20.06.19/09:37

Yeni binyilda Filistin sorunu

Başlatan marcos, 13.08.04/12:31

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

marcos

Onyıllardır yaşanan Filistin-İsrail ihtilafı artık sona erecek gibi görünüyordu. Oslo sürecinde ABD'nin arabulucuğuyla Filistinli ve İsrailli heyetler biraraya geliyor, anlaşmazlıklarını kısır ve kanlı bir savaşla değil, müzakereler yoluyla çözmeye çalışıyorlardı. Fakat yeni binyıl beklenenin aksine gelişmelere sahne oldu. El-Aksa İntifadası patlak verdiğinde Oslo süreci tüm anlamını yitirdi. Artık yeni bir döneme girilmişti: En modern silahların kullanıldığı yoğun ve acımasız İsrail saldırıları ve buna karşılık fırlatılan taşlarla simgelenen cesur Filistin direnişi. Tüm dünyayı şoke eden 11 Eylül saldırılarını ve çok zaman geçmeden misilleme olarak başlatılan Afganistan Savaşı'nı fırsat bilen İsrail, saldırganlığını daha da şiddetlendirdi. Yeni Binyılda Filistin Sorunu'nda Edward Said Oslo 'barış" sürecini tam bir aldatmaca olarak niteliyor. Adım adım olan bitenleri çözümlerken eleştiri ve önerileriyle çözümsüzlüğü aşmanın yollarını göstermeyi deniyor.  

deniz

Zalim aşağılık insanların eline bir grup insan bırıkalmış ve tüm dünya zulmü ve filistinlilerin çırpınışını izliyor.
adi usa politikaları tüm dünyayı bu zulme seyirci kalmaya zorluyor.  :angry:

babasıyla bir taşın arkasına saklanıp israil mermilerinden korunmaya çalışırken israilaskerlerince nişan oyununa çevrilip babasının gözü önünde öldürülen 9 yaşındaki çocuğu hatırlayın.

çocuk filistindir
baba islam dünyası
mermiyi sıkan amerika
seyirciler de bizler  :angry:  

Tragedja

Ben bu konuda eski bir anlasmayla Kudusun israillilere verildigi duymustum.belkide hakli bir savastir!

marcos

Hangi uydurma anlasmaya sadik kalinir ki?

bende hicbir halkin hicbir halki yok etmesini kabul edemiyorum...fdunyanin gözune baka baka adamlari harciyorlar-hemde coluk cocuk demeden....

Hangi Kudus icin bu savas.Kudus verildiginde onyillar sonra geri alinmistir.simdi terkrar ayni anlasma ortaya cikiyor  :ph34r:  

deniz

Siyonist isgal ve isbirlikçi ihanet arasinda
Filistin Direnisi

Bugün Siyonist Israil rejiminin isgali altinda bulunan ve bir ksminin özerklestirildigi ileri sürülen Filistin topraklari, ortadogu'nun tam ortasinda yer alan 26.350 km2 bir bölgenin adidir

FIlistin'in en önemli özelligi müslümanlarin ilk kiblesi Kudüs'e ev sahipligi yapmasindan öte, tevhid tarihindeki rolü ve statüsünden ileri geliyor. Kur'an da adi geçen birçok peygambere yüzyillar süren ev sahipligi yapan Filistin, yüzyillar süren hak-batil savasinin en büyük görgü sahididir.

En son 199 yilinda yapilan sayimda Filistinlilerin toplam sayisi 5.447.000 olarak belirtilmistir. Bu nüfusun 40 %'i Filistin'de, kalan 60 %'i ise diger Arap ülkelerine dagilmis vaziyette sürgün hayat yasamaktadir.

Islam tarihinde Filistin

Medine'de kurulan Islam devletinin kuzeye dgru sinirlarinin genisletmesiyle Müslümanlar, Filistin topraklarina da yönelmislerdi. Ilk defa Hz. Ebu Bekir, Filistin üzerine 633'te iki küçük birlik gönderdi. Daha sonra 634'te Halid bin Velid komutasindaki Islam ordusunun Remle yakinlarinda Bizans ordusuna karsi kazandigi zaferle Kudüs disindaki Filistin topraklarinin önemli bir kismi fethedildi. Kudüs'ün fethi ise 638'te ikinci halife Hz. Ömer döneminde gerçeklesti. Hz. Ömer, Kudüs'ün anahtarlarini teslim aldiginda oranin halkina tam bir din hürriyeti ve güven içinde yasayacaklarina dair yazili eman vermisti.

