19.08.19/18:39

Stonehenge..

Başlatan darkmoon, 20.07.06/01:55

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

darkmoon



Taşların sırrı, Stonehenge

Dünyaca tanınan bir arkeolojik kalıntı olan Stonehenge, Güney İngiltere'deki rüzgarlı Salisburg düzlüklerinde yer alır. Üç metreden daha yüksek, dikine duran taşlardan oluşan ve uzaktan bakıldığında gri taşlardan yapılmış dev bir yüzüğe benzeyen Stonehenge göz alabildiğince uzanan arazideki tek kesintidir. Bu heybetli taşlar 4000 bin yıl önce yine taştan yapılmış araçlar kullanılarak inşa edilmiş ve gelmiş oldukları madenden oldukça uzak bir mekana kurulmuşlardır.

Stonehenge, yaklaşık olarak 30 büyük taştan meydana gelir. Bu 30 taş Searsen ve lintel olarak adlandırılan 2 grup taştan oluşmaktadır.Saersen’ların her biri 26 ton ağırlığında ve hepsi 3 metrenin üzerinde bir yüksekliğe sahiptir. Bir çember oluşturacak şekilde dizilmişlerdir. Lintel’ler ise her biri 6 ton ağırlığında ve horizontal bir şekilde Searsen'lerin üzerine yerleştirilmişler. Ayrıca benzer taşlardan oluşturulmuş olan başka bir iç çember daha vardır.

Stonehenge Prehistorik taşlar içinde tek örnektir , taşlar yapay olarak şekillendirilmiş ve bir mimari plan çerçevesinde birleştirilmişlerdir. Örneğin dikine duran taşları birleştiren parçalar düz değil, herbiri bir çember oluşturabilmek için belli bir eğiklikte biçimlendirilmiştir. Dikine duran taşların merkezlerinde bir perspektif etkiye imkan tanıyan şişkinlikler vardır.

Bu mühendislik harikasının mimarının Büyücü Merlin olduğuna dair birçok efsane anlatılmış tarih boyunca. Bu efsanelerin biri Briton kralı Aurelius Ambrosius'un taşları getirmek için Merlin'i kullanmış olduğu. Bir diğer efsane ise taşları Afrika'dan devlerin getirmiş olduğu yönünde.

Ne varki bugünkü arkeolojik bulgular Stonehenge'in efsanevi Kral Arthur döneminde yapılmadığını ve Arthur ile aynı dönemde yaşadığı söylenen Büyücü Merlin'den de yaşlı olduğunu ispatlıyor . Arkeolojik veriler anıtın yapım tarihinin milattan önce 5000 ile 3000 yılları arasında olduğunu gösteriyor. Stonehenge’nin etkileyici bir düzende dizilmiş devasa taşlardan ibaret olmanın ötesindeki gizemlerinin ortaya çıkmaya başlaması yakın zamanlara dayanıyor. Taşlar ekinokslara ve tutulmalara göre yerleştirilmiş ve ufukta yükselen güneş, taşlar arasındaki boşluklara mükemmel derecede sığıyor. Bu tabii ki bir rastlantı değil ve anıtın gizemli kökenlerine dikkat çekiyor.
Astronomi profesörü olan Gerald Hawkins Stonehenge'in tutulmaları tahmin etmek için yapılmış astronomik bir gözlem evi olduğu düşünüyor. Eğer taşların yerleştirilme biçimi ve birbirleriyle olan ilişkisi çözülürse anıtın niçin yapıldığını anlayabileceğiz. Yazarlar ve astronomlar Stonehenge'in şifresini çözerek 56 yıllık tutulma döngüsünü keşfettiler.Güneşin ve ayın hareketlerinin Stonehenge'in yapısı içine yansıtıldığını buldular. Stonehenge çevresinde bulunan taşların ya da deliklerin hepsinin döngünün içinde farklı günleri ya da yılları temsil ettiği artık biliniyor.
Stonehenge'in bir tür ibadet merkezi olduğu fikride birçok insanın aklına geliyor. Taş çağında yaşamış insanların gizli bir yerde gizli zamanlarda buluşmak ve kendi dini inançlarını törenlerle kutlamak için Stonehenge’i yarattıklarını düşünmek pekte yanlış olmasa gerek.
1940'lar ve 50'lerde Richard John Copland Atkinson yapının inşaasının üç aşamadan meydana geldiğini söyledi. Kendisi bunlara Stonehenge I, II, IIIa, IIIb ve IIIc isimlerini verdi
Taş çemberlerin bir gözlem evi olarak kullanımı ilk olarak Stonehenge I de olmuş ( Stonehenge I yapılış dönemleri 3 e ayrılan Stonehengenin birinci dönemini ifade eder. M.Ö. 2750 den sonrası...) . Yapımın daha sonraki aşamalarında astronomi biliminde ilerleme kayıt edilememişr.Stonehenge II nin yapımcıları çift halkanın girişinde dört taşla güneş ışınlarının yıllık hareketini düzenlemişlerdir.Astronomi ile uğrasma üçüncü asamada da devam etmiştir.Zira ana halkadaki 30 ve merkezdeki 19 tas güneş ve ay taşlarıdır.Son yapılan tapınakta güneş ışınlarının izlenmesi için yapılanlar ilk iki aşama için fazla değildir..Bu nedenle yörenin 1000 yıllık tarihinde astronomik araştırmalar hakkında bir düşme görülmektedir.Bu düşme Stonehenge I deki sistamatik ve uygulamalı yerleşim tarzından Stonehenge III deki anıtsal ve sembolik mimariye değin uzanmaktadır.

