16.07.19/10:10

Sivil Toplum Kuruluşları

Başlatan lila, 29.08.05/21:05

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

torq

  HİLMİ YAVUZ

'Sivil Toplum Örgütü' mü, 'Devletin İdeolojik Aygıtı' mı?

Geçtiğimiz cumartesi günü Ankara'da yapılan büyük miting, bildiğiniz gibi, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin öncülüğünde gerçekleştirildi. Mitinge, elbette başta Atatürkçü Düşünce Derneği olmak üzere, birçok 'sivil toplum' örgütünün katıldığı söylendi, yazıldı. Ama asıl sorulması gereken soru sorulmadı: Atatürkçü Düşünce Derneği, bir 'sivil toplum örgütü' mü gerçekten?

Hemen ve öncelikle şunu da belirtmeliyim: Derneğin, bir 'sivil' toplum örgütü olup olmadığını, genel başkanının bir emekli orgeneral olması dolayısıyla sorguluyor değilim. Amacım, meseleyi, kişi düzeyinde değil, kavram düzeyinde sorgulamak olacak. Türkiye'de öteden beri bir türlü giderilemeyen bir maluliyet, kavramların açık ve seçik bir biçimde tanımlanamamış olmasıdır;- 'kamusal alan' kavramı böyledir, 'sivil toplum' kavramı da öyle! Yanlış anlaşılmak istemem: Dernek, yararlı birtakım faaliyetlerde de bulunuyor olabilir ve benim kişisel olarak, derneğe, bu açıdan herhangi bir itirazım olamaz elbet. İtiraz ettiğim husus, söz konusu derneğin 'sivil toplum' örgütü olarak takdim edilmesinedir. Hemen belirteyim: Atatürkçü Düşünce Derneği, bir sivil toplum örgütü değil, Devletin İdeolojik Aygıtı'dır. Ve arada, sosyoloji ve siyaset bilimi açısından dağlar kadar fark vardır.

Geçtiğimiz salı akşamı NTV'de Can Dündar'ın 'Neden' programına konuk olan sevgili dostum Kürşat Bumin, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin 'sivil toplum' örgütü değil, Devletin İdeolojik Aygıtı olduğunu söyledi. Haklıydı elbet, ama kendisine küçük bir hatırlatmam olacak: ADD ve benzeri örgütlerin 'sivil toplum' örgütleri değil, Devletin İdeolojik Aygıtları olduğunu, ilk kez, ben dile getirdim. Hem de bundan neredeyse on yıl önce! Dileyen, benim 'İslam ve Sivil Toplum Üzerine Yazılar' adlı kitabımdaki (Boyut Yayıncılık, 1999), 'Sivil Toplum mu, Devletin İdeolojik Aygıtı mı?' başlıklı iki yazıma bakabilir. Dahası, Lütfi Sunar'ın yayına hazırladığı 'Sivil Toplumu Konuşmak'ta (Kaknüs Yayınları, 2005, s. 124-125), Atatürkçü Düşünce Derneği'nin bir 'sivil toplum' örgütü olmadığını Devletin İdeolojik Aygıtı olduğunu açık seçik dile getirdim. Kısaca, bu yazılarda öne sürdüğüm görüşleri özetleyeyim:

Önce 'sivil toplum'dan neyin anlaşılması gerektiğini ortaya koyalım: 'Sivil toplum'a ilişkin olarak yapılan tanımların tümünde, 'sivil toplum', 'devletten özerk' bir alan olarak tanımlanıyor. Björn Beckman'ın, 'Demokratikleşmeyi Açıklamak: Sivil Toplum Üzerine Notlar' adlı makalesinde verdiği tanımlara bakalım: 'Sivil toplum, devletle aile arasında, devletten ayrı ve devletle ilişkide özerkliğe sahip birlik alanıdır' (Gordon White); 'sivil toplum, gönüllü, kendi kendini yaratan, devletten özerk, örgütlü toplumsal yaşam alanıdır' (L.Diamond). C.Taylor'a göre ise sivil toplum, 'minimal anlamda devletin vesayeti altında olmayan, özgür birliklerin bulunduğu yerde; güçlü anlamda ise sadece bir bütün olarak toplumun devlet vesayetinde olmayan bu tür kendini yapılandırabildiği ve eylemlerini koordine edebildikleri yerde' var olur. Beckman'ın deyişiyle, devletten özerk olmak, sivil toplumun tanımına dahilse (-ki, görüldüğü gibi, dahildir! H.Y.), bundan 'sivilliğin derecesinin özerkliğin derecesine bağlı olduğu sonucu[nun] çıka[cağını]' bildiriyor.

