18.07.19/06:47

İslam'da Cennet ve Cehennem

Başlatan Narcotic, 14.08.04/15:38

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

deliçocuk

baba ben daha önce birileri gitmiştide söz almıştım onlardan..ama yinede güvenmiyom..erkek milletii değilmi...hurileri filan görür unutur bizi..sen en iyisi bana bi yer ayır be baba...garantileyelim biz kendimizi de....

sosyalbela

istemem cenneti cehannemi
istemem tabutu yası
yakın beni külüm havaya karışsın

PhalanX

Alıntı yapılan: Blöf - 27.05.06/01:49
muhammet Allahın tersidir!
o bir şeytan!
şeytanın Ayetleri Kitabını bulmam lazım,
ingilizcesi yada Almancası olabilir!
Türkiyede satılıyormu?
bilen varmı?


Şeytanın ayetleri kitabnı buldum ve upload ettim (ingilizce) BURADAN İNDİREBİLİRSİN.
Böle bir yardım yaptığım için de Allah beni affetsin...
Ama İslam daki anlayışa göre insanlar inançlarına göre değerlendirilmemeli diyor. Dolayısıyla insanlara yardım etmeyi seven biri olarak ben de sırf bir insan olduun için sana bu yardımda bulunuyorum...
Günahımız olduysa affola...

korhankoral.com

II.1. Cennet ve cehennem
www.korhankoral.com
Mutlak manada olan, sadece Allah’ın vechi* olduğuna göre, izafi varlıkların ötesine ya da özüne yönelebilen bir bilinç, bu Vechi kendince algılayabilir. Böyle bir bilinçlilik halinde, artık ikilik alemi* ortadan kalkmıştır. Benzer düşünceyle, cennet nimeti, ikiliğin kalkması idrakine yakın bir şuur halini yakalamış bilinçte, görenle görünenin bir olmaya başlaması ve her dileğin anında yerine gelmesidir (“Cehennem ehliyle cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli, isteklerine erişenlerdir.” (59/20)). Özündeki hakikate yönelebilmenin gerçekleşmesi sonucu azabın son bulmasıdır. Bu azap, insanın kendinde olmasına rağmen yaşayamadığı güçlerin, bir nevi onu içinde bulunduğu ortam şartlarıyla kısıtlamış olması, kişinin güçsüz halde kalmasıdır.(5) O yüzden denir ki, dünya hayatı aslında cehennemi de cenneti de içinde barındırır. Muhammed İkbal’e (öl.1938) göre cennet ve cehennem birer mahal değil, kul için takdir edilmiş hallerdir. Cehennem, cezalandırıcı, intikam alıcı, Allah tarafından kulları için hazırlanmış ebedî bir işkence yeri değil, Allah’a ulaşmaya yaklaşmış bir varlıkta, Allah’ın rahmetini, cana can katıcı rüzgârıyla tekrar hassaslaştıran, uslandırma yolları getiren, varlığı rafine eden bir tecrübedir. Kenan Rifai de (öl.1950), “Benim üç gözlüğüm vardır. Biri ile yakını görürüm. Yani, dünyayı. Biri ile uzağı görürüm. Yani, ahireti. Üçüncü gözlüğüm ile hem yakını hem uzağı, yani hem dünyayı hem de ahireti görürüm. İşte bu tasavvuf gözlüğüdür.”  derken, aslında maddi âlemin özünü idrak edebilmekten bahseder. Bu maddi özün, boyutsal katmanları, Gerçek varlığa yakınlaşmış idraklerin, deyim yerindeyse maddi âlemden, bu âlemin oluşturucusu olan ve bu âlemleri kendinden ayrı olarak yaratmadığından, bu âlemlerin özünde de olan, ancak hiçbir sınırlamaya sokulamama nedeniyle bu âlemlerden ayrı da olan mutlak Zat’a yaptıkları zoomlamaların seviyelerinden, mertebelerinden başka bir şey değildir. Zira boyut, ya da maddenin özsel katmanları, maddi âlemi o boyuttan algılayabilen (ister ek araçlarla ister zihinsel yetilerle) bilincin işidir. İşte şu anki algılarımızla yakın olan dünya, yani maddi âlem, uzak olan ise maddi âlemin her çeşit özsel katmanlarıdır. Ki tüm ahiret hayatı,  melekler âlemi v.b. idrak düzeyleri, her an ve mekânda işler halde olan, bu özsel katmanların boyutsal derecelerinden başka bir şey değildir. Elmalılı M. Hamdi Yazır’ın “İnsan, altı cehenneme, üstü cennete varan tehlike ve sıkıntılarla dolu bir yolun yolcusudur.” sözünü, çoğu tefsircilerin cehennemin yedi kapısını, cehennemin yedi tabakası olarak tefsir etmelerini, bu tabakaların üst üste bulunduklarına ve her grubun, günahına göre, cehennemin bir bölümüne gireceğine olan inançlarını, bu boyutsal tabakalarla yorumlamak mümkündür. www.korhankoral.com