Ancak bu durum son cevaba gelene değin pek çok sorunun ortaya çıkmasına engel olamamaktadır. Pek çok araştırmacı Stonehenge nin yapımcılarının beklenmeyen ölçüde yüksek bir mimari yetenek sahibi olduğunu kabul etmektedir.Bunların birkısmı astronom rahiplerin tapınağı kontrol ettiklerini ve böylece ayı gözlemlediklerini öne sürmektedirler.Stonehenge’nın ölçüleri üzerinde çalışan bir başka grup ise burayı yapanların standart bir ölçü birimi kullandıklarını belirtmektedirler.
Yapılan tüm açıklamalar aslında açıklanması kolay olmayan kavramları içermektedir ve anıt binyıllardır koruduğu gizemli havayı bugünde devam ettirmektedir.

Stonehenge, bir çok yönden gizemini hala koruyor. Günümüzün arkeologları,astronomları, mühendisleri bu sır dolu anıt hakkında araştırma yapıyor, sorulara cevap arıyorlar ve hala pek çok cevapsız soru mevcut. Belki insanlık tarihimizin sırlarını çözdüğümüzde, Stonehenge'in gerçeklerini de öğrenebileceğiz. Belki de tam tersi olacak ve Stonehenge'in sırrının çözülmesi, insanlık tarihinin sırlarını aydınlatacak.

Arzu Saylı (21 Şubat 2004, Hürriyet)

darkmoon

İngiltere'deki Salisbury ovasında beş bin yıldır sessiz sedasız yükselen Stonehenge Anıtları, modern dünyada uluslararası kamuoyu tarafından en çok anımsanan antik simgeler arasında yer alıyor. Kimler tarafından ve ne amaçla yapıldıkları hâlâ çözülemeyen bu taş grubu, İngiliz turizmcilerin yürüttükleri örnek bir pazarlama stratejisiyle her yıl iki milyon dolayında turisti ıssızlığıyla ünlü Salisbury'ye çekiyor.
Bugüne dek adları "antik dünyanın kültür mirasları" arasında sayılan pekçok sıradışı yeri görme bahtiyarlığına eriştim. Ancak, hayatım boyunca "Stonehenge" kadar üzerine titrenen bir başka anıt görmediğimi söylesem, durumu hiç de abartmış olmam doğrusu... "Stonehenge", Londra'ya otomobil ile üç saat mesafede, Wiltshire iline bağlı Salisbury ovasının orta yerinde yükselen büyüleyici bir antik kalıntı. Şimdiye kadar televizyon ekranlarında bu dairesel taş grubunu tanıtan en az iki düzine belgesel program izlemişsinizdir. Anıtın tam olarak ne işe yaradığını bilen hiç kimse yok. En yaygın teori, birkaç yüz metrekarelik bir alana yayılan kompleksin, toprak ekim ve hasat zamanlarını gösteren bir çeşit "tarım takvimi" olduğu yönünde. Uzmanlar ilk taş bloğun buraya dikilişini milattan önce 3100 dolaylarına tarihliyorlar. "Stonehenge", Avrupa'da henüz yazının dahi olmadığı alacakaranlık bir döneme ait, koskoca bir sır kapısı adeta. Bütün anıt grubu tek bir dönemde inşa edilmemiş. Yaklaşık ikibin yıl boyunca buraya her gelen kavim anıta birşeyler eklemiş ve en sonunda tüm kompleks eksiksiz bir biçimde ortaya çıkmış. İşlevi hakındaki bir başka varsayıma göreyse, burası "Druid" denilen Kelt büyücülerinin ayin merkezi olarak kullanılmaktaymış. Yani, "Stonehenge"de geçmişte binlerce insan kurban edilmiş de olabilir.

Buraya kadar iyi hoş da, daha şu basit sorudan itibaren insan allak bullak oluyor: Yazılı kültürün olmadığı çağlarda, buraya ilk taşı konduran ustalar, kendilerinden yüzlerce yıl sonra işe devam eden torunlarına "Stonehenge"in matematik-sel hesaplarını nasıl aktardılar? İlk işçilerden iki milenyum sonra anıtın en dıştaki son taşlarını yerlerine yerleştiren adamlar, buranın dayandığı ince matematiksel hesapları nasıl anlamış ve çalışmalarına hangi bilgiyle devam etmişlerdi? Çünkü, "Stonehenge"de yer alan her taş bloğu gerek konum, gerekse yapılış ve naklliye teknikleri olarak olarak son derece yüksek bir zekayı yansıtıyor. Her sütunun güneş, ay ve yıldızlar karşısında özel bir anlamı var. Ayrıca, burada kullanılan taş malzemeyi temin etmek için (göztaşı ve tersiyer kumtaşı) çevredeki 50 kilometrelik alan içinde herhangi bir kaynak yok. Hele de günümüze kadar ulaşabilen bazı işaret taşları için en yakın ocakların 200 kilometre ötede bulunduğu biliniyor. "Stonehenge"in, ağırlıkları 4 ton ile 50 ton arasında değişen onlarca taş bloktan oluşan bir yapı gurubu olduğunu bir kez daha hatırlarsak, nakliye konusunda ortaya çıkan bu büyük soru işaretini daha iyi kavramış oluruz.


