25.08.19/19:48

astral seyahat ve lucid dreaming

Başlatan some_one, 18.07.05/13:40

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

some_one

Teozofide ve okültizmde, kimilerinin "esiri beden", kimilerinin de "astral beden" adını verdikleri 'seyyal' maddelerden oluşan bedenin, fizik bedenden geçici olarak ayrılıp başka mekânlarda dolaşmasıdır.

Klasik spiritüalizmde bu seyyal bedene "duble" adı verilir. Astral seyahatte duble şuurludur; fakat fizik bedene dönüldükten sonra, yaşanılanlar çoğu zaman hatırlanmaz. Astral seyahat sırasında yaşanılanlar, bazen 'rüya' şeklinde hatırlanır. Fakat rüyaların hepsi astral seyahatlerden ibaret değildir.

Duble için, duvar gibi fiziki nesneler ve uzaklık, birer engel oluşturmaz. Bir anda çok uzağa gidebilir ve vibrasyon hızı yüksek maddeler düşük maddelerin içinden değişime uğramadan geçebildikleri için, kapı, duvar gibi her türlü fiziki nesnenin içinden geçebilirler.

Perispri'nin teozofideki gibi (astral-mantal-kozal) bedenlere ayrılamayacağını düşünen spiritüalistler bu tür fizik beden-dışı deneyimler için astral seyahat terimi yerine "şuur projeksiyonu" terimini kullanmayı tercih ederler.


lucid dreaming

sanal bir alemde bilinci yerinde olarak bulunma olgusu. gerçek hayattaki bilgilere erişilmesi olayı daha ilginç hale getirir. rüya alemindeki kişilerle çeşitli diyaloglar yaşanabilir ve beklenmedik cevaplar alınabilir


nicom

Alıntı yapılan: some_one - 18.07.05/13:40
Klasik spiritüalizmde bu seyyal bedene "duble" adı verilir. Astral seyahatte duble şuurludur; fakat fizik bedene dönüldükten sonra, yaşanılanlar çoğu zaman hatırlanmaz. Astral seyahat sırasında yaşanılanlar, bazen 'rüya' şeklinde hatırlanır. Fakat rüyaların hepsi astral seyahatlerden ibaret değildir.


bu dusuncelere gore bazen rüya diye tanımladıklarımız bu tur bir tecrube olabilir yani?
ama farkında degiliz..peki bunu nasıl kanıtlayabilirler..bedenin ruhtan ayırıp baska alemlere yolculuk yaptıgını..kimilerine gore beden ruhtan ayrıldıgında bu ölümden baska birsey ifade etmez..
belkide zihin oyunlaridir..ruhumuz degilde zihnimiz gidiyordur..gittigini sanıyordur ruhun..uctugunu,gecisler yaptıgını,gezdigini,konustugunu..rüyalardan ayıramamamızında nedeni bu olabilir.. :rolleyes:


some_one

ya spiritüalizmde (ruhçuluk) elde edilen bilgilere göre ruhla bedeni baglayan güş kordonlar warmıs...
bu bag sayesinde ruh bedenden kopmuyor ve astral seyahatine devam ediyormus.
bu şekilde bakarsak zaten zihinden bagımsız düşünemeyiz.. bu sadece bilimin adlandırması bence.. zihin veya ruh..
burda ayırt edici nokta astral seyahat bilinçli bir şekilde yapılmaktadır.. bilinçsiz ise zaten o hepimizin zaman zaman gördüğü rüyalardan ibaret...  :rolleyes:

nicom

bilincsizce seyahat ediyor olabiliriz yani ..farkındalıktan bihaber..ama bildigin zaman bazı tehlikeler ortaya cıkıyormus..geri donememe ,kaybolma gibi..tabi bunlarin bilimsel bir destegi oldugunuda dusunmuyorum..