Bu fetihten sonra Filistin 1097'ye kadar süreklil müslümanlarin hakimiyetinde kaldi. Bu tarihte Müslümanlar arasinda suni ihtilaflari iyi kullanan Haçli ordularinin 40 gün süren siddetli kusatmalari sonunda bölge hristiyanlarin eline geçti. Bölgenin haçlilarin eline geçmesiyle günler süren katliamlar da baslamis ve en az 70.000 Müslüman günlerce süren vahsetle öldürülmüstü. Bölge insanina kan kusturan Haçli isgali ise 3-4 yil kadar süren bir cihad ve vahdet hazirligindan sonra 1186 yilinda Selahaddin Eyyûbi son verdi.

Yavuz Sultan Selim'in 1516'da gerçeklestirdigi Misir seferi sirasinda Filistin Osmanli devletine baglandi ve 1918 yilida Ingilizler tarafindan isgal edilinceye kadar baris ve huzur içinde yasadi.

Emperyalist tezgah

20. yy. gelindiginde, dönemin Hicaz Emiri Serif Hüseyin'in büyük bir Arap imparatorlugu kurma hayali onu Osmanli devletine karsi Ingilizlerle isbirligi yapmaya itmisti. Bu isbirligi sonucunda 1. dünya savasi sirasinda Osmanliya karsi Ingilizlerin yaninda savasan Serif Hüseyin, Ingilizler'in bölgeyi isgal etmesine yardimici oldu. Ingilizlerin Hüseyin'le gizli iliskiler içine girmeleri aslinda 1917 yilinda Balfour deklarasyonu adiyla siyonistlere söz verdikleri 'Bagimsiz bir Yahudi devleti' projesini hayata geçirmenin sadece ilk asamasini olusturuyordu.

Siyonistlerin Filistin'den bir miktar elde etme çabalari ise daha eskilere, Osmanli sultani II. Abdülhamit zamanina kadar uzanmaktaydi. Bölgeyi önce parayla almayi düsünen siyonistler, bunun karsiliginda Osmanlinin tüm dis borçlarini ödemeyi taahhüt ettiler. Ancak bölgeden yahudilere toprak satmanin ileride nasil sorunlara yol açanbilecegini uzak öngörüsü il egören II. Abdülhamit, teklifi sert bir sekilde geri çevirdi. (Teklifte bulunmak için huzuruna gelen yahudi heyetini def etti, M.K.)

Osmanlidan (veya Abdülhamit'ten, M.K.) bu yolla birsey koparamayan siyonistler bu kez dönemin süper gücü Ingilizlerle isbirligine gitmeyi kararlastirdilar. Osmanli devletini yikmak veya zayiflatmak için her firsati degerlindirem Ingilizler, para babasi siyonistlerin kendilerine yanasmalarini iyi bir firsat olarak degerlendiriyordu. 1916 yilina gelindiginde Fransa, Ingiltire ve Rusya Ortadogu'yu kendi aralarinda paylasmayi öngören Sykos-Picot anlasmasini imzaladi. Anlasmanin Filistinli ilgili maddesinde söyle deniliyordu: "...Diger ortaklarin ve Mekke Serifinin muvafakati alindiktan sonra bu bölgede uluslararasi bir yönetim kurulacaktir..." Gizli anlasmadaki 'uluslararasi bir yönetim kurulacaktir...' sözünün açilimi aslinda, Ingilizlerle siyonistler arasindaki gizli isbirligini ortaya koyan Balfour deklarasyonu okundugunda daha iyi anlasiliyordu: "Hasmetli Ingiliz kraliyet hükümeti, Filistin'de yahudi halki için milli bir devlet kurulmasini memnuniyetle karsilamaktadir..."