Sıkı "güvenlik ve kalite" önlemleri

Stonehenge'i sıradan bir turist olarak ziyaret etmek istediğinizde sorun yok. Londra'dan Wiltshire'a giden otobüslerden birine binip, günümüzde bir mesire yerine dönüşmüş olan bu turistik bölgeye rahatlıkla ulaşıyorsunuz. 10 sterlin bilet ücretini de ödediğinizde, antik dünyadan günümüze ulaşabilen en ilginç kalıntılarından biri karşınızda. Ancak, asla el sürmemek kaydıyla! Yetkililer, "Stonehenge"in geçmişte burayı ayin yapmak için basan çeşitli hippi grupları tarafından tahrip edilmesinden dolayı, çevrede son derece sıkı güvenlik önlemleri almışlar. Çayırlık alan içinde anıtın 20 metre kadar yanına uzanan bir asfalt yolun üzerinden yürüyüp, "Stonehenge"e ancak belli bir mesafeden bakabiliyorsunuz. Bütün amatör fotoğraf ve film çekimleri de en fazla bu noktadan yapılabiliyor. Ancak, eğer profesyonel amaçlı bir film ya da fotoğraf görüntülemesi yapacaksanız, o durumda kurallar farklı. Bir hafta kadar öncesinden "English Heritage"e başvurup beklemek gerekiyor. "English Heritage" bizdeki Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne denk düşen bir kurum. Ancak, portföyünde Türkiye kadar zengin bir kültürel miras bulunmadığından olsa gerek, Britanya adasının en büyük turistik atraksiyonlarından biri sayılan "Stonehenge"e gözünün içi gibi bakıyor. Size, gösterilen bu özeni şöyle örnekleyebilirim: Doldurduğum başvuru formunda aynen şöyle bir uyarı vardı. "Stonehnege'de film çekimi yapacaksanız, bunun için en uygun saat, güneşin seyir yönü itibarıyla sabah 05.00-07.00 arasıdır. Alacağınız izin de bu saatler arasında olacaktır. Eğer fotoğraf çekecekseniz, bu durumda da kullanmanız gereken diapozitif film Kodak Ectachorme'un filanca modeli olmalıdır."

Evet, elalem, elinde kalan üç tane taş blok için aynen bu titizliği gösteriyor. Eğer yukarıdaki sözlerime inanmayan olursa English Heritage'e telefon açar ve izin prosedürünü bir kez de kendisi sorar. Bizde ise çoğu müzelerdeki eser fazlalığından, teşhir salonlarına sığmayan binlerce parça büst, heykel ve antik eşya izbe depolara tıkıştırılıyor. Bunlar nedir diye sorduğunuzda da cevap her devirde hazır: "Tahsisatımız yok!"

Ha unutmadan söyleyeyim, İngiliz hükümeti "Stonehenge" için bu kadar pipirikleniyor pipiriklenmesine, ancak sıra yabancı medya mensuplanrıı çekim için konuk etmeye gelince yetkililerin derdi "harç ücreti" almak falan değil, yalnızca anıtın "kameralara iyi görünmesi". Nitekim, gün doğumunda iki saat çekim yaptığımız "Stonehnege"de ne resmi ne de gayrıresmi olarak bizden tek kuruş çekim ücreti talep edilmediğini hayretler içinde gözlemledim.

Yüzlerce yıldır hüküm sürdüğü bu topraklarda birkaç şato haricinde kendisine ait hemen hiçbir numarası bulunmayan İngiltere, Keltler'den kalan bu anıtı, kah poster, kah tişört, kah belgesel video kaset olarak her gün binlerce insanın anılar galerisine nakşediyor. Darısı, derme çatma "gift shop"larında doğru düzgün bir kartpostal ya da tanıtım VCD'si bile bulunmayan Türk müzelerinin başına!

Ali Murat Güven (Yeni Şafak;12.01.2003)

deniz

eski çağ insanları için üç tane büyük taşı bir yapı şeklinde bir araya getirmek bir mabede dönüşmesi için yeterli bir azamet olmalı.

bu onların toplumsallaşmasını ispatladığı için gurur duyuyor olmalılar.

bu bile yeterli bir sebep.

LegendofAnatolia

Bu Taşların nasıl yapıldığı ve kimin yapıldığı az çok biliniyor. Ama kullanım amaçları ve yerleşim biçimleri gerçekten de bir sır. Meditasyon, Duru görü, ve Psişik konularla ilgilenen kişilerin bir nevi görevidir bu tür sırlara bir çözüm getirebilmek.