20.07.19/11:25

kader nedir?

Başlatan marcos, 13.08.04/16:13

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

deniz

ben kendi yorumumu açığa çıkarmak değil senin yorumunu almka istiyorum. buna göre başka birşey soracağım.

Çakýl Taþý

Alıntı... senin yorumunu almka istiyorum.


Her kim ne yaparsa kendisi için yapar,
Ve sonunda da ne bulursa hiç kimseyi suçlamasın,
Kendi yaptığını bulmuştur.

Herkese yaptıklarının karşılığı gerek bu dünyada,
Ve gerekse de öbür dünyada tıkır tıkır ödenecektir..

Her şeyin bir bir ortaya konacağı gün,
Kimin karlı bir alışveriş yaptığı,
Kimin bilerek acı sonunu hazırladığı,
Ve kimin de boşa kürek çektiği ortaya çıkacaktır.

Hiç kimse kendisini temize çıkarmasın,
Bilsin ki gerçek olan;
Benim de Rabbim,
Sizin de Rabbiniz,
Alemlerin de Rabbi olan Allah'dan
Tek bir şey bile gizli kalmaz.

O her şeyi, ama her şeyi,
An be an,
Hakkıyla gören, işiten ve bilendir.

O hükmünde kendisine hiç kimseyi ortak yapmayacağı gibi,
Herkesin yaptığının karşılığını da hiç eksiksiz verecektir.
Bu O'nun sarsılmaz Adaletinin tecellisidir.

Onun şimdiki yaptığı yalnızca bir zamana kadar ertelemedir.

Şimdiye kadar yaptığı ve şimdiden sonrada yapacağı,
Değişmeyen ve değişmeyecek kanunu budur.

Ve o gün geldiğinde herkes ama herkes,
O'nun huzurunda hesabını verecektir.


O'nun için sabredenler bilsinler ki,
Sabretmelerinin karşılığını alacaklardır.

Kendi nefisleri başta olmak üzere,
Doğruya (doğala) karşı çıkanlar da bilsinler ki,
Yaptıklarının hiç biri yanlarına kalmayacaktır.

Başkalarının yaptıklarından kendilerine,
Bir pay çıkaranlar ise,
Kendi yaptıklarına dönüp dikkatle,
Bir daha baksınlar ki;
Kimsenin kimseden medet umamayacağı bir anın geleceğini,
Hatırlarından çıkarmayıp ona göre yaşasınlar.

Ve hiç kimse emek vermediği şeyler için bir karşılık beklemesin,
Eğer ki bekliyorsa,
O zaman ;
Yaptıklarının boşa çıkabileceğini de hiç göz ardı etmesin.


Burada kimse O'nun hakkını yiyip,
Ya da birilerine yedirip, menfaat sağlayıp sonrada sıvışabileceğini zannetmesin.

Orayı arzu eden,
Hiç durmasın hakkıyla bu günden kendisi hazırlamaya başlasın.

Bilmem anlatabildim mi resimdekileke,

Kolaylıklar dilerim...

deniz

yazdıklarından allahın kader üzerinde bir rolü olmadığını anlıyorum.
doğru muyum ? :)

