23.05.19/07:09

laiklik, demokrasi ve sınırları

Başlatan RenaultFerrari, 04.07.05/18:57

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

laneh-tin


Önümüzde bilgi vardır ve bu bir gerçektir. Aklımıza gelen ikinci soru ise bu bilginin genel olarak varolmasının mümkün olduğu koşullar ile ilgilidir.

İslam'ı iyi öğrenin!
Korku dini olmadığına dair yüce bir iktisat üslubunun oluşmasına gerek yok. İnsanların onu yorumlayışı korkutucudur veya niyetleri... İslam fobisi mevcut değildir.

Niyetler yeni bir dini anlayış ortaya çıkarabilir.... İslamda zorbalık, istismar yoktur...

Kitlelerin tek isteği demokrasidir. Bu yüksek gerekçeli özgürlüğü dile getirir.

İnanç (dini inanç) kişinin içselidir. Toplumsal arenada inanç bir birliktelikten ziyade yorumlayış ayrıklıkları getirir. Toplumsal figür laiktir: zira her bir bireyin özgürce, kişisel intiha içerisinde kalmasının yagane temelidir.

Laik olmayan sistem sunuları özellikle inanç özgürlüğü getiremez. Bağlayıcı olur, sonra bu kisve altından buyruk yükselir.

"Gün gelir hesap döner."

Bu hesap insanın özyönetisini sarmıştır, kendisi bile laik değilse... Kendini yönetimini inanca bırakmıştır. Ve öç cephesinden insanlara yaklaşmaktadır.

Sancılarınızın artması gereksiz... inanç özgürlüğünüz layıkiyle mevcut... Ama bu ellerinden alınmış gibi  yaratılan bu rücu taassup seyre gözleriyle dalıyor...

Dini tek tek bireyleri toplamlayıp hesaba katarsak elbette toplumsal olur...
Ayrıca tümevarım kullanınca, tümdengelim çağrışır... Neyse ki elimizde laik demokratik bir sinai hesap var....

Diyor ki anlatıcı:"İnanç yapısı ile toplumlar yönetilemez, zira bu nedenle inanç özgürlüğünden ziyade, bireysel özgürlük yok olur!" Elinizde özgürlüğünüz yoksa, inanç özgürlüğünüz zaten yoktur.

Yorumlamalara bağnaz niyet karışınca inanç özgürlüğü tehlikeye girer...
İnanç ve yönetim ayrı tutulabilir. İnancı yönetime karıştırmanın anlamı nedir?

Hem inancınızı dillendirip, hem laik kalamaz mısınız? Yoksa fazla rahatlık ve özgürlük usturpa mı oldu?

Tevekkül kisvesi çarşıdan eve hesabını çağrıştırıyor... Çarşıda tevekkül evde yanardağ püskürtüsü!

.......

Soru: Hiçbirşeyin kanıtlanmayacağını nasıl kanıtlarsınız?

İşte bu soru'daki gibi insanların "doğru olana" yanlış çözümlemeler ışığında veya bir halde, içerideki şüpheyi saf dışı bırakarak ilerlediği görülüyor...

Gerçeklik hakkındaki bütün yargıları ortadan kaldıran ise zaten bunu gerçeklik bilgisini kullanarak yapıyor...

Her iki durum irtisası mevcut tarafların yargılarının reddedilmesinine olanak sağlıyor.

Meydana çıkarma süreci söyleti sürecine dönüşmüş, kelimeler arasında öyle kayboluyoruz ki, varlıkların kendileri arasında ilişki kuramıyoruz.

İnanç, bağlı bulunma durumudur. İman meselidir, akidedir. Bir esasa itikad etmektir. Bağlı bulunmayı yönetime inşa etmek bu esas doğrultusunda yapıyı çevirmek manasına gelir.

Bu durumda başka esaslara itikad edenlerin, aynı esasın farklı zihiplerine duranların bu bağlı bulunma erkanında çevrilmesi manası doğar. Bu da inanç özgürlüğünü bitirir.

Bence vicdan bu durumu sıhhiyetle kabul etmez ve imanı temiz insanın bu durum karşısında "kendi evveli inancını karışıma uygulama niyeti"nden vazcaydırır.

asya

Artık marjinal kişi ve gruplar hariç kimse 'laiklik olmasın' demiyor. Laikliğin gerekliliğinde ve öneminde çoğunluk mutabık, ama laikliğin sınırları nedir, neleri kapsar, neleri dışlar, netlik kazanmalı