Öyleyse şu: Atatürkçü Düşünce Derneği, devletin resmi ideolojisini taşıyan ve o ideolojiyi dolaşıma sokan bir örgüttür; dolayısıyla da, 'özerk' olmak şöyle dursun, Devletin resmi ideolojisinin vesayeti altındadır. Kısacası, şu: 'özerk' olunmadan 'sivil' olunmuyor!

Louis Althusser, İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları'nda, Devletin Baskıcı Aygıtları'nın, tümüyle kamu alanında yer almasına karşılık, Devletin İdeolojik Aygıtları'nın en büyük kesiminin 'özel alanda' yer aldığını belirtir ve şöyle der: 'Devletin ideolojik aygıtlarının özel ya da kamusal olması pek önemli değildir. Önemli olan, işleyişleridir. Özel kurumlar da, aynen devletin ideolojik aygıtları gibi işleyebilirler.' Kürşat Bumin dostumuz, benim yazılara referans vermedi; olabilir, oluyor da! Hasan Bülent Kahraman da, Doğu Batı Dergisi'nde Kemalizm'in bir Oryantalizm olduğunu yazdığında, benim, çok önce dile getirdiğim 'Türk modernleşmesinin bir Oryantalistleşme' olduğu konusundaki görüşüme atıfta bulunmuş muydu? Elbette hayır! Fikirlerimiz, miri mal;- dileyen keyfince, tepe tepe kullansın!..
22 Nisan 2007, Pazar
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do;jsessionid=EB8EFA1052E3404354DA13CDFD0DB9FC.node3?yazino=530550

Clockwork Avian

"Öyleyse şu: Atatürkçü Düşünce Derneği, devletin resmi ideolojisini taşıyan ve o ideolojiyi dolaşıma sokan bir örgüttür; dolayısıyla da, 'özerk' olmak şöyle dursun, Devletin resmi ideolojisinin vesayeti altındadır. Kısacası, şu: 'özerk' olunmadan 'sivil' olunmuyor!"

Rahat durmutyosun asla da durmazsın. Öğrendim ben.

Bana resmi ideolojisi olmayan bir tane modern ülke göstr sana araba hediye edicem. Hadi.

Sözüm söz, aramaya başla.
Bu arada bunu bedava yapınca kazıklanıyosunuz, AB fon veriyo, söyliim :)

torq

Derin sivil toplum arayışı-G.E.Tosun  17-04-2007 Yeni Safak 
.....
TSK'DAN STK'YA