kursatotcu

Kitap: İhyau Ulumi'd-din Yazar: Gazali 3.cilt 108 ve 109. sayfalar (Kalbin Süratle Değişmesi) bölümü Bedir yayınları.
Anlattığımız şeytani sıfatlar kalpte galip ise şeytan galebe çalar ve kalp Allahu Teala'nın ve dostlarının askerlerinden uzaklaşarak şeytanın ordularına meyleder ve kaderine uygun olarak Allah'tan uzaklaşmasına sebep olan tarafa azaları akar gider. Şayet meleki hasletler kalpte galip ise kalp şeytanın iğvasına ve peşin zevklere olan teşvikine meyletmez. Onun ahireti küçümsemesine değer vermez. Belki Allahu Teala'nın ordusuna meyleder. Kaza ve kaderine uygun olarak taat ve ibadat azalarında görülür. Hulasa kalp Rahman'ın iki parmağı arasında devreder durur. İki parmak bu iki kuvvettir. Bu iki kuvvetin cazibesi arasında devreder. Kalpte galip olan işte budur. Sağa sola döner, bir kuvvetten diğerine intikal eder durur. Devamlı şekilde meleğin veya şeytanın iradesinde bulunmak çok enderdir. Bu taat ve masiyetler kalbin hazinesi vasıtasıyla gayb aleminden şuhud alemine çıkar. Zira bunlar gayb aleminin gizliliklerinden idi. Bunlar açığa çıktıkları zaman basiret sahiplerinin ezeldeki mukadderatı bilmelerine alamet olurlar. Cennetlik olarak yaratılan kimseye taat sebepleri müyesser (kolaylaştırmak) olur. Cehennemlik olan kimseye de isyan sebepleri müyesser olur ve kötü arkadaşlar ona musallat olur. Şeytan hükümlerini kalbine ilka eder ve çeşitli hile yolları ile ahmak insanları aldatır. Mesela, aldırma Allah kerimdir şu insanlara baksana Allah korkusu nerde? Ne olursa onlar, sen de öyle olursun! Daha ömrün var, ilerde tövbe edersin diye aldatır, ümitlendirir. Onun va'di tamamen uydurma ve yalandır. Tövbeyi va'deder, mağfiret ile ümitlendirir de bu hileleriyle helaklarına sebep olur. Bu gibi hilelerle kalplerini doldurur, kendi sözünü dinletir, hakkı kabulden onları uzaklaştırır. Mamafih bütün bunlar (Kulun iradesi üzerine kurulan) Allahu Teala'nın kaza ve kaderi iledir. Nitekim "Hasılı Allah her kimi hidayetine erdirmek isterse, İslam'a sinesini açar, gönlüne genişlik verir. Her kimi de sapıklıkta bırakmak isterse onun da kalbini daraltır; öyle sıkıştırır ki öfkesinden göğe çıkacakmış gibi (kendinde bir imkansızlık ve) zahmet (görür). Allah iman etmeyeceklerin üstüne işte böyle murdarlık çökertir." (En'am 125) buyurulmuştur. Yine başka bir ayeti celile'de "Eğer Allah size nusrat verirse o vakit size galip yoktur ve eğer o sizi yardımsız bırakırsa kimin haddinedir ki, ondan sonra size yardım etsin" (Al-i imran 160) buyurulmuştur. Hidayet eden ve sapıklığa düşüren; doğru yolu gösterip, saptıran; hidayet ve sapıklığı yaratan, istediğini yapıp, dilediği gibi hükmeden O'dur. O'nun hükmünü reddedecek, kazasını bozacak kimse yoktur. Cenneti yarattı ve adamlarını hazırladı. Onları taat ve ibadette kullandı. Cehennemi ve onun da adamlarını yarattı. Onları da masiyette kullandı. Cennet ve cehennem halkının nişanlarını insanlara bildirdi ve "Muhakkak ki müminler cennette ve muhakkak ki kafirler cehennemdedir" (İnfitar 13-14) buyurdu. Sonra bir hadisi kudsi de (isnadı muzdarib olarak) Ahmed ve İbn-i Hibban'ın, Abdurrahman'dan rivayetinde şöyle buyurulmuştur: "Bunlar cennetdedir fazla laf yok, bunlar cehennemdedir yine fazla laf yok." O, yaptığından mesul olmayan Allah'tır. Diğerleri yaptıklarından mesuldur. Tevfik ve hidayet Allah' tandır.
Yine İhya'da geçen birkaç hadis
--- 104. sayfa: Resul-i Ekrem efendimiz hazretleri, kalbin bu degişikliğine ve Allahu Teala'nın kalp üzerindeki acayip sanatına muttali olduğu için kalbin bu hali ile Allah'a yemin ederek Buhari'nin İbn Ömer'den rivayetine göre: "Hayır, kalpleri çeviren Allah'a yemin ederim ki, o öyle değil" buyururlardı. Yine Tirmizi'nin Enes'den ve diğer bir çoklarının da rivayetine göre Resül-i Ekrem umumiyetle: "Ey istediği tarafa kalpleri çeviren Allah'ım, benim kalbimi senin dininde sabit kıl" diye dua ederdi.
--- 61. sayfa: "Müminin kalbi Rahman olan Allahu Teala'nın iki kudret parmakları arasınadır"
--- 119. sayfa: Resül-i Ekrem namaza başladığı zaman şöyle dua ederdi: "Allah'ım bana güzel ahlak ihsan eyle, zira senden başka kimse güzel ahlak ihsan edemez. Allah'ım beni kötü huylardan koru ve uzaklaştır (Müslim)
