20.07.19/11:26

İslam'da Cennet ve Cehennem

Başlatan Narcotic, 14.08.04/15:38

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Narcotic

14.08.04/15:38 Son düzenlenme: 25.07.08/00:28 SIFIR
Allah’a dost olmanın, Allah’ın bize olan sevgisine O’nu çok severek karşılık vermenin şeytana değil, Allah’a kul olmanın mükâfatı CENNET

Ateist düşüncenin sahibi olan kişilerin anlayamadığı, anlamak, inanmak istemedikleri iki kavram. Cennet ve cehennem. Ölümle her şey bitiyor ya da bazıları reenkarnasyona, tekâmül edeceklerine, tekrar geri döneceklerine inanırlar. Aslında buna inanmalarının altında ölüm korkusu yatıyor. Bilinmeyenin korkusu. Ya Allah varsa!!!???

       Allah diyor ki; “Kim dünya hayatında neyi ekerse ölümden sonra ahiret hayatında da onu biçer.” Allah’a ulaşmayı dilemiş ve Allah’ a doğru giden yolda o yolun yolcusu olmuş isek, yolun neresinde olursak olalım bize vaat edilen ve müjdelenen cennet. Ebediyyen orada kalınacak. Allah’a dost olmanın, Allah’ın bize olan sevgisine O’nu çok severek karşılık vermenin şeytana değil, Allah’a kul olmanın mükâfatı CENNET

      Ya aksi halde? Kişi Allah’a inanmıyorsa, O’nu reddediyorsa, Allah’ın kurallarının, şeriatının karşısında ise Allah’ın âyetlerini görmüyorsa, işitmiyorsa, idrak etmiyorsa, Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa, kendi dilemediği gibi başkalarının da dilemesine engel oluyorsa, onları da Allah’ın yolundan men ediyorsa, o kişi şirktedir, dalâlettedir, küfürdedir. Allah’a değil şeytana kuldur. Öyleyse tercihini zaten yapmıştır. Dostu olan şeytanla birlikte, gideceği yer kuşkusuz CEHENNEMDİR.

MerxIn

14.08.04/20:02 #1 Son düzenlenme: 25.07.08/00:29 SIFIR
Cehenneme yakin gibiyim.
Ama perspektif bakalim;tum sevdiklerimle nefret ettiklerimle ayni yerde yanacam.

adnan

cennet..?
ariflerin sohbet sofrası....

cehennem...?
dost suz sohbet siz hayat....

okyanus

Cennet ve cehennem ne kadar hissedilebilir_?
Kavramların durağanlığı inandırıcı mıdır sizler için_?



deniz

neden sadece cennet veya cehennem yok.

dualite gereği, tanırının şeytana muhtaçlığı gibi cennetin de cehenneme muhtaçlığımı var ?

siyah ve beyaz.. en eski ve ilkel ayrım..

adnan

herşey zıt dı ile bilinir....

deniz

yani zıttına muhtaç öyle mi ?

adnan

kesinlikle....

rahman ın zuhur edebilmesi için gadap ın olması lazım....


deniz

o zaman inandığın tanrıyı muhtaç duruma düşürmüyor musun ?  :)

adnan

ben tanrımın sıfatlarına değil zatına tanrı diyorum...
99 esma yani isimleri toplanır ve bunların toplamına tanrı denir
bu sıfatlar tanrıya muhtaçtır
ama tanrı bu isimlere muhtaç değildir..


99 dan sonra yüz gelir bu yüz ün de insan yüzü  ile ilişiği vardır...


( yerli yerince çok hoş yakalamışsın)

...σzαη...

bu rakam oyunu tahminimce sadece türkcede olur ,öyle degilmi ?

adnan

bilgim yok.....

bilgim olmadan bir tahmin yapayım
arapca da aynı ifade bulunuyordur...

deniz

adnan bunları duymamış olalım..istersen sen bu mesajlarını sil en iyisi :P

adnan

ben sözümün arkasındayım silecek sebeb göremiyorum.. :)

deniz

yani 99+1 =100 = allah'ın yüzü

arapçada da fiziksel yüz ile sayısal yüzün aynı kelimelerle karşılandığını düşünyorsun...

öyle mi  :)

adnan

bu çok basitleştirmek olur...
99 esma söz konusu oldugun da
toplamını ifade eden her ne ise arapca da onun insanın yüzünü işaret edebilecegini düşünüyorum..

yazma özürlüyüm
tarikatlara bazen sohbet e giderim baş etmeleri mümkün degil..
genelde hocalarını getirirler karşıma
ama şurda iki kelimeyi dogru dürüst anlatamıyorum... :)

RenaultFerrari


neden sadece cennet veya cehennem yok.

varmı bu iki kavramdan öte bir şey junior

ya yaptığın bir şeyin ecrini yaşarsın
yada yaptığım bir kötüğün cezasını çekersin
varmı bu iki kavramdan başka bir şey


dualite gereği, tanırının şeytana muhtaçlığı gibi cennetin de cehenneme muhtaçlığımı var ?

Allahın şeytana ihtiyacı yok
belki insanın bu dünya hayatında şeytana ihtiyacı var
zira onunla çok büyük bir mevkiye geliyor

cennetin cehenneme ihtiyacı ve cehenneminde cennete ihtiyacı olabilir
ama insanın yooooo bunlara ihtiyacı yok

insanın ne cennete nede cehenneme ihitiyacı vallahide billahide tallahide yoktur
ispat edeyim sana


mesela
sana desek ki sana cenneti veriyoruz istediğin her şeyi veriyoruz
bütün kainatı arşıyla semasıyla dünyasıyla alemleriyle veriyoruz sana
bütün elemlerinden kurtarıyoruz bütün elemlerine ulaştırıyoruz seni
yalnııız
insan sınıfını kaldırıyoruz insan olmayacak böyle yaşayacaksın desek
O insan yaşayamaz

neden zira İnsan insanın aynasıdır
kendisini orada görmek ister
anlatabildik mi acaba
insanın insana ihtiyacı vardır

biraz feyizleninde doğru düşünün diye söyledim aklıma geldide söyledim
hiiihi :P :P


Ruler of the Ruins

cennettede insana ihtiyacımız olacaksa cehennemde yanalım daha kral olur..
insan cennete tüm insani halleriyle gidecekse cennet diye birşey anlamsızlaşır varsa bile..

RenaultFerrari

senin zannettiğin cennet kavramı yok canım
insan elbette ikinci hayatta mensi ve muhmel bırakılmayacaktır bunuda bil

cenette girenlere mizacı kafur içireceğim diyor
kafur dünyada içilecek bir şey değildir haşeratı def eden bir şeydir

cennet haşerattan münezehtir
bundan dolayı safa-i kalbe sahip olanlar girer

...σzαη...

haserat ne.......benim bildigim böcük gibi birsey öyle degilmi ?

Beautiful Chaos

Bizim allahsız nalları dikmiş.
Ver elini öbür diyara.
Cennet levhasını takip edecek değil ya.
Cehennem’im yolunu tutuyor.

Vardığı yer, hoş bir ortam.

Millet,
Sahilde dolaşıyor.
Şezlonglara uzanmış güneşleniyor.
Palmiye altında kokteylini yudumluyor.
Sohbet ediyor.

Şezlonglardan birinde keçi ayaklı, kuyruklu ve boynuzlu birisi oturuyor.
Biraz ilerisinde ağzı açık derince bir çukur…

Merak ediyor ve çukurun içine bakıyor.

Bir de ne görsün?
Ateş, pis kokular, ağlayanlar, zebaniler...

Keçisakallı ve keçiboynuzlu kişiye yöneliyor.
Çukurda gördüklerini anlatıyor ve bunun ne olduğunu soruyor.

Keçiboynuzlu, içkisinden bir yudum aldıktan sonra, üzüntülü bir şekilde;
"Onlar dünyada imanlı yaşayanlardı. Cehennemi illa ki böyle istediler.
Yapabileceğim bir şey yok " diyor.

Sevgiler
BC

scarface


    Güzel fantaziler kurmuşssun ama cehennemi inançlı insanlar tasarlamadı.CEHENNEM herşeyin olduğu gibi ALLAHA  aittir.o çukurda inançsızlar olacak anca bizlerde sizlere cennetten serin içeceğimizi yudumlarken sizlere el sallayacağız.Gördünmü başında boynuz bulunan kuyruklu yaratık sizi kandırmış.Yanlış reklem dostum.
     Ancak sen rüyalarına devam et.Ölüm uykudan ,rüyadan uyanıştır.Uyanıp gerçekle yüzyüze geldiğinde dünya üzerinde sana öğretilen ve kendi beyninde kurduğun herşeyin yalan olduğunu göreceksin.O zaman ağzından çıkacak olan tek kelime bir şans daha olacak.

Ruler of the Ruins

scarface gidip gelmiş gibi konuşuyorsun, seninkilerin yalan olma ihtimalini hiç düşündün mü?
bide "sana ögretilen ve beyninde kurdugun" şeyleri cümlesini inanmayan birisi sana kursa daha doğru olurdu heralde..

...σzαη...

Bakalim ne diyeceksiniz....


İSLÂM'IN TEMEL ESASLARI - Ahmed Hulûsi

NİÇİN CEHENNEM
 

--------------------------------------------------------------------------------


Din olgusunda en anlaşılamamış konulardan bir tanesi bu "cehennem" olayıdır!..

İnsanları niçin cehenneme atılacaklardır?

Bunu kim, nasıl yapacaktır?

Cehennem niçin yaratılmış?...

Cehennemde yaşayanlar var mı?...

"Zebâniler" kimdir, nedir?

Niçin cehennemde yanarlar?...

Yanmanın türleri var mıdır?...

Cehennemin ateşi nasıl bir şeydir?...

Ateş içinde yaşam nasıl devam eder?...

Ve daha bu gibi pek çok soru akla gelirken; cevap olarak konuya hiç bir açıklık getirmeyen; hatta âdeta kişileri isyana sürükleten basit izahlar ve mantıksız yaklaşımlar, düşünmeye çalışan pek çok insanın problemi olmaktadır...

Biz, Cenâb-ı Hakk’ın bu konuyu bize açtığı ölçüde, ve insanların hafsalalarının reddetmiyeceği sınırlar içinde kalarak, dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışalım...

"Cehennem" kelimesinin bir genel anlamı vardır, bir de özel anlamı vardır!...

Genel anlamıyla "cehennem", insanların azap duydukları ortam ve çevre şartlarıdır!.

Bu itibarla, dünya cehenneminden, kâbir cehenneminden, mahşer cehenneminden sözedilebilir... Bulunduğunuz hapishane, hastahane ve daha başka ortamlar sizin için “cehennem” olabilir... Bunlar hep göresel cehennemlerdir...

