SIFIR Forum

Felsefe => Din Felsefesi => İslamiyet => Konuyu başlatan: marcos - 13.08.04/16:13

Başlık: kader nedir?
Gönderen: marcos - 13.08.04/16:13
Kadere inanirmisiniz?
Başlık: Kader
Gönderen: eylül - 13.08.04/16:22
:) hayır.
ama varsa da şuna benziyor galiba,
üniversite tavlası denen bir şey var.
iki grup da aynı zarlarla oynuyor. ama oyunlar değişik  oluyor.
Başlık: Kader
Gönderen: MerxIn - 13.08.04/20:03
Bence insanlar kaderi yanlis yorumlamakta.

Kader tek bir yol degildir.
Size binlerce yol ve secenek verilmis siz birini secerken oburunu malesef kaybedersiniz daha basite indirgersek...

Bir Kil(toprak) tabakasi dusunun.
Bunu isterseniz en gusel sekilde isleyip cok nadide bulanan bi vazo vb esya yapabilirsiniz.Yok ben ugrasmam derseniz zaten o toprak camur karisimidir.

Anlatabildiysem ne mutlu.
Başlık: Kader
Gönderen: Narcotic - 13.08.04/20:08
Bencede kader bazı durumlarda insanın kendi beyin iradesiyle bazı başarılarda bulunuyorsa Demek ki kaderini kendi çiziyor ama eğer bir takımda sorunlarla da karşılaşıyorsa bunu da dinine we yaratana bağlıyor. Yani değişken...
Başlık: kader nedir?
Gönderen: alonewolf - 05.10.04/12:39
Kader dediğimiz kavramın nekadır bizim,biz nerelerde kaderin içindeyiz?
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: buz - 05.10.04/15:53
Ben insanın dilediği rolü alıp,dilediği sahneyi ,senaryoyu,sonu yaşama dönüştürebileceğine ve ya içinde her ne varsa dilediğince ondan bir hayat kurabileceğine inanıyorum.KArşısına belli engel ve ya teşvikler çıkacaktır-kader denebilecek-bunlar işlemesi gereken malzemelerdir ve onu geri döndürecek değil tam tersi ileri bir sıçrama yapmasına yardım edecek etmenlerdir ,kişi bunu görebilsin yeter ki.
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: fatih - 05.10.04/17:08
kaderin tamami bizim elimizde,bazen bilerek bazen bilmeden kendi kaderimizi kendimiz ciziyoruz
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: lou salome - 07.11.04/22:53

yarı yarıya bizim elimizdeyarı yarıya biklinmezden desek daha iyi  olur bence.sadece başlangıçlar kendinden.ilişkileri örnek verebiliriz.iki kişi tesadüf eseri tanışırlar,olaylar gelişir iyi arkadaş,sevgili ya da düşman olabilir bu insanlar.tanışma bilinmeyen bir nedenle,beklenmedik zamande gerçekleşmiştir ama ilişkiyi sürdürmek,dost ya da düşman olmak bizim elimizdedir.bu görüşler tabiki tecrübeler yoluyla olutu.her durumda ve zamanda değişebilir,bu ayrı bir konu.
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: mavÝ - 23.11.04/15:33
kaderin irademiz dahilinde olan kısımlarıdır bizim elimizde olan...
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: overdose - 23.11.04/19:08
kadar tamamen bizim elimizdedir secme hakkıdır  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: istanbul - 23.11.04/19:12
peki kader bizim elimizdeyse, ve Allah ta herşeyi bilen varlıksa, bizi nasıl değerlendiriyo.. yani zaten herşeyi biliyo, neyin nasıl olacağını; o zaman bu nasıl kader oluyo??  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: overdose - 23.11.04/19:14
allah ilk insanı yarattığında demiyormu size aklı verdim diğer canlılardan daha üstün kıldım diye akıl abi akıl kaderi senin elinde tutan akıldır  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: istanbul - 23.11.04/19:17
dediğine katılıyorum yani seçimleri biz yaparıs amma zaten bu seçimler önceden bilinen bişiyse yani Allah herşeyi bilir, gelecek yazılmıştır.. falan filan olayıysa bu seçimler kader mi oluyo.. yani kader alnımızda yazıldığı sölenen şey değil mi.. önceden belli bişiyse de bizim seçimimis nasıl oluyo??...off çok karıştı
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: overdose - 23.11.04/19:19
öncedne belli birşey olsa tanrının kobayları oluruz biz salmış dünyaya tepemizde durup kahkahalar atıp eğleniyor olmalı buda tanrının esirgeyen bağışlayan olmasını engellemiyormu
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: istanbul - 23.11.04/20:22
o zaman kader diye bişey yok?
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: overdose - 23.11.04/20:26
bravo  -_-  -_-  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: istanbul - 23.11.04/20:29
ee o zaman Kuran' da kaderle ilgili bişiler yok mu? yanlış mı biliyorum, duydum????
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: buz - 23.11.04/20:32
Kader ,örneğin birinin erkek değil de kadın olması;gerekli koşullar oluştuğunda karın yağması,sigaranın kalp damarlarının tıkanmasına sebep olması vs dir.Ama yaşamını nasıl yaşayacağın değildir.Onla ilgili sorumluluk sana aittir,kadere değil yani.
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: overdose - 23.11.04/20:34
Alıntıee o zaman Kuran' da kaderle ilgili bişiler yok mu? yanlış mı biliyorum, duydum????

kuran kaderi anlatmazki senin yapacaklarını analtır ister yap ister yapma tanrının çok zikindeydi afedersin ama  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: buz - 23.11.04/20:44
Kur'an'da Kader:


Araf Suresi 24. Ayet Allah: "Kiminiz kiminize düşman olarak ininiz! Size bir süreye kadar yeryüzünde yerleşmek ve bir nasip almak var kaderinizde." buyurdu.  

Taha Suresi 40. Ayet O zaman kız kardeşin gidiyor ve: "ona iyi bakacak birini bulayım mı size?" diyordu. Böylece, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni tekrar annene iade ettik. Hem bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık, seni birçok denemelerden geçirdik; bu sebeple yıllarca Medyen halkı arasında kaldın, sonra da ey Musa, bir kader üstüne geldin.  

Ahzab Suresi 38. Ayet Peygambere, Allah' ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın adeti öyledir. Allah'ın emri biçilmiş bir kaderdir.

Kamer Suresi 49. Ayet Haberiniz olsun ki, Biz her şeyi bir kaderle yaratmışızdır.  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: overdose - 23.11.04/20:47
sevgili buz benim son ayetten anladığım herşeyi akıla dayandırmasıdır kadercilik nedir ki deliler bu secimi kendilerimi yaptı sence kader elimizdedir bence tabi  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: istanbul - 23.11.04/20:48
teşekkürler buz.. sanırım biras daha yardımcı oldu. :)
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: buz - 23.11.04/20:49
:)  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: buz - 23.11.04/20:53
Overdose ,benim bu ayetlerden anladığım yukardada yazdığım gibi kesin bir takım doğa kanunları ve özel durumlarımıza dair işte doğduğumuz ülke vs gibi koşullar (belki beklenmedik özel olaylarla sınır zorlanabilir ama onların hazırlayıcı koşullarında çoğun kendimizi buluruz)kader tanımına giriyor,ama hayatımızı biz yazıyoruz ve bu yüzden zaten sorumluyuz.Genel kader anlayışının İslam ruhuna da uyduğunu sanmıyorum çünkü zorluklarla savaşan insanı öven bir ayet nette olmasa içerik olarak aklımda.
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: Çeben - 23.11.04/21:38
Alıntıkaderin irademiz dahilinde olan kısımlarıdır bizim elimizde olan...

Aslında bu cevap bütün sorularınızın cevabının aritmetik ortalaması gibi bi cevap olmuş ...

Tanrı insana son bi şans verdi. Kader senin ne zaman öleceğindir. Kader başına gelebilecek felaketler ve güzelliklerdir. Kader Allahın dilediğidir. Herkesin miyadı önce Allaha sonrada kendisine emanettir. İnsanlara beyin verdi , irade verdi güç verdi. Allah bize yapıcaklarımızı söylemez. Biz onun bize verdiği şansı değerlendirmekle mükellefiz. Kader herkesin iradesi dışında kalan kısımdır. İraden içerisinde kalan kısımda ise hayatına apayrı bi yön vermek senin elindedir.

şöyleki ;
Eğer direksiyonu sağa kırarsan araba sağa gider ; sola kırarsan sola. Bunu yaparkende özgürsündür... Kimse senin direksiyonu ne yöne kıracağını önceden tahmin edemez ama direksiyonu kıracağını tahmin eder... Sanırım bu örnek söylemek istediğimi açıklamıştır...
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: serseri - 26.11.04/23:00



   kader yapacaklarımızın ALLAH tarafından bilinmesi ve yazılmasıdır biz bunları ALLAH kaderimize yazmış diye yapmıyoruz O yapacaklarımızı bildiği için onları  kaderimize yazmıştır  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: Narcotic - 26.11.04/23:31
Teknoloji ilerler, dil değişir, ses evrilir, kader ise bizi ilgilendirir !


:maske:  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: torq - 28.11.04/22:55
Kader diye bir şey yoktur. Her şey doğanın kendi rastlantısal olaylarına dayanır ve bu durum önceden tasarlanamaz. Hele tanrısal bir güç tarafından önceden belirlendiği varsayımı tümüyle akıl dışıdır.

Din kitaplarında kaderin, yani hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine iman etmeniz gerektiği yazılıdır. Böylece sizi isyan etmeyen, sorgulamayan ve karşı gelmeyen bir kul haline getirmek mümkün olacaktır. Aynı zamande başınıza kötü bir şey gelse de kimseyi suçlamayacak ve şöyle düşünmenizi sağlayacaktır her işte bir hayır vardır  Daha da kötü bir şey olmuş, örneğin çocuğunuz gıdasızlıktan ölmüş, parasızlık nedeniyle ilaç alamamışsanız, Tanrı onu yanına almak istedi  diyerek kendinizi avutmanız mümkün olacaktır.
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: gatetodeath - 28.11.04/23:02
yapay zekalar gelişecek birgün daha da şimdi olduğu gibi basit değil daha komplex yapılarda olacaklar onları oluşturan bizler ,düşüncelerini uygulamaya koyan ise onlar olacak ... onları oluştururken kestirebileceğiz azçok  yapabileceklerini...kaderlerini ama özgür iradeleri daima belirleyecek ,yapacaklarından sorumlu olacaklar bir bakıma yada sonuçlarına katlanacaklar...
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: torq - 28.11.04/23:15
Olabilir, bu konuda istediğimiz şekilde teoriler geliştirebiliriz
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: buz - 28.11.04/23:43
Kader diye bir şey vardır, doğanın işleyiş kuralları kader kapsamına girer.

Kader diye bir şey olmasaydı meteorologlar hava tahmini yapamazdı.

Kur'an akıllı,mücadeleci insanı sever.Ey insan,sünepe ol,sürün diye bir ayet yoktur.

İşte ilgili ayetler tekrardan:

Araf Suresi 24. Ayet Allah: "Kiminiz kiminize düşman olarak ininiz! Size bir süreye kadar yeryüzünde yerleşmek ve bir nasip almak var kaderinizde." buyurdu.

Taha Suresi 40. Ayet O zaman kız kardeşin gidiyor ve: "ona iyi bakacak birini bulayım mı size?" diyordu. Böylece, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni tekrar annene iade ettik. Hem bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık, seni birçok denemelerden geçirdik; bu sebeple yıllarca Medyen halkı arasında kaldın, sonra da ey Musa, bir kader üstüne geldin.

Ahzab Suresi 38. Ayet Peygambere, Allah' ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın adeti öyledir. Allah'ın emri biçilmiş bir kaderdir.

Kamer Suresi 49. Ayet Haberiniz olsun ki, Biz her şeyi bir kaderle yaratmışızdır.  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: torq - 28.11.04/23:55
Eğer Kuran'ı referans olarak alacaksak, Kuran'da kaç rekat namaz kılacağımız, hangi duaları okuyacağımız, abdesti nasıl alacağımız, buna benzer ayrıntıları bulmamız söz konusu olmaz. Bu boşlukları kendisine din adamı diyen kişiler doldurmaya çalışmışlar.

Kuran tek referans olamaz. Dinin kaynakları arasında icma-i ümmet, hadis ve içtihat da bulunuyor. Bazen  hadis denen uydurma sözlerle toplumları yönledirmeye çalışmışlar,bazen içtihat yazmışlar, bazen de mezheplere ayrılıp  kendi görüşlerine görü yöntemler geliştirmişler.

Kaderle hava tahmini arasındaki bağıntıyı anlayamadım

Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: buz - 29.11.04/00:07
Hayır,referans al demedim. Kur'an la ilgili kader fantazisi Kur'an kaynaklı değil dedim.

Yarın yağmur yağacağını önceden biliyorsak mesela bu kader dolayısıyladır.Yani kader evren kanunları anlamını taşır.
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: torq - 29.11.04/00:11
Bildiklerimizin ne kadarını bileceğimize biz mi karar veriyoruz ilahi bir güç mü?
Yani 500 yıl önce bu bilgileri kullanamıyorduk, o halde kaderimizi bilmiyor muyduk?
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: buz - 29.11.04/00:19
Bİldiklerimiz ve bileceklerimiz bizim bilmemize rağmen var zaten.

Deprem gerçeği o bölgenin kaderidir.Bilirsen önlem alırsın.

X kentinde doğman belki kaderindir ama nasıl bir insan olacağından sen sorumlusundur.
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: torq - 29.11.04/01:03
Aslında  bilmeden gerçeğin tanımını yaptığını söylemem gerek. Gerçek biz bilsek de bilmesek de var olan demektir. Ancak nedense gerçeğin bulunması konusunda tanrı hiç yardımcı olmuyor, ben de bunu anlamıyorum.

Eğer Hitler'in dünyayı kana boyayacağının mesajını verseydi, 36 milyon insan ölmezdi. Ama nedense tanrı bunun kaderimiz olmasını istemiş, böylece biz de bunu kabul etmiş oluyoruz.

Deprem gerçeği o bölgenin kaderiyse, neden bilim adamlarının bu gerçeği bulması için tanrının beklediğini anlamakta da güçlük çekiyorum.

Ben şöyle bir anlam çıkarıyorum. Tanrı dünyanın oluşumunu kendisin belirledi ve herşeyi planladı. Ama insanlara bunu söylemedi, çünkü bunun bilinmesini istemiyordu. İnsanın bunu araştırıp bulması gerekiyordu, tıpkı bir deney faresinin peyniri bulması gibi.

Bu arada ölen insanların  cennete gitmesini de garantılemiş olması gerekiyor, çünkü hiç bir suçları yoktu. Yanlış düşüncelerimi düzeltirsen sevinirim.
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: buz - 29.11.04/01:23
Evren insan bilsin ve keşfetsin diye sunulmuş koca bir hediye.İnsan evreni temelde bulup insanlığını büyütmeli,bu arada Yaratıcısı insana kendini haber vermiş ve kendine yönelik olan yolun tarifini yapmıştır.

Sonrası artık insanındır.Evreni keşfedecek ve onu bir cennete ya da cehenneme çevirecek olan insanındır.

Senaryosunu insanlık dehşet ve kanla da yazabilir ,sevgi ve birlikle de.

İnsanla bağlantısını kopartmamıştır ama, onu dünyada özgür de bırakmıştır.

Bilinmesini değil de bulunmasını istiyor olabilir bence.Bİlim bunun içindir ,evreni okumak,kendini okumak ve yorumlamak için özel dildir.

Suçsuz hiç kimse işlenmemiş suçlarından dolayı sorun yaşamayacak zaten.

Üstelik ölüm gerçektir ,ceza değil.Ölümü kendine ceza olan varolabilir ,bunu kazanmış-hak etmiş olan- olabilir tabi.

Ölüm bizim için dehşet verici.Ama bizim var dediğimiz varsa o yakadan ölüm sadece bir sahneye girmekle çıkmak kadar doğal olsa gerek.

Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: torq - 29.11.04/01:37
Kusura bakma ama söylediklerinin mantıklı bir yanı yok.
1) Tanrı evreni yaratıp hediye olarak sunmuşsa bundan kendisine nasıl bir pay çıkarmak gerek. İnsanı çok mu merak ediyordu, yoksa zaten bu durumu kendisi planladığı için yukarıda bizi seyredip bakalım şimdi ne yapacak şeklide mi düşünüyordu?
2) İnsanın evreni keşfetmesine ne gerek var, insanı yarattıktan sonra bir kısmını cennete bir kısmını cehenneme gönder bitsin. Evreni keşfetmenin tanrıya ne yararı var?
3) Hem insanla bağlantısını koparmayacak hem de özgür bırakacak. Peki bunun ölçüsü nedir? Hangi davranışlarımızdan sorumluyuz? Hangilerinden değiliz?
4) Eğer bulunmasını istiyorsa neden öteki insanların ölmesine, acı çekmesine izin versin ki, tanrı bu kadar sadist olabilir mi? Ben olsam bilimi  de buldurur, al kardeşim kimsenin ölmesine izin verme derdim
5) Ölüm ceza değil ve kusursuz olup ölenler cennete gidecekse, neden birbirimizi öldürüp kısa yoldan cennete gitmesini sağlamıyoruz. Böylece cehenneme gidecek adam kalmazdı

Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: buz - 29.11.04/01:59
İnsanların gelişmesi ve olgunlaşması için verilmiş araç evren.

Baştan cennetlik olarak yaratılmışa insan değil melek denebilir zaten,O yaratıcılığını bir oluşum içinde seyretmek istemiş olabilir.Bunla ilgili bir ayet evrenin boşa yaratılmadığı söylenir.Bir hedef ,bir amaç var.

İnsana yardım etmesi ve ya yeni olanaklar sunması neden özgürlüğünü kısıtlıyor anlamadım.

Üzgünüm ama o insanları Yaratıcı değil,diğer insanlar öldürdü.Özgür kalmak istiyen insan ,özgür kalınca sinirlenen gene insan.Çelişki yok mu bunda.

Bilimin hazır olması insanın nefsine uygun olabilir ama evren bir plansa ,ne bileyim özel bir oluşumun ortamıysa evreni keşfettirmek daha anlamlı bence.

Bribirimizi öldürünce suç işlemiş oluyoruz ,cennete gidip ne yapacağız ,orada zaten olan biten bizi sarmaz çünkü oraya uygun olgunluğa sahip değiliz .

Bu ucuz dizilerden fazlasını seyretmemiş bir adama zorla gelişkin teoriler üzerine kurulmuş bir sanatsal filmi seyretmek zorunda bırakmaya benzer herhalde,kendi içinde gene bir cehennem olduğu bile söylenebilir.

Bilimi seven birinin keşiften zevk alacağını düşünürdüm hep oysa ben.

Kusura bakmıyorum , gönül rahatlığıyla mantıksız diyebilirsin.
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: humanist - 09.12.04/18:12
kader türkiye karayolları haritasına benzer...
herkesin yolları önceden yapılmıştır.. sadece kişi bu yollar üzerinde tercihi doğrultusunda ilerler..

kişi tercih etmese bile tercih etmediği yollarda bu bütünlüğün içerisinde vardır..

tercih hakkı insandadır.. ama kaderi de bütün olarak yazılmıştır..  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: torq - 14.12.04/01:42
Kader bizim yarattığımız bir kavram, çünkü insan zayıflığını kabul edemeyen bir yaratık. Kabul edemediği için dinleri ve tanrıları yaratmış.
Evrende ve doğada kendi bilinci dışında birtakım olayların nedenini açıklayamayınca, bunları yapan birileri olmalı diye düşünmüş ve böylece tanrının bir program çizdiğini düşünmeye başlamış.
Bunun güzel tarafı, insanın yaptığı yanlışları ortadan kaldırarak  kendisini rahatlatmasını sağlamasıdır. Örneğin 3 yaşında bir çocuk yetersiz beslenme ya da mikrop kaptığı için ölürse kaderi böyleymiş, allah onu çok sevdiği için yanına aldı   diyerek ölümünü kabullenmeye çalışırız.

Bir de şeytan kavramını kaderle birlikte değerlendirirsek zayıflığımızın derecesi ortaya çıkar. Adam birisini, parasını çalmak için öldürür ve yakalandığında şöyle der abi çok pişmanım şeytana uydum. Böylece sorun çözülmüş olur, adamın kaderinde birini öldürmek yazılmıştır, bunun da suçlusu şeytandır.

Başka bir örnek de trafik kazasıdır. Adam aracın bakımını yaptırmaz ve fren patlar. Kamyonuyla durakta bekleyenleri biçer 10 kişi ölür. Ölenlerin ailelerine şöyle denir ; yapacak bir şey yok vadesi dolmuş, mukadderat

Örnekleri çoğaltabiliriz. Ama sonuçta insan inanmayı seçmişse, gözü bir şey görmez. Bu söylediklerime de alllah insana akıl verdi gerekçesiyle kulp bulmaya çalışanlar oluyor ama aklı öne alırsan bu defa da başka şeyleri inkar etmen gerekiyor.  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: humanist - 22.12.04/18:00
Bana öyle geliyorki birileri bilinçaltında işlediği suçları kaderine bağlıyor ben yapmadım böyle yazılmış diyor.. işlediği fiilerden hoşlanmadığını iblisin vesvesiyle kaderine bağlıyor...
 
   Vesveseyi yersen böyle olur tabi..


   Aklını adam gibi kullanıp net ve adil bir şekilde araştırırsan Allah'ın varlığını kabul etmemen için hiç bir neden yok... kabullenmeyi kabullenmek bu kadar zor mu?


Hem düşünce ikliminde yaşadığını söyleyeceksin, felsefeyi okuyacaksın düşüneceksin... sonra sıra kabullenmeye gelince kafana göre sana ne doğruysa onu kabulleneceksin...
başını sokacaksın kuma... beni kimse görmüyor diyeceksin...

 Eğer iyi ve adil düşünmeyi becerebilirseniz mutlaka bir esneklik sahibi olacaksınız...
 
  Önemli olan düşünce akımlarını başlatan filozofları yüceltmek değil ( ki yüceltilecek bi tarafı da yok ). insanın kendisinin mutlu olması...

  Neden elin saçı başı karışık kir pas içinde, düzensiz bir hayatın sahibi olmuş acayip ölümler yaşamış bir kitabı diğeriyle örtüşmeyen, içkiden dolayı beyin hücrelerinin büyük bir kısmını kaybetmiş adamların öğrettiklerini öğreneyim ki

   Giderim Allahü Teala'ya onun söylediklerini dinlerim, O'nun okulunda okurum..

   Milletin entellektüel tatmininin de sebebi olmam... ( bakın ne kadar çok okuyanım  var )

  Hayatın, kaderin, aklın ne olduğunu anlamanız dileğiyle...

 


   
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: gatetodeath - 22.12.04/18:02
kimse yaratıcıyı savunmasın ,ihtiyacı yok çünkü...savunmaya acizlerin ihtiyacı vardır ...eyvallah  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: torq - 22.12.04/18:53
Alıntı
    Aklını adam gibi kullanıp net ve adil bir şekilde araştırırsan Allah'ın varlığını kabul etmemen için hiç bir neden yok... kabullenmeyi kabullenmek bu kadar zor mu?


Hem düşünce ikliminde yaşadığını söyleyeceksin, felsefeyi okuyacaksın düşüneceksin... sonra sıra kabullenmeye gelince kafana göre sana ne doğruysa onu kabulleneceksin...
başını sokacaksın kuma... beni kimse görmüyor diyeceksin...

  Eğer iyi ve adil düşünmeyi becerebilirseniz mutlaka bir esneklik sahibi olacaksınız...
 
      Giderim Allahü Teala'ya onun söylediklerini dinlerim, O'nun okulunda okurum..

    Milletin entellektüel tatmininin de sebebi olmam... ( bakın ne kadar çok okuyanım  var )

   Hayatın, kaderin, aklın ne olduğunu anlamanız dileğiyle...

Aslında sorunun özüne doğru gitmişsin ama bir türlü kavramları net olarak ortaya koyamamışsın.
1) Sorunun en önemli kısmı kabullenme. Bu konuda sana katılıyorum. Ben aklımı adam gibi kullanıp net ve adil bir biçimde araştırdım tanırının olmadığını kabullenmek zorunda kaldım, sorun senin bunu kabullenmek için hiç bir çaba göstermemende. Bu söylediklerin yapsan zaten bir yaratıcıya inanmak gereksinimin ortadan kalkacak.
2) Herkesin başını kuma gömdüğü konusunda da sana katılıyorum. Kimse gerçeği aramak zahmetine katlanmadığı için, sağda solda duyduğu hurafeleri din sanıyor ve inandığını düşünüyor. Ancak tüm din kitaplarını okuyunca gerçeğin anlatıldığı gibi olmadığı ortaya çıkıyor. Bir de tabi senin de belirttiğin felsefe kitaplarından da yararlanmak gerek
3) Keşke senin dediğin gibi bir okul olsa da gidip eğitim görsek.Tanrı insanları sevmiyor bence, eğer sevseydi, insanların doğuştan beyinlerine bir chip'le inancı yerleştirir, doğru yolu buldururdu. Böylece okula da gitmeye gerek olmazdı, tebliğ zorunluluğu da ortadan kalkardı.
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: deniz - 22.12.04/19:03
3. bunun zaten var olabilceğini düşünüyorum. :)
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: humanist - 22.12.04/21:58
Ararsan Allah'ı, bulursun okulu..    

   Şu anda Allahü Teala'nın sana bir insanı atadığını görevinin sen olduğunu biliyorduydun.. Şu anda o öğretmenin listesinde senin adın var.. Her ne kadar sen bilmesende gittiğin mekanda seni adınla bile karşılayanlar olabilir..  istersen Allahü Teala'ya sor ( Hacet Namazı ). Eğer Allah'a ulaşmayı dilemiş biriysen, ya Allahü Teala seni O insanla tanıştıracak yada O insan birden senin karşına çıkan. "Ben senin irşad öğretmeninim " diye...

16/NAHL-9: Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).
Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm'e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah'ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

18/KEHF-17: Ve tereş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minh(minhu), zâlike min âyâtillâh(âyâtillâhi), men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).
(Ey Resûl'üm! Orada olsaydın) görürdün ki; güneş doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına ulaşır. Battığı zaman ise onları sol taraftan terkederdi. Onlar mağaranın geniş bir yerindeydiler. Bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allah kimi Kendine ulaştırırsa o hidayete erer. Ve kim dalâlette ise onun için velî mürşid bulunmaz.

   Hiç yaşamadığınız bilmediğiniz manevi alemdeki bir okul tüm ekibiyle beraber dünyada insanları Allah'a çağırıyor.... Ne yani Allah'ın böyle bir sistemin lazım olduğunu bilmediğini mi düşündün.. Neden Peygamberler (Proflar) dünyaya geliyor...

   Sen Allah'a ulaşmayı dile... Keşke olsaydı dediğin okulun kapısına seni Allahü Teala nasıl getiriyor gör..
 
    İstersen sana göndereyim Hacet Namazı'nı kıl ve sor Allahü Teala'ya ( sana bana bi başkasına değil direkt olarak O'na sor ) O'na güven...
   
    Adaletli düşünmekten neyi anladığını anlamadım. Bir yazarın fikrinin sana uyup uymadığını tartıyo olman mı adalet, yoksa bir yazarı başka bir yazarla tartıyor olman mı adalet.  
   
    Tanrının olmadığını Kabullenmek zorunda kalmak da ne demek.. eğer zorunda isen kim seni zorluyor. Kafanı kuma soktun güneş kayboldu öylemi..

   Allahü Teala'nın seni yarattığı bu söylediklerine ne kadar kesinlik kazanıyor. seni ne kadar iyi tanıyor ve taleplerini ne kadar iyi biliyor... O'na hayran olmamak elde değil... Demek Allahü Teala insanların kafasına çip yerleştirseydi... Yapmadığını nerden biliyorsun bir değil hatta iki cip birden yerleştirmiş.. biri bozulursa diğeri direk devreye girsin diye..  Vicdan azabı neden duyuluyor sanıyorsun...  neyse Konuşuyorsak Bunu Kuran'ı Kerim'le ispat etmemiz lazım..  
bu çiplerden birincisi Hanif Fıtratı :

30/RUM-30: Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya'lemûn(ya'lemûne).
Hanif olarak kendini dîn için ikame et, Allah'ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları hanif fıtratıyla yaratmıştır. Allah'ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyim olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez.

İkincisi insana Allah'ı emrini nasihat eden, vicdan azabı müessesini çalıştıran Ruh.

32/SECDE-9: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem'a vel ebsâre vel ef'ideh(efidete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve onu (onun nefsinin kalbine) sem'î (kalbin işitme hassası), basar (kalbin görme hassası) ve fuad (kalbin idrak etme hassası) hassalarına (sahip) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

Bu arada basar hassası ( insanın uzuvları var, hassaları var) Allah'ın zatını görebilecek bir hassadır.. Eğer Allahü Teala size sırların en büyüğü olan Zatını gösterecek ise bu hassa ile görebilirsiniz... Kalp Gözü diye bilinen hassa.

Allahü Teala'ya sonsuz hamd eder şükr ederiz...
 
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: torq - 22.12.04/23:05
Aslında şunu da düşünebiliriz, tanrı tümü insanlara chip yerleştirmişse  benim gibi insanlara imalat hatası  demek doğru olmaz mı?

Beni hidayete erdirmesi için çok yalvardım ama duyan olmadı. Aslına bakarsan kendimi inandırmaya da çalıştım ama gerçeği arayan insanların inanma gibi bir lüksü olamıyor. Buradaki bazı insanların da aynı durumda olduğunu düşünüyorum.

Yalnız sizin gibi olanları da kıskanmamak elde değil! Ne yaparsan yap kaderin bir oyunu bu, hiç bir şey için üzülmeye gerek yok çünkü tanrı isteseydi öyle olmazdı. Mutlu olmak da hiç zor değil, din kitaplarında yazılı olanları yap cennet garanti, eğer kötü bir adamsan son ana kadar devam et, bir ara pişman olduğunu söyle, kadir gecesi sabaha kadar namaz kıl, cennet gene garanti. Üstelik cennette huriler ve gılmanlar (oğlanlar) biz  erkeklere hizmet için bekliyor. ( kadınlar için üzgünüm)
Kısacası mutlu ölecek olanlar sizlersiniz, bizim gibilere ölünceye kadar huzur yok!  
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: humanist - 22.12.04/23:15
Cennet cennet dedikleri,
  Ücbeş köşk üçbeş huri,
  Dileyene ver sen onu,
  Bana seni gerek seni..
          Yunus Emre

   Ben cennet için hiçbişey yapmam umrumda da değil...
 
   Rabia Sultan'ın dediği gibi elimdeki meşaleyle cenneti yakacağım bu kova suyla cehennemi söndüreceğim ki herkes Rabbini dilesin...

   İstiyorsan sen git cennete ben Rabbimi istiyorum..

   Çırağan otelinin müdürüyle çırağan otelinin karizması için, arada gidip ucuza kalmak için yapılan arkadaşlık kadar adice bir ilişki...  Bu sevgi değil...
 
      Allahü Teala'yı sevmeyi bir deneyin...    


      İmalat hatasını bizim gibi insanlar yapar...  eğer kusurlu isen gel düzeltelim kusurunu yok değil isen haydi Allah'a ulaşmayı dile....



   
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: I_M_A_N - 24.12.04/19:10
AlıntıÖrneğin 3 yaşında bir çocuk yetersiz beslenme ya da mikrop kaptığı için ölürse kaderi böyleymiş, allah onu çok sevdiği için yanına aldı   diyerek ölümünü kabullenmeye çalışırız.

Başka bir örnek de trafik kazasıdır. Adam aracın bakımını yaptırmaz ve fren patlar. Kamyonuyla durakta bekleyenleri biçer 10 kişi ölür. Ölenlerin ailelerine şöyle denir ; yapacak bir şey yok vadesi dolmuş, mukadderat


Kaderi yanlış anlamışsın
 
sana kaderin olduğunu hem ispat edelim hem biraz anlatalım

Arkadaş
Biz kaderin sırlarında ağah değiliz ve agah olmakla da mükellef değiliz
Allahu Tealanın en büyük Lutfuda onu Bize gizlemesidir

Mesela senin Kudrete karşı bir isyanın yüzünden sana azab çocuğuna mükafat olsun diye
ve bir çok birikim nedeniyle 25 yaşındaki çocuğunun ölse
Sende Etrafa saldıracağına zarar vereceğine Kadere razı olsan
yani Bu Musibet ya benim Maşukum derecemi yükseltmek yahut benim büyük bir sucuma kefaret olsun diyerek bu acıyı verdi bu acı gayet iyice düşünülürse zamanla kapanır
Ahirette ise bunun kefareti  o ayrılık O hicran ateşi bitmek bilmez

Evet o Büyük Şucum Benimle Allah arasında kalmamışta yani  kabahat olmamışta
o günahımı başkaları da Görmüş  rezalet olmuş    

Cenabı hakta
Senin Günahını Bir ben biliyordum bir de sen fakat sen başka kimselere de söyledin onlarda agah oldular Bundan Dolayı Kitabullahtaki ahkam tatbik edilecektir buyurmuş
bende Kazaya Razı olduğumu göstermem gerekir diyerek Kadere razı olsan
İnsanlara saldırmasan başkalarını suç atmasan onlara hakaret nazarı bakmasan fenamı olur
Çünkü bu dünyada tesir devamsızdır
Öbür dünyada Hicran ateşi vardır Maşukun sana pek aşırı nazlanması vardır
Hakkın azabıdır

evet günahının cümlelerini değil başkasına söylemek huşu ve hudu ile  boynunu bükerek
Yarın Allahın Huzurunda yalvarırken Günahının cümlelerini dudaklarına getirme kalbinle niyaz et
O cümleler feza çıkmasın her şeyin sırlarını içyüzlerini kalbinin en derinliklerine muttalidir
Kitabullahtaki o ahkam tatbik edilmesin

Bizler Kaderin sırlarında agah olmadığımızdan dolayı hayata zarar verici şeylerden kaçınmak ile mükellefiz
Bundan Dolayı kendi hayatına ve Başkasının hayatına suikast eden mesuldür

Kadere inanmıyor musun ? sen

Hiç kimse kudretinin haricine çıkamaz
Misal hayvanlarda daha açık gözükür
Balıklar havada uçamaz
Kuşlar denizin dibinde yaşayamaz
Hiç kimseden de kudretinin haricinde iş beklenmez
İnsan daima yaptığı işin neticesini bekler
Bu netice adalet iledir
insan Dünya da beklediği bir mükafatı bulamazsa Ahirette Allahın adaleti ile elde eder
İşte bu kader değil de ya nedir ilahi alınyazısı değil de ya nedir ?



Torq Demişsin ki
-------------------------------
Bir de şeytan kavramını kaderle birlikte değerlendirirsek zayıflığımızın derecesi ortaya çıkar. Adam birisini, parasını çalmak için öldürür ve yakalandığında şöyle der abi çok pişmanım şeytana uydum. Böylece sorun çözülmüş olur, adamın kaderinde birini öldürmek yazılmıştır, bunun da suçlusu şeytandır.
-------------------------------

Burada yanlış bir şeyler var
Aşağıdaki yazılanlarla karşılaştır o yanlışları sen gör hallet



İslamda Beraatı zimmet asıldır
Yani suçsuz olduğu anlaşılarak temize çıkmak

Evet zira Şeriata Muhalif olan şeyler tab'a huya uygun olduğundan
şeriata muhalif olan şeyleri nefsin çal-ması onu kolay kolay irtikap ettirmesi gayet kolaydır
o suçu işlettirir
en mühim nokta :
pek kolay irtikap edilen kötülük veya fenalıktan sonra o kötülük ve fenalık
Ne kabul edilir ne de itiraf edilir daima hem red hem İnkara kaçılır

Mesela anlatmak için Orospuya demiyelim de Hırsız diyelim
Mesela Hırsıza ''Sen  Hırsızsın'' dendiği vakit  Kızar red ve inkara kaçar
KUDRET ne büyük dersler kaçırmıştır
Bu hal Beşerin tab'ında ulüvvi yükseklik yücelik
şeref ve onurdan rekz edilmiş kurulmuş olduğuna apaçık bir delildir
kusursuz sağlam doğru Asli Fıtratının temiz nezih bir nur olduğunu beyandır
Bundan Dolayı İyilik ASILdır kötülük Arizidir tesadüfi vakadır gelip geçiçidir

Evet İman asıldır Küfür Arizidir
İşte İslamda beraatı Zimmet asıldır Sözü buradan çıkmıştır

O yüzden Ahlakın Tezhibi yani temizlenmesi ve düzeltilmesi çok uygun ve biçilmiş kaftan
Binaenaleyh Zararın Neresinden dönülürse Kar Orasındadır

Sıcak bir İhlas ile Ahlak Tezhip edilir edilmez İnsan Allah partisine girer bu partiye girdikten sonra ne sarsıntı olur... ne yıkım olur... ne huzursuzluk olur... ne üzüntü olur..  