Laiklik; Türkiye'de siyasal ve toplumsal sistemin temel bir ilkesi olarak anayasada yer almasından (1937) bu yana devletin dinden bağımsızlaşması dışında din ve dindarlıkla ilgili olarak neyi kapsadığı, neyi kapsamadığı konusu üzerinde görüş birliği sağlanamayan; hep tartışma, kamplaşma nedeni olan bir düzenleme olmuştur.
Bu yüzden hiçbir ülkede laiklik üzerine Türkiye'de olduğu kadar fikri mesai harcanmamış; yine hiçbir ülkede Türkiye'de olduğu kadar mürekkep tüketilmemiştir. Yaklaşık üç çeyrek yüzyıldır laiklik üzerine yüzlerce kitap, binlerce makale yazılmış; birçok inceleme, araştırma ve anket yapılmış; sayısız konferans ve seminer verilmiş; yine de bu ilkenin sınırlarını açıklığa kavuşturmak ve üzerinde bir uzlaşma sağlamak noktasında bir arpa boyu yol alınamamıştır. Bugün de entelektüel planda sürtüşmenin, kamplaşmanın fay hattını bu ilke oluşturmaktadır. Prof. Kemal Karpat'ın, "Türkiye, entelektüel enerjisinin yüzde 75'ini laiklik tartışmalarında harcıyor" tespiti, doğru ve üzerinde düşünülmesi gereken bir tespittir. Türk laikliğinin adresi olan Fransız laikliğinin katı ve militanca uygulamalarından arınarak ılımlı ve uzlaşmacı bir karakter kazanması ve toplumsal barışın temel bir öğesi olması bile bizimki kadar uzun sürmemiştir.
Laikliğin "Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, devletin toplumu dünyevi (seküler) ve rasyonel yasalarla yönetmesi, devletin toplumda var olan bütün din ve mezheplere eşit mesafede bulunması" şeklindeki tanımına ve anlaşılmasına Türkiye'de aklı başında hiçbir kimse ve kesimin itirazı yoktur.
Devletin bu anlamda laik oluşu genel kabul görmüş, üzerinde tam bir konsensüs sağlanmıştır. Kamuoyu yoklamaları bunun tanığı. Bu, Müslüman Türk laikliğinin önemli bir başarısıdır. Ama laikliğin kişilerin vicdan, din ve inanç özgürlüğünü sağlama, dini anlama, yorumlama ve buna uygun bir yaşam tarzı tercih etme boyutu söz konusu olunca sorun başlıyor ve gerginliklerin kapısı aralanıyor.

Enerji kaybı

Burada laik-anti laik kamplaşma devreye giriyor. Bu da Türkiye'ye zaman ve enerji kaybettiriyor. Hâlbuki laiklik, yüzyıllarca süren vicdan, din, inanç ve kanaat özgürlünü sağlama çabaları sonunda keşfedilmiş son derece akılcı, o ölçüde değerli ve tutarlı bir formüldür. Bu formül, iyi uygulandığı her ülkede dinler ve dindarlar arası saygı ve hoşgörünün zemini olurken bizde bunu başaramıyor.
Türkiye'de laik kesim, devletin yasama, yürütme ve yargı erklerinin laikliği ile, vatandaşlara din ve vicdan özgürlüğü sağlanması ile yetinmiyor. Laikliğin, bireylerin kılık kıyafetinden eğitim-öğretim, iş ve çalışma yaşamına kadar tüm hayatını denetlemesini ve düzenlemesini istiyor; ona hiçbir ülkede yüklenmeyen misyonu yüklüyor. Çağdaş hiçbir laiklik yorumunda, vatandaşın kamusal alanlara hangi kıyafetle girip giremeyeceğinin bir kriteri yoktur. Çağdaş laik hiçbir ülkede laiklik Türkiye'de olduğu kadar dindarların başı üzerinde Demokles'in kılıcı gibi bir tehdit aracı olarak gezdirilmez.
Laiklik, inanç özgürlüğü kadar inancın dışavurumu ve yaşanması olan dindarlığın da güvencesidir. Bu sistemde isteyen, kimseye din ve dindarlık empoze etmeden dilediği kadar dindar olabilir. Giyimini, kuşamını, yaşam tarzını düzenleyebilir. Ama Türk laikliği, böyle bir dindarlığın evin veya caminin dört duvarı arasına hapsedilmesini, kamusal alanda görünür kılınmamasını istiyor. Laik aydınlar, Türkiye'nin toplumsal barış ve uzlaşmasını imkânsız kılan katı, dayatmacı, alternatif bir din haline getirdikleri laiklik anlayışlarında en küçük bir esnemeye, özüne uygun bir rötuşa razı olmamışlardır.
Bu nedenle laikliğin yeniden tanımlanmasını, sorunsuz olarak uygulandığı ülkelerdeki gibi açıklığa kavuşturulmasını istemek gibi bir talep, Cumhuriyet'in temellerinin tartışılması diye sunuluyor. Artık Türkiye'de marjinal kişi ve gruplar hariç hiç kimse laiklik olmasın demiyor. Laikliğin gerekliliğinde ve öneminde büyük çoğunluk mutabık. Ama laikliğin sınırları nedir, neleri kapsar, neleri dışlar?.. Bunların netliğe kavuşturulması kaçınılmaz olmuştur. Bu yapılmazsa laiklik, kimilerinin dindarlara baskı aracı olarak kullanıp tadını çıkaracağı bir ilke halinde devam edecektir.

