18.08.19/06:47

İslam'da Canlıların Ruhu-hayaleti Yoktur

Başlatan Emre1974tr, 16.07.08/00:19

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Emre1974tr

İslam'da insana ait ölümsüz ve tanrısal parça ruh inancı yoktur.

Yaratılan herşey maddidir. hatta cinler ve melekler bile (örneğin cinler ateşten yaratılmışlardır).

Cennet ve cehennem de farklı fizik yasalarına sahip diğer evrenlerdedir ve sapına kadar maddedir.

Ruhçu öğretinin İslam dünyasına uydurma hadisler ve tasavvuf öğretileriyle sızması sonucunda bugün müslümanlar uydurma ruhlar alemine iman ettirilmektedir. hatta Kuran'ı tercüme derken ayetlerde "nefs,can" geçen yerlerde "ruh" denilerek çeviriler bile çarpıtılmıştır.

Kuran'da gerçekten ruh diyen ayetler "vahiy"den ve de bu vahyi ileten Cebrail adlı vahiy meleğinden bahsetmektedir.

Yani Kuran'da;

Ruh=Vahiy
Ruh=Cebrail

Yine eski bir iletimde dediğim gibi:

Kuran'a göre kabir azabı veya mükafatı yoktur.Hemen hemen herkes kıyamet sonrası,mahşer gününde tekrar yaratılacak ve sonsuz yaşamlarına kavuşacaklardır.

Yalnız dikkat ederseniz hemen hemen herkes dedim.Çünkü Kuran'a göre istisna insanlar var.Bu konuda Naci Çelik gibi bazı yazarlar güzel tespitlerde bulunmuşlardır.

Kimdir bu ayrıcalıklı insanlar?Bunlar Firavun gibi günahkarlıkta çok aşırıya giden büyük günahkarlarla,şehitler gibi sevap kazanmada çok ileri seviyede olan cennetlik insanlardır.

Firavun gibi günah işlemede çok aşırı bir seviyede ileri giden insanlar daha kıyamaet beklenmeden cehennemde yaratılarak daha şimdiden ateşte yanmaya başlamıışlardır.Ahirette ise cezalarını daha şiddetli bir şekilde çekmeye başlayacaklardır:

- Ateş; onlar, sabah akşam ona karşı sunulur dururlar. Kıyamet kopacağı gün de: "Tıkın firavun ailesini en şiddetli azaba!" (denilir). (Mumin Suresi 46. Ayet )

Burada firavun ve ailersinin şimdiden sürekli ateşe atıldığı,kıyamet sonrası ise asıl azaba atılacağı söyleniyor.Yanı bunlar şimdiden beden olarak cehennemde yaratılmışlardır.

Diğer uç gurup ise iyilikte çok ileriye gidenlerdir.Bunlar da kıyamet beklenmeden şimdiden cennette bedenen tekrar yaratılmışlar ve mükafatlandırılmıya başlanmışlardır.Bunlara örnek olarak şehitleri ve peygamberleri verebiliriz:

-Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölmüşler sanmayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar.


-Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği mutlulukla sevinç duyarlar ve arkalarından şehit olarak kendilerine katılmamış olan mücahitler hakkında: "Onlara hiçbir korku yok ve onlar üzüntü de duymayacaklardır." müjdesinde bulunurlar. (Ali imran suresi 169-170)

Burada da açıkça ayetler, şehitlerin kanlı ve canlı bir şekilde yani bedenen cennette şimdiden yaşamaya başladıklarını ve nimetler içinde olduklarını söylüyor.
Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölmüşler sanmayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar.


-Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği mutlulukla sevinç duyarlar ve arkalarından şehit olarak kendilerine katılmamış olan mücahitler hakkında: "Onlara hiçbir korku yok ve onlar üzüntü de duymayacaklardır." müjdesinde bulunurlar. (Ali imran suresi 169-170)

Bu ayetler bile ruhlar alemi safsatasını yerle bir etmeye yeterlidir.

Eğer insanların ruhu olsaydı, tüm insanlar öldükten sonra yaşıyor olacaktı ve ayet "herkes canlıdır aslında " falan derdi.