İslam İnsanı kurtarmak ister Suçu Şeytana atar
İdruulhudu bişşübühat..emri vardır
Vaki olan suçları bile bahanelerle kaldırmaya çalışın diye emri verilmiştir
Zira Bu din öyle bir din ki cemiyet içersinde hiçbir kimsenin yüzünün kızardığını istemez
Bazı cezaları O kimse bunu yapmamıştır bunlar insana yakışmayan hallerdir diyerek gidermeye çalışın der

Bazı insanlara bu gibi sözler en ağır ceza yerine geçer yaradılışı icabı irtikap ettiği kötülükten olası ihtimal dahilinde beklenir ki pişmanlık duyar vicdanının ağır recmi  altında kendisinin gizli olarak affolunmasını dilenir
Bu emriler böyle yaratılışlılar içindir





Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 30.12.04/20:20
yaptığı bütün bu izahlar, bu ayeti zahiri manasına hamletmek aklen mümkün olmasaydı güzel ve yerinde olurdu. Fakat kesin akli delil ile bu sözün ancak zahiri manasına hamledilebileceği sabit olursa böyle zorlanarak elde edilen izahlara başvurmak cidden uzak bir iş olur.

--- Yorum: Ben de derim ki amellerin, hareketlerin mahluk olduğu kabul edildiğinde zaten Mutezile'nin bu izahı düşer. Çünkü "Allah zalimleri saptırır" (İbrahim 27) ayetindeki zalimlik, meydana gelen hareketler sonucu olacağından hareketleri de Allah yaratınca yine cebr olur.

*** Niçin cebirden başka yol olamayacağının akli delil ile isbatı: İnsanlar düşünüyor; her şeyi Allah bize zorla yaptırıyorsa bu işin, mükafat ve cezanın ne manası var? Bunu akıl kabul edemez, onun için başka bir şey olmalı deyip, kafasını o yönde zorluyor. Halbuki dikkat edildiğinde görülecek ki biz insanlar, amellerimiz, yer, gök yani kadim (ezeli) olmayan, sonradan meydana gelen her şey mahluktur. Çünkü sonradan meydana gelen her şey başka bir şeye muhtaçtır. Aksi halde yaratıcı olmadan meydana gelmesi lazım olur ki akıl bunu kabul edemez. Bu sabit olunca diyelim oturduğumuz yerden kalktık, bu harekettir ve hadistir. Bin yıl evvel böyle bir şey yoktu, demek bunu bir var eden olmalıdır, çünkü sonradan olan şeylerde, sebepsiz netice olmuyor. Siz düğmeye basmadan ışık yanıyor mu? İlla basmanız lazım, o zaman yanar. ışığın yanması sonradan meydana gelip yanması için sizin düğmeye basmanıza muhtaç olunca, sizin hareketiniz de sonradan meydana geldiğinden sizin yaratıldığınız gibi amellerinizin de yaratılması lazım gelir. Çünkü yoktan varetmek ilahlık olduğu gibi hareketi yaratmakta (meydana getirmek de) ilahlıktır. Çünkü olan bir şeye etki etmek ve onun şeklini, durumunu değiştirmek vardır. Değişebilen, bozulabilen her şey hadistir. İlah hakkında böyle değişme, vasfını değiştirme olmaz. Çünkü ilahlık kadim olmayı gerektirir. Zira kadim olmazsa o halde onu da etkileyecek, meydana getirecek yeni şey lazım. Bu teselsül (zincirleme) olup batıl olur, kabul edilemez. Bir şeye etki etmek etki edilende yaratılmayı gerektirir. Cama yumruk atarsan, kırılır. Bakın camın yapısı değişti. Artık kırık cam denir oldu; bu ise evvelden olmayan bir şeydi, yaratılması lazım. Aynı şekilde sizin o yumruk atma işleminiz de bir dakika önce yoktu, o da sonradan meydana geldi. O halde düşünelim; Allah yeri göğü, her şeyi yaratınca bunların varolmaları Allah'ın yaratmasına bağlı oldu, peki Allah insanları ve cinleri mükellef tuttu, halbuki gördük ki onların varolması ve sonradan yapacakları her şey Allah'ın yaratmasına muhtaç olunca misal, namaz kılın diye emir veriyor ve kılan için mükafat, kılmayan için ceza olduğunu beyan ediyor. Halbuki namaz bir ibadet olup hareketlerden oluşur ve hareket sonradan olup kendi kendine meydana gelemez, bir etki yapana, onu varedene muhtaçtır. Varetme ise uluhiyettir, ilahlıktır. Şimdi burada geriye şu kaldı; bu hareketi ya insan kendi yaratacak bu ise ilah olma demektir. Allah'a yaratma işinde ortak olma demektir, ya da Allah yaratacak. Yaratma ancak Allah'a mahsus olduğundan O'nun yaratması lazım. Demek ki Allah bize namaz kıl şeklinde emir veriyor; kılmazsak tehdit ediyor, halbuki bu ameli O yaratacak başka yol yok, var diyen yaratma hususunda Allah'a ortak koşmuştur, kafir olmuştur. Bütün bunlar sabit olunca insanın "eğer biz yaratıldıysak mükafat ve ceza varsa özgürlük lazım, aksi halde bu zalimlik olur" deyip cebrden başka yol aramaları yanlış oluyor. Çünkü bu dediklerinin olması için

1- Kişinin kendi yaptıklarının, kendi tarafından yaratılması ve meydana getirilmesi gerekir ve Allah'ın bu konuda hiç karışmaması lazım.

2- Allah'ın geleceği bilememesi lazım. Çünkü Allah o kişinin yapacaklarını, o kişi yaptıklarını yaratmadan (meydana getirmeden) önce bilirse, o doğmadan onun kafir veya mümin öleceğini biliyor olması gerekir. Ve işin sonu, bu yaşatmanın sonu, başlamadan bütün tafsilatıyla biliniyorsa o halde buna deneme, sınama denemez. Çünkü deneme bir sonucu ortaya çıkarmak için yapılır, dolayısıyla bu dünya deneme, imtihan dünyası değildir. Eğer sonuç baştan biliniyorsa buna deneme denmez. "O amel bakımından hanginizin daha iyi olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı" (Mülk 2), (Bu ve benzeri ayetler ile ilgili izahlar ilerde gelecek.)

Not: Bu ikinci açıklama hakkında onların ne dediğini biliyorum. Onların dedikleri şudur: "Allah'ın ilerde ne olacağını bilmesi deneme yapmasına aykırı değil, çünkü ilim maluma (bilinen) tabidir. Yani Allah'ın ilmi, sonradan meydana gelecek olan bilinen şeye tabidir ve ona tesir etmez. Bu surette de cebr olmaz. Allah onların ilerde ne yapacağını bildiği için Levhi Mahfuza onların yapacakları şeyleri; ta ki cennetlik ve cehennemlik olduklarına kadar yazmıştır. İşte bu yönüyle Allah'ın bunu bilmesi olacak şeylere tesir etmez, dolayısıyla cebr yoktur" derler. Şimdi onların bu iddialarına cevap veriyorum: Bu cevabı bulmam altı sene sürdü...

Halbuki onlarda kabul eder ki fiillerimizi, amellerimizi yaratan Allah'tır. Onların "Allah o kişinin ilerde ne yapacağını biliyordu" ifadesi aslında şu manaya gelir. Yani (Allah ilerde kişide hangi amellerini yapmasını (yaratacağını) bilir) demek olur ki onların demek istediklerini çürütür. Çünkü kişinin ilerde ne yapacağını, yani onda hangi amelleri yaratacağını (yaratmadan evvel) bilir demektir ki, Maturidiler'in ısrarla vurguladıkları "ilim maluma tabidir" lafıyla kasdettiklerini havada bırakır. Nedeni onlar bu lafla şunu kastederler: İlim, yani Allah'ın ilmi, maluma yani bilinene tabidir. Bu bilinen ise onlara göre kişinin cüz'i iradesi sonucu meydana gelecek olan hareket ve oluşlardır. Bu görüşe göre Allah'ın ilmi, yani ilerde ne olacağını bilmesi, bu bahsettiğimiz cüz'i irade sonucu oluşan eyleme hiçbir tesir yapmayıp onu keşfeder, algılar manasındadır. Halbuki işaret ettiğimiz bu görüşe göre (Yani Allah'ın kişi de hangi amelleri, hareketleri yaratacağını (yaratmadan evvel) bilir demek) "ilim maluma tabidir" lafıyla kastedilenin aldatma olduğunu gösterir. Çünkü onlar bu lafın arkasına sığınıp cebr düşüncesini düşürmeye çalışıyor, kafaları karıştırıyorlar. İşaret edilen görüşe göre Allah zaten kişiler de yaratacağı fiilleri biliyor olur. Ve Allah'ın varedeceği şeyi bilmesi, daha nasıl bunların bahsettiği manada olup; maluma Allah tesir etmez denir. O meydana gelecek olan malumu da zaten yoktan varedecek olan Allah'tır. Allah'ın yaratacağı şeyi bilmesi zaten mutlak güç, kudret ve dilemenin ona ait olduğunu gösterir. Daha hala, kulun fiili sanki Allah'ın yaratmasından ayrıymış gibi "ilim maluma tabidir" deyip, sanki Allah hiç karışmıyor da, kendi kendine meydana geliyor, Allah da onu ilerde olacağından keşfediyor manasını kastediyorlar.

Bu son konunun bir özeti: Bunlar diyor ya; "İlim maluma tabidir", sanki olacak olan malum Allah'ın yaratmasından ayrı ve bağımsızmış gibi bir hava verip, "Allah onları biliyor, keşfediyor ve Allah'ın bilmesi, maluma tesir etmez" diyorlar. Halbuki malum olarak kastettikleri şey hadistir, sonradan olacaktır ve her sonradan olacak şey bir yaratıcıya muhtaçtır, yani mahluktur. O halde bu bahsedilen olacak olan malumu kim yarattı? Allah mı yoksa kişiler mi? Yaratmak ancak Allah'a mahsus olduğundan o malumun da Allah tarafından yaratılacak olması lazım gelir. Böyleyken, Allah yoktan varederek istediği şekli, vasfı vererek yaratacağı şeylere, nasıl tesir etmez denir? "Allah dilediğini yaratır, seçer. Onların seçim hakkı yoktur." (Kasas 68) Bu öyle bir üç kağıttır ki, niceleri bunu yutmuş ve yutmaktadır. Onlar ise bu lafla sanki; kasdedilen malum kendi kendine meydana geliyormuş ya da gelecekmiş gibi, Allah ile bütün bağı bu noktada kesiyorlar ve olmuş bitmiş bir olayın (ya da olacak bitecek bir olayın) Allah tarafından hiçbir etki olmaksızın algılanıp, farkına varılarak Levhi Mahfuza yazılmasından ibarettir diyorlar. Böylece kendilerince; hem imanın şartı olan kadere inanıp, hem de cebr inancını inkar edici bir görüşü benimsiyorlar. Kendilerini kandırıyorlar!

*** Kur'an'da biz hem cebr ayetlerini hem de özgürlüğün olduğunu akla getiren ayetleri görüyoruz. Önümüzde üç seçenek var; ya bu ayetleri hiç te'vil etmeden direk alıp o şekil bir kader anlayışı oluşturacağız, bu batıldır. Çünkü kişi aynı anda hem bir şey yapmaya mecbur olup, hem de özgür olamaz. Geriye kalan iki seçenekten birincisinde ihtiyar ayetlerinin zahirini (görünüşte) alıp cebr ayetlerini te'vil edeceğiz. İkincisinde ise cebr ayetlerinin zahirini alıp özgürlüğün olduğunu akla getiren ayetleri te'vil edeceğiz. Biz (Bakara 286.) ayetteki "Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemez" ifadesinin mutlaka te'vil edilmesi gerektiğini söyledik. Çünkü güç üstünde yük yüklemenin (teklif-i mala yutak) caiz olduğunu akli ve nakli delillerle ispatladık. Hep tekrar ettik; Ebu Leheb'in cehenneme atılacağı Tebbet suresinde vardı ve Ebu Leheb kafir öldü. Kur'an'ın Levhi Mahfuzda olduğunu ayetlerden öğrendik, o halde Levhi Mahfuz da Ebu Leheb'in kafir ölüp cehenneme atılacağı vardır. Halbuki levhi mahfuz "Yeryüzünde ve nefsinizde başınıza gelen hiç bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta olmasın" (Hadid 22) buyurularak açıklandığına göre musibetler yaratılmadan evvel levhi mahfuza yazılmıştı. Demek ki Ebu Leheb yaratılmadan, Kur'an Hz. Peygambere nazil olmadan önce, cehenneme gideceği hükmü yazılmıştı. Halbuki Ebu Leheb'e iman etmesi emredilmişti. O nasıl imanlı ölecek? Ve iman edemeyeceğini bile bile Ebu Leheb'i iman etmekle sorumlu tutmak teklif-i mala yutak olur. Binaenaleyh "Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemez" ayetinin te'vil edileceğini anlamış olduk ve teklif-i mala yutak caiz olunca zaten sonuç olarak cebr düşüncesi kabul edilmek durumunda kalınır. Çünkü Maturidiler ve Mutezililer "teklif-i mala yutak caiz değildir" demişlerdir. Biz bu ayeti te'vil etmek durumunda kalıyorsak, anlarız ki bütün özgürlüğü çağrıştıran ayetleri te'vil etmek zorundayız. Dolayısıyla bizim için, cebr ayetlerinin zahirini alıp, özgürlüğü çağrıştıran ayetleri te'vil etmekten başka yol kalmıyor.

*** İnsanların bazısı Amentüyü söylerken, "Bilkaderi Hayrihi Ve Şerrihi Minallahu Teala" diyor. Hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğini ifade ediyor. Peşine bunlara dense ki: "İçki içmekte haram olup, şerdir. Peki o zaman o da mı Allah'tan, yani içkiyi zorla Allah mı içiriyor?" Bu sefer ekseri insanlar lafı değiştiriyorlar "Hayır" diyorlar.

*** Şeytanın da esasen kendi yaptıklarında özgürlüğü yoktur. Çünkü o cindir ve amelini yaratamaz. Allah meleklere ve cinden olan İblis'e, Adem'e secde etmelerini emretti. Ve İblis'in secde etmesini dilemedi, onda isyanı yarattı; bu sefer iblis mecburen secde edemedi. Bunun üzerine Allah onu azarladı ve onu cennetten kovdu. Sonra Allah Adem ve Havva'ya cennetteki belirlenmiş ağaçtan yemelerini yasakladı, eğer yerlerse zalim olacakları şeklinde tehdit etti. Fakat onların yemelerini irade etti ve onlara zoraki yasaklanmış ağaçtan yedirtti. Onlar da mecburen yediler. Bu sefer onları, yedikleri için cennetten çıkarttı. Sonuç olarak Allah'ın, şeytan'a, Hz. Adem'e secde etmesini emretmesi de teklif-i mala yutaktır. Çünkü o Allah'tan bağımsız amel etmeye muktedir değildi. İşte cebr düşüncesinin varıp dayanacağı hususlardan bir örnek. İşte bundan dolayı kişiler çoğunlukla cebr anlayışını kabul etmiyorlar veya etmemek için her çareye başvuruyorlar  kitabın tamamı şu sitededir:  (islamdakader.cjb.net  )
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: deniz - 30.12.04/20:26
yazıdan bişey anlamadım.

ben şunu şunu öğrenmek istiyorum.

diyelim ki özgür iradenin olmadığını ispatladın gerçekten.

1. sence özgür irade olmamalı mıdır ?
2. insanda özgür iradenin olmadığını ispar için kullanacağın dellilerli allahın özgür iradesi olmadığı içinde kullanbilirmisin.
3. allah da özgür irade sahibi midir ?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 30.12.04/20:37
kitabın bütününü okuduğunda kolay anlaşılabilecek örneklerde göreceksin
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: eylül - 30.12.04/20:48
schopenhauer e bakarsan da böyle,
insan istediğini yapabilir belki, ama her aklına eseni isteyemez
doğada bir kör irade var, ve sadece türün devamına hizmet ediyor. sen de bunun piyonu gibi bişeysin bir nevi.
vs..
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: torq - 30.12.04/23:33
Eylül'ün söylediklerine katılıyorum. Her şey neslin devamı için düzenlenmiş, kendi iradenle yaptığını düşündüğün şeylerin de altını kazıdığın zaman karşına korkular ya da içgüdüler çıkıyor.  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: deniz - 30.12.04/23:42
insanın özgür iradesi yoktur gibi bir lafı bir dindarın söylemesi kadar saçma bir durum var mı?

eğer ki özgür irade yok ceza ve mükafat neden var ?
neden birşeyleri yapmamız bizden isteniyor ?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: torq - 31.12.04/00:24
Alıntıinsanın özgür iradesi yoktur gibi bir lafı bir dindarın söylemesi kadar saçma bir durum var mı?

eğer ki özgür irade yok ceza ve mükafat neden var ?
neden birşeyleri yapmamız bizden isteniyor ?

Bir dindarın özgür iradeye bakış açısı ile bir tanrıtanımazın bakış açısı aynı olmayacaktır kuşkusuz. Her ikisin ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.
Dindar bir kişinin özgür iradeyi reddetmesinin nedeni, her şeyi düzenleyen ve evreni yaratan bir ilahi gücün varlığıdır. Kendisini teslim ederek huzura kavuşan ve sorgulamanın rahatsızlığını reddeden dindar kişinin, özgür iradesiyle yeni bir düşünce üretmesini bekleyemezsin.
Bir tanrıtanımazın korkacak bir şeyi olmadığı için özgür iradeyi kendi düşünceleriyle değerlendirmesi gerekir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kişinin araştırma zorunluluğudur. Yani her şeyi araştırıp bilgiye ulaşacak, bunları tartışacak, bir düşünce üreterek sonuca varacak. Bilimsel araştırmalara bakarak gelinen noktada doğa yasalarının irdelenmesi ve bunlara bakarak birtakım sonuçlara varılmasıdır.

Din düşünürleri iradeyi iki şekilde değerlendiriyor, külli irade ve cüzi irade.
Külli irade tüm evrenin yaratımı, cüzi irade insanın doğru ve yanlışı yapma özgürlüğü.
Tanrı külli irade ile evreni ve dünyayı yaratarak insanı bunlara egemen olması için topraktan oluşturdu. Daha sonra havva ve ademin yasak elmayı yemesi nedeniyle iyilik ve kötülük kavramları oluştu. Ancak tanrı insana aklı vererek kendi seçimini yapması için bir fırsat verdi, çünkü şeytan tanrıya isyan ederek insanı kötü yola götürmeye çalışıyordu. Böylece günah sevap, ceza mükafat kavramları ortaya çıktı. Tanrının dünyayı bir sınav yeri olarak kabul etmesi, her şeyin öteki dünyaya endekslenmesi anlamına geliyordu ve bu  durumda özgür irade de tanrının kitaplarında yazdığına ne kadar uyduğunla doğru orantılı oluyor.  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 31.12.04/11:31
Alıntı...

kursatotcu, bir konu ancak bu kadar güzel ortaya konur...

Bir başlık açacaksın ve;

"insanın özgür iradesi yoktur."  hemen altına da;

"ispatlayacağım" diyeceksin,

açtığın topikteki yazına da;


yaptığı bütün bu izahlar, bu ayeti zahiri manasına hamletmek aklen mümkün olmasaydı güzel ve yerinde olurdu. Fakat kesin akli delil ile bu sözün ancak zahiri manasına hamledilebileceği sabit olursa böyle zorlanarak elde edilen izahlara başvurmak cidden uzak bir iş olur.


bu alıntıladığın yazıya da böyle absürt bir şekilde başlayacaksın,

bir sürü çelişkili ifadeden sonra da;

*** Şeytanın da esasen kendi yaptıklarında özgürlüğü yoktur. Çünkü o cindir ve amelini yaratamaz. Allah meleklere ve cinden olan İblis'e, Adem'e secde etmelerini emretti. Ve İblis'in secde etmesini dilemedi, onda isyanı yarattı; bu sefer iblis mecburen secde edemedi. Bunun üzerine Allah onu azarladı ve onu cennetten kovdu. Sonra Allah Adem ve Havva'ya cennetteki belirlenmiş ağaçtan yemelerini yasakladı, eğer yerlerse zalim olacakları şeklinde tehdit etti. Fakat onların yemelerini irade etti ve onlara zoraki yasaklanmış ağaçtan yedirtti. Onlar da mecburen yediler. Bu sefer onları, yedikleri için cennetten çıkarttı. Sonuç olarak Allah'ın, şeytan'a, Hz. Adem'e secde etmesini emretmesi de teklif-i mala yutaktır. Çünkü o Allah'tan bağımsız amel etmeye muktedir değildi. İşte cebr düşüncesinin varıp dayanacağı hususlardan bir örnek. İşte bundan dolayı kişiler çoğunlukla cebr anlayışını kabul etmiyorlar veya etmemek için her çareye başvuruyorlar kitabın tamamı şu sitededir: (islamdakader.cjb.net )  


gibi akla, vicdana, insafa sığmaz ifadeden sonra da...

doğal olarak;

yazıdan bişey anlamadım.


diyene de;

kitabın bütününü okuduğunda kolay anlaşılabilecek örneklerde göreceksin


diye cevap vereceksin...

yani tek kelimeyle harikasın,
bir olay ancak bu kadar güzel ortaya konur...

ben bu yazından sonra şu kanaata vardım ki;

"insanın özgür iradesi yoktur." (ama tabii ki senin gibi bazı insanların)

"ispatlayacağım" dedin ve sözünü tuttun.

harikasın vesselam...
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 01.01.05/20:29
kitabın tamamını okumalısın hiç bir şey sormamışsın  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: I_M_A_N - 01.01.05/20:35
kursatotcu kardeşim
cüzzi İrade yoktur diyorsun
o zaman söylermisin bana insanı nasıl mesul tutacağız ?



kursatotcu kardeşim
bugün bilimin de ispatıyla İradeyi Cüzziye yoktur
fakat Bilim daha bunu bilmediği anlamadığı zamanlarda
bunu hakiki islam Hocaları talim etmişlerdir
İradeyi Cüzziye yoktur demişlerdir
ama aynı zamanda da insanın Nasıl mesul tutulacağınıda söylemişlerdir ?
Koca islamiyet

Kul Fiilin Halıkıdır demekte çok cahilliktir demişlerdir
evet bugün biliminde ispatladığı gibi kul Fiilin halıkdır demek doğru olmaz

neyse şimdi sen İradeyi Cüzziye yoktur diyorsun
o halde söylermisin bana İnsanı Nasıl mesul tutacağız ?



Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: I_M_A_N - 01.01.05/20:56
Torg demişsin ki
-----------
Dindar bir kişinin özgür iradeyi reddetmesinin nedeni, her şeyi düzenleyen ve evreni yaratan bir ilahi gücün varlığıdır. Kendisini teslim ederek huzura kavuşan ve sorgulamanın rahatsızlığını reddeden dindar kişinin, özgür iradesiyle yeni bir düşünce üretmesini bekleyemezsin.
-------------------
Torg kardeşim demagoji Mugalata yapma
özgür irade olmadığını Bilimde artık söylüyor
demagoji yapma
mafevk kudret daima meydandadır beşerin aczi daima tahakkuk etmektedir  
teslim ol teslim
özgür iradenin olmadığını Bilimde artık söylüyor bilimde
Ne konuşuyorsun bir dindar hakkında doğru söylüyor o
Hadi dindara inanmıyorsun e peki Bilime de inanmıyor musun sen


haaa insanı nasıl mesul tutulur sorusuna cevap arıyorsan o dert varsa
o soruya İslam cevap vermiş ve hala da muhatabına veriyor


Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: eylül - 01.01.05/21:06
bir de dindarlar arasındaki özgür irade/ kaderciliğin tarihsel tartışması vardı geçen bi yerlerde, ilginç.

ortaçağ da hristiyanlar (papaya bağlı kesim) arasında kaderin önceden belirlenmiş olması fazla benimsenmeyen bir durummuş,
o dönemdeki endüljans, enterdi gibi uygulamalara da bu dayanak veriyor.

daha sonra predestination/ kaderin önceden belirlenmesi (dolayısıyla özgür iradenin olmaması) fikrini popüler hale getiren ise martin luther.
herşeyin önceden belirli olduğunu, dolayısıyla af kağıdı satın almanın veya cennetten arazi kapatmanın absürd olduğunu söylüyor.
sonraki zamanlada ise bu kaderci yaklaşımları avrupa insanını daha seküler  bir tavra sokuyor. ( madem ki her şey belirli, öyleyse uğraşmanın alemi yok, dünyadaki işimize bakalım, gibi :P )
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: I_M_A_N - 01.01.05/21:12
Diğer yazdıklarımıza bir Ekleme :

kursatotcu kardeşimisin
sadece cüzi irade yoktur demesine katılıyorum
diğerlerine söylediklerinin çoğuna katılmıyorum




Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 02.01.05/19:44
ben cüzi irade yoktur demedim  şunu diyorum cüzi irade vardır lakin etkisi yoktur  çünkü bizim irademiz ( düşüncelerimiz)  Allahın yaratmasıyla hasıl olur . kısaca kitabın başındada belirttiğim gibi eşari mezhebinin görüşüdür bu ve ben kader konusunda eşari mezhebinin görüşlerini kabul ediyorum esasen bunlar yüzyıllardır kitaplarda olan şeyler ben bunları gündeme getiriyorum ısrarla kitabın tamamının okunmasını öneriyorum bir cevapta en son mesaj atana: eğer sen kulun özgürlüğü nün olmadığına inanıyorsan benim bu hususta dediklerimin hepsine inanman gerekir zira dikkatle incelersen bu düşüncenin sonu buralara varır  mesela sen dersen ki Allahın iradesi dışında bir şey olmaz ben sana şunu sorarım: Allaha sövenler var bu da olan bir şey dir peki bu da mı Allahın dilemesiyle meydana geldi? yoksa Allahın iradesinin dışında mı gerçekleşti? gördünmü apıştın kaldın... onun için ben şunuda tam manasıyla karışıklık olmaması için ve yanlış anlamalara meydan vermemek için ısrarla söylüyorum zira bu söyleyeceklerim; dini kitaplarda edep icabı biz böyle konuşmayız diye diye bu günkü durumlara (zahiren konuşursak) gelinmiştir bu hakikatlar  pek söylenmiyor insanlarda ekseriyetle bu şekilde düşünmeye bile korkuyor ve böyle oluyor  o bakımdan şu bir gerçek ki:  Allah kendisine sövdürtüyor . ve yine şunuda söyleyelim ki Allah insanların çoğunun kötü olmasını ister ve böyle istemesinin hiç bir nedeni yoktur bu husus çok ince olup tüm detayları ve açıklamaları sitededir ( islamdakader.cjb.net ) kader konusunun son kısımlarında,( kaderin sırrı bence şudur) diye başlayan kısımdadır. beni yanlış anlamayın bunlar gerçektir söylenmeye söylenmeye (zahiren konuşursak) böyle oldu. mesuliyet meselesi çok ince olup cevabı kitabın bütününe yayılmıştır lakin özellikle siz Allahın irade etmesinin nedensiz olduğunu kabul ederseniz cevabı almış olursunuz.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 03.01.05/10:06
İMAN demiş;

kursatotcu kardeşim
cüzzi İrade yoktur diyorsun
o zaman söylermisin bana insanı nasıl mesul tutacağız ?


daha sonra İMAN demiş ki;

kursatotcu kardeşimisin
sadece cüzi irade yoktur demesine katılıyorum
diğerlerine söylediklerinin çoğuna katılmıyorum


bende burada derim ki; İMAN'ın dediklerini kaale almamak lazım...

çünkü daha ne dediğini bilmiyor...  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 03.01.05/10:09
Alıntıben cüzi irade yoktur demedim  şunu diyorum cüzi irade vardır lakin etkisi yoktur 

bende derim ki;

cüz'i irade vardır ama bazılarının bunu kullanmalarına izin yoktur...

yasaktır,  yasak.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: I_M_A_N - 04.01.05/08:34

kursatotcu demişsin ki
-----------------
Allaha sövenler var bu da olan bir şey dir peki bu da mı Allahın dilemesiyle meydana geldi? yoksa Allahın iradesinin dışında mı gerçekleşti? gördünmü apıştın kaldın
----------------------

Kardeşim Ben Allahın izniyle şaşırmam Apıştada kalmam

Sana dini bir senet ile cevap vereyim

çok kısa bir şekilde hakikati anlatalım

Bir gün Benliğinin kesafetinde boğulan ebu Cehil huzuru nebiye geldi Fahri alemin Vechi psaadetine Karşı Ya Muhammed Senden daha çirkin kimse görmedim ve daha ağzına ne gelirse Sövmeye başladı bitirdiğinde  O tarafı ilahiden (Kalem ayet 4 VE İNNEKE ala HUKUKİN AZİM) diye rütbe alan Nebiye Ekrem
''ey Hudullahı Tecavüz eden! Doğru söylüyorsun diye Mukabelede bulundular

Biraz sonra yarı garı Hazreti Sıdddık geldi
Bir an Sureti Hak Siyreti Rahman olan Habibi Kibriyanın Vechi pakine daldı O istiğrakındaki zevki
Mübarek ağızlarından taşarak  ''Ya Resulallah ! Senden daha Güzel Hiçbir şey yok'' dediler

Sarayı ehadiyetin Tercümanı olan Resuli Ekrem
Ey Varlığından Halas olmuş ve fakar dostum Doğru söyledin'' diye cevap verdiler
Huzurda bulunan Ashabı basafayı Hayret kaplamıştı iki kimsenin söyledikleri birbirine
Tamamen zıt olduğu halde İmamül enbiya İkisinede doğru söylediklerini emir Buyurdular

Ashabı Kiram en nihayet dayanamadılar  hayret ettiklerini söylediler
Resuli Zişan
Ne için şaşa kaldınız ? hayret etmeyiniz
Zira Ben Ayine-i Alemim her kim bana bakarsa kendini görmüş olur Ebu Bekir zaten Güzel olduğundan Yüzümde kendi güzelliğini seyretti Onun için Sözünü tasdik ettim

Ebu cehil hilkaten çirkin olduğundan bana bakınca beni değil çirkin olan kendisini gördü
Onun sözüne öylece mukabele ettim

Çirkin yüzün aynaya zararı olmaz  
İşte kim ki Allahı söverse doğru söyler

Resuli kerem
Kim ki beni gördü muhakkak Allahı gördü buyurmuşlardır


Dipnot : Allah necm suresinde
Benim Muhammedimin Ağzımda konuşan Benim diyor Cenabı hak







Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: deniz - 04.01.05/08:37
Alıntı
Alıntıben cüzi irade yoktur demedim  şunu diyorum cüzi irade vardır lakin etkisi yoktur 

bende derim ki;

cüz'i irade vardır ama bazılarının bunu kullanmalarına izin yoktur...

yasaktır,  yasak.

yasak haa  -_-  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 04.01.05/09:42
Evet deniz yasaktır, yasak...

Bu konuda daha önce de küçük bir split atmıştın;

Oradaki tespitlerini buraya taşıyorum ki, tespitimin doğruluğunu senin ağzından bir kez daha duymak güzel:

kalpleri kararmış yada kitlenmiş lafı, gerçeklere kulaklarını tıkayan ve gerçekleri algılayabilme kabiliyetini kaybedenler için kullanılmış olsa gerek.


kurana en son dokunması gerekenler bana kalırsa domatizmi aşamamışlardır. temizlik bilinç temizliğidir. beyni önyargılardan ve dogmalardan arındırmaktır.



Yunus SURESİ 100

"Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanamaz ve (Allah) pisliği, akıllarını kullanmayanların üzerinde bırakır."


Bu ayetten de anlaşılıyor ki; Bir insanın iman etmesi Allah'ın kontrolündedir ve onun izni iledir. İman edebilmek için öncelikli şartların yerine getirilmesi gerekir. Ama inanmak için böyle bir şart yoktur isteyen istediğine inanır.

Senin de alıntılarımda dillendirdiğin gibi temiz akıl sahibi olmak ve de aklı kullanmak(önyargılardan arınmak)tır. Bu şartları yerine getiremeyen kötü düşünceli yani edinimlerini kendi çıkarı için kullanma niyetinde olan insanlar kendilerine şah damarlarından daha yakın olan tarafından doğruyu anlayamama ile cezalandırılırlar.

Yani onlara yasaktır, yasak...
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: ultimate - 10.01.05/16:37
madem Tanrı "kader" denen olgunun varlığından söz ediyor,madem Tanrı "sınav" dan bahsediyor.madem bizi yaratan ve sorgulayacak olan o,nasıl oluyorda,daha insan olduğunu farketmeyecek derecede hasta olan insanlar yaratılıyor?yada hasta hale getiriliyorlar?

onlar mahşerde nasıl sorgulanacaklar? onlar neden yaratıldı? daha tanrının varlığından haberdar olmayan bir kısım  akıl hastası nasıl olduda bu hale geldi?yada bu hale gelinmesine izin verildi?  
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: Çakýl Taþý - 12.01.05/09:50

Ultimate;

Bu dünyayı bir imtihan dünyası olarak düşünürsek ve Allah'ı da bizi imtihan eden bir öğretmen, yazında zikrettiğin insanları da ölçme ve değerlendirmenin sağlıklı yapılabilmesi için yaratılmış zor sorular olarak düşünebiliriz...

Şöyle ki; onların herhangi bir yetkileri yok, çünkü yetki sorumluluk gerektirir. Dolayısıyla da yetki verilmemiş olan bu insanların herhangi bir sorguya tabi tutulmaları da söz konusu olamaz. Bu insanlar sağlıklı insanlara -akıllarını- iyi kullanmaları için birer ibret.

Buradan ben şu sonucu çıkarıyorum ki; bende birilerine verilmemiş bir yetki var ve bendeki   -bu yetki sağlıklı olan akıl sahibi her insanda mevcut- bizlere düşen de bize verilen bu yetkiyi iyi kullanmamız, yani aklımızı.Yoksa kullanılamayan yetki, yetkiyi veren tarafından geri alınır/alınacaktır ve bu yetki alınınca da bahsettiklerin gibi kalakalırız/kalakalacağız.

Verileri iyi değerlendirmek dileğiyle, sağlıklı günler...  
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: eylül - 12.01.05/10:01
sevgili çakıl,
veriler diyorsun ama bu dediklerinin hepsi varsayıma dayanmıyor mu?
yani;
burayı bir imtihan dünyası olarak düşünürsek, allahı da öğretmen olarak düşünürsek, .. vs.
günlük hayatımı yaşayıp dururken neden böyle düşünmem gereksin?
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: oxmemo - 12.01.05/10:31
Dünya imtihan yeri ; sınıf
Allah ; öğretmen
Biz ; öğrenciler
Kader de ; elimizde tuttuğumuz, dolu, çözülmüş sınav kağıtları,,

biz sadece sınav kağıdını teslim etmekle mi yükümlüyüz. ya da silgi kullanma hakkımız da mı var..
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: eylül - 12.01.05/10:33
müslümanlar şöyle açıklıyor bildiğim kadarıyla,
sınav kağıdını kendin dolduracaksın
allah senin ne yapacağını bilir, öğretmenin her öğrencisinin ne yapacağını bildiği gibi.

not: fikir bana ait değildir :)
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: deniz - 12.01.05/10:40
peki ii bir öğretmen ii bir öğrencisini sınava tabi tutar mı ?

ya da kötü bir öğrencisini kötü sınav sonucundan dolayı cezalandırır mı ?

ii bir öğretmen ne yapar ?

