21.07.19/17:18

tek'in iktidarı mı çok'un iktidarı mı ?

Başlatan deniz, 27.06.05/09:33

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

deniz

1. merkez/tek iktidar
2. local/çok iktidarlar

seçeneklerinden hangisi özgürlüklere daha çok yaklaştırır ?

...

tek iktidar yerine demokrasilerde olduğu/sanıldığı gibi bölünmüş iktidarlar bana göre güce iktidar kurma şansı tanıyor.


  • para, çoğunluk, vs., gibi imkanlar güce ve sonrasında iktidara dönüşür.
  • bunlar kontrol edilemez ve güçleri sürdüğü sürece de iktidarları ellerinden alınamaz.


ama tek olan iktidar;

  • imkanların yarattığı gücün iktidara dönüşmesine olanak sağlamaz.
  • kontrol ve baskı mekanizması lokal iktidarlara göre daha zayıftır.


ne dersiniz ?


darkmoon

bence insan bi tuhaf. özgürlükten anladığı güce sahip olmak, iktidarın bir ucundan tutmak.
iktidara başkaldırının altındada bu yatıyor, güce karşı duruşunda.
aksi durumlarda kendini özgür hissetmiyor zaten.
demokrasi denilen şey bu noktada insana istediğini veriyor.. özgür seçmenin harikalar diyarı...


RestInPeace


görüdüğüm kadarıyla siz "tek"in iktidarından yanasınız deniz.....

deniz

eskiden tersini düşünüyordum ama bu sıra bu fikre daha yakınım  :)

ateþ hýrsýzý

28.06.05/11:46 #4 Son düzenlenme: 28.06.05/16:29 ateþ hýrsýzý
Sevgili Deniz,

anladığım kadarıyla sorun şu; tek merkezli iktidarı mı yoksa çok merkezli iktidarı mı tercih edersiniz?
Tek merkezli iktidara örnek olarak otokrasi, monarşi, askeri diktatörlük, tek parti diktatörlüğü, proletarya diktatörülüğü ve islami rejim vb. rejimleri örnek olarak gösterebilriz. Çok merkezli iktidarlara ise demokrasiyi belki de biraz da oligarşiyi ve Anayasal (meşruti) monarşiyi örnek gösterebilriz.

Ama sonuçta soruyu ne biçimde yanıtlarsan yanıtla tam düalist bir münazara sorusu gibi olmuş. Yani sen diyorsun ki kırk katır mı iyidir, yoksa kırk satır mı?

İktidar kendisi kötü olduğundan iktidar üreten tum kurumların ortadan kaldırılması gerekir. Bu ise iktidarın tek elde yada belli odaklarda toplanmasından farklı bir şeydir. Bu toplumsal/politik  iktidarsızlaşma ve bireylerin özerkleşmesi (yani bireyin politik/toplumsal/yaşamsal anlamda erk sahibi olması) ve bu erkin sınırının diğer bireylerin erklerinin sınırlarının başladığı yerde bitmesi demektir.

sağlıcakla,



      :wacko:

deniz

ideal olan iktidarsızlık ancak bu süreç işi.

iktidarın ortadan kalkabilmesi için ortaya kalan boş alanın gücü iktidara çevirebilcek odaklara bırakmam lazım.

mesela polis olmaz ise mahallenin kabadayısı mahallenin efesi olur.

bu yüzden iktidarın ortakan kalkması yeni iktidarlara sebep vermemeli. o ortam oluşana kadar da sürecin ne şekilde işletilmesi gerekir onun üzerinde düşünmek lazım.


nicom

siyasette tek kelimesi bana herzaman totoliterliği çagristirıyor..ki buda dişe gelmez bir durum..koyun surusu gibi bir uctan obur uca cekilmek icin formalite suallere verilen yeri yerinden oynatmaktan uzak kollektif cevaplar boş tenekeye atılmıs keskin koseli jetonların seslerine eşdeğer..

ancak bi diger gercekte su amipler gibi bolunmekte ne işe yarıyor..tekligin asıl gucu tum iradi mevkileri toplayıp zaman ve belkide maddi acıdan (toplum yararına) avantaj saglamak..ancak asli kaynak zedelendiginde tek olmak fikri dusunduruyor..
yakın tarihe kadar sagdan soldan paramparca olmus bir ulkenin evlatları olarak kaostan baska ne yasadık ne gorduk..
en ufak sorunda bile 60 ayrı fikir sorunu dahada buyuk hale getiriyor..
kanımca ne tek nede cok..
ufak ayrımlar gerekli oda demekrosayi yememek icin..

ateþ hýrsýzý

Yine de senin sorunu yanıtlayacak olursak. Yaptığımız her bakımdan kokuşmuş her şeyini kar/tüketim/otorite üçgeni üzerine kurmuş sınırları devletçe çizilmiş ulusal ölçekli bir toplumsal ekonomik yapıya think-thank hizmeti vermekten farkı olmaz. Eğer somut gündelik hayat üzerine konuşuyorsak söyleyeceklerimizin neyin yönetilmesi üzerine söylendiği önemlidir. Strateji tartışması yapacaksak ne kadar karşı olursak olalım karşı çıktığımız devlet iktidarının daha rasyonel yönetimi üzerine bir şeyler söylüyor durumuna düşeriz. Mahallede polisin yerine ne konabileceği üzerine sayısız alternatif öneriler getirebilrim, ama bu ulusal ölçekte olursa birey olarak beni aşar ve bir iktidar odağı alternatifi olma üzerinden konuşmuş olurum. Kendi yerelimde iktidarın nasıl nötralize edilip o yerel sakinlerinin ne tür araçlarla kendi yaşamları hakkında söz sahibi olabilceklerine dair yine sayısız öneri ve proje üretebilirim. Ancak ulusal yada küresel düzeyde strateji tartışmalarına başladığım anda söylemimin kapsadığı tüm alanlarda yaşayan tüm bireyler adına konuşmuş olur onların kaderlerini belirleme iddiasına ve iktidar misyonuna bürünmüş olurum ki çıkmaz sokak da burada başlar.

bilmem ne demek istediğimi anlatabildim mi?



   

deniz

tek iktidardan kastımı anlatamadım.

bu diktatörlük veya güçlü devlet değil.

benim söylediğim şey güç odakları ve akabinde lokal iktidarların üremesini engelleyecek bir merkezi güç.

düşünün mesela demokrasi olmasaydı bürokrasi, medya, politikacılar vs. iktidar olur muydu ?
yada daha güçlü hukuk ve polisiye güç olsaydı kaldırım eşkiyaları, mafya, magandalar bu kadar rahat hareket edebilir miydi ?

toplumun belli bir seviyeye gelmesi gerekmez mi merkezi otoriteyi ortadan kaldırmak için ?

(not: bunlar teorik tartışmalardır. siaysal kimliğimi  ifade etmez)

ekip6

Alıntı yapılan: asya - 01.01.08/12:49

Birkaç kez okuduğum halde, deniz'in tek iktidarın çoğul iktidara oranla özgürlüklere daha çok hizmet ettiği iddiasının mantığını kavrayabilmiş değilim.

İktidarın, dolayısıyla gücün tek elde toplanması, (deniz'in ifadesinin tersine) diktatoryanın en karakteristik özelliği değil mi?

Amaç özgürlükler değil de güvenliğin ve asayişin sağlanmasıysa, merkezi/tek ve güçlü iktidarın yararından söz edilebilir belki ama özgürlükler ancak çok seslilikten doğar ve beslenir.

Bunu neye dayandırarak iddia ettiğini anlayabilmiş değilim. :(

Biri bana anlatsın, lütfen... :)