Ama öyle demiyor. Şöyle diyor:
-Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölmüşler sanmayın! Aksine onlar hep hayattadırlar, Rablerinin katında rızıklandırılırlar.


Yani "sadece şehitler gibi istisna insanlar kıyamet öncesi yaşayabiliyorlar." Çünkü diğer insanlar ölüler ve kıyameti bekliyorlar ikinci yaratılış için. Ve ruhları olmadığından cansızlar.

Ama şehitler şimdiden cennette yaratıldıklarından (Rabbin katı) , diğer insanlardan farklı olarak şimdiden ikinci yaşamlarına başlamış bulunuyorlar. Kıyametten sonra kendilerine katılacak diğer insanları da bekliyorlar.

Yine insanların ruhu olmadığına Kuran'dan delil vermeye devam edelim:

Yasin 51-52: Sûra üfürülmüştür! Bak, işte kabirlerden, Rablerine doğru akın akın gidiyorlar. Şöyle diyecekler: "Vay başımıza gelene! Kim kaldırdı bizi mezarımızdan? Rahman'ın vaat ettiği işte bu! Peygamberler doğru söylemişler."

Eğer bu insanlar öldükten sonra ruhlar aleminde yaşamaya devam etselerdi, bu alemde yaşayacakları binlerce ve hatta belki de milyonlarca yıl boyunca ahiretin gerçek olduğu acı gerçeğini yudum yudum özümsemiş olacaklardır.

Ama hayır, bu insanlar dünyada öldükten sonra ilk defa kendilerine geliyorlar ve büyük bir şaşkınlık içinde "meğerse doğruymuş" gibilerinden birşeyler söyleyerek büyük bir şok yaşıyorlar.

Çünkü ruhsal yaşam diye birşey yok. Onlar vefat ettikten sonra kıyamete kadar cansız bir şekilde beklediler ve uyandıklarında yani ikinci yaratılışlarında da acı gerçeği gördüler.
Bazı insanların şimdiden cennete girdiğine bir diğer delil olarak şu ayetleri de verelim:

Yasin Suresi(20-29):


Kentin öbür ucundan bir adam koşarak gelip şöyle dedi: "Ey topluluk, bu elçilere uyun!"

"Sizden herhangi bir ücret istemeyelere uyun. Onlardır doğruyu ve güzeli bulanlar."

"Beni yaratana ne diye kulluk etmeyecek mişim ben? Ve sizler de O'na döndürüleceksiniz."

"O'ndan başka tanrılar mı edineyim ben? Eğer Rahman bana bir zorluk/zarar dilerse onların şefaati benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazlar."

"Bu durumda ben elbette ki açık bir sapıklığın içine düşerim."

"Ben, sizin Rabbinize iman ettim, artık dinleyin beni!"

"Gir cennete!" denildi. Dedi: "Kavmim bir bilebilseydi?

Ki Rabbim beni affetti; beni, ikram edilenlerden kıldı."

Biz onun ardından kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.

Olan, sadece korkunç titreşimli bir sesti. Ve bir anda sönüverdiler.

*******************************

Eğer kıyametten sonraki cennete girişten bahsetseydi, o zaman o adamın toplumu zaten onu görüyor olurdu. Ama hemen ölümünden sonra bedenli olarak cennete giriyor, diğerleri ise daha yeryüzünde olduğundan ve/veya henüz dirilmediğinden, "kavmim, Allah'ın beni affedip cennetine aldığını bilebilseydi" demekte.


Selam ve sevgiler.
İNSANA AİT RUH İNANCININ YAPTIĞI BOZGUNCULUKLAR


1.İnsana ait tanrısal parça ruh inancı insanların rableştirilmesinin kapısını ardına kadar açıyor ve bunun sonucunda kutsal insanlar,tapınılan sefil ruhbanlar ortaya çıkıyor.

2.insana ait ruh inancından dolayı çoğu insan tekamül safsatasına inanıyor.Ve bu yüzden acı çekip olgunlaşacağına inandığından kendine zulmediyor veya başına bir musibet geldi mi bunu iyi birşey zannedip kurtulmak için şevkli davranmayabiliyor.Halbuki Kuran'a göre başımıza gelen musibetler hiç de hayra alamet değildir ve günahlarımızdan dolayı bir uyarıdırlar.

