25.06.19/02:08

Sivil Toplum Kuruluşları

Başlatan lila, 29.08.05/21:05

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

lila

en genel cümlemle başlıyorum:

pasifize eder.

not: bu başlığı özellikle her başlık altına çözümü stk'larda aradığını anlatan leonardo için açtım. ;)
yorumlarını, neyin çözümünü aradığını, stk'lara neden başvurduğunu ve desteklediğini merakla
bekliyorum.

deniz

sivil toplum kuuluşları denizin ortasındaki dubalar gibidir.

egemen iktidarların yarattığı pasifize coğrafyasında insanlara kendi geleceklerini belirlemek için fırsat yaratma potansiyeli olan adacıklardır.

Leonardo

ben yeterince faal olmadıklarını düşünüyorum. batıdakileri görmedim ama bizimkilerin oradakilerin çok kötü bi takliti olduğunu var sayıyorum.

lila

şöyle soriim o zaman:

yeterince faal, maximum faal olsalar ne olur?
ne işe yararlar?

toplumda bi şeyleri düzeltmeye, kamunun sesi olmaya mı yararlar?
bişeyleri değiştirmeyi, düzeltmeyi başarabilirler mi?

obscure

hepsi yasaldır.

yasaların öngördüğü kadardır alanları.

yani devletsel biçimin iyice halk içine sızmasına köprü bile denebilir.

sesini mi çıkartmak istiyorsun.

gel kardeşim onun alanını da biz verelim sana,ki sesin kontrollü çıksın vs.

denebilir.

mi? bu sanırım demek istediğin.

bir kaç bireyi kurtarır.

sistemi değiştirmez..belki baskısını arttırıp düzeltir...düzelttikçe güçlendirir.

bozuk olan daha bir kalıcılaşır.

bozuksa.

çözümünü içinde arar yani dışarıda değil.

Leonardo

togcular bi köyün evlerini boyamış+ kadınlara yönelik çalışma şeyleri kurmuş + aile içi şiddet konusunda velileri bilinçlendirmeye çalışmışlar, +sokak çocuklarına yardım ediyolar, huzur evi ziyaret ediyolar, yardım topluyolar, sponsor buluyolar, fakir çocuklara bedava ders veriyolar falan...

eleştirilecek gibi değil bayağı bi iş çıkartıyolar.

Lösev diye bi dernekte lösemili çocuklara ablalık, abilik yapıyosun, körlere kitap okuma dernekleri filan var...

da ben eğer hala adam akıllı bi projeye katılıp kamu yararına işler yapamamışsam bu demektir ki ülkedeki sivil toplum kuruluşları yetersiz. böyle bi sürü kuruluş var da, araştırmadım da değil, ve sonuç olarak da evde oturuyom.

çevre örgütleri yetersiz mesela, ben bi çevre örgütünün binasında sabahtan akşama kadar koşturuyo olmak isterdim, greenpeace tarzı, da akdeniz insanının tarzı farklı nerden baksan. ankaradaki tema temsilciliğinin tarihinde böyle bi koşturmaca, aceleyle, canla başla iş yapma durumu meydana geldiğine inanmıyorum.

Leonardo

varolan sivil toplum kuruluşlarının tamamının temelde sadece fikir olarak var olduğunu söyleyebilirim. Tema gibi büyük örgütlenmeler de dahil. sadece teorik olarak varlık gösteriyorlar. En güçlü olanlar herhalde üniversite bünyesinde gördüklerim bunlar da genelde boş ve anlamsız işlerle uğraşıyorlar.

Diyer taraftan siyasi partiler çok güçlü. gerçekten sağlam hatta alt yapı olarak insanı hayrate düşüren bir siyasi yapılanma var.

Halk duyarsız olsa Partiler bu denli güçlü olmazdı. Halk madem ki duyarlı o zaman türkiyede STKlar neden bu derecede sembolik?

deniz

çünkü büyük işler çok para geektiriyor maalesef.

ucuz bütçeli ses getirecek işler de çoğunlukla illegal.

legal bir kurum olarak ve küçük bütçelerle ne yapılablir ?