Kezâ, kabir âlemine geçen kişinin durumuna göre “kabir cehennemi”nden bahsedilmesi dahi, yine bu göresel cehennem şekliyledir.

Buna karşın, özel anlamıyla, “Cehennem” vasfına dayalı bir şekilde isimlenen ortam, gelecekte Dünyayı tamamiyle kuşatacak olan Güneş'tir!... Ancak bu göze görünen şekli ve yapısıyla değil, şu anda da mevcut olan ışınsal ikizi itibarıyledir!.. "İkizi" sözcüğüyle ikincisi anlamını değil; madde gözünün göremediği ikincil yapısını murad ediyoruz ki, bu ruh boyutunda değerlendirilen ikincil yapıdır!.. Biz şu anda ise Güneşin gaz boyutunu görmekteyiz!.

Dünyanın ışınsal ikizini de, şu anda "Ölüp", dünyanın ışınsal ikizine geçenler görmektedirler ve anlattığımız şartları oradan seyretmekteler.

Bir süre sonra Güneş, Dünya’dan 500 milyon defa daha büyük hacme ulaşacak ve bu süreç içinde de, çevresindeki Merkür, Venüs, Dünya ve Ay'ı yutup, eritip, buhar edecek; sınırları Mars yörüngesine ulaşan bir kızıl dev hâlini alacaktır...

İşte o zaman, Dünya’nın çekim alanın bağlı tüm insanların "ruh bedenleri", yani "halogramik ışınsal bedenli insanlar", dünyanın çekim alanının gücünü yitirmesi sebebiyle, erimekte olan Dünya’dan kaçmak isteyecekler ve Dünya’yı kuşatan dev Güneş’in ışınsal derinliklerinden geçerek uzaklaşma yolu arayacaklardır!.

Allah'a tapınma amacıyla değil; kişinin ruhsal enerjisinin güçlendirilmesi gayesiyle teklif edilmiş ibadetleri, zikirleri yapmış olanlar, elde ettikleri "nur-enerji" nispetinde Dünya üzerinden ayrılıp, Güneş’in radyasyon alev dilimleri içinden geçerek kaçabileceklerdir ki, bu durum “sırat” diye anlatılmıştır; sembolik bir "köprü-yol" tanımlaması ile!.

Cehennemin alevleri "semûm" diye ifade edilmiştir Kur'ân ’da; ki, bunun günümüzdeki anlamı "zehirleyen ve tahrip eden ışınım" demektir!...

Taşları, yani maddeyi yakıp yok eden; buna karşın insanların "ışınsal bedenlerini" ise sadece "yakan", "yıpratan", "deforme eden" Güneş radyasyonu, Cehennemin dev alev dilimlerini oluşturmaktadır; ki, bu alev dilimleri halen, günümüzde 800 bin kilometreye kadar yükselmektedir... Varın siz, o günkü Dünya’dan 500 milyon kere daha büyük hâlin şartlarını eğer hafsalanız alıyorsa düşünün!.

Cehennemde, iki türlü yanış sözkonusudur;

Birincisi, fizikî yani bedensel; ikincisi, mânevî yani düşünseldir!..

Birincisi, cehennemin yüksek ısısındaki radyasyonun fotonlarının ışınsal yapıyı tahribinden doğmaktadır...

İkinci tür yanış ise, kişinin kafasına yerleşmiş, yanlış bilgi ve şartlanmaların oluşturduğu kabullerin, orada karşıt gerçekleriyle karşılaşmalarından meydana gelecektir!...

Bunun en başta gelen sebebi ise, kişideki "benlik" duygusu, "sahiplik düşüncesi", "hırs", "tamah", "kendini beden kabullenme ve bunun sonucu olarak sadece bedensel zevkler istikametinde hayvansı yaşam türü" gibi sebepler...

Mânevî yanma neden?...

Her hangi bir nesnenin sahibi olduğunuzu düşünüyorsunuz ve o nesneyi yitirdiğiniz anda başlıyorsunuz yanmaya!. Oysa, "Allah verdi, Allah aldı" deyip işi bitirebilseniz, "yanma" olayı bir anda sona erecek, ya da hiç olmayacak!...

Esasen cehennemdeki "yanma"ların kökeninde büyük ölçüde, toplumsal şartlandırmalar; bu şartlandırmaların oluşturduğu değer yargıları; ve nihayet bunların tümünün meydana getirdiği duygular yatar!...

Hangi şey ya da konu için "ille de böyle olmalı" diyorsanız, sizi mutlaka bir "yanma" bekliyordur... Kaçınılmazdır!..

Çünkü, er ya da geç, bir gün o şey sizin istediğinizin dışındaki bir hale dönüşecek; neticede siz de bundan dolayı "yanacaksınız" demektir!..

Kişilerin büyük çoğunluğu, dünyada yaşarken "yanmaya" başlar!... Bir kısmının yanması da ölümle, yani biyolojik bedeni terkedişiyledir!... Çünkü, sahibi olduğunu sandığı her şeyin elinden çıktığını, yitirildiğini bizzat yaşamaktadır!..

"YANMA" niçin "RAHMET"tir?...

"Cennetlikler" niçin cennete girmeden önce cehennemde "yanar"lar?...

Çünkü, "yanmadıkları" takdirde, üzerlerine yerleşmiş, şartlanmalara dayanıp gerçekçi olmayan değer yargılarıyla, asla cennete giremezler de ondan!.

"Rahmet" onların "yanmalarını" sağlamaktadır!... "Yanarak" arınmaktadırlar!. "Yanma" gerçeğe uygun olmayan düşünce ve duygulardan, şartlanmalara dayanan kabullenişlerden "arınma"dan dolayı olmaktadır!.