3.İnsana ait ruh inancından dolayı insanüstü bir varlık olabileceğine inanan ruhbanlar dünya nimetlerine sırt çevirerek kutsallaştığına inanıyorlar.bu sapkınlığı bir "erdem" olarak görüyorlar.hatta kimisi cennet nimetlerini bile istemiyor ve ilahlaşmaktan başka birşeyi gözü görmüyor(birlenme inancı).

4.İnsana ait tanrısal parça ruh inancından dolayı ölümün güzel birşey olduğu zannediliyor.çünkü bu inanca göre ruh bedene hapistir ve ölüm ruhun özgürlüğüne kavuşması-birlenmesi demektir.bunun sonucunda intihar-cinayet vb. sapkınlıklar daha sempatik bir gözle görülebiliyor birçok ruh inancına sahip insan tarafından..........

5.Yine insana ait ruh inancından dolayı birçok insan reenkarnasyona inanıyor.bu da her dirilişte bambaşka bir yartık olunacağı anla.ına geliyor.Ve bu da farkında olunmasa da ölen kişinin bir daha geri gelmemek üzere yok olması demektir.Çünkü başka bir bedende başka bir kişilikte hatta başka cinsiyet veya türde dünyaya geleceksen sürekli,ölünce şu anki sen bir daha oluşmamak üzere yok olacak demektir.yani tam bir materyalist inanca bürünüyor işin derinine inince

6.ruh ikizi inancı görlüyor birçok ruhçu öğretide...bunun sonucunda yalnızca ruh ikiziyle birlikte olan insanın tekamül edip mutlu olabileceği safsatasına inanılıyor.Bu da cinselliği çaktırmadan yasaklama-kısıtlama hinliğini içeriyor.

7.insana ait ruh inancı ve tekamül safsatası aslında günah işlemenin gerekli olduğu yanlış inancına da götürüyor insanları.çünkü tekamül için dünyaya gelen ruh günah işleyip acı çekmeli ki mükemmeliğie giden yolda olgunlaşabilsin deniliyor.bu inanç kabala öğretisiyle museviliğe,tasavvuf öğretisiyle de islam dünyasına sokuşturulmuştur.

8.insana ait ölümsüz ruh inancı ,bedenli yeniden yaratılıp ahirette maddi yaşayacağımız gerçeğini bazı kimselere inkar ettiriyor.Ruhçular maddeyi küçümsedikleri hatta bazıları iğrendikleri için sonsuz yaşamın bedenli değil de ruh olarak olabileceğini söyleyiveriyorlar.kutsal kitaplardaki maddi sonsuz yaşamı anlatan ayetlere sembolik anlamlar yükleyerek dolaylı yoldan inkar ediyorlar.

9.Yine bazı ruhçular Allah'ın yarattığı bu maddi evrene şükretmek bir yana dursun,ona "leş" diyerek hakaret ve nefretlerini kusuyorlar.Allah'ın bizim için yarattığı güzelliklere nefret ve hainlik içinde olabiliyorlar.Kendi uydurdukları madde ötesi aleme tapınıyorlar ve ona ulaşmak için çırpınıyorlar.......

10.ruhun tekamülü inancı sonucunda kişisel ve toplumsal bazda ayrımcılık-üstünlük meselesi ortaya çıkıyor.kimi insanlar kimi insanlardan üstün kabul edildiği gibi kimi ırklar da diğer ırklardan üstün tutulabiliyorlar.bazı ruhçular sarışın renkli gözlü insanın tekamül etmiş üstün insanı temsil ettiğine inanırlar.hatta hitlerin ırkçı katliamlarının arkasında bile bu ruhçu-ırkçı sapma vardır.büyük ruh adlı varlıktan medyumlar aracılığıyla aldığı direktifler doğrultusunda bilenen çılgınlıklarını yapmıştır hitler.

