20.06.19/09:39

Uğur Mumcu Cinayeti

Başlatan Narcotic, 01.09.04/14:18

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Narcotic

Uğur Mumcu Cinayeti ile ilgili ayrıntılı bilgi ve belgeleri, Uğur Mumcu Vakfı'nca yayımlanan "SUİKAST RAPORU 93/96 Uğur Mumcu Cinayeti Soruşturması Sorgulanıyor" adlı kitapta bulmak olanaklı.

Ayrıca, bilindiği üzere l993 yılında oluşturulan TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu ve 1997 yılında kurulan Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan raporlar da konuyla ilgili önemli kaynaklar. Komisyonun raporu da Uğur Mumcu Vakfı tarafından kitaplaştırıldı.

Bilindiği gibi olaya başından itibaren Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı el koydu. Ancak dosya bir türlü tamamlanıp dava açılamadı. Ama takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığı) kararı da verilmedi. Görevsizlik kararı verilip dosya başka savcılığa da (örneğin Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na) gönderilmedi. Oysa yürürlükteki "ceza yargılaması usulü mevzuatına" göre savcılar el koydukları olaylarla ilgili olarak bu üç işlemden birini yapmak zorundalar. Ama yasa bununla ilgili bir süre sınırlaması getirmiyor. Yani "şu kadar süre içinde ya dava açılır, ya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir, ya da görevsizlik kararı verilip dosyanın ilgili savcılığa gönderilmesi sağlanır" gibi bir hüküm yok. Aynı şekilde savcının reddi kurumu da Türk hukuk sisteminde yer almıyor. Oysa Ceza Muhakemesi Usulü Yasasına göre gerekli koşullar varsa yargıcın reddi olanaklı.

Savcının hiçbir eylem ve işlem yapmadığı bir durumda ise hukuk tıkanıyor. Çünkü sistem ancak savcının girişimiyle, "düğmeye basmasıyla" işliyor.

Uğur Mumcu cinayetinin soruşturmasında gelinen nokta, böyle bir tıkanma noktası.

Buna karşın eşi Güldal Mumcu ve kardeşleri çeşitli girişimlerde bulundular.

Güldal Mumcu, soruşturmayı yürüten ve "bu işi devlet yapmıştır, siyasi iktidar isterse çözülür" diyen DGM Savcısı Ülkü Coşkun hakkında görevini savsakladığı gerekçesiyle disiplin soruşturması açılmasını istedi. Adalet Bakanlığı, yaptığı soruşturma sonunda bu isteği yerinde buldu. Ancak aynı zamanda askeri kimliği olan Ülkü Coşkun için Milli Savunma Bakanlığı soruşturmaya yer olmadığına ve dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verdi.

Güldal Mumcu ve çocukları ayrıca, gereğince hatta hiç korunmayarak Uğur Mumcu'nun öldürülmesindeki sorumluluğu dolayısıyla, uğradıkları maddi ve manevi zararın karşılanması için devlet (İçişleri Bakanlığı) aleyhine açtıkları davayı kazandılar; talep ettikleri kadar olmasa da bir miktar tazminat aldılar.

TBMM Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonunun 4 Haziran 1997 tarihli raporunun sonuç bölümündeki önemli saptamalar şöyle:

"- Bütün olasılıkların yeterince değerlendirilmediği, çok yönlü bir soruşturmanın yapılmadığı açıktır. Adeta olayın zaman zaman belli bir yöne kanalize edilmek istendiği ve delil toplamadan başlayarak her kademede belli savsaklama ve ihmallerin olduğu açıktır. Dolayısıyla ... soruşturmanın DGM'ce genişletilerek yeniden ele alınması uygun olacaktır.

İstihbarat birimleri Mumcu olayı öncesi ile ilgili olarak somut bilgi elde edemediklerini, olay sonrası ise Jandarma İstihbaratı, MİT ve Genelkurmay İstihbaratı, bu tür olayları görev alanlarında görmediklerinden birinci öncelikle araştırmadıklarını çeşitli vesilelerle komisyona bildirmişlerdir. Emniyet teşkilatı ise istihbarat çalışmalarında Mumcu olayını takip yerine, Türkiye'de gerçekleştirilen operasyonlarda Terörle Mücadele birimlerinin Mumcu cinayeti ile ilgili bilgi ve bulgu araştırdıkları ifade edilmiştir.