Türkiye'de devlet iktidarının sınırlarına ve meşruluğuna ilişkin tartışmada emekli askerlerin kullanmak/girmek istediği yeni mevzinin sivil toplum alanı olduğu açıktır ve özünde siyasal iktidarın sivil ve askeri kanatları arasındaki mevzi savaşında oldukça önemli bir meşruluk aracı haline gelmiştir sivil toplum. Bir meşruluk aracı olarak kullanılacak, desteklenecek, manipüle edilecek derin sivil toplum tahriklere açık, her an patlamaya hazır bir bomba olarak özellikle emekli askerlerin elinde önemli bir silaha dönüşmektedir. Derin sivil toplumun oluşumunun ardında mevcut AK Parti hükümeti karşısında ana muhalefetin yetersiz kalması gibi siyasal dinamiklerin bulunduğunu da belirtmek gerekir. STK'larla işbirliğinin geliştirilmesine yönelik emekli askerlerin öncülüğündeki uygulamaların Cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle sınırlı kalmayacağı açıktır. Demokratikleşme süreci açısından asıl tehlike de burada yatıyor. Askeri alan ile sivil alan arasındaki ilişkiler hiçbir zaman eşitler arası bir ilişki olmaz. Sivilleri küçümseyen ve karmaşık bir hal almış olan sivil toplum alanını yukarıdan tanzim etmeyi, hizaya sokmayı amaçlayan bu girişimlerle, zaten devlet iktidarı karşısında zayıf olan mevcut sivil toplum yapılanmasının devletin emekli askeri kanadının hegemonyası altında hepten zayıflayacağı, daha da önemlisi sivil ve demokratik niteliklerini tamamen kaybedeceğini tahmin etmek zor değildir. Demokratik pekişmeyi destekleyecek sivil toplumun taşıması gereken belli başlı özellikler vardır. Bunlar; demokratik geleneklere sahip bir toplumun varlığı, sivil toplumun örgütlenme ve kurumsallaşma düzeyi, katılımcılarının düşüncelerini, eylemlerini, değerlerini demokratik yönde biçimlendirmesi ve kendi içinde çoğulculuğa izin vermesi ve ötekinin varlığına saygı gösterme derecesidir. Askeri bir tektipleştirme düzeni içinde bu demokratik unsurların yeri olmayacaktır.

Demokratik bir sivil toplumdan devlet iktidarını kontrol, katılım düzeyini yükseltme, demokratik tutumların geliştirilmesi, çıkarların-taleplerin şekillendirilmesi ve eklemlenmesi, kutuplaşmaların yumuşatılması, yeni siyasal liderlerin yetiştirilmesi gibi işlevleri yerine getirmesi beklenir. Sivil iktidar ile askeri iktidar arasındaki sınır mücadelesinden/gerilimden doğan derin sivil toplum pratiklerinin yaygınlaşması sivil toplum alanının bu iki eksen arasında bölünmesine, giderek kutuplaşmasına, sivil alanın askeri alanın kontrolü altına girmesine, uygun adım yürüyen, demokrasinin ve çoğulculuğun değil, statükonun ve her alanda tekliğin savunucusu haline gelmesine yol açacaktır. Toplum mühendisliğinin yeni(den) keşfedilmiş araçlarından biri olarak sivil toplumun emekli askerlerin ellerinde hangi işlevleri yerine getireceğini önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz. Deneme yanılma yoluyla, ağır aksak giden demokratikleşme sürecimizde sivil toplumu demokratik-çoğulcu unsurlardan tamamen temizledikten ya da sivil toplum alanını askeri ve sivil iktidar çatışmasının bir mevzii haline getirdikten sonra, Türk demokrasisinin pekişmesi adına hizmet etmeyeceği açıktır. Umudumuz odur ki, gidişatın vahameti bir an önce anlaşılır ve sivil toplum yeniden sivillere terkedilerek ağır aksak da olsa yolunda ilerlemeye devam eder.

* Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=38666&ArsivSayfaNo=1

Clockwork Avian

29.04.07/22:01 #23 Son düzenlenme: 29.04.07/22:08 Clockwork Avian
öff yaa hep yeni şafak zaman radikal
be insan, senin başka bildiği bir gazete yok mu?

yeter yaa, 2 günde gına geldi

demokratikleşme = şeriata özürlük

Git anam irana, süper ora 4 karı falan oh
valla bak rahat edersin.. ama burda kurmazsın. Her ilde karşına milyonlar çıkar. ,

Bu ne yaa adam her yere şeriat aşkını yazıyo bu da demokratik kabul ediliyo. Hitler gelse ona bile tapacaksınız nerdeyse. Ama yok şeriatçıya karşı çıkana Hitler diyorsunuz, şeriat yanlısını seviyorsunuz. Tayyip bu kadar yakışıklı mı ya?