--- 116. sayfa: Allahu Teala imanı yarattığı zaman iman: Allah'ım beni takviye et, dedi. Allahu Teala da onu güzel ahlak ve cömertlikle takviye etti. Küfrü yarattığı zaman, o da aynı şekilde takviye istedi ve Allahu Teala onu da kötü huy ile takviye etti.
--- Yorum: Dikkat edilirse 109. sayfadaki "mamafih bütün bunlar (kulun iradesi üzerine kurulan) Allahu Teala'nın kaza ve kaderi iledir." ifadesindeki parantez içindeki kısım mütercim tarafından eklenmiştir. Zaten İhya da verdiğim örnekler incelendiğinde, Gazali'nin cebr görüşünde olduğu görülecektir. Yalnız parantez içindeki ifadeye dikkat edin, bu ifade yazıya aykırı düşüyor, çünkü yazı cebr itikadı yönündedir. Parantez ise cebr düşüncesini kabul edememekten dolayı konulmuştur. Mütercim (Ahmed Serdaroğlu) yıllar yılı aldığı eğitimle Maturidi düşüncesini benimsemişti. Birden bire karşısında cebr ifadeleri görünce dayanamadı ve parantezi oraya koydu. Bilindiği gibi Gazali, Eş'ari mezhebindendir. Yani şunu anlatmak istiyorum, Gazali dünyada tanınmış biri ve hele İhya'sı önde gelen eserlerden sayılır. Bir tarafta göklere çıkarılan Gazali, bir tarafta yerin yedi yedi kat dibine sokulmaya çalışılan ve hakaretlere maruz kalan cebr anlayışı. Ama Gazali de cebircidir. Bununla beraber mantık icabı, cebr inancını yerden yere vuranlar Gazali'yi de yerden yere vurması gerkirdi. Niye yok böyle şey? Niçin Gazali'yi böylesine aşağıyan ifadeler göremiyoruz? Yine söylüyorum ki Cebriyye diye bilinen mezhep öncelikle cebirci olduğu için yerden yere vuruluyor, hakaret ediliyor, dalga geçiliyor, sapık, kafir deniyor. Ama sıra Eş'ari mezhebine geldi mi, deniyor ki: "Şüphesiz ki, bu görüşde bir nevi cebirciliğe kayma var." Ondan sonra konu kapatılıyor ve Eş'ari mezhebine yönelik fazlaca itiraz yapılmıyor. Genelde kitaplardaki tavır budur. Karşı çıktığınız cebr ise, ikisi de cebirci. Niçin birine Ehli Sünnet mezhebi, hak yol deyip, diğerine kafir, sapık diyorsunuz? Tamam Cebriyye'den olan Cehmiyye'nin değişik kafirlik, sapıklık görüşleri de var; lakin ekseriyetle kitaplarda Cebriyye'yi kafir, sapık olarak niteleyenler ilk planda Cebriyye'nin, cebr görüşünü hedef alarak böyle ifadeler kullanıyorlar.
*** Said Nursi (Eserler küçük boy, Yeni Asya Neşriyat 1998 basım)
Said Nursi üzerinde araştırma yapmamın nedeni şudur: Çok insan tarafından yüzyılın alimi olarak vasıflanıyor. Bu insan böyle hatalar yapıyorsa, diğerleri buna kıyas edilmelidir. Yani Said Nursi'yi burada, Maturidiyye binlerce yazarın son yüzyıldaki temsilcisi olarak seçtim. Said Nursi olması itibariyle, daha etkili olur düşüncesiyle öyle yaptım. Aslında Elmalılı Hamdi Yazır da, Konyalı Mehmet Vehbi de kaderi inkar eder. "Risale-i Nur" kitaplarından örnekler vereceğim. Fakat hepsini yazmak uzun olacağından, sayfa numarasını verip, birkaç kelime yazıp ... ekleyeceğim. Okuyucu o sayfayı bütünüyle okumalıdır.
SÖZLER
37: Allah'ım...
(Burada imanın mahluk olduğu bildiriliyor.)
43: Allah'ım...
138 -139: Katilin kadere vasıta olduğu bildiriliyor.
219 - 500: Gazali övülüyor. Ona "Hüccetü'l - İslam" diyor. Ama Said Nursi, Gazali'nin savunduğu cebr görüşünü sapıklık olarak vasıflıyor.
262: Tevfik...
(Hidayetin Allah'tan olduğu bildiriliyor.)
690: İzn-i İlahi...
(İmanın mahluk olduğu anlatılıyor.)
430 - 431: Beşincisi...
(Burada cebr görüşünü sapıklık olarak vasıflamaktadır. Ve dikkat edilirse Ehli Sünnet'i, cebr görüşünün dışında tutuyor. Yine "Tüfek atmasaydı ölmesi bizce meçhul" diyor. Halbuki Kur'an'da ecelin bir olup, ileri-geri gitmeyeceği bildirilmiştir.
MEKTUBAT
32: Resul-i Ekrem o hükmü kadere...
51: İkinci sualiniz...
52: Üçüncü sualiniz...
(Burada ecelin bir olduğu ve vakti gelmeden kişinin ölemeyeceği bildiriliyor.)
55: Eğer denilse...
56: Elhasıl...
(Burada ise açıkça özgürlüğün olmadığı ifade ediliyor.)
75: Çok dostlarla...
199 - 270 - 438: Gazali övülüyor.
219: Allah birdir...
257: Hasedin çaresi...
317: Ve saniyen...
(Razi kelam alimi olarak vasıflanıyor. Bilindiği gibi kader, kelamın en önemli konularındandır. Ve Razi'nin, Tefsir-i Kebir'i baştan başa cebri savunur.)
333: Beşincisi...
(Burada cebr düşüncesi resmen savunuluyor.)
334: Altıncısı ve en mühimmi...