11.ruhlara inanan insan cinlerin aldatmalarına daha yatkın oluyor.ruh çağırma senaslarında ya şarlatanların yalanlarına kanıyorlar ya da cinlerin ruh kılığında söyledikleri yalanlara.........yakınlarının veya hayatta olmayan ünlü insanların ruhlarıyla görüştüğünü sanan kimseler ,bu celselerde aldıkları bilgileri mutlak doğru zannedip yoldan çıkabiliyorlar.

***********************************
Selam ve sevgiler.

denge

"Ona (Âdem’e) şekil verip ona ruhumdan [yarattığımız ruhtan] üflediğim zaman, siz hemen ona (doğru) secdeye kapanın!" [Hicr 29]

"Rabbin meleklere şöyle demişti: Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan [yarattığımız ruhtan] ona üflediğim zaman ona [doğru] secdeye kapanın.)"[Sad 71-72]

Kur'anda Meryem, İsa, Adem için de "ruhumuzdan üfledik" ifadesi kullanılır. Buralarda kullanılan "ruh" kelimesini sadece "can verme" anlamını mı kabul ediyorsun?

AlıntıYaratılan herşey maddidir. hatta cinler ve melekler bile (örneğin cinler ateşten yaratılmışlardır).

Cennet ve cehennem de farklı fizik yasalarına sahip diğer evrenlerdedir


Ben bunun aksini hiç duymadım zaten. Sadece şöyle yorumlar okumuştum; Araplar iklim şartları gereği sıcaktan hoşlanmadıkları için cehennem sıcak, cennet ise özlemini duydukları bol ağaçlı, içlerinden ırmaklar geçen kısaca "serin" bir yer olarak betimlenir. Ama her halukarda maddi bir gerçekliğe dayanır. Bunun aksi ne şekilde savunuluyor, paylaşırsan sevinirim.

AlıntıKuran'a göre kabir azabı veya mükafatı yoktur.


Ben de Kur'anda kabir azabını araştırdığımda tam "yoktur" sonucuna varacakken Mümin suresindeki ayete takılmıştım ama burada senin yaptığın açıklama beni tatmin etmedi. Yani birşey ya vardır, ya yoktur. İstisna mantığı "mantık" ilimine de, Kur'ana da ters.

AlıntıÇünkü ruhsal yaşam diye birşey yok. Onlar vefat ettikten sonra kıyamete kadar cansız bir şekilde beklediler ve uyandıklarında yani ikinci yaratılışlarında da acı gerçeği gördüler


Tamam, Kur'anda geçen ifade aynen böyle yorumlanmalıdır. İnsanlar öldükten sonra gözlerini kıyamete açarlar. Peki Azrail'in "ruhları kabzetmesi" olayını nasıl yorumluyorsun? Cevaplarsan sevinirim.

conan

Emre1974tr bunları neye dayanarak söylüyorsun kanıtın varmı?

Emre1974tr

Alıntı yapılan: denge - 16.07.08/09:03
"Ona (Âdem’e) şekil verip ona ruhumdan [yarattığımız ruhtan] üflediğim zaman, siz hemen ona (doğru) secdeye kapanın!" [Hicr 29]

"Rabbin meleklere şöyle demişti: Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan [yarattığımız ruhtan] ona üflediğim zaman ona [doğru] secdeye kapanın.)"[Sad 71-72]

Kur'anda Meryem, İsa, Adem için de "ruhumuzdan üfledik" ifadesi kullanılır. Buralarda kullanılan "ruh" kelimesini sadece "can verme" anlamını mı kabul ediyorsun?

AlıntıYaratılan herşey maddidir. hatta cinler ve melekler bile (örneğin cinler ateşten yaratılmışlardır).

Cennet ve cehennem de farklı fizik yasalarına sahip diğer evrenlerdedir


Ben bunun aksini hiç duymadım zaten. Sadece şöyle yorumlar okumuştum; Araplar iklim şartları gereği sıcaktan hoşlanmadıkları için cehennem sıcak, cennet ise özlemini duydukları bol ağaçlı, içlerinden ırmaklar geçen kısaca "serin" bir yer olarak betimlenir. Ama her halukarda maddi bir gerçekliğe dayanır. Bunun aksi ne şekilde savunuluyor, paylaşırsan sevinirim.

