görünür kılar, ruhta o tv’yi seyreder.

  Ruh vücuddan ayrılınca, oyun devamda etse seyreden kimse kalmadığı için göz görme işlemindeki fonksiyonunun önemini kaybeder görmeye aracı olma hali sona erer.

  Kendimize soralım : “Ben, dediğimiz varlık kimdir ? Et-kemik, yağ, protein yığını olan bu beden kendi kendine ben deyip düşünüp, görüp sevinip üzülebilir mi? Et yığını kendine ben diyebilir mi ? O halde kendine ben diyen bedenimiz değil ruhumuzdur.


Emre1974tr

17.07.08/14:54 #5 Son düzenlenme: 17.07.08/14:58 Emre1974tr
Sevgili Kimeryalı Conan;

Ruh doktoru denilen şey aslında "zihin" yani beyin doktorudur.

Ve birçok psikiyatrist ateisttir. Ruhlara falan inanmaz.

Olayları gözetleyen de senin "zihin, yaşam enerjin ve beden" bütünlüğünden ortaya çıkan benliğindir. Ama bunun da hayaletlerle-hortlaklarla bir ilgisi yoktur.

Şöyle bir düşün, bu sorduğun soruları hayali hortlaklar için de sorabilirdin. "Hortlağın içinde ne var ki üzülebiliyor, bir duman-gölge-enerji dalgalanması konuşabilir mi?, demek ki hayaletlerin içinde zıpırcık denilen yaratıklar var ki üzülebiliyorlar",

Sonra bu soruyu "zıpırcık" adını koyduğun yaratıklar için de sorabilirsin ve böyle uzayıp gider.

Hayır biz yaşam enerjimizle, nefs ve bedenimizle bir bütünüz. Ve ayrıca hortlaklara ihtiyacımız yok.

Bu arada yaşam enerjisi denilen şey de elektrik enerjisi gibi maddi bir oluşumdur ve bu sayede akupunktur gibi tedaviler yapılabilmektedir. Yani olayın yine hayaletlerle bir ilgisi yoktur.

Kuran yani islam, bu hurafe ruhçu öğretiyle mücadele için gelmiştir zaten. Hiçkimsenin tanrısal kutsal bir yanı, bir hayaleti yoktur.

Selam ve sevgiler.






conan

17.07.08/14:58 #6 Son düzenlenme: 17.07.08/15:02 conan
Emre ben orjinalinide okudum Türkçesinide okudum  ikiside aynı. Ama sen nerden uydurduysun yada başka bir şeymi okudun.
hayeletden kim sözetti sana hayelet zaten yok.

Emre1974tr

Alıntı yapılan: conan - 17.07.08/14:58
Emre ben orjinalinide okudum Türkçesinide okudum  ikiside aynı. Ama sen nerden uydurduysun yada başka bir şeymi okudun.
hayeletden kim sözetti sana hayelet zaten yok.


Neyin orjinalini okudun?

Hayalet ruhun diğer adıdır halk dilindeki.



Selam.

conan

Kuranın tamamı. Halk ruha hayelet diyorsa o onun cahilliyidir. Hayelet ile Ruh farklıdır.
Ghost ( Hayalet ) Ölmüş bir insanın ruhunun görüntüsüne verilen popular addır, Yanı İngilizlerden gelmedir hayelet.
yazdıklarınla başlık birbirini tutmuyor. bir daha bak yazdıklarına?

Emre1974tr

Alıntı yapılan: conan - 17.07.08/15:34
Kuranın tamamı. Halk ruha hayelet diyorsa o onun cahilliyidir. Hayelet ile Ruh farklıdır.
Ghost ( Hayalet ) Ölmüş bir insanın ruhunun görüntüsüne verilen popular addır, Yanı İngilizlerden gelmedir hayelet.
yazdıklarınla başlık birbirini tutmuyor. bir daha bak yazdıklarına?


Hayır aynen tutuyor sevgili Kimeryalı.

İslam'a göre hiçbir canlının ruhu-hayaleti yoktur.

Kuran'ın orjinalinde "ruh" kelimesi geçen ayetlerde "vahiy" ve "vahiy meleğinden" bahsedilmektedir. Bunları da açıkladık. Yani ruh= vahiy, ruh= Cebrail. Zaten sadece çok az ayette bu ruh ifadesi geçmektedir.

Ama bazı çevirmenler "ruh" kelimesi geçmeyen ayetleri de "ruh" şeklinde çevirmişlerdir dedik." Örneğin "vefat ettirmekten" bahseden ayeti "ruhunu alırız" şeklinde hatalı çevirmişlerdir.

Çünkü ruhçu öğretinin etkisinde ruhlara-hayaletlere inanmaktadır birçok tercüme eden kişi.



Selam ve sevgiler.

anka

Ruh kelimesinin dejenere edildiği bir gerçek.Açıklamaların için teşekkürler Emre.
Nefs ve Ruh arasındaki farkın iyi bilinmesi gerek.

Emre1974tr

Alıntı yapılan: anka - 17.07.08/16:06
Ruh kelimesinin dejenere edildiği bir gerçek.Açıklamaların için teşekkürler Emre.
Nefs ve Ruh arasındaki farkın iyi bilinmesi gerek.


Rica ederim sevgili Anka.

Ben de sana çok teşekkür ederim.

Selamlar.

conan

Yani ruh= vahiy, ruh= Cebrail anlamadığım konu bunların arasındaki benzerliği nerden çıkardın. ikiside zıt anlamlı
Emre sen ateistmisin çünkü ateist forumlarında yazın çokta
Ruhun varlığını ruhçu (spiritüalist) görüşlerin hepsi de kabul etmekle birlikte, bir kısmı ruhun orijinal ve kendine özgü olduğunu, bir kısmı da tekrar bedenlenmesinin bir yasa olduğunu kabul etmez. Ruh’un çeşitli tanımları şunlardır:

Felsefi spiritüalizme göre: Ruh, maddeye biçim veren, maddi mekanda yer işgal etmeyen, parçalara ayrılmayan, soyut, etki gücü olan bir varlıktır.
Neo-spiritüalizm’e göre: Ruhlar, İlahi irade yasaları’nın gerekleri kapsamında, görgü ve deneyimlerini arttırmak üzere madde kainatında bedenlenen, amaç ve etki sahibi, şuurlu ve madde-dışı varlıklardır. Ruhlar madde-dışı varlıklar olmakla birlikte, hiçbir ruh madde kainatında asla maddeden soyutlanmış bir durumda bulunamaz. Bu bakımdan ruh ve madde ayrılığından değil, ruh ve maddenin birliğinden söz edilmelidir.
İslamda Ruh

Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir."(Isra Suresi 85) ayetindeki ruhtan, insanı canlı kılan ruhun kastedilmediğini  ve dolayısıyla, insanın ruhu hakkında alimlerin konuşmalarının caiz olduğunu ileri sürenlerin, ruh hakkında ortaya koymuş oldukları görüşler, hiçbir zaman ruhun mahiyetinin gerçekliği hakkında ne tatmin edici olmuştur ve ne de aklın ve hayalin ürünü olmaktan ileri  gitmişlerdir. Çünkü  bilgi verilmeyen konu, tamamıyla  gayb alemiyle ilgilidir ve gayba dair bilgileri de Allah'tan başka kimsenin bilmesi söz konusu değildir.


Kur'an-ı Kerim'de ruh

Allah Teala, Hz.Adem'le başlayıp Hz.Muhammed (s.a.s) ile son bulan vahiy süreci içersinde insan oğluna bir çok gaybi meselede bilgilendirmiştir. Madde dışı aleme dair bilgilerden sağlıklı ve güvenilir olanı sadece Allah'ın peygamberleri aracılığıyla insanlara ulaştırmış olduğu bilgilerdir.

Kur'an-ı Kerim'de ruh kelimesi değişik  bir kaç anlamda kullanılmıştır.


1)Allah Teala, Hz.adem (a.s.)'ın cesedini topraktan şekillendirdikten sonra ona kendi  ruhundan üflemiş ve böylece Adem (a.s.) hayat kazanmıştır. Yine insanı ana rahminde yarattıktan sonra, ona kendi ruhundan üflemiş ve onu ruh sahibi bir insan haline getirmiştir.

O (Allah) ki, yarattığı her şeyi güzel yapmış ve ilk başta insanı çamurdan  yaratmıştır. Sonra onun zürriyetini, dayanıksız bir suyun özünden üretmiştir. Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir... (Secde Suresi 7-9)
Hani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben çamurdan bir insan yaratmaktayım."  "Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın." (Sad Suresi 71-72)
2) Ruh kelimesi Cebrail (a.s.)'ın karşılığı olarak kullanılmaktadır. Bu anlamda "Ruhul-Kudüs" ve "Ruhul-Emin" terkipleri ile geçmektedir.
Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik.  Meryem oğlu İsa'ya da mucizeler verdik. Ve onu, Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. .....(Bakara Suresi 87)
Muhakkak ki o (Kur'an) âlemlerin Rabbinin indirmesidir. (Resûlüm!) Onu Rûhu'l-Emîn (Cebrail) indirdi..Senin kalbine; uyarıcılardan olman için. (Şura Suresi 192-194)
3) Ruh kelimesi ile Allah Teala'nın vahyi yani ayetleri kastedilir.
Allah meleklerini, vahyi (ruh) ile kullarından dilediğine göndererek...(Nahl Suresi 2)

Alıntı yapılan: anka - 17.07.08/16:06
Ruh kelimesinin dejenere edildiği bir gerçek.Açıklamaların için teşekkürler Emre.
Nefs ve Ruh arasındaki farkın iyi bilinmesi gerek.


nefs'le ruhu ayırmamışki sadece ruh yok demiş.

Mayapan

insanla hiçbişeyi ayıramayız buna tanrıdaki ruhda dahil, size sapıkça gelebilir, ne yapayım ben böyle düşünüyorum.

Emre1974tr

Kuran'da ruh "vahiy ve vahiy meleği" anlamlarında kullanılmıştır ve insanın ruhu-hayaleti yoktur demiştik.

-Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir."(Isra Suresi 85)

İşte burada da vahiy ve iletici görevli hakkında çok az bilgi verildiği söyleniyor. Hakikaten de öyledir.

Ama buna karşılık olmayan ruhlar alemi ve ruhlar ile ilgili ciltler dolusu sahte bilgiler kaleme alınmıştır insanlar tarafından.

İşte İslam bu hurafe ruhçu öğretiyle mücadele için gelmiştir.

Hiçkimsede tanrısal bir parça, kutsallık yoktur.

Yaratılan herşey maddidir ve Allah'tan ayrıdır.

Ve şirk bu yüzden en büyük günahtır.


Selam ve sevgiler.




conan

git işine ordaki ayette sana ruh yokmu diyor.
Hicr 28-30. Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, "Ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan bir insan yaratacağım." demişti. "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın." Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler.

Sad 71-73. Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım." "Onu kıvama erdirip içine ruhumdan üflediğimde, önünde secde ederek eğilin!" Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde etmişlerdi.

Secde 7-9. O, odur ki, yarattığı her şeyi güzel yarattı. Ve insanın yaratılışına çamurdan başladı. Sonra onun neslini bir üsareden, hor görülen bir sudan oluşturdu. Sonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz!

ayetleri oku lütfen
isra 85 - Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin bildiği bir iştir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir." al ayetin orjinali şimdi burda ruh yokmu diyor. Yoksa Ruh vardır ama sadece ben bilirimmi diyor.


Emre1974tr

Alıntı yapılan: conan - 18.07.08/18:31
git işine ordaki ayette sana ruh yokmu diyor.
Hicr 28-30. Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, "Ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan bir insan yaratacağım." demişti. "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın." Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler.

Sad 71-73. Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım." "Onu kıvama erdirip içine ruhumdan üflediğimde, önünde secde ederek eğilin!" Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde etmişlerdi.

Secde 7-9. O, odur ki, yarattığı her şeyi güzel yarattı. Ve insanın yaratılışına çamurdan başladı. Sonra onun neslini bir üsareden, hor görülen bir sudan oluşturdu. Sonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz!

ayetleri oku lütfen
isra 85 - Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin bildiği bir iştir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir." al ayetin orjinali şimdi burda ruh yokmu diyor. Yoksa Ruh vardır ama sadece ben bilirimmi diyor.




Bunları açıkladık:

ruh= Vahiy

Bu verdiğin ilk 3 ayetde insana aktarılan temel vahiy, yani ilahi bilgi söz konusu.

Bu sayede doğuştan cinayetin ve hırsızlığın kötü birşey olduğunu ve Allah'ın varlığını biliyoruz. Tabii yaratılış programına ihanet içinde olanlar, sapkınlar hariç.

Verdiğin son ayette ise genel olarak vahiy ve ileticisinden bahsediliyor.

Ve bazı başka ayetlerde de, vahiy meleğine de "Ruh" denmiştir özel olarak.

Ama asla insana ait bir tanrısal hortlaktan bahsedilmez. Hiçkimsede bir kutsallık, tanrısallık yoktur bu yüzden.

Ruhlar inancı, şeytanın ruhçu öğretisinden insanlara aşılanmış büyük bir yalan ve tuzaktır.

Ruhlar inancı şirkin ana kapılarındandır.


Selam ve sevgiler.










conan

ruhun tanrısal hortlakla ne alakası var.
Ruh hakkında neler biliyoruz? Ruhun kendisini bilemiyoruz. Ancak bazı özelliklerinden söz edebiliriz. Beden, anne karnında belli bir olgunluğa erişince, ruh verilir.

Ruh, sonradan yaratılmıştır, ama ebedidir. Birdir, bölünmez, parçalara ayrılmaz. İcraatıyla ve tesirleriyle bedenin her yerinde bulunur, fakat mekanı yoktur. Bedenin içinde olmadığı gibi, dışında da değildir. Bütün işleri aynı anda idare eder, bir iş diğerine engel olmaz. O, tabiattaki kanunlara benzer. Mesela, bir yerçekimi kanunu hayat ve şuur sahibi olsaydı ruh özelliği kazanırdı.

Bazı insanlar Peygamber Efendimize ruhu sordular. Cevap vermeyip, vahyi bekledi. Gelen ayet gayet netti: “O, rabbimin emrindendir, de.” Ruhun varlığı tasdik ediliyor, fakat mahiyeti açıklanmıyordu. Çünkü, muhatapların söyleneni anlamasına imkân yoktu. Akıl, “emir aleminden” olan bir varlığı kavrayacak kapasitede değildi.

   İnsan, beden ve ruhtan meydana gelir. Beden, ruhun bineği ve aletidir. Ruh, bedende tasarruf etmektedir. İmam-ı Gazali, bedeni bir şehre benzetmiş, ruhu bu şehrin padişahı olarak görmüştür.
    Ruhun varlığına dair pek çok delil mevcuttur. Bu delillerin birkaçını sıralamak istiyoruz.
1 — Her insan sıklıkla kendisinden bahseder. "Görüşüm" der, "şahsiyetim" der, kısacası "ben" der. Bu "ben"in yerini insan vücudunda aradığımızda, insan hücrelerinden başka bir şey göremiyoruz. Bu hücrelerde ise, onlara ait gerçeklerden başka bir şeye rastlamıyoruz. Acaba "ben" nerededir?
2 — İnsan vücudu devamlı değişmektedir. Her an vücudumuzda sayısız hormon ve enzimler yapılmakta, hücreler ölmekte ve yerine yenileri gelmektedir. Aldığımız gıdalarla hücrelerimiz tazelenmekte, aynı zamanda hücre içindeki maddelerin yerine başka maddeler gelmektedir. Böylelikle, sözgelimi birkaç sene sonra insan zerresine kadar olmak üzere  tamamıyla değişmektedir. Şu andaki vücudumuzun bir süre sonra, oraya buraya saçılacağı, kendimizin bambaşka maddeden yeniden oluşacağımız tıbben bir hakikattir.
Gözle görülmeyen zerresine kadar bambaşka olan şahsın "ben"i aynı kalmaktadır. İnsanı maddeden ibaret sayarsak, "ruh"u inkar edersek, izah nasıl olacaktır?
3 — Bir şey yapmak, konuşmak istediğimizde bu fikir zihnimize nereden, nasıl gelmektedir? Kim söylemektedir?
4 — Mesela yürümek istediğimizde, sayısız mekanizma karışık hadiseler zinciri ile harekete geçmekte ve yürümemiz sağlanmaktadır. Biz bu sırada bunların farkında bile olamıyoruz. Acaba bu sayısız olayı düzenleyen, arada en ufak bir aksaklık olmasını önleyen kuvvet nedir?
5 — İnsana hareket sağlayan kuvvet, yani canlılığı devam ettiren güç nedir?
6 — Canlı ile ölü arasındaki fark nedir? Bir kimse öldüğünde; vücudu da, içinde beyni de, kalbi de, bütün sinir sistemi de muhafaza olunduğu halde, niçin bir madde yığınından başka bir şey değildir?
7 — Bir hücrenin çalışmasını düşünelim. Sayısız hadiseler cereyan ediyor. Düzenli bir şekilde hücrede hayat sürüp gidiyor. Her şey ölçülüp biçilmiş gibi, büyük titizlik dikkati çekiyor. Karışıklık ve tehlike meydana gelmiyor. Acaba bu mükemmel işleyişi, bizim farkına bile varamadığımız bu organizasyonu sağlayan nedir?
8 — Hücredeki karışık olaylar nereden yönetilir? Çekirdek (nukleus) diye cevap verebiliriz. Nukleusu ise enzimler ve haberci RNA aracılığı ile DNA içindeki genler idare eder. Kısacası, hücrenin beyni olan DNA'nın en yüksek seviyesi, genlerin bütünü şeklinde düşünülebilir. Fakat bunun nereden yönetildiği aranırsa, cevap ne olacak?
9 — Aynı soruyu insan beyni için soralım. Vücudu beyin idare eder. Beynin de alt merkezleri, üst merkezleri vardır. Bazı merkezler diğerlerinin emrindedir. En yüksek merkez, en yüksek seviye hangisidir? Korteks mi (beyin kabuğu)? Belki evet. Çünkü şuurlu çalışmamız ve irademiz kortekse bağlıdır. Fakat burası da en yüksek seviye olamaz. Çünkü retiküler formasyonda bir bozukluk olunca, korteks sağlam olsa bile insan uyku veya narkoz halinde olmakta, duyumlar meydana gelmemektedir.
Buna göre beyinde en yüksek seviye, kati olarak belirtilemez. Beynin en yüksek seviyesi, onun bütünüdür gibi yuvarlak bir sonuca varılır. Gerçekten ancak her bölümü normal ve sağlıklı olduğu zaman, her bir bölümü kendi görevini en mükemmel bir şekilde yapabilir. Peki, beyni idare eden en yüksek seviye nedir?

İnsan, beden ve ruhdan meydana gelmiştir. Ruhun bedeni terk etmesiyle ölüm olur ve ruh asıl vatanına kavuşur. Bu vatanı da, ruhun dünyada tasarruf sahibi olduğu bedeni nasıl kullandığı belirler.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin dediği gibi:
"Eğer Allahu Teala, seni bu beden memleketinde padişah etmese idi ve saltanat işlerini sana ısmarlamasa, bırakmasa idi sen cihanın sultanını nasıl tanıyabilirdin?"

Emre1974tr

Sevgili Conan;

Öncelikle ayetlerin dışındaki rivayetleri-hadisleri vs. bir kenara bırakıyorum. Çünki yüce Rabbimizin emrettiği üzere "yalnızca Kuran" din alanında kaynağımızdır.

http://www.kurandakidin.net/

İblis ayetlere dokunamadığından, rivayetler-hadisler ve tasavvuf gibi öğretilerle İslam dünyasına sızmaya çalışmıştır.

Ruhçu öğreti de İblis'in en korkunç tuzağıdır.

Şimdi yazdıklarına yine evvelki cevabımı tekrarlıyorum:

İnsan  =  Beden + Yaşam enerjisi ve bu ikisinin buluşmasından kişisel nefsimiz ortaya çıkıyor.

Ölüm denilen olayda ruhla ilgili birşey olmuyor. Makinen bozuluyor ve elektrik enerjisini kaybediyor. Yani yaşam enerjisi sona eriyor.

"Sen"i oluşturan şey bedenin , yaşam enerjin ve nefsinin bütünlüğüdür. Yoksa hortlakla ilgili yine birşey yok ortada.

Yoksa aynı soruları hayali ruha da sorman gerekir:  " Ruhun konuşmasını sağlayan öz ne, ruhun içinde zıpırcık denilen yaratıklar var ki bu enerji dalgalanması düşünebiliyor". Daha sonra bu zıpırcık denilen yaratıklara da aynı sorulara yöneltmen gerekecek tabii.

Hayır , düşünüp konuşan benliğimiz beden ve yaşam enerjimizle vücuda gelen şeydir. Bunun için de içimizde hayalet veya hortlakların dolaşmasına ihtiyaç yoktur.

Selam ve sevgiler.






one



haram aylar geçince  kafirleri buldugunuz yerde öldürün  ayeti kerimesine  uyarak    cinayet işlemek  için ruhsuz  olmak gerekir emre

seni kutlarım

Emre1974tr

Ayet cımbızlayarak anlamı çarpıtmak ancak böyle senin gibilerin işidir One.

İslam'a göre kimseye tokat dahi atamazsın:

http://www.diniyazilar.com/dy/oku/816/kuranda-sadece-nefsi-mudafaya-izin-vardir.htm

Eğer ayet cımbızlamadan sureyi bütünlük içinde okursan sadece nefsi müdafa istendiğini görürsün. Yoksa bunun dışında kimseye ne bir tokat atabilirsin ne de kötü bir söz söyleyebilirsin.

Selam.

one

Alıntı yapılan: Emre1974tr - 19.07.08/00:52
Ayet cımbızlayarak anlamı çarpıtmak ancak böyle senin gibilerin işidir One.

İslam'a göre kimseye tokat dahi atamazsın:

http://www.diniyazilar.com/dy/oku/816/kuranda-sadece-nefsi-mudafaya-izin-vardir.htm

Eğer ayet cımbızlamadan sureyi bütünlük içinde okursan sadece nefsi müdafa istendiğini görürsün. Yoksa bunun dışında kimseye ne bir tokat atabilirsin ne de kötü bir söz söyleyebilirsin.

Selam.



sadece  37 şer 37 şer yakabilirsin  dimi ?

kelime

Alıntı yapılan: Mayapan - 18.07.08/14:52
insanla hiçbişeyi ayıramayız buna tanrıdaki ruhda dahil, size sapıkça gelebilir, ne yapayım ben böyle düşünüyorum.


bunun doğruluğu tüm diğerlerinden daha yüksek ihtimal.
tüm evrenin mayası ile mayalanmıştır her evren öğesi. buna da pek ala ruh denebilir.

one

Alıntı yapılan: conan - 19.07.08/11:08
Alıntı yapılan: one - 19.07.08/00:39


haram aylar geçince  kafirleri buldugunuz yerde öldürün  ayeti kerimesine  uyarak    cinayet işlemek  için ruhsuz  olmak gerekir emre

seni kutlarım



sallamak bedava değilmi ayet yazsana yada kanıt göster.


hayırdır ?   akaide  aykırı biatten  sapma yolunda ilerleyen  bir  reaksiyon olarakmı algıladınız beyim ??

lütfen konuyu dağıtmayın   topice saygınızı koruyun

amaç  bir  dini inancı karalamak  hatalar bulmak değil , sadece özgür aklın  rasyonel  perspektiflerinden biriyle

araştırma  bazlı  bir akıl yürütmeden ibarettir 

aydınlanma talebinize yanıtsız kalmamak için  ise

Tevbe suresi 5. ayet
"Haram aylar çıkınca kafirleri bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. "

elmalılı hamdi yazır tefsirinde yazılanlarda şunlardır  :
Bundan başka Hz. Peygamber buyurmuştur ki, "Öldürme yönünden insanların en iffetlisi iman ehlidir." Ve yine "Öldürdüğünüz vakit güzellikle öldürün." diye buyurmuştur.

gobilibozo

Alıntı yapılan: Emre1974tr - 18.07.08/17:22
Kuran'da ruh "vahiy ve vahiy meleği" anlamlarında kullanılmıştır ve insanın ruhu-hayaleti yoktur demiştik.

-Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir."(Isra Suresi 85)

İşte burada da vahiy ve iletici görevli hakkında çok az bilgi verildiği söyleniyor. Hakikaten de öyledir.