353: İbn Arabi burada ve çok yerde evliya olarak anlatılıyor. İbn Arabi'nin "Fusus-u Hikem" adlı kitabı, küfür lafızlarıyla doludur. Kaderi inkar eder ve daha pek çok din dışı görüşleri vardır.
355 - 356: Dördüncü nükte...
(Cebr düşüncesi anlatılır.
374: Beşinci nükte...
(İmam Eş'ari demekle demek ki Eş'ari mezhebini kendisi batıl saymamaktadır. Ne var ki, Sözler'deki kader risalesinde cebr görüşünü sapıklık olarak vasıflamıştı. Eş'arilik'te cebri savunur.
375: Said Nursi, Resul-i Ekrem'in ana-babasının Ehli Cennet olup, imanlı olduklarını söylüyor. Halbuki Razi, Tefsir-i Kebir'inde Resul-i Ekrem'in babasının kafir olduğunu ve bunun, Ehli Sünnet'in görüşü olduğunu bildiriyor. Delil ise Sahih-i Müslim'de geçen şu hadistir: "Adamın biri Resul-i Ekrem'e "Ya Resulullah, babam nerede?" diye sordu. Resulullah buyurdu ki: "Cehennemde!" Bunun üzerine adam üzüntülü bir şekilde uzaklaşırken onu çağırdı ve dedi ki: "Babanda, babam da ateştedir."
Annesi için ise şöyle bir hadis var: "Resulullah sahabeleriyle bir gün, bir mezara uğradı. Ağladı ve yanındakileri de ağlattı. Dediler ki: "Niye ağladın?" Resulullah buyurdu ki: "Bu annemin mezarıdır. Onu ziyaret etmek istedim, izin verildi. Ona mağfiret dilemek için izin istedim, verilmedi."
412: Yapacağınız iş...
(Ecelin zamanının değişmeyeceğini bildiriyor. Kader risalesinde ise "Tüfek atmasaydı ölmesi bizce meçhul" demişti.)
432: Usulü'd-din uleması ve kelamcı olarak Gazali'yi gösterip, talimatlarını rehber edinmek gerektiğini söylüyor. Lakin kader konusunda değil rehber edinmek, tam cephe alıyor.)
Not: LEM'ALAR ve ŞUALAR adlı kitaplarda işaret ettiğim sayfaların ilk iki kelimesini yazacağım. Sayfa bütünüyle okunmalıdır.
LEM'ALAR
Rızık: 317 (İnsanların sana...)
337 ( İkinci nükte...)
Kader getirdi: 356 (Tarikat hevesiyle...)
357 (İşte bu...)
Allah'ın iradesinin genelliği: 423 (Evet bütün...)
425 (Lazımı olan....)
522 (Veyahut ism-i Azamın...)
542 (Ey Halık-ı Külli şey...)
ŞUALAR
Allah'ın iradesinin genelliği: 14 (Altı İsm-i Azamın ...)
34 (Ve musibet ...)
48 (Onlara bakan...)
142 (Altı günde...)
524 (On birinci kelime...)
560 (Müfettiş olmak...)
564 ( Bu fıkra...)
(Her şeyin Allah'ın iradesiyle olduğunu söylüyor. Bu kabul edilince iş cebr olur.)
Kader getirdi: 272 (Aziz sıddık kardeşlerim...)
Rızık: 279 (Deyip o...)
285 (Yükleyenlerden hiç...)
414 (Tatlılaşsın. Hapisten...)
(Rızkın hapiste ise, sen rızkını yiyeceğin için mecbur hapse girdin demektir.)
357: (Hatalar, cevapları)
(Mahkemelerde dahi, Said Nursi'nin kaderi inkar ettiği saptanmıştır. Yani o kadar açık ki, anlaşılması zor değil.)
Ecel: 418 (Sıkılmayınız meyus...)
(Katil kaza-i ilahiye vasıta olmuşsa, mecbur öldürdü demektir.)
Tesadüfe bağlı gibi görünüyor: 561 (Biçilmiş ve...)
562 (Olmasından suret...)
(Demek ki tesadüf değil. Tesadüf değilse, cebr olduğu aşikardır.)
Gazali övülüyor: 635 (Yani ecnebi...)
(İslamiyetin en meşhur ve parlak hücceti olarak vasıfladığı Gazali cebr itikadını savunur.)
267: (Hasenat yazdırıyor...)
"Mesela bir adam yapmadığı bir sirkat ile zulmen hapse atılır. Fakat gizli bir cinayetine binaen, kader dahi hapsine hüküm verir; aynı zulmü beşer içinde adalet eder."
(Soruyorum: Peki yaptığı gizli cinayet kader değil miydi? Yoksa o kaderin dışında mıydı?)
406: Ben de derim...)
("Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemez." (Bakara 286) ayetinin zahirini alıp "Teklif-i mala yutak yoktur" demiştir. Oysa bu ayetin te'vili icap eder. "Teklif-i mala yutak" caizdir. Zira cebr olunca "Teklif-i mala yutak" var demektir.)
504: (Ümmet o fitneden...)
"Yoksa cebr-i mutlak ile olsa, ihtiyar kalmaz, günah dahi olmaz."
(Bu ifadelerinden cebr itikadını kabul etmediğini anlıyoruz. Görüldüğü üzere eserleri kader hususunda çelişkilerle doludur.)
ASA-YI MUSA
(Envar Neşriyat 1988 basımı)
--- Sayfa 211: Ya Rabbi ve ya Rabbe's-semavati vel-aradin! Ya Halıkı ve ya Halık-ı Küll-i Şey! Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilatıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden
kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hakimiyyetinin ve rahmetinin hakkı için nefsimi bana musahhar eyle! Ve matlubumu bana musahhar kıl! Kur'an'a ve imana hizmet için, insanların kalplerini Risale-i Nur'a musahhar yap! Ve bana ve ihvanıma iman-ı kamil ve hüsn-ü hatime ver. Hazreti Musa Aleyhisselam'a denizi ve Hazreti İbrahim Aleyhisselam'a ateşi ve Hazreti Davud Aleyhisselam'a dağı, demiri ve Hazreti Süleyman Aleyhisselam'a cinni ve insi ve Hazreti Muhammed Aleyhisselam'a Şems ve Kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur'a kalpleri ve akılları musahhar kıl! ... Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü'l-Firdevs'te mes'ud kıl! Amin. Amin. Amin.
--- Yorum: Görüldüğü gibi bu duada bir çok cebr sözleri mevcuttur. Kalpleri ve aklı çevirenin Allah olduğu, yine nefsin ve şeytanın şerrinden de koruyanın Allah olduğu ifade ediliyor. Peki nefis ve şeytanın zarar verdiği kimseleri, Allah korumuyor mu? Yani ifade ettiği sözler, cebr oluyor. Lakin bunlar, cebre yine muhalif oluyorlar.
*** Kitap: İhya 4. cilt (Korkunun Kısımları) bölümü
--- Sayfa 292-293: ... Eğer Allahu Teala bizatihi korkulmasa, ona günah yaptırmaması ve günah imkanlarını vermemesi lazım gelirdi. Günah sebeplerini kolaylaştırmak, onu uzaklaştırmak demektir. Halbuki günahtan önce günah işlememişti ki bunu haketmiş olsun. Abide, ibadet yolunu kolaylaştırmakta aynıdır. Çünkü ibadetten önce ibadet etmemişti ki buna hak kazanmış olsun. İsyan edenin - kabul etse de etmese de - ezelde isyanı ile hükmedildi. Muhammed aleyhisselamı yaratılmadan önce en üstün makama yükselten, Ebu Cehil'i de yaratmadan ve hiç günah işlemeden yerin dibine batıran kimdir? Elbette ki Allah'tır. Bu işleri yapan Allah olduğuna göre her şeyden önce O'nun Celalinden korkmak gerekir. Allah'a itaat eden, Allah Teala'nın onda yarattığı irade ve ona verdiği kuvvetle itaat eder. İsyan eden de Allah Teala'nın onda yarattığı kesin irade kuvveti ve isyan kudreti sebebi ile isyan eder. İrade ve kudretten sonra fiil zaruri hale gelir. Bunları kula havale, daha önce hiçbir sebep olmadan ezeli kazaya raci olduğuna göre, dilediği gibi takdir ve istediği gibi hükmedenden elbette, aklı başında olanlar korkarlar ki bu, zati itibariyle olan korkudur. Bunun ardında açıklanması caiz olmayan kader sırrı yatar. Allahu Teala'nın sıfatlarından korkmayı anlamak ancak bir misal ile mümkün olabilir. Eğer bu hususta Şari'in izni olmasa buna da kimse cüret edemezdi. Haberde varid olduğuna göre Allahu Teala Davud aleyhisselam'a şöyle vahyetmiştir: "Ey Davud yırtıcı hayvanlardan korktuğun gibi benden de kork." Bu misal her ne kadar bu mananın sebebini sana anlatmazsa da bu manadan hasıl olan şeyi anlatır. Çünkü sebebini anlamak kaderin sırrını anlamak demektir. Bu da ancak ehline açıklanır. Bunun özeti şöyledir: Yırtıcı hayvanlardan korkmak onun sana karşı olan geçmiş bir cinayetinden dolayı değil, kendisinde kuvvet, kudret, kibir, heybet ve saldırganlık vasfı ile dilediğini yapabilme imkanlarına sahip olup, yaptığına aldırış etmemesi bakımındandır. Seni parçalarsa zerre kadar keyfine keder gelmez. Şayet salıverirse sana acıyıp sana merhamet ettiği için değil, seni beğenmediği ve senin ölüne ve dirine iltifat etmediği içindir.
Onun nazarında senin gibi bin kişi ile bin karınca öldürmek arasında fark yoktur. Zira yırtıcılıkta bunların önemi yoktur. Allahu Teala'nın böyle üstün misalleri vardır. Bunu böyle dış görünüşü ile bilen, dış görünüşten daha kuvvetli olan batını müşahede ile Allahu Teala'nın "Bunlar cennete buna aldırış etmem; bunlar da cehenneme buna da aldırış etmem" buyurduğunun doğruluğunu anlar. İşte onun her şeyden müstağni ve hiçbir şeye aldırış etmediğini bilmen, kendisinden korkuyu gerektirdiğini anlamak için sana yeter. Bu korku, zatı için Allah'tan korkmaktır.
*** Kitap: İhya 4.cilt
--- Sayfa 311:...Allahu Teala azap ve sevap sebeplerini yarattığı gibi, hepsinin adamlarını da yarattı. Ezeli kazadan meydana gelen mukadderatları herkesi yaratıldıkları şeye doğru iter. Cenneti yarattı, adamlarını da yarattı. Dileseler de, dilemeseler de oraya doğru giderler. Cehennemi yarattı, onun da adamlarını yarattı. Onlar da dilese de, dilemese de o tarafa doğru giderler. Kendisini kader dalgaları arasında çırpınmakta gören herkes zaruri olarak korkar. İşte bu, ariflerin sırrı kaderden olan korkularıdır.