öğretmen gerekir mi ?
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: oxmemo - 12.01.05/10:43
öğretmene boş kağıt vermek.. :)
ya da
sınava girmemek,veya sınavdan erken çıkmak  :w00t:  :P yok yok.. şaka  :wacko:

ya da şey; hani hoca sık sık der ya;
oluum kendin burdasın,bedenin burda da; aklında burda olsun!!...devamı ;
oturduğun yerde sana verdiğim ödevleri yap, sınavları adam akıllı doldur, dediklerimi uygula ve sınıfı geç, okulu bitir, diplomandaki notun da seni gerekli yere ulaştıracak..
ya cehennem ya cennet   :seytan:
nooluyo yaa.. :maske:

benim beden içerde sadece.. umarım :P

anti not : bu fikirler de bana ait değil.. yani final dönemindeyim, sorumluluk kabul etmiyom  :islik:
:)  
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: eylül - 12.01.05/10:47
bir de şey var, iyi öğretmense niye bütün öğrencilere sınavı iyi yapacak kadar öğretmiyor :)

whom'a: bu fikir bana aitti, biz de final dönemindeyiz noolmuş :P
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: Çeben - 12.01.05/10:55
Alıntıbir de şey var, iyi öğretmense niye bütün öğrencilere sınavı iyi yapacak kadar öğretmiyor :)

sence ?
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: eylül - 12.01.05/10:58
:blink:

( bence sınavda değiliz de,)
iyi öğretmen bütün öğrencilerine öğretir, öğretemediklerini de sınav yapıp zavallı durumuna düşürmez
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: Çeben - 12.01.05/11:01
Allahın sana bakışını ve seni yönlendirişini , onun yarattığı öğretmenlerin sana bakışına ve seni yönlendirişine benzettiyorsun demek :) azcık çelişik olmadımı..
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: oxmemo - 12.01.05/11:05
banane çakıl başlattı..
ben onun aynasıyım  :D  
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: eylül - 12.01.05/11:07
benzetmeyi ben yapmadım, yapılmış benzetme üzerine konuşuyorum :)
ama tam da oturmuyor aslında ( verdiğiniz allah tanımına, böyle bir varlıkla tanışmadım, tanımı sizden alıyorum mecburen :P ) çünkü öğretmenin öğrencileri değiştirebilme iradesi yok
ki buna rağmen iyi öğretmen her öğrencisine iyi öğretirdi.
(kısıtlı yeteneğiyle öğretmen için bile böyle düşünüyorum bak)>> öyleyse iyi tanrı, sonsuz yeteneğiyle bu yaptığına ne demeli?
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: oxmemo - 12.01.05/11:14
umarım öğretmen cetveliyle vururken parmaklarını birleştir demez..
yaw neyse öğretmen mevzuunu kapattık de mi...

kader ortaklaşa çizilmiş bir yol mu acep;
allah yol gibim, sen de yolcu.. ööle mi_?

setez not : ikimize de kolay gelsin,başarılar!! :( umarım güzel biter.. :)
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: Çeben - 12.01.05/11:15
Allah sana yemek yemeği yada konuşmayı öğretmez. Yada basketbol maçında kazandığın iki sayılık serbest atışı sayı yapman için gereken bilgiyi. Sana beyin verdi sana düşünce irade verdi. Hırsız olan hırsızlığa yorar kötü olan kötülğe yorar iyi olanda iyiliğe yorar. Sana cevizi verir Allah , kırıp yemek sana kalmıştır.

Diyelimki sakalın uzadı dimi ? berbere gidersen kestirirsin saçını temizlenirsin , gitmezsende sakallı sakallı bizim Hacı Sefer Dayı gibi gezersin ortalıkta. Ama genede seni iyi anlıyorum çünkü Allaha muhalefet konuşmak insanın duygularını okşar ki bu da hoş bi duygu verir insana (  her ne kadar aslında öyle olmasada )
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: oxmemo - 12.01.05/11:21
"Allaha muhalefet konuşmak insanın duygularını okşar "
umarım anlamaya yönelik sorgulamalar kabul görür .. :)

yok yaw çeben, bi şeyler oldu, inanç ortaklıktan çıktı sankim.. ortak tanımlar eylemlerle zedelendi sankim..
sorun başa dönüp tekrar sona ulaşmada; gelmiş ortak tanımlar zedelenmiş gibime geliyo.. sıfırdan başlamak ve kendince tanımlara ulaşmak.. final dönemimdeki şu sıralar amacım bu.. hehe.. duygularım okşandı :P
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: eylül - 12.01.05/11:23
( tırmıklamaya başlıyim mi :P )

ya hayır beni anlamıyosun, dediklerimi kafanda bir mantığa oturtmuşsun, ama benim gözümle bakmıyosun ( belki ben de seni anlamıyorum bilmiyorum, belki de anlamak inanmayı gerektirir . ?! )  allahın var olduğunu düşünsem niye muhalefet konuşayım ( manyak mıyııım ?!  :P )
muhalefet 'gibi' konuşmamın sebebi tanımlanan allah fikrinde bir tersliğin olduğunu anlatmak istememdir.

(şimdi yine var sayarak konuşayım :) )

allah bana yemeği ya da konuşmayı çğretmez, ama herşeyimi o verdi zaten !
yaptığım yapamadığım ne varsa ondan kaynaklanıyor olmalıydı..
bana beyin verdi, gerisi bana kalmış diye düşünürsek, beyni burda kaynağını allahtan almayan, ayrı bir irade olarak düşünüyor olmalıyız.
hem kaderimizi bilip, hem herşeye iradesi olup, hem de aynı zamanda kendinden bağımsız bir irade yaratabilmek çelişiyor bence.
hani bazı paradoxlar varya onlar gibi..
mesela allah herşeyi bilir, ama bilmediği bir şey yaratabilir mi?
vs.
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: Çeben - 12.01.05/11:35
hemşom benim.

Şeytani tatmin vaar rahmani tatmin var. Kandırıkçı tatmindir dine muhalefet olmak...

eylül biraz yavaş tırmıklasaydın ya :P

Ben seni anlıyorum hemde çok iyi anlıyorum. O zaman şöyle diyelim mühalefet koşun Allaha karşı değilde ona inananlara karşı. Yani siz allaha inanıyorsunuz bende sizin inancınızın saçma olduğunu düşünüyorum ona muhalefet olarak dimdik ayaktayım. Ben aknostiğim varmı itirazı olan gibi gibi gibi...

Beyni ve iradeyi şöyle düşün. Sana verilen boş bi disk ama içerisini doldurmak sana kalmış. Yapay zeka da aynı değilmi insanlar oluşturur ama o kendi kendine hareket eder.

Bi de bu kader olayını sana kim anlatmışsa onu bana bi yolla ben bi sevicem onu. Kader sadece senin yaşamakla hükümlü olduğun şeylerdir. Senin elinde olmadan gelişen kalın çizgiler. Allah senin kötü insan mı yoksa iyi insanmı olucağını önceden belirlemez. Bu böyle olamaz çünkü çelişiriz. Ama o senin ne zaman öleceğini bilir. Ne zaman doğacağını bilir. Ve çevrendeki insanların ne zaman öleceklerini yada başına nasıl kötülükler geleceğini . Bunlar yaşamın koyu çizgileri.. Belirlenmiş olanlar bunlardır. Ama Allah sana bununda çaresini veriyor. Bunu seçenekli olarak düşünmelisin.  Kötülük yaparsan ektiklerini biçtiğin bi yaşamla başbaşa kalırsın iyilik yaparsan tam tersi...
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: oxmemo - 12.01.05/11:41
AlıntıAma Allah sana bununda çaresini veriyor.

hehee.. pazarlamacı hemşom benim  :D


AlıntıBunu seçenekli olarak düşünmelisin. Kötülük yaparsan ektiklerini biçtiğin bi yaşamla başbaşa kalırsın iyilik yaparsan tam tersi...


bel bağladığım tek mevzu bu işte benim.. yani kötülük ve iyilik..
iyilik yapmak allaha inanmakla sınırlı değil ve yüzdelik diliminde bi final payına sahip değil.. umarım :islik:
kötülükte allaha inanmamakla nitelendirilemez..
umarım bu kadar sert ve ince çizgiler yoktur..
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: eylül - 12.01.05/11:52
dear çeben,

muhaafet konusunda anlaştık galiba. :) muhalefetim tabii ki inananlara ( olmayan allaha muhalefet ne mantıklı, ne işe yarar .. )

irade-kader-sınav konusunda:
( ilk dediğim gibi ben sınavda olduğumuzu düşünmüyorum )
bu konuda hakkaten mantıklı bir karara varmış olsa bütün müslümanlar-veya inananlar- bile,
tutarlı bir sonuca varıldı diye dediklerinin doğru olduğuna inanmamı gerektiren bir şey yok ortada.
bende -ya da bir başka biri-  kimseye tüm evreni tarayıp evet heryere baktım işte tanrı yok, diyemem.. böyle birbirimizi anlamadan konuşur dururuz.

amaaa :)
şu an için tutarlı bir sonuç görmedim ben..
yani dediğin gibi bir kaderolsa, ana hatları çizilmiş ama ayrıntıları bizim doldurduğumuz (?! nası yani ) bu bana pek tutarlı gelmiyor.
fizik olarak falan.. ana hatlar belirlenmişse, ve bunlar aşkın bir irade tarafından belirlenmişse benim iradem ( hala nasıl ayrı bir irade olacağına da ikna olmadım :P ) o genel hatlarla sınırlanmıştır. ve yapacaklarım, başıma glen o genel hatlarla belirlenir zaten..
harddisk örneği gibi, ya da beyin boş bi sayfadır gibi benzetmeler hep aynı kapıya çıkıyor;
bu irade sadece bana mı ait?
bana bu iradeyi veren kim?, iradenin kaynağı kim?
müthiş tanrı iradesinden bağımsız bir irade mi var ?
vs..
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: Çeben - 12.01.05/12:11
hemşom kardeşim... İyilik tabiki inançtan bağımsız da olabilir. Aynı şekilde kötülükte. Ben sadece inancın odağında bulunan bu iki kavramı ele aldım.

Dear eylül tırmıkoğlu :P

ah siz gençleri anlamak gün geçtikçe zorlaşıyor.. artık yaşlanıyormuyum ne. Çevik aknostik gençliğe karşı yaşlı inançlı kesim zayıf mı düşüyor dersin :P

Şu muhalefet konusunda uzlaşmamız güzel. Hiç olmazsa seni anladığımın farkına vardın.Yaşlıda olsak anlıyoruz .

Tutarlı bi sonuç göremezsin çünkü tutarlı sonucun görüş mesafesinden uzaklardasın. Tutarlı bi görüş görmek istemiyosun çünkü. Bundan uzakta durduğun zamanda kendini güvende hissediyorsun. İnsanlar korkarlar dine yaklaşmaya ki bunun tek bi nedeni vardır oda kendi kendilerine mağlup olmuşlardır ve her geçen günde buna devam ediyorlardır..

Müthiş tanrı iradesinden bağımsız bir irade demek yanlış olur. Daha doğrusu %100 bağımsız demek yanlış olur. Çünkü onun sana verdiği iradeyi onun yarattığı dünyada kullanmak zorundasın ki bu da doğal bi baskı doğurur. İraden kuzey kutup yıldızında çay içmek isteyebilir ama bunu engelleyen nedir bi sor kendine , darwin mi yoksa :P

Diğer bi yandan senin bakış açınla baktığın zaman zaten sorun yok. E inançsızsın , cennete inanmıyosun , inançsız olduğun için cehenneme gitmen de gerekmiyor çünkü cehenneme de inanmıyorsun . Eee daha ne işte sorun yok gül gibi hayat mis gibi. Ölüncede uykuya dalıcam olcak bitcek dimi :P
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: ultimate - 12.01.05/12:26
biz bu konuları çakıl taşı ile uzun uzun,güzelce tartrştık.bence de çakıl taşındaki yanlış (tabiki bana göre) hem örnek,hemde mantık.

tanrıyı öğretmene  benzetmek ne derece doğru acep? .tamam sınavı yapan da soruları soranda öğretmen/tanrı ama tek eksik,tanrının soruların cevaplarını da biliyor olmasıdır.çünkü tanrı bizi yaratan,içimizi bilendir... ya kader yok ya sınav yok.

benim sormak istediğim, daha bırakın tanrının varlığını,kendi varlığından haberdar olmayan insanlar var. yada tamamıyle yanlış yetiştirilmelerinden kaynaklanan veya doğuştan genetik olarak akıl bozukluğuna sahip olan insanlar var. peki bu insanların inançları nasıl sınanıyor? yada diyelim onlarında inançları bi şekilde sınanacak,niye onlar o halde? neden normal insanlar gibi değillerde,o durumdalar? o durumda mı sınanmaları gerekiyor? mahşer günü onların durumu nolcak?

şimdi diyeceksiniz ki,onların durumu seni mi deldi ama ortada bir mantıksızlık var gibime geliyor.
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: eylül - 12.01.05/12:29
dear çeben, ( bak bu sefer hakkaten tırmıklıcam ama haa, bu ne be enerjimi bitirdin :P )

tutarlı sonuç mesafesinden uzaktasın demişsin, (laf kalabalığı ama bu yaaa  :unsure:  senin verdiğin cevap üzerinden konuşuyorum, bana tutarlı gelmediii.. )

bakış açım öyle evet ( ;) ) ama bu açıdan bakmamın sebebi  hakkaten 'mis gibi ' olması değil.  herşey bu kadar basitken, yani gül gibi fiziki dünyamızda yaşarken niye bu tip şeylerin olduğunu düşüneyim ki..
biri diyor allah var cennet var cehennem var..
demek istediğim hepsi tutarlı olsa bile (ki değil) kabul etmem için bir sebep yok..

Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: mavÝ - 12.01.05/12:40
AlıntıDiğer bi yandan senin bakış açınla baktığın zaman zaten sorun yok. E inançsızsın , cennete inanmıyosun , inançsız olduğun için cehenneme gitmen de gerekmiyor çünkü cehenneme de inanmıyorsun . Eee daha ne işte sorun yok gül gibi hayat mis gibi. Ölüncede uykuya dalıcam olcak bitcek dimi 


eylülcüüm,canımcıım;
çeben o numunelik tarzıyla güzel anlatmış...muhalifliğini anlarım...çünkü sizlerin karşısında da bizler muhalif vasfını taşıyoruz...ama çelişkisini çözemediğim nokta,gideceğin yer belli(her ne kadar kabul edilinmese de),terazinin ağır basacak kefesine göre mükafatlandırılacaklrın yada zıddı olanlar da belli,e senin daldığın o uykudan sonra ne olacağı da belli(ki yazılmış kitapta)...e bu kadar ve sayılmayan belli olan şeyler varken,sorgulanan nedir...ya da inanılmayan...inanılmak istenmeyen...

yav aslında boşgeç sen he...oh!kebap...cennet hevesi yok,cehennem kaygısı yok...yan gel yat abi...ne uğraşacan dimi :)  
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: mavÝ - 12.01.05/13:01
kitapta yazılmış dediğim;kuran-ı kerimdir eylülcüm...ve kolay da olmaamıştır meydana gelmesi...ama inanmayan biri için ha gönülde durmuş ha yerde o da ayrı mesele...
varsayımlara gelince...
senin anlattıklarından varsayım dışı olan hiç birşey göremedim...tecehul-ü arif ayakalrına kaçmak aslında sizin ki biraz da...:)
beni ikna etmediğin sürece ben de sana muhlif olmaya devam edicem dimek oluyor bu:)


varsayım olmayanlarınızdan alabilirmiyim şöyle bir kaç tane?

:)
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: ultimate - 12.01.05/13:14
bende eylül'e katılıyorum.

bu kadar çelişki ve kanıtsızlık... en önemlisi mantıksızlık...

dini biraz sorgulamak lazım,bunun için de bazı kitaplar okumak lazım.araştırmak lazım. hadis,tefsir kitaplarında anlatılan olaylara eleştirel gözle bakmak lazım.
bilim varken,bu işler birazcık zayıf kalıyo...
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: mavÝ - 12.01.05/13:23
araştırın bakın o zaman...
yalnız siz araştırıp,eşeleyip ve şöyle bi durup ve belki de durmayıp da düşündükçe;anlamamak için daha da bir diretir hale geliyorsunuz...aslında dönüp durulan yer aynı...
olan şey belli...olmayanlar bazı bentler arkasına bağdaş kurdurulup oturtuluyor öylece...

....
sevdiğim bi dostum diyordu;
olancası durakalan bi dolaptadır belki...,diye...
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: Çakýl Taþý - 13.01.05/14:08
AlıntıBuraya katılım sağlayan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum..


En baştaki sorumuz, yeni bir soruyla sonuçlanmış oldu...

Kaderde bir zorlama söz konusu mu?

Bence kaderde herhangi bir zorlama var gibi görünsede aslında olmaması. Yoksa tüm bu dünyadaki durumu nasıl açıklanabiliriz, Yalnız burada bizi yanılsatan şey  bizden öncekilerin yanlış yada doğrularıyla doldurulmuş bir dünyada yaşama durumunda kalmamız. Öyle ki bu yanlışlar yada doğrular bizden öncekilere de daha öncekiler tarafından bırakılmış. Burada insana düşen etrafını iyi bir şekilde gözlemledikten sonra, öncekilere bir format atması yani silmesi. Ondan sonra da kendi edinimlerini kağıdına veya diskine sıfırdan kaydetmeye başlaması.
Oluşturmaya başladığı bu yeni çıkarımlarıyla da sonraki hayatına yön vermesi. Çünkü biri için doğru olan aynen alındığında diğer bir başkası için de aynı değerde doğru olan olmuyor. Kel biri tarafından şapka kullanılması ne kadar doğru ise kel olmayan biri tarafından kullanılması da o derece yanlış olabiliyor. Bunun için herkezin kendi doğrularını kendi durumuna göre üretip ona göre yaşamını biçimlendirmesi.

Bizlere düşen; öncelikle kendimiz için kendi doğrularımızı oluşturmak, daha sonra da bu doğrularımızı bir başkasına motomot tek doğru budur diye empoze etmemektir. Çünkü herkes aynı dersten imtihan olmayıp aynı branşta eğitim görmeyebilir, ya da aynı mesleği icra etmiyor veya aynı enstrümanı çalmıyor olabilir. Bizim yapmamız gereken, yaptığımız işi, aldığımız eğitimi yada çaldığımız enstrümanı en iyi şekilde icra etmemizdir... Bizden sonrakiler mi?

Onlarda önlerine bakıp, kendi başlarının çaresine baksınlar, ...   :)  
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: ultimate - 15.01.05/16:43
yaw çakıl!
ne alakası var senin bu yadıklarınla,benim sorduğum sorunun.

"En baştaki sorumuz, yeni bir soruyla sonuçlanmış oldu...

Kaderde bir zorlama söz konusu mu?"  diye yazmışsın.ben böyle bir sonuca varamadım.nasıl böyle bir sonuca vardın?

normal anne babaların,bırak tanrıyı,kendinden bile haberdar olmayan çocukları doğuyor. onların kaderleri neden böyle?  kadermiş.nası kader bu böyle?   :angry:  
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: Çakýl Taþý - 17.01.05/13:41
Alıntı
normal anne babaların,bırak tanrıyı,kendinden bile haberdar olmayan çocukları doğuyor. onların kaderleri neden böyle?  kadermiş.nası kader bu böyle?   :angry:


ultimate,

onları tanrı misafiri olarak kabul et ve iyi davran, onları sorgulamayı bırak, kendi iş, oluş ve eylemlerine bak... onların yetkileri yok, dolayısıyla sorumluluklarıda. ama senin yetkilerin var, bu yetkinin gereklerini yerine getirmeye bak sen.
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: deniz - 17.01.05/13:45
kaderin şekillenişinde allahın bir rolü yok mu diyorsun çakıl. ?
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: Çakýl Taþý - 17.01.05/16:37
Alıntıkaderin şekillenişinde allahın bir rolü yok mu diyorsun çakıl. ?

Bu ayetler sana ne anlatıyor resimdekileke;

Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz; hiç kimseden şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz.  (Bakara-48)


Hem günah çeken bir kimse, başkasının günahını çekmeyecek; yükü ağır basan, onun yüklenilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek, isterse bir yakını olsun. Fakat sen ancak o kimseleri sakındırısın ki, gaybda Rablerinin korkusunu duyarlar, [span style='color:green']namazı dürüst kılarlar[/span]. Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir. Nihayet dönüş Allah'adır.         (Fatır-18)
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: deniz - 17.01.05/16:38
ben kendi yorumumu açığa çıkarmak değil senin yorumunu almka istiyorum. buna göre başka birşey soracağım.
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: Çakýl Taþý - 17.01.05/16:50
Alıntı... senin yorumunu almka istiyorum.


Her kim ne yaparsa kendisi için yapar,
Ve sonunda da ne bulursa hiç kimseyi suçlamasın,
Kendi yaptığını bulmuştur.

Herkese yaptıklarının karşılığı gerek bu dünyada,
Ve gerekse de öbür dünyada tıkır tıkır ödenecektir..

Her şeyin bir bir ortaya konacağı gün,
Kimin karlı bir alışveriş yaptığı,
Kimin bilerek acı sonunu hazırladığı,
Ve kimin de boşa kürek çektiği ortaya çıkacaktır.

Hiç kimse kendisini temize çıkarmasın,
Bilsin ki gerçek olan;
Benim de Rabbim,
Sizin de Rabbiniz,
Alemlerin de Rabbi olan Allah'dan
Tek bir şey bile gizli kalmaz.

O her şeyi, ama her şeyi,
An be an,
Hakkıyla gören, işiten ve bilendir.

O hükmünde kendisine hiç kimseyi ortak yapmayacağı gibi,
Herkesin yaptığının karşılığını da hiç eksiksiz verecektir.
Bu O'nun sarsılmaz Adaletinin tecellisidir.

Onun şimdiki yaptığı yalnızca bir zamana kadar ertelemedir.

Şimdiye kadar yaptığı ve şimdiden sonrada yapacağı,
Değişmeyen ve değişmeyecek kanunu budur.

Ve o gün geldiğinde herkes ama herkes,
O'nun huzurunda hesabını verecektir.

O'nun için sabredenler bilsinler ki,
Sabretmelerinin karşılığını alacaklardır.

Kendi nefisleri başta olmak üzere,
Doğruya (doğala) karşı çıkanlar da bilsinler ki,
Yaptıklarının hiç biri yanlarına kalmayacaktır.

Başkalarının yaptıklarından kendilerine,
Bir pay çıkaranlar ise,
Kendi yaptıklarına dönüp dikkatle,
Bir daha baksınlar ki;
Kimsenin kimseden medet umamayacağı bir anın geleceğini,
Hatırlarından çıkarmayıp ona göre yaşasınlar.

Ve hiç kimse emek vermediği şeyler için bir karşılık beklemesin,
Eğer ki bekliyorsa,
O zaman ;
Yaptıklarının boşa çıkabileceğini de hiç göz ardı etmesin.

Burada kimse O'nun hakkını yiyip,
Ya da birilerine yedirip, menfaat sağlayıp sonrada sıvışabileceğini zannetmesin.

Orayı arzu eden,
Hiç durmasın hakkıyla bu günden kendisi hazırlamaya başlasın.

Bilmem anlatabildim mi resimdekileke,

Kolaylıklar dilerim...
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: deniz - 17.01.05/18:51
yazdıklarından allahın kader üzerinde bir rolü olmadığını anlıyorum.
doğru muyum ? :)
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 18.01.05/16:10
Kitap: İhyau Ulumi'd-din Yazar: Gazali 3.cilt 108 ve 109. sayfalar (Kalbin Süratle Değişmesi) bölümü Bedir yayınları.
Anlattığımız şeytani sıfatlar kalpte galip ise şeytan galebe çalar ve kalp Allahu Teala'nın ve dostlarının askerlerinden uzaklaşarak şeytanın ordularına meyleder ve kaderine uygun olarak Allah'tan uzaklaşmasına sebep olan tarafa azaları akar gider. Şayet meleki hasletler kalpte galip ise kalp şeytanın iğvasına ve peşin zevklere olan teşvikine meyletmez. Onun ahireti küçümsemesine değer vermez. Belki Allahu Teala'nın ordusuna meyleder. Kaza ve kaderine uygun olarak taat ve ibadat azalarında görülür. Hulasa kalp Rahman'ın iki parmağı arasında devreder durur. İki parmak bu iki kuvvettir. Bu iki kuvvetin cazibesi arasında devreder. Kalpte galip olan işte budur. Sağa sola döner, bir kuvvetten diğerine intikal eder durur. Devamlı şekilde meleğin veya şeytanın iradesinde bulunmak çok enderdir. Bu taat ve masiyetler kalbin hazinesi vasıtasıyla gayb aleminden şuhud alemine çıkar. Zira bunlar gayb aleminin gizliliklerinden idi. Bunlar açığa çıktıkları zaman basiret sahiplerinin ezeldeki mukadderatı bilmelerine alamet olurlar. Cennetlik olarak yaratılan kimseye taat sebepleri müyesser (kolaylaştırmak) olur. Cehennemlik olan kimseye de isyan sebepleri müyesser olur ve kötü arkadaşlar ona musallat olur. Şeytan hükümlerini kalbine ilka eder ve çeşitli hile yolları ile ahmak insanları aldatır. Mesela, aldırma Allah kerimdir şu insanlara baksana Allah korkusu nerde? Ne olursa onlar, sen de öyle olursun! Daha ömrün var, ilerde tövbe edersin diye aldatır, ümitlendirir. Onun va'di tamamen uydurma ve yalandır. Tövbeyi va'deder, mağfiret ile ümitlendirir de bu hileleriyle helaklarına sebep olur. Bu gibi hilelerle kalplerini doldurur, kendi sözünü dinletir, hakkı kabulden onları uzaklaştırır. Mamafih bütün bunlar (Kulun iradesi üzerine kurulan) Allahu Teala'nın kaza ve kaderi iledir. Nitekim "Hasılı Allah her kimi hidayetine erdirmek isterse, İslam'a sinesini açar, gönlüne genişlik verir. Her kimi de sapıklıkta bırakmak isterse onun da kalbini daraltır; öyle sıkıştırır ki öfkesinden göğe çıkacakmış gibi (kendinde bir imkansızlık ve) zahmet (görür). Allah iman etmeyeceklerin üstüne işte böyle murdarlık çökertir." (En'am 125) buyurulmuştur. Yine başka bir ayeti celile'de "Eğer Allah size nusrat verirse o vakit size galip yoktur ve eğer o sizi yardımsız bırakırsa kimin haddinedir ki, ondan sonra size yardım etsin" (Al-i imran 160) buyurulmuştur. Hidayet eden ve sapıklığa düşüren; doğru yolu gösterip, saptıran; hidayet ve sapıklığı yaratan, istediğini yapıp, dilediği gibi hükmeden O'dur. O'nun hükmünü reddedecek, kazasını bozacak kimse yoktur. Cenneti yarattı ve adamlarını hazırladı. Onları taat ve ibadette kullandı. Cehennemi ve onun da adamlarını yarattı. Onları da masiyette kullandı. Cennet ve cehennem halkının nişanlarını insanlara bildirdi ve "Muhakkak ki müminler cennette ve muhakkak ki kafirler cehennemdedir" (İnfitar 13-14) buyurdu. Sonra bir hadisi kudsi de (isnadı muzdarib olarak) Ahmed ve İbn-i Hibban'ın, Abdurrahman'dan rivayetinde şöyle buyurulmuştur: "Bunlar cennetdedir fazla laf yok, bunlar cehennemdedir yine fazla laf yok." O, yaptığından mesul olmayan Allah'tır. Diğerleri yaptıklarından mesuldur. Tevfik ve hidayet Allah' tandır.
Yine İhya'da geçen birkaç hadis
--- 104. sayfa: Resul-i Ekrem efendimiz hazretleri, kalbin bu degişikliğine ve Allahu Teala'nın kalp üzerindeki acayip sanatına muttali olduğu için kalbin bu hali ile Allah'a yemin ederek Buhari'nin İbn Ömer'den rivayetine göre: "Hayır, kalpleri çeviren Allah'a yemin ederim ki, o öyle değil" buyururlardı. Yine Tirmizi'nin Enes'den ve diğer bir çoklarının da rivayetine göre Resül-i Ekrem umumiyetle: "Ey istediği tarafa kalpleri çeviren Allah'ım, benim kalbimi senin dininde sabit kıl" diye dua ederdi.
--- 61. sayfa: "Müminin kalbi Rahman olan Allahu Teala'nın iki kudret parmakları arasınadır"
--- 119. sayfa: Resül-i Ekrem namaza başladığı zaman şöyle dua ederdi: "Allah'ım bana güzel ahlak ihsan eyle, zira senden başka kimse güzel ahlak ihsan edemez. Allah'ım beni kötü huylardan koru ve uzaklaştır (Müslim)
--- 116. sayfa: Allahu Teala imanı yarattığı zaman iman: Allah'ım beni takviye et, dedi. Allahu Teala da onu güzel ahlak ve cömertlikle takviye etti. Küfrü yarattığı zaman, o da aynı şekilde takviye istedi ve Allahu Teala onu da kötü huy ile takviye etti.
--- Yorum: Dikkat edilirse 109. sayfadaki "mamafih bütün bunlar (kulun iradesi üzerine kurulan) Allahu Teala'nın kaza ve kaderi iledir." ifadesindeki parantez içindeki kısım mütercim tarafından eklenmiştir. Zaten İhya da verdiğim örnekler incelendiğinde, Gazali'nin cebr görüşünde olduğu görülecektir. Yalnız parantez içindeki ifadeye dikkat edin, bu ifade yazıya aykırı düşüyor, çünkü yazı cebr itikadı yönündedir. Parantez ise cebr düşüncesini kabul edememekten dolayı konulmuştur. Mütercim (Ahmed Serdaroğlu) yıllar yılı aldığı eğitimle Maturidi düşüncesini benimsemişti. Birden bire karşısında cebr ifadeleri görünce dayanamadı ve parantezi oraya koydu. Bilindiği gibi Gazali, Eş'ari mezhebindendir. Yani şunu anlatmak istiyorum, Gazali dünyada tanınmış biri ve hele İhya'sı önde gelen eserlerden sayılır. Bir tarafta göklere çıkarılan Gazali, bir tarafta yerin yedi yedi kat dibine sokulmaya çalışılan ve hakaretlere maruz kalan cebr anlayışı. Ama Gazali de cebircidir. Bununla beraber mantık icabı, cebr inancını yerden yere vuranlar Gazali'yi de yerden yere vurması gerkirdi. Niye yok böyle şey? Niçin Gazali'yi böylesine aşağıyan ifadeler göremiyoruz? Yine söylüyorum ki Cebriyye diye bilinen mezhep öncelikle cebirci olduğu için yerden yere vuruluyor, hakaret ediliyor, dalga geçiliyor, sapık, kafir deniyor. Ama sıra Eş'ari mezhebine geldi mi, deniyor ki: "Şüphesiz ki, bu görüşde bir nevi cebirciliğe kayma var." Ondan sonra konu kapatılıyor ve Eş'ari mezhebine yönelik fazlaca itiraz yapılmıyor. Genelde kitaplardaki tavır budur. Karşı çıktığınız cebr ise, ikisi de cebirci. Niçin birine Ehli Sünnet mezhebi, hak yol deyip, diğerine kafir, sapık diyorsunuz? Tamam Cebriyye'den olan Cehmiyye'nin değişik kafirlik, sapıklık görüşleri de var; lakin ekseriyetle kitaplarda Cebriyye'yi kafir, sapık olarak niteleyenler ilk planda Cebriyye'nin, cebr görüşünü hedef alarak böyle ifadeler kullanıyorlar.
*** Said Nursi (Eserler küçük boy, Yeni Asya Neşriyat 1998 basım)
Said Nursi üzerinde araştırma yapmamın nedeni şudur: Çok insan tarafından yüzyılın alimi olarak vasıflanıyor. Bu insan böyle hatalar yapıyorsa, diğerleri buna kıyas edilmelidir. Yani Said Nursi'yi burada, Maturidiyye binlerce yazarın son yüzyıldaki temsilcisi olarak seçtim. Said Nursi olması itibariyle, daha etkili olur düşüncesiyle öyle yaptım. Aslında Elmalılı Hamdi Yazır da, Konyalı Mehmet Vehbi de kaderi inkar eder. "Risale-i Nur" kitaplarından örnekler vereceğim. Fakat hepsini yazmak uzun olacağından, sayfa numarasını verip, birkaç kelime yazıp ... ekleyeceğim. Okuyucu o sayfayı bütünüyle okumalıdır.
SÖZLER
37: Allah'ım...
(Burada imanın mahluk olduğu bildiriliyor.)
43: Allah'ım...
138 -139: Katilin kadere vasıta olduğu bildiriliyor.
219 - 500: Gazali övülüyor. Ona "Hüccetü'l - İslam" diyor. Ama Said Nursi, Gazali'nin savunduğu cebr görüşünü sapıklık olarak vasıflıyor.
262: Tevfik...
(Hidayetin Allah'tan olduğu bildiriliyor.)
690: İzn-i İlahi...
(İmanın mahluk olduğu anlatılıyor.)
430 - 431: Beşincisi...
(Burada cebr görüşünü sapıklık olarak vasıflamaktadır. Ve dikkat edilirse Ehli Sünnet'i, cebr görüşünün dışında tutuyor. Yine "Tüfek atmasaydı ölmesi bizce meçhul" diyor. Halbuki Kur'an'da ecelin bir olup, ileri-geri gitmeyeceği bildirilmiştir.
MEKTUBAT
32: Resul-i Ekrem o hükmü kadere...
51: İkinci sualiniz...
52: Üçüncü sualiniz...
(Burada ecelin bir olduğu ve vakti gelmeden kişinin ölemeyeceği bildiriliyor.)
55: Eğer denilse...
56: Elhasıl...
(Burada ise açıkça özgürlüğün olmadığı ifade ediliyor.)
75: Çok dostlarla...
199 - 270 - 438: Gazali övülüyor.
219: Allah birdir...
257: Hasedin çaresi...
317: Ve saniyen...
(Razi kelam alimi olarak vasıflanıyor. Bilindiği gibi kader, kelamın en önemli konularındandır. Ve Razi'nin, Tefsir-i Kebir'i baştan başa cebri savunur.)
333: Beşincisi...
(Burada cebr düşüncesi resmen savunuluyor.)
334: Altıncısı ve en mühimmi...
353: İbn Arabi burada ve çok yerde evliya olarak anlatılıyor. İbn Arabi'nin "Fusus-u Hikem" adlı kitabı, küfür lafızlarıyla doludur. Kaderi inkar eder ve daha pek çok din dışı görüşleri vardır.
355 - 356: Dördüncü nükte...
(Cebr düşüncesi anlatılır.
374: Beşinci nükte...
(İmam Eş'ari demekle demek ki Eş'ari mezhebini kendisi batıl saymamaktadır. Ne var ki, Sözler'deki kader risalesinde cebr görüşünü sapıklık olarak vasıflamıştı. Eş'arilik'te cebri savunur.
375: Said Nursi, Resul-i Ekrem'in ana-babasının Ehli Cennet olup, imanlı olduklarını söylüyor. Halbuki Razi, Tefsir-i Kebir'inde Resul-i Ekrem'in babasının kafir olduğunu ve bunun, Ehli Sünnet'in görüşü olduğunu bildiriyor. Delil ise Sahih-i Müslim'de geçen şu hadistir: "Adamın biri Resul-i Ekrem'e "Ya Resulullah, babam nerede?" diye sordu. Resulullah buyurdu ki: "Cehennemde!" Bunun üzerine adam üzüntülü bir şekilde uzaklaşırken onu çağırdı ve dedi ki: "Babanda, babam da ateştedir."
Annesi için ise şöyle bir hadis var: "Resulullah sahabeleriyle bir gün, bir mezara uğradı. Ağladı ve yanındakileri de ağlattı. Dediler ki: "Niye ağladın?" Resulullah buyurdu ki: "Bu annemin mezarıdır. Onu ziyaret etmek istedim, izin verildi. Ona mağfiret dilemek için izin istedim, verilmedi."
412: Yapacağınız iş...
(Ecelin zamanının değişmeyeceğini bildiriyor. Kader risalesinde ise "Tüfek atmasaydı ölmesi bizce meçhul" demişti.)
432: Usulü'd-din uleması ve kelamcı olarak Gazali'yi gösterip, talimatlarını rehber edinmek gerektiğini söylüyor. Lakin kader konusunda değil rehber edinmek, tam cephe alıyor.)
Not: LEM'ALAR ve ŞUALAR adlı kitaplarda işaret ettiğim sayfaların ilk iki kelimesini yazacağım. Sayfa bütünüyle okunmalıdır.
LEM'ALAR
Rızık: 317 (İnsanların sana...)
337 ( İkinci nükte...)
Kader getirdi: 356 (Tarikat hevesiyle...)
357 (İşte bu...)
Allah'ın iradesinin genelliği: 423 (Evet bütün...)
425 (Lazımı olan....)
522 (Veyahut ism-i Azamın...)
542 (Ey Halık-ı Külli şey...)
ŞUALAR
Allah'ın iradesinin genelliği: 14 (Altı İsm-i Azamın ...)
34 (Ve musibet ...)
48 (Onlara bakan...)
142 (Altı günde...)
524 (On birinci kelime...)
560 (Müfettiş olmak...)
564 ( Bu fıkra...)
(Her şeyin Allah'ın iradesiyle olduğunu söylüyor. Bu kabul edilince iş cebr olur.)
Kader getirdi: 272 (Aziz sıddık kardeşlerim...)
Rızık: 279 (Deyip o...)
285 (Yükleyenlerden hiç...)
414 (Tatlılaşsın. Hapisten...)
(Rızkın hapiste ise, sen rızkını yiyeceğin için mecbur hapse girdin demektir.)
357: (Hatalar, cevapları)
(Mahkemelerde dahi, Said Nursi'nin kaderi inkar ettiği saptanmıştır. Yani o kadar açık ki, anlaşılması zor değil.)
Ecel: 418 (Sıkılmayınız meyus...)
(Katil kaza-i ilahiye vasıta olmuşsa, mecbur öldürdü demektir.)
Tesadüfe bağlı gibi görünüyor: 561 (Biçilmiş ve...)
562 (Olmasından suret...)
(Demek ki tesadüf değil. Tesadüf değilse, cebr olduğu aşikardır.)
Gazali övülüyor: 635 (Yani ecnebi...)
(İslamiyetin en meşhur ve parlak hücceti olarak vasıfladığı Gazali cebr itikadını savunur.)
267: (Hasenat yazdırıyor...)
"Mesela bir adam yapmadığı bir sirkat ile zulmen hapse atılır. Fakat gizli bir cinayetine binaen, kader dahi hapsine hüküm verir; aynı zulmü beşer içinde adalet eder."
(Soruyorum: Peki yaptığı gizli cinayet kader değil miydi? Yoksa o kaderin dışında mıydı?)
406: Ben de derim...)
("Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemez." (Bakara 286) ayetinin zahirini alıp "Teklif-i mala yutak yoktur" demiştir. Oysa bu ayetin te'vili icap eder. "Teklif-i mala yutak" caizdir. Zira cebr olunca "Teklif-i mala yutak" var demektir.)
504: (Ümmet o fitneden...)
"Yoksa cebr-i mutlak ile olsa, ihtiyar kalmaz, günah dahi olmaz."
(Bu ifadelerinden cebr itikadını kabul etmediğini anlıyoruz. Görüldüğü üzere eserleri kader hususunda çelişkilerle doludur.)
ASA-YI MUSA
(Envar Neşriyat 1988 basımı)
--- Sayfa 211: Ya Rabbi ve ya Rabbe's-semavati vel-aradin! Ya Halıkı ve ya Halık-ı Küll-i Şey! Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilatıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden
kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hakimiyyetinin ve rahmetinin hakkı için nefsimi bana musahhar eyle! Ve matlubumu bana musahhar kıl! Kur'an'a ve imana hizmet için, insanların kalplerini Risale-i Nur'a musahhar yap! Ve bana ve ihvanıma iman-ı kamil ve hüsn-ü hatime ver. Hazreti Musa Aleyhisselam'a denizi ve Hazreti İbrahim Aleyhisselam'a ateşi ve Hazreti Davud Aleyhisselam'a dağı, demiri ve Hazreti Süleyman Aleyhisselam'a cinni ve insi ve Hazreti Muhammed Aleyhisselam'a Şems ve Kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur'a kalpleri ve akılları musahhar kıl! ... Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü'l-Firdevs'te mes'ud kıl! Amin. Amin. Amin.
--- Yorum: Görüldüğü gibi bu duada bir çok cebr sözleri mevcuttur. Kalpleri ve aklı çevirenin Allah olduğu, yine nefsin ve şeytanın şerrinden de koruyanın Allah olduğu ifade ediliyor. Peki nefis ve şeytanın zarar verdiği kimseleri, Allah korumuyor mu? Yani ifade ettiği sözler, cebr oluyor. Lakin bunlar, cebre yine muhalif oluyorlar.
*** Kitap: İhya 4. cilt (Korkunun Kısımları) bölümü
--- Sayfa 292-293: ... Eğer Allahu Teala bizatihi korkulmasa, ona günah yaptırmaması ve günah imkanlarını vermemesi lazım gelirdi. Günah sebeplerini kolaylaştırmak, onu uzaklaştırmak demektir. Halbuki günahtan önce günah işlememişti ki bunu haketmiş olsun. Abide, ibadet yolunu kolaylaştırmakta aynıdır. Çünkü ibadetten önce ibadet etmemişti ki buna hak kazanmış olsun. İsyan edenin - kabul etse de etmese de - ezelde isyanı ile hükmedildi. Muhammed aleyhisselamı yaratılmadan önce en üstün makama yükselten, Ebu Cehil'i de yaratmadan ve hiç günah işlemeden yerin dibine batıran kimdir? Elbette ki Allah'tır. Bu işleri yapan Allah olduğuna göre her şeyden önce O'nun Celalinden korkmak gerekir. Allah'a itaat eden, Allah Teala'nın onda yarattığı irade ve ona verdiği kuvvetle itaat eder. İsyan eden de Allah Teala'nın onda yarattığı kesin irade kuvveti ve isyan kudreti sebebi ile isyan eder. İrade ve kudretten sonra fiil zaruri hale gelir. Bunları kula havale, daha önce hiçbir sebep olmadan ezeli kazaya raci olduğuna göre, dilediği gibi takdir ve istediği gibi hükmedenden elbette, aklı başında olanlar korkarlar ki bu, zati itibariyle olan korkudur. Bunun ardında açıklanması caiz olmayan kader sırrı yatar. Allahu Teala'nın sıfatlarından korkmayı anlamak ancak bir misal ile mümkün olabilir. Eğer bu hususta Şari'in izni olmasa buna da kimse cüret edemezdi. Haberde varid olduğuna göre Allahu Teala Davud aleyhisselam'a şöyle vahyetmiştir: "Ey Davud yırtıcı hayvanlardan korktuğun gibi benden de kork." Bu misal her ne kadar bu mananın sebebini sana anlatmazsa da bu manadan hasıl olan şeyi anlatır. Çünkü sebebini anlamak kaderin sırrını anlamak demektir. Bu da ancak ehline açıklanır. Bunun özeti şöyledir: Yırtıcı hayvanlardan korkmak onun sana karşı olan geçmiş bir cinayetinden dolayı değil, kendisinde kuvvet, kudret, kibir, heybet ve saldırganlık vasfı ile dilediğini yapabilme imkanlarına sahip olup, yaptığına aldırış etmemesi bakımındandır. Seni parçalarsa zerre kadar keyfine keder gelmez. Şayet salıverirse sana acıyıp sana merhamet ettiği için değil, seni beğenmediği ve senin ölüne ve dirine iltifat etmediği içindir.
Onun nazarında senin gibi bin kişi ile bin karınca öldürmek arasında fark yoktur. Zira yırtıcılıkta bunların önemi yoktur. Allahu Teala'nın böyle üstün misalleri vardır. Bunu böyle dış görünüşü ile bilen, dış görünüşten daha kuvvetli olan batını müşahede ile Allahu Teala'nın "Bunlar cennete buna aldırış etmem; bunlar da cehenneme buna da aldırış etmem" buyurduğunun doğruluğunu anlar. İşte onun her şeyden müstağni ve hiçbir şeye aldırış etmediğini bilmen, kendisinden korkuyu gerektirdiğini anlamak için sana yeter. Bu korku, zatı için Allah'tan korkmaktır.
*** Kitap: İhya 4.cilt
--- Sayfa 311:...Allahu Teala azap ve sevap sebeplerini yarattığı gibi, hepsinin adamlarını da yarattı. Ezeli kazadan meydana gelen mukadderatları herkesi yaratıldıkları şeye doğru iter. Cenneti yarattı, adamlarını da yarattı. Dileseler de, dilemeseler de oraya doğru giderler. Cehennemi yarattı, onun da adamlarını yarattı. Onlar da dilese de, dilemese de o tarafa doğru giderler. Kendisini kader dalgaları arasında çırpınmakta gören herkes zaruri olarak korkar. İşte bu, ariflerin sırrı kaderden olan korkularıdır.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: deniz - 18.01.05/16:27
kürşat uzun bir yazı ve br sürü muhalefet edilecek nokta var.
ayrıca neyin senin gürüşün neyin nerden alındığına dair bilgiler eksik.