Uğur Mumcu gibi, Türkiye'de hatta uluslararası düzeyde çeşitli odakların, çevrelerin, örgütlenmelerin hedefi haline gelmiş ve tehdit altında olduğu herkes tarafından açıkça bilinen bir gazetecinin korunmamış olması büyük bir ihmaldir. Bir yönetmeliğin arkasına sığınarak koruma yapıldığını söylemek, hiçbir şekilde kabul edilebilir bir mazeret değildir. ... Açıkça, Uğur Mumcu'nun bir cinayete kurban gitmesinde koruma yetersizliğinin önemli bir faktör olduğu, bu nedenle de kusur ve ihmali görülen her kademede yetkili ve görevliler için haklarında gerekli işlemin yapılması gerekmektedir.

Soruşturmanın gizliliği ihlal edilmiştir.

Mumcu cinayetinde önemli sayılabilecek bir delil olan ve Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminoloji Laboratuvarı'nca hazırlanan Ekspertiz Raporu TRT'de Perde Arkası programında yayınlanarak bütün dünyaya ilan edilmiştir.

Bilgisi alınmak üzere Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu'na davet edilen tanık Ayhan Aydın, polis memurlarınca, DGM Savcısı'nın bilgisi dahilinde olduğu iddiası ile Reha Muhtar'ın Ateş Hattı programına çıkarılmış, adeta sorgulanırcasına, hatta "yalan söylüyorsun" denilerek teşhir edilmiş, hatta hakkında "iftira" davası açılmıştır. Buna karşılık tanığı TV programına çıkartan polis memur ve yetkilileri hakkında hiçbir işlem yapılmamıştır. Savcılığın bu tavrı, söz konusu tanığın sindirilmesi olarak değerlendirilmiştir.

Bu konularda birinci derecede sorumlu olan DGM Başsavcısı Nusret Demiral, hiçbir soruşturma ve dava açmamıştır. Şu anda görevde olmadığı halde bugün bile soruşturmanın gizliliğini öne sürerek soruşturma hakkında komisyonumuza bilgi vermekten kaçınan Nusret Demiral'ın, talimatına rağmen, programın yayınlanmasından sonra sorumlular hakkında herhangi bir işlem yapmamış olması önemli bir eksikliktir.

Uğur Mumcu'nun öldürülmesinden sonra çalışma odasında bulunan bant kayıtları, özel notları, randevuları ile ilgili kayıtlar, bilgisayar bantları ve bilgisayar belleğinin incelenmediği belirlenmiştir. ... Bu cinayeti soruşturmakla yetkili savcının, aile karşı çıksa bile re'sen yapması zorunlu bir işlemi yapmamış olması önemli bir eksikliktir. Bu konuda ihmali olan her kademedeki görevliler hakkında yasal işlem yapılması uygun olacaktır.

Uğur Mumcu'nun sağlığında makalelerinde eleştirdiği Ankara DGM Başsavcısı Nusret Demiral ... cinayetin soruşturulması ile yetkili kılınmıştır. ... cinayet sonrası Mumcu ailesi ile Nusret Demiral arasında küçümsenmeyecek ihtilaflar meydana gelmiştir. ... DGM Savcısı Ülkü Coşkun ile de aynı şekilde ihtilaflar meydana gelmiştir. ... bu durumun savcıya olan güveni sarstığı göz önünde bulundurularak Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda (yapılacak değişiklikle) hiç olmazsa belli şartların gerçekleşmesi halinde taraflara 'savcının reddi' imkanının verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.

Uğur Mumcu'nun evinin, bürosunun ya da gazetedeki irtibat telefonlarının, ölümünden sonraki 2-3 ayı kapsayacak şekilde kimlerin, hangi numaralı telefonlardan arandığının, arayan kişilerin kim olduğunun araştırılması ve soruşturulması hususunun yerine getirilmediği anlaşılmıştır. ... Mumcu'nun telefon konuşmalarının soruşturulmadığı, incelenmediği, kayıtların zamanında PTT'den alınmadığı için kayıtların silinmesine sebep olunduğu kesinleşmiştir. Bu konuda DGM Savcılığı'nın görev kusuru olduğu kanaat ve sonucuna varıldığından ilgililer hakkında soruşturma açılmalıdır.

İslami Hareket Örgütü elemanları ile ilgili operasyon tutanaklarında tahrifatın (bozmanın, değiştirmenin) kesin olduğu kanaati oluşmaktadır. ... Hem tahrifat hem de imha edilen malzeme konusunda önemli görev ihmali söz konusudur. Görevliler ve ilgililer hakkında yasal işlem yapılmalıdır.