deniz

kürşat uzun bir yazı ve br sürü muhalefet edilecek nokta var.
ayrıca neyin senin gürüşün neyin nerden alındığına dair bilgiler eksik.

bu şekilde değil de kademe kadem mesajlarını iletirsen daha verimli tartışırız.

..

1. elmalılı ya kader i inkar ettiğini söylemen neye dayanıyor. ki elmalılı çok dikkatli ve ilim erbabı biridir.

2. maturidi ve eşari mezhepler ehli sünnete göre haktır. sen sanki maturidiliği hak değilmiş gibi sunuyorsun. bunu neye göre söylüyorsun.

3. saidi nursinin kaderi inkar ettiğini nasıl söylüyorsun. adamın işi gücü kaderi ve imanı tarif / ispat etmek.

4. gazali uyduruk hadisciliğin ve tarikatların duayenidir. bütün tarikatçılar onu referans göstererek bir takım sapıklıkları meşrulaştırmaya çalışırlar. ayrıca devlet destekli hakim din anlayışı gazaliyi her zaman referans alır. öle kolay kolay kimse gazaliye dil uzatamaz.

5. cebr konusu anlamadım ? ne demektir? sen neyi savunuyorsun ?

kursatotcu

sen kitabı oku orada cevaplarını bulacaksın maturidi mezhebi yanlıştır batıl dır lakin bin küsür yıldır hak diye anlatılıyor onu anlatıyorum  

Çakýl Taþý

Alıntıyazdıklarından allahın kader üzerinde bir rolü olmadığını anlıyorum.
doğru muyum ? :)


İnsanda irade var mı?

Var...

nonick

aşkın kader çıkmazı olduğunu onu tanıyınca öğrendim.o tam kader çıkmazında,kaçacak başka yerim yok.

deniz

Alıntı
Alıntıyazdıklarından allahın kader üzerinde bir rolü olmadığını anlıyorum.
doğru muyum ? :)


İnsanda irade var mı?

Var...

:) yaw sen benim soruma neden cevap vermiyorsun ?

insanın iradesi var. tamam bunu anladım.

peki allahın insanın yaptıkları üzerinde belirleyici rolü var mı ?

eğer var ise insanın iradesi nasıl olur ?

eğer yok ise allah nasıl yaratıcı olur ?

yaratıcı iradesini kullanan insan olmaz mı ?

kursatotcu

şimdi sizlere bugün bulduğum bir soruyu sormak istiyorum  fakat bu sorunun üzerinde çok durmanızı öneriyorum:

