20.07.19/00:52

İslam'da Canlıların Ruhu-hayaleti Yoktur

Başlatan Emre1974tr, 16.07.08/00:19

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

anka

Ruh kelimesinin dejenere edildiği bir gerçek.Açıklamaların için teşekkürler Emre.
Nefs ve Ruh arasındaki farkın iyi bilinmesi gerek.

Emre1974tr

Alıntı yapılan: anka - 17.07.08/16:06
Ruh kelimesinin dejenere edildiği bir gerçek.Açıklamaların için teşekkürler Emre.
Nefs ve Ruh arasındaki farkın iyi bilinmesi gerek.


Rica ederim sevgili Anka.

Ben de sana çok teşekkür ederim.

Selamlar.

conan

Yani ruh= vahiy, ruh= Cebrail anlamadığım konu bunların arasındaki benzerliği nerden çıkardın. ikiside zıt anlamlı
Emre sen ateistmisin çünkü ateist forumlarında yazın çokta
Ruhun varlığını ruhçu (spiritüalist) görüşlerin hepsi de kabul etmekle birlikte, bir kısmı ruhun orijinal ve kendine özgü olduğunu, bir kısmı da tekrar bedenlenmesinin bir yasa olduğunu kabul etmez. Ruh’un çeşitli tanımları şunlardır:

Felsefi spiritüalizme göre: Ruh, maddeye biçim veren, maddi mekanda yer işgal etmeyen, parçalara ayrılmayan, soyut, etki gücü olan bir varlıktır.
Neo-spiritüalizm’e göre: Ruhlar, İlahi irade yasaları’nın gerekleri kapsamında, görgü ve deneyimlerini arttırmak üzere madde kainatında bedenlenen, amaç ve etki sahibi, şuurlu ve madde-dışı varlıklardır. Ruhlar madde-dışı varlıklar olmakla birlikte, hiçbir ruh madde kainatında asla maddeden soyutlanmış bir durumda bulunamaz. Bu bakımdan ruh ve madde ayrılığından değil, ruh ve maddenin birliğinden söz edilmelidir.
İslamda Ruh

Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir."(Isra Suresi 85) ayetindeki ruhtan, insanı canlı kılan ruhun kastedilmediğini  ve dolayısıyla, insanın ruhu hakkında alimlerin konuşmalarının caiz olduğunu ileri sürenlerin, ruh hakkında ortaya koymuş oldukları görüşler, hiçbir zaman ruhun mahiyetinin gerçekliği hakkında ne tatmin edici olmuştur ve ne de aklın ve hayalin ürünü olmaktan ileri  gitmişlerdir. Çünkü  bilgi verilmeyen konu, tamamıyla  gayb alemiyle ilgilidir ve gayba dair bilgileri de Allah'tan başka kimsenin bilmesi söz konusu değildir.


Kur'an-ı Kerim'de ruh

Allah Teala, Hz.Adem'le başlayıp Hz.Muhammed (s.a.s) ile son bulan vahiy süreci içersinde insan oğluna bir çok gaybi meselede bilgilendirmiştir. Madde dışı aleme dair bilgilerden sağlıklı ve güvenilir olanı sadece Allah'ın peygamberleri aracılığıyla insanlara ulaştırmış olduğu bilgilerdir.

Kur'an-ı Kerim'de ruh kelimesi değişik  bir kaç anlamda kullanılmıştır.


1)Allah Teala, Hz.adem (a.s.)'ın cesedini topraktan şekillendirdikten sonra ona kendi  ruhundan üflemiş ve böylece Adem (a.s.) hayat kazanmıştır. Yine insanı ana rahminde yarattıktan sonra, ona kendi ruhundan üflemiş ve onu ruh sahibi bir insan haline getirmiştir.