Leonardo

bunun aşamaları var. ilk aşama üye toplamak. ikinci aşama toplandığın üyelerle yürüyüş, sohbet, tartışma, film gösterimi gibi işlerle içerde tutmak, sonraki adım net amaçlar hedefler koyup bu doğrultuda imza toplamak, yürüyüş/ gösteri düzenlemek, kitap yayın çıkartmak falan...

bunları söylüyo da kaale bile alan yok.

diğer taraftan Partiyi şimdi arasam bi görev bi toplantı, bi iş bir eylem bişey vardır.

Ki dernekler öküz gibi bağış da alıyor.

Amerikada da bunun tam tersi. siyasi particilik diye bişey yok (zaten iki tane parti var) da bi örgüte derneğe mail adresini bile versen adamlar seni arıyo, şu gün şu var bugün bu var diye. Aktf yani adamlar. elini versen kolunu istiyolar falan...

Türkiyede üye olmadığım çevre örgütü kalmadı da hepsi yalandan var yani açık açık söyleyebilirim.

Siyaseti herkese tavsiye ederim. bence her genç bi yerlere katılmalı. ama STK diyince, Emekli işsiz falansanız, sokağa atcak vaktiniz varrsa bile TV seyretmek hobilerinle uğraşmak daha iyi derim.

Böyle götoş bi iş görmedim gerçekten. Acaba Avrupaya alsınlar diye tarladaki korkuluk gibi bunları mı dikmişler naapmışlar? böyle sikik iş ne duyulmuş ne görülmüş.

... bence yani, kişisel kanaatim.

denge

Arkadaşlar malum, dört yılda bir sandık başına gitmekle siyasi sorumluluklarımızı bertaraf etmiş olmuyoruz. Tabi bir çoğumuzda siyasi çirkefe bulaşmamak için lanet edip uzak durmayı yeğliyoruz.  Birey  tek başlarına duyuramadıkları cılız seslerini, örgütlenerek daha gür duyurabilirler diye düşünüyorum. Belki böylece kaybettiğimiz;  adaletten, haklıdan yana olma, zulmün karşısında olma, sosyal yardım yapma gibi belli hasletlerimizi yeniden kazanırız. Yani anlayacağınız "karanlığa küfredeceğimize kalkıp kendi mumumuzu kendimiz yakarız".

Siz ne dersiniz, bu konuda tecrübeniz olduysa, bizzat bu tarz birçalışmanın içinde aktif olarak bulunduysanız  paylaşabilir misiniz?

deniz

sivil toplum kuruluşları kesinlikle gerekli.

daha etkin olmaları için tüm imkanları seferber etmeli.

ayrıca benim fikrim herkes bir sivil toplum kuruluşunda etkin olarak çalışmalıdır.
...

ancak küçük bir sorunumuz var bu tip kuruluşlarda. hemen hepsi zamanla siyasallaşıyor. mesela birileri bir insan hakları örgütü kuruyor ve bu örgüt zamanla çizgisini soldan yana kaydırıyor ve akabinde alternatif müslüman vs. insan hakları örgütleri piayasaya çıkıyor.

bu durumda da halkın bu tür örgütlere güveni sasılıyor.

ZeRDuShT

bence sivil insiyatif oluşturulamaz....
ancak bir şekilde....
parasıyla oluşturulabilir....
parayı dayatırsın, ihtiyacı olana,
o da sen ne istersen, onu yapar,
ancak bu şekilde mümkün...

Leonardo

STKlar var ama işlemiyor. insanların karnı aç. sivil inisyatif oluşturmanın yolu insanların karnını doyurmak, iş ve eğitim güvencesi verip sembolik olmayan bir asgeri ücret belirleyip karınlarını doyurmak.