DGM Savcısı Ülkü Coşkun hakkında Uğur Mumcu soruşturmasında genelde insiyatifi Emniyet'e bıraktığı, gerekli hassasiyeti göstermediği ve "bu işi devlet yapmıştır, siyasi iktidar isterse çözer" sözleri nedeniyle Adalet Bakanlığı müfettişlerinin yaptığı soruşturmalar sonunda disiplin cezası istenmesine rağmen, dosya Milli Savunma Bakanlığınca işlemden kaldırılmıştır. Bütün demokratik ülkelerde, böyle bir cinayet davasının hemen arkasından, hele hele faili bulunamamış ise, bazı görevliler hakkında derhal soruşturma açılır. Oysa olaydan sonra dört yıl geçmesine rağmen hiç bir görevli hakkında en azından bir idari soruşturma bile başlatılmamıştır. Aksine, bu olayla görevi nedeniyle ilgisi bulunanların büyük bölümü terfi etmiştir.

Patlamanın hemen arkasından olay mahalli tam kontrol altına alınamamıştır. Gelenlerin siyaset adamları ve üstdüzey kişiler olması, bu ihmal için mazeret olamaz. Deliller ayaklar altında çiğnenmiştir. ... Görgü tanıklarının bir listesi ve delil tespit cetveli yapılmamıştır. Bazılarının ya ifadesi alınmamış ya da çok geç alınmıştır. Olay mahalline çok yakın bulunan taksi şoförleri ve Tunus Büyükelçi evinde görev yapan polislerin ifadeleri tek tiptir. Burada bir yönlendirmenin olduğu konusunda kuşkular vardır.

Uğur Mumcu, ülkemizin yetiştirdiği, uluslararası düzeyde üne ve değere sahip, araştırmacı-yazar bir gazetecimizdir. Çoğulcu parlamenter rejime, laik-demokratik cumhuriyete, hukukun üstünlüğü ilkesine yürekten inanan yılmaz bir demokrasi savunucusudur.

Bu soruşturma yapılırken, son yıllarda Mumcu'nun teşhir ettiği çevrelere bakmak, gerçeğe ulaşmada doğru bir çıkış noktası olacaktır.

Mumcu laik-demokratik cumhuriyete inanıyordu, bunun için radikal İslamcı örgütler; ülkenin bölünmez bütünlüğüne inanıyordu, bunun için bölücü örgütler; devletin içinde yuvalanan ve mafya diye adlandırılan, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapanlar ile çek-senet tahsilatına bulaşan odakları her gün teşhir ettiği için bu tür organize suç örgütlerince öldürülmüş olabilir. Daha farklı bir tez de, Mumcu'nun, Türkiye'de oluşturulacak istikrarsızlıklardan çıkarı olan ülkeler ve bunların istihbarat örgütlerince öldürülmüş olabileceğidir.

Bütün bu tezler, nihayet birer iddiadan ibarettir.

Komisyonumuz, soruşturmanın bu çerçevede yeterince genişletilmediği ve derinleştirilmediği kanaatindedir. Bu nedenle komisyonumuz,

1- Soruşturmayı savsaklayan ve görev kusuru olan DGM eski Başsavcısı Nusret Demiral ve DGM eski Savcısı Ülkü Coşkun,

2- Uğur Mumcu'yu koruma konusunda gerekli önlemleri almayan Ankara Valisi ve her kademede görev yapan diğer ilgililer,

3- Soruşturmanın gizliliğini ihlal eden ve 18.2.1993 tarihinde yayınlanan Perde Arkası programına katılarak görüş belirten kamu görevlileri,

4- Soruşturmanın gizliliğini ihlal eden ve tanık Ayhan Aydın'ı, 20.9.1993 tarihinde yayınlanan Ateş Hattı programına götüren güvenlik görevlileri,

5- İstanbul Emniyeti'nde görevli polisler olup, tutanakta tahrifat yapan ve imha tutanaklarını tanzim edenlerle, diğer ilgili ve görevliler hakkında inceleme, araştırma ve soruşturmanın yapılması gerektiği kanaatine varmıştır."

Komisyon, söz konusu kişiler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ancak 24 Ocak 1993'ten bu yana hükümetler birçok kez değişti, DGM savcıları, yargıçları değişti, Mumcu cinayetini aydınlatacak gelişmeler olmadı.  

Linate

bır arastırmacı yazar ve gazetecı olarak saygı ve sevgı duydugum ugur mumcunun suıkast davasının cozumlenememıs olması

 bu devletın adalet sıstemıne guvenmemız gerektıgı sozlerı
 
  sen 11 senede suıkast sanıkları hakkında bır tek delıl bulama(yakalanması hayal)
ondan sonra benım adalet sıstemıme guven de....

 pekı oldurulen sahıs bır gazetecı degılde ulkemızın zengınlerınden bırı olsaydı

 bu kadar yavas davranabılırmıydı devlet

 .....

marcos

Ahmet taner kiskalida gidenlerden ancak-bu isten neden ses cikmiyor?
istedikleri zaman(örnek mavi carsi olayii) hemen buluyorlar adamlari?
devletmi istemiyor?
Cinayet bölgesini cöpculer neden supuruyor?