Kişiler yanlış kabulleniş, duygu ve düşüncelerinin sonucu olarak; karşılaştıkları anlayışlarına, kabullerine ters düşen olaylar yüzünden azap duyarlar.

Şayet kişi, gerçeğe yönelmesini engelleyen "ama etraf ne der!" kavramını terkedebilirse; idrâkı ve inancı istikametinde; gerçek hedef doğrultusunda yürüyebilirse, pek çok "yanma"lardan kurtulmuş olur.

İnsanın, özünü, hakikatını, gerçek yapısını ve boyutlarını idrâk ettirip yaşatan “tasavvuf” ile "hâl"lenmesi ise, daha dünyada iken, tüm "yanma"lardan kurtulmasına vesile olur!...

İnsan, şayet cehennem olmasaydı, "yanma" olmasaydı, “arınma süreci” demek olan "yanma" ile karşılaşmasaydı; böyle bir "rahmet" kendisine ulaşmasaydı, mevcut hâliyle asla cennet yaşamına ulaşamazdı!..

Dolayısıyla "yanma", tamamen, azaplardan arınma işlevini oluşturan bir "rahmet" mekanizmasıdır. Tıpkı, operatörün merhamet edip kangrenli bacağı kesmesi gibi!..

"Zebânî"lere gelince...

Bilelim ki, her ortamın kendine has canlı türleri vardır1...

Her gezegenin ve yıldızın, kendine has canlı bilinçli birimleri varolduğu gibi; evrenin farklı boyutlarının oluşturduğu değişik katmanların dahi, farklı canlı türleri vardır; ve bütün bunlar hep bilinçli varlıklardır!. İşte bunların hepsi birden Din terminolojisinde sadece "melek" kelimesiyle tanımlanmıştır.

Beyinlerimiz genel yapısı itibariyle, sadece beşduyu dediğimiz "kesitsel algılama araclarıyla" gelen verileri değerlendirmek için programlanmış olduğundan, algıladığımız kesitin dışında kalan boyutlardan ve bu boyut katmanına ait canlılarından habersiz yaşamaktayız!.

Oysa, gerçekte, bırakın başka gezegen ve yıldızlarda yaşayanları; "cin" ismiyle işaret edilen ve her an beyinlerimizi etkilemeye çalışan aramızda yaşamakta olan canlı türlerinin dahi farkında değiliz!... Nerede kaldı, başka gezegenler ya da yıldızdakiler!..

Her neyse!...

İşte, Güneşin içinde yaşamını sürdürmekte olan canlılara, bilinçli varlıklara da Kur'ân-ı Kerim'de "zebânî" denilmiştir!...

Bunlar bir tür "melek"lerdir!... "NUR" yapılı olmaları; ve o ortam içinde meydana gelmeleri sebebiyle, diğer ortamlardan oraya girecek varlıklara GÖRE çok zor olan şartlara rağmen; içinde bulundukları şartlardan hiç etkilenmeden; tıpkı bizim yaşayamadığımız su ortamında balıkların yaşaması gibi; Güneş'in çok yüksek radyasyon ortamında doğal hayatlarını sürdürmektedirler...

Çok iri bedenleri ve dışarıdan o ortama gireceklere göre de, çok seri hareket kabiliyetleri mevcuttur!... Balığın suyu yutup, suyu çıkarması gibi, onlarda “ateş” yerler ve “ateş” çıkartırlar!.. Oraya gidecek olan gerek insten gerek cinden tüm canlılarla top gibi oynarlar, “aklınız olsaydı, buraya düşmezdiniz, sizi uyaranlar gelmedi mi?” derler...

Biz, doğal ortamımızda, nasıl gücümüzün yettiğine hükmediyor, kuşu kafese koyuyor, hayvanları kendi anlayışımıza göre terbiye(!) ediyor; ayıların burnuna kanca takıp, “mârifet öğretiyoruz”, diye kızgın saç üzerinde zıplatıp, yürütüyorsak... "Zebânîler" de kendi doğal ortamlarına dışarıdan gelen varlıkları öylece “terbiye”(!) ederler!...

Ama o insanlar, ya da diğer canlılar bundan azap ve ıstırap duyarlarmış, elbette ki bu onların sorunu değildir!..

"Zebânî" denmesinin sebebi, "zebûn edici" olmalarıdır... Ve bu kelime genel olarak sıfatlarından dolayı kullanılan isimdir..

Yani, öylesine güç sahibi, hükmedici ve dilediklerini yaptırıcı varlıklardır ki, onların güçleri karşısında, herkes aşağılanır, ezilir, azap ve ıstırap duyar!...

Tıpkı, burada "cin"lerin hükmüne girip, sersefil sokaklara düşen bir kısım insanlar gibi... Ya da sirklerdeki "terbiyeci"lerin eline düşmüş hayvanlar, ya da laboratuvarlarda kullanılan ve en az bizim kadar yaşama hakkı olan kobaylar gibi!..

Öyle ise, yapılacak en iyi iş, o şartlara en iyi şekilde hazırlanmaktır!...

Sanırım, cehennemin, "arındırıcı" fonksiyonu ile bir "rahmet" olduğunu; insanların azap duymaları için oraya atılmadıklarını; yanlış düşünce ve duyguları sonucu ortaya koydukları fiillerin, otomatik olarak o ortama gidilmeyi oluşturduğunu, ve azabın da bütün bunların neticesi olarak duyulacağını yeterince açıklamış olduk...