HadeS

bu bir bilinçtir, teşvikle oluşturulacak bir şey değildir.

torq

Sivil toplum kuruluşları demokratik toplumların en gelişmiş sivil organları olduğuna göre, bu konudaki ölçünün bulunabilmesi için,  ülkenin ne kadar zamandır demokrasi ile yönetildiği sorusunu sorarak işe başlamak gerek. Eğer ülkedeki bireysel bilinç düzeyi düşük, okuma yazma bilen, eğitimli insan sayısı  yeterli değilse, o zaman sivil toplum düşüncesinin yerleşmesini beklemek kolay olmayacaktır. Bilgisiz her insanı kandırmanın kolay olduğunu bilen, bu konuda deneyimli insanlar, kendi çıkarları için siyaseti, dini kullanmaya  devam edeceklerdir.

Ben bir partide ilçe başkanlığı yaptım ve 2004 seçimlerinde etkin bir kampanyada bulundum, Belediye Başkan adayının çalışmalarında yanında oldum. Ancak bu  kampanyada gördüklerim, toplumun oy kullanma ve seçim konusunda bulunduğu noktayı daha iyi anlamamı sağladı.
Ancak benim amacım siyasette demokratikleşme, şeffaflaşma konusunda gelişme sağlamak olduğundan partidekilerin beni anlamalarını beklemiyordum. Sadece bu konunun ne kadar önemli olduğunu, başkalarına yapılan anti demokratik uygulamanın bir gün kendilerini de vuracağını söylüyordum. Aradan geçen 2 yıllık süreçte bir kısım insan uygulamaların demokratik olmasından etkilenerek yaklaşmaya başladılar. Örneğin ben ilçe başkanlığından kendi isteğimle ayrılıp aynı ilçede sekreterlik görevini üstlendim. Eski il yöneticisi arkadaşım da ilçe başkanı oldu birlikte çalışıyoruz. Başka partilerde genelde ölüm ya da görevden zorla alınma ile başkanlık görevi sona eriyor. Bu örnek davranışımız nedeniyle bir çok kişinin partiye geldiğini söyleyebilirim.

Ruler of the Ruins

Aç insan hürriyet için degil, yemek için savaşır..

denge


Arkadaşlar, bugün haberlerde dinledim; STK okulları açılıyormuş. Eğitim kadrosu akademisyenlerden ve bu konuda emek veren uzmanlardan oluyormuş... iki ay sürecek olan eğitimler yıl içinde iki kez tekrarlanacakmış....Duyurulur!

Leonardo

bana mı anlatıyosun denge yaw. gittim diyorum. biliyorum ne döndüğünü.

herşeyi eğitime bağlamanız ne kadar saçma. eğitim önemlidir. arapların karnı tok ama kafaları boş misalen. ama aç insan hiçbişey için savaşamaz.

STKlar bugün üniversite eğitimi almış orta üstsınıfın elinde. ama normalde bu böyle değildir. normalde STKlar halka aittir.

amele maaşının 5 dolar olduğu amerikada bu yüzden tıkır tıkır işliyorlar. Türkiyede çorba içemeyen adamlar var. ne kadar eğitirsen eğit. STKlara katılmazlar.

ayrıca eğitimin de ön şartı karın tokluğu ve sağlık. aç insan kitap da okuyamaz klasik müzik konserine de gidemez.

halk bugün yiyeceği ekmeğini düşünür. bence ekonomik istikrar bütün bunların ön koşuludur eğitim sonra gelir.