Ama buna karşılık olmayan ruhlar alemi ve ruhlar ile ilgili ciltler dolusu sahte bilgiler kaleme alınmıştır insanlar tarafından.

İşte İslam bu hurafe ruhçu öğretiyle mücadele için gelmiştir.

Hiçkimsede tanrısal bir parça, kutsallık yoktur.

Yaratılan herşey maddidir ve Allah'tan ayrıdır.

Ve şirk bu yüzden en büyük günahtır.


Selam ve sevgiler.






Emre bu konuda yazmış olduklarınızı bilmiyor olmanıza bağlamak istiyorum.

1-İnsan bedeni vüvüt ve ruh'tan meydana gelmiştir ruhun varlığı aşikardır,beden doktoru olduğu gibi ruh doktoru da vardır sizin söylediklerinize göre bilim olmayan bir şey uğraşmış öylemi?Bilim'in ilgi alanı malum sizin bu savınız bilimi reddetmektir aynı zamanda.

Peygamber Efendimize ruhu sordular. Cevap vermeyip, vahyi bekledi. Gelen ayet gayet netti: “O, rabbimin emrindendir, de.” Ruhun varlığı tasdik ediliyor, fakat mahiyeti açıklanmıyordu. Çünkü, ruhun mahiyetinin bizler tarafından tam olarak anlaşılmasının imkanı yoktu zira akıl öte alemi algılayabilecek kapasitede yaratılmamıştır.

Ruh, aklıyla anlar,farkeder, vicdanıyla tartar, karar verir, hayaliyller kurar,kalbi ile sever.Bazı kabiliyetlerini vüvut ile dışa vurmaktadır.Ruh, tutmak ister eliyle tutar,görmek ister gözüyle görür,duymak ister kulağıyla işitir,gitmek ister ayakları ile gider.Bir nevi beden ile ruh dünya içinde birbirine ihtiyacı olan varlıklardı.Eylemleri bedenle sınırlıdır. Ölüm ile ruh zindanından kurtulur ve ahirete kadar kıyafetsiz bekler,bedensiz görür,duyar,hisseder acı çeker yahut sevinir, ruh artık özgürdür,mahşerden sonra ruh yep yeni bir bedene kavuşur...

2-Hiçkimsede tanrısal bir parça, kutsallık yoktur.

bu ne talihsiz bir cümle hiç mi Allahın sıfatlarında haberiniz yoktur?Kainattaki herşey Allahın yansımasıdır eserin müessirden bağımsız olması düşünülebilirmi?Alahın kullarında tezahür eden sıfatları vardır bunlar subuti sıfatlarıdır,

Hayât:Hayat sahibidir ezeli ve ebedidir,insan kendisine sunulmuş olan hayat kadarını yaşar.
İlim:Her şeyi bilir ilmi her şeyi kuşatmıştır,insanda sınırlı bir lme sahiptir
İrâde:Allah dilediğini dilediği gibi tayin edebilir,insanda sınırlı da olsa irade sahibidir
Tekvin:Allah dilediğini yaratma icad etme kabiliyetine sahiptir,insan da sınırlı bir kabiliyetle var olan maddeler ile icad eder,üretir..
Sem' ve Basar:sem yani gören,her şeyi görmeye gücü yeten,bu sıfatı insanda tezahür etmiştir insan sınırlı bir şekilde görebildiği kadarını görebilr,basar yani duyan o her şeyi duyar gizli aşikar herşeyi duyar ve görür,insan da duyar fakat duyabildiğini
Kelâm:Dilsizdir fakat kendi lisanı ile konuşur,insanda konuşur..

Allah yaratılmış olanlarda vücut bulur,yaratılmış olan herşey ondandır o halde nasıl onu eserinden ayrı tutabilirsiniz?Hangi mantıkla?Her şeyde ondan bir parça her güzellik onun yansıması onun zevkinin eseridir...
Alıntı yapılan: kelime - 19.07.08/10:45
Alıntı yapılan: Mayapan - 18.07.08/14:52
insanla hiçbişeyi ayıramayız buna tanrıdaki ruhda dahil, size sapıkça gelebilir, ne yapayım ben böyle düşünüyorum.


bunun doğruluğu tüm diğerlerinden daha yüksek ihtimal.
tüm evrenin mayası ile mayalanmıştır her evren öğesi. buna da pek ala ruh denebilir.


Bir şeyi yaratmak,var etmek için yani bir şeyin var olabilmesi için, maya şart, evrenin,insanın mayası Allahın ruhudur...

Emre1974tr

Hala ahlaksızca ve korkakça ayet cımbızlamaya devam ediyorsun One.

Surenin tamamını okuyunca, o dönemdeki müslümanları katleden saldırganlara karşı savunma savaşı istendiği açıkça görülüyor.

Yazımda bu çarpıtma tekniğinizi deşifre ettiğim halde sıkılmadan iftira ve vızıklamalarına devam ediyorsun:

http://www.diniyazilar.com/dy/oku/816/kuranda-sadece-nefsi-mudafaya-izin-vardir.htm

Zaten çarpıtma yapmaktan başka seçeneğiniz de yok. Yoksa hurafelerinizin boş olduğunu kavrayıp gerçeğe yöneleceksiniz.

İslam'da kimseye tokat dahi atamazsın.

Herkes inancında ve yaşantısında özgürdür.

Selamlar.




Sevgili gobilibozo;

Hayır, tam tersine asıl sen bu konularda hiçbir şeyi bilmiyorsun:

1- Bilim ruh hurafesine inanmaz. Ruh doktoru denilen şey zihin-beyin doktorudur. Zaten birçok ruh doktoru yani psikiyatrist ateisttir.Ne kadar da bilgisizce konuşuyorsunuz.

2- Yaratılmışları Tanrı'nın yansıması olarak gösterip kutsallaştıran sapkın öğreti, şeytanın ruhçu öğretisi ve onun uzantısı tasavvuftur.

Kuran  bu şeytani hurafelerle mücadele için gelmiştir.

Zaten tüm çok tanrıcılar vahdeti vücudçudur derinlere inilince.

Selam ve sevgiler.


gobilibozo

Psikoloji'nin yunanca karşılığı nedir?Ruh bilimi,psikoloji insan ve hayvan davranışlarını ve davranışlarının altında yatan sebepleri,prensiplerini araştıran bilimdir,psikolojiyi davranış bilimi olarak nitelendirenler ateist bilim adamlarıdır.Albert Eİnshtein çağın en önemli bilim adamlarından biridir ve dinsiz bilimin olamıyacağını söyler. 'Dinsiz bir bilim topaldır'; sözleriyle Einstein, dinle bilimin ayrılamaz bir bütün olduğunu iddia etmiştir

Einstein, 'Tabiatı araştıran herkesin içinde bir çeşit dini saygı' olduğunu belirtmiş ve şöyle demiştir:
Bilimle ciddi şekilde uğraşan herkes tabiat kanunlarında bir ruhun, insanlardan daha üstün bir ruhun olduğuna ikna olur. Bu yüzden bilimle uğraşmak, insanı dine götürür. Sen kalbin ile mi sevdiğini sanıyorsun?His nedir hissi oluşturan şey nedir?Şeytani hurafeymiş sen sadece gördğün alemden ibaretmi zannediyorsun dünyayı?Ateist bilim adamlşarını rehber edinip cevap veriyorsun bana.Kaldı ki ateist olupta ruh'a inanan fakat ruhun ölümle son bulacağına inanan bilim adamları da vardır..
Ayrıca nefis ve ruhun farklı olduğunu da nerden çıkardın?Nefis=ruh=can aynı şeyi ifade eder.

not:neden diğer cevaplarıma yorum yapmadın?Allahın sıfatlarından haberin yokmuydu yoksa?

UGraSHAMAN

19.07.08/16:10 #27 Son düzenlenme: 19.07.08/16:18 UGraSHAMAN
 " Feiza sevveytühu ve nefahtü fiyhi min RuhİY fekau lehu sacidiyn; "



yukarıdaki ayetlerde geçen 'ruh' vahiy olarak anlaşılamaz çünkü vahiy kuranda gerektiğinde kullanılan bir kavramdır. kuran söylediğini kastedmeyen bir kitap mı? hem de dediğin gibi ruhçu anlayışa 'meydan okurken'!

nebi(SAV)nin tüm savaşlarını savunma savaşı olarak yorumlarsak,savunma savaşı olmayan hiçbir savaş yoktur diyebiliriz.tevbe suresinde boşaltın burayı deniyor,neyin savunması bu? bu cımbızlama dediğin şeyden lafta bütüncül bakış diyerek kurtulunamıyor görüldüğü gibi.haram aylar çıkınca mekkede müşrik kaldı mı?


Siz de ortalıkta bir fitne kalmayıb din, tamamiyle Allahın dini oluncıya kadar onlara cihad edin, eğer vaz geçerlerse her halde Allah amellerini görür -------enfal 39-------

Mü'minleri cihade teşvik eyle, eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galebe ederler ve eğer sizden yüz kişi olursa o küfredenlerden birine galebe ederler, çünkü onlar hakkı ve akıbeti iyi idrâk etmez fıkıhsız bir kavmdirler ---------enfal 65----------

Eğer, di: babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, hısımınız, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret, hoşunuza giden meskenler size Allah ve Resulünden ve onun yolunda cihaddan daha sevgili ise artık, Allahın emri gelinciye kadar bekleyin, Allah öyle fasıkler güruhunu hidayete irdirmez -------tevbe 24----------------

Allaha iyman edin ve Resulünün maiyyetinde cihada gidin diye bir Sûre indirildiği zaman içlerinde servet sahibi olanlar senden izin istediler ve «bırak bizi oturanlarla beraber olalım» dediler --------tevbe 86----

bu ayetlerden savunma savaşı anlamak için nasıl bir gayret gerekli?


Emre1974tr

Alıntı yapılan: UGraSHAMAN - 19.07.08/16:10
" Feiza sevveytühu ve nefahtü fiyhi min RuhİY fekau lehu sacidiyn; "



yukarıdaki ayetlerde geçen 'ruh' vahiy olarak anlaşılamaz çünkü vahiy kuranda gerektiğinde kullanılan bir kavramdır. kuran söylediğini kastedmeyen bir kitap mı? hem de dediğin gibi ruhçu anlayışa 'meydan okurken'!

nebi(SAV)nin tüm savaşlarını savunma savaşı olarak yorumlarsak,savunma savaşı olmayan hiçbir savaş yoktur diyebiliriz.tevbe suresinde boşaltın burayı deniyor,neyin savunması bu? bu cımbızlama dediğin şeyden lafta bütüncül bakış diyerek kurtulunamıyor görüldüğü gibi.haram aylar çıkınca mekkede müşrik kaldı mı?


Siz de ortalıkta bir fitne kalmayıb din, tamamiyle Allahın dini oluncıya kadar onlara cihad edin, eğer vaz geçerlerse her halde Allah amellerini görür -------enfal 39-------

Mü'minleri cihade teşvik eyle, eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galebe ederler ve eğer sizden yüz kişi olursa o küfredenlerden birine galebe ederler, çünkü onlar hakkı ve akıbeti iyi idrâk etmez fıkıhsız bir kavmdirler ---------enfal 65----------

Eğer, di: babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, hısımınız, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret, hoşunuza giden meskenler size Allah ve Resulünden ve onun yolunda cihaddan daha sevgili ise artık, Allahın emri gelinciye kadar bekleyin, Allah öyle fasıkler güruhunu hidayete irdirmez -------tevbe 24----------------

Allaha iyman edin ve Resulünün maiyyetinde cihada gidin diye bir Sûre indirildiği zaman içlerinde servet sahibi olanlar senden izin istediler ve «bırak bizi oturanlarla beraber olalım» dediler --------tevbe 86----

bu ayetlerden savunma savaşı anlamak için nasıl bir gayret gerekli?




Tekrarlayalım:

1- Kuran'da ruh= Vahiy, Ruh= Cebrail(vahiy görevlisi)

Bu 2 anlam dışında başka hiçbir anlamı yoktur Ruh'un Kuran'da.

Hiçbir canlının ruhu hayaleti yoktur.

İnsanların kelimelere başka anlamlar yükleyip anlamları çarpıtması o azgınların işi.

Kuran'da daha birçok kelimenin anlamı örtülmeye ve başka şekle sokulmaya çalışılmıştır. Amaç yine pagan ruhçu öğretiyi sanki İslam'da varmış gibi göstermeye çalışmak. Dinin ve müslümanların içine sızmaya çalışmak.

2- Kuran'da sadece savunmaya izin verildiğiyle ilgili yazımı buraya da aktarayım, okunup anlaşılsın, O ayetlerin geçtiği sureleri bütünlük içinde okursanız sadece ve de sadece savunmaya izin verildiğini göreceksiniz:

Kuran`da sadece nefsi müdafaya izin vardır

İslam karşıtlarının yaptığı en güzel çarpıtma taktiklerinden biri de ayet cımbızlamadır. Bu yolla surenin bağlamından koparılan ayet alınır ve aslında sadece savunma savaşına izin veren söylemler sanki saldırı savaşını ve dinsel baskıyı emrediyormuş gibi gösterilir. Örneğin:

9 - Tevbe Suresi



1. Allah ve resulünden, kendileriyle antlaşma yapmış bulunduğunuz müşriklere bir ültimatomdur bu;

2. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın ve bilin ki siz, Allah`ı âciz bırakamazsınız. Şu da bir gerçek ki, Allah küfre batanları rezil eder.

3. Bir de Allah ve resulünden insanlara Büyük Hac günü bir duyuru var: Allah da O`nun elçisi de müşriklerden kesinlikle uzaktır. O halde, tövde ederseniz bu sizin için hayırlırdır. Yok eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, siz Allah`ı acze düşüremezsiniz. Küfre saplananlara acıklı bir azabı muştula!

4. Antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size karşı bir eksiklik sergilemeyen ve aleyhinizde başka birine yardım etmeyenler müstesnadır. Artık, onlara verdiğiniz sözü belirlenen süreye kadar tam bir şekilde koruyun. Şu bir gerçek ki Allah, sakınanları sever.

5. O haram aylar çıktığında artık müşrikleri, kendilerini bulduğunuz yerde öldürün. Yakalayın onları, kuşatın onları, tüm geçit noktalarını tıkayın onların. Bunun ardından tövbe eder, namazı gereğince kılar, zekâtı verirlerse, yollarını açın onların. Kesin olan şu ki, Allah Gafûr`dur, Rahîm`dir.

6. Eğer müşriklerden biri senden güvence dilerse/senin yanına gelmek, sana komşu olmak isterse, ona güvence verip yakınlaşma isteğini kabul et ki, Allah`ın kel dinleyebilsin. Sonra da onu, güvenli gördüğü yere kadar götür. Böyle yapmanın gerekçesi şudur: Bunlar bilmeyen bir topluluktur.

7. Müşriklerin Allah katında, onun resulü katında ahitleri nasıl olabilir! Mescid-i Haram yanında antlaşma yaptıklarınız müstesna. Bu şekilde antlaşması olanlara, onlar size doğru-dürüst davrandıkça, siz de doğru-dürüst davranın. Allah, sakınanları sever

--------------------------------------------

Şimdi burada açıkça antlaşmayı bozup saldıran inkarcılara karşı siz de onlara karşı savunma amaçlı savaşın emri vardır.Ama antlaşmaya aykırı davranmayan , saldırmayanlara siz de saldırmayın, size saldıranlar da bundan vazgeçerlerse hemen siz de barışa yönelin denmektedir ayetlerde.

9:12 Anlaşma yaptıktan sonra andlarını bozar ve dininize saldırırlarsa, o inkarcılığın önderleriyle savaşın; çünkü onların andı artık geçersizdir. Belki vazgeçerler.

--------------------------------------------------------------------------------

9:13 Andlarını bozan, elçiyi sürmeye yeltenen ve sizinle (savaşı) ilk defa başlatan topluluğa karşı savaşmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? İnanıyorsanız asıl çekinmeniz gereken ALLAH`tır.

--------------------------------------------------------------------------------
9:14 Onlarla savaşın ki, ALLAH ellerinizle onları cezalandırıp rezil etsin, sizi zafere ulaştırsın ve inanan toplumun göğsünü ferahlatsın,

Yine aynı sürede saldıranlarla savaşın kendinizi savunun emri vardır.