Son bir ilave daha yapalım bu hususa...

Cennete gidecek kişiler, ancak "Allah ahlâkıyla ahlâklanmış" kişiler olacağına göre, düşünmek zorunludur, nedir "ALLAH"ın "ahlâkı"..?

Neyse, konuyu daha fazla genişletmeden, tekrar, kaldığımız noktadan devam edelim...

“Rahmeti âmme”nin ne olduğunu; ve neler getirmekte olduğunu öğrendikten sonra, geldik "rahmeti hassa"ya...

"Rahmeti Hassa", "özel rahmeti”dir ki, bunu "kendine seçtiği" kullarına ihsan eder!..

-ALLAH DİLEDİĞİNİ KENDİNE SEÇER !.. (42-13)

Ve;

-YAPTIĞINDAN SUAL SORULMAZ !... (21-23)

Bu rahmetiyle kendine seçtiği kulunu, önce “şirki hafî” denilen “gizli şirk”ten, yani “benlik”ten ve O'nu, "öteNde bir tanrı var sanma" düşüncesinden arındırır; sonra, kendi “ahlakıyla ahlâklandırır”; ve bütün bunlardan sonra da “keşif” veya “fetih” ile mükâfaatlandırarak cennet yaşamına başlatır! Ötesini ise ancak yaşayanlar bilir!. Zira, "Allah" “isim ve sıfatlatıyla tahakkuk etmenin” ne olduğunu anlatmanın yeri bu kitap değildir!..

"RAHÎM" isminin işaret ettiği mânâlardan bir diğerine gelince...

"Rahman"ın rahmeti "arındırıcı"dır, demiştik... Elbette ki, arınma işleminin getirdiği bir azap veya sıkıntı da söz konusudur...

Meselâ operatörün, tüm bedeni kangren olmaktan kurtarmak için, bir bacağı kesmesi kişiye olan merhametinin getirdiği bir rahmettir... Ve biz, bu işlemin getirdiği bütün acıya ve ıstıraba rağmen, o doktora teşekkür ederiz!...

İşte bu, başlangıcında bize acı veren, fakat neticesi iyi olan "rahmet"tir!. Rahman'dandır...

"RAHÎM"in rahmeti ise böyle olmayıp, herhangi bir “arındırma” ya da “ıstıfa” gayesi gütmeyen; sırf zevk veren, güzellikleri tattıran, kişiye hoş gelen halleri yaşatan "rahmet"tir..

Esasında, kitaplarda "müminlere cennette sunulacak rahmet" diye anlatılan bu "RAHÎM'in rahmeti" anlatılagelenden hayli farklı bir olaydır...

Bir kere şunu kesinlikle bilelim ve hiç unutmayalım ki, "ALLAH"ın bütün isimlerinin mânâları, her an geçerli ve yürürlüktedir!..

İşbu sebeple, “RAHÎM” isminin manâsı “şimdi geçerli değildir de, cennete girildikten sonra geçerli olacaktır" şeklindeki anlayış, tamamiyle asılsızdır.

"ALLAH"ın “RAHÎM” isminin mânâsı, her an, her yerde yaşanmaktadır!.. Bizim bunu farketmemiz ya da farketmememiz hiç bir şeyi değiştirmez..

Ancak ne var ki, bunun daha fazla açıklanması mahzurludur... Ancak ehli bilir!..

Cennet ehli, bu ismin mânâsını yaşarken; ve belki de bir çoğu bunun orada nasıl ve nereden oluştuğunu fark etmemişken; Dünya üzerinde bu ismin mânâsını yaşamış ve yaşamakta olan bir çok zevat bulunmaktadır...

"Evliyaullah"ın “keşif ve fetih” sahibi olanları yanı sıra, “mukarrebler”, “muhakkikler”, “müferridun” ve "mârifeti Billah" sahipleri, hâlen farkında olarak, "B" harfinin sırrıyla “RAHÎM” isminin mânâsını yaşamakta ve tecellilerini seyretmektedirler...

Ayrıca, "Lâ havle velâ kuvvete illâ “B”illah" ifadesinin mânâsı dahi “RAHÎM”dendir!.

Öyle ise, “RAHÎM” isminin manâsını, sanki "ölümötesi yaşamda, cennet ortamında ortaya çıkacakmış" gibi düşünmek tamamiyle gaflettir!..

“Allah İsmiyle İşaret Edilen’in, bütün bildiğimiz isimlerinin işaret ettiği özellikler, her an ve her boyutta sürekli olarak açığa çıkmaktadır..

Üstelik, evrendeki sayısız "melek"ler dahi her an bu ismin mânâsıyla kaim bir yaşam içindeyken!..

Geldik şimdi bundan sonraki âyete...

*  *  *


HadeS

Ey kör bu yer bu gök bu yıldızlar boştur boş
Bırak onu bunuda gönlünü hoş tut hoş
Durmadan kurulup dağılan bu evrende
Bir nefestir alacağın oda boştur boş


Hayyam

TheChaLLeNGeR

Varlıgı ölümlüler ıcın var olusun basladıgı andan berı kanıtlanamaz olmus bır kavramın yaratıp yaratmadıgı belli olmayan Cennet ve cehennem kavramları... Varsa var yoksa yok ama milyar yıldır var olan dunyada yasıyacagımız 60 yılın mukafatını sonsuza kadar almak hic inandırıcı degıl.