torq

Sivil toplum' için andıç iddiası 06-04-2007 Milliyet 



Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu öne sürülen günlüğe dayanarak AKP'ye karşı "Sarıkız" adı verilen bir askeri müdahale planı oluşturulduğunu öne süren Nokta dergisi, aynı dönemde TSK'nın "dost" sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) işbirliği arayışına girdiğine ilişkin bir haber yayımladı.
Nokta dergisi, dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral Aslan Güner tarafından Genelkurmay Harekât Başkanlığı'na gönderilmek üzere Eylül 2004'te hazırlanan bir belgeye yer verdi. Tek sayfalık belgede, TSK'nın halkla bütünleşmesinin geliştirilmesi konusunda Toplumsal Gelişime Destek Faaliyetleri (TGDF) adlı çalışmanın başlatıldığı, bu kapsamda, işbirliği yapılacak sivil toplum kuruluşlarına ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor. Belgede yöneticilerin değişme ihtimaline karşı STK'larla, TSK ile doğrudan bağlantısı olmayan kişiler aracılığıyla bağlantı kurulması gerektiği kaydediliyor.
Müşterek hareket edilebilecek STK'ların sıralandığı belgede, STK'lar "olumsuz kaydına rastlanmayanlar" ve "durumu aydınlatılamayanlar" şeklinde ikiye ayrılıyor.

http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&ArsivAnaID=38486

deniz

türkiye de stk ların tk başlarına hiç bir gücü ve etkinliği yok. çünkü türkiye de demokrasi yok.
stk ancak halkı dikate alan iktidarlarda etkin olabilir.

biz de stk lar kendilerini meşru olarak ifade edemeyen güçlerin desteği ile etkin oluyorlar.
yani birilerinin maşası görevi görüyorlar.

artık kimlerin hangi stk ları maşa olarak kullandıklarını bulmak da size kalmış :)

Clockwork Avian

Alıntı yapılan: torq - 29.04.07/22:04
Sivil toplum' için andıç iddiası 06-04-2007 Milliyet 



Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu öne sürülen günlüğe dayanarak AKP'ye karşı "Sarıkız" adı verilen bir askeri müdahale planı oluşturulduğunu öne süren Nokta dergisi, aynı dönemde TSK'nın "dost" sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) işbirliği arayışına girdiğine ilişkin bir haber yayımladı.
Nokta dergisi, dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral Aslan Güner tarafından Genelkurmay Harekât Başkanlığı'na gönderilmek üzere Eylül 2004'te hazırlanan bir belgeye yer verdi. Tek sayfalık belgede, TSK'nın halkla bütünleşmesinin geliştirilmesi konusunda Toplumsal Gelişime Destek Faaliyetleri (TGDF) adlı çalışmanın başlatıldığı, bu kapsamda, işbirliği yapılacak sivil toplum kuruluşlarına ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor. Belgede yöneticilerin değişme ihtimaline karşı STK'larla, TSK ile doğrudan bağlantısı olmayan kişiler aracılığıyla bağlantı kurulması gerektiği kaydediliyor.
Müşterek hareket edilebilecek STK'ların sıralandığı belgede, STK'lar "olumsuz kaydına rastlanmayanlar" ve "durumu aydınlatılamayanlar" şeklinde ikiye ayrılıyor.

http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&ArsivAnaID=38486

Eğer siz demokrasiyi tarışmaya açmasaydınız, şeriatı getirelim demeseydiniz kimse orduya napalım şimdi demezdi. Şeriat gelsin mesajlarına ve yeşil bayraklara sesini çıkarmıyorsan aynen öyle susacaksın buna da!
Bu arada castro ve che kahraman bizim ordu öcü, ne bu ya?

Clockwork Avian

Tayyip yakışıklı... Bu mesajdan alıncak ders budur. Haydi erkekler badem bıyığa. bir de mal gibi yürüyeceksiniz heheh. 4 karı yolda olm.
(4 karıya karşı çıkan en adi faşisttir direk söyliim)
Millet isterse 15 karı da olur.

everlasting..

Yani bu mesaja böyle cevap vermek... :)...