24.08.19/08:36

İnsanın Dört Zindanı

Başlatan denge, 07.04.06/21:36

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

denge

07.04.06/21:36 Son düzenlenme: 07.04.06/22:47 denge
Çağdaşımız olan İran'lı sosyolog/düşünür Ali Şeriati insan gelişimine engeli olarak şu dört maddeyi saymıştır. Zihnimde kalanları sizinle paylaşmak istiyorum.

1) Genetik: Yani mizacımız, doğuştan getirdiğimiz karakteristik özellikler,... Heraklit'in bu konudaki afarizması doğrudur.. "Karakter, kaderdir" der. Herhalde Ali Şeriati'nin kasdettiğide bu. Evet,  Heraklit bu gerçeği ifade etmiş ama bu bence aşılması gereken bir gerçektir. Biz bu anlamda kadere mahkum olmamalıyız diye düşünüyorum. Çünkü biz bir özbilinç geliştirme gücüne sahibiz. Önce buna inanmamız gerekiyor.

Mesela tembel bir insan, tembelliğinden dolayı imkan geliştirmiyorsa ya da geliştiremiyorsa bu kader mi sizce? Bunun gibi sorgulamamız gereken pek çok kişilik özelliğimiz vardır. Ama insanlar genellikle "yapabileceğim bir şey yok, bu benim yapım... "gibi şeyler söylerler ve milyonlar böyle yaşayıp gider. Ve siz kendinizi böyle şartlandırırsanız inandığınız kehanetler gerçek olur, çünkü beyin kendisiyle çelişecek şeyler yapmaz ve kendisini yalanlamaz.

Herhalde başarı için önşart, kendi önümüzden çekilmektir. Kendimize yönelik olumsuz kabuller bizim gelişimimize sadace ket vuracaktır diye düşünüyorum. Bu belki zor bir mücadele, ama yarınlar rahatlarına kıyanlarındır...

2) Tarih: Mirascısı olduğumuz tarihimizin de bizi sınırladığını söylüyordu Ali Şeriati.

Mesela Türk olarak dünyada hiç bir üretime katkıda bulunamayan, bilimsel çalışmalar yapamayan, siyaseti oturmamış...bir ülkede yaşamak herhalde üzerimize etki ediyordur. Biz de yine maalesef tarihe bakarken  genellikle sebebi değilde sonucu  irdelemeyi anca becerebiliyoruz. Tarih bilincinden biraz uzağız yani.

3) Coğrafya: Çok açmaya gerek olduğunu sanmıyorum. Üzerimizde etkisi olduğu ve sınırlandırdığı kesin.

4) Toplumsal Özellikler: Geleneklerimiz, kültürel özelliklerimiz de ayak bağlarımızdan biri.



Tüm bunların üzerimizdeki etkisini farketmek değişim için ilk adım galiba. İnsan bütün bu tutsaklıklara karşı seçim hakkını elden bırakmamalıdır diye düşünüyorum. Uyaranlara karşı  tepki verirken artık "bekleneni" değilde, özgür bilincimizle "seçtiğimizi" sunmamız gerekiyor davranışımızı sergilerken.

Kısaca kural şu yani; kendini tanı, özgür bilincini oluştur, seçim gücünü kullan. Herkese başarılar...


Ruler of the Ruins

Yok yok anlattıgını anlamıştım aslında hata güzel cümlelerin vardı arada, ama bu soruyu sormak hoşuma gitti sadece, okadar boş ama gerçekçi bir soruki sayfalarca yazıyı bile boyundurugu altına alabilir :)

Kişisel gelişim öne atılma yada geride kalmama çabasındanmıdır sence, gelişmesek olmazmı..


seni bu konularda bilgilendirmeye iten, insan psikolojisine olan merakın ve ilginmiydi yoksa hayatındaki olumsuzluklarmıydı mesela..

denge

Kişisel gelişim hayat kalitesini yükseltmek için iyi bir araçtır bence. Ben bundan çokca faydalandığım için burada paylaşıyorum sizlerle, zor iş tabi. Sokrates değişimle ilgili demişki "Talip oldupum şey zor, ama imkansız değil". Benimki de öyle bir çaba işte. Hep kendini aşma isteği ve bunun mücadelesini vermek hoşuma gidiyor.

Şimdi yazdıklarım üzerinde düşün. Bak en önemli şey farkındalık kişisel gelişimde, sebebin farkında olursan sorunları aşmak kolaylaşır.  Ve ardından benliğe müdahele.

Mezkur maddelere tekrar dönecek olursak ve şöyle yorumlasak; " toplumun bana dayattığı şu şu yaptırımların benim gelişimim üzerindeki olumsuz etkisinin farkındayım ve bunlara boyun eğmeyeceğim..." mesela?

Ya da atıyorum "içe dönüklük" benim yapım olabilir ama bunu aşmak için bir sürü yöntem var, deneyebilirim...

Tabi bu kişisel gelişim mücadelesi sadece değişime ihtiyaç hissedenler için geçerli. Herkesin böyle bir derdi yok, olmalı mı peki?