Saygılarımla

RenaultFerrari

06.07.07/00:43 #26 Son düzenlenme: 06.07.07/01:03 asitikimperia
DİKKAT ÇEKEN BİR BAŞLIK BULMADIĞIM İÇİN BAŞLIK BU ŞEKİLDE OLMUŞTUR ÖZÜR DİLERİM
en dikkat çeken özelliğimi beni tanıyanlar bilir dikkat çeken başlıklar üretmemdir : )

......


Cennetler sekiz tabakadır
Her cennet tabakada bir çok çeşit eşit cennetler ve her cennette de sayısı mümkün olmayan dereceler vardır

Birinci Tabaka (Cenettüs Selam)   aynı zamanda (Cenneti- Mücazat) denir
(Cenneti- Mücazat) yani suçundan dolayı çektiğin sıkıntılara karşılık gelen cennet

Şimdi bu cennete girmek istiyorsan
Cenabı Hak bu cennetin kapısını salih amellerden yaratmıştır

Allahu teala bu cennetin ehli hakkında diyor ki
Ve enleyse lil’insani illa ma sea
İnsanın nail olacağı mükafat mesaisinden başka bir şeyden olmaz
Ve insan mesaisinin karşılığını ahirette mutlaka (yani kayıtsız şartsız) görecektir demektir

İşte bu cennete Salih amellerden başka bir şeyle girmek mümkün değildir
Salih ameli olmayan bu cennete giremez
Bu cennete CENNETÜ’L-YÜSRA’ DA denilmiştir

Kuranı kerimde
Fe emma…… lil yüsra
Fakirin hakkın olan Allahın hissesi bulunan zekatı yahud sadakayı veren hoşa gitmeyen hallerden sakınan tevhidin manası (karşındakine güzel bir kelime ile gönlünü almak) olduğundan hiç şüphe duymadan ikrar ile iman eden kimseye Yüsra denilen cenneti kolay veririz
Buna yüsra denmesisin sebebi

Makbul olan azıcık amel ile elde edilebileceğinden dolayıdır

Cennetin ikinci tabakası
Birinci tabaka olan cennetin fevkinde olup ondan daha a’ladır
Buna Cennet-i huld tesmiye edildiği gibi cennetül mekasib de denir

(Cenneti- Mücazat) yani suçundan dolayı çektiğin sıkıntılara karşılık gelen cennet
İle bu cennetin aralarında ki fark
(Cenneti- Mücazat) amelin miktarına göre yani güzel amellerin tamamına karşılıktır
Cennetül mekasib ise Bedeni fiillerle işlerle bedeninle yaptın işlerle alakalı bir mükafat değildir
(güzel şeylere inananlar) için ümit ettikleri şeyler bu cennetde Allahın yaratmasıyla hasıl olur

Bu cennetin kapısı Cenabı Hakka karşı güzel zanlar ve ümitlerden yapılmıştır

Kendisinde bu huylardan bir şeyler bulunanlar bu cennete girer
Bulunmayanlar bu cennete giremez

Bu cennete cennetül Mekasib tesmiye edilmesinin sebebi şudur Bu cennetin zıddı cahimi hüsrandır

Hüsran neyin neticesidir
Allahu Tealaya Karşı kötü zanların neticesidir
Cenabı Hak bu zanlara sahip olanlar için yani zünun-i redie (kötü zanlar) esahabı hakkında
Ve zaliküm zannükümüleziy… buyurulmuştur
Manası
Bu hüsran sizin Rabbinize ettiğiniz zanların neticesidir
Kötü zandan bulunmanız hesabıyla Hak Tela size Redaete (kötülüğü düşürdü)
Bundan dolayı hasirundan ( ümit ettikleri şeye nail olamayanlardan)oldunuz

Özü = kötü zan sahibi hüsran ateşinde, güzel zan eshabı Cennetül Mekasibdedir

Cennetin 3. 4. 5. 6. 7. 8.. tabakası şimdilik dursun sonra anlatırız



rojin8

Makbul olan ne sence,yazdıklarına inanıyormusun.

RenaultFerrari

elbette
ben yazıyı basitleştirerek özetleştirerek buraya yazdım herkes anlayabilsin diye yazının sahibi M.S.Y

ezginin hastasýyým

"cennette seks yoktur , zira cennet denilen kavrami tanrinin bize vermis oldugu akilla çözebilmek (inananlara) zaten imkansizdir , ancak kitaplarda yazilana göre cennet baska bir boyuttur ve de dünyevi güzelliklere nazaran çok çok çok çok daha güzel seyler bizi orada beklemeketedir , yani demek istemis ki tanri , seks falan bahane , siz oradaki güzellikleri görünce hepsini unutacaksiniz.." diyenler olabilir.

simdi insan evladi cennete ulastiginda yemek istedigini yiyebilir, icmek istedigini icebilir görüsünü kabul edelim. seks hadisesine gelince 4 ayri görüs atilabilir ortaya:

-her türlü güzelliği büyesinde barındıran cennette , insanların yapmaktan en zevk aldığı şeylerden biri olan seksin olmaması biraz saçma olur. seks sadece fiziksel değl aynı zamanda ruhsal ve duygusal bir tatmin aracıdır. bu nedenle cennette var olması pek de ilginç gelmemelidir kimseye. sıkılma mevzusu ile alakalı olarak da , sıkılma duygusunun cennette var olmadığı muthelif kaynaklarca belirtilmiştir.bu sebepten telaşa mahal yoktur.

-insan cennette becermek istedigini beceremez; cünkü becermek istemez. cünkü seks sadece normal bir istek degil, vücudun cogu zaman beyinden bagimsiz hareket etmesine sebep olan bir güdüdür, beynin penis üzerindeki yaptirimi pek kuvvetli degildir. bu durumda cennette insanlarin cogalmasi gibi bir problem olmayacagindan tanri seksi, insandan bagimsiz insanin icinde bulunan seks ihtiyacini, hayvansal dürtüyü silip atabilir. dünyevi zevk sayilan ve zihnin, vücudun yaptirimina karsi zayifligini gösterdigi ve dahasi vücudun varligini hatirlattigi icin "günahtan" sayildigi söylenebilecek (ya cok mu basit ve bilmis bir aciklama oldu acep?) seks cennette gayriihtiyari bir ihtiyac olmaktan cikip, tanrinin "ol!" demesi gibi erkegin "kalk!" demesiyle kalkacak tamamen kontrol altinda bir vücudun eglencesi olabilir.

-madem cennette süper ortam yakalıyoruz her istediğimiz yapıyoruz hadi seks de yaptığımızı varsayalım o huri senin bu huri benim takılıyoruz. e bre ruhani teröristler ben hangi oyunu 1 haftadan fazla cheat modda oynamışım ki de cennete sıkılmadan 1 haftadan fazla takılabileyim. yok kardeşim olmaz öyle şey.

-ya da tanri "ya simdi bu cok karisik olur bosver" diyip tamamen bosverebilir seks hadisesini. keyfinin bilecegi is size laf etmek düser mi ya?




turakine

Kişisel Değerlere, Saldırınca Seni Şeytanlara Padişah Yapacaklar Demi.

Cennet Ne Senin Nede Senin Gibilerin Hayal Bile Edemeyeceği Bir Mekan, Zaten SA-NA-NE Oradan,
Dünya'da ki Ezgilerin Resimleri ve Hayalleriyle İnternet'te Forumlarda Boy Gösteren Zavallı Bir Nasıl Oraları Hayal Ediyor ki?

Sen Bence Cehennemi Ve Zebanileri Düşle. Ateşin Senin Nerene Dolacağının Hesabını Yap Ve Hemen Tövbe Et.

ezginin hastasýyým

kişisel değerler diye bir şey yok olası senaryolardan bahsettim.

banane ise neden 26 yıldır çekiyorum bu propagandayı?

ayrıca bende sevdim seni cidden :D

ütopist

imamı sevenler derneği :)
ayrıca ezginin hastasıyım nickli arkadaş "tanrı-devlet-gerontorkasi nin tahakkümüne girmiş olan cinselliğin dışa vurumudur.sonumuz böyle olucak,şaşırmayın"

turakine

İmam Severler Derneğinin Üyeleri
O Musalla Taşına Geldiğinizde (-ki Allah Önce Sizlere Hidayet Nasip Etsin) Hoş Geldinizzzzzz Diyeceğiz Sizlere...

Maskaralıklarla, Şaklabanlıklarla, Gülün Bakalım, Gerçeklerle ve Din Gününün Sahibi Rabbimiz Şiddetine Mazhar Kaldığınızda Ne Yapacaksınız Merak Ediyorum.

Dün Cenaze Namazını Kıldığımız Bir Genç, Geçen Hafta Ali'ydi Veli'ydi Selami'ydi. Şimdi Hesap Vermekle Meşgul Dilerim Allah Sizlere Ölmeden Önce Merhamet Eder Ve İman Zevkini Nasip Eder. Tabiii Bunu Diler Ve İsterseniz...

SWORDFÝSH

Adnan kardeş ifadende tanrı kelimesini kullanmasan zira bir çok farklı inançta insan var ve tanrılığı farklı anlıyor hala göktanrı düşünüyorlar.....selametle

Saif

Evet mesela ben Şinto dinine inanıyorum part time olarak, lütfen tanrı sözcüğünü daha özenli kullanalım değil mi?

adnan

Alıntı yapılan: SWORDFİSH - 23.08.07/16:53
Adnan kardeş ifadende tanrı kelimesini kullanmasan zira bir çok farklı inançta insan var ve tanrılığı farklı anlıyor hala göktanrı düşünüyorlar.....selametle


kim ne anlarsa anlasın boş ver
mevlana tanrı demiş
bende demeye devam edicem... :)

SWORDFÝSH

 Adnan kardeş'e


“Gerek ismi özel olsun gerek ismi genel, “ALLAH” ismi celâli ile, yine “ALLAH” tan maâda hiçbir mâbud anılmamıştır...

Mesela “TANRI”, “HUDA” isimleri, “ALLAH” gibi özel isim değidir!. “İLÂH”, “RAB”, “MÂBUD” gibi genel mana ifade eden kelimelerdir...

Arapça'da “İLÂH”ın çoğuluna “ÂLİHE”; “RAB”bın çoğuluna “ERBÂB” denildiği gibi; Farsça'da da “HUD”nın çoğuluna “HUDÂYAN” ve lisanımızda dahi TANRILAR, MÂBUDLAR, İLÂHLAR, RABLAR denmiştir; çünkü bunlar haklıya ve haksıza ıtlak edilmiştir...

Halbuki hiç “ALLAH”LAR denilmemiştir ve denemez!.

Böyle bir tabir işitirsek, söyleyenin cehline veya gafletine hamlederiz!..
Demek ki, “TANRI” genel ismi, “ALLAH” ismi özelinin eş anlamlısı değildir, en genel bir tâbirdir...