nicom

insanlar demokrasinin belirli donemlerde onlara verilen secme hakları oldugunu dusunmemeli sadece.gercek demokrasi katılımcı demokrasidir ve bunun gereklilikleri sadece gidip oy kullanmaktan ibaret olamaz..
stk lar toplumla devlet arasında işleyici mekanızmalardır..aradaki istemleri en iyi sekilde iletebilir konumunu koruyabildikce bircok yapılabilmez olanı uygun bir bicimde gerceklestiribilirle..
stk lar demokratik toplumların ic sesidir..onları susturmak bir devletin onsezilerini ve herhangi bir durumda gelebilecek tum refleks ve yansımları sıfıra indirebilir ki bunu cok tehlikeli buluyorum..
ancak bir diger gercekte stk ların gerektigi gibi işlemeyisi..
inanıyorum bir cogu kurulduklarında saf niyetlerle sadece hedefledikleri amaca hizmet etmek icin adım atsalarda bir sure sonra isin rengi degisiyor.Bunu kendi gozlerimlede gordum..
Bende bir stk ya uye idim.ancak bir sure sonra grup icinde hiyerarsi soz konusu olmaya basladı.Gonullu katılan insanlara kendinizi tatmin icin emir verdiginiz anda o stk'nın tum cıkarları ego havuzunda bogulur ve isi biter..Bir sure sonra bir cok stknin farkli hiyerarsilere ve siyasi kaymalara yenik dustugunu gormek zor degil..
ancak stk lar gerekli ve gerektigi gibi hareket etmeli.ancak ozaman işlevsel ozelliklerinin getirilerini alabilirler..

Leonardo

hierarşi falan yoktu. hiçbişey yoktu. ben 7-8 tane yere kağıt üzerinde üyeyim. şu gün şunu yapcaz gelirmisin? diye aramadılar. biri hariç. düzenli slayt gösterimleri tartışmalar konuşmalar yapıyor onlar da. (TEMEV). TEMA bizlerden bağış bekliyor. doğa yürüyüşleri filan düzenliyor. telefonum emailim herşeyim var adamlarda. aramadılar. TOG diye bişey var. saçma sapan komik komik işlerle zaman harcıyorlar.

hierarşi falan da yok. varsa da bana denk gelmedi en azından.
annemden de biliyorum 90lı yıllarda öyle dernek gibi yerlere giderdi. cakcak konuşmaktan başka bir iş yapmıyolar falan derdi.

dernek dedikleri para bağışı genelde. 2-3 kişilik bi grup bu işlerle ilgileniyor. üyelerden para alıp gerekli yerlere iletiyorlar. iş yapmak olarak bu kadar. çok gerizekalı bişey. vaktiniz varsa çalışın paranız varsa çeşme yaptırın bence.
sözde toplum ilerledikçe zamanla gelişecekler. belki öyle de olur. ama 20 yıl sonra 100 yıl sonra ben varmıyım yokmuyum bilmiyorum. bugün, şimdi işe yarar bişey yapıyolar mı? yapmıyolar. Türkiye ağaçları askerler dikiyor. Tema da dikiyodur. onlarda üyelerden para alıp ilkokul çocuklarına falan diktiriyor. gittim böyle köy-kent mi dandik siktiri boktan şeylerden bahsedip duruyolar. hepsi entelektüel falan böyle. ne yapalım ne yapalım? sonunda "kendimizi eğitmeye" geldi olay. 5-6 ki,şi var böyle kendiş kendimize konuşma falan yapcaktık (bu başka bi dernekti).

Togcular da bi köye gidip köyün duvarlarını boyayıp köy çocuklarıyla oyun oynuyor. böyle sikik sikik işler. (kelime için kusura bakmayın ama bunu en iyi bu tanımlar).

Gerçek anlamda İş yapılan, bişeyler üretilen ve topluma yarar sağlayan, üretici, yapıcı, katılımcı olan dernek belki vardır belki yoktur.

Kimseyi de teşvik etmiyorum. boş vaktiniz varsa gelin bana çalışın.

torq

  HİLMİ YAVUZ

'Sivil Toplum Örgütü' mü, 'Devletin İdeolojik Aygıtı' mı?

Geçtiğimiz cumartesi günü Ankara'da yapılan büyük miting, bildiğiniz gibi, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin öncülüğünde gerçekleştirildi. Mitinge, elbette başta Atatürkçü Düşünce Derneği olmak üzere, birçok 'sivil toplum' örgütünün katıldığı söylendi, yazıldı. Ama asıl sorulması gereken soru sorulmadı: Atatürkçü Düşünce Derneği, bir 'sivil toplum örgütü' mü gerçekten?

Hemen ve öncelikle şunu da belirtmeliyim: Derneğin, bir 'sivil' toplum örgütü olup olmadığını, genel başkanının bir emekli orgeneral olması dolayısıyla sorguluyor değilim. Amacım, meseleyi, kişi düzeyinde değil, kavram düzeyinde sorgulamak olacak. Türkiye'de öteden beri bir türlü giderilemeyen bir maluliyet, kavramların açık ve seçik bir biçimde tanımlanamamış olmasıdır;- 'kamusal alan' kavramı böyledir, 'sivil toplum' kavramı da öyle! Yanlış anlaşılmak istemem: Dernek, yararlı birtakım faaliyetlerde de bulunuyor olabilir ve benim kişisel olarak, derneğe, bu açıdan herhangi bir itirazım olamaz elbet. İtiraz ettiğim husus, söz konusu derneğin 'sivil toplum' örgütü olarak takdim edilmesinedir. Hemen belirteyim: Atatürkçü Düşünce Derneği, bir sivil toplum örgütü değil, Devletin İdeolojik Aygıtı'dır. Ve arada, sosyoloji ve siyaset bilimi açısından dağlar kadar fark vardır.

Geçtiğimiz salı akşamı NTV'de Can Dündar'ın 'Neden' programına konuk olan sevgili dostum Kürşat Bumin, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin 'sivil toplum' örgütü değil, Devletin İdeolojik Aygıtı olduğunu söyledi. Haklıydı elbet, ama kendisine küçük bir hatırlatmam olacak: ADD ve benzeri örgütlerin 'sivil toplum' örgütleri değil, Devletin İdeolojik Aygıtları olduğunu, ilk kez, ben dile getirdim. Hem de bundan neredeyse on yıl önce! Dileyen, benim 'İslam ve Sivil Toplum Üzerine Yazılar' adlı kitabımdaki (Boyut Yayıncılık, 1999), 'Sivil Toplum mu, Devletin İdeolojik Aygıtı mı?' başlıklı iki yazıma bakabilir. Dahası, Lütfi Sunar'ın yayına hazırladığı 'Sivil Toplumu Konuşmak'ta (Kaknüs Yayınları, 2005, s. 124-125), Atatürkçü Düşünce Derneği'nin bir 'sivil toplum' örgütü olmadığını Devletin İdeolojik Aygıtı olduğunu açık seçik dile getirdim. Kısaca, bu yazılarda öne sürdüğüm görüşleri özetleyeyim:

Önce 'sivil toplum'dan neyin anlaşılması gerektiğini ortaya koyalım: 'Sivil toplum'a ilişkin olarak yapılan tanımların tümünde, 'sivil toplum', 'devletten özerk' bir alan olarak tanımlanıyor. Björn Beckman'ın, 'Demokratikleşmeyi Açıklamak: Sivil Toplum Üzerine Notlar' adlı makalesinde verdiği tanımlara bakalım: 'Sivil toplum, devletle aile arasında, devletten ayrı ve devletle ilişkide özerkliğe sahip birlik alanıdır' (Gordon White); 'sivil toplum, gönüllü, kendi kendini yaratan, devletten özerk, örgütlü toplumsal yaşam alanıdır' (L.Diamond). C.Taylor'a göre ise sivil toplum, 'minimal anlamda devletin vesayeti altında olmayan, özgür birliklerin bulunduğu yerde; güçlü anlamda ise sadece bir bütün olarak toplumun devlet vesayetinde olmayan bu tür kendini yapılandırabildiği ve eylemlerini koordine edebildikleri yerde' var olur. Beckman'ın deyişiyle, devletten özerk olmak, sivil toplumun tanımına dahilse (-ki, görüldüğü gibi, dahildir! H.Y.), bundan 'sivilliğin derecesinin özerkliğin derecesine bağlı olduğu sonucu[nun] çıka[cağını]' bildiriyor.