Ingiliz isgali ve göçler

Bu tür uluslararasi komplolarla, Ingilizlerin denetimine Filistin topraklarinda müslümanlar da Ingiliz isgaline ve onlarin organize etmeye basladigi yahudi göçüne karsi müadele etmeye basladilar Bu dogrultuda zaman zaman ayaklanmalar gerçeklestirildi. 27 Subat 1920 tarihinde Filistin halkindan 40.000 kisilik bir topluluk Mescid-i Aksa'da gösteri düzenledi. Ayni yilin Mart ayinda ise ilk silahli çatismalar basladi. Bu çatismada 7 yahudi öldürüldü. Kudüs'te yahudi göçmenler ve müslüman halk arasinda günlerce süren çatismalar yasandi. Bunun üzerine örgütlenmeye baslayan yahudi göçmenler silahli çeteler kurdular. Ilk siyonist terör örgütü 1920 yilinda kurulan Hagana idi. Bunu Irgun, Lahome Herut ve Stern gibi diger çeteler izledi. Bu örgütler öylesine kanliydi ki, Deir Yasin, Sa'sa, Beledi's Seyh gibi köylere düzenledikleri saldirilarda yüzlerce masumu vahsice katletmekten çekinmemis ve sistemli olarak katliamlarini sürdürmüslerdir.

(Israil zulmünün bir simgesi)   

Bu sekilde 2. dünya savasinin sonuna kadar 27 yil süren kanli bir süreç yasandi. Savas sonunda Ortadogu'daki gücünü ve nüfuzunu yitiren Ingiltire kralligi, yerini yükselmekte olan yeni emperyalist güç ABD'ye birakti.

Siyonist rejimin kurulusu

1947 yilinda Filistin'den çekilmeye baslamasi ardindan bölgede kurulacak yönetim için BM'de oylama yapildi. Genel kurul, 1947'de Filistin topraklarinin Araplarla yahudiler arasinda paylastirilmasina dair 181 sayili karari onayladi. Buna göre Filistin topraklarinin en verimli kesimlerini olusturan 55 %'i yahudilere, verimsiz ve çöl kesimlerinden olusan 45 %'i de Araplara birakildi. Ingilizlerin 1948 yilinda tamamen çekilmeleri ardindan BM'nin kendilerine verdigi toprakalrin sayisini artirdan yahudilere, Filistin'e ait topraklarin 15 %'i daha isgal etti. 14 Mayis 1948 yilinda son Ingiliz birliklerinin de ayrilmasiyla Israil devleti ilan edildi.

Israil'in kurulus ilanindan bir kaç saat sonra Birinci Arap-Isaril savasi basladi. Bölgedeki Arap rejimleinin özellikle Ürdün'ün ihanete varan sorumsuz tutumu nedeniyle yahudi isgalciler savas sonunda isgal ettikleri topraklari daha da genisletti.

1956 yilinda Ingiltire ile Misir arasinda patlak veren Süveys bunalimina taraf olan Israil'in Ingiltire yaninda savasa girmesiyle ikinci Arap-Israil savasi yasandi. Savasa daha çok Ingilizlere destek vermek amaciyla girdiklerinden dolayi çatismalar, Israil'e ciddi bir toprak kazanimi saglamadi.

Ancak 1967 yilina geldigimizde Israil ile Araplar arasinda yasanan savaslarin en büyügü meydana geldi. Alti gün savasi olarak bilinen savasta, daha önce hep birlikte Israil'e saldirma ve üç cephede biren onu mesgul ederek gücünü kirma karari alan Suriye ve Ürdün, savas sirasinda sözlerinde durmayinca Misir'in tüm hava savunmasinin yok oldugu savas büyük bir fiyaskoyla sonuçlandi. Savastan önce yok edilecegi söylenen Israil bir hafta içinde Misir'in tüm Sina yarimadasini, Suriye'nin Golan tepelerini ve Ürdün'ün de Bati yaka (Bati Seria) denilen bölgelerini topraklarina katti.

Bu savasta kaybettikleri yerleri geri almak için Misir, Suriye ve Ürdün tarafindan 1973 yilinda baslatilan savas ise yine Arap ülkelerinin yenilmesiyle sonuçlandi.

Israil saldirganliginda 5. büyük askeri operasyon ise 1982 yilinda gerçeklesti. Siyonist rejim, Lübnan'a yerlesmis bulunan Filistin direnis güçlerini oradan çikarmak amaciyla bu ülkeyi isgal ederek, Filistin'li sivillerin kaldigi Sabra ve Satilla kampalrinda büyük bir katliam gerçeklestirdi. Halen Israil'de bakanlik yapmakta olan Ariel Sharon isimli teröristin gözetiminde gerçeklestirilen katliamda yaklasik 1000 kisi bir gecede öldürüldü.