AlıntıKuran'a göre kabir azabı veya mükafatı yoktur.


Ben de Kur'anda kabir azabını araştırdığımda tam "yoktur" sonucuna varacakken Mümin suresindeki ayete takılmıştım ama burada senin yaptığın açıklama beni tatmin etmedi. Yani birşey ya vardır, ya yoktur. İstisna mantığı "mantık" ilimine de, Kur'ana da ters.

AlıntıÇünkü ruhsal yaşam diye birşey yok. Onlar vefat ettikten sonra kıyamete kadar cansız bir şekilde beklediler ve uyandıklarında yani ikinci yaratılışlarında da acı gerçeği gördüler


Tamam, Kur'anda geçen ifade aynen böyle yorumlanmalıdır. İnsanlar öldükten sonra gözlerini kıyamete açarlar. Peki Azrail'in "ruhları kabzetmesi" olayını nasıl yorumluyorsun? Cevaplarsan sevinirim.


Selam sevgili denge;

Verdiğin ayetlerde ruh, ilahi bilgi yani vahiydir.

Bizler yaratılırken temel vahyimiz programımıza işleniyor.

Bu sayede doğuştan cinayet ve hırsızlığın kötü birşey olduğunu biliyoruz. Tabii eğer yaratılış programımıza ihanet içinde değilsek, sağlıklı düşünce yapısına sahipsek bu vahiyle uyum içerisinde düşüncelerimiz oluyor.

Aynı şekilde Allah'ın varlığını da temel vahyimiz sayesinde normalde biliriz.

Hayır Kuran'da kabir azabı ve ruhsal yaşam diye birşey yoktur.

Şehitler gibi istisna insanlar kabir veya ruh yaşamını deneyimlemiyorlar. Onlar fiziksel yani bedensel olarak şimdiden cennette yaratılmış vaziyetteler. Yani kıyamet beklenmeden yaratılarak, öbür fiziksel evrendeki yaşamlarına çoktan başlamış durumdalar. Ayetler bu bilgileri açıkça veriyor.

Kısacası kabir veya ruhsal yaşamdan bahsetmiyorum. Fiziksel yaratılıştan bahsediyorum.

Azrail ve ruhları toplaması diye birşey yoktur.

Kuran'da ölüm meleklerinden bahsedilir. Ve bunlar canları alıyor yani vefat ettiriyorlar. Ama bazı hatalı tercümelerde, "vefat ettirmek" veya "canını almak" ifadesi geçen ayetler "ruhunu alırız" şeklinde çevrilmiş. Ama halbuki o ayetlerin arapça orjinal haline bakacak olursan, "ruh" kelimesi geçmemekte. Ne yazık ki bazı çevirmenler kendi inançlarının etkisiyle ayetleri hatalı bir şekilde tercüme etmektedirler.



Selam ve sevgiler.








Alıntı yapılan: conan - 16.07.08/09:26
Emre1974tr bunları neye dayanarak söylüyorsun kanıtın varmı?


Yazımda görüldüğü üzere hepsini ayetlere dayanarak söylüyorum sevgili arkadaşım. Yani yüce Rabbimiz ne diyorsa onu aktarıyorum.

Ama ne yazık ki birçok müslüman Kuran dışı kaynakların etkisiyle hurafelerle dolu bambaşka öğretilere inanıyor durumdalar.

Eğer sadece Kuran'a yönelip başka kaynakları din edinmeseler, bu gerçekleri kolayca görecekler.

Gerçek din-İslam sadece Kuran'dadır.

Selam ve sevgiler.

conan

İnsan beden ( vücut) ve ruhun birleşiminden oluşur. Beden et ve kemik olan aslı toprak olup, topraktan gelen kimyasal ve fiziksel değişime uğramış proteinler sayesinden yaşayan ölünce yine toprak olacak olan bir kompleks yapıdır.
  Ruh ise Allah’tan gelen, vücudu canlı, gören, hisseden kılan ilahi bir hediyedir.

  Ruhun Varlığının İspatı :

1- Diş var, diş doktoru da vardır. Ruhta vardır ki ruh doktoru da vardır.