Öyleyse şu: Atatürkçü Düşünce Derneği, devletin resmi ideolojisini taşıyan ve o ideolojiyi dolaşıma sokan bir örgüttür; dolayısıyla da, 'özerk' olmak şöyle dursun, Devletin resmi ideolojisinin vesayeti altındadır. Kısacası, şu: 'özerk' olunmadan 'sivil' olunmuyor!

Louis Althusser, İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları'nda, Devletin Baskıcı Aygıtları'nın, tümüyle kamu alanında yer almasına karşılık, Devletin İdeolojik Aygıtları'nın en büyük kesiminin 'özel alanda' yer aldığını belirtir ve şöyle der: 'Devletin ideolojik aygıtlarının özel ya da kamusal olması pek önemli değildir. Önemli olan, işleyişleridir. Özel kurumlar da, aynen devletin ideolojik aygıtları gibi işleyebilirler.' Kürşat Bumin dostumuz, benim yazılara referans vermedi; olabilir, oluyor da! Hasan Bülent Kahraman da, Doğu Batı Dergisi'nde Kemalizm'in bir Oryantalizm olduğunu yazdığında, benim, çok önce dile getirdiğim 'Türk modernleşmesinin bir Oryantalistleşme' olduğu konusundaki görüşüme atıfta bulunmuş muydu? Elbette hayır! Fikirlerimiz, miri mal;- dileyen keyfince, tepe tepe kullansın!..
22 Nisan 2007, Pazar
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do;jsessionid=EB8EFA1052E3404354DA13CDFD0DB9FC.node3?yazino=530550

Clockwork Avian

"Öyleyse şu: Atatürkçü Düşünce Derneği, devletin resmi ideolojisini taşıyan ve o ideolojiyi dolaşıma sokan bir örgüttür; dolayısıyla da, 'özerk' olmak şöyle dursun, Devletin resmi ideolojisinin vesayeti altındadır. Kısacası, şu: 'özerk' olunmadan 'sivil' olunmuyor!"

Rahat durmutyosun asla da durmazsın. Öğrendim ben.

Bana resmi ideolojisi olmayan bir tane modern ülke göstr sana araba hediye edicem. Hadi.

Sözüm söz, aramaya başla.
Bu arada bunu bedava yapınca kazıklanıyosunuz, AB fon veriyo, söyliim :)

torq

Derin sivil toplum arayışı-G.E.Tosun  17-04-2007 Yeni Safak 
.....
TSK'DAN STK'YA