Yilginlik ve tavizler

Filistin'i kurtarmak bir yana Israil'e kaptirdiklari kendi toprakalrini bile geri alamayan Arap rejimleri, çareyi siyonistlerle anlasmakta buldu. Bunlardan ilki Misir devlet baskani Enver Sedat oldu. 1978 yilinda, yahudi asilli ABD Disisleri bakani Henry Kissinger'in (dg. 1938, Fürth/Almanya, M.K.) arabulucugunda gerçeklestirlen Camp David anlamasiyla isgalci rejimi 'devlet' olarak taniyan Misir, Filistin'in satisi anlamina gelen bu siyasi manevra karsiliginda Sina yarimadasini geri aldi. Daha sonraki dönemde Misir'in dislanmasiyla sonuçlanan bu süreci devam ettirmeye cesaret edemeyen diger Arap ülkeleri, 1991 yilina kadar beklemek zorunda kalacaklardi. Sovyet blogunun çöküsü ile birlikte kendini dünyanin tek efendisi olarak ilan eden ABD'nin baskilarina boyun egen diger Arap liderler Ispanya'nin Madrid kentinde bir araya gelerek Ortadogu baris süreci'ni baslattilar. 1993'te Arafat, 1994'de Ürdün siyonistlerle baris anlasmasi imzalayarak aralarindaki savasa son verdi. Suriye ise 1967 yilindan beri isgal altindaki Golan'i geri vermeyi taahhüt etmedigi iç su ana kadar barisa yanasmis görünmüyor.

Islami direnis

Süphesiz Arap ülkeleri ile Israil'in masaya oturtan etken savaslarda alinan yenilgilerle olusan kendine güvensizlik ve yilginligin yanisira 1987 yilindan itibaren gelisen Intifada'nin mücadelede kontrolü ele almaya baslamasidir.

Intifada (Ayaklanma) olarak isimlendirilen Filistin ayaklanmasinin ilk kivilcimi 7 Aralik 1987 tarihde ateslendi. Gazze bölgesinde bir yahudinin kamyonetyile Filistin'li isAileri tasiyan bir araca çarparak 4'nün ölümüne neden olmasi Gazze Islam Üniyersitesi'ndeki ögrencileri hareket geçirdi. Ögrenci Meclisi, kamyonet olayinda hayatini kaybeden veya yaralanan kisilerle ilgilenmek üzere tüm müslüman ahlki Sifa isimli hastanenin etrafinda toplayarak, ayaklanmanin ilk startini verdi.
   

Filistin halkini yönlendiren bu meclisin bütün üyeleri Filistin Islami Direnis Hareketi, kisaca HAMAS olarak isimlendirilen hareketin mensuplariydi. Hareketin ilk temeli, Misir'daki Müslüman Kardesler (Ihvan-i Müslimîn) teskilatinin kurucusu Imam Hasan el-Benna'nin 1948 savasi için Filistin'e gönderdigi mücahitler tarafindan atildi. Bu kisiler ve onlarin etrafinda toplananlar, egitim ve teblig çalismalarini devam ettirerek güçlü bir taban olusturdular. Seyh Ahmet Yasin liderliginde güçlü ve disiplinli bir örgütsel yapiya kavusturulan hareket, 1987 yilindan itibaren kamuoyunun önüne çikan hareket baslattigi halk direnisi ile adini duyurdu.

Hamas, direnisin ilk aylarindan itibaren periyodik bir sekilde halk kitlelerine hitap eden ve direnisi yönlendirilen bildirileri yayinladi. Kendinden birilerinin liderligini çabuk benimseyen müslüman Filistin halki, o güne kadar batil ideolojilerle yürütülen mücadelenin sonuçsuz kaldigini iyi bildiginden yüzlerce evladini sehid verme pahasina Hamas liderligini takip etti. O güne kadar Arafat'i öncelikle tehdit olarak algilayan siyonist rejim ise tarih içindeki tevhid mücadelesinin besigi olan Filistin'de, mücadelenin Islami bir hüviyet kazanmasinin ne tür bir sonuç doguracagini iyi bildiginden en cani yöntemlerini Islami direnis mensuplarin sindirmek için gerçeklestirdi. Hamas'la mücadele için özel bir "Iskence yasasi" çikartan ve her türlü sorgulama yöntemini yasal hale getiren siyonist rejim, aralarinda 18 mayis 1989 tarihinde tutuklanan Seyh Yasin'in de bulundugu binlerce Filistin'liyi zindanlara tikti. Su ana kadar Israil zindanlarina atilan Filistin'li sayisinin 5.000'i asti. Yapilan iskencelerde ise 1987 yilindan bu yana sehid olanlarin sayisi 100'ü buldu. Iskence disinda, Islami Cihad lideri Fethi Sikaki, Hamas eylemcisi Yahya Ayyas gibi önde gelen kisilerin de bulundugu yüzlerce kisi, siyonist istihbarat örgütlerince faili meçhul cinayet süsü verilerek sehid edildi.

Filistin halki basta dini, onuru ve topragi olmak üzere tüm kutsal bildigi degerleri için kahraman insanlarin öncülügünde savasirken, ayaklarinin altindan bazi mevkilerin kaymaya basladigini farkeden Arafat gibi sahte kahramanlar da, bu kutsal mücadelenin meyvelerini toplama saygisizligini gösterdi. Islami direnisin olusturdugu halk muhalefetinin gücünü pazarlik masasinda iyi kullanan Arafat, siyonist rejimden kendisi için kukla bir yönetim koparmayi basarirken, kendini oralara tasiyan halkina ise siyonistlerden farksiz bir muameleyi reva görmekten utanmiyor. Su ana kadar 250'den fazla Hamas mensubunu tutuklayan ve su ana kadar en az 10 tane mahkumun iskenceden öldügü Arafat yönetimi, Filistin'lilerin yeni kabusu olacak gibi görünüyor.

kaynak: http://www.enfal.de/tarih24.htm

deniz

İsarilin zulüm politikalarını yansıtan resimler de içeren filistin konusunda çok geniş kapsamlı bir site:

http://www.vahdet.com.tr/filistin/foto/foto-frm.html

deniz

Güncel filistin haberleri ile dolu yine kapsamlı bir filistin sitesi.

http://www.kudusdergisi.net/

Tragedja

Amadeus filistin topraklarinin ercekten flistinin oldugundan eminmisiniz?

deniz

Haklar toprak değil yaşam temelinde değerlendirilir.

Toprağın kimin olduğunun hiç bir önemi yok.

Önemli olan insanca yaşama şartlarının sağlanması.

Toprağı/mülkiyeti yok diye insanlar ezilmeye mahkum mudur?

marcos

Savasmazsan ezilirsin--peki savasirsan da terorirst oluyorsun? nedir bu

Neden dunya kamaoyu filistinlilere terörist diyorda israillere toprak savasinda bulunuyor oluyor?

Leonardo

sizce de bitmemesi tuhaf değil mi? bu savaş 60lı yılardan beri sürüyor. orta cağ avrupasındaki 100 yıl savaşları gibi bişey olacak...

benim bildiğim bi savaşta güçlü olan kazanır ve savaş biter.

sadece bir teori ama acaba birileri para mı kazanıyor? acaba bitebilecek savaş bilerek bitirilmiyor mu? silah satıcıları kar mı yapıyor? tv şirketleri verecek haber mi bulamıyor?

Niye en güçlü taraf alacağını alıp konuyu kapatmıyor. niye kıbrıs sorunu gibi halledilemiyor?  

deniz

İsaril bir şeriat devleti.
Yani tabularla yönetiliyor.
Üstüne üstlük bir de tarihi yahudi-müslüman gerginliği girince hiç bir müslüman topluluk yahudi iktidarını kabullenemez ve bu savaş müslüman topluluğun tamamen yok olmasına yada israilin iktidar olma hevesinden vazgeçmesine kadar sürer.

Orada çalışma, seyahat, kültür, eğitim vs. özgülükleri yok edilmiş bir halk var. Üçüncü şahısların çıkarları olmadan da bu savaş devam edecek.  

gokhanbaki

bu sorun bıtmez oradakı ısraıl devletı yıkılmadıktan sonra  

marcos

Hyal kurmayin O devleti hicbir guc yikamaz...o sorunda ancak SARON gittikten sonra duzelir.

deniz

Şaron değildir israili yaratan. Şaronu yaratan israildir.
Şaron gider maron gelir.

İsrialliler faşizanlığı bırakmadıkça bu sorun sürer.

Herşey isarillilerin kafalarının değişmesine bağlı.

Ya da biz bişeyler yapacağız ve mecburen değişecekler  :angry:  

gatetodeath

nazilerden bu kadar çekmiş bir ırk nasıl olurda filistinlilere bu kadar eziyet eder ,tevratın gazı ,kuzeyden güneye doğudan batıya görebildiğiniz her yer sizindir ,bu ayet mi tevrattaki onları gaza getiren...gün ola devran döne ,dünyanın nefretini kazanıp yeni bir hitler mi istiyor bu yahudiler anlamadım gitti ..her neyse eyvallah ..  

marcos

Almanya hitleri yaratmadi
Hitler nazileri yaratti....saronda o bicim bir moron

deniz

Erdoğan'ı, erbakanı, eceviti, demireli,... kim yarattı.

Hitleri de almanlar, gündem ve şartlar yarattı.

konjonktür müsade etmez ise kimse böyle ciddi işlere güç yetiremez.

isarail halkı müsait olsa arafat bile başkan olabilir.

bu işleri basit bir lider olayına indirgemenin yanılgısının farkında olman gerekir.

marcos

Erdogani-erbakani devlet basina gelmedende siyasi fikir olarak herkez ibliyordu....


Secimlerden önce ABD biliyordu Bushun silah hayrani savasci oldugunu

Öbur adayda barisciydi ancak secilmedi.

gatetodeath

her halk hak ettiği gibi yönetilir ...türkiyenin bilinci sol olsaydı belkide %0 nokta bilmem kaçlarda kalan sol partiler meclisde olurdu ..günümüzde krallık yok demokrasi var ..her halk kendi  belirler kaderini ...

Tragedja

Yani filistin bu sekil aciyi hakmi etti?

gatetodeath

daha önceki iletileri de okursan israildeki olgudan bahsettiğimi görürsün kal salıcakla...

Tragedja

Himm sende orta yolcusun.

gatetodeath

kardeşim ben selmanistim...ben geniş bakarım ,dogmaları kabullenip her fikiri ,kalıplaşmış ideolojileri alıp ben şucuyum ben bucuyum demem!
aklım,iradem,mantığım gerisi boş ..sanırsam sen de hazır hapı alıp yutanlardansın ... kendin olabiliyorsan en geniş perspektifden bakabilen yolcusun ,unutma bunu...

Tragedja

23.08.04/12:32 #24 Son düzenlenme: 23.08.04/12:32 Tragedja
Selmanistim bende  ;) ..bir örgutumuz neden yok ?..hapi ben susuz icerim-buda herseyi yaparim anamindadir.

gatetodeath


gokhanbaki

hıtlerın yaptıkları bıraz abartılar  

gokhanbaki

hıtler yahudılerı cok ıyı tanıyordu ya onları ulkesınden kovacaktı yada boyle bırsey le karsılacaklardı

deniz

Türkeş son zamanlarda İsrail polikaları paralelinde yaklaşımlarda bulunuyordu.

O dönem ve bugünün Milliyetçilerinin İsrail politikalarını merak ediyorum??

marcos

Hitlerin yaptigini herkez konusurda anlamadigim ABD nin japonyaya yaptigi ve InGILTEREnin kizilderilileri katletmesi daha ck insanin ölumune yol acti hepsi ayni buyuk fasisit duzenin icadi.

Diyojen

Bu yaziyi neden arsivden buldum ?

cevap:Amadeus artik Israil yanlisi bir insan oldugundan  :)

Bu arada Israil zulmunu KINIYORUM!!!!!!!1


kAHROLSUN HALKLARIN DUSMANLARI

deniz


DeRiN

Israilin a.k desem kabalık etmiş olmam umarım ...

Thinker

Canim cigerim kufretme ama haklisin...Hainlik ve zulum yapiyorlar Filistin cicin bilzer ise sadece izliyoruz  :(  

MilitarisT

Onlarada sIRA GELECEEK!

Umay Kaðan

Yahudiler, gerçekten tüm ülkelerin gizli düşmanı konumunda.