O (Allah) ki, yarattığı her şeyi güzel yapmış ve ilk başta insanı çamurdan  yaratmıştır. Sonra onun zürriyetini, dayanıksız bir suyun özünden üretmiştir. Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir... (Secde Suresi 7-9)
Hani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben çamurdan bir insan yaratmaktayım."  "Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın." (Sad Suresi 71-72)
2) Ruh kelimesi Cebrail (a.s.)'ın karşılığı olarak kullanılmaktadır. Bu anlamda "Ruhul-Kudüs" ve "Ruhul-Emin" terkipleri ile geçmektedir.
Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik.  Meryem oğlu İsa'ya da mucizeler verdik. Ve onu, Rûhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. .....(Bakara Suresi 87)
Muhakkak ki o (Kur'an) âlemlerin Rabbinin indirmesidir. (Resûlüm!) Onu Rûhu'l-Emîn (Cebrail) indirdi..Senin kalbine; uyarıcılardan olman için. (Şura Suresi 192-194)
3) Ruh kelimesi ile Allah Teala'nın vahyi yani ayetleri kastedilir.
Allah meleklerini, vahyi (ruh) ile kullarından dilediğine göndererek...(Nahl Suresi 2)

Alıntı yapılan: anka - 17.07.08/16:06
Ruh kelimesinin dejenere edildiği bir gerçek.Açıklamaların için teşekkürler Emre.
Nefs ve Ruh arasındaki farkın iyi bilinmesi gerek.


nefs'le ruhu ayırmamışki sadece ruh yok demiş.

Mayapan

insanla hiçbişeyi ayıramayız buna tanrıdaki ruhda dahil, size sapıkça gelebilir, ne yapayım ben böyle düşünüyorum.

Emre1974tr

Kuran'da ruh "vahiy ve vahiy meleği" anlamlarında kullanılmıştır ve insanın ruhu-hayaleti yoktur demiştik.

-Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir."(Isra Suresi 85)

İşte burada da vahiy ve iletici görevli hakkında çok az bilgi verildiği söyleniyor. Hakikaten de öyledir.

Ama buna karşılık olmayan ruhlar alemi ve ruhlar ile ilgili ciltler dolusu sahte bilgiler kaleme alınmıştır insanlar tarafından.

İşte İslam bu hurafe ruhçu öğretiyle mücadele için gelmiştir.

Hiçkimsede tanrısal bir parça, kutsallık yoktur.

Yaratılan herşey maddidir ve Allah'tan ayrıdır.

Ve şirk bu yüzden en büyük günahtır.


Selam ve sevgiler.




conan

git işine ordaki ayette sana ruh yokmu diyor.
Hicr 28-30. Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, "Ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan bir insan yaratacağım." demişti. "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın." Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler.

Sad 71-73. Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım." "Onu kıvama erdirip içine ruhumdan üflediğimde, önünde secde ederek eğilin!" Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde etmişlerdi.

Secde 7-9. O, odur ki, yarattığı her şeyi güzel yarattı. Ve insanın yaratılışına çamurdan başladı. Sonra onun neslini bir üsareden, hor görülen bir sudan oluşturdu. Sonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz!

ayetleri oku lütfen
isra 85 - Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin bildiği bir iştir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir." al ayetin orjinali şimdi burda ruh yokmu diyor. Yoksa Ruh vardır ama sadece ben bilirimmi diyor.


Emre1974tr

Alıntı yapılan: conan - 18.07.08/18:31
git işine ordaki ayette sana ruh yokmu diyor.
Hicr 28-30. Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, "Ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan bir insan yaratacağım." demişti. "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın." Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler.

Sad 71-73. Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım." "Onu kıvama erdirip içine ruhumdan üflediğimde, önünde secde ederek eğilin!" Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde etmişlerdi.

Secde 7-9. O, odur ki, yarattığı her şeyi güzel yarattı. Ve insanın yaratılışına çamurdan başladı. Sonra onun neslini bir üsareden, hor görülen bir sudan oluşturdu. Sonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz!

ayetleri oku lütfen
isra 85 - Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin bildiği bir iştir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir." al ayetin orjinali şimdi burda ruh yokmu diyor. Yoksa Ruh vardır ama sadece ben bilirimmi diyor.




Bunları açıkladık:

ruh= Vahiy

Bu verdiğin ilk 3 ayetde insana aktarılan temel vahiy, yani ilahi bilgi söz konusu.

Bu sayede doğuştan cinayetin ve hırsızlığın kötü birşey olduğunu ve Allah'ın varlığını biliyoruz. Tabii yaratılış programına ihanet içinde olanlar, sapkınlar hariç.

Verdiğin son ayette ise genel olarak vahiy ve ileticisinden bahsediliyor.

Ve bazı başka ayetlerde de, vahiy meleğine de "Ruh" denmiştir özel olarak.