nicom

bazen şunuda yaşamıyor degilim..rüyada oldugunum farkına varıyorum..ve diyorum ki ruyadasin istedigini yap..ne canın yanar nede kimseye hesap verirsin..işte o cidden hayal makinasina girmis gibi hissetiriyor..bence ruyaları kontrol etmek olabilir..ve bunu bilimsel olarak mantıklı acıklayabiliriz.

ki genelde derin noktalarda degilde uykuyla uyanıklık arasında gezinirken bunu basarmak daha kolay..

some_one

bunu kafasına cok dert etmiş ve sürekli yapmak için ugrasan ve araştıran bi arkadasımdan duydugum kadarıyla..
sinir bozukluklarına yol acabiliomus.. reflekslerdeki zayıflık yada reflekslerin fazla duyarlı olması..

arkadasım yerden havalanan bi siyah poşetten korktuguna göre bu bozukluklara maruz kaldı..
gecmiş olsun..

Nihilast

Evet, dingin bir bedenin bunu yapabileceğini anlamak uzun sürebiliyor. Düşüncelerin anlık kararlılıkları ve tam anlık konsant birleşim hali bağlantı noktalarını gevşetiyor ve ileri hücüm etmenin konsant güven ve cesaretin elinde olduğu biliniyor.

Kural içinde kendinizi ne kadar dışarlıklı -aklıma buz geldi  :smitten:- hissini toplamak için dingin ve yorucu tanımlama ve çalışmalarda bulunmak zorundasınız.

Kendinizi bu açık kapı iznine düğümleyebildiyseniz sonucu hayretler içinde görmek yerine dingin ruh halini zorundalılıkla kullanarak çeperinizi adımlayabilir ve kanatlanmış hissine yakalanabilirsininiz.

Benim tek yapabilidiğim ise çift ellerin cmlik aşınmasıydı. Bunun kırılma noktası beynin kendini sınamasına bağlı. Düşünürken şunu söyleyin kendinize: İstenirse herşey yapılabilir. Bazen beyin kendini kullandırır. Yani ölüme tanımladığı herhangi bir nesneyi kullnarak kendi işlevselliğini yitirip kendini yokedebilir, biçimsel duruş burda belirgin olmadığı gibi, biçimi bağlayan şey parmak şıklatması olabilir.

Yalnızlık, derin korku ve mutluluk! Bu da öylesine işte!

nicom

benim aklıma ise ; yalnızlık geldi..

öylesine işte..

Nihilast

Evet,  bende yalnızım ve yeterince derin düşünemediğim için duygularım derine inemiyor. Burada bir söz var: "Hepsi boş, hepsi bir, hepsi geçmiş!"

Pencereyi açıp, epey bir gerileyerek aniden sonra atlayıp cümle alem duyacak kadar gürültüyle... uçmak. Kanatlanmak ve büyük bir hızla dağların zirveerini aşmak. Bunu yapabilmek için ne kadar daha gerekiyor?

darkmoon

ilkokulda filandım sanırım.. sanyo marka eski bir teypten yükselen sesi duyduğumda inanamamıştım.. kendi sesimdi halbuki.. muziplik olsun diye artık kimsenin dinlemediği bir kasetin üstüne saçma sapan bir şeyler söyleyip kaydetmiştim.. ama hoparlörden yükselen bu cızırtılı ses.. o kadar şaşırmıştım ki evdekilere dinletip “bu ben miyim” diye sorduğumu hatırlıyorum.. demek ben konuşurken insanların kulağında bu ses yankılanıyordu.. kötü, çatlak, tiz, iğrenç yada ne bileyim özel olarak rahatsız edici bir ses değildi.. sadece çok yabancıydı.. ve daha önce hiç duymadığıma yemin edebilirdim..

insanın kendine dışardan bakabilmesi imkansız değildir ama farkına varışı gördüm demeye yetmez.. sonrası inkara varan bir unutuştur o..

....

kendi cesedinden mi korkuyorsun ey gezgin ruh..
o zaman ölmeden çıkma.. sakın.. çıkma :buck2: