18.07.19/06:45

Ortak Öykü Çalışması 2

Başlatan Nihilast, 04.07.05/00:27

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nihilast

En son hatırladığımda elindeki kaplan benzeri peluşla balkonda dans eden erguvani renkte saçları olan bir kadın, yüz hatlarını sertleştirerek üzerime yürümüştü, balkondan aşağı düşmesini beklerken yanılmıştım, ama şu an dağın bir yamacındayım; etraf o kadar puslu ki, nerede olduğumu çıkartamıyorum. Ellerim bağlı bir halde düşüncesizce yürüyorum. Nasıl bir fikir yürüteceğimi bilmediğim halde mantıksız bir iki fikre dayanıp yürümeyi ve kendimi bu pustan çıkarmaya çalışıyorum.

....

Hızlıca donduğumu, eğer bir şekilde hareket etmezsem donarak öleceğimi anlamıştım. Ama bir şekilde hırslanmaya ve yürümeye, sonra koşmaya başladım. Soru sormayacaktım. Soruların içine yuvarlanıp dağılırsam.. Önce hayatta kalmayı becermeliydim.

Dağın yüksekçe bir yerinde olduğumu anlayınca tüm umutlarımı kaybetmeye başladım. Donarak ölmek için mi yaşamıştım? Ama soruların içinde dağılıp ölmekte karaydı, bir yolunu bulmalı ve çıkarmalıydım kendimi buradan.

Ah, hayır soru sormayacaktım! Ama, donuyordum! Ellerimi kullanamıyordum, nasıl bağlanmıştı? Donmuş ve hareketsizdi. Bu bir çıkmaz! Çok karanlık, bastığım yer kayıyordu,ayaklarım hissiz! Kaç kez düştüğümü ve kanadığımı bilmiyorduum. Donmuş kanın içinde dibe batıyordum.

Soluklandığım mevkinin hemen yanıbaşında bir ses işittim. Kızıl bir alev topu gibiydi, üzerime yığıldığında. Pençelerinden sıyrılmak için direnecek gücüm yoktu, ellerim yoktu.


Boynumda derin bir yara açtı, kasıldım ve tükendim. Artık sonucu görüyordum. Kendimi ona sunmuştum. Ama durdu birden, kapanan gözlerimle, acımla seyrettim bunu. Üzerime yığıldı, sıcak göğsünün altında küçük bir yaşam kıvılcımı hissettim, sakinleştim ve hissetmeye başladım..

......

Sürükleniyorum. Bunu panterin dişli ağzında görüyorum, yenilgimi görüyorum, belki de bu hayatı bağışlayacak bana.

...

Durmadan sürüklendim, sürüklenmenin nedenini  kavrayamadım, ama usulca donarak sürükleniyordum. Sonunda ufak bir dehliz ve onu karşılayan bir tünel gördüm... İçinde ki erguvani rengi hatırladım sonra...

Nihilast

Dehliz altında duran ve kendisine doğru sürüklendiğim siluet hareketlendi. Yakınlaşınca dağılan cesaretimin izini kaybettim. Panterin ağzı beni çekiştirip dururken, oraya bu denli savunmasız giden biri için yeterince korkmuyordum. Sonra panter durdu, renkler birbirine karıştı. Soğuktan donmak üzereyken, nasıl olmuştu da şimdi, şu anda bu renk cümbüşüne tutunabilmekteydim. Kaskatı ve sorunlu bir hissedişle panterin soluğunu emdim, soğurmak ve yutmak zorundaydım. Hala diriydim, hala görebiliyordum. İşte tam yanıbaşımda renklerin karması görünüyordu. Ama neydi bu? yanıbaşımda dolanıp duruyor, beni çekiştirp duruyordu.

Önce başımda durdu renk cümbüşü, kollarını görebilidim, sonra yüzünü belli belirsiz. Çok soğuktu, kilitlenmiş ve bütünü ihtiyatla aktaramamıştım kendime. Sonra bir şekilde ellerimden tutarak beni duvarın bir köşesine yasladı. Sırtımı duvara dayadı, bana acı mı veriyor, yoksa hayatta kalmamı mı sağlıyordu? Başımın boynumu kırarak öne düşütüğünü anımsadım, ama o anda ben çoktan bu anı kapatmamış mıydım? Ben çoktan kapanmamış mıydım?

derya

Tekrar, dehlizde olduğumu anımsadım. Ama renklerde sarmıştı etrafımı. ve soğuk, soğuk iliklerime işledikçe sıcak renkleri kucaklamak istiyordum. Başımın üstündeydiler. uzanıp almaya çalıştım, ve ekmek istedim, tüm soğukların üstüne. Fakat ben uzanıp almaya çalıştıkça, soğuk vücudumu kaskatı yapıyor, ellerim uzanmakta güçlük çekiyordu. Tüm gücümü kullanıp uzanmağa çalıştığımda ise bir rüzgar daha ilerilere götürüyordu. sanki bir oyundu bu dehliz. Bana çıkış yolunu gösteren, ulaşacakmışım gibi ışıklarını bana gösteren, tamam kurtuldum derken, kafamı kaldırıp baktığımda beni yutmasına ramak kaldığını gösteren. neydi bu zorlu mücadele, niçin. neden bir karanlık, bir aydınlık, soğuk ,ve renkler ısıtacak, herşey düzelecek gibiydi. rüzgarın işi yokmuydu, tam uzanıp almak istediğim rengi benden ha bire uzağa atıyordu.neydi benden istedikleri; içine çekip götürdükleri mevzi, çıkarıp atmak istediklerinde ulaşacakmışım gibi başımın üstünde duran renkler.Beni deniyorlardı sanırım, dehlizin karanlığı, soğukluğu, renklerin aydılığı bu dengeyi ben kurmalıydım. ne karanlıklarda boğulmalı, ne renklerin büğüsüne kapılıp, ardından esecek bir fırtınaya yenik düşüp kanatlarımı kırdırmalıydım. Herşey doğanın ekseninde görünüyor olmasına rağmen, doğa sadece şahsi var değildi. herkese vardı. herkes için olan olanı, ben kendim için neden bir karamsar, bir kısır döngü yada sonsuz mutluluklar yaratmalıydım. neden yapmalıydım bunu.elbet vardı bir nedeni. Derken dehlize ve renklere kulak asmadan, iliklerime işleyen soğuya rağmen, yoluma devam ettim. Gördüm ki beni alıkoyan kendimdi.

humanist_

ve mutlu bir sekilde yasamıslar :D

harunserdar_nr

Gökten 3 elma düşmüş,biri sana biri bana biride deryanın kafasına :D

derya

atatürk'ümüde unutmam.

humanist_


derya

Atatürk ölmedi yüreğimde yaşıyor, uygarlık savaşında bayrağı o taşıyor.:)