19.08.19/18:36

Faik Bucak

Başlatan cosinus78, 28.08.08/15:03

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

cosinus78

28.08.08/15:03 Son düzenlenme: 28.08.08/15:20 cosinus78


Politik faaliyetlerinin yanı sıra yazar ve şair olarak da bilinen hukukçu Faik Abik Bucak, 4 Temmuz 1966′da Urfa’da MİT mensubu oldukları ileri sürülen kişiler tarafından Urfa’nın Karaköprü mevkiinde suikaste uğradı. Ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede 5 Temmuz 1966 sabahı hayata gözlerini yumdu.

1919′da Siverek’in Xedrayê (Hadro) köyünde doğan Faik Bucak, ilköğrenimini Siverek’te, ortaöğrenimini ise Diyarbakır’da tamamladı. 1939′da yükseköğrenim için İstanbul’a gitti ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okumaya başladı. Musa Anter ve Mustafa Remzi Bucak ile birlikte Dicle Öğrenci Yurdu’nun kurucuları arasında yer aldı. 1945′te Hukuk Fakültesi’ni bitirerek Hatay’da stajyer hakim olarak göreve başladı ve 1947′den başlayarak Adana ve Sivas’ta hakimlik yaptı. 1956 yılında hakimlikten istifa eden Faik Bucak, Urfa’ya yerleşerek serbest avukat olarak çalışmaya başlar.


1958′de Irak’ta krallık rejiminin sona ermesi sonrası vatanına dönebilen Molla Mustafa Barzani’nin tekrar çalışmalara başlaması ve ulusal Kürt mücadelesinin yeniden alevlenmesi üzerine Kuzey Kürdistan’da da bazı siyasi faaliyetler baş gösterir. Kuzey Kürtleri için bir toparlanma süreci olan bu yıllar, aynı zamanda tutuklama ve baskı yılları olarak da tarihe geçer. 17 Aralık 1959′da İstanbul ve Ankara gibi illerden toplanan Kürt aydınları, 49′lar adı verilen davalarla gündemdeyken 27 Mayıs 1960 darbesi ile Kürtlere yönelik tutuklamalar başka bir boyut kazanır. Nitekim darbeden dört gün sonra Kuzey Kürdistan’da ikamet eden 485 kişi hiçbir gerekçe gösterilmeden menkul ve gayrimenkul tüm varlıklarana el konulup tutuklanarak Sivas Kabakyazı’da bir kampta toplatılır. Çoğu Kürt aşiretlerinin önde gelenlerinden olan bu kişiler arasında Faik Bucak da vardır. 1961 yılında yargılanır ve Kürtçülük suçundan 3 ay Balıkesir Cezaevi’ne konur.

1961′in ortalarında Silopi’ye gider ve Sait Elçi, Ömer Turhal ve diğer bazı Kürt aydınları ile birlikte daha çok Mustafa Barzani’nin başında bulunduğu Kürdistan Demokrat Partisi’nin etkisinde kalacak Kürdistan Demokrat Partisi Mesulluğu adlı gizli bir örgüt kurarlar. Örgüt yaklaşık dört yıl boyunca gizli bir biçimde faaliyetlerini sürdürür ve Şeyh Said isyanına katılmış olan Liceli Fehmi Bilal’in önerisiyle örgüt partileşme kararı alır. 11 Temmuz 1965′te, Türkiye sınırları içerisinde Kürt özerkliğini savunacak olan Türkiye-Kurdistan Demokrat Partisi (T-KDP) kurulur ve yine Liceli Fehmi ile 8 parti üyesinin önerisiyle Faik Bucak genel başkanlığa getirilir. T-KDP, kısa bir süre içerisinde yurt içinde ve yurt dışında büyük bir ilgiyle karşılanır. Birçok aydın, parti ile ilişki geliştirir. Bucak ve arkadaşları faaliyet alanlarını iyi değerlendirir ve birçok Kürt iline geziler düzenlerler.

Faik Bucak 1966 Mayıs’ında arkadaşlarıyla birlikte Cizre-Silopi hattında çeşitli baskılara rağmen bir haftalık gezi yaparlar. MİT’in sürekli olarak peşlerinde dolaştığı ve Faik Bucak hakkında bilgi topladığı parti tutanaklarına dahi geçer. Nitekim, T-KDP’nin lideri hedefe alınır ve bu yolla örgüt çökertilmek istenir. Partinin kurulmasından yaklaşık bir yıl sonra, 4 Temmuz 1966 saat 10 sularında, Faik Bucak’a arabada iki oğlu ve amcasının oğlu olduğu halde suikast düzenlenir. Arabadaki diğer kişilerin yara almadığı saldırıda Faik Bucak göğsüne aldığı kurşunlarla ağır yaralanır. 5 Temmuz 1966 sabahı hayata gözlerini yuman Kürt lider, Siverek Asrî Mezarlığı’na defnedilir.

Gazin Ji Xwedê

Ne nane, ne dane, ne şîv û taşté
Ho rebîyo! Ev qas derd û bela jı ku té
Dewlemendî lı me gırt édın em bûne xezan
Hış seré me da nema, belé, mane géj û nezan
Çavan jî bıgre bıla rohnayî bıbe zulmet
Çı bıkım pışka derd û ğama para me ket
Ma nıfır lıme bûye kes pîgar nabe mera
Heval sılav nadın pırs nakın bav û bıra
Ré lı ber me wunda bû nızanım kuda bıçım
Rebî! Tîna bıecîm sekınîne lı ber Çem.

Faîq Bucax

Tanrıya Yakarış

Ne ekmek, ne buğday ne akşamlık ve ne kahvaltı
Bu kadar dert ve bela nereden böyle Ey Tanrı!
Zenginlik kapadı kapılarını bize, olduk artık fakir
Akıl uçtu başımızdan, kaldık öyle sersem ve hakir
Kör et bizi, zülme dönsün aydınlığımız
Neyleyelim dert ve gam oldu dünyadan payımız
Beddua mı edildi, kimseler uymaz uğramaz bize
Sormaz oldu dostlar, babalar ve kardeşler selamsız bize
Bilmem nereye gitsem, yol önümüzde, kaybolduk
Rabbim! Bir nehir kenarında susuzluktan kuruduk.

Faik Bucak
Türkçesi: Sewlê Berazî

Alıntı: Kurdistan Time