Hayır, birileri gelişmesinki bizim bi farkımız olsun di mi Ruler.  :P

AchiiL

Kişisel gelişim kişiden kişiye değişir.
Kimisi gelişmeye açıktır ve bunun için çaba gösterir...
Kimisi gelişmek istemez çünkü ihtiyacı yoktur....
Kimiside gelişemez çünkü kapasitesi yoktur...
Anlıyacağınız fark her zaman olucaktır...;)

denge

07.04.06/23:35 #4 Son düzenlenme: 08.04.06/15:52 denge
Alıntıseni bu konularda bilgilendirmeye iten, insan psikolojisine olan merakın ve ilginmiydi yoksa hayatındaki olumsuzluklarmıydı mesela..


İtiraf edyim mi şimdi burada ruler ya.

Aslında çokca ilgilendiğim bir konu değildi. Ama iş hayatında yaklaşık yüz kişilik bir topluluğun kişisel gelişimden sorumlu tutuldum.

Taç giyen baş akıllanır derler bilir misin? Benimki de biraz öyle oldu, sorumluluk verilince akıllanıyon biraz. (Neyse bunu pazar günü oturumda açarım)

Yani anlayacağın ticari başladı ama sonra farkına varmadan belki duya duya ya da uygulaya uygulaya içselleşti. Yeterli mi?  :)

nihilast

Karakter aşılabilir ama taşıramaz. Çünkü sınırlıdır. Yargıları, koşulları, takıntıları vardır. Tembellik mevcut ise karakter tembeldir denilemez: Şu şekilde denir: Karakter içerliklidir tembelliğe, kapsar!

Başarı nedir? İlerlemek mi? Biri ilerlerken biri yükseliyor? Peki hangisi? İlerleyen arşınladığı yolun bir basamağında durup arkasına bakınıyor: Nerde? Tepedeki yükselen ilerleyene bakıyor: Peki neden?

İkisi için dizginleyebileceğim fikirlerim yok! Başarı kanmadır, bir kıyasın sonucunda üzengisini eline alan sosyolojik kavram!

Ruler of the Ruins

Yanlış yoldasın denge!
Kişisel gelişim bilgilerini kendine saklasan, digerlerini yaya bırakıp, gelişmezken gelişmişliginin tembelligini sefa içinde sürebilirdin :)

Amaç denize ulaşmaksa her ırmak mutlaka denize ulaşır, kimisi için sadece rotasında akmak yeterken.. Digeri ilk buharlaşmayı sonra bulutta saklanmayı sonra yagmayı olmazsa birdaha birdaha denemekle ugraşmak durumundadır. Damlanın macerası birincisinde ırmagın debisi ve denize uzaklıgı kadarken, 2.sinde uzun ve yorucudur ama damla buluta her çıkışında kirlerinden fazlalıklarından arınır.
Farkındalık ve gelişmede belki böyle uzun ve sapa yollardan gelmeli, hayat maceraysa eger hatırlanacak bir geçmiş yolun uzunlugunu anlamlandırır :)

denge

Amaç aynı amaç dediğin gibi, ama yöntemler o kadar farklı ki. Bu kişisel gelişim diye öğretilenler de sadece yollardan bir yol... Bak mesela, kişisel gelişim kitaplarında sabırlı olmakla ilgili bir sürü hikaye, gerçek yaşam öyküleri falan anlatılır, üzerinde düşünürsün. Diyelimki Anadolu'da da bir genç kıza evlenirken sabrı öğretmek için kanaviçe takımlar işletilir. Ya da ince kasları gelişsin diye Gönen'de beş yaşındaki çocuklara iğne oyaları yaptırırlar, şehirde yetişen çocuk lego ile oynar. Yani yöntem çok, yeter ki amaç gelişim olsun, isteyene...  :)

Ruler of the Ruins

"Başarı kanmadır, bir kıyasın sonucunda üzengisini eline alan sosyolojik kavram!"

Kanmamı kandırılmamı, gönüllümü degilmi
Herkez biryöne dogru koşuyorsa sende koşarsın çaresiz
Sonra dersinki azıcık hızlanayımda şu arkamda kalsın, kovalayan canavarın midesine ilk gitmeyim
Biraz daha hız ve biraz daha..
Ve mideye gitmeyim derken bir bakmışınki anüsten çıkmışın :)

denge

08.04.06/00:21 #9 Son düzenlenme: 08.04.06/12:00 denge
AlıntıVe mideye gitmeyim derken bir bakmışınki anüsten çıkmışın


Evet o anüsten çıkan şey lisan-ı hal ile şöyle der ; (beni de kendinize benzettiniz ya ruler helal olsun bu arada).  :)

"Ben daha önceleri herkesin gıpta ile baktığı, sevdiği ve sahip olmak istediği güzel bir nimettim aslında. Yarışı ben kazandım ve ilk önce midene ben girdim, fakat şimdi tiksinti duyulacak hale geldim. Bu kadar çalıştım/çabaladım, emek ve mücadele verdim ve geldiğim nokta bu mu olmalıydı acaba?. .. Ama biliniz ki problem bende değil, bünyelerine girdiğim insanlar beni muhafaza edemedi, bozuşma ve kokuşmama engel olmayı beceremediler, ben aslında iyi bir nimettim, beni siz bu hale getirdiniz"  :P

Oldu mu Ruler?