Ama asla insana ait bir tanrısal hortlaktan bahsedilmez. Hiçkimsede bir kutsallık, tanrısallık yoktur bu yüzden.

Ruhlar inancı, şeytanın ruhçu öğretisinden insanlara aşılanmış büyük bir yalan ve tuzaktır.

Ruhlar inancı şirkin ana kapılarındandır.


Selam ve sevgiler.










conan

ruhun tanrısal hortlakla ne alakası var.
Ruh hakkında neler biliyoruz? Ruhun kendisini bilemiyoruz. Ancak bazı özelliklerinden söz edebiliriz. Beden, anne karnında belli bir olgunluğa erişince, ruh verilir.

Ruh, sonradan yaratılmıştır, ama ebedidir. Birdir, bölünmez, parçalara ayrılmaz. İcraatıyla ve tesirleriyle bedenin her yerinde bulunur, fakat mekanı yoktur. Bedenin içinde olmadığı gibi, dışında da değildir. Bütün işleri aynı anda idare eder, bir iş diğerine engel olmaz. O, tabiattaki kanunlara benzer. Mesela, bir yerçekimi kanunu hayat ve şuur sahibi olsaydı ruh özelliği kazanırdı.

Bazı insanlar Peygamber Efendimize ruhu sordular. Cevap vermeyip, vahyi bekledi. Gelen ayet gayet netti: “O, rabbimin emrindendir, de.” Ruhun varlığı tasdik ediliyor, fakat mahiyeti açıklanmıyordu. Çünkü, muhatapların söyleneni anlamasına imkân yoktu. Akıl, “emir aleminden” olan bir varlığı kavrayacak kapasitede değildi.

   İnsan, beden ve ruhtan meydana gelir. Beden, ruhun bineği ve aletidir. Ruh, bedende tasarruf etmektedir. İmam-ı Gazali, bedeni bir şehre benzetmiş, ruhu bu şehrin padişahı olarak görmüştür.
    Ruhun varlığına dair pek çok delil mevcuttur. Bu delillerin birkaçını sıralamak istiyoruz.
1 — Her insan sıklıkla kendisinden bahseder. "Görüşüm" der, "şahsiyetim" der, kısacası "ben" der. Bu "ben"in yerini insan vücudunda aradığımızda, insan hücrelerinden başka bir şey göremiyoruz. Bu hücrelerde ise, onlara ait gerçeklerden başka bir şeye rastlamıyoruz. Acaba "ben" nerededir?
2 — İnsan vücudu devamlı değişmektedir. Her an vücudumuzda sayısız hormon ve enzimler yapılmakta, hücreler ölmekte ve yerine yenileri gelmektedir. Aldığımız gıdalarla hücrelerimiz tazelenmekte, aynı zamanda hücre içindeki maddelerin yerine başka maddeler gelmektedir. Böylelikle, sözgelimi birkaç sene sonra insan zerresine kadar olmak üzere  tamamıyla değişmektedir. Şu andaki vücudumuzun bir süre sonra, oraya buraya saçılacağı, kendimizin bambaşka maddeden yeniden oluşacağımız tıbben bir hakikattir.
Gözle görülmeyen zerresine kadar bambaşka olan şahsın "ben"i aynı kalmaktadır. İnsanı maddeden ibaret sayarsak, "ruh"u inkar edersek, izah nasıl olacaktır?
3 — Bir şey yapmak, konuşmak istediğimizde bu fikir zihnimize nereden, nasıl gelmektedir? Kim söylemektedir?
4 — Mesela yürümek istediğimizde, sayısız mekanizma karışık hadiseler zinciri ile harekete geçmekte ve yürümemiz sağlanmaktadır. Biz bu sırada bunların farkında bile olamıyoruz. Acaba bu sayısız olayı düzenleyen, arada en ufak bir aksaklık olmasını önleyen kuvvet nedir?
5 — İnsana hareket sağlayan kuvvet, yani canlılığı devam ettiren güç nedir?
6 — Canlı ile ölü arasındaki fark nedir? Bir kimse öldüğünde; vücudu da, içinde beyni de, kalbi de, bütün sinir sistemi de muhafaza olunduğu halde, niçin bir madde yığınından başka bir şey değildir?
7 — Bir hücrenin çalışmasını düşünelim. Sayısız hadiseler cereyan ediyor. Düzenli bir şekilde hücrede hayat sürüp gidiyor. Her şey ölçülüp biçilmiş gibi, büyük titizlik dikkati çekiyor. Karışıklık ve tehlike meydana gelmiyor. Acaba bu mükemmel işleyişi, bizim farkına bile varamadığımız bu organizasyonu sağlayan nedir?
8 — Hücredeki karışık olaylar nereden yönetilir? Çekirdek (nukleus) diye cevap verebiliriz. Nukleusu ise enzimler ve haberci RNA aracılığı ile DNA içindeki genler idare eder. Kısacası, hücrenin beyni olan DNA'nın en yüksek seviyesi, genlerin bütünü şeklinde düşünülebilir. Fakat bunun nereden yönetildiği aranırsa, cevap ne olacak?
9 — Aynı soruyu insan beyni için soralım. Vücudu beyin idare eder. Beynin de alt merkezleri, üst merkezleri vardır. Bazı merkezler diğerlerinin emrindedir. En yüksek merkez, en yüksek seviye hangisidir? Korteks mi (beyin kabuğu)? Belki evet. Çünkü şuurlu çalışmamız ve irademiz kortekse bağlıdır. Fakat burası da en yüksek seviye olamaz. Çünkü retiküler formasyonda bir bozukluk olunca, korteks sağlam olsa bile insan uyku veya narkoz halinde olmakta, duyumlar meydana gelmemektedir.
Buna göre beyinde en yüksek seviye, kati olarak belirtilemez. Beynin en yüksek seviyesi, onun bütünüdür gibi yuvarlak bir sonuca varılır. Gerçekten ancak her bölümü normal ve sağlıklı olduğu zaman, her bir bölümü kendi görevini en mükemmel bir şekilde yapabilir. Peki, beyni idare eden en yüksek seviye nedir?