Binâenaleyh, “ALLAH” ismi, “TANRI” adı ile tercüme olunamaz!”

adnan

kesinlikle ALLAH ismi tanrı ismiyle eş olamaz
ALLAH ismi 99 esmanın toplamıdır

birine rahim diyebilirsin samet diyebilirsin ama asla ALLAH diyemezsin

en güzel isimler onundur ..ifadesinden ve mevlanannın tanrı deyişinden esinlenerek tanrı demeklikde bir hata görmüyorum
ama asla tanrı ismini ALLAH ismiyle eş tutmuyorum...

son tango

cennette yer isteyenler öm atsın .. son kıyağım size..

deliçocuk

baba ben daha önce birileri gitmiştide söz almıştım onlardan..ama yinede güvenmiyom..erkek milletii değilmi...hurileri filan görür unutur bizi..sen en iyisi bana bi yer ayır be baba...garantileyelim biz kendimizi de....

sosyalbela

istemem cenneti cehannemi
istemem tabutu yası
yakın beni külüm havaya karışsın

PhalanX

Alıntı yapılan: Blöf - 27.05.06/01:49
muhammet Allahın tersidir!
o bir şeytan!
şeytanın Ayetleri Kitabını bulmam lazım,
ingilizcesi yada Almancası olabilir!
Türkiyede satılıyormu?
bilen varmı?


Şeytanın ayetleri kitabnı buldum ve upload ettim (ingilizce) BURADAN İNDİREBİLİRSİN.
Böle bir yardım yaptığım için de Allah beni affetsin...
Ama İslam daki anlayışa göre insanlar inançlarına göre değerlendirilmemeli diyor. Dolayısıyla insanlara yardım etmeyi seven biri olarak ben de sırf bir insan olduun için sana bu yardımda bulunuyorum...
Günahımız olduysa affola...

korhankoral.com

II.1. Cennet ve cehennem
www.korhankoral.com
Mutlak manada olan, sadece Allah’ın vechi* olduğuna göre, izafi varlıkların ötesine ya da özüne yönelebilen bir bilinç, bu Vechi kendince algılayabilir. Böyle bir bilinçlilik halinde, artık ikilik alemi* ortadan kalkmıştır. Benzer düşünceyle, cennet nimeti, ikiliğin kalkması idrakine yakın bir şuur halini yakalamış bilinçte, görenle görünenin bir olmaya başlaması ve her dileğin anında yerine gelmesidir (“Cehennem ehliyle cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli, isteklerine erişenlerdir.” (59/20)). Özündeki hakikate yönelebilmenin gerçekleşmesi sonucu azabın son bulmasıdır. Bu azap, insanın kendinde olmasına rağmen yaşayamadığı güçlerin, bir nevi onu içinde bulunduğu ortam şartlarıyla kısıtlamış olması, kişinin güçsüz halde kalmasıdır.(5) O yüzden denir ki, dünya hayatı aslında cehennemi de cenneti de içinde barındırır. Muhammed İkbal’e (öl.1938) göre cennet ve cehennem birer mahal değil, kul için takdir edilmiş hallerdir. Cehennem, cezalandırıcı, intikam alıcı, Allah tarafından kulları için hazırlanmış ebedî bir işkence yeri değil, Allah’a ulaşmaya yaklaşmış bir varlıkta, Allah’ın rahmetini, cana can katıcı rüzgârıyla tekrar hassaslaştıran, uslandırma yolları getiren, varlığı rafine eden bir tecrübedir. Kenan Rifai de (öl.1950), “Benim üç gözlüğüm vardır. Biri ile yakını görürüm. Yani, dünyayı. Biri ile uzağı görürüm. Yani, ahireti. Üçüncü gözlüğüm ile hem yakını hem uzağı, yani hem dünyayı hem de ahireti görürüm. İşte bu tasavvuf gözlüğüdür.”  derken, aslında maddi âlemin özünü idrak edebilmekten bahseder. Bu maddi özün, boyutsal katmanları, Gerçek varlığa yakınlaşmış idraklerin, deyim yerindeyse maddi âlemden, bu âlemin oluşturucusu olan ve bu âlemleri kendinden ayrı olarak yaratmadığından, bu âlemlerin özünde de olan, ancak hiçbir sınırlamaya sokulamama nedeniyle bu âlemlerden ayrı da olan mutlak Zat’a yaptıkları zoomlamaların seviyelerinden, mertebelerinden başka bir şey değildir. Zira boyut, ya da maddenin özsel katmanları, maddi âlemi o boyuttan algılayabilen (ister ek araçlarla ister zihinsel yetilerle) bilincin işidir. İşte şu anki algılarımızla yakın olan dünya, yani maddi âlem, uzak olan ise maddi âlemin her çeşit özsel katmanlarıdır. Ki tüm ahiret hayatı,  melekler âlemi v.b. idrak düzeyleri, her an ve mekânda işler halde olan, bu özsel katmanların boyutsal derecelerinden başka bir şey değildir. Elmalılı M. Hamdi Yazır’ın “İnsan, altı cehenneme, üstü cennete varan tehlike ve sıkıntılarla dolu bir yolun yolcusudur.” sözünü, çoğu tefsircilerin cehennemin yedi kapısını, cehennemin yedi tabakası olarak tefsir etmelerini, bu tabakaların üst üste bulunduklarına ve her grubun, günahına göre, cehennemin bir bölümüne gireceğine olan inançlarını, bu boyutsal tabakalarla yorumlamak mümkündür. www.korhankoral.com