Türkiye'de devlet iktidarının sınırlarına ve meşruluğuna ilişkin tartışmada emekli askerlerin kullanmak/girmek istediği yeni mevzinin sivil toplum alanı olduğu açıktır ve özünde siyasal iktidarın sivil ve askeri kanatları arasındaki mevzi savaşında oldukça önemli bir meşruluk aracı haline gelmiştir sivil toplum. Bir meşruluk aracı olarak kullanılacak, desteklenecek, manipüle edilecek derin sivil toplum tahriklere açık, her an patlamaya hazır bir bomba olarak özellikle emekli askerlerin elinde önemli bir silaha dönüşmektedir. Derin sivil toplumun oluşumunun ardında mevcut AK Parti hükümeti karşısında ana muhalefetin yetersiz kalması gibi siyasal dinamiklerin bulunduğunu da belirtmek gerekir. STK'larla işbirliğinin geliştirilmesine yönelik emekli askerlerin öncülüğündeki uygulamaların Cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle sınırlı kalmayacağı açıktır. Demokratikleşme süreci açısından asıl tehlike de burada yatıyor. Askeri alan ile sivil alan arasındaki ilişkiler hiçbir zaman eşitler arası bir ilişki olmaz. Sivilleri küçümseyen ve karmaşık bir hal almış olan sivil toplum alanını yukarıdan tanzim etmeyi, hizaya sokmayı amaçlayan bu girişimlerle, zaten devlet iktidarı karşısında zayıf olan mevcut sivil toplum yapılanmasının devletin emekli askeri kanadının hegemonyası altında hepten zayıflayacağı, daha da önemlisi sivil ve demokratik niteliklerini tamamen kaybedeceğini tahmin etmek zor değildir. Demokratik pekişmeyi destekleyecek sivil toplumun taşıması gereken belli başlı özellikler vardır. Bunlar; demokratik geleneklere sahip bir toplumun varlığı, sivil toplumun örgütlenme ve kurumsallaşma düzeyi, katılımcılarının düşüncelerini, eylemlerini, değerlerini demokratik yönde biçimlendirmesi ve kendi içinde çoğulculuğa izin vermesi ve ötekinin varlığına saygı gösterme derecesidir. Askeri bir tektipleştirme düzeni içinde bu demokratik unsurların yeri olmayacaktır.

Demokratik bir sivil toplumdan devlet iktidarını kontrol, katılım düzeyini yükseltme, demokratik tutumların geliştirilmesi, çıkarların-taleplerin şekillendirilmesi ve eklemlenmesi, kutuplaşmaların yumuşatılması, yeni siyasal liderlerin yetiştirilmesi gibi işlevleri yerine getirmesi beklenir. Sivil iktidar ile askeri iktidar arasındaki sınır mücadelesinden/gerilimden doğan derin sivil toplum pratiklerinin yaygınlaşması sivil toplum alanının bu iki eksen arasında bölünmesine, giderek kutuplaşmasına, sivil alanın askeri alanın kontrolü altına girmesine, uygun adım yürüyen, demokrasinin ve çoğulculuğun değil, statükonun ve her alanda tekliğin savunucusu haline gelmesine yol açacaktır. Toplum mühendisliğinin yeni(den) keşfedilmiş araçlarından biri olarak sivil toplumun emekli askerlerin ellerinde hangi işlevleri yerine getireceğini önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz. Deneme yanılma yoluyla, ağır aksak giden demokratikleşme sürecimizde sivil toplumu demokratik-çoğulcu unsurlardan tamamen temizledikten ya da sivil toplum alanını askeri ve sivil iktidar çatışmasının bir mevzii haline getirdikten sonra, Türk demokrasisinin pekişmesi adına hizmet etmeyeceği açıktır. Umudumuz odur ki, gidişatın vahameti bir an önce anlaşılır ve sivil toplum yeniden sivillere terkedilerek ağır aksak da olsa yolunda ilerlemeye devam eder.

* Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=38666&ArsivSayfaNo=1

Clockwork Avian

29.04.07/22:01 #23 Son düzenlenme: 29.04.07/22:08 Clockwork Avian
öff yaa hep yeni şafak zaman radikal
be insan, senin başka bildiği bir gazete yok mu?

yeter yaa, 2 günde gına geldi

demokratikleşme = şeriata özürlük

Git anam irana, süper ora 4 karı falan oh
valla bak rahat edersin.. ama burda kurmazsın. Her ilde karşına milyonlar çıkar. ,

Bu ne yaa adam her yere şeriat aşkını yazıyo bu da demokratik kabul ediliyo. Hitler gelse ona bile tapacaksınız nerdeyse. Ama yok şeriatçıya karşı çıkana Hitler diyorsunuz, şeriat yanlısını seviyorsunuz. Tayyip bu kadar yakışıklı mı ya?