İşte tüm savaşla ilgili sürelerde istenen budur. Ama çarpıtma tekniğine başvurmak isteyenler bu nefsi müdafayla ilgili ayetlerden birini cımbızlıyor ve sanki durup dururken inkarcıları yakalayıp öldürün deniyormuş gibi bir hava yaratılıyor.)

Ama aslında istenen tek bir şey vardır, sana saldırana karşı kendini savun,onlar vazgeçerlerse sen de barış yap.

"Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah, aşırı gidenleri sevmez.Onları, bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Kafirlerin cezası işte böyledir. Onlar, (savaşa) son verirlerse (siz de son verin); şüphesiz Allah, bağışlayandır esirgeyendir. (Yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur. "(2 Bakara Suresi , 190-193)

Evet bu savunma savaşıyla ilgili ayetlerden de biri cımbızlanırsa sanki inanmayanlara saldırın gibi bir ifade varmış gibi gösterilir ki bu strateji hep izlenmektedir.

--------------------------------------------------------------------------------------

Kuran`da düşünce özgürlüğü temeldir. Çünkü imtihan dünyasının gereği insanlar dilediğine inanacak ki ahirette ondan sorumlu tutulabilsinler. Bu yüzden islam`da sadece tebliğ vardır. Kimse kimseye düşüncesinden dolayı bir tokat bile atamaz yoksa kendine yazık etmiş olur:


--------------------------------------------------------------------------------

Mearic Suresi 42 bırak onları! Dalsınlar, oynasınlar kendileri için belirlenen günlerine ulaşıncaya kadar.

------------------------------------------------

En`am Suresi 112 İşte böyle, biz peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. bırak onları, düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar;

--------------------------------------------------

Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (60 Mümtehine Suresi,

Herkes dilediğine inanmakta ve yaşamakta özgürdür ki, ahirette inancından dolayı sorumlu tutulabilsin:

Bakara Suresi 256 Dinde baskı-zorlama-tiksindirme yoktur. Doğru bilgiye dayalı eriş, bozuk bilgiye dayalı sapıştan açık bir biçimde ayrılmıştır. Her kim tâğuta sırt dönüp Allah`a inanırsa hiç kuşkusuz sapasağlam bir kulpa yapışmış olur. Kopup parçalanması yoktur o kulpun. Allah, hakkıyla işiten, en iyi biçimde bilendir.

29. De ki, "Bu gerçek senin Rabbindendir." Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Biz zalimler için onları çepeçevre saracak bir ateş hazırladık. Onlar her ne zaman feryad ederek yardım isteseler, derişik asit gibi yüzleri haşlayan bir su sunulur. Ne kötübir içecek, ne kötü bir son!

10:99 Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi inanırdı. Öyleyse, sen mi halkı inanmaları için zorlayacaksın?

Evet düşünce özgürlüğü ve dilediğin gibi yaşama serbestliği vardır. Ve nefsi müdafa dışında savaş yasaktır. Hatta tokat bile atamazsın.

Sadece nefsi müdafaya izin veren ayetlerin dini bir konuda baskıyla yakından uzaktan alakasının olmadığının, amacın tamamen saldırganı durdurmak olduğunun en güzel kanıtlarından biri de şu ayettir:

HUCURAT

9. Müminlerden iki zümre çarpışırlarsa, onların aralarında hemen barışı kurun! Eğer onlardan biri öteki aleyhine sınır tanımazlık edip saldırırsa, azgınlık edenle, Allah`ın emrine dönünceye kadar savaşın. Eğer vazgeçerse, yine ikisi arasını adalet ve dürüstlükle sulh edin. Kuşkusuz, Allah adalette titiz davrananları sever.


Görüldüğü üzere saldıran taraf bir müslüman topluluk ise bile onlarla barışa yanaşıncaya kadar, başka bir deyişle saldırılarından vazgeçinceye kadar mücadele edin diyor.

Her zaman ayetlerde istenen barışın sağlanması, saldırganın-zulmedenin durdurulmasıdır. Yoksa herkes dilediği inancı yaşamakta serbesttir.

Selam ve sevgiler.


conan

Alıntı yapılan: one - 19.07.08/12:27
Alıntı yapılan: conan - 19.07.08/11:08
Alıntı yapılan: one - 19.07.08/00:39


haram aylar geçince  kafirleri buldugunuz yerde öldürün  ayeti kerimesine  uyarak    cinayet işlemek  için ruhsuz  olmak gerekir emre

seni kutlarım



sallamak bedava değilmi ayet yazsana yada kanıt göster.


hayırdır ?   akaide  aykırı biatten  sapma yolunda ilerleyen  bir  reaksiyon olarakmı algıladınız beyim ??

lütfen konuyu dağıtmayın   topice saygınızı koruyun

amaç  bir  dini inancı karalamak  hatalar bulmak değil , sadece özgür aklın  rasyonel  perspektiflerinden biriyle

araştırma  bazlı  bir akıl yürütmeden ibarettir 

aydınlanma talebinize yanıtsız kalmamak için  ise

Tevbe suresi 5. ayet
"Haram aylar çıkınca kafirleri bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. "

elmalılı hamdi yazır tefsirinde yazılanlarda şunlardır  :
Bundan başka Hz. Peygamber buyurmuştur ki, "Öldürme yönünden insanların en iffetlisi iman ehlidir." Ve yine "Öldürdüğünüz vakit güzellikle öldürün." diye buyurmuştur.


Ayetin devamı nerde one niye onu yazman ?

5. Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah yarlığayan, esirgeyendir.

6. Ve eğer müşriklerden biri senden aman dilerse, Allah'ın kelâmını işitip dinleyinceye kadar ona aman ver, sonra (müslüman olmazsa) onu güven içinde bulunacağı bir yere ulaştır. İşte bu (müsamaha), onların, bilmeyen bir kavim olmalarından dolayıdır.


anka

alıntı:

Ruh bize hayatiyet veren özdür. Ruh sadece insanda ve cinde yoktur.
Hayvanlarda ve bitkilerde de ruh vardır.
Bizim cansız madde dediğimiz şeylerde de ruh vardır.

Örneğin atom çekirdeğinde de ruh vardır. Bu ruh dolayısıyla çekirdekte hareket vardır.
Bunun gibi uzayın da, galaksilerin de, gezegenlerin de ruhu vardır.

Her yer dipdiri, her şey capcanlı. Dolayısıyla mikro uzaydan makro uzaya dek her şeyin hayatiyeti Ruh ile sağlanmaktadır.

Ruh hayatiyet, canlılık, hareket, enerji veren ilahi özdür. Canlılığı sağlayan ve devam ettiren ilahi bir elektrik akımıdır.

Ruh bölünmez, parçalanmaz. Tek, tümel bir yapıdır. Birimlere ayrılmaz. Belki su içindeki buz kalıpları gibidir. Buz kalıpları sudandır. Ayrık bir yapıları yoktur.

Bizi biz yapan ruhumuz değil nefsimizdir. Özbenliğimiz, ayrık kimliğimiz Nefisten dolayı vardır. Nefse iki zıt özellik ilham edilmiştir. Nefse -kötülük ve takva- potansiyel olarak yerleştirilmiştir.(Şems 7-10) Ben dediğimde nefsimi kastederim, sen dediğimde de senin nefsini kastetmiş olurum.

Meleklerin Ruhu vardır Nefsi yoktur. Bu yüzden akıllıdırlar ve mutlak itaatkardırlar. İblis’in ise Ruhunun yanında bir de nefsi vardı. Nefs ayrık kimlik olduğundan ve en temel vasfı BENLİK olduğundan dolayı itaat yanında isyan özelliği de mevcuttu.

“Birim” sadece ruh sahibi ise salt akıl devrededir. Ama aynı zamanda nefis sahibi de ise akıl yanında zeka da devreye girer. Kurnazlık, kibir, çekememezlik zekanın bir fonksiyonudur.

Ademdeki Ruh’a yani Allah’tan olana secde emri verildi. Melekler yani salt Ruh sahibi varlıklar itaat etti. Ama Ruh yanında nefis sahibi de olan İblis isyan etti.

Şeytan ayrık davranarak Ademde olana yani Ruha başkaldırmıştır. Ama melekler Ademde olana itaat etmiştir(secde).

Adem’in Nefsine -kötülük ve takva- potansiyel olarak konulmuştur. Kötülüğün sembol ismi şeytan, Takvanın sembol ismi ise melektir.

Takva Ruhun doğasına uygun tavırlar sergilemektir(secde etmek, melekleşmek). Kötülük işlemek ise Ruhun doğasına aykırı hareket etmek demektir(isyan etmek, şeytanlaşmak).

Şeytan da Melek de içimizde. Melek(takva yönümüz) ruhun paralelindedir. Yani secdededir. Şeytan(kötülük yönümüz) ise Ruha antiparaleldir. Yani secde halinde değildir. İçimizdeki iyi ses Melek özelliğimizin sesiyken kötü ses şeytan özelliğimizin sesidir. Nefis bu iki kutup arasındadır. Tercihlerinden sorumludur. Nefis sahibi olan biz bu şekilde imtihan olunmaktayız.

Hannas ise içimizdeki şeytanla nefsimizin koalisyonundan ortaya çıkan bir yapıdır. Nefsimiz iki kutuptan birini, şeytan kutbunu seçerse ortaya Hannas çıkar. Ama melek kutbunu seçerse yani takvayı tercih ederse kendisinde bulunan şerre meyli kırmış olur. Ve nefsimiz böylece Ruha secde etmiş olur. Nefs itminana ermiş olur ve böylece Allah ondan razı o Allah’tan razı olarak Cennete girmiş olur. Girecektir.

Cennetteydik çünkü nefsimiz yoktu. Dünyadayız çünkü nefis sahibi oldurulduk. Yasak ağaca meyil ettik, ettirildik. Yasak ağaç bizim içimizde. Nefsimizdeki kötülüğe meyil vasfı. Her an yasak ağaçtan tatmaktayız kızıl elmaların tadını.

Özbenliğimizi=nefsimizi Allah’tan olana secde ettirebilecek miyiz ettiremeyecek miyiz? Meselemiz bu.

Nefs ayrı Ruh ayrı değildir. Nefsin kaynağı da Ruhtur.
Ama Ruh tümelken nefis tekildir.
Nefis Ruhun sınırlı, sorumlu, birimsel özelliğinin adıdır.


Ruhumuz daha doğrusu Ruh doğmamıştır ve ölmeyecektir. Ama Ruh’un bize özgü özelliği olan nefs doğmuştur ve nefse ölüm tattırılacaktır. Nefis de ölmeyecektir. Sadace ölümü deneyleyecektir. Çünkü nefis benim özkimliğimdir. Bu kimlikle varım ve ahirette de bu ayrık kimliğimle varlığımı devam ettireceğim. Bu özgün kimliğimle işledim kötülüğü ve takvayı. Bu özgün kimliğime aktarıldı sevap ve günahlarım. Bu yüzden nefsim ölmeyecektir. Ölüm tattırılacaktır. Ben=Nefsim olarak ahiret ortamına uygun farklı bir taşıyıcı/beden ile varlığımı orada da sürdüreceğim.

Allah her insan ölümü tadacaktır demiyor. Her Ruh ölümü tadacaktır da demiyor. Neden?

Çünkü insan= beden+nefistir. Beden araçtır. Ölümü tatmaz, ölür.
Ruh için ise ölüm yada ölümü tatmak mevzu bahis değildir. Her NEFİS ölümü tadıcıdır diyor Allah. Benim birimsel özelliğimin adı nefistir. İşte ölümü tadıcı olan odur. Bu yüzden her insan yerine yada her ruh yerine her nefis ölümü tadıcıdır deniliyor.

Neden ölümü tadıcı? Çünkü Ahiret serüveni adına farklı fizik koşullar için farklı fizik beden/araç alınacaktır. Bu araç değişikliğinde nefs ölmez.

Nefs ölecek olsa kim hesaba çekilecek?

Nefis iki kutupludur demiştik. İki kutupludur ama doğası itibariyle de kötülüğe meyilli yaratılmıştır. Nefis Kötülük kutbunu tercih etmeye, takva kutbuna aykırı davranmaya meyillidir. Bunun bir üstünde olan Ruh ise nefsin akıl hocasıdır. Danışmanıdır. Ruhtaki akıl özelliğimiz sayesinde pozitif işleri yapmamızın uygun olacağını biliriz. Nefiste iki ayrı kutup mevcutken bir üst yapı olan Ruhta tek kutupluluk mevcuttur, mutlak hayır, mutlak güzellik kutbu.

Halifelik dağlara, taşlara değil insana verilmiştir. Çünkü dağların, taşların ruhu vardır ama nefsi yoktur. Ruh ile beraber nefs sahibi olduğumuzdan dolayı sorumluluk alabilecek özellikte olan biziz. Bu yüzden biz ahseni takvimiz, eşrefi mahlukatız. Pekala cinler???

Bizde Ruhun bir özelliği olan nefs varken hayvanlarda ise başka bir özelliği olan içgüdü vardır. Ya Bitkilerde???

Cansız saydığımız nesnelerde ise Salt Ruh özelliği mevcuttur. Bu yüzden örneğin ,ağaçlar, bitkiler yada gökcisimleri sürekli secde ve tesbih halindedir. (lütfen secde ve tesbih kelimelerini Kur’andan inceleyiniz)



Üstteki yazı sadece bir yorumdur. Yanlışlarının bulunması muhtemeldir. En doğrusunu Allah bilir. Zaten bize bu konuda “az bilgi” verilmiştir

nisan

10.08.08/08:54 #31 Son düzenlenme: 10.08.08/09:51 nisan
Alıntı yapılan: gobilibozo - 19.07.08/12:37


Emre bu konuda yazmış olduklarınızı bilmiyor olmanıza bağlamak istiyorum.

1-İnsan bedeni vüvüt ve ruh'tan meydana gelmiştir ruhun varlığı aşikardır,beden doktoru olduğu gibi ruh doktoru da vardır sizin söylediklerinize göre bilim olmayan bir şey uğraşmış öylemi?Bilim'in ilgi alanı malum sizin bu savınız bilimi reddetmektir aynı zamanda.

Peygamber Efendimize ruhu sordular. Cevap vermeyip, vahyi bekledi. Gelen ayet gayet netti: “O, rabbimin emrindendir, de.” Ruhun varlığı tasdik ediliyor, fakat mahiyeti açıklanmıyordu. Çünkü, ruhun mahiyetinin bizler tarafından tam olarak anlaşılmasının imkanı yoktu zira akıl öte alemi algılayabilecek kapasitede yaratılmamıştır.

Ruh, aklıyla anlar,farkeder, vicdanıyla tartar, karar verir, hayaliyller kurar,kalbi ile sever.Bazı kabiliyetlerini vüvut ile dışa vurmaktadır.Ruh, tutmak ister eliyle tutar,görmek ister gözüyle görür,duymak ister kulağıyla işitir,gitmek ister ayakları ile gider.Bir nevi beden ile ruh dünya içinde birbirine ihtiyacı olan varlıklardı.Eylemleri bedenle sınırlıdır. Ölüm ile ruh zindanından kurtulur ve ahirete kadar kıyafetsiz bekler,bedensiz görür,duyar,hisseder acı çeker yahut sevinir, ruh artık özgürdür,mahşerden sonra ruh yep yeni bir bedene kavuşur...

2-Hiçkimsede tanrısal bir parça, kutsallık yoktur.

bu ne talihsiz bir cümle hiç mi Allahın sıfatlarında haberiniz yoktur?Kainattaki herşey Allahın yansımasıdır eserin müessirden bağımsız olması düşünülebilirmi?Alahın kullarında tezahür eden sıfatları vardır bunlar subuti sıfatlarıdır,

Hayât:Hayat sahibidir ezeli ve ebedidir,insan kendisine sunulmuş olan hayat kadarını yaşar.
İlim:Her şeyi bilir ilmi her şeyi kuşatmıştır,insanda sınırlı bir lme sahiptir
İrâde:Allah dilediğini dilediği gibi tayin edebilir,insanda sınırlı da olsa irade sahibidir
Tekvin:Allah dilediğini yaratma icad etme kabiliyetine sahiptir,insan da sınırlı bir kabiliyetle var olan maddeler ile icad eder,üretir..
Sem' ve Basar:sem yani gören,her şeyi görmeye gücü yeten,bu sıfatı insanda tezahür etmiştir insan sınırlı bir şekilde görebildiği kadarını görebilr,basar yani duyan o her şeyi duyar gizli aşikar herşeyi duyar ve görür,insan da duyar fakat duyabildiğini
Kelâm:Dilsizdir fakat kendi lisanı ile konuşur,insanda konuşur..