bu şekilde değil de kademe kadem mesajlarını iletirsen daha verimli tartışırız.

..

1. elmalılı ya kader i inkar ettiğini söylemen neye dayanıyor. ki elmalılı çok dikkatli ve ilim erbabı biridir.

2. maturidi ve eşari mezhepler ehli sünnete göre haktır. sen sanki maturidiliği hak değilmiş gibi sunuyorsun. bunu neye göre söylüyorsun.

3. saidi nursinin kaderi inkar ettiğini nasıl söylüyorsun. adamın işi gücü kaderi ve imanı tarif / ispat etmek.

4. gazali uyduruk hadisciliğin ve tarikatların duayenidir. bütün tarikatçılar onu referans göstererek bir takım sapıklıkları meşrulaştırmaya çalışırlar. ayrıca devlet destekli hakim din anlayışı gazaliyi her zaman referans alır. öle kolay kolay kimse gazaliye dil uzatamaz.

5. cebr konusu anlamadım ? ne demektir? sen neyi savunuyorsun ?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 18.01.05/21:56
sen kitabı oku orada cevaplarını bulacaksın maturidi mezhebi yanlıştır batıl dır lakin bin küsür yıldır hak diye anlatılıyor onu anlatıyorum  
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: Çakýl Taþý - 19.01.05/11:34
Alıntıyazdıklarından allahın kader üzerinde bir rolü olmadığını anlıyorum.
doğru muyum ? :)


İnsanda irade var mı?

Var...
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: nonick - 19.01.05/11:46
aşkın kader çıkmazı olduğunu onu tanıyınca öğrendim.o tam kader çıkmazında,kaçacak başka yerim yok.
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: deniz - 19.01.05/11:50
Alıntı
Alıntıyazdıklarından allahın kader üzerinde bir rolü olmadığını anlıyorum.
doğru muyum ? :)


İnsanda irade var mı?

Var...

:) yaw sen benim soruma neden cevap vermiyorsun ?

insanın iradesi var. tamam bunu anladım.

peki allahın insanın yaptıkları üzerinde belirleyici rolü var mı ?

eğer var ise insanın iradesi nasıl olur ?

eğer yok ise allah nasıl yaratıcı olur ?

yaratıcı iradesini kullanan insan olmaz mı ?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 19.01.05/19:26
şimdi sizlere bugün bulduğum bir soruyu sormak istiyorum  fakat bu sorunun üzerinde çok durmanızı öneriyorum:

   soru: Allah mahlukatının kendisine itaat etmeden önce, itaat edecek olmalarını ve O'na isyan etmeden önce isyan edecek olmalarını irade etmiş miydi? Bu soruya hayır derseniz Allahın iradesinin ezeli olduğunu reddettiniz demektir.  ve cevap olarak " Allah bildiği için irade etti" derseniz   cevap: size göre (maturidilik)  Allahın hem iradesi hem de ilmi ezelidir. o halde bahsi geçen şekilde cevap verirseniz bakın mana şöyle oluyor:  sanki önce biliyor sonra diliyor. bu ifadenin zahirinden şu anlaşılıyor ki sanki Allahın iradesi,  ilminden sonraymış gibi bir mana anlaşılıyor. halbuki siz (maturidilik) Allahın hem ilmine hem iradesine ezeli dediniz şu da bir gerçektir ki ezeli olan bir şey zaman olarak başka bir şeyden sonra gelmez. gelse zaten ona ezeli denmez dolayısıyla "Allah bildiği için irade etti" denemez.   zaten mutezile Allahın iradesine hadis  (sonradan olan)  dedi. bunu siz (maturidiler) demiyorsunuz. bir de şunu sorayım maturidilerin içyüzü şudur: onlara sorsanız deseniz ki Kuran ezeli midir,  yaratılmış mıdır (mahluk mudur) size ezelidir, yaratılmamıştır derler  onlara bu sefer soruyorum: Kuran da şeytanın Hz. Ademe secde etmediği ve Hz. Ademin yasak ağaçtan yediği yine ebu lehebin (tebbet suresi) cehennemde azap göreceği bildirilmiştir bu ayetler yalana dönemeyeceğine göre bunlar ifade edildiği gibi meydana gelmesi  lazımdır o halde daha ebu lehep  şeytan  Hz. Adem yaratılmadan onların durumu hakkında bilgiler verilmiş. şimdi şeytanın   Hz. Ademin özgürlüğü daha nerede kalır  zira Kuran ezeli  daha dünya ortada yok alem ortada yok(  alem: Allah ve sıfatları hariç her şey demektir) bu hükümler Kuran da mevcut daha kulların özgürlüğü nerede?   yine derlerse ki bu soruma "Allah onların öyle yapacağını bildiği için öyle O'nun kelamı"  onların bu itirazına yukarıda geçen izahım yeterlidir . çünkü hem ilmi hem kelamı ezeli olunca biri birinden zaman olarak önce veya sonradır denemez . yukarda izahı var. yine bu hususta mutezile mezhebi Kuran a yaratılmış demektedir sonradan olma demektedir  mutezile mezhebi: kaderi inkar eden mezheptir. onlarda kulların özgür olduklarını savunurlar "Allah zorla kullarına günah işletmez diyorlar eğer böyle olsaydı imtihanın manası kalmazdı, Allah zalim olurdu" şeklinde aynen maturidilerin (yani piyasadaki  dini kitapların yüzde doksan dokuzunun mezhebi) dediği gibi diyorlar. görüldüğü gibi mutezile mezhebi der ki: kulların fiillerini hareketlerini Allah yaratmaz derler bu filleri kullar kendileri yaratır derler  çünkü onlar diyor ki:  eğer hareketlerimizi Allah yaratırsa  biz cebr altında kalırız Allah o zaman bize zorla günah işletmiş olur derler  dikkat edin şimdi çıngarın neden koptuğunu izah edeceğim. işte dönen dolap: anlattığım gibi mutezile mezhebi hareketlerimizi biz yaratırız dediler ve peygamberimizin kader ile ilgili tüm hadislerini inkar ettiler  bu hadisler mütevatir olmadığı için inanç konusunda delil olmaz diyerek bu rivayetleri reddettiler  . maturidiler ise böyle davranmadılar fakat onlar da bu hadisleri gördü o bakımdan, bu hadislerden genelde pek bahis açmamayı kendilerine daha uygun gördüler  (ve eğer siz bu konuda hadis gösterirseniz onlara şunu derler : "Allah öyle olacağını bildiği için ... ") bu işi geçiştirdiler. hah şimdi çıngar dediğim şeye gelelim :  maturidi mezhebine göre fiillerimizi hareketlerimizi Allah yaratır lakin cüzi irademizi yaratmaz . bu şu demektir örnek:  ben oturuyorum ya kalkmak istediğimde Allah kalkmak fiilini yaratıyor, ben de kalkıyorum. fakat burada örnek verdiğin ayağa kalkma düşüncesi  " cüzi iradedir yani cüzi irade bir fiili yapmayı istemektir  yani maturidiler şunu diyorlar: biz fiili yapmayı hür irademizle isteriz peşine Allah da bu fiili biz istediğimiz için yaratır . dolayısıyla biz yine hürüz derler  burada cüz irade diye örnek gösterdiğim, düşünceleri bu mezhebe göre Allah yaratmaz derler  . halbuki bunların mezhep imamımız dedikleri kişinin kitabını (kitabut tevhid) incelediğimde o tam aksine herşeyi Allah yaratır diyordu  ve onların bu "cüz iradeyi Allah yaratmaz" ifadelerini söylemiyordu. bir örnek daha  ebu mansur maturidinin "kitabut tevhid" adkı kitabında   (not : bu kitap üzerindeki araştırmalarım yine sitede kader konusunun sonlarına yakındır, çelişkilerini gösterdim) bir örnek daha vereyim : ebu mansur maturidi kitabında imanının mahluk olduğu ( yaratıldığı) bölümü açmıştır ve "kim iman mahluk değil derse onun sözü kabul edilmez" demektedir  buraya kadar tamam mı? bak şimdi ; günümüzdek kitaplara baktığımızda ise şunu görürsünüz  özellikle kelam kitaplarında maturidi mezhebine göre iman mahluk değildir derler gördünüz mü çelişkiyi? dahasını söylüyeyim : 300 yıllık fıkıh kitabı olan (fetevayihindiyye) vardır piyasada çoktur bu kitap maturidi itikadıyla yazılmıştır  akçağ yayınları   4. ciltte küfür lafızları bahsinde aynen şu fetva vardır :

     "iman mahluk (yaratılmıştır) diyen kimse kafirdir"

  . yine aynı kitabın 15. cildinde hem eşari hem maturidi mezhepleri övülüyor, aralarındaki farkların önemsiz olduğu söyleniyor.  bu da tamam mı? bak şimdi : halbuki eşari mezhebinin temel görüşü imanın mahluk olduğudur. bakın kelam kitaplarına der ki : eşari mezhebine göre "iman yaratılmıştır" derler  ne oldu şimdi! şu oldu ki: bunlar ne dediklerini bile bilmeyen adamlardır bunlar kendi mezhep imamımız dedikleri adamın dedikleri şeylere inanana kafir diyorlar sonra da yine mezhep imamlarını göklere çıkarıyorlar.  bütün bunların daha detayları sitede vardır  cüz i iradenin yaratılmış olduğu sözü sonradan bu mezhebe eklenmiştir kim ekledi niye bunu yaptılar hepsinin izahı sitede diyorum size!!!!    ibn humam  bu eklemeyi yaptı ondan öncede diyen vardı   said nursi diyor ki cüzi iradeye, emr-i itibari  (itibari demek varsayılan demektir) derim ki :  varsayılan şey adı üstünde varsayılandır yani yoktur  yokluk ise tesirli değildir siz daha ne özgürlüğünden bahsediyorsunuz.
bilbaya cevap : Allah kul hakkını da affeder. afffetmez diyen kafir olur izahı aşağıda
"Benim bilgi dağarcığımda Allah katında her günahın affı mümkün, fakat kul hakkı konusunda böyle belirti yok ve aksine onun Allah Adaletinde(Allah tarafından) affı yerine günah ve sevap değişimi var. "  bilbay bunlar senin ifadelerin cevap: evet anlattığın gibi piyasadaki kitapların neredeyse tamamına yakını bu konuyu da aynen anlattığın gibi izah ediyorlar onlar bu konuda da yanılıyorlar . ve bu küfür olur ( kafirlik olur)  izahı: her ne kadar bu anlatılanları destekleyici mahiyette rivayetler var ise de (hadis) bu konuda Kuran'da hatırımda kaldığına göre Nisa 48. ayetti galiba "Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz ( genel anlamda küfür) gerisini dilediği için bağışlar"  görüldüğü üzere ayette küfür hariç bütün isyanların Allah dilerse bağışlanabileceği ifade edilmektedir. dolayısıyla kul hakkı da küfür olmadığından dolayı Allah dilerse bunu da bağışlar, dilerse bağışlamaz . şu bir gerçek ki itikadi konularda  hadisler mütevatir cinsinden olduğunda delil teşkil ederler.  mesela ben ruyetullahı (Allahın görülmesi) inkar ediyorum ve bu hususutaki ruyetullahın olacağına ilişkin rivayetleri  mümkün olursa tevil etmek buda olmaz ise inkar ediyorum .

burada size bir şey söylemek istiyorum pek fazla anlatılmayan bir husustur. bir müslüman düşünün inanılması lazım gelen herşeye inanmış ( kadere dediğim gibi inanmış) olsun bu kişi namaz kılmasa oruç tutmasa  yani bu gibi ibadetleri yapmasa fakat hatalı davrandığını kabul etse  yine bu kişi sabah akşam günah işlese zina etse içki içse kumar oynasa ve hatta ateş ister gibi günde 100 tane müslüman öldürse  fakat bunları yaparken haramın haram olduğunu kabul etse ve harama helal diye itikad etmese yani yaptığı hataların bilincinde olsa ve hatalarını kabul etse bu halini hayatı boyunca sürdürse yine müslüman olduğu halde ölse lakin yaptığı bu saydığım günahlarından tevbe de etmemiş olsa soruyorum bu kişi cehennem azabına uğramadan  cennete gidebilir mi ?  cevap: gidebilir. çünkü Allah küfür hariç yani kafir olarak ölmüş olma durumu hariç diğer bütün isyanları yukarda zikretttiim ayette anlaşıldığı gibi bağışlayabilir . bakın bu bahsetttiğim kişiyi Allah dilerse dilediği kadar onu cehennemde cezalandırır ve cennete sokar ya da izah ettiğim gibi cehennemde azap çektirmeden de cennete koyabilir . bir çok insan şimdi bana bağırıyor kızıyor tahmin ediyorum ama şunu söyleyeyim ki bu görüş hem eşari   mezhebinin  hem de maturidi mezhebinin görüşüdür. kim ki yukarda izahını yaptığım gibi bu kişinin cehennem azabına uğramadan da cennete girebileceğini kabul etmezse kafir olur . çünkü Nisa 48. ayeti yalanlamış olur. bir de bu hususta Zümer 53. ayete bakın mealini tam hatırlayamıyorum
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: deniz - 19.01.05/19:33
güzel bir çalışma :)

bunları vaktim oldukça tartışmaya çalışırım kendi adıma.

ben incelerken bir de mutezile görmüştüm.

islamı akılcı yolla iredeliyorlardı. tabii doğal olarak tüm gelenek mutezileyi küfür üzere görür.

sen ne diyorsun bu konuda ?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 19.01.05/20:03
mutezile evet kaderi inkar eder kafirdir lakin haklı oldukları  nokta vardır ki o da ruyetullahı inkar etmeleridir ben de onların bu görüşünü inceledim ve bu görüşlerine hak verdim ruyetullah yani Allahın görülmesi . eşari ve maturidi mezhepleri bazı rivayetlere dayanarak Allahın ahirette görüleceğini savunurlar . bunlar hem Allah cisim değil derler hem Allah bir cihette değil derler hem de müslümanların Allahı baş gözleriyle göreceklerini iddiia ederler .lakin mutezile mezhebi bu hususta onların her türlü delillerine cevap veriyorlar.  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: deniz - 19.01.05/20:10
peki selefilik konusunda ne dersin *
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: Çakýl Taþý - 19.01.05/22:00
peki :)

insan, yaptıklarından sorumludur ve iradesini kullanıp seçimini yapar.

bu iradesinin sonuçlarınada katlanmak zorunda kalır.
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: deniz - 19.01.05/22:11
tamam sen cevap vermicen. ben de senin yolunda gideyim :)

insan iradesini kullanabiliyor demek.
iradesini kullanan yaratmaz mı ?
yani ben bir seçim yapabiliyor isem yaratıyor yada yaratma eylemine başlamak için start veriyorum demektir.

bu durumda ben yaratıcı olrum. allahın her şeyin yaratcısı olma savı ne olur bu durmda ?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 20.01.05/19:55
selefilik, safdilliktir . çünkü onlar derler ki biz eskiler ne demişse onu alırız rivayetler ne ise onun zahirini alırız derler onlar tevile çok karşıdırlar Kuran ve hadislerdeki ifadelerin mümkün olduğu ölçüde zahirini almaya gayret ederler  mesela derler ki Allahın eli vardır, yüzü vardır fakat keyfiyetini bilmeyiz derler ( bu itikad küfür olur zira bu Allaha cisim demek manasına gelir) maliki mezhebi kurucusundan da şöyle rivayette bulunurlar: mesela biri ona gemiş istiva ayetinden sormuş  (Allahın arşa istivası ile ilgili ayeti yani) o da demiş ki rivayete göre "istiva haktır onu sormak bidattır"  yani keyfiyetini bilemeyiz öylece inanırız derler.  "bunlar ayvayı yemişlerdir"  çünkü bu ayetlerin zahiri kesinlikle alınamaz istiva: oturmak, karar kılmak demektir ki mahlukların özeliğidir  dolayısıyla bu ve benzeri nassları tevil etmekten başkaca yol yoktur  mesela eşariler  özelikle sonrakiler bu gibi tevilleri iyi yaparlar mesela gazali ve razi bunlar arasındadır Allahın eli  yüzü  yoktur bu gibi ayetler   el , manasındaki ayeti nimeti, kudreti  şeklinde yüzü diye geçen ayetler ise: zatı şeklinde tevili icab eder . istiva   ayetini de kudretinin, iradesinin  hakimiyeti şeklinde teviller vardır .  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 20.01.05/19:57
*** İstitaat (İnsan gücü, kudreti, güç yeterliği)
Eş'ari'de insan gücü, istitaat fiil ile beraberdir. Yani fiil mevcut değil iken, insan gücü de yoktur. Halbuki insanlar istitaat yok iken mükellef olduklarından "Teklif-i mala yutak" caiz olmuş olur. Mutezile insanın gücü fiilden önce, Maturidi ve Eş'ari fiille beraberdir, derler. Mutezile kulun kudretinin sona ermeyeceğini savunuyor. Maturidi ve Eş'ari ise kulun kudretinin sona ereceğini savunuyor. Bunun için Maturidilik kulun kudreti fiille beraberdir diyor. Zira bunu demeyip, "Fiilden önce" deseydi, o zaman fiilden önce kulda olan kudret sona erecek ve o zaman fiil nasıl olacaktı? O bakımdan Maturidi "Kulun kudreti fiille beraberdir" demek durumunda kaldı. Lakin yukarıda zikrettiğimiz gibi, yani fiil mevcut değil iken, insan gücü olmayınca ve insanlar istitaat yok iken de mükellef olduklarından, "Teklif-i mala yutak" olacakken, Maturidiler bunu kabul etmemiştir.
*** İsnad prensibi ile alakalı daha evvel detaylı bilgi verdik. Aşağıda vereceğim ayetleri, sırayla okuyun ve işlerin bazen Allah'a, bazen kullara isnad edildiğini göreceksiniz. Bu konu çok ince olup, en az bilinen hususlardandır. Çoğu kişi bu mevzuyu bilmediği için kaderi inkar eder.
_ Namaz: Bakara 3, Tevbe 5, İbrahim 40, Nur 56
_ Kur'an: Nisa 82, En'am 25, 157, Yusuf 2, İsra 45, 46,106,107, Kehf 57, Furkan 73, Lokman 7, Sad 8, Zümer 27, 28, Fussilet 44, Zuhruf 3, Muhammed 24, Kamer 22, Kalem 51,52, Abese 11, 12, Mutaffifin 13,14
_ İlim: Ankebut 43, Rum 59, Fatır 28, Mücadele 11
_ Sabır: Nahl 127, Lokman 17, Saffat 102, Zümer 10, Fussilet 35, İnsan 12
_ Şeytan'ın azdırması: Araf 16, Kehf 50, Hacc 4, Ankebut 38, Neml 4, Sebe 20, 21, Yasin 62, Zuhruf 36, 37, 62, Mücadele 10, Hicr 39, Bakara 36, Kasas 63, Nahl 99,100,
_ Musibet, şer ve iyilik dokunması: Nisa 78, 79, Yunus 106, Kasas 47, Rum 36, Fussilet 51, Teğabün 11, Tevbe 51
_ İman, küfür, saptırma, mühürleme: Bakara 6,7, 21 , Araf 100, 158, 178,179, 186, En'am 107,109,110,111,148, Tevbe 55, 85, Yunus 100, Yusuf 101, İbrahim 35, Kehf 29, Taha 79, 85, Mülk 2, Zariyat 56, Nahl 93, Kasas 56, 64,68, Zümer 36,37, 41, Hacc 16, Tin 7, Muhammed 24
_ Cihad: Bakara 190,191, Al-i İmran 140, 165, Tevbe 5, 46,52, Ankebut 69
_ Tevbe etmek: Tevbe 117,118, Hud 3, Furkan 70, 71
_ Öğüt alma: Fatır 37, Saffat 12,13, Abese 11,12, Müddesir 54,55,56,
_ Dileme: Hacc 14, Nur 45, Tur 35, Zümer 62, Buruc 16, Tekvir 27,28,29, İnsan 29,30
_ Gezmek: Tevbe 2, Neml 69, Yunus 22
_ Gülmek: Necm 43, 60, Tevbe 82
_ Çıkarmak: Tevbe 40, Enfal 5
  diyorum ki ben Allah a, Kuran a inanan biriyimdir . bu verdiğim ayetleri sırayla okuyun evet hepsinin uygun izahları benim yazdığım kitapta mevcuttur. alın bu verdiğim örnekteki delili istediği kadar bilgili olsun kulların özgür iradesi olduğunu savunanlara götürüp sorun bakalım size cevap mı veriyor yoksa bana hakaret edip cevap vermeden kaçıp gidiyor mu?  bu örnekle şunu anlatmaya çalışıyorum yani kulların özgürlüğünü savunanlar aslında Kurana inanmazlar lakin çoğu inandıklarını düşünürler bu örneği onların ya da kendinizin eğer kulların özgür iradesi olduğunu savunuyorsanız gerçek yüzünüzü görün diye veriyorum!!!!   ben diyorum ki:  Kuran da çelişki yoktur Kuran doğrudur bu ayetlerin hepsinin izahı vardır. ısrarla tenbih ediyorum ki gidin  "kulların özgür iradesi vardır" diye bir düşünceyi savunanlara sorun bu ayetlerin manalarını.  kaçacaklar diyorum size. tekrar söylüyorum; bana hakarete başladıkları zaman yani cevap vermemek için lafı çevirmeye başladıkları zaman onlara deyin ki: ona hakaret etmiş  veya edecek olman bu ayetlerin izahını yaptığın anlamına gelmez. bana cevap ver!   zira ben Kuran a inanmakla mükellefim ve inandığımı düşündüğüm bir kitabı tanımak ve iyice anlamak istiyorum  deyin!
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: ultimate - 22.01.05/20:53
resimdekileke kardeşim, tanrı bizim dünya'da  ne yapacağımızı biliyor...

o bizi yaratandır. ama nasıl bir yaratansa,insanlara eşit derecede vermiyor,isteğine göre birine çok birine az veriyor. dilediğini mutlu kılıyor dilediğini mutsuz...

doğal olarak bence kaderimii biliyor.ne bilmesi o yazıyor hatta (e o zaman neden sorgulanıyoruz öbür dünya da? diye de sorma.kimse bilmiyor)
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: humanist - 24.01.05/12:30


  Yaa bu konuyu ne kadar tarşıyorsunuz..

  insanın kaderi düz metin olarak yazılı değil ki düz bir kitabın akışı gibi aksın gitsin. Geometrik olarak düşünmelisin bir harita gibi.. harita seni yapabilieceğin herşeyi kapsar.. senin iraden bu harita üzerinde seçim yapar.. aynı şu anda Türkiye karayolları haritası var ve bu karayolları da var... sen arabanla istersen.. ankaraya git istersen adanaya git istersen konyaya oradan ankaraya git.. görmediğin belki de hiç görmeyeceğin ( tercih etmeyeceğin ) yollar da bu haritada var.. ister kullan ister kullanma hepsi sana kalmış..

 alışmışssınız düz kitap okumaya yazılı deyince hemen elinize okkalı 4000 sayfalık bir kitap geliyor galiba.. öle değil.. insanın kaderi tüm bütünüyle beraber holografik olarak kayıtlı ( 3 boyutlu ) hem düşüncelerimiz hemde hayata yaptıklarımızın kaydı ayrı ayrı tutuluyor.. ( görüntülü olarak )

  öbür tarafata her ikisini aynı anda seyrederek hesaba çekileceğiz...
 
  vesselam..
Başlık: Kader çıkmazı
Gönderen: stavrogin - 24.01.05/16:14
birde şu var aklıma takılan.Maddeci olarak düşünürsek iki dakika sonra yapacaklarım şu andaki değişimlere bağlı. İki saniye sonra yazacaklarımı beynimdeki kimyasal reaksiyonlar belirliyor diyelim. Yani şu anı gözlemleye bilirsek gelecektede ne yapacağımızı bilim geliştikçe bilebiliriz.Yani gelecekte ne yapacağımız şu andan, şimdi ne yapacağımızda geçmişten belli.Bu böyle gider ve kadere ulaşırız.
Kısaca kaderin tanımı zaten materyalizmin içinde var.
Bunlar tamamen bağımsız basit şeyler.Tabiki hata yapnaktayım ama nerde?Birileri hatamı söylerse sevinirim.
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: sadece köpek - 28.01.05/20:26
kader diye birşey yoktur rastlantı ve zorunluluk yasasının insan toplumu üstüne etkileri ve bunun kader diye adlandırılması vardır. kavramlar birşeyi karşıladıkları ölçüde varlardır. yani görüntü ve gerçek çakıştığında bilimlere ihtiyaç kalmayacak bilmem anlatabildim mi
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 28.01.05/21:21
işte size maturidi mezhebinin kurucusu olan ebu mansur maturidinin kitabı ve düştüğü çelişkiler. *** Kitap: Kitabu't -Tevhid Yazar: Ebu Mansur Maturidi Çeviren: Hüseyin Suudi Erdoğan
Cüz'i İrade'nin Mahluk Oluşu
--- Sayfa 350: ...Belki de Allah onu var etmiştir. Veyahut taşta bulunan ve ondan çıkan ateş gibi olur. Her ikisinden hangisi olursa olsun o, sonradan var olma hadistir. Hadis olan da mahluktur.
--- Sayfa 375: Bununla beraber eğer güzelliğin ve çirkinliğin kendilerini yaratan olmaksızın meydana gelmeleri caiz olsaydı, her şeyin yaratıcı olmaksızın var olması caiz olurdu. Bu hususu ifade etmek, tasdik etmek İslam'dan çıkmak demektir. Kuvvet ancak Allah'tandır.
--- Sayfa 378: Cenab-ı ZülCelal'in her şeye malik olduğu sabit olduğu vakit O'nun her şeyi yarattığını söylemek lazımdır. Çünkü kul yaratmaya malik değildir.
--- Sayfa 386: Bununla beraber bütün müslümanlar hiçbir ihtilafa düşmeden, gerçekten Cenab-ı Allah'ın Halık olduğunu ve kendisinden gayrının mahluk olduğunu kabullenip ispat etmişlerdir.
--- Sayfa 389: Sonra şöyle demek caizdir ki, gerçekten Allahu Teala her şeyin yaratıcısıdır. Allah'ın kendisi yaratıcıdır, kendisinden başkası ise yaratılmıştır.
İman'ın Mahluk Oluşu
--- Sayfa 381: Sonra da kullarına iman nimetinden dolayı, kullarının kendisine şükretmelerini emretti. Allahu Teala'ya hamd etmek, şükretmek, O'nun verdiği nimetlere karşı olur. Bunların yaratıcısı olmadığı halde, kendi fiili olmayan hususlar için kendisine hamdedilmesini, bir kimseye nimetini ulaştırmayınca da ondan şükretmesini talebetmek caiz olmaz. Kuvvet ancak Allaht'andır.
--- Sayfa 406: Müminlere iman nimeti için kendisine hamdetmelerini emretmiştir. Bu hususların, kendi fiili ile olduğu sabit olur.
--- Sayfa 476: Bunu açıklayan hususlardan biri de mutlak olarak şöyle demenin caiz olmasıdır: Hakikaten iman, Allahu Teala'nın nimetlerinden bir nimettir. Gerçekten mümine Cenab-ı Hak in'am ve ihsan etmiştir. Eğer Allahu Teala'nın kendisine olan fazlı, ihsanı olmasaydı, küfür pisliğinden temizlenemezdi. Ve böylece kendisi büyük bir azaba duçar olurdu.
--- Sayfa 478: Bu hususta asıl olan şudur ki, gerçekten onu ifade etmek, emri isteme yerine veyahut nimetleri izafe etme yerine çıkar. Bunda ise elbette ki o iki husustan biri bulunmaz. Öyle ise Allah'a izafe edilmesi caiz olmaz. O, tıpkı bizim dediğimiz gibidir ki; gerçekten Allah tahkik edildiğinde her ne kadar her şeyin Rabbi ve her şeyin ilahı ve her şeyin yaratıcısı ve her şey de kendisinin ise de; bu hususla, pislikler, çirkin ve kötü olanlar ve ancak onlara istihkak (hak kazanma) kesbetmesiyle zikrolunan şeylerden benzerlerinde söylenmez. Onların bir olan Allah'a izafe edilmesi o husus üzerinden çıkar. Her ne kadar onlar yaratılmış iseler de, Allah'a izafe edilen şeylerden, onların küfrü yaratılmış ise de.
--- Sayfa 571: Bunun üzerine biz: "Kim ki imanın yaratılmış olduğunu nefyederse, onun sözünün hiçbir manası yoktur" diyoruz.
--- Sayfa 573: Sonra mahlukatın bilinmesinin yolu nakli delil olup, aklın ondan nasibi olmamasından veyahut mahlukatın bilinmesinde yolun akli delil olmasından hali kalmaz. Mahlukatın bilinmesi, aklın dahli olmaksızın nakli delil ile elde edilirse, buna göre mutlak olarak ifade edilmek suretiyle Allahu Teala'nın "İşte bu sıfatlara sahip olan Rabb'in Allah'tır. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Her şeyi yaratan O'dur..." (En'am 102) kavli celili ile imanın mahluk olduğunu söylemek vacip olur. Çünkü iman, Allah'ın gayri olan bir şeydir. Allah'ın onu yarattığını söylemek vacip olur...
Bu hususu Cenab-ı Allah "O Allah'tır ki göklerle yeri ve aralarında olanları altı günde yarattı" kavl-i celili beyan ediyor. Aralarında olanlardan biri olan iman da onun gibidir. Tevfik Allah'tandir.
--- Sayfa 574: Bu hususta Resul-i Ekrem'den bir hadis rivayet edilmiştir, buyuruyor ki: "Hakikaten Cenab-ı Allah imanı yarattı; O'nu haya ve cömertlikle süsledi." Nebiyyi Muhteremin "Gerçekten Allah yüz rahmet yaratmıştır" buyurduğu da rivayet edilir. İmana rahmet dendiği bilinir. Binaenaleyh Allahu Teala'nın yaratmış olduğu şeyde kendisine zıt olup reddeden ve kendisine uyan veyahut uymayan bir benzerinin olması vacip olur. Zıttı ve benzeri olanı da mahluktur. Sonra o, kendisine süluk eden bir yol, kendisi ile cezalanan bir din, seçilen bir mezhep ve itikad edilen bir dindir. Bunların hepsi de mahluktur. Sonra yüce olan Allah, onun mislini bazen ağaçla, bazen görmek ve işitmekle, bazen hayat ile bazen temiz ve pak olan yerle ve bazen de nur saçan bir kandille verdi. Bunların hepsi de mahluktur. İman da bunun gibidir. Sonra küfrün örneğini de zikrettiğimiz şeylerin zıtları ile verdi ki, yaratılma ve hadis olmada hepsi bir arada toplu olarak görülürler. iman ve küfrün ikisi de bunun gibidir. Tevfik Allah'tandır.
Sonra iman, sahibi için güzeldir, hayırdır ve hidayettir. Vasfı bu olan her şey mahluktur. Yüce olan Allah şöyle buyuruyor: "...Fakat Allah size imanı sevdirdi ve onu kalplerinizde güzelleştirdi..." (Hucurat 7); " ...Henüz iman kalplerinize girmemiştir." (Hucurat 14); "Ey şanlı Resul kalpleriyle inanmadıkları halde ağızları ile "inandık" diyenlerle (münafıklarla) Yahudiler'den küfür içinde koşanlar seni üzmesin." (Maide 41) Bu ayetlerin hepsi imanın kalpte olduğuna delalet etmektedir. O, O'nun fiilidir. Mahluk olmayanın kalpte olması mümkün değildir.
İstitaat
--- Sayfa 413: Fiilin kuvveti de onun gibidir. Öyle ise fiille beraber olduğunu söylemek lazım gelir.
--- Sayfa 488: Sonra Kaderiyyeler-ki kendilerine Mutezile ismi verilmiştir-haberi bize isnad ettiler. Halbuki biz o haberden, söz ve inanç bakımından beriyiz. Fakat onların bu husustaki yalanı Kaderiyye'nin ismi hakkında bize isnad ettikleri yalanları gibidir. Sonra Kaderiyye hakkında olduğu gibi, Mutezile'nin cüreti ve aptallığının büyüklüğünü bilmeleri için, biz her iki mezhebin karşısında öne sürdüğümüz o fikir ve görüşlerimizde ne kadar haklı olduğumuzu zikrederiz. Bizim fiilin meydana gelmesi için kudretin, fiilden önce olmasını kabul etmeyip inkar ettiğimiz içindir ki, onlar bize, "Cebriyye" ismini vermeye kalkıştılar. Ve cebir felsefe ve fikrini kabul ettiğimizi iddia ettiler. Sonra onlar fiili öyle bir kuvvette gerçekleştirdiler ki, o vakitte kudret bulunmaz. Fiilin vasfolunduğu vakitte kudretsiz olarak gerçekleşmesi, cebri ve ihtiyarı anlayan kimse için, onun fiille birlikte gerçekleşmesinden cebr manasına daha yakındır.
--- Yorum: Mutezile, Maturidi'nin; "Kişinin kudreti fiille beraberdir" düşüncesinin cebre gittiğini söylüyor; dedikleri doğrudur. Bununla birlikte Maturidi cebr itikadını reddediyor.
İrade
--- Sayfa 433: Allah'ın hakkında zikrolunan husus ise o, Allah'ın kudreti, dilediğinin olması ve saltanatının cereyan etmesidir. işte Allah'ın böylece rububiyeti tamam olur.
--- Sayfa 459: Dünyada kişi, bazen sevmediği ve razı olmadığı şeyi işler. O'nun dilemediği fiilin gerçekleşmesi mümkün değildir.
--- Sayfa 473: Küfür gerçekten çirkindir. Ve kulun fiilidir. O'nun Allah'ın kazası ve hükmü olması mümkün değildir.
--- Sayfa 452: Sonra müslümanların arasında "Allah'ın dilediği olur; dilemediği olmaz" deyimi yerleşip, nesilden nesile intikal etmek suretiyle bilinmiştir.
--- Sayfa 453: Yine başkasının hükmü ve mülkü altında bulunan bir şeyin, onun istemediği ve dilemediği halde meydana çıkarılması, o kimsenin zayıf ve mahkum olduğuna delalet eder. Sıfatı bu olan kimsenin de Rab ve ilah olması mümkün değildir. Bunun içindir ki, bu sıfatlarla yani irade etmek, istediğini yapmak, istemediğini yapmamak gibi kemal sıfatlarla Allah'ın vasfolunması lazımdır. Tevfik Allah'tandır.
Yine hakikaten Cenab-ı Hak, olacağını bildiğinin gayri olarak ve olacağını haber verdiğinin gayri olmasını murad etmiş olsaydı sefih ve yalancı olmasını murad etmiş olurdu. İradesi böyle olan kimsenin ilah ve Rab olması asla caiz değildir. Kuvvet ancak Allah'tandır.
--- Sayfa 467: Ebu Mansur diyor ki: Bizimle Kaderiyye mezhebi arasında iki noktada kelam vardır: Biz onlara sual edip deriz ki, Allahu Teala ebedi olarak olacak olan şeyi, olduğu hal üzere bildi mi? Eğer hayır bilmedi derlerse kafir oldular. Çünkü onlar Rab'larını cehaletle vasfettiler. Eğer evet bildi derlerse, kendilerine: "Allahu Teala ilmini bildiği gibi yerine getirmeyi diledi mi yoksa dilemedi mi?" denir. Eğer hayır dilemez derlerse o zaman Allahu Teala'nın, kendisinin cahil olmasını dilemiş olduğunu söylemeleri gerekir. Kendisinin cahil olmasını dileyen de, hüküm ve hikmet sahibi olmaz. Eğer evet dilemiştir derlerse, bu sefer de Allahu Teala'nın her şeyin, olmasını bildiği fiilleri olmasını dilediğini ikrar etmiş olurlar. Bu husus Ebu Hanife'den rivayet edilen husustan bende yerleşendir. Yoksa ben Ebu Hanife'nin beyan ettiği meseleyi lafzı lafzına zikretmiş değilim. Kuvvet ancak Allah'tandır.
--- Sayfa 570: Gerçekten Kaderiyye fiilleri mahlukat yaratır ve fiillerin yaratılmasında Allah'ın iradesinin ve tedbirinin hiçbir dahli yoktur diyorlar. Cebriyye ise, fiillerin yaratılması işini Allah'a havale edip kulun, fiillerin yaratılmasında asla ve kat'a bir dahli olmadığını öne sürdü. Binaenaleyh Cebriyye her çirkin ve mezmum olanı Allah'a hamletti. Allahu Teala'nın fiilinin vasfı, bunun olmasından Allah yücedir, beri ve münezzehtir. Kaderiyye ise fiillerin yaratılışını, O'nun hakkındaki cehaletleri sebebiyle, mahlukata yükledi. Bu hususta ifade edilmesi gereken orta söz "Kulların kendilerinden meydana gelen şeye göre, fiillerinin olması, olduğu had üzere de Allah'ın fiilleri yaratmış olduğunu" ifade etmektedir. Tevfik Allah'tandır.
--- Yorum: Maturidi cebri kabul etmediğini bildiriyor.
--- Sayfa 465: En'am 148. ayetin izahında "Allah'a ortak koşanlar şöyle diyecekler: "Eğer Allah dileseydi, ne biz müşrik olurduk; ne babalarımız..."
Üçüncüsü: Onların bu hususu müslümanların "Her şey Allah'ın dilemesiyle olur" demelerinden istihza etmeleri için söylemiş olmaları, tıpkı insanın "Ben öldüğüm zaman ileride gerçekten diri olarak (mezardan çıkarılacak mıyım?)" (Meryem 66) dediği gibi ki, bunu müslümanlarla alay etmek için demiştir. Münafıkların "Şehadet ederiz ki (kalplerimizdeki inancı açığa vururuz ki) doğrusu sen, muhakkak Allah'ın Peygamberisin." (Muhammed 1) sözleri gibi. Fakat kendilerinden meydana gelen bu husus istihza olduğu için ta'n olundular.
--- Sayfa 474: Allah küfrü takdir etmiş ve sonradan vukubulması için hükmetmiş midir?
--- Sayfa 457: Sonra der ki, Cenab-ı Hak sövülmeyi murad eder mi? Bu soruyu sormakta hata etmiştir. Bilakis bu sualin doğru olanı şöyledir: "Allahu Teala kendisine dil uzatan kimseden, kötü ve öfkelenmiş olan sövme fiilinin olmasını diler mi?" Sonra bu sözüne karşı "Maazallah" der. Zira Cenab-ı Hak, ondan bu fiili nehyetmiş ve bu fiile karşı gazap etmiştir. Hüküm ve hikmet sahibi olan bunu asla yapmaz.
--- Yorum: Günümüzde kelam kitaplarında Maturidi mezhebine göre; imanın ve cüz'i iradenin mahluk olmadığı anlatılıyor. Oysa bunların mezhep imamı diye gördükleri şahıs, imanın mahluk olduğunu ifade ediyor. Allah'tan başka her şeyin mahluk olduğunu söylemesiyle ve cüz'i iradenin ise yaratılmadığı hususunu bildirmemesi dolayısıyla çıkan çekişkiler ortadadır.
Sorulabilir ki: "Peki Ebu Mansur Maturidi böyle dedi de, niçin günümüzde onun dediğinin tersi şekilde bunlar anlatılıyor?"
Cevap: Çünkü iman mahluk kabul edildiğinde direk cebr düşüncesi ortaya çıkar. Ebu Mansur Maturidi iman mahluk dedi ama, hala cebre muhalif kaldı. Yani dediği lafın nereye gittiğini anlamadı. Sonradan gelenler, özgürlüğü savunanlar, baktılar ki iman mahluk kabul edilince iş cebre varıyor. Bundan dolayı, imanın Allah'ın yaratmasıyla (mahluk) olduğunu kabul etmediler. İnsan fiillerini Allah'ın yarattığını Maturidi bildiriyor; ama "Cüz'i irade yaratılmamıştır" şeklinde bir ifadesi yok. Bu sefer sonradan gelenler düşündüler, taşındılar baktılar ki insanın fiillerini Allah yaratınca iş yine cebr olacak; bu sefer bu işi (Kulların fiillerini Allah'ın yaratmasını) inkar etmediler. Ama kendilerince başka bir formül buldular. Bu da "Cüz'i iradenin mahluk olmadığı ve kişi hür iradesiyle arzu eder, seçer; bunun üzerine Allah da fiili yaratır" şeklinde bir görüştür. Ve bu izahı çok kullandılar. Hatta "Hayır ve şer Allah'tandır" ifadesini buna göre şöyle yorumladılar: "Evet, hayırda, şer de Allah'tandır; ama mesela kul içki içmeyi hür iradesiyle ister, Allah da bu hareketi yaratır. Yani, yaratma yönünden hayır ve şer Allah'tandır. Dolayısıyla kul özgürdür, cebr yoktur" dediler. Yani günümüz Maturidi kitaplarında geçen "Biz fiili hür irademizle yapmak isteriz, peşine Allah fiili yaratır" şeklinde bir izah Maturidi'nin kitabında yoktur. Bunlar sonradan bu mezhebe eklenmiş, açıklamalardır. Keza cüz'i iradenin yaratılmadığı iddiası da sonradan çıkmıştır. Yani şunu söylemek istiyorum ki; Ebu Mansur Maturidi, özgürlüğü savunanların ve her şeye rağmen savunmak isteyenlerin dayandığı simge durumuna geldi. Öyle ki, özgürlüğü savunmak için, bir şey söylemeleri lazım gelince; söylediler, yazdılar ve "Bu Maturidi mezhebidir" dediler. Ve Maturidi ismi yüzyıllardan beridir Ehli Sünnet'ten olduğu yazılageldiği için, genelde pek tepki almadan fikirlerini yayabildiler. Görüldüğü gibi kitabı çelişkilerle doludur. "Her şey Allah'ın iradesiyle olur" diyor, sonra da bu görüşle uyuşmayan, zıt şeyler söylüyor.
Maturidi görüşünün bu denli yayılmasındaki etkenlerden biri de, insanların ekserisinin özgürlük inancına çok meyilli oluşlarıdır. Ve şunu açıkça söyleyelim ki, Maturidi mezhebindeki kişilerin ekserisi bu savundukları fikirlerle hakikaten, samimi olarak kadere inandıklarını düşünmektedirler. Ve evvelden yaşayan şöhretli kişilerin arkasından genelde giderler ve onlara çok bağlıdırlar. Onları eleştirmek akıllarına pek gelmez. Zaten eleştirenleri de içlerinde barındırmazlar. Yani kendilerinden evvel yaşamış ve alim diye anılan kimselere karşı genelde bir nevi saygı vardır ve özellikle şurası dikkat çekici bir husustur ki o insanların, kendilerine oranla daha iyi bildiklerini rahatlıkla kabul ederler. Hele bir de, kendi zamanlarında yaşayıpta, evvelkilerin hata yaptıklarını söyleyip; bu hususta delil de getiren kimseleri; ekseri insanlar adeta şeytan gibi, düşman gibi görürler
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 30.01.05/15:47
1- Allahın yaratığı cüz-i iradeye yok demiyoruz ve özgür de demiyoruz.
2- Allaha sövme fiilinin işlenmesi için gerekli olan her şeyi(düşünce, cüzi irade) Allah yarattıktan sonra daha nasıl Allah sövdürtmüyor diyebiliriz.İçki içmek de şer Allaha sövmek de şer  müslümanlar şerrin Allah'tan geldiğine inanır.
3-İçki; maturidi,eşari mezhebine göre rızıktır.Müslümanlar rızkın Allahtan geldiğine inanır.İçkiyi Allah içirmiş olmuyor mu?
4-Firavun imanının kabul edilmediği konusunda bana katılmıyorsun o halde cevap ver :Firavun iman ettiğinde hayatta mıydı yoksa ölmüş müydü? Hayattaydı dersen soruyorum iman ettiğinde de iman etmekle mükellef miydi?(Araf 158)
 size göre hem iman teklifi var hemde iman etmesi kabul edilmiyor.Peki bu teklifi mala yutak (kaldıramayacağı yükü yüklemek)değil mi?Halbuki mutezile , maturıdiye ve siz de teklifi mala yutak'ı kabul etmezsiniz çünkü bunu kabul etmek cebr'i kabul etmek demektir
 
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 30.01.05/21:24
soru: Allah şerri irade eder mi?   soru: düşünmek istemediğiniz halde düşündüğünüz bir düşünce oldu mu?   evet derseniz soruyorum: madem siz istediğiniz  düşünceyi hür olarak düşünebiliyordunuz  nasıl oluyorda düşünmekten rahatsızlık bir düşünceyi düşünüyorsunuz? demek ki bu düşüncenin kaynağı siz değilsiniz eğer siz değilseniz kim? cevap: Allahtır tek yaratıcı odur.  eğer şeytan derseniz evet o vesvese verir ancak o da yaratıcı değildir yani o da, Allah onun ne yapmasını,  ne şekilde düşünmesini isterse şeytan ancak onu yapabilir.   kendimden bir örnek vereyim ben bazen Allaha sövme düşüncesini içimde buluyorum oysa ben bu düşüncenin kabulunün ve tasdikinin küfür olduğunu biliyorum böyle bir şeyi düşündüğümde çok bunalıyorum bunu düşünmek istemiyorum  o halde neden düşünüyorum? cevap: çünkü Allah o düşünceyi bende yaratıyor bende tıpış tıpış bu düşünceyi düşünüyorum zira ben Allahın bende yaratmış olduğu düşüncelerin mahalliyim o neyi düşünmemi isterse ben ancak onu düşünebilirim.       soru:  Allahın iradesi sizin irade ettiklerinizi irade eder mi? (daha doğrusu etmiş miydi?) zira onun iradesi ezelidir. ısrarla bu sorularımın cevaplarımı bekliyorum mümkünse hemen     soru: Allah dilemeseydi siz bu satırları okuyabilir miydiniz?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 31.01.05/14:02
Olumlu veya olumsuz diye tabir edebileceğimiz düşünce varmıdır? Bence vardır...

Eğer ki bu düşünceler;

İçimizde olumsuz olarak doğuyor ve olumsuz olarak sonuçlanıyorsa, fiiliyata geçsin, geçmesin burada insanın iradesinin karıştığı bir olumsuzluk vardır.

İçimizde olumsuz olarak doğuyor ama biz onu olumluya yöneltip ve olumlu olarak sonuçlandırabiliyor isek burada da insanın iradesinin karıştığı bir olumluluk vardır.

İçimizde olumlu olarak doğuyor ve fakat biz bunu olumsuz olarak sonuçlandırıyor isek fiiliyata çıkartalım yada çıkartmayalım sonuç olumsuzdur.

İçimizde olumlu olarak doğan ve bizimde olumluluğunu devamettirdiğimiz ve olumlu olarak sonuçlandırdığımız düşüncelerimizde fiiliyata çıksın çıkmasın olumludur.

Dikkat ederseniz içimize doğan bir düşünüşün içimizde yaşadığı bir evre var işte bu evre insanın cüz'i iradesidir. Bu düşüncelerin ilk içimize düştüğü ve fiiliyata çıkışı bizim irademiz dışındadır. Ama bu iki evre arasındaki evre bizim irademiz altındadır.

Yani ilk ve son, alfa ve omega odur, yani külli irade. Ama alfa ve omega arasında biz varız, yani cüz'i irade.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 31.01.05/19:48
"Allah insanın irade ettiğini halk ediyor desem...Kaderin de Allah'ın ezeli ilmiyle olacak her işi bilmesi demek olduğunu söylesem...Bu iddialarınız geçersiz hale gelir mi?" bunlar senin ifadelerin cevap: birinci cevabına karşı cevap: siz beni anlamaya çalışın bu gibi iddiaların binlercesini gördüm benim cüzi irade ile kasdettiğim sizin bir fiili işlemezden evvel onu yapmayı istemenizdir. mesela oturuyorsun diyelim kalkmak istedin işte cüz i irade budur fakat burada incelik şudur bu ayağa kalkmak düşüncesini sizde Allah yaratırsa siz bu anda yani bu düşüncenin sizde yaratıldığı aynı anda yere yatma düşüncesini düşünebilir misiniz?  hayır.  siz bunu düşünemezsiniz  yani siz şunu diyorsunuz kişi hür iradesiyle bir düşünceyi düşünmek ister Allahta o düşünceyi yaratır diyorsunuz Allah sizde düşünceyi yaratmadan önce siz nasıl düşüneceksiniz?   ikincisi şu ki: siz düşündüğünüzü varsaydığınızda   sizdeki düşünceler peşi peşine sizde yaratılır Allah tarafından. sizde dersiniz ki şunu mu seçsem yoksa şunumu seçsem mesela iki yol var önünde, sağ ve sol sen düşünüyorsun. iki tarafıda aynı anda düşünümezsin önce birini sonra diğerini düşünürsün. hangisini seçsem dersin. esasında bütün bu kelimeleri düşünceleri Allah peşipeşine yaratır. sende düşündüm seçtim dersin.
ikinci cevabına karşı cevap:   mesela benim şu anda sana cevap yazma fiilini ele alalım  Allah bu fiili olmadan öncede ezeli ilmiyle benim burada yazı yazacağımı biliyordu bu tamam mı. şimdi dikkat et :  iki  cevap vereceğim ; birincisi:  peki Allah bu fiil için konuşuyorum bildiği gibi olmasını mı diledi yoksa bildiğinin hilafına olmasını mı diledi?  bildiği gibi olmasını diledi dersen ne oldu : şu oldu ki zaten Allah benim burada yazmamı dilemiş olduğunu kabul ettin demektir . ben de Allahın irade ettiği fiilin meydana gelmesini engelleyemem. benim özgürlüğüm nerede kalır?   ikinci cevabı vereceğim bu cevabı bulmam 6 senemi aldı:  Allahın ezeli ilmiyle bildiğini kabul ettiğin benim burada sana cevap verme fiilini ele alalım dikkat et:  peki benim bu yazma fiilimi ve  yazma düşüncemi Allah yaratmıyor mu?   evet Allah yaratıyor dersen ne oldu şu oldu ki Allahın bildiği bu fiil zaten kendi yaratacak olduğu fiildir.  dolayısıyla "ilim maluma tabidir" deyip cebr itikadından kurtulmaya çalışmak bir aldanıştır kandırmacadır ve bu kandırmaca yüzyıllardır devam etmektedir. piyadasadaki kader ile ilgili hemen hemen bütün kitaplar da bu örneği kullanırlar.  sana özel bir soru sormak istiyorum : samimiyetime inanıyor musun?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 31.01.05/22:05
Alıntısana özel bir soru sormak istiyorum : samimiyetime inanıyor musun?

de ki inanıyorum bu senin açından neyi değiştirir ki,.?

bir düzen kurulmuş, bizlerde bu düzen içerisinde istediğimiz gibi dolaşıyoruz, iradeyi istek olarak alırsak, ne istediğimizi bilerekmi dolaşıyoruz yoksa bilmeyerekte dolaşabiliyormuyuz, orası su götürür...

olmak ya da olmamak işte bütün mesele.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: overdose - 01.02.05/01:16
risale-i nur okuyun sorunun cevabını bulacaksınız  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 01.02.05/11:21
Alıntırisale-i nur okuyun sorunun cevabını bulacaksınız

Soruyu soran kursatotçu olduğuna göre onu muhatap alan bir tavsiye olsa gerek overdosenin tavsiyesi, ben bir soru sormadığıma göre bu tavsiyeyi üzerime almamalıyım sanırım.   :evet:
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 03.02.05/20:57
A" gene tercihte kaldım gitsemmi kalsammı?! ben kalmayı tercih ettim ve ALLAH cc benim kalmam neticesinde irade ettiği şeyi yaptım ve yazdım!. ama tüm bu tercihler arasından yazmamayı ve işimi tercih etse idim ALLAH cc işim ile alakalı irade ettiği işi yapacak ve ALLAH cc benim için o sahneleri yaratacak idi.[/quote" demişsin muadil.
Fakat birşeyi gözardı etmişsin irade ettikten sonra Allah yaratıyor diyorsun da irade etme durumunu ve iradeni Allah yaratmıyor mu ?Sen istiyorsun Allah fiili yaratır diyorsun da  "istememi  "  Allah yaratıyor demiyorsun  bunu görmek istemiyorsun insanların çoğu da böyle...  Bu bahsettiğin iraden yine Allahın ezeli iradesiyle vücut bulmuyormu ? milyonlarca düşünceden birini sen seçtiğini ifade ediyorsun  bak şimdi: milyonlarca düşünce bir insan için aynı anda mevcut olamaz hatta iki düşünce bile aynı kişi için aynı anda vicut bulamaz dolayısıyla sen önce bir düşünce sonra diğer düşünceyi düşünürsün  mesela sen hem sağa gitmek düşüncesini hem de sola gitmek düşüncesini aynı anda düşünebilirmisin? hayır düşünemezsin. dolayısıyla senin aklına gelen tüm fikirler Allahın yaratmasıyle meydana gelir.  
İnsanlar dua ederken ne diyor? "Allah'ım bizi kötü yola düşürme, yanlışa düşürme, Allah kimseye muhtaç etmesin" demek ki kötü yola, yanlışa düşüren kim? Bu laflara göre Allah insanları kötü yola düşürebilir ve de başkalarına muhtaç edebilir öyle mi? Cebr olur.
   Onlara soruyorum. Bana içerisinde imanın ve küfrün (sapıklığın ve hidayetin) mahluk olduğu, Allah'tan geldiği ve yine kişinin fiillerinin mahluk olduğu, Allah'ın dilemesiyle olduğu ifadeleri, düşünceleri içermeyen üç dakikalık dua edebilir misiniz? Onlar bunu yapamazlar. Zira dua ifadelerinin % 90'ı cebr sözleridir. Bu sabit olunca tekrar soruyorum, peki Peygamberimiz dua edermiydi? "Elbette dua ederdi" diyecekler. Hal böyle olunca siz kafirlik, sapıklık olarak kabul ettiğiniz cebr sözlerinin ve düşüncelerinin Peygamberimiz tarafından söylendiği gerçeğini nasıl uzlaştıracaksınız, değerlendireceksiniz? Siz Peygamberimizin yaptığı bir şeyi yapmaktan çekinecek, gocunacak mısınız? Dahası Allah Kur'an'da dua etmeyi teşvik ediyor. Şimdi Allah bunu yapmakla; sapıklık ve kafirlik olarak vasıfladığınız cebr sözlerini ve düşüncelerini bizlere yapmamız için teşvik mi etmiş oluyor?
"Rabbinize yalvara yalvara gizlice dua edin" (Araf 55); "Rabbiniz şöyle buyurdu: "Bana dua edin ki size karşılık vereyim" (Mümin 60)
   Bana bazen şöyle sorular soruluyor: "Allah kaldıramayacağı kayayı yaratabilir mi? ya da bükemeyeceği demiri yaratabilir mi?"
Cevap: Yaratamaz. Burada ilk bakışta yaratamaz ifadesi, Allah için acizlik manasını akla getirebilir. Lakin burada yaratma bir şarta bağlı; şart ise kaldıramama ve bükememe. Bunlar ise kesin olarak acizliktir. Ve Allah için acizlik muhaldir (imkansız). Muhale bağlı olan, gerektiren şey de muhaldir. Dolayısıyla Allah sonu acizliğe varacak olan şey, velev ki yaratma olacak olsa da, o halde böyle bir şeyi yaratamaz. Burada esasen bizim yaratamaz ifadesini kullanmamızllah'ı övmek ve onu noksan sıfatlardan tenzih etmektir.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 04.02.05/20:24
size bugün bulduğum bir soruyu sormak istiyorum: Allah "eğer biz dileseydik her nefse hidayetini verirdik fakat "cehennemi tamamen cinlerle ve insanlarla dolduracağım" diye benden söz hak olmuştur". (secde 13) şu halde bu söz hak olunca onun her nefse hidayet vermeyi dilememiş olduğu ortaya çıkmış olur. ( çünkü onun her nefse hidayetini vermeyi kafirlerin cezalandırılması hakkındaki sözün hak oluşuna dayandırılır) ve Allah onların hidayetini dilemeyeceğinden dolayı onların dalalete düşmelerini mutlaka murad etmiştir.
bu ayetin manası " biz dileseydik onlara hidayeti zorla verirdik ve bunu kabul etmeleri için de onları icbar ( zorla) ederdik" şeklindedir. derlerse verilecek cevap şudur: öyleyse onlara hidayeti zorla verseydi ve bu hidayeti kabul etmeleri için de onları icbar etseydi gerçekten hidayete ermiş olurlar mıydı? eğer evet diye cevap verirlerse şöyle cevap verilir: o takdirde Allah onların hidayetlerinin yaratıcısı olunca onlar, gerçekten hidayete erdirilmiş demektir. eğer O, kafirlerin küfrünün halıkı (yaratıcısı) idiyse kafir olmak durumunda kalmış olmalarını niçin inkar edersiniz?
bu onların delilini çürütür çünkü onlar kafirin kendi küfrünün yegane yaratıcısı olduğunu kabul etmişlerdir.
olup biten olayları Allah olmadan önce biliyormuydu, bilmiyormuydu? evet biliyordu dersen devam ediyorum bu olayların, bildiği gibi olmasını mı irade etti yoksa bildiğinin hilafına olmasını mı irade etti? eğer bildiği gibi olmasını irade etti dersen bak sonuç ne oldu: hz. Ademin yasak ağaçtan yiyeceğini biliyordu; bildiği gibi dileyince ne oldu şu oldu yani onun yasak ağaçtan yemesini irade etmiş oldu tabiki hz. Adem de Allahın irade ettiğine karşı duramayacağından mecburen yemiş oldu (zaten rızıkta Allahtan) bir de şunu herkesin huzurunda soruyorum ki : eğer bakmışsan şunu görmüşsündür ki kader le ilgili hadislerin hepsinde peygamberimiz kulların özgürlüğünün olmadığını bildirir ben bu kader konusunda ikiyüze yakın hadise baktım bir tane bile özgürlüğü savunan rivayet görmedim evet bir kaç tane özgürlükçüler araya sıkıştırmış, uydurmuşlardır. özellikle hz. Ali ye isnad ederek. zaten bu tür rivayetlerin kaynağını vermiyorlar verseler bile kütübü sitte ve diğer tanınmış (sünni) kaynaklardan değildir. hadisler konusundaki görüşünü herkesin huzurunda açıkça söyle!!! hepsini inkar mı ediyorsun? zira tevil etmeye pek yanaşmıyorsunuz ( zira ayetlere yaptığınız bu çeşit bozuk yorumları, hadislere yapamıyorsunuz; niye çünkü millet size güler değil mi tevil edemeyeceğinizi biliyorsunuz) bu hususu sanki böyle bir şey yokmuş gibi geçiştiriyorsunuz!
ısrarla söylüyorum şu sorduğum "bildiği gibi mi yoksa bildiğinin hilafına mı" diye devam eden soruyu bu zamana kadar cevap verme teşebbüsünde bulunan pek çıkmadı. çıkanda rezil kepaze oldu. ısrarla söylüyorum bu soruma cevap verebilir misiniz? verebilir misiniz...
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: utarit - 04.02.05/22:25
Merhaba
Sanırım ''neden yaratıldık?, kader nedir? İradeylemi hareket ederiz yoksa Allah mı yaşantımızı belirler?...v.s....'' gibi sorular  çoğu kişinin aklını karıştırıcı ve Allah'ın dediklerini yanlış anlamaya sevkedici sonuçlar doğuruyo. Bunu biraz olsun azaltmak için Kuranda verilen ayetlere bakabiliriz.

Allah insanı kendisine kulluk etmesi için yaratmıştır.
51:56 Cinleri ve insanları ancak bana kulluk etmeleri için yarattım.

Ve Allah insanı yaratırken onun bilgisiz olduğunu ama bu bilgisizliğini gidermesi ve öğrenip aklını kullanması için kedinisine belli bi anlayış verildiğini söyler.
16:78 ALLAH sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman bir şey bilmiyordunuz. Size işitme, görme duyuları ve beyinler verdi ki şükredesiniz.

Ve bizlere bu hayatta kimin neyi tercih edeceğini belirlemesi için yollar sunmuştur.
67:2 Hanginizin daha güzel işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, Üstündür, Bağışlayandır

Bu hayatta iyilik yada kötülüklerin olması, zorluklarla karşılaşmamız denemenin birer parçasıdır.
21:35 Her can ölümü tadacaktır. Sizi bir test olarak iyi ve kötü olaylarla sınarız ve dönüşünüz bizedir.

Karşımıza çıkan yolları seçmek bize kalmıştır. Bu doğrultuda hayatı seçmek, ya yaradanı inkar etmektir, yada onun birliğini ve üstünlüğünü kabul etmektir. İnançlı olan kişiler Allah'ın desteğiyle doğruya ulaşırlar. İnkarı seçenler ise Allah tarafından inkarları arttırılmak suretiyle karanlığa mahkum edilirler.
6:125 ALLAH kimi doğru yola ulaştırmak dilerse onun gönlünü islama (Tanrı'ya teslim olmaya) açar. Kimi de saptırmak dilerse göğsünü, göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. ALLAH inanmıyanları işte böyle kötü duruma sokar.

Bu ayet çok yanlış anlaşılmalara maruz kalmaktadır. Oysaki dikkatli okunursa gerçek ortaya çıkacaktır. Allah doğru yoluna ulaştırmak istediklerinin kalbini islama(yani barış, güvenlik, tek doğru yol olan Allahın yoluna) açar. Saptırmak istediklerininkini ise dar kılar. Ki bu saptırılmış olanlar hemen arkasındaki cümlede belirtildiği gibi ''inanmayanlardır''. Allah inanmayanlar için şöyle bi tanımlama yapar.
7:146 Yeryüzünde haksız yere büyüklenenleri mucizelerimden(ayetlerimden) çevireceğim. Her türlü mucizeyi de görseler inanmazlar. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama azgınlık yolunu görseler onu yol edinirler. Zira onlar ayetlerimizi yalanladılar ve aldırış etmediler.

Ayette belirtildiği gibi inkar edenlerin gösterdiği tutum ve davranışlar ortadadır. Bunun sonucunda Allah onların anlayışlarını dahada azaltmıştır. Yoksa onlara karşı Allahın haksızlık yapması gibi bi durum söz konusu değildir. Bu insanlar zaten inanç yolunu seçmemişlerdir. Ve bunda ısrar gösterdikeri için daha da sapkınlaşmışlardır.
6:25 Onların bir kısmı seni dinler. Fakat, kalpleri üzerine anlamalarına engel olacak örtüler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Her bir mucizeyi görseler de ona inanmazlar. Bundan ötürü sana geldiklerinde seninle tartışır ve inkarcılar, "Bu ancak bir efsanedir," derler.

Yine görüldüğü gibi bi kısım insanlar dinlemesine karşın Allah onların inkarcı tutumlarından ötürü kalplerine örtü koyduğunu söylermiştir. Ve mucize dahi görseler inanmamış, tartışma yoluna giderek inkarlarını sürdürmüşlerdir. Nekadar Allah'ın yoluna davet edilselerde bu çağrıya uymazlar.

7:193 Onları doğruya çağırsanız size uymazlar. Onları ha çağırmışsınız, ha sessiz kalmışsınız, sizin için birdir.

Bu ayetlerin ışığında gördüğümüz gibi Allah insanları kendisine kulluk etmeleri için yaratmış, onlara anlayış gücü ve seçim hakkı (irade)  vermiştir. Sunulan yollara icabet edenler doğruya kavuşmuş ve Allah onların imanını arttırmıştır. Doğru yolu benimsemeyip inkar gafletine düşenlerin ise kalplerine örtüler koymuştur. Çünkü onlar çağrıya cevap vermeyen, doğruyla yanlışı ayırt edemeyen, gördükleri mucizelere inanmayanlardır. Kısacası bu konuda kaderci bi yaklaşımdan çok özgür iradenin sonucunda oluşan iman yada inkarın artmasının Allah tarafından olduğu belirtilir.
Selamlar..
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 05.02.05/19:53
"İnançlı olan kişiler Allah'ın desteğiyle doğruya ulaşırlar. İnkarı seçenler ise Allah tarafından inkarları arttırılmak suretiyle karanlığa mahkum edilirler." böyle dedin cevap: inkarı seçenlere allah destek olmadı mı?

"Bu insanlar zaten inanç yolunu seçmemişlerdir. " dedin
cevap: bu kişilerin inanç yolunu seçmemeleri Allahın iradesiyle mi yoksa iradesinin dışında olarak mı vuku buldu?
"Doğru yolu benimsemeyip inkar gafletine düşenlerin ise kalplerine örtüler koymuştur. " dedin
cevap: peki bu kalplerine örtü koyduklarını ve mühürlediklerini; mühürlendikleri anda da iman etmekle mükellef tutumuş mudur? (Araf 158, Bakara 21)
Doğru yolu benimsemeyip inkar gafletine düşenlerin ise kalplerine örtüler koymuştur. Çünkü onlar çağrıya cevap vermeyen, doğruyla
*** Soru: Rızık Allah'tan mıdır?
İçki rızık mıdır?
İçki içmek Allah'tan mıdır?
Not: Maturidi'ye göre de haram rızıktır.
*** Bana soruluyor: Allah kullarını özgür yaşayacakları tarzda yaratamaz mı? diye.
Cevap: Yaratamaz. Neden? Bu soru şunun gibidir, Allah başka bir ilah yaratamaz mı? Evet yaratamaz. Neden? Çünkü ilah demek, hiçbir şeye ihtiyaç duymayan, eşi benzeri olmayan ve ezeli olandır. Başkasının yaratması ile ilah olmaz. Çünkü o zaman kendisini yaratan ondan daha kudretli olmuş olur ve kendisi ise kendini yaratana göre aciz olur. Acizlik ise ilah için olmayacak bir şeydir. Demek ki Allah mümkünata kadirdir. Böyle olmayacak şeyler ortaya sürüp de bunu yaratamaz mı? gibi bir soru kendi içinde çelişkilidir. Soruya ilk bakışta sanki, "Allah'ın her şeye gücü yeterse niye bunu yapmış olmasın?" şeklinde saf bir soru gibi görünüyor. Hatta soruyu soran bir de Allah'ı yücelttiğini dahi söyleyebilmektedir. Lakin dikkatle incelendiğinde böyle bir şey olamaz.
Örnek: Ben topa vurdum, top gidip kovayı devirdi. Şimdi bakalım, zahiren konuşursak: Kovanın devrilmesi için kendisine bir etki edenin olması lazımdı, o da toptu. Top ona çarpmayacak olsa, o devrilmeyecekti. Lakin topun da kovaya gitmesi için bir sebebi olmalıydı, bu da ayağımla topa vurmamdı. Peki ama benim topa yaptığım hareket nereden meydana geldi? Dersen ki; kas, kemik, kan. Ben de derim ki; o kan vücutta nasıl dolaşıyor? Dersin ki kalp. Lafın kısası iyice düşünürsek et, kemik, kan bunlar nedir? Bu hareket nasıl oluyor? Yani topa vurma eylemini Allah'tan bağımsız olarak kan, kas, et mi yapıyor? Böyle şey olmaz. On kilo et, kemik karıştır, koy bir yere bakalım; on metre ileri gidebilecek mi? O halde bu hareketin oluşması için bir etkiye, sebebe ihtiyaç var. işte bu da Kur'an'da defalarca zikredildiği üzere hareketlerimizi yaratan, yoktan vareden Allah'tır. Çünkü hareketlerimiz zaman içinde oluyor. Durumumuz değişiyor. Yürüyor, zıplıyor ve oturuyoruz; bunlar hep değişiyor. Değişen, bozulan her şey sonradan meydana gelir. Sonradan meydana gelen her şeyin yapanı, etki edeni vardır. O halde onları yaratan Allah'tır. Bunlar sabit olunca soruya dönelim. Allah kullarını özgür yaşayacakları bir tarzda yaratamaz mı?
Bir kere böyle bir şey olması için kulların hareketlerini kendileri yaratmaları lazım; yok eğer dersen ki "Hayır böyle şey olur mu? Fiillerimizi Allah yaratır, biz cüz'i irademizle seçeriz." O zaman cüz'i iradeyi kulların yaratması lazımdır. Halbuki siz bunu kabul etmiyorsunuz (hal) deyip geçiştiriyorsunuz. Kısacası bu söylediğinizin olması için Allah size hiç karışmadan fiillerinizi, cüz'i iradenizi sizin kendinizin yaratması lazımdır. Bu ise Allah'tan başka yaratıcılar kabul etmeyi gerektirir ki, direk olarak Allah'a ortak koşmak olup kafirlik olur. O halde sizin bu dediğiniz şekilde olması için böyle bir Allah'a ortak koşma gerektiğine göre ve böyle bir şey de kabul edilemeyeceğine göre, demek ki böyle bir şey imkansızdır. Dolayısıyla Allah böyle bir şey yaratamaz. Domino taşlarını dizdiğinde birine vursan hepsi devriliyor. Orta sırada bir taş ele alalım, ona vurulduğu için devrildi, ona vurana da başkası vurdu. Gide gide en baştaki taşa geldik. Ona da elimiz vurdu. Fiillerimizi de Allah yaratır. Bunu zaten Maturidiler de kabul eder.
*** Her şey Allah'ın dilemesiyle mi olur? "Evet" derlerse, de ki: "Zina edenler var, bu da mı Allah'ın dilemesiyle oldu?", "Hayır" derlerse, de ki: "Hani her şey Allah'ın dilemesiyle oluyordu ya..."
*** Özgürlüğü savunan biriyle konuşurken, ona deyin ki: "Allah'ın dilediği olur, dilemediği olmaz" bu ifadeye inanıyor musun?", "Evet" derse, de ki: "İnanmadığını ispatlayayım mı?", "İspatla" derse, de ki: "Allah'a sövenler var, değil mi?", "Evet" der, de ki: "Bu da olan bir şey, değil mi?", "Evet" der, de ki: "Peki, bu da mı Allah'ın dilemesiyle oldu?", genelde "Hayır" derler, de ki: "Hani Allah'ın dilediği olur, dilemediği olmazdı?"
Cevap: Aslında Allah, kendine sövdürtüyor. Ve bunun hiçbir nedeni yoktur.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Miral - 06.02.05/18:57
yıllardır felsefe ve kelam okuyorum...felsefenin en temel sorularından sıkılmadım...ama kendini filozof zannedip soyut sorulara felsefi yanıtları kanıt getiren adamlardan sıkıldım artık...kader agnostizmini biliyor musun kürşat?veya hiç duydun mu?bu kavramı yeni oluşturdum...bir kitap yazdım...yayınlamayı düşünmüyorum henüz...belki eklemeler yapabilirim...bir de yayınlamadan evvel okumam gereken iki kader izahatı daha var...bu sebeble yayınlamıyorum...ben kaderi,iradeyi,Allah'ın dilemesini değil...Agnostist kaderi kanıtlarsam....Bütün forumlara girip bu saçma iddianı ortaya atmaktan vaz geçecek misin?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 06.02.05/20:12
iman mahluk mudur yaratılmış mıdır?   hayır derseniz cevap: iman etmek zaten tasdik etmektir  tasdik etmek ise öncesinde  bir tasdik olunanı gerektirir. buradan anlaşıldı ki iman bir şeyden zaman olarak sonra vücut bulur bir şeyden sonra vücut bulan ise hadistir( sonradan olan )  her hadisin bir muhdisi vardır  yani onu meydana getireni vardır  zira bu hadis kendi kendisinin sebebi olamaz zira bunu kabul etmek bir  şeyin kendi kendisinden önce gelmesini kabul etmeyi gerektirir. o halde sonuç olarak iman yaratılmış olmalıdır . peki bu imanı kim yarattı?  eğer Allah yarattı derseniz  o zamanda küfrün de Allahın yarattığını kabul etmeniz gerekir ve ne zaman ki siz imanın ve küfrün mahluk olduğunu kabul ederseniz cebri kabul ettiniz manasına gelir . zaten hem mutezile mezhebi hem maturidi  mezhebi imanın ve küfrün mahluk olmadığını savunurlar oysa eşari mezhebi bunların mahluk olduklarını savunur  yani insanın özgür iradesini savunanlar imanı Allah yaratmaz diyorlar  işte örnek fetevayi hindiyye 4. cilt küfür lafızları bahsinde  "imanın yaratılmış olduğunu söyleyen kafirdir" şeklinde fetva vardır. siz bu soruma ne diyorsunuz   soru :  iman mahluk mudur?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: tesaduf - 06.02.05/20:32
hz omerın evıne bıgun evıne gıren hırsızı yakalamıs.hırsızı dovmeye baslamıs.bu sırada hırsız neden benı dovuyosun kı demıs ben bunu Allahın takdırıyle yaptım demıs.bunun uzerınede hz omer tamam demıs bende Allahın takdırıyle uzerıne senı dovuyorum demıs.kursakotu sımdı soyle bana kım suclu...
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: tesaduf - 06.02.05/20:46
Allah kendınden bagımsız kendıne baglı bulunmayan bıseyı yaratmaya gucu yetmez mı Allah ınsanlarla oyun mu oynuyor yarın ınsan öldügü vakıt ahırette Allah bırıne sen cennete gıt dıgerınede sende cehenneme gıt dedıgı vakıt sen demıyecekmısın benı neden cehenneme attında dıgerı cennete gıtti.o zaman da Allah ben oyle ıstedım mı dıycek yoksa ben sana bazı emırler verdım onune bazı sartlar sundum ıkısınden bırını haketmek ıcın, ama sen bunu sectın, mı dıycek sana...senın dedıgın gıbı ozgur ırade dıye bısey yok olsaydı dunyaya gerek kalmazdı Allah ıstedıgını cennete ıstedıgınıde cehenneme sokardı o zamanda ne de cennetın bır anlamı ne de bır ınsanın anlamı kalırdı ne de cehennemın...
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: tesaduf - 06.02.05/20:55
BILMEDIGIN SEYIN ARDINA DUSERSEN  BUNLARDAN SORUMLU OLURSUN
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: tesaduf - 06.02.05/21:04
kader Allahın ıyı seylerı kulların fııllerıne gore ısteyerek dılemesıdır.kotu seylerı ıse kulların fııllerıne gore ıstemeyerek dılemesıdır.yanı ozgur ırade vardır.tabıkı hersey kulların elınde degıldır ornegın ınsanın dogumunda bulundugu ortamı cınsıyetı vs..bunlar takdırdır.ama bunların hepsı ınsanın ortamını yaratamak ve onu denemek ıcındır ve o olcude ınsan sorumludur.Allah ınsana vermedıgı seyın hesabını sormaz
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: nicom - 06.02.05/23:41
kader ve özgür irade..ayrılamaz..
ikiside vardır..
kader onumuze cikan yol..özgür irade sectigimiz yol..
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Sodhym - 07.02.05/00:32
kader vb. dini/hayali önkabulleri yoksayarak konuşuyorum.

insan, doğduğundan itibaren, kendi belirleyemediği çeşitli toplumsal süreçlere katılmak zorunda kalır.

sadece doğduğun ailenin toplumdaki statüsü, geliri şusu busu açısından değil. sonuçta kendisinin belirlemediği ve bir birey olarak değiştiremeyeceği toplumsal bir hayat vardır, kendisi olsa da olmasa da işleyen. ve bunlara göre bir "birey" olark gelişir, veya gelişemez.

fakat toplumu biçimlendiremiyor olmamız, özgür irademizin olmadığı anlamına gelmez.

tersine, bu koşulları değiştirebilecek güçte olduğumuzu anlatır, yani özgür iradeye sahip olduğumuzu.

düşüncelerimizi paylaşıp, ortak noktalar bulduklarımızla birleşip, ilerde belkide büyük değişimlere sebep olabilecek olan temelleri atabiliriz, yaşam tarzımızı değiştirebiliriz.

verilenlerin basamaklarında yükselip birşeyleri değiştirmeye çalışabileceğimiz gibi, verileni reddedip sıfırdan yenisini kurabiliriz.

fakat önemli olan nokta bunların hepsinin değiştiremediğimiz süreçlerle olan ilişkisidir.

irademizi özgürce kullanabiliriz, bir anlamda bu kaderimiz, seçim yapmak, her an yaparız, fakat bu seçimlerimizi bu süreçler etkiler, etkilememesi imkansızdır.

yani aslında büyük ölçüde, bireysel iradeden çok, toplumsal irade vardır.

bu toplumu oluşturan bütün bireylerden bağımsızdır, bireylerden kimisinin olup olmaması onu bağlamaz.

bu bence dini bir konu değil bütünüyle fakat öyle ele alınmış sanıyorum.

iyi günler.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 08.02.05/19:40
*** Karşımızda iki tane su dolu bardak var. Aynı bardak ve aynı seviye su, yani birinin diğerine üstünlüğü yok. Şimdi seç birini? Mesela: "Soldakini tercih ettim" dedi. Derim ki: "Niçin soldakini tercih ettin?" Ekseriyetle der ki: "İçimden öyle geldi." Yahut önce der ki: "Öyle istedim." De ki: "Niye öyle istedin?" Der ki: "İçimden öyle geldi." De ki: "Niye içinden öyle geldi; niçin içinden öyle geldiğini biliyor musun, bilmiyor musun?" Der ki: "Bilmiyorum." De ki: "Görünüşte sen seçiyorsun ama, seninde söylediğin gibi niye seçtiğini bilmiyorsun ve içinden öyle geldiği için onu seçiyorsun. Peki içinden gelen tarafı sen mi iki saat düşünüp belirliyorsun, yoksa o tarafın diğer tarafa daha ağır bastığını içinde bir anda mı hissediyorsun?" Der ki: "Bir anda o tarafın diğer tarafa ağır bastığını içimde hissediyorum." De ki: "Gördüğün gibi seçtiğin şeyi, aslında sen tayin etmeden bir anda içinde hissettiğini anladın."
İşte o tercih ettirici Allah'tır. Yine fiillerimizi de; zira iki yol var birini tercih ediyorsun, oraya yürüyorsun. Bir anda içine gelen düşünceyi (tercihi) sen nasıl tayin etmiş, belirlemiş olabilirsin? İçinden gelen bu seçimin (ağır basmanın) neden olduğunu bilmiyorsan, onu nasıl tayin etmiş olabilirsin? Bilmeden tayin etmek, ayırmak olur mu? Bilmiyorsan neye göre ayıracaksın? Benim; içinden seçim (tık) diye bir anda olur deyişimle kasdettiğim, seçme anıdır. Şöyle bir soru sorulabilir: "Ben iki şeyden birini tercih edeceğim zaman, bir gün boyunca düşünebilirim; acaba onu mu, yoksa bunu mu seçsem diye. Sen daha nasıl bu seçim bir anda oluyor dersin?"
Cevap: Dediğim gibi bir gün hatta bir yılda düşünebilirsin ama, her düşünmek seçmek demek değildir. İçinden düşünürsün o mu, bu mu, bakın burada bir seçim yoktur. Seçim o süre sonunda verilen karar anıdır. İşte bu seçim, bu karar, bir tarafın diğer tarafa göre ağır basması ile olur ve bu bir anda olur. Ve bunun zamanını da sen ayarlayamazsın, içinde belirir. Sen ise "Hah şimdi şunu seçtim" dersin.
*** 1 ile 10 arasındaki sayılardan beş tanesini içinden seç. Dikkat et, sen seçiyorsun ama aklına bir anda (tık) diye geleni seçiyorsun ve aklına geleni sen belirlemiyorsun. Hisset...
örnek: 3 mü, 4 mü diye düşündüğünde bile (3 mü), (4 mü) ifadesinde, niye 3 ve niye 4 yani burada bile bir tercih var. Ve (3 mü), (4 mü) ifadeleri de dikkat edin, bir anda sizde oluştu. Yani ekseriyetle siz; ben tayin ediyorum diye düşünmek için duraksayıp; düşünüyor, kıyaslıyor olabilmek için yavaşladığınızda bile, düşündüğünüz, kıyasladığınız rakamlar, dikkat edin bir anda aklınıza geldi. Yani kıyaslamayı düşündüğünüz rakamları bile siz tayin etmiyorsunuz. O halde bunları tayin eden kim? Cevap: Allah.
Binaenaleyh üniversite sınavında beş şık var. Diyelim sınava giren, iki şık arasında tereddüt etti ve kafadan attı. İstediğini seçti ve bu husus on - onbeş defa oldu. Görüldüğü gibi bu kadar soruyla kazanacağı yer farklı olur. Ama seçtiğini onun değil, Allah'ın tayin ettiği ortadayken kazanacağı bölümü de Allah tayin etmiş demektir.
*** Radyo dinliyordum, iki kişi arasında şöyle bir konuşma geçti: Arayanın oğlu cezaevindeymiş. Konuşmanın sonunda sunucu diyor ki: "Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın." Demek ki, bu acıları yaşatan kim? Arayan da diyor ki: "Allah onu bize kavuştursun inşaallah" bu laflar cebirdir, lakin insanların ekserisi bu ifadeleri garip karşılamazken yine insanların ekserisine cebr anlatılınca, sapıklık diyorlar. Yahut kötü bir şeyden bahsedildiğinde "Allah göstermesin" dendiği oluyor, demek ki, bunları gösteren kim? görüldüğü gibi cebr olur.
*** Müreccihsiz (Tercih ettirici sebep) Tercih Olmaz:
Yolda gidiyorsun, iki yol var; sağa ve sola. Birini tercih edeceksin. Bir an tereddüt ettiğin oluyor, bir - iki saniye diyelim. Tercih ettirici sebep olmazsa sen bu iki yoldan birini seçemezsin. İcabında on saat orada beklersin de, yine de birini seçemezsin. Zira seçimde birinde, diğerine üstün gelecek bir ağırlık olmalıdır. Bu üstün getirme (tercih ettirici sebep) senden olamaz. Çünkü eğer bu senden olsaydı, o takdirde senin böyle bir durum karşısında hiç tereddüt etmemen lazımdı. Zira nasılsa sen belirliyorsun, ne diye tereddüt edesin ki? Ancak bu (tercih ettirici sebep) senden değil. Çünkü iki şık arasında tereddüt ediyorsun ve zamanını bile sen ayarlayamıyorsun; birden bire (tık) diye, birini öbürüne üstün tutan bir duygu içinde beliriyor ve sen onu seçiyorsun. Sen aslında, senin içinde Allah'ın yarattığı doğrultudaki şeyi seçiyorsun. Bu zaman bir saniyede olabilir, onsaniye de olabilir. Değişkendir; bir anda içinde belirir. Sende "hah şimdi belirledim" dersin.
*** Limoncuyla konuştum, ona iki limon gösterdim. Dedim ki: "Birini seç." Soldakini seçti, dedim ki: "Senin soldakini seçmene Allah etki etti mi, etmedi mi? O kişi: "Etmedi" dedi. Bunun üzerine ben ona: "O halde Allah'ın etki etmediği ve dolayısıyla dilemediği bir şey mi oldu?" dedim.
*** Bu alem mümkün alemler içerisindekilerin en iyisi midir?
Cevap: Değildir. Zira dünyada birçok şer mevcuttur. Allah isteseydi bu kadar şer olmazdı. Dolayısıyla bu dünyanın mümkün dünyalar içinde en iyisi olmadığı sabit olur. O halde Allah daha iyi bir dünya hayatı yaratabileceği halde yaratmamış demektir. Sonuç olarak daha iyi bir dünya hayatı değilde, içinde yaşadığımız dünya hayatının mevcut olmasını irade eden Allahtır.
*** Soru: Allah neyi irade ettiğini bilir mi?
Bilir denirse; bilmesi, ilmi ezeli olunca o halde bildiği; irade etmesi de ezeli demektir. Mutezile Allah'ın iradesine hadis diyor.
*** Gözle Görmediğimizin Delili
Kişi uyur rüya görür. Halbuki rüya görürken gözü kapalıdır. Demek ki gözüyle görmüyor. Denilse ki: "ben daha evelden gördüğüm şeylerden dolayı öyle rüya görüyorum" derim ki: "Sen evvelden çileği gördün diyelim. Onu istediğin kadar düşün, çileği görüyor musun? Hayır görmüyorsun. Diyelim sen rüyadayken çilek görmeyi istedin; Allah o görüntüyü görmeni yaratmadıkça çileği göremezsin. Demek ki biz rüyada iken gözlerimiz ile görmüyoruz. Aslında günlük hayatımızda da gözlerimizle görmüyoruz. Sünnetullah (Allah'ın adeti) olarak, bir cisme baktığımızda Allah onun görüntüsünü görmemizi yaratıyor. Bakmadığımızda yaratmıyor. Olay budur.
*** Mekansız mahluk olmaz. Mekan da mahluktur. Her mahluğun kapladığı bir mekan, yer vardır. Ve her mahluk sınırlıdır. Dolayısıyla eni, boyu vardır. Allah her mekanı görür ve mekandakini de görür. Cisimler iki çeşittir. Birincisi bizim gördüklerimiz, ikincisi göremediklerimiz. Göremediklerimiz latif cisimlerdir. Mesela biz melekleri göremiyoruz; melekler latif cisimdir, mahluktur ve yer kaplar. Lakin Allah onları görmez mi? Görür. Binaenaleyh düşüncelerimiz de, ses de, iman da, küfür de mahluktur. O halde Allah bunları da görür. Lafın kısası Allah her yarattığını görür. Kim ki bu dediklerimizi reddeder ve "Öyle şey olur mu, elbette Allah'ın yarattıkları içinde görmedikleri de vardır" derse; o kişi Allah'ın ezeli bir sıfatı olan Basar sıfatında, görmesinde eksiklik kabul etmiş olacağından; yani "Allah'ın görmediği şeyler de var" diye inanmış olacağından bu inanç küfür olur. Şey ise mevcut demektir.
*** Deniyor ki: Böyle konuşma veya yapma dinden çıkarsın Allah muhafaza (korusun). Demek ki dinden çıkanları, dinden çıkmaktan korumuyor demektir. Yine kötü insanlardan bahsedilirken deniyor ki: "Allah ıslah etsin"; demek ki ıslah olmamış kimseleri Allah ıslah etmedi öyle mi?
*** Alem, uzay cisimdir. Her cisim sınırlıdır. Her sınırlı olan mahluktur. Dolayısıyla alem de, uzay da sınırlıdır. Bu düşünceyi inkar edeni tekfir ediyorum. Bu hususta akli delilim şudur:
_ Kitap: İslam Felsefesinde Allah'ın Varlığının Delilleri Yazar: Prof. Dr. İbrahim Agah Çubukçu
sayfa 21: Kindi alemin hudusunu ispatlamak için riyazi sağlamlıkta bir takım önermelere dayanmıştır. Ayrıca alemin sonsuz olduğunu farzetmiştir. Daha doğrusu riyazi sağlamlıkta olan önermelere dayanarak alemin sonsuz olacağı faraziyesinin çürüklüğünü göstermiştir. Kindi'nin dayandığı bu önermeler şunlardır:
1- Aynı cinsten olan ve birbirinden büyük bulunmayan iki kemiyet eşittirler.
2- Bütün buutları ve cüzleri ile birbirinden farksız olan kemiyetler bilfiil ve bilkuvve yekdiğerine eşittirler.
3- Sonlu kemiyetler, sonsuz olamazlar.
4- Eşit şeylerden birine aynı cinsten diğer bir şey katılınca eşitlik bozulur. Kendisine katkı yapılan şey, eski halinden daha büyük olur.
5- Sonlu kemiyetlerin bir araya gelmesiyle vücut bulan şey, sonlu olur. Başka bir deyimle aynı cinsten sonlu kemiyetlerden bazısı sonlu olunca tamamı da sonlu olur.
6- Aynı cinsten sonsuz iki kemiyetin biri diğerinden daha az veya daha çok olamaz.
Kindi bu önermelere dayanarak alemin sonlu ve dolayısıyla hadis olduğunu ispatlamıştır. Alemi sonsuz farzederek girişilecek ispatın, böyle bir faraziyeyi muhalle sonuçlandıracağını göstermiştir:
Sonsuz bir cismin bilfiil varlığını farzedelim. Bundan belli ve sonlu bir parça koparıldığını düşünelim. Cismin geriye kalan kısmı ya sonlu olur veya sonsuz olur. Eğer cismin geriye kalan kısmı sonlu olursa, sözü geçen 5 nci madde gereğince cismin tamamı sonlu olmuş olur. O halde burada açık bir çelişki vardır. Çünkü bir cismin hem sonsuz, hem sonlu olduğu sonucuna varıldı.
Şimdi de diğer ihtimal üzerinde duralım: Cismin geriye kalan kısmının sonsuz olduğunu düşünelim. Buna cisimden ayrılan parçayı katınca hasıl olan miktar, bu katkı yapılmadan önceki miktardan ya büyük olur, yahut da ona eşit olur. Eğer büyük olursa, sonsuz olanın, sonsuz olandan daha çok olması gerekir ki bu da bizi sözü geçen 6 ncı madde gereğince muhale götürür. Çünkü sonsuz olan iki kemiyetten birinin diğerinden daha az veya çok olması düşünülemez.
Eğer parçayı katmakla hasıl olan miktar, kendisine katkı yapılan miktara eşit olursa, bir miktara diğer bir miktar katılınca eşitlik bozulmuyor demektir. Bu ise sözü geçen 4 ncü maddeye aykırıdır. Cüz, büyük miktara katılınca aynı büyüklüğün değişmemesi cüzle kül arasında farkın bulunmadığı sonucunu verir. Yahut parça ile bütünün aynı büyüklükte olduğu düşüncesini doğurur. Bu ise açık bir çelişkidir.
Bütün bu faraziyeler muhale ve çelişkiye götürdüğünden bir cismin bilfiil sonsuz olamayacağı sonucu çıkar. Başka bir deyimle, kemiyet sahibi şeyin, bilfiil sonsuz olamayacağı anlaşılır. Bu da alemin kadim olmadığını, sonlu olduğunu ve başlangıcı bulunduğunu gösterir. Bu demektir ki alem hadistir. Alem hadis olunca bir muhdise ihtiyaç gösterir. Bu muhdis de Yüce Allah'tır.
*** Mevcudatta Allah'ın yaratmadığı bir şey var mıdır?
Aynadaki görüntün, bıçak, gazete, araba, televizyon bunlar şey midir?
Peki bunları Allah mı yarattı?
Şey: mevcut olan
-- tesadüfe  cevap: "Allah kendinden bağımsız kendine bağlı bulunmayan birşeyi yaratmaya gücü yetmez mi?" diye sormuşsun
cevap: Allah mümkünata ( aklen kabul edilebilir olanlara)  kadirdir.  bu bahsettiğin şey  ise muhaldir (imkansızdır) . dolayısıyla Allahın kudreti ve iradesi bu bahsettiğin şeye taalluk etmez.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: OKUMALI_ - 08.02.05/23:42
Şey şifreyi unuttuk o yüzden yeni kayıt oldum

artık I_M_A_N rumuzu ile değil OKUMAL_ rumuzu ile yazılar yazacağım



kursatotcu kardeşim

İman Mahluk mudur ?
Hayır
İman Allahu Tealanın Sıfatıdır
Allahu tealanın sıfatıda kadimdir
Allah Kuranı kerimde Mümin olduğunu Söylüyor
(Esselamül mümin)buyurulmuştur Haşr suresi 23
Yani İman Mahluk değildir



---------------------------
size bugün bulduğum bir soruyu sormak istiyorum: Allah "eğer biz dileseydik her nefse hidayetini verirdik fakat "cehennemi tamamen cinlerle ve insanlarla dolduracağım" diye benden söz hak olmuştur
---------------------

------------------
Allah "eğer biz dileseydik her nefse hidayetini verirdik
------------------------------
yani insanı diğer mahluk gibi yaratmadım cemad gibi kılmadım azıcık
mukayyed meşrut bir suretle hür ve mürid olarak halk ettim manası tahsil olunur

-------------------
benden şu söz hak olmuştur "cehennemi tamamen cinlerle ve insanlarla dolduracağım"
--------------------------
Bir kimse bir şahsa bir şeyi münasip görse
o şahısta onu murat edince Bu alış veriş Cebir olmaz

-------------
soru: Allah şerri irade eder mi?
-------------
Cenabı Hak Kitabında
her şeyi en güzel şekilde yarattım der
Demek ki hakikatte Şer yoktur

--------------
kendimden bir örnek vereyim ben bazen Allaha sövme düşüncesini içimde buluyorum oysa ben bu düşüncenin kabulunün ve tasdikinin küfür olduğunu biliyorum böyle bir şeyi düşündüğümde çok bunalıyorum
-----------------

bir El var  hasta ve titrek olduğundan titriyor
yine bir El var onu yerinden oynatıyorsun
şimdi (((her iki oynamayı ve titremeyi Allahın mahluku olduğunu bil)))

fakat bunun zaruri titremesiyle ihtiyari olan titremesine kıyas etmek mümkün değildir

ellerini isteyerek titrettin ise pişman olursun
Fakat eli zaruri olarak titreyen adam titremesinden dolayı  nadim ve pişman değildir

Dikkat !
İnsanlar hangi amelinden nadim ve pişman (((olurlarsa)))
O işte ihtiyarları mevcut olduğu malum olur

Sen işin kabuğunda dolaşıyorsun
Senin hayal ettiğin cebrilik Zulümdür
Allah zulümden münezzehtir Ve Allahsız hiçbir zerre yoktur





Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 09.02.05/20:40
Maturidiler'in (Bildiği için yazdı) şeklindeki en çok kullandıkları ifadelerine değişik bir cevap: Diyelim birisi kafir; "Allah bildiği için o kişi levhi mahfuza o şekilde yazılmıştır, o bakımdan cebr yoktur" derler. Deki: Peki Allah bu bildiği şeyi (kafirlik) dilemiş midir? "Evet" derse; Allah'ın kafirin küfrünü dilediğini kabul etmiş olur; yani cebr. "Hayır" derse; Allah'ın bildiği bu şey (kafirlik) nasıl dilemesinin dışında olur? Bu kafirlik, meydanda olan bir şeydir. Onun için "Hem var, hem yok o bir haldir" diyemezler.
*** Dünyada şimdiye kadar insanlar arasında vuku bulan tüm savaşları düşünelim. Ölen milyonlarca kişi var. Savaş meydanlarında aldıkları darbe ile ölenler nasıl öldü? Ona mermi, bıçak, ok gibi şeyler isabet etti değil mi? Peki o ölenler eceli ile öldüğüne göre, o anda ölmesi lazım. Ecel ileri geri gitmez. O zaman soruyorum: Savaş meydanlarında bu şekilde ölen insanlara, o mermiyi, oku atan; bunlara atmasa o ölenler nasıl ölecek? Halbuki eceli gelmiş, ölmesi lazım. Demek ki o silahı çeken, oku atan da bu yaptığını o anda yapması lazım. Özgürlüğü yoktur. Halbuki size göre kişi yaptığı fiillerde özgürdü. Yine burada "Kalp krizi ile ölürlerdi" ifadesi işi yokuşa sürmektir. Milyonlarca insan tam öldüğü anda demek kalp krizi geçirecek öyle mi? Dünyada intihar eden bütün insanları düşünelim. Yüksekten atlayan, kendini asan gibi. Bunlar eceliyle mi öldü? Evet denir. Peki onlar intihar etmese o anda nasıl ölecek? Eceli gelmiş ölmesi lazım. Demek ki yüksekten kendini atan, atmak zorundaydı. Kendini asan asmak zorundaydı. Özgürlüğü yok. Yine burada "İntihar etmeseydi başka sebepten mesela, kalp krizi ile o anda ölürdü" denemez. Yani intihar eden binlerce insan var. Hepsi de öldüğü anda kalp krizi mi geçirecek? Her kalp krizi geçiren hemen o anda mı ölüyor? Birkaç dakika içinde mi ölüyor? Ecel konusunda eğer derlerse ki: "Allah kulunun ne yapacağını bildiği için eceli o şekilde takdir etti", o zaman şu örneği ver: Ağaca çıkan; istemeden, yönelmeden yere düştü, öldü diyelim; size göre de fiillerimizi Allah yaratıyor. Demek ki onların bu iddiaları da boşa çıkmış oluyor.
*** Duvarda sinek duruyordu, vurdum öldürdüm. Bu hayvan eceliyle mi öldü? Evet derse; soruyorum: Vurmasaydım nasıl ölecekti, o da mı kalp krizi geçirecekti? Demek ki, ben ona vurmak zorundaydım.
*** İnsanların eylemlerinde Allah'ın iradesi etkili mi değil mi? Allah'ın iradesi kulun cüz'i iradesini kapsıyor mu kapsamıyor mu? Cüz'i irade olarak, örnek: Ben kapıyı kapatmak istiyorum; bu düşünceyi Allah bende yarattığı ve dilediği için mi istiyorum, yoksa yaratmadığı ve dilemediği halde mi istiyorum?
*** Hiçbir şey kendi kendinin sebebi olamaz. Zira sebep sebepliden önce gelir. O halde ben çay içmek istedim. Bu düşünce sonradan oldu, peki bu düşünce nasıl oldu? Kendi kendini varedemez, o halde bunun sebebi kendisinden başka bir şeydir. Eğer dense ki onun sebebi çay içmeyi istemeyi istemekti. Bu defa şunu sorarım: O çay içmeyi istemeyi istemek nereden geldi? O da, çay içmeyi istemeyi istemeyi istemekten geldi derse, bu sefer o isteme nereden geldi, o da kendi kendine varolamaz, diyeceğim ve bu silsile sonsuza kadar gidemez, dolayısıyla bir sebepsiz sebebe varıp dayanması gerekir. Bu da Allah'tır. Durum böyle olunca cüz'i iradenin Allah tarafından yaratıldığı anlaşılmış oldu.
*** Resulullah "Hayrın ve şerrin Allah'tan" geldiği şeklinde kaderi bize anlattı. Soruyorum: Bu izah herkese değil mi? Yıllarca dini eğitim yapanda, eline hiç kitap almamış cahil insanlar da bu izahın muhattabı değil mi? Şimdi burada Maturidiler'in izahı gibi, Resululllah "Hayır ve şer Allah'tandır" demekle şunu mu kasdetti; "Tamam böyle ama, öyle zannedildiği gibi cebr değil. Sen şer fiilini istersen Allah da, sen istediğin için şer fiilini yaratır. Sen hayır fiilini istersen sen istediğin için hayır fiilini yaratır." Peki bu izahı, yani Maturidiyye inancı doğrultusunda kitap okumayan ya da kendisine bu şekilde anlatan bulunmayan kimse, sadece öğrenmiş olduğu Amentüyü okuduğunda ne düşünebilir? Ne anlayabilir? Elbette ki cebr anlayışı. Bir daha soruyorum: Eğer sizin dediğiniz gibi olsa, yani Maturidiler'in, hayrın ve şerrin Allah'tan gelmesini izahı gibi. Düşünelim: Resulullah'ın karışıklığa, yanlış anlamaya meydan vermemek için ve (haşa) yanlışlıkla insanların cebr itikadına girmesini engellemek için Maturidiler'in anlattığı gibi "Siz hayrı isterseniz Allah sizde hayır fiilini, siz şerri isterseniz Allah sizde şer fiilini yaratır" şeklinde bir açıklamada bulunması gerekmez miydi? Zira, "Hayır ve şer Allah'tandır" demek açıkça, Maturidiyye kitaplarını okumamış veya kendisine bu bilgiler anlatılmamış insanların cebre inanmalarını onlara düşündürmüş olduğu meydandadır. Esasen bu kitapları (Maturidilik) okusun okumasın Resulullah herkesin cebr inancına bağlanmasını emretmiştir. Dolayısıyla, Maturidiler'e göre cebr yanlış olduğuna göre Resulullahın bu kadar insanın (haşa) yanlış bir inanca bağlanmasına razı gelmiş olduğunu söylemek icap etmez mi? Ve Maturidiler'ce cebr inancı sapıklık olarak, din dışı olarak görüldüğüne göre bu da şu manayı akla getirmez
*** Silahtan çıkan kurşun adamın kafasına saplanıyor ve adam ölüyor diyelim, soruyorum: "Bu merminin yönünü Allah mı tayin ediyor?" Eğer "Hayır, mermi tesadüf olarak başına girdi" derlerse; derim ki: "Ama kafasına saplandı ve adam öldü, eceli geldi. Eğer kurşun tesadüfen kafasına saplandı derseniz, o halde yine tesadüf olarak kafasının on santim yanından geçebilirdi, demek durumunda kalırsınız. O zaman bu eceli gelen kişi nasıl ölecekti? Demek ki kurşunun yönünü de Allah tayin ediyor."
*** Rızık Allah'tan mıdır? "Evet" derse devam et. Bir adam arkadaşına uğradı, öyle ki o gittiği arkadaşı kendi kafasından uydurduğu bir yemek çeşidini gelene sundu, gelen de onu yedi. Demek ki o adamın yediği şey onun rızkıydı. Lakin o zaman şu sonuç çıkar. O adam arkadaşına uğramaya mecburdu. Zira oraya gitmese o değişik yemeği yiyemeyecekti. Halbuki o yemek onun rızkıydı, onu yemesi lazımdı. Kul Allah'ın takdir ettiği rızkı yemeye mecburdur. Peygamberimiz buyurdu ki: "Kimse kimsenin rızkını yiyemez, kimse rızkını yemeden ölmez." Demek ki o adam oraya gitmeye mecburdu. Hani özgürlük? (Şuara 79, Hud 6) Burada "Allah bildiği için" şeklindeki sözleri de onları kurtaramaz. Çünkü Allah Kur'an'da rızık verenin kendisi olduğunu ve istediğine az, istediğine çok verdiğini beyan ediyor. O bakımdan "Allah bildiği için" şeklinde konuşurlarsa ne oldu? Rızık hususunda bildiği, zaten kendi yapacak olduğu şey olduğundan; "Bilmesi tesir etmez, kul özgürdür" denemez.
*** Rızık Allah'tansa o halde; Hz. Adem'in yasak ağaçtan yediği de onun rızkı mıydı? Evet rızkıydı. Ve Allah'ın takdir ettiği rızkı, mahlukat yemek zorundadır. Aksi halde Allah'ın takdirinin bozulması ve bildiğinin tersi çıkmasıyla, ilminin cehle dönmesi lazım gelirdi ki bu muhaldir. Demek ki Hz. Adem yasak ağaçtan yemeye mecburdu. Allah ona zorla yedirdi.
Bu noktada bana şu soruluyor: "Ona şeytan vesvese vermedi mi?" Evet verdi ama, şeytana vesveseyi zoraki verdirten de Allah'tı; Hz. Adem'de o vesveseye kanma düşüncesini yaratan da Allah'tı. Dolayısıyla Hz. Adem'e, Allah zorla yasak ağaçtan yedirmiş oldu
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: OKUMALI_ - 11.02.05/01:27


kursatotcu kardeşim
Ben evvel ki yazılarda (İradei cüziye yoktur) demiştim
Ve  İnsan nasıl mesul tutulur diyorsanız buna İslam çok tatlı bir cevap vermişti demiştim
Cevabı yazmamıştım Bunu yine sonraya bırakıyorum