İsmail Özcan: Eğitimci

deniz

istismara açık br kavramın hiç bir zaman sınırları belirlenemez.

bu kural laiklik için olduğu gibi din için de geçerlidir.

yapacak bir şey yok yani. tartışmaya devam :P

flzf

aslında neden tartışılıyo biliyomusunuz devleti din işlerine alet edip koskoca imparatorluğu yedik başımıza yüz millet üşüştü vatanı kurtarma telaşından yapılan yanlışlar unutuldu galiba yani laiklik araya sıkışmış gibi oldu.batı devletleri gibi sadece kendi içimizde ayaklanıp bu konuda özgürleşmek için din ve devlet işlerini ayırıp dini bir sömürü aracı olmaktan çıkarmak için binlerce ton kan dökmedik ya ondan hala koyun kafalı karga kılıflı yobaz anti demokratik devletlere özenen insanlar var

Zamanýn_Ruhu

Alıntı yapılan: prfsr - 16.05.07/15:01
aslında neden tartışılıyo biliyomusunuz devleti din işlerine alet edip koskoca imparatorluğu yedik başımıza yüz millet üşüştü vatanı kurtarma telaşından yapılan yanlışlar unutuldu galiba yani laiklik araya sıkışmış gibi oldu.batı devletleri gibi sadece kendi içimizde ayaklanıp bu konuda özgürleşmek için din ve devlet işlerini ayırıp dini bir sömürü aracı olmaktan çıkarmak için binlerce ton kan dökmedik ya ondan hala koyun kafalı karga kılıflı yobaz anti demokratik devletlere özenen insanlar var



  HELAL PRSF YAA LAİKLİ ÇOK AÇIK KARDEŞİM BELEDİYEYE,KAYMAKAMLIKLARA,VALİLİKLERE,HATTA DEVLET HASTAHANELERİNE DİN GÖREVLİLERİ DIŞINDA YANİİİİ RESMİİİ CAMİ İMAMLARIIII DIŞINDA KİMSEEEE DİNİ SİMGELERLE GİREMEZZZZZZ.BUNU HALA NEYİ ANLAŞILMAMIŞDIR.BİZİ İRAN VEYA ARABİSTANA ÇEVİRMEYE ÇALIŞIRKEN LAİKLİĞİ YIKMAK İSTİYORLAR LAİKLİK AÇIK BUNU ANLAMAYAN GÖREMEYENDE YA KÖR YA DA OKUMA YAZMA BİLMİYOR YA DA ANLAYAMACAK KADAR SALAK !........

son tango

anayasa da laikliğin tarifi yok mu?

hala mı sınırları tartışılacak?

flzf

teşekkür ederim zamanın ruhu nasıl görsünlerki şu günlerde din pazarlama oldukca iyi kazandıran bi meslek ve binlerce aptal insanda gel ne olur beni sömür diye orda bekliyo nasıl görsünler salaklar.menemende kubilay şehit edilmiş atatürk hakkında din düşmanı denilip idam fermanı çıkartılmış anlarmı o gerizekalı embesil insancıklar.
tartışılcak bişiyi yok din ve devlet işleri birbirinden ayrı olacak devlet veya birtakım güç odakları dini kullanıp insanları sömürmeyecek o kadar başka türlü düşünenlerin canı cehenneme

Zamanýn_Ruhu

16.05.07/15:47 #17 Son düzenlenme: 16.05.07/15:58 Zamanýn_Ruhu
 LAİKLİK DÜŞMANLIĞI YAPANLAR ŞERİAT YANLISIDIR.KİMSEYİ LAİK DÜŞMANI VEYA ŞERİAT YANDAŞI DİYE YARGILAMAK İSTEMEM VE HADDİMEDE DEĞİL AMA LAİKLİĞİ TARTIŞMAYA AÇANLAR KÖTÜ AMACLARI OLAN KİŞİLERDE

   ALIN SİZE ŞERİAT

  BU ÇOCUK HIRSIZLIK YAPTI DİYE HIRSIZLIĞI YAPTI KOLLUNUN ÜZERİNDEN ARABA GEÇME CEZASI VERİLİYOR BUNA DA DİN DENİYOR












flzf

16.05.07/15:50 #18 Son düzenlenme: 16.05.07/15:54 prfsr
helal olsun hocam gerçi gene anlamazlarki çünkü ''tanrı gözlerini kör etmiş kalplerini karatmıştır onların''

(onların değimiyle :( )

Zamanýn_Ruhu

zaten istedikleri o kadın evde kara çarşafa girip asosyal şekilde onların hizmetçiliğini yapması 3 5 kişi toplanıp herkes adına karar alacak bizdeki adı ile töre olacak insanlar insafsızca öldürülecek buna töre dinilecek yani kimse bunlara hesap sormayacak bunlar istediğini aıp kesecekler istediğini el üzerinde tuttacaklar TAM ANLAMIYLA ORTA ÇAĞDA YAŞAMAK OLACAK