2-Ölü bir insan düşünelim. Eli, kolu, beyni, gözleri, kalbi... vücudu tam olarak yerindedir. Bu insana fıkra anlatsak, bilmece sorsak, korkunç hikayeler anlatsak, hüzünlü olaylar anlatsak ... bir tepki verir mi bu ölü insan?

  Canlı iken her fıkraya gülen, hüzünlü her olaya üzülen , korkan-sevinen üzülen bu insana ne olmuştur. Daha doğrusu can alıcı soru şu : Ölürken insandan eksilen nedir ki o olmayınca neşe, sevinç, hüzünde ... olmuyor. İşte o ruhtur.

   Bazıları kalp çalışmıyor kan dolaşımı duruyor, beyin faaliyetlerini sona erdiriyor o nedenle insan gülmüyor ... diyebilir. Onlara şunu sormak lazım. Tüm bunların sona ermesine neden olan vücuddan ayrılan, vücudun pilini bitiren nedir ? çünkü iri bir adama bakıyoruz ayağı taşa takılıp yere düşüyor beyin kanamasından ölüyor. Küçük bir bebek apartmanın 5. Katından düşüyor burnu bile kanamıyor, yaşıyor. Normalde vücutlarının sağlamlığına bakınca tersi olması gerekir. Demek ki insanları yaşatan beden ve onun işlevleri değildir. Bunlar hayatta olmanın göstergeleridir. Hayat nedeni, yaşatan ruhtur. Ruh çıkınca bu göstergelerde işlevlerini yitirirler.

   Demek ki duygularımızı var eden, hissiyatın kaynağı olan ruhtur. Yoksa sevinme, üzülme, fikir, düşünce... gibi kavramları, kuru bir vücut organları arasındaki elektrik akımı ile izah etmek imkansızdır. Ruhla duygu vardır. Ruh emaneti geri alınca, duygu, his, düşüncede... vücudu terk eter.

3- Yine bir ölü düşünelim : Gözleri vardır fakat göremez. Halbuki canlı gözü ile aynı gözdür ölünün gözü de .

   Soru şudur : Ölürken bu insandan ne eksilmiştir ki gören gözler görmez olmuştur. Eksilen ruhtur, ruh gidence görmede sona erdiğine göre görende göz değil, ruhtur. Ruh gözleri bir pencere, bir periskop gibi kullanır ve dışarıyı seyreder .

   Bazı insanlar görme olayını şöyle açıklarlar : Bakılan cisimden trilyonlarca ışık parçacığı göze gelir, göz bu ışık parçacıklarını kimyasal etkileşime sokar ve beyine bu ışık parçacıklarını elektrik akımı olarak gönderir. Görme olayı böylece vuku bulur.

  Soru ve sorun şudur : Beyin hücresinde görme olayı bir elektron coşkusundan ibarettir. Beynimizin görme ile görevli merkezini binlerce kez büyütsek, karşımıza sadece hücre içinde belli noktalara yığılan elektron dizilimine rastlarız. Peki bu elektrik sinyallerini anlamlı görüntü şeklinde gören nedir ?

  Beyin, göz zaten bu oyun içinde birer figürandır. Oyunu seyreden gören kimdir ?

  Gören beyin ( et parçası, protein, yağ moleküllerini ) olamaz. Gözden gelen elektronları anlamlı görüntüye beynimiz dönüştürür ama beyin hem ekran hem göz

( izleyici ) olamaz. Beyin televizyondur, kendi yaptığı görüntüleri kendi izleyemez. O halde beyin elektron sinyallerini tv gibi görünür kılar, ruhta o tv’yi seyreder.

  Ruh vücuddan ayrılınca, oyun devamda etse seyreden kimse kalmadığı için göz görme işlemindeki fonksiyonunun önemini kaybeder görmeye aracı olma hali sona erer.

  Kendimize soralım : “Ben, dediğimiz varlık kimdir ? Et-kemik, yağ, protein yığını olan bu beden kendi kendine ben deyip düşünüp, görüp sevinip üzülebilir mi? Et yığını kendine ben diyebilir mi ? O halde kendine ben diyen bedenimiz değil ruhumuzdur.