Şimdi sen ise (((kendi hayalindeki))) İradei cüzziyyeye yoktur deyip
Cebriliğe gidiyorsun
Bir kere bunun iddiası Hikmette cahillik şeriatta küfürdür
Daha buradan senin hayalindeki Cebriliğin batıl olduğu meydana çıkıyor

Yani Sen Allah zorla bu işi yaptırıyor diyorsun
Kime bana ?
E peki kursatotcu kardeşim sen Allahın varlığı var iken  kendine de bir varlık mı veriyorsun  da ondan sonra Allah benden her cihetle daha kavi olduğundan bana bunu zorla yapıtırıyor diyorsun
İşte buna gizli Şirk denir
Yani Allahın varlığına karşı bende varım diyenler kendilerine veya kendi ruh haline yahut kendi asıllarına Allahtan başka Allahlık atfetmiş olurlar ki
Allahtan başka İlah kabul etmiş olurlar
Sen kendini var görmen Allahın varlığına Onun vücuduma Onun mevcudiyetime bağlanmıştır
Yani nazarı Hakikatte sen yoksun O vardır
E böyle olunca yani Allahsız hiçbir zerre olmayınca
Bir tek zerre bile Allah gibi vacibül vücud olmayınca
Ve Allah da Zulümden münezzeh olunca
Senin hayalindeki cebrilik tam manası ile batıl oluyor

Çünkü  senin hayalindeki cebrilikte Kula bir işi zoraki zorla yaptırma var
(kul-Hakkı) bu zulüm olur  Allah zulümden münezzehtir
Ve Allahsız hiç bir zerre yoktur
sen daha buradan
yani İslamın Tevhid akidesinde -ki Bilimde bu Her şeyin bir asıldan neşrettiği sarsılmaz bir hakikat anlayışıdır- işte sen Bilimde cahil dinde küfür konumundasın

ama yinede  senin  yukarıdaki verdiğini misalleri konuşalım

sen diyorsun ki
----------------
soruyorum: Savaş meydanlarında bu şekilde ölen insanlara, o mermiyi, oku atan; bunlara atmasa o ölenler nasıl ölecek? Halbuki eceli gelmiş, ölmesi lazım.
------------------------

İyi ama mesela ben oku attım elimden gelen şeyi yaptım bombada attım
Yani ben adamın ölmesi için yapmam gerek her şeyi yaptım
Uzaktan kafasına da nişan aldım ateş ettim fakat adam kurtuldu ve ölmedi

halbuki senin söylediğine göre bu adama zorla ile bu işleri yaptırmışlar ki
düşmanının ölmesi için fakat düşman ölmemiş
Halbuki eceli gelmiş (nazarı ile bakıyordun) niye ölmedi ?

Şimdi belki demek istediğimi anlamadın
Ama önümüzdeki yazılarda anlayacaksın

şimdi diyorsun ki
--------------------
Savaş meydanlarında bu şekilde ölen insanlara, o mermiyi, oku atan; bunlara atmasa o ölenler nasıl ölecek? Halbuki eceli gelmiş, ölmesi lazım.
Demek ki o silahı çeken, oku atan da bu yaptığını o anda yapması lazım. Özgürlüğü yoktur..
-----------------------------
hayır ne alakası var
o silahı çeken yine çekti o oku atan yine attı hatta daha fazlasını yaptı fakat  adam ölmedi

yani ölmesi için yapması gerekleri yaptı
fakat birinde (senin dediğinde)  Öldü
diğerinde (bizim anlattığımızda) ölmedi

Demek ki Kainatın bütün zerreleri ittifak etse bir kimseye şer yapmak için
kazayı asumandan hükm çıkmadıkça olmuyor
Yine Kainatın bütün zerreleri ittifak etse bir kimseye hayır yapmak için yine kazayı asumandan hükm çıkmadıkça yapamıyor

Yani İnsan İradesi itibari ile yapmak istediği şeyleri (oku atmak tetiği basmak iyi nişan almak vs. gibi) şeyleri yapıyor (fakat düşmanın ölmesi veya kurtulabilmesi anlarında hiçbir etkeni olmuyor) fakat yaptığı şeylerden mesul oluyor çünkü ona kulun ölmesi veya ölmemesi için zorla yaptırılmış bir hareket bir iş yok  
Verdiğin intihar meselesi de bunu gibi

Ama onada bakalım
------------------
Yüksekten atlayan, kendini asan gibi. Bunlar eceliyle mi öldü? Evet denir. Peki onlar intihar etmese o anda nasıl ölecek? Eceli gelmiş ölmesi lazım. Demek ki yüksekten kendini atan, atmak zorundaydı. Kendini asan asmak zorundaydı. Özgürlüğü yok.
------------------


-Yüksekten atlayan, kendini asan gibi. Bunlar eceliyle mi öldü?
-Cevap: Evet
-Peki onlar intihar etmese o anda nasıl ölecek?
Hayır sen yanlış anlıyorsun
İntihara kalkışanın yapmış olduğu bir hareket var ve ona karşılıkta Bir karşılık var
Mesela
Bir adam var oda aynı yerden atladı ama ölmedi
Demek ki oda yapmış olduğu harekete niyete göre bir karşılık aldı ölmedi ders aldı
Diyeceksin ki şimdi sen kendi anlattığın için
''Ama onda ölmesi gerekiyor ve Ecel vakti ne ileriye uzatılır ne geriye alınır'
işte senin yanlış anladığın nokta bu

Ecel vakti demek
Ecelin geldiği vakit demektir
(yani hayattan toprak oldun arz oldun emri geldiği vakit işte o an
insanın yani beşerin onu ne bir an uzatamaya ne de bir an kısaltamaya kudreti yoktur) demektir anlatabildik mi
Yoksa Peygamber efendimiz: Sadaka Belayı def eder ömrü de ziyadeleştirir buyurmuşlardır


Demişsin ki
---------------------
Ağaca çıkan; istemeden, yönelmeden yere düştü, öldü diyelim; size göre de fiillerimizi Allah yaratıyor. Demek ki onların bu iddiaları da boşa çıkmış oluyor.
-------------

Bu da intihar bahsi ile aynı
Bir kere Ağca çıkan adam kendi iradesi itibari ile o ağca çıkmak istiyor öyle değil mi ? evet

Sonra istemeden yönelmeden yer düşüyor ve ölüyor diyorsun
Ama yine bir adam var oda aynı ağaça çıkıyor o da istemeden yönelmeden ayağı kayıyor düşüyor ve ÖLMÜYOR  
Şimdi senin söylediğin adam amellerinin neticesinde
belki daha fazla insanlara zulüm etmesin yahut daha fazla kendisine zulüm etmesin
Ahirete daha fazla utanılacak şeyler ile gelmesin diye
Yada Kudret onun vuslatını vermek istemiş ve onun ecelini taktir etmiştir Ve ölmesi bir sebebe bağlanacaktır Ve o Adam ağaca çıkmıştır ayağı kaymış düşmüş ve ölmüştür

Yine Bir adamda yapmış olduğu ameller ile çok kötü vasiyette
Kudret de Benim anlasın bilsin diye onun ecelini taktir etmiş  belki yine en sonra bir rücü eder  diye mühlet vermiş
Ve bu adamda çok daha yüksek bir ağaca çıkmış ayağı kaymış düşmüş
Ve Burnu bile kanamamış

Demek oluyor ki senin verdiğin ile bizim verdiğimiz her iki misalde de
İnsan İradesi itibari ile yapmak istediği şeyleri yapıyor ve Kudret ona bir karşılık veriyor
Cebrilikte ki gibi cebir yok anlatabildik mi

Birde kafasına kurşun sıkanların 100de 99u ölüyor dimi
Ama yine Kudret ders kaçırmış
Ölmeyenleri de oluyor
Sonra en mühim mesele intihar edip ölenleri Kudret kabul etmiyor bu da gine ayrı
Cenaze namazı kılmayın diyor
Ama Halbuki Allahın ona o işi zorla yaptırdığını kabul ediyordun öyle olduğunu iddia ediyordun
neden öyle ise Kudret onu kabul etmiyor cenaze namazını kılmayın diyor

-------------------
*** Duvarda sinek duruyordu, vurdum öldürdüm. Bu hayvan eceliyle mi öldü? Evet derse; soruyorum: Vurmasaydım nasıl ölecekti, o da mı kalp krizi geçirecekti? Demek ki, ben ona vurmak zorundaydım.
-----------------------------
bu da yukarıdaki misaller ile aynı
ama hadi bununla da konuşalım  

kursatotcu kardeşim sen sineği öldürmeye çalışıyorsun hamle yapıyorsun sinek senden evvel davranıyor uçuyor gidiyor
fakat sen gidiyorsun başka bir sineği öldürüyorsun ama o sineği öldüremedin
demek sen İraden itibari ile yapmak istediği şeyleri yaptın ama senin üstünde de bir el var
o sineği sana öldürtmedin
sineğin ölmesi veya ölmemesi için sana zorla yaptırılmış bir hareket bir iş yok  
zira sen her iki misalde de İraden itibari ile yapmak istediği şeyleri yaptın

------------------------
*** İnsanların eylemlerinde Allah'ın iradesi etkili mi değil mi? Allah'ın iradesi kulun cüz'i iradesini kapsıyor mu kapsamıyor mu? Cüz'i irade olarak, örnek: Ben kapıyı kapatmak istiyorum; bu düşünceyi Allah bende yarattığı ve dilediği için mi istiyorum, yoksa yaratmadığı ve dilemediği halde mi istiyorum?
------------------------------
Burası irade mezuu ile alakadardır
İrade mevzuunu da insanın nasıl mesul tutulacağı konusunu da
Bir başlık atıp yazacağız
O yüzden burada şimdilik konuşmak istemem
Ama bir iki bir şey diyelim
-----------------------------
Allah'ın iradesi kulun cüz'i iradesini kapsıyor mu kapsamıyor mu?
-------------------
kursatotcu kardeşim sana yazdığımız ilk yazıda  
Biliminde ispatıyla İradei cüziyeye yoktur dedik
Şimdi biraz bunu açalım
İnsan her şeyin  tesiri altındadır
Zamanın havasının suyunun mahallin itikadın tarihin hulasa sayıya girmeyecek
Kadar küçük ve büyük alemlerin tesiri altındadır
Ve bu tesirler Nokta nokta nokta
Buradan devam etmeye başlarsam İnsanın nasıl mesul tutulacağını da anlatmam gerek
Bunu ise sonraya bırakalım demiştik
O yüzden Buradan sonra da devem etmeyelim
zira Söyleyeceğin şeyde muhatabın şaşıracak olursa söyleme derler
--------------------------------
Resulullah "Hayır ve şer Allah'tandır buyurmuşlar
düşünelim: Resulullah'ın karışıklığa, yanlış anlamaya meydan vermemek için ve (haşa) yanlışlıkla insanların cebr itikadına girmesini engellemek için Maturidiler'in anlattığı gibi "Siz hayrı isterseniz Allah sizde hayır fiilini, siz şerri isterseniz Allah sizde şer fiilini yaratır" şeklinde bir açıklamada bulunması gerekmez miydi?
-------------------------------
olur mu ? canım senin söylediğin tanım cahilliktir
-------------------
"Siz hayrı isterseniz Allah sizde hayır fiilini, siz şerri isterseniz Allah sizde şer fiilini yaratır"
----------------
senin vermiş olduğun bu tanımdan Kul Fiilinin halıkıdır manası çıkar
halbuki İnsan her şeyin  tesiri altındadır
Zamanın havasının suyunun mahallin itikadın tarihin hulasa sayıya girmeyecek
Kadar küçük ve büyük alemlerin tesiri altındadır
Sonra hayır ve şer Allahtandır demek
her şeyin halıkı Allahu Teala hazretleridir bittabi Hayır ve Şerinde Halıkı yine
o Zat-ı Zülcelaldir
ve bir şeyin şer olması bizde nisbettendir
Onun için Şer haktır manası anlaşılmamalı Haktandır manası anlaşılmalıdır
Resulullah "Hayır ve şer Allah'tandır buyurmuşlar
Şerrin burada zikredilişi evvelce söylediğimiz gibi
Allahu telala her şeyin halıkı olması hasebiyledir
((((Yani bizi halk etti ya bizden sadır olması dolayısıyladır)))
sonra diyorsun ki
------------------
Zira, "Hayır ve şer Allah'tandır" demek açıkça, Maturidiyye kitaplarını okumamış veya kendisine bu bilgiler anlatılmamış insanların cebre inanmalarını onlara düşündürmüş olduğu meydandadır. Esasen bu kitapları (Maturidilik) okusun okumasın Resulullah herkesin cebr inancına bağlanmasını emretmiştir. Dolayısıyla, Maturidiler'e göre cebr yanlış olduğuna göre Resulullahın bu kadar insanın (haşa) yanlış bir inanca bağlanmasına razı gelmiş olduğunu söylemek icap etmez mi? Ve Maturidiler'ce cebr inancı sapıklık olarak, din dışı olarak görüldüğüne göre bu da şu manayı akla getirmez ....
--------------------
Ne alakası var kardeşim

Demişsin ki
------------
Resulullah herkesin cebr inancına bağlanmasını emretmiştir.
-----------------
Allah yanında Cahillik mazeret sayılmaz din ne diyor Müslümanlar ne anlıyor
Senin hayalindeki cebrilik daha ilk başta Tevhid akidesinin önünde tutunamıyor tuıtunamaz
İslam insanların idraklerinin tasavvur edebileceği hiçbir hakikati harice bırakmamıştır
Resülullah kimsenin senin hayalindeki cebr inancına bağlanmasını emretmemiştir
Zira öyle bir cebr yoktur zira Allahsız hiç bir zerre yoktur
---------------------------------
*** Rızık Allah'tan mıdır? "Evet" derse devam et. Bir adam arkadaşına uğradı, öyle ki o gittiği arkadaşı kendi kafasından uydurduğu bir yemek çeşidini gelene sundu, gelen de onu yedi. Demek ki o adamın yediği şey onun rızkıydı. Lakin o zaman şu sonuç çıkar. O adam arkadaşına uğramaya mecburdu. Zira oraya gitmese o değişik yemeği yiyemeyecekti. Halbuki o yemek onun rızkıydı, onu yemesi lazımdı. Kul Allah'ın takdir ettiği rızkı yemeye mecburdur. Peygamberimiz buyurdu ki: "Kimse kimsenin rızkını yiyemez, kimse rızkını yemeden ölmez." Demek ki o adam oraya gitmeye mecburdu. Hani özgürlük?
----------------------------------------
hayır canım ?
Cenabı Hak Ona bir şeyi münasip görüyor o şahısta onu murat edince Bu alış veriş Cebir olmaz ki
Yazmışsın ki
-------------------
Peygamberimiz buyurdu ki: "Kimse kimsenin rızkını yiyemez, kimse rızkını yemeden ölmez.
------------------
(kimse kimsenin rızkını yiyemez) yani Cenabı Hak bir kimseye bir şeyi münasip görmüşse o şeyi başkası alamaz
(kimse rızkını yemeden ölmez) yani talep edilen şey olan rızkı daha doğrusu
Cenabı hakkın ona verdiği şeyi almadan öbür aleme gitmez içi rahat olsun manası tahsil Olunur
Rızık diyince sadece yemek içmek demek değildir
İlimde bir rızıktır
Vasıtasız ilim almak
-----------------
Rızık Allah'tansa o halde; Hz. Adem'in yasak ağaçtan yediği de onun rızkı mıydı? Evet rızkıydı. Ve Allah'ın takdir ettiği rızkı, mahlukat yemek zorundadır. Aksi halde Allah'ın takdirinin bozulması ve bildiğinin tersi çıkmasıyla, ilminin cehle dönmesi lazım gelirdi ki bu muhaldir
--------------
hayır canım takvimde şu ay şu gün şu saatte  ay tutulacağı yazıyor
şimdi takvimde yazıyor diye mi ay tutuluyor?
Yoksa ay tutulacağı için mi takvimde yazıyor?

Cenabı Hakkın bilmesi mahlukun yemek zorunda olması anlamına gelmiyor
Bana şu şekilde münacatta bulunacak ben biliyorum bende ona şu şekilde karşıklık vereceğim
O bilmiyor O bilsin diye Sahne  açılıyor
Hazret Ademin yasak ağca yaklaşmasının sebebi Cenabı Hakkın ona Şu ağaca yaklaşma hitabı olmuştur
---------------
şeytana vesveseyi zoraki verdirten de Allah'tı; Hz. Adem'de o vesveseye kanma düşüncesini yaratan da Allah'tı. Dolayısıyla Hz. Adem'e, Allah zorla yasak ağaçtan yedirmiş oldu
--------------------
Ne kadar yanlış
Sen şunun farkında değilsin
Allah gibi Bir Öğretmen Adem Gibi bir öğrenen Cenabı Hak Bütün Esma-i İlahiyi Ademe talim etsin sonra Şeytan onun ayağını kaydırsın
Ne kadar acaip..
farkında mısın
Bütün Esma-i İlahiyi demek her şeyi hakikatini bilmek demektir
Şeytanında hakikatini bilmek demektir
Şeytan Allahın Mudil isminin mazhardır
Hakikatte Hazreti Adem şeytanın ayağın kaydırmıştır
Hazreti Adem şeytan ile Allah yaklaşmıştır
Bunlar zevke taalluk eden hususlardır
İşin dışanda kalanlar anlayamazlar
O yüzden burada ki araştırman hakikatle hiçbir ilgisi yok
Neyse bir şeyler anladık zannerdesem
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: Çakýl Taþý - 11.02.05/12:53
Ne öyle, ne şöyle: böyle;


"Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım kimin üzerine inerse o muhakkak helak olur" (Taha-81)


Vesselam;

Kula belâ gelmez hak yazmayınca,
Hak belâ yazmaz kul azmayınca...

Tabi bu ayette zikredilen rızık ne? temiz olanlar ne? aşırılık ne? İnen gazap ne?

Bunları anlar ve bu şekilde de olaya bakar isek belki bir açılım yakalayabiliriz.