Allah yaratılmış olanlarda vücut bulur,yaratılmış olan herşey ondandır o halde nasıl onu eserinden ayrı tutabilirsiniz?Hangi mantıkla?Her şeyde ondan bir parça her güzellik onun yansıması onun zevkinin eseridir...


Yahu burada ne kadar gelisiguzel yazilmis cumle var gobilibozo...

Bilim dini anlamdaki ruh'u tanimaz bir kere..Onun icin dini kaynaklarda gecen ruh bahsinin bilimle alakasi yoktur. Bilincalti ve kisilik vs. bunun hastaliklari  baska seydir, dini kaynaklarda gecen ruh bahsi baska seydir. Nerden cikardin bilimin reddedildigini filan yahu :) Dedigin gibi ruh bilimin siniri icinde olsaydi, psikiyatristler ilac yazmak suretiyle tedavi edemezlerdi. Allah'in kendisinden ufledigi ruh arizali midir ki  tedavisi mumkun olsun?
Ille de bilimselik giydirmek derdi icerisindeyseniz bu kadar gulunc olmayin yahu :2funny: 

Bu soylediginizi ayet yalanlar bir kere; Hani O yarattigi herseyi kusursuz yaratmisti? Bugun bir anne- baba'nin iliskisi ile bu anne baba bir cocuk sahibi olabilir.Hatta bu cocuk sakatta dogabilir.(atiyorum akraba evliligi) Bu ureme dongu seklinde gider. Ama savunulan ruh olayinda boyle bir dongu yoktur.Cunku kaba tabirle ilk elden orjinal sekilde gelir.

Cunku  her anne karnindaki cansiz  et'e, her kerede disaridan insan mudahalesi olmadan Allah tarafindan hayat verilir. Can bu noktada ozel ve ayricaliklidir.

Neden ahiret gununde eller ve ayaklar dahi sorguya cekilecekken, (nasil harcadi beni bu kisi diye) bu organlar bile sikayetci olma hakkina sahipken ruh  konusunda boyle bir aciklama hic yoktur. Sorguya cekilecek olan yasamdir yani insanin canli oldugu donemde iyi -kotu diye nefsine dair yaptiklaridir. Burda ruhun sorgulanmayisi bile de size bir fikir vermedi mi? :)


Allahin sifatlari onun varligina dair kullanilir. Insana dair degildir.

Hayat- O ezel ve ebeddir. Oysa insanin boyle bir ozelligi yoktur. Sinirli yasama suresi hayat kelimesini (Allah'a yonelik) icermez. Cunku sahiplidir cunku ezeli ve ebedi degildir.

Ilim-O herseyi bilir, herseye vakiftir. Oysa insan da bu ozellik yoktur. Insan herseyi bilemez. Sinirlidir. Gene bu kelime ile uyusmaz.

Irade- O herseyin kaderini tayin edecek ve yazacak guce sahiptir. Insanin sinirli iradeye sahip olmasi buna es oldugunu gostermez. Insan iradesini kullansa bile kaderinde yazili olan basina gelecektir kitaba gore..

Tekvin- Burada oha diyesim geldi. O yoktan vareden bir guce sahiptir. Insan varolani kopya eder veya gelistirir oysa yaratamaz. Icad etmek ile sifatin icerigi cok cok farklidir.

Sem Basar-O sinirsiz bir goruse, duyusa sahiptir. Ayni anda birden cok fazla yerde bulunabilir buna ragmen gorur, duyar. Insan kendisine verilen sinir neticesinde gorur. Ustelik insanin bakmakla gormek arasi kusuru varken O 'nun oyle bir ozelligi yoktur.

Kelam-O dilsizdir ancak kendi varligi iletmesine yeterlidir. Insanin konusmasi ise tamamen farklidir. O her lisana iletirken, insan sinirli sayida lisani bilir.

Allah'in yaratilmis olanlarda vucut bulmasina ihtiyaci da yoktur, imkan da yoktur bu yazdigin dogru degildir. Ezel ve ebed olan icin vucut bulmak zorunlu degildir. Insan olmasaydi O gene var olacaktir cunku..

Aksine inanmak insanin kutsalliga ve olumsuzluge olan hasletidir buyuk olcude...
Aksine inanmak cemaat liderlerine tapinmayi da beraberinde getirmektedir. Bu yuzden birtakim insanlar kolayca peygamberliklerini ilan ederler gizli veya acik..

Hatta cumleni ters cevirirsek celiskini gorebilirsin. Insan yoksa O da yoktur, cunku vucud bulamaz. Bu mudur?

Her yaratilanda izi olmasi , onun insan ile vucud buldugu anlamina gelmez.


Bunlardan ayri olarak, Allah'in ruhundan uflemesi yaratilana verilen can anlaminda degil midir?

Olum, canin yaratici tarafindan kendisine verilen gorevini  bitirip yasam olayini sonlandirmasi demek degil midir? Bir baska anlamda fisi prizden ceken degil midir?

Yasamsal enerji degil midir insani ayakta tutan? Insanin yasam enerjisini kestiginizde o bir oludur zira.. Gozu aciktir ama can gittigi icin goremez, hissedemez ,duyamaz.


Alıntı yapılan: anka - 21.07.08/17:53
alıntı:

Ruh bize hayatiyet veren özdür. Ruh sadece insanda ve cinde yoktur.
Hayvanlarda ve bitkilerde de ruh vardır.
Bizim cansız madde dediğimiz şeylerde de ruh vardır.



Anka cok kisa olarak alintiladim yazi uzun oldugundan, ancak bu forumda dini konularda akli basinda ve ucmadan yazan ve penceresi genis olan  birkac kisiden biri oldugundan,  yazinin icerigi dikkatimi cekti.Mantiga biraz daha yakin ama dogru olmayan taraflari da var diyebilirim.

Ozellikle su cumle;Ruh hayatiyet, canlılık, hareket, enerji veren ilahi özdür. Canlılığı sağlayan ve devam ettiren ilahi bir elektrik akımıdır.(bir donem yaratici bir enerji olabilir mi diye topik acmistim ancak bunu kumanda pili olarak algilayan arkadaslar oldu) Bu yuzden dikkatimi cekti.

Yukarda esyanin da ruhu oldugundan soz edilmis. Oysa esyanin bir ruhu yoktur bana gore... Kendine dair enerjisi vardir. Bugun telekinezi yapanlarin yaptigi da enerji aktarimi ile esyayi hareket ettirmekten baska birsey degildir kaba bir tanimla..

Atom'un da ruhu vardir denmis yazida.. Oysa baska cumlede ruh parcalanamaz, bolunemez diye aciklanmis. Oysa enerji,madde  bolunebilir. Parcalanabilir, sekil degistirebilir. Bu da bir anlamda atom'un ruhu olmadigini kanitlar mi bize..?Burada bir celiski var gibi... Ne dersin?

Cinleri goremeyiz ama cok hizli gittiklerini ayetlerden anlayabiliriz.(goz acip kapayincaya kadar cok uzaktaki bir seyi gidip alip getirmek gibi) Bu da bana Kuran'i inceledigim donemde enerjiyi cagristirmistir hep..

Gene baska bir bolumde nefs ile ruh'un ayri olmadigi soylenmis, diger cumlelerde meleklerin ruhu olup, nefs sahibi olmadiklarindan bahsedilmis. Inanca gore melekler gunah islemezler, sebebi de nefs sahibi olmamalarindandir diyebiliriz. Seytan haric elbette.. Ki ben seytanin nefs'in ta kendisi oldugunu dusunurum.

O halde nefs ile ruh ayni kokten gelmis olamaz. Cunku nefsi cikardiginizda insan gunahsizdir zaten kendine, arzularina yenik dusmeyecektir.

Son satirlarda yildizlarin vs. ruhu olduguna deginilmis. Ruh kismina katilmamakla beraber, bu da sadece yasamsal enerjiyi hatirlatiyor bana.. Yildizlar durulup bukuldugunde yasam enerjileri bitmis olacak.



Ilginc bir yaziymis ekledigin icin tesekkurler..