Emre1974tr

17.07.08/14:54 #5 Son düzenlenme: 17.07.08/14:58 Emre1974tr
Sevgili Kimeryalı Conan;

Ruh doktoru denilen şey aslında "zihin" yani beyin doktorudur.

Ve birçok psikiyatrist ateisttir. Ruhlara falan inanmaz.

Olayları gözetleyen de senin "zihin, yaşam enerjin ve beden" bütünlüğünden ortaya çıkan benliğindir. Ama bunun da hayaletlerle-hortlaklarla bir ilgisi yoktur.

Şöyle bir düşün, bu sorduğun soruları hayali hortlaklar için de sorabilirdin. "Hortlağın içinde ne var ki üzülebiliyor, bir duman-gölge-enerji dalgalanması konuşabilir mi?, demek ki hayaletlerin içinde zıpırcık denilen yaratıklar var ki üzülebiliyorlar",

Sonra bu soruyu "zıpırcık" adını koyduğun yaratıklar için de sorabilirsin ve böyle uzayıp gider.

Hayır biz yaşam enerjimizle, nefs ve bedenimizle bir bütünüz. Ve ayrıca hortlaklara ihtiyacımız yok.

Bu arada yaşam enerjisi denilen şey de elektrik enerjisi gibi maddi bir oluşumdur ve bu sayede akupunktur gibi tedaviler yapılabilmektedir. Yani olayın yine hayaletlerle bir ilgisi yoktur.

Kuran yani islam, bu hurafe ruhçu öğretiyle mücadele için gelmiştir zaten. Hiçkimsenin tanrısal kutsal bir yanı, bir hayaleti yoktur.

Selam ve sevgiler.






conan

17.07.08/14:58 #6 Son düzenlenme: 17.07.08/15:02 conan
Emre ben orjinalinide okudum Türkçesinide okudum  ikiside aynı. Ama sen nerden uydurduysun yada başka bir şeymi okudun.
hayeletden kim sözetti sana hayelet zaten yok.

Emre1974tr

Alıntı yapılan: conan - 17.07.08/14:58
Emre ben orjinalinide okudum Türkçesinide okudum  ikiside aynı. Ama sen nerden uydurduysun yada başka bir şeymi okudun.
hayeletden kim sözetti sana hayelet zaten yok.


Neyin orjinalini okudun?

Hayalet ruhun diğer adıdır halk dilindeki.



Selam.

conan

Kuranın tamamı. Halk ruha hayelet diyorsa o onun cahilliyidir. Hayelet ile Ruh farklıdır.
Ghost ( Hayalet ) Ölmüş bir insanın ruhunun görüntüsüne verilen popular addır, Yanı İngilizlerden gelmedir hayelet.
yazdıklarınla başlık birbirini tutmuyor. bir daha bak yazdıklarına?

Emre1974tr

Alıntı yapılan: conan - 17.07.08/15:34
Kuranın tamamı. Halk ruha hayelet diyorsa o onun cahilliyidir. Hayelet ile Ruh farklıdır.
Ghost ( Hayalet ) Ölmüş bir insanın ruhunun görüntüsüne verilen popular addır, Yanı İngilizlerden gelmedir hayelet.
yazdıklarınla başlık birbirini tutmuyor. bir daha bak yazdıklarına?


Hayır aynen tutuyor sevgili Kimeryalı.

İslam'a göre hiçbir canlının ruhu-hayaleti yoktur.

Kuran'ın orjinalinde "ruh" kelimesi geçen ayetlerde "vahiy" ve "vahiy meleğinden" bahsedilmektedir. Bunları da açıkladık. Yani ruh= vahiy, ruh= Cebrail. Zaten sadece çok az ayette bu ruh ifadesi geçmektedir.

Ama bazı çevirmenler "ruh" kelimesi geçmeyen ayetleri de "ruh" şeklinde çevirmişlerdir dedik." Örneğin "vefat ettirmekten" bahseden ayeti "ruhunu alırız" şeklinde hatalı çevirmişlerdir.

Çünkü ruhçu öğretinin etkisinde ruhlara-hayaletlere inanmaktadır birçok tercüme eden kişi.



Selam ve sevgiler.