torq

Sivil toplum' için andıç iddiası 06-04-2007 Milliyet 



Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu öne sürülen günlüğe dayanarak AKP'ye karşı "Sarıkız" adı verilen bir askeri müdahale planı oluşturulduğunu öne süren Nokta dergisi, aynı dönemde TSK'nın "dost" sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) işbirliği arayışına girdiğine ilişkin bir haber yayımladı.
Nokta dergisi, dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral Aslan Güner tarafından Genelkurmay Harekât Başkanlığı'na gönderilmek üzere Eylül 2004'te hazırlanan bir belgeye yer verdi. Tek sayfalık belgede, TSK'nın halkla bütünleşmesinin geliştirilmesi konusunda Toplumsal Gelişime Destek Faaliyetleri (TGDF) adlı çalışmanın başlatıldığı, bu kapsamda, işbirliği yapılacak sivil toplum kuruluşlarına ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor. Belgede yöneticilerin değişme ihtimaline karşı STK'larla, TSK ile doğrudan bağlantısı olmayan kişiler aracılığıyla bağlantı kurulması gerektiği kaydediliyor.
Müşterek hareket edilebilecek STK'ların sıralandığı belgede, STK'lar "olumsuz kaydına rastlanmayanlar" ve "durumu aydınlatılamayanlar" şeklinde ikiye ayrılıyor.

http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&ArsivAnaID=38486

deniz

türkiye de stk ların tk başlarına hiç bir gücü ve etkinliği yok. çünkü türkiye de demokrasi yok.
stk ancak halkı dikate alan iktidarlarda etkin olabilir.

biz de stk lar kendilerini meşru olarak ifade edemeyen güçlerin desteği ile etkin oluyorlar.
yani birilerinin maşası görevi görüyorlar.

artık kimlerin hangi stk ları maşa olarak kullandıklarını bulmak da size kalmış :)

Clockwork Avian

Alıntı yapılan: torq - 29.04.07/22:04
Sivil toplum' için andıç iddiası 06-04-2007 Milliyet 



Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu öne sürülen günlüğe dayanarak AKP'ye karşı "Sarıkız" adı verilen bir askeri müdahale planı oluşturulduğunu öne süren Nokta dergisi, aynı dönemde TSK'nın "dost" sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) işbirliği arayışına girdiğine ilişkin bir haber yayımladı.
Nokta dergisi, dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral Aslan Güner tarafından Genelkurmay Harekât Başkanlığı'na gönderilmek üzere Eylül 2004'te hazırlanan bir belgeye yer verdi. Tek sayfalık belgede, TSK'nın halkla bütünleşmesinin geliştirilmesi konusunda Toplumsal Gelişime Destek Faaliyetleri (TGDF) adlı çalışmanın başlatıldığı, bu kapsamda, işbirliği yapılacak sivil toplum kuruluşlarına ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor. Belgede yöneticilerin değişme ihtimaline karşı STK'larla, TSK ile doğrudan bağlantısı olmayan kişiler aracılığıyla bağlantı kurulması gerektiği kaydediliyor.
Müşterek hareket edilebilecek STK'ların sıralandığı belgede, STK'lar "olumsuz kaydına rastlanmayanlar" ve "durumu aydınlatılamayanlar" şeklinde ikiye ayrılıyor.

http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&ArsivAnaID=38486

Eğer siz demokrasiyi tarışmaya açmasaydınız, şeriatı getirelim demeseydiniz kimse orduya napalım şimdi demezdi. Şeriat gelsin mesajlarına ve yeşil bayraklara sesini çıkarmıyorsan aynen öyle susacaksın buna da!
Bu arada castro ve che kahraman bizim ordu öcü, ne bu ya?

Clockwork Avian

Tayyip yakışıklı... Bu mesajdan alıncak ders budur. Haydi erkekler badem bıyığa. bir de mal gibi yürüyeceksiniz heheh. 4 karı yolda olm.
(4 karıya karşı çıkan en adi faşisttir direk söyliim)
Millet isterse 15 karı da olur.

everlasting..

Yani bu mesaja böyle cevap vermek... :)...