İnsan, beden ve ruhdan meydana gelmiştir. Ruhun bedeni terk etmesiyle ölüm olur ve ruh asıl vatanına kavuşur. Bu vatanı da, ruhun dünyada tasarruf sahibi olduğu bedeni nasıl kullandığı belirler.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin dediği gibi:
"Eğer Allahu Teala, seni bu beden memleketinde padişah etmese idi ve saltanat işlerini sana ısmarlamasa, bırakmasa idi sen cihanın sultanını nasıl tanıyabilirdin?"

Emre1974tr

Sevgili Conan;

Öncelikle ayetlerin dışındaki rivayetleri-hadisleri vs. bir kenara bırakıyorum. Çünki yüce Rabbimizin emrettiği üzere "yalnızca Kuran" din alanında kaynağımızdır.

http://www.kurandakidin.net/

İblis ayetlere dokunamadığından, rivayetler-hadisler ve tasavvuf gibi öğretilerle İslam dünyasına sızmaya çalışmıştır.

Ruhçu öğreti de İblis'in en korkunç tuzağıdır.

Şimdi yazdıklarına yine evvelki cevabımı tekrarlıyorum:

İnsan  =  Beden + Yaşam enerjisi ve bu ikisinin buluşmasından kişisel nefsimiz ortaya çıkıyor.

Ölüm denilen olayda ruhla ilgili birşey olmuyor. Makinen bozuluyor ve elektrik enerjisini kaybediyor. Yani yaşam enerjisi sona eriyor.

"Sen"i oluşturan şey bedenin , yaşam enerjin ve nefsinin bütünlüğüdür. Yoksa hortlakla ilgili yine birşey yok ortada.

Yoksa aynı soruları hayali ruha da sorman gerekir:  " Ruhun konuşmasını sağlayan öz ne, ruhun içinde zıpırcık denilen yaratıklar var ki bu enerji dalgalanması düşünebiliyor". Daha sonra bu zıpırcık denilen yaratıklara da aynı sorulara yöneltmen gerekecek tabii.

Hayır , düşünüp konuşan benliğimiz beden ve yaşam enerjimizle vücuda gelen şeydir. Bunun için de içimizde hayalet veya hortlakların dolaşmasına ihtiyaç yoktur.

Selam ve sevgiler.






one



haram aylar geçince  kafirleri buldugunuz yerde öldürün  ayeti kerimesine  uyarak    cinayet işlemek  için ruhsuz  olmak gerekir emre

seni kutlarım