   soru: Allah mahlukatının kendisine itaat etmeden önce, itaat edecek olmalarını ve O'na isyan etmeden önce isyan edecek olmalarını irade etmiş miydi? Bu soruya hayır derseniz Allahın iradesinin ezeli olduğunu reddettiniz demektir.  ve cevap olarak " Allah bildiği için irade etti" derseniz   cevap: size göre (maturidilik)  Allahın hem iradesi hem de ilmi ezelidir. o halde bahsi geçen şekilde cevap verirseniz bakın mana şöyle oluyor:  sanki önce biliyor sonra diliyor. bu ifadenin zahirinden şu anlaşılıyor ki sanki Allahın iradesi,  ilminden sonraymış gibi bir mana anlaşılıyor. halbuki siz (maturidilik) Allahın hem ilmine hem iradesine ezeli dediniz şu da bir gerçektir ki ezeli olan bir şey zaman olarak başka bir şeyden sonra gelmez. gelse zaten ona ezeli denmez dolayısıyla "Allah bildiği için irade etti" denemez.   zaten mutezile Allahın iradesine hadis  (sonradan olan)  dedi. bunu siz (maturidiler) demiyorsunuz. bir de şunu sorayım maturidilerin içyüzü şudur: onlara sorsanız deseniz ki Kuran ezeli midir,  yaratılmış mıdır (mahluk mudur) size ezelidir, yaratılmamıştır derler  onlara bu sefer soruyorum: Kuran da şeytanın Hz. Ademe secde etmediği ve Hz. Ademin yasak ağaçtan yediği yine ebu lehebin (tebbet suresi) cehennemde azap göreceği bildirilmiştir bu ayetler yalana dönemeyeceğine göre bunlar ifade edildiği gibi meydana gelmesi  lazımdır o halde daha ebu lehep  şeytan  Hz. Adem yaratılmadan onların durumu hakkında bilgiler verilmiş. şimdi şeytanın   Hz. Ademin özgürlüğü daha nerede kalır  zira Kuran ezeli  daha dünya ortada yok alem ortada yok(  alem: Allah ve sıfatları hariç her şey demektir) bu hükümler Kuran da mevcut daha kulların özgürlüğü nerede?   yine derlerse ki bu soruma "Allah onların öyle yapacağını bildiği için öyle O'nun kelamı"  onların bu itirazına yukarıda geçen izahım yeterlidir . çünkü hem ilmi hem kelamı ezeli olunca biri birinden zaman olarak önce veya sonradır denemez . yukarda izahı var. yine bu hususta mutezile mezhebi Kuran a yaratılmış demektedir sonradan olma demektedir  mutezile mezhebi: kaderi inkar eden mezheptir. onlarda kulların özgür olduklarını savunurlar "Allah zorla kullarına günah işletmez diyorlar eğer böyle olsaydı imtihanın manası kalmazdı, Allah zalim olurdu" şeklinde aynen maturidilerin (yani piyasadaki  dini kitapların yüzde doksan dokuzunun mezhebi) dediği gibi diyorlar. görüldüğü gibi mutezile mezhebi der ki: kulların fiillerini hareketlerini Allah yaratmaz derler bu filleri kullar kendileri yaratır derler  çünkü onlar diyor ki:  eğer hareketlerimizi Allah yaratırsa  biz cebr altında kalırız Allah o zaman bize zorla günah işletmiş olur derler  dikkat edin şimdi çıngarın neden koptuğunu izah edeceğim. işte dönen dolap: anlattığım gibi mutezile mezhebi hareketlerimizi biz yaratırız dediler ve peygamberimizin kader ile ilgili tüm hadislerini inkar ettiler  bu hadisler mütevatir olmadığı için inanç konusunda delil olmaz diyerek bu rivayetleri reddettiler  . maturidiler ise böyle davranmadılar fakat onlar da bu hadisleri gördü o bakımdan, bu hadislerden genelde pek bahis açmamayı kendilerine daha uygun gördüler  (ve eğer siz bu konuda hadis gösterirseniz onlara şunu derler : "Allah öyle olacağını bildiği için ... ") bu işi geçiştirdiler. hah şimdi çıngar dediğim şeye gelelim :  maturidi mezhebine göre fiillerimizi hareketlerimizi Allah yaratır lakin cüzi irademizi yaratmaz . bu şu demektir örnek:  ben oturuyorum ya kalkmak istediğimde Allah kalkmak fiilini yaratıyor, ben de kalkıyorum. fakat burada örnek verdiğin ayağa kalkma düşüncesi  " cüzi iradedir yani cüzi irade bir fiili yapmayı istemektir  yani maturidiler şunu diyorlar: biz fiili yapmayı hür irademizle isteriz peşine Allah da bu fiili biz istediğimiz için yaratır . dolayısıyla biz yine hürüz derler  burada cüz irade diye örnek gösterdiğim, düşünceleri bu mezhebe göre Allah yaratmaz derler  . halbuki bunların mezhep imamımız dedikleri kişinin kitabını (kitabut tevhid) incelediğimde o tam aksine herşeyi Allah yaratır diyordu  ve onların bu "cüz iradeyi Allah yaratmaz" ifadelerini söylemiyordu. bir örnek daha  ebu mansur maturidinin "kitabut tevhid" adkı kitabında   (not : bu kitap üzerindeki araştırmalarım yine sitede kader konusunun sonlarına yakındır, çelişkilerini gösterdim) bir örnek daha vereyim : ebu mansur maturidi kitabında imanının mahluk olduğu ( yaratıldığı) bölümü açmıştır ve "kim iman mahluk değil derse onun sözü kabul edilmez" demektedir  buraya kadar tamam mı? bak şimdi ; günümüzdek kitaplara baktığımızda ise şunu görürsünüz  özellikle kelam kitaplarında maturidi mezhebine göre iman mahluk değildir derler gördünüz mü çelişkiyi? dahasını söylüyeyim : 300 yıllık fıkıh kitabı olan (fetevayihindiyye) vardır piyasada çoktur bu kitap maturidi itikadıyla yazılmıştır  akçağ yayınları   4. ciltte küfür lafızları bahsinde aynen şu fetva vardır :

     "iman mahluk (yaratılmıştır) diyen kimse kafirdir"

  . yine aynı kitabın 15. cildinde hem eşari hem maturidi mezhepleri övülüyor, aralarındaki farkların önemsiz olduğu söyleniyor.  bu da tamam mı? bak şimdi : halbuki eşari mezhebinin temel görüşü imanın mahluk olduğudur. bakın kelam kitaplarına der ki : eşari mezhebine göre "iman yaratılmıştır" derler  ne oldu şimdi! şu oldu ki: bunlar ne dediklerini bile bilmeyen adamlardır bunlar kendi mezhep imamımız dedikleri adamın dedikleri şeylere inanana kafir diyorlar sonra da yine mezhep imamlarını göklere çıkarıyorlar.  bütün bunların daha detayları sitede vardır  cüz i iradenin yaratılmış olduğu sözü sonradan bu mezhebe eklenmiştir kim ekledi niye bunu yaptılar hepsinin izahı sitede diyorum size!!!!    ibn humam  bu eklemeyi yaptı ondan öncede diyen vardı   said nursi diyor ki cüzi iradeye, emr-i itibari  (itibari demek varsayılan demektir) derim ki :  varsayılan şey adı üstünde varsayılandır yani yoktur  yokluk ise tesirli değildir siz daha ne özgürlüğünden bahsediyorsunuz.
bilbaya cevap : Allah kul hakkını da affeder. afffetmez diyen kafir olur izahı aşağıda
"Benim bilgi dağarcığımda Allah katında her günahın affı mümkün, fakat kul hakkı konusunda böyle belirti yok ve aksine onun Allah Adaletinde(Allah tarafından) affı yerine günah ve sevap değişimi var. "  bilbay bunlar senin ifadelerin cevap: evet anlattığın gibi piyasadaki kitapların neredeyse tamamına yakını bu konuyu da aynen anlattığın gibi izah ediyorlar onlar bu konuda da yanılıyorlar . ve bu küfür olur ( kafirlik olur)  izahı: her ne kadar bu anlatılanları destekleyici mahiyette rivayetler var ise de (hadis) bu konuda Kuran'da hatırımda kaldığına göre Nisa 48. ayetti galiba "Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz ( genel anlamda küfür) gerisini dilediği için bağışlar"  görüldüğü üzere ayette küfür hariç bütün isyanların Allah dilerse bağışlanabileceği ifade edilmektedir. dolayısıyla kul hakkı da küfür olmadığından dolayı Allah dilerse bunu da bağışlar, dilerse bağışlamaz . şu bir gerçek ki itikadi konularda  hadisler mütevatir cinsinden olduğunda delil teşkil ederler.  mesela ben ruyetullahı (Allahın görülmesi) inkar ediyorum ve bu hususutaki ruyetullahın olacağına ilişkin rivayetleri  mümkün olursa tevil etmek buda olmaz ise inkar ediyorum .

burada size bir şey söylemek istiyorum pek fazla anlatılmayan bir husustur. bir müslüman düşünün inanılması lazım gelen herşeye inanmış ( kadere dediğim gibi inanmış) olsun bu kişi namaz kılmasa oruç tutmasa  yani bu gibi ibadetleri yapmasa fakat hatalı davrandığını kabul etse  yine bu kişi sabah akşam günah işlese zina etse içki içse kumar oynasa ve hatta ateş ister gibi günde 100 tane müslüman öldürse  fakat bunları yaparken haramın haram olduğunu kabul etse ve harama helal diye itikad etmese yani yaptığı hataların bilincinde olsa ve hatalarını kabul etse bu halini hayatı boyunca sürdürse yine müslüman olduğu halde ölse lakin yaptığı bu saydığım günahlarından tevbe de etmemiş olsa soruyorum bu kişi cehennem azabına uğramadan  cennete gidebilir mi ?  cevap: gidebilir. çünkü Allah küfür hariç yani kafir olarak ölmüş olma durumu hariç diğer bütün isyanları yukarda zikretttiim ayette anlaşıldığı gibi bağışlayabilir . bakın bu bahsetttiğim kişiyi Allah dilerse dilediği kadar onu cehennemde cezalandırır ve cennete sokar ya da izah ettiğim gibi cehennemde azap çektirmeden de cennete koyabilir . bir çok insan şimdi bana bağırıyor kızıyor tahmin ediyorum ama şunu söyleyeyim ki bu görüş hem eşari   mezhebinin  hem de maturidi mezhebinin görüşüdür. kim ki yukarda izahını yaptığım gibi bu kişinin cehennem azabına uğramadan da cennete girebileceğini kabul etmezse kafir olur . çünkü Nisa 48. ayeti yalanlamış olur. bir de bu hususta Zümer 53. ayete bakın mealini tam hatırlayamıyorum