Tabii ki kaynak aynı kaynak olacak...
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 12.02.05/20:07
*** Kitap: İslam ansiklopedisi 7. cilt
--- Sayfa 406: Maturidi ve Eş'ari mezheplerinden bahsediyor ve diyor ki: "Bu ayrılıkların ehemmiyetsiz olduğu sık sık söylenir ise de , hiç de öyle değildir. Eşari Allah iradesini mutlak olarak muhafaza etmek istiyordu. Ne olursa olsun yapabilirdi ve bir şey Allah istediği için "iyi" idi. Maturidi ve taraftarları insanın mükafatlandırıldığı ve cezalandırıldığı amellerine mütaallik bir cüz'i irade (ihtiyari) olduğunu kabul eder. Mukadderat ile cüz'i irade arasında bu esaslı mübayeneti izah için bir teşebbüs yapılamaz; bunlar tamamiyle mutezad oldukları halde, müsavi vakalar imiş gibi yan yana beyan edilmektedir. Bir Maturidi'nin "Muhakkak (Hakkan) müminim" demesi mümkündür, fakat bir Eş'ari ancak "Allah isterse müminim" diyebilir. (müteallik: bağlı, ilgili; mukadderat: alın yazısı; mübayenet: ayrılık, zıddıyet; müsavi: eşit, denk)
--- Yorum: Görüldüğü gibi bir ansiklopedi de bile bu konunun içyüzü dile getiriliyor. Ve Maturidiler'le, Eş'ariler'in arasındaki farkın hiç de öyle söylendiği gibi ehemmiyetsiz bir ayrılık olmayıp, birleşmeleri imkansız görüşlere sahip oldukları açıkça beyan ediliyor.
Soru: Allah da, sizinle ilgili olarak; sizin dilediğiniz şeyin, tersinin olmasını dileme özgürlüğü var mıdır?
*** Aşağıdaki cümleleri tasdik ediyor musunuz?
"Allah'ın dilediği olur, dilemediği olmaz",
"Allah'ın dilemesinin dışında hiçbir şey olmaz"
Soruyorum: "Allah kullarının hepsinin iman etmesini istiyor mu?", "Evet" derse, de ki: "Peki ama dünyada iman etmeyenler de var; o halde Allah istediğini yapamadı mı, elde edemedi mi, aciz mi?" Eğer "Hepsinin iman etmesini istemiyor" derse, o zaman de ki: "Peki bu iman etmesini istemediklerine de iman etmeyi teklif ediyor mu?" Tabii ki teklif ediyor, lakin bu kişiler iman edemez, iman edemeyecekleri halde onlara iman etmeyi teklif etmek "Teklif-i mala yutak" olur.
Cevap: Aslında Allah kullarının hepsinin iman etmesini istemiyor. Esasen şu gerçek ortadadır ki: Allah kullarının çoğunluğunun kötü olmasını istemiştir. Kullarının çoğunluğunun kötülüğünü ister.
*** Kadere inanmak imanın şartlarındandır. Size göre kadere inanan kişi, içki içmek ya da içmemek hususunda hürdür, özgürdür. Lakin kadere inanmadığını söyleyen bir çok insan var ve onlar diyor ki: "Biz özgürüz. Allah kullarına zorla günah işletmez." Madem size göre, kadere inanan da özgürlüğü savunuyor, inanmayan da özgürlüğü savunuyor; o halde kadere iman etmek şart olduğuna göre kadere inanmak, inanmayan insanlardan farklı olmayı gerektirmez mi? Kadere iman, iman esasıysa demek ki inanmamak, inanmaktan farklı durumlar doğuruyor. Binaenaleyh, iman edenle, etmeyen arasında bir fark olmalıdır. Ne var ki cebr inancını savunmayan kişilerle; açıktan açığa, Allah'a inandığını söyleyip de, kadere inanmadığını ifade edenler arasında kaderi inkar hususunda fark yoktur.
*** Resullullah bize kader konusunda bir tek şekilde inanmamızı emretti. Siz hem Eş'ariyye hem Maturidiyye kader hususunda haklı derseniz; bilindiği gibi Eş'arilik cebri savunurken, Maturidilik özgürlüğü savunur. Burada inanmak lazım gelen bir kader inancı ve önümüzde birbirinin zıttı görüşlere mensup iki mezhep vardır. iki zıt görüşün ikisine de doğru denemez. O halde bunların biri doğru, diğeri yanlıştır. Bu çok açık olduğu halde kitapların çoğunluğu bu iki mezhebi çok az ayrılıkları var, diye anlatmaktadır.
Soru: Allah'ın iradesi, rızası olmadığı şeylere de şamil midir? (Kapsar mı?)
Muharref (Bozulmuş), (Tevrat, İncil, Zebur)'dan kaderle alakalı örnekler:
Romalılara Mektup 9 (10 ve 25 arası)
....Hepsi bu kadar değil! Rebeka'nın iki oğlu da aynı babadan, atamız İshak'tandı. Çocuklar daha doğmamış, iyi-kötü bir iş yapmamışlardı. Öyle ki seçimde Tanrı ereğinin kalıcı olduğu kanıtlanacaktı. Bunun başarılan işler uyarınca değil, Tanrı'sal çağrı uyarınca saptandığı görülsün diye, Tanrı Rebeka'ya "Büyüğü küçüğüne uşaklık edecek" dedi. Kitapta yazılmış olduğu gibi: "Ben Yakup'u sevdim, Esav'dan ise tiksinti duydum." Öyleyse ne diyelim? Tanrı adaletsizlik mi ediyor? Hiçbir zaman! Çünkü Musa'ya şöyle demişti: "Ben dilediğime acıyacağım, dilediğime de sevecenlik göstereceğim." Demek oluyor ki insanın kendi isteğine ya da çabasına değil, Tanrı'nın acımasına bağlıdır bu. Kutsal Yazı'da Firavun'a şu söz bildiriliyor: "Seni bu amaçla yükselttim; senin üzerinde kendi gücümü göstereyim, böylelikle adım tüm yeryüzünde yayılsın diye." Demek oluyor ki, O dilediğine acır, dilediğinin de yüreğini katılaştırır. Şimdi bana "Şu ana dek Tanrı neden insana kusur buluyor? Tanrı istemine kim karşı koyabilir ki?" diyeceksin. Ey ademoğlu! Sen kim oluyorsun da Tanrı'yı sorguya çekiyorsun? Kendisine biçim verilen, biçim verene, "Beni neden böyle yaptın? diyebilir mi? Öte yanı çömlekçinin kili dilediği gibi kullanmaya hakkı yok mu? Aynı topraktan biri özel kullanış, biri sıradan kullanış için iki çömlek yapamaz mı? Tanrı öfkesini göstermek, gücünü belirtmek isteyince, kendilerine öfke yaraşanlara-mahva hazırlananlara-karşı aşırı sabır göstermez mi? Acıma gösterdiklerine ise, onları önceden yüceliğe hazırlayarak, yüceliğinin zenginliğini açıklayamaz mı? Yalnız Yahudi'ler arasından değil, uluslar arasından da çağırdığı bizler değil miyiz?...
Yakup'un Mektubu (13-17)
Gelin, şimdi bol keseden konuşanlar: "Bugün ya da yarın şu kente gideceğiz, orada bir yıl geçireceğiz, alışverişle uğraşacağız, para kazanacağız" diyenler! Oysa yarına ilişkin bilginiz yok. Yaşamınız nedir ki? Çünkü bir süre görünen, az sonra görünmez olan buharsınız. Bu durumda şöyle konuşmanız gerekmez mi? "Rab isterse yaşayacağız; şu işi, bu işi yapacağız." Ama siz şimdiki durumunuzla, gösterişinizle övünüyorsunuz. Bu tür övüncün tümü kötüdür. Bu nedenle iyi olanı bilip de yapmamak günahtır.
"Anne karnında sana şekil vermeden önce seni kutsal kıldım" (Yeremya 1:5)
"Beni annemin rahminden ayıran ve inayetiyle çağıran Allah...(Galatyalılar 1:15)
"Gizli yerde yaratıldığım zaman... Bedenim sana gizli değildi. Gözlerin beni cenin iken gördü... Benim için atanan günlerin hepsi senin kitabında yazılmıştır" (Mezmur 139:15,16)
"Allah, büyük oğlunu yani Esav'ı küçük oğula yani Yakup'a uşaklık edeceğini anneleri Rebeka'ya daha çocuklar doğmadan önce bildirdi: "Senin rahminde iki ulus var ve senin karnından iki kavm ayrılacak; bir kavm öbür kavmden güçlü olacak ve büyüğü küçüğüne uşaklık edecektir" (Tekvin 25:23)
Firavun Musa'ya şöyle dedi: "Rab kimdir ki, İsrail'i salıvermek için O'nun sözümü dinleyeyim? Rabbi tanımam ve israil'i de salıvermem" (Çıkış 5:2)
"Ben onun yüreğini sertleştireceğim ve kavmı koyvermeyecek" (Çıkış 4:21)
"Ben firavunun yüreğini katılaştıracağım... sizi dinlemeyecek ve elimi Mısır'ın üzerine koyacağım ve ordularımı, kavmım İsrailloğullarını Mısır diyarından büyük hükümlerle çıkaracağım" (Çıkış 7:3,4)
"Rabbin söylediği gibi Firavun'un yüreği katılaştı ve onları dinlemedi. Rab Musa'ya: "Firavun'un yüreği inatçıdır, kavmı salıvermek istemiyor, dedi." (Çıkış 7:13,14)
"Rab her şeyi gayesi için yarattı, kötü adamı da fenalık günleri için..."(Meseller 16:4)
*** Esasında benim temel amaçlarımdan birisi de şimdi okuyacak olduğunuzdur. Gerçi buraya kadar anlatılanlardan anlaşılır ise de, yine de açık yazalım ki tereddüde mahal kalmasın. Kitap başından beri Maturidi mezhebinin her ne kadar bin yıldır hak mezhep şeklinde anlatılıyorsa da aslında batıl olup, kaderi inkar ettiğini anlatmaya çalıştık. Ama burada bir adım ileri gidip şunu açıklayacağız: Nasıl ki Mutezile mezhebinin tekfiri (kafir sayılması) vaciptir (gereklidir). Yani Mutezile'yi tekfir etmeyen kafir olur. Neden? Çünkü onlar iman esaslarından kadere inanmayı inkar ediyor. Dolayısıyla ayetleri inkar ediyor. Ayetleri inkar edenin kafir olduğunu Allah, Kur'an'da defalarca bildiriyor. Şimdi biz Mutezile'yi tekfir etmezsek ne olur? Şu olur: Allah'ın Kur'an'da bildirdiklerine inanmamış oluruz ya da şüphe etmiş oluruz ki bunlar küfürdür (kafirliktir). Dolayısıyla Mutezile mezhebini tekfir etmeyen ya da tekfir etmekte tereddüt eden kafirdir. Gelelim esas konuya; ne dedik, Mutezile mezhebi açıktan açığa kaderi inkar ediyordu. Lakin kitap boyunca vurguladık ki Maturidi mezhebi de dolaylı olarak kaderi inkar ediyor. Demek ki bizim biraz önce Mutezile için anlattıklarımız Maturidi mezhebi için de geçerli olmuş oluyor. Yani Maturidi mezhebini de tekfir etmeyen ya da tekfir etmekte tereddüt eden ve duraksayanlar da, otomatik olarak, ayetleri inkar edenleri tekfir etmemekle, onları müslüman saymış ve Allah'ı yalanlamış olurlar. Zira Allah ayetlerini yalanlayanları kafir olarak vasıflıyor. Allah'ı verdiği haberde yalanlamak ise küfürdür. Daha açıkcası Maturidi mezhebini tekfir etmeyenler dinden çıkarlar.
*** Tebbet suresinde Ebu Leheb'in ateşe yaslanacağı vardır. Ve Hadid 22 'de "Yeryüzünde ve nefsinizde başınıza gelen hiçbir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan evvel bir kitapta olmasın" deniyor. Demek ki Ebu Leheb yaratılmadan önce cehenneme gireceği levhi mahfuzdadır. Daha özgürlük nerede kaldı? Yaratılmadan hakkında hüküm verilmiş!
(Vakıa 77): " Muhakkak o elbette çok şerefli bir Kur'an'dır."
(Vakıa 78): "Korunmuş bir kitapta yazılıdır."
Kur'an'ın mahluk olmaması yönüyle yapılan istidlal: Kelamullah olması yönüyle kadimdir, ezelidir. Biz Müddesir suresinde, Velid bin Mugire için inen ayetler de onun cehenneme atılacağını buluyoruz. Bu adam mahluk olmakla sonradan olmadır, ancak hakkındaki hüküm ise ezelidir; şimdi bu adam nasıl imanlı ölecek? Zira siz Maturidiler de Kur'an'a mahluk değil diyorsunuz.
Soru: Kadere hayrın (iyilik) ve şerrin (kötülük) Allah'tan geldiğine inanıyor musunuz? Evet derler.
Peki zina yapmak şer midir? Evet derler.
Peki zina yapmak Allah'tan mıdır? Genelde hayır derler.
Hani hayır ve şer Allah'tandı ya...
Dolmuşlarda bazen şu yazıyı görüyoruz: "Allah korusun" peki kazalar oluyor; ölenler, sakat kalanlar oluyor. Allah onları korumuyor mu? Allah ayırım mı yapıyor?
*** Ben yanımda biri olduğu halde Maturidi görüşünü savunan biriyle tartıştım. En son ayrılırken yanımdaki ona şunu sordu: "Allah dilemeseydi sen burada olabilecek miydin?"
Sabahtı, 7:00 gibi, adam hiçbir şey diyemedi.
Allah küfrü takdir etmiş ve sonradan vukubulması için hükmetmiş midir?
*** Eş'ari ve Maturidi Mezheplerinin Farkları
--- Cüz'i irade: Eş'ariyye'ye göre Allah yaratmıştır. Maturidiyye'ye göre Allah yaratmamıştır.
--- Husun ve kubuh (Bir şeyin iyi ve kötü oluşu): Eş'ariyye'ye göre akıl ile bilinemez, Allah'ın emir ve yasakları ile bilinebilir. Maturidiyye'ye göre ise akıl ile bilebiliriz.
--- Kesb: Eş'ariyye'ye göre yaratan Allah'tır. Maturidiyye'ye göre kulun kudreti ve tesiriyledir.
--- Ma'rifet (Allah'ı bilmek): Eş'ariyye'ye göre şer'an vaciptir. Maturidiyye'ye göre ise aklen vaciptir.
--- Nübüvvet: Eş'ariyye'ye göre peygamber olmak için erkek olmak şart değildir. Maturidiyye'ye göre ise erkek olmak şarttır.
--- Kula gücü yetmeyeceği şeyleri teklif etmek Eş'ariyye'ye göre caizdir. Maturidiyye'ye göre caiz değildir.
--- Sebep ve hikmet: Eş'ariyye'ye göre Allah'ın fiilleri için bir sebep aranmaz ve bir hikmete bağlanamaz. Çünkü Allah yaptıklarından sorumlu değildir. Maturidiyye'ye göre ise Allah'ın fiilleri bir hikmete bağlıdır ve bir sebebe bağlanmaktadır. Çünkü Allah abesten münezzehtir.
--- Kur'an: Eş'ariyye'ye göre Kur'an'ın bazı sureleri bazılarından daha faziletlidir. Maturidiyye'ye göre Kur'an'ın bütün sureleri fazilet bakımından birbirine eşittir.
--- İbadetler: Eş'ariyye'ye göre müslüman olmayanlar da ibadet etmekle yükümlüdürler, etmeyenler ceza göreceklerdir. Maturidiyye'ye göre ise yükümlü değildirler ve etmedikleri için de ayrıca ceza görmeyeceklerdir.
--- Dinden dönme: Eş'ariyye'ye göre müslüman iken din değiştiren (dinden çıkan) kimse yeniden iman edip müslüman olursa, eski iyilik ve kötülükleri de geri dönmüş olur. Maturidiyye'ye göre ise geri dönmez.
--- İmanın artıp artmaması: Eş'ariyye'ye göre müminin imanı artar-eksilir. Maturidiyye'ye göre ise müminin imanı ne artar ne eksilir.
--- Eş'ariyye'ye göre iman mahluktur. Maturidiyye'ye göre ise mahluk değildir.
--- Eş'ariyye'de Tekvin (Varetme, yaratma) itibari bir sıfattır. Ezeli olan kudret sıfatının hadis olan ikinci taallukudur. Maturidiyye'ye göre Tekvin, irade gibi hakiki bir sıfattır ve ezelidir.
--- Eş'ariyye'de maduma (mevcut olmayan) ezelde ilahi hitap taalluk eder. Maturidiyye de etmez.
--- Eş'ariyye'de iman ile İslam ayrı ayrı şeylerdir. Maturidiyye de aynı şeylerdir.
--- Eş'ariyye'de said şaki, şaki de said olamaz. Maturidiyye de olabilir.
--- Eş'ariyye'de Allah'ın vaidinden (tehdit) dönmesi caizdir. Maturidiyye de caiz değildir.
--- Maturidiyye'de şirk içinde ölen birini Allah'ın affetmesi caiz değilken, Eş'ariyye de caizdir.
--- Maturidiyye'de kafirin cennete girmesi ve müslümanın ebediyen cehennemde kalması caiz değilken, Eş'ariyye de caizdir.
*** Leukippos demiş ki: "Hiçbir şey hiçten çıkmaz. Her şey bir nedenden ve bir zorunluktan doğar"
*** Kitap: Batı Felsefesi Tarihi Yazar: Bertrand Russell
--- Sayfa 241: Empeirikos demiş ki: "Tanrı'nın varlığını kesinlikle ileri sürenler, dine saygısızlık etmekten kendilerini alamazlar. Çünkü eğer Tanrı'nın her şeyi denetlediğini söylerlerse, Tanrı'yı kötü işlerin yaratıcısı durumuna getirirler. Öbür yandan eğer Tanrı'nın yalnızca bazı işleri denetlediğini ya da hiçbir işi denetlemediğini ileri sürerlerse, Tanrı'yı savsaklayıcı ya da yeteneksiz yapmaya zorlanırlar. Bunun da küfür olduğu açıktır."
--- Sayfa 250: Tanrılara gelince, Epikuros onların varlığına sıkı sıkıya inanır. Çünkü Tanrılar düşün'ünün yaygın varlığını başka türlü anlatamaz. Fakat Tanrıların, kendilerini insan dünyasının işleriyle sıkıntıya sokmadıkları kanısındadır. Onlar, Epikuros'un ilkelerini izleyen ve kamu yaşantısından kaçınan akılcı zevkçilerdir. Yönetim işleri, eksiksiz mutluluk ve huzurla dolu yaşantılarında hiçbir çekicilik duymadıkları gereksiz bir zahmettir, onlar için.
*** "Müzeyne veya Cüheyne kabilesinden bir adam sordu: "Ey Allah'ın Resulü, hangi işi yapıyoruz, olup bitmiş (levh-i mahfuza kaydı geçmiş) bir işi mi yoksa (henüz levh-i mahfuza geçmemiş) şu anda yeni başlanacak olan bir işi mi? Resulullah: "Olup biten işi" dedi. Adam - veya cemaatten biri - yine sordu: "Öyleyse niye çalışılsın ki?" Hz. Peygamber şu açıklamada bulundu: "Cennet ehli olanlara cennetliklerin ameli müyesser (kolaylaştırmak) kılınır, ateş ehli olanlara da cehennemliklerin ameli müyesser kılınır" (Ebu Davud)
görüldüğü gibi eşari ve maturidi mezheblerinin farkları böyledir biri cebri savunur diğeri cebr yanlıştır der bununla beraber piyasadaki kitapların tamamına yakını bu iki mezhebi çok az farkları vardır diye anlatıyorlar. bu görüldüğü gibi yalandır . eşari mezhebini çoğu kişi övüyor lakin onların savundukları gibi bende cebri savunduğum için bana hakaret ediyorlar. gazaliden ise daha evvel ihya adlı kitabından örnek vermiştim. onunda cebri savunduğunu göstermiştim.......
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 14.02.05/10:33
size öyle bir soru soracağımki ebussuud bu soru karşısında kafayı yemiştir. 1000 yıllık sorudur soru: Tebbet suresinde "seyasla naran zate lehep" , "lehebi ateşe yaslayacağız" deniyor. Kuranın tamamına inanmak farzdır bu ayet mekkidir yani 114 sure içinde iniş sırası olarak 4. sırada veya o sıralarda inmiş bir suredir ve bu sure indiğinde ebu lehep hayattaydı ve 7-8 yıl daha yaşamış olduğunu kitaplardan öğrendim. bu hususta ittifak vardır. soruyorum: ebu lehep kendi ile ilgili bu ayet geldiğinde ve geldikten sonra da Kurana iman etmekle mükellef miydi? ( Araf 158-Bakara 21) evet mükellefti derseniz yine soruyorum: peki ama Tebbet sureside Kurandan bir suredir dolayısyla ebu lehep kendisinin ateşe atılacağı ile ilgili bu ayete de inanmak ile mükellefti öyle mi değil mi? evet öyle. şimdi bakalım bu adam zaten inanmadan öldü ancak düşünelim bu adama hakkında ayet indi ve Kuran yalana dönemez dolaysıyla bu adam Kurana inanmakla mükellef olduğundan kendisi cehenneme gideceğine inanmakla mükellef olmuş olmuyor mu? evet oluyor. şimdi bu adam için düşünelim Kuranı inkar etse ( zaten etti) kafir olmak var fakat Kurana inansa bu sefer cehenneme gideceğine inanma durumunda kalacak şimdi bu adamın kurtulma durumu var mı? yani insanın özgür iradesi var diyenler bu soruya ne diyecekler. hatırladığım kadarıyla bazı gruplar bu sureyi bu husustan dolayı inkar etmişlerdi.insanın özgür iradesini savundukları için. şimdi onlar başlarlar "bildiği için " bunu tahmin ediyorum. fakat onların bu cevaplarına da hazırlıklıyım ve onların bildiği için şeklindeki sözlerine bir karşı cevap sitede vardır  sitede var ama ben sitede aralştırdım ve o delilide buldumişte aşağıda:
*** Ebu Leheb'le alakalı soruyu sorduğumda, yani o hayatta iken cehenneme gideceği ayeti indi. Ve o bu ayete inanmakla mükellef tutuldu. Cehenneme gideceğine mi inanmakla mükellef tutuldu? dediğimde, diyorlar ki: Allah onun öyle yapacağını veya iman etmeyeceğini bildiği için öyle yaptı. Bunlara değişik bir cevap: Sizin bu sözünüzdeki "İlerde öyle yapacağını bildiği için" ifadesi bir yaşam süresidir. Yani diyorsunuz ki, Ebu Leheb'in bir yaşam süresi oldu. Bu süre içinde kendisi için, cehenneme gideceği ayeti de geldi. Fakat Allah onun iman etmeyeceğini önceden bildiği için bu ayeti indirdi."
Peki soruyorum; sizin o "Allah onun iman etmeyeceğini önceden biliyordu ya da onu yaratmadan biliyordu" ifadenizde ikinci bir yaşam süresi olsun, öyle kabul edelim. Şimdi dikkat edin, sizin kasdettiğiniz ikinci yaşam süresinde Ebu Leheb iman etmekle mükellef tutulmuş muydu? Evet denir. Ve yine onun inanması için kitap indirilmiş miydi? Evet denir. Bu kitap Kur'an idi. Lakin yine başa dönüyoruz. Zira Leheb suresi de Kur'an'ın bir suresidir. Dikkat edin bu söylediğiniz, sorunun cevabı değildir. Zira Allah'ın ilminde değişiklik olmaz. İlmi cehle dönüşmez. Olan Ebu Leheb'in hayatta iken cehenneme gideceği ayetinin inmesi hadisesiydi. Demek ki bu olay vuku bulmadan evvel Allah bunu biliyordu. Zaten Allah'ın bildiği şey gerçekleşti. Yani Allah'ın olacağını bildiği şey, bildiği şekilde gerçekleşir. Aksi muhaldir.
*** Şimdi sizlere bir zamanlar müftülük yapmış olan, sonra ateist olan Turan Dursun'dan örnek vereceğim. Bunu yapmamın amacı Allah'ı inkar eden bir kişinin görüşleri olması ve düşündüğünü çekinmeden söylemesidir.
Kitap: Din Bu 3 (148-149-150. sayfalar)
"Kısacası "irade" karşıya çıkan seçeneklerden birini seçmedir ya da seçebilme gücüdür. İradesi olan bir seçim yapar. Onu ya da bunu, şu yönü ya da bu yönü, şu biçimde ya da bu biçimde, olumlu ya da olumsuz doğrultuda seçer. Ne var ki Kur'an ayetlerinin hiçbir yoruma yer kalmayacak biçimdeki açık anlatımlarına göre insanın böyle bir seçim yapabilmesi "Tanrı iradesine", "Tanrı'nın dilemesine" bağlıdır. Şimdi buna ilişkin ayetlerden hiç değilse bir kesimine göz atalım "Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz" (İnsan 30)
--- Yorum: (Burada birkaç cebr ayeti vardı)
Bu ayetlerin açıklamasıyla, insanın bir şey yapma ya da yapmama özgürlüğü şöyle dursun; bir şeye yönelme, bir şeyi dileme, isteme özgürlüğünün bile verilmediği son derece net biçimde anlatılıyor. Çünkü bu ayetlere göre herhangi bir konuda "Tanrı dilemeli" ki insan da dileyebilsin. İnsanın dilemesini, istemesini Tanrı dilemiyor, istemiyorsa insan dileyemez, isteyemez. İnsan iradesine özgürlük tanımayan bu ayetleri yorumlamada nasıl zorluk çekildiğini ve bu zorlamalı yorumların nasıl bir komedi durumu aldığını görmek için Akaid (Kelam) kitaplarına şöyle bir göz atmak yeter. (Örneğin bkz. Ebu Mansur-il Maturidi, Kitabu't-Tevhid Arapça İstanbul 1979) Bu doğrultuda Kur'an'da pek çok ayet var. İslam kelamcısı "Tanrı dilediğini yapar" (Hud 107) ilkesini benimsemiştir. Tanrı dilerse insan iradesini iyiye, dilerse kötüye yöneltir. Anlatılan bu. Bu benimsenince de "insan iradesi" havada kalır. Cebriyye mezhebi ayet ve hadisleri göz önünde tutarak insanin iradesizliğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu mezhebe göre insan cansız varlıklar gibidir. Kesmeye yarayan bir bıçağın, yelden sallanan bir ağacın ya da savrulan bir nesnenin, açılıp kapanan bir kapının nasıl özgürlüğü yoksa insanın da bir şey yapma ya da yapmama özgürlüğü yoktur. Ne yapıyor ya da yapmıyorsa zorunlu olarak yapıyor ya da yapmıyor. Eş'ari mezhebinin görüşü de buna yakın olduğu için orta dereceli bir zorunluluk (el Cebru'l-mutavassat) görüşü savundukları kabul edilir. Maturidi mezhebi zorlamalı yorumlarla insan iradesini biraz kurtarma çabasını gösterir. Mutezile mezhebi biraz daha çok gösterir bu çabayı. Ne var ki Kur'an'ın "Tanrı" sının ayetlerdeki açıklamaları karşısında "insan iradesini" kurtarmaya yönelik hiçbir çaba bir şeye yaramaz.
*** Kur'an'ı anlamasınlar diye kalplerine örtü, kulaklarına ağırlık konduğu bildirilen ayetler var (İsra 46) bu ayetler için diyorlar ki: "O kafirler içindir, direttiler direttiler sonunda işte böyle mühürlendiler" Bu itiraza şöyle cevap veriyorum: Bu kişiler mühürlenme anında da iman etmekle mükellef değil miydiler? Evet mükelleftiler (Araf 158) hem mühürleniyorlar, hem de iman etmekle mükellef tutuluyorlar, iki zıt birleşmez.
*** Kitap:Fetavayi Hindiyye 15.cilt 495.sayfada Eş'arilik-Maturidilik ile ilgili şu bilgiler vardır: "Eş'arilik'le, Maturidilik arasındaki hilaf pek cüz-i dir. Maturidi ve Eş'ari hazretlerinin kitapları derinlemesine incelenirse aralarındaki görüş ayrılığının nihayet onüç meseleye inhisar ettiği görülür. Bu ihtilafların altısı manevi, yedisi ise lafzidir. Manevi olan altı hilafın hiçbiri iki tarafın birbirine muhalefetinin diğer tarafı tekfir ve bid'ate nispet etmesini iktiza edecek şeyler değildir."
--- Yorum: Halbuki aynı kitabın dördüncü cildinde küfür sözleri bahsinde "iman yaratılmış diyen kafirdir" fetvası yer alır ki Eş'ariler imanın yaratılmış olduğunu söylerler.
*** Hz. Ali'nin şöyle dediği rivayet ediliyor: "Sakın hakkı adama bağlı olarak tanıma. Tersine önce hakkı tanı, sonra dolayısıyla hakka bağlı olanı tanırsın."
--- Yorum: Yani demeye getiriyorum ki, insanlar bana bakıyor; tanınmamışım, din eğitimi veren okullarda okumamışım, arapça bilmiyorum, prof. gibi ünvanlarım yok ya...
Bir taraftan bakıyorlar ki Said Nursi, Elmalılı Hamdi Yazır, Konyalı Mehmed Vehbi (Bu örnek verdiğim kişiler Maturidi'dir) durum böyle olunca ekseriyetle beni dinlemeye bile tenezzül etmiyorlar.
*** Kitap: Evrim Aldatmacası Yazar: Harun Yahya
--- Sayfa 160: "Bal arıları ve mimari harikası petekler bölümün de deniyor ki: "Peteğin inşasında kullanılan yöntem ise çok şaşırtıcıdır: Arılar petek inşaatına iki-üç ayrı yerden başlarlar ve aynı anda iki-üç dizi şeklinde peteği örerler. Yani çok sayıda arı, değişik yerlerden başlayarak aynı ölçülerde altıgenler yapıp, bunları birbirine ekleyerek peteği örer ve en sonunda ortada buluşurlar. Altıgenlerin birleşme yerleri o kadar ustaca yapılmıştır ki, görünürde sonradan eklendiklerine dair hiçbir iz yoktur. Elbette arıların yaptıkları bu olağanüstü iş karşısında bu canlıları yönlendiren üstün bir iradenin varlığını kabul etmemiz gerekir. Evrimciler bunu "iç güdü" kavramıyla geçiştirmeye ve arının kendisine ait bir özellik gibi göstermeye çalışırlar. Oysa eğer bir "güdü " varsa, bu tüm arılara hakimse ve birbirinden habersiz arıların uyum içinde çalışmalarını sağlıyorsa bu durumda tüm bu küçük canlılara hakim olan üstün bir güç var demektir."
--- Yorum: Arı balın peteğini altıgen yapıyor. Aynı boyda yapıyor. Ancak peteği yapmaya başlarken ayrı ayrı noktalardan bir sürü arı başlıyor. Sonra bu petekler birleşiyor ve bir uyum içinde; bu işi insanlar bu akıllarıyla yapamazlar. Bu bir düzen, nizam ve geçmişten bu güne arılar bunu böyle bir düzen içinde yapıyor. Buna tesadüf denemeyeceğine göre bu nizamlı işi yapan, yaratanın Allah olduğunu anlarız. Petek yapmayı ve bu düzende yapımı yaratan Allah olunca arıların hareketlerini de Allah yaratmış demektir. Arı hayvan olunca anladık ki, bütün hayvanların hareketlerini de Allah yaratmış oldu. Şimdi biri kalkıp "Tamam, hayvanların hareketlerini Allah yarattı ama cüz'i iradelerini kullandıklarında; bu iradelerini nereye kullanırlarsa, Allah da bununla alakalı hareketlerini, onların istedikleri gibi yaratır" derse, cevaben deriz ki: Bu petek yapma işi insan aklıyla bile önceden planlanamayacak kadar hassasken, arı bu işi nasıl anlayıpta karar alacakta, yönelecek. Arı bu işin (petek yapmada nizam, ölçü) nasıl olupta ölçüsünü almadan yapmaya başlıyor? Ölçü alınmadan neyin kararını verecekte, nereye, ne kadar yöneleceğini tespit edecekte, bir de bunları Allah'ın karışmadığı hür iradesi ile yapacak? Daha ölçüsü alınmadan, bir şey için "Bir santim ileri, iki santim geriye doğru bu işi ayarlayayım" diye mi düşünecek? Daha ölçü yok ortada. Ama biz bu yapılanlarda hep bir plan program ve nizam görüyorsak, anlarız ki arı bu işi yaparken özgür değil. Zira özgür olsa, o zaman bir arı grubu bir santim yukarı, diğeri iki santim aşağı yapmak ister; sizin demenize göre de Allah onların özgür seçimleri sonucu onların hareketlerini yaratınca ne oldu? Balın peteği birleşmedi, düzensiz oldu. Halbuki böyle şey olmadığını biz görünce anladık ki: Arılar hareketlerinde, yaptıklarında, seçimlerinde özgür değildirler. Seçmeleri, düşünmeleri de Allah'ın yaratması, fiilleri de Allah'ın yaratması iledir. Bu hayvanların fiillerini Allah yaratınca insanların fiillerini de Allah yaratır. Misal köpeğe gel diyorsun geliyor, otur de oturuyor, kalk de kalkıyor. Burada dikkat edilirse köpeğe otur diyor ve el ile işaret ediyoruz, yani zahiren oturması bizim söylememize ve işaretimize tabi gibi. Böylece insanın söz ve hareketlerini de Allah'ın yarattığı sabit olur. Yani köpeğin hareketleri cebr ile olunca, onunla ahenkle devam eden insan fiilleri de dolayısıyla cebr ile olmuş olur. Zira köpek ayakta iken bu köpeğe otur dediğinizi farz edelim; ve el işareti yapmış olalım. Şimdi bu köpek oturdu, bu köpeğin oturması Allah'ın yarattığı bir fiil olup, cebr ile olunca zahiren bakıldığında köpeğin oturmasını emretmemiz ve el hareketleri yapmamız, bu işin sebebi gibi oldu. Köpeğin oturması cebr ile olunca (Allah'ın zorlaması) bizim ona otur dememiz ve el işareti yapmamız da cebr olmuş oldu. Yani zorunlu oldu. Çünkü, zorunlu olarak olması lazım gelen bir şeyin sebebi olan şey de, zorunlu olarak meydana gelmek mecburiyetindedir.
--- Yorum: Daha genişçe "Kader Gerçeği" kitabında cebr görüşü savunulur.
--- Sayfa 192: Öte yandan, bir gölge varlıktan başka bir şey olmayan insanın, Allah'tan bağımsız bir güç ve iradeye de sahip olması da mümkün değildir. "Sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır" ayeti yaşadığımız tüm olayların Allah'ın kontrolü altında gerçekleştiğini gösterir. (Saffat 96) Kur'an'da bu gerçek bildirilmekte ve "...attığın zaman sen atmadın, ama Allah attı..." ayetiyle, hiçbir fiilin Allah'tan bağımsız olmadığı vurgulanmaktadır. (Enfal 17) İnsan gölge varlık olduğu için atma eylemini yapan kendisi olamaz. Ancak Allah bu gölge varlığa kendisinin attığı hissini vermektedir. Gerçekte ise tüm fiilleri gerçekleştiren Allah'tır. Bu durumda kişinin yaptığı işleri kendisine ait fiiller olarak kabul etmesi, açıkca kendisini aldatmasıdır. Gerçek budur. Bir insan bunu kabullenmek istemeyebilir, kendisini Allah'tan bağımsız bir varlık sanmaya devam edebilir, ama bu hiçbir şeyi değiştirmez.
*** Soru: Allah da, sizinle ilgili olarak; sizin dilediğiniz şeyin, tersinin olmasını dileme özgürlüğü var mıdır?
*** Kitap: İslam Nasıl Yozlaştırıldı Yazar: Yaşar Nuri Öztürk
--- Sayfa 331: Bid'atler ve Hurafeler
_ Kaderin insanın fiillerini önceden belirleyen bir sistem olduğunu söylemek.
_ İnsanın alnında, geleceğini belirleyen bir yazının bulunduğunu söylemek.
_ Hayrın Allah'tan geldiği gibi, şerrin de Allah'tan geldiğini söylemek.
Şer Allah'a izafe edilemez. Şerri de elbette ki her şeyin yaratıcısı Allah yaratır ama öncelikle ve ilke olarak yaratmaz; insanın istek ve iktisabı (kazanması) üzerine yaratır. Yaratır ki insanı sorumlu tutsun. Allah öncelikle ve ilke olarak sadece hayrı ve güzeli yaratır. "O odur ki, yarattığı her şeyi güzel yarattı ve insanın yaratılışına çamurdan başladı" (secde 7)
--- Yorum: Bu yazarı örnek vermekteki amacım kendisinin düşüncelerini fazlaca gizleme gereği duymamasındandır. Görüldüğü üzere "Hayrın ve şerrin Allah'tan" olduğuna inanışın cebr sonucuna vardığını yazar gizlemiyor ve bu inanışın açıkça hurafe olduğunu söylüyor.

*** "Hayır ve şer Allah'tan mıdır?" der ki: "Evet". "Namaz kılmak hayır mıdır?" der ki: "Evet". Şunu sor: "Yani bu namaz kılan kişinin namaz kılmasını Allah mı istiyor diyorsun?" "Evet" derse de ki: "Ama bir çok insan namaz kılmıyor, acaba Allah onların namaz kılmalarını istemedi mi?"
*** Hayır ve şer Allah'tan mıdır? Evet diyorlar. İman etmek hayır mıdır? Çoğunlukla evet diyorlar. De ki: O zaman kafirliğin de Allah'tan olması lazım değil mi?
gördüğünüz gibi harun yahyanın kitabında da cebr anlatılıyor niye ona birşey demiyorsunuz bana yükleniyorsunuz?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: deniz - 14.02.05/11:40
sevgili kürşat,

çok değerli bilgileri forumumuza taşıyorsun. bunun için teşekkür ederim.

yalnız bunlar bir mesaj içinde onlarca konu barındırdığı için anlamak, cevap vermek ve konuyu geliştirmek mümkün olmuyor.

mesela ebu lehebin durumu ile başlayalım ve sıra ile konular geliştikçe diğer görüşlerini bize ilet.

...

ebu lehebin durumu bir hüküm cümlesidir. o iradesini kullanmış ve müslümanların karşısında mevziini almıştır. yani gelecekten değil geçmiş ve şu ana dair bir duruma yönelik hüküm içerir.
ayrıca bu ayet indiğinde öyle gelecekle ilgili bir haber olmuş olsa bu şaşırtıcı bir durum olurdu ve bi ton hadi türerdi bu olay üzerine.

bu şuna benzer:

ben birine kızsam ve desem ki, senin suratını öyle bir dağılacak ki sen bile aynada kendini tanıyamacaksın.

yada;

şahin arka oto ile saatte 90 km ile duvara çarparsan ölürsün.
volvo ile çarparsan burnun bile kanamaz.

bu benzetmeler bir durum karşısında sonuçların ne olacağını gösterir.
sanırım ayette benzer çağrışımlarla yer edinmiş kendine.


Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 14.02.05/12:15

Resimdekileke,

bu benzetmeler bir durum karşısında sonuçların ne olacağını gösterir.


"attan düşen ölmemişte, eşekten düşen ölmüş"

Bu benzetmelerde bir durum karşısında sonuçların ne olacağını gösterebilir.


:blush:  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: deniz - 14.02.05/12:18
anlamadım  :huh:  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 14.02.05/13:15
kursatotçunun yukarıda yazdıklarında anlattıklarından, senin ona olan iletinin karşılığı olabilecek cevabın bu olduğu kanaatiyle yazılan ve her şey de olduğu gibi "anlama"nın yada "anlamama"nın da senin yada benim elimde olmadığı içerikli bir mizanpajdı... yani anlamadım veya anlatan anlatamadı değilde "ben anlamam arkadaş" demenin, bu duruma karşı gelen cevaba daha uygun ve isabetli olacağı...

bütün bu anlatılmak istenenlerden ortaya çıkanın; "ben anlamam arkadaş" olduğu.

işte hepsi bu.

bilmem anlatabildim mi?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: deniz - 14.02.05/13:23
yaw o kadar zeki değilim yada zamanım yok.

biraz daha basit anlatır mısın :P
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 14.02.05/13:27

iyi ya işte bizim yaptığımızda senin zamanının olmadığını düşünerek kursatotçunun yazmış olduğu tüm yazıları okuduk ve sana bir kaç kelime ile özetledik. olay bu...
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 16.02.05/20:16
abd diyorsun ki kendini tanıt ve niçin bu yazıları yazma gereği duydun cevap: ben 28 yaşındayım hiç kimselerden dini eğitim almışlığım yoktur Kuranı okumayı bile kendim kasetlerden öğrendim fakat günde ortalama 7-8 saat kitap okurdum yine okuyorum  5 yıl önce kader hususunda piyasadaki dönen dolapları yavaş yavaş hissetmeye başladım olaylar şöyle cereyan etti. senin de yazıp gördüğün gibi kader hususundaki hadislerde tamamen cebr yani (Allahın kullarını günahlara ve sevaplara zorlaması) görüşü hadislerde vardır hal böyleyken ben piyasadaki elime geçen dini kitapları okuyorken onlarda ekseriyetle kader hususunda kulların özgür iradelerinin olduğu anlatılırdı ve bu anlatılanlar çok çelişkilidir yani bir dediklerini bir alt satırda dahi yalanlayıcı ifadeler kullandıklarını görüyordum bunların üçkağıt olduğunu hisisediyordum lakin onların kendilerince getirdikleri bazı örneklere  cevaplarına karşı cevap veremiyordum sonra kendi kendime dedim ki bunlar bu kadar alim elbette vardır bir bildikleri deyip dediklerini kabullendim fakat bu anlayış yani kulların özgür iradesi hususuyla herşeye şamil olan Allahın iradesini bir türlü uyuşturamıyordum 3-4 sene böyle bunalımlı olarak geçti zira tatmin olmuyordum kendimi kandırdığımı hissediyordum ki bu beni hepten bunaltıyordu böyle giderken 4-5 yıl önce elime muhammed ihsan oğuzun kaza ve kader kitabı geçti bu kitabı okuyunca şok oldum çünkü hak mezhep dediği maturidi mezhebiyle, açıktan açığa kaderi inkar ettiğini bildiğimiz mutezile mezhebinin aslında aynı yolda olduklarını ve sözde bir çekişmeden ibaret bunlar diyordu daha sonra bu laflarını düzeltmek istiyordu ve ben o kadar etkilendim ki acaba yanlış mı görüyorum diye 1 günde okuyacağım bu kitabı kelime kelime tetkik ederek bir haftada bitirdim ( bu bahsettiğim kitaptan alıntılar ve çelişkileri sitede vardır) ve karar verdim bu konuyu tüm detaylarına kadar incelemeye sonra kelam ve felsefe kitaplarına daldım ve bu işin inceliklerini arştırmaya başladım bu arada insanlarla da konuşuyordum öğrendiklerimi bir de baktım çevremdeki insanların tamamına yakını da neyi savunduklarını tam manasıyla bilmediklerini ve genelde kulaktan dolma, okuyanlar ise kendilerince bilgili olduklarını düşündükleri kişlerin kitaplarını okuyup pek sorgulamadan hemen doğru kabul ettiklerini gördüm bu aralar elime Razi'nin tefsiri kebir diye meşhur olan tefsiri elime geçti bu tefsirde bir farklılık vardı. çünkü Razi, eşariydi ve cebirciydi yani kulların özgür iradesi yok diyordu ondan da pek çok bilgi edindim sonra şunu farkettim ki eşari mezhebine piyasadaki kitapların  neredeyse tamamı ehli sünnet ve hak mezhep diyorlardı ve maturidi mezhebine de ehlisünnet diyorlardı ve hak mezhep diyorlardı. ben kelam kitaplarına bir baktım yine afalladım çünkü hanefilerin genelde itikadda maturidi mezhebinde olduğu söyleniyordu ya. bende madem hanefiyim demek ki ben maturidiyim diye kendimi maturidi görüyordum lakin ilk okuduğum kelam kitabında şunu gördüm ki yamuldum kaldım çünkü orada cüzi iradeden bahsediyordu cüzi irade ise şu demektir yani ben şimdi oturuyorum ya şimdi ayağa kalkmak istedim hah işte bu bir hareketi yapmayı istemeye yani verdiğim örnekteki ayağa kalkmak düşüncesine cüzi irade denir. hah işte bu maturidi mezhebinin cüzi iradeye mahluk(yaratılmış) değil diyormuş yani Allah yaratmaz diyormuş bir baktım eşari mezhebine cüzi irade mahluk yani Allah yaratır diyor ben dedim ki ben nasıl bu maturidinin mezhebinin dediğini savunurum o halde ben bu mezhebi bırakıyorum ve eşari mezhebine geçiyorum dedim fakat hala eşari mezhebinin cebirci olduğunu bilmiyordum. zamanla daha incelikleri  gördüm    yani çok yalan dolan var bu işlerde onu söylüyorum sonra ruyetullahı (Allahın görülmesi) inkar ettim ve eşari mezhebinden de çıktım ama ben kader hususunda eşari mezhebinin görüşlerini savunuyorum yani lafın kısası kitapların ekserisi cebr görüşünü aşağılar ve eşari mezhebine hak mezhep derler ama çoğu bilmez ki hak dedikleri bu eşari mezhebi de kulların özgür iradesi yoktur Allah zorla günah ve sevap işletir der yani üçkağıt yalan dolan o biçim. bunları elimden geldiğince insanlara anlatmak istiyorum zira bir çok kişi bu maturidi mezhebinin yaptığı laf oyunlarını cevaplayamadıklarını gördüm. benim 5 binden fazla insanla yaptığım tartışmalar vardır çok yüksek tecrübem vardır. bunları insanlara hemen öğrenmeleri için bu yazıları yazdım said nursi diyorlar ya siz gerçekçi olun gerçekçi bu işler çok incedir tam manasıyla bu konuya kişinin kendini vermesi lazımdır itikadi mezhepleri araştırması onların ne dediklerini nasıl savunma yaptıklarını çok iyi bilmek lazımdır said nursi ise kelamcı değildir ve bu hususta çok yetersizdir bunu ispatladım ve yine ispatlarım şu aralar onun külliyatını okuyorum bitirince diğer çelişkilerini de göstermek istiyorum ta ki anlayın bu işin ne kadar ince detay olduğunu
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: utarit - 16.02.05/21:49
Merhaba kursat
Bu ispatlama çabanı başka forumlardan da takip ediyorum. Dediklerinin bazılarını çok doğru buluyorum ama çokta tartışma konusu haline getirmeme taraftarıyım şimdilik. Benim sana sormak istediğim bişey var. Şimdi sen insanın iradesi yoktur herşeyi ona Allah yaptırır derken tam olarak neyi savunmaya çalışıyosun? Yukardaki yazında 'kulların özgür iradesi yoktur Allah zorla günah ve sevap işletir der yani üçkağıt yalan dolan o biçim.'' dediğin yer senin düşüncen mi yoksa o mezhebin senin savunmadığın görüşü mü? Bu mezhepler konusunda ise sıralamaya çalıştığın çelişkilerin kolay kolay sonu gelmez onuda söyliyim. Bu yüzden anlatılan hikayelere inanmamak lazım.
Selamlar.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: depresif - 16.02.05/22:27
İnsanın dünyaya gelmekte nerde ve nasıl kaç tarihinde gelmekte iradesi yoktur.Bu Allahın takdiridir. Buraya kadar tamam dimi :D .Bundan sonrasıda  yine Allahın  takdiri ve insanın iradesi ile devam eder.Türkiyede doğmak ,gözümüzün rengi,Allahın takdiri,türkiyede yaşamaya devam etmek yada ülke değiştirmek,gözlerimizi bozduğumuz için gözlük kullanmaksa bizim irademiz .
Beynimiz bizim irade merkezimizdir ama beynimize hükmedemeyiz .Yüzde beşini kullandığımız bir organa kimse hükmettiğini söylemesin komik olur.Kimimiz çok zekiyizdir kimimizse değil.İdrak etmede farklılıklarımız vardır bunun nedeni nedir?kimi insan inançlıdır Allahı idrak etmiştir.Kimi insan inançsızdır gerçekleri göremez kördür bunun suçlusu omudur.o dur çünki iradesini kullanamamıştır çevre faktörleri heva heves onun iradesi olmuştur.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 18.02.05/12:37

Evvela;

Benim rızam olmaksızın
Dünyaya getirildim.

Hayatta;
Hayretimden başka bir şeyim artmadı.

Sonra yine elimde olmadan
Bu dünyadan göçeceğim.

Gelmekten, kalmaktan, göçmekten
Maksat ne?

Hala anlamış değilim.


:islik:
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: sessizlik senfonisi - 18.02.05/12:54
AlıntıTebbet suresinde Ebu Leheb'in ateşe yaslanacağı vardır. Ve Hadid 22 'de "Yeryüzünde ve nefsinizde başınıza gelen hiçbir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan evvel bir kitapta olmasın" deniyor. Demek ki Ebu Leheb yaratılmadan önce cehenneme gireceği levhi mahfuzdadır. Daha özgürlük nerede kaldı? Yaratılmadan hakkında hüküm verilmiş!


Şu sorunun cevabını merak ettim valla
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 18.02.05/22:01
ebu hanifeden bahsediyorsun eğer piyasada dolaşan fıkhı ekberi o yazdıysa içinde kabul etmediğim görüşler var. şöyle anlatılıyor. mesela levhi mahfuza yazılanlar detaylı olarak yazılmış olmadığı ve Allahın eli yüzü gibi geçen ayetleri tevil etmenin yanlış olduğunu söylediği rivayet ediliyor ben diyorum ki Allahın eli ve yüzü vardır diyen kafir olur. zira bu Allaha cisim demek olur dolayısıyla bu ve benzeri ifadelerin tevil edilmesi şarttır. yine ebu hanifeye nispet edilen bu fıkhı ekber adlı kitapta çelişkiler mevcuttur zira hem cebr şeklinde ifadeler var mesela herşeyin Allahın iradesiyle olduğu söyleniyor hemde teklifi mala yutak yoktur (kullara kaldıramayacağı yükü yüklemek) deniyor bunlar çelişkidir fakat bu kitabın şerhlerine gelince kitabı hepten tanınmaz hale sokmuşlardır zira şerhedenler okuduklarımda gördüğüm kadarıyla cebre karşılar dolayısıyla kitabın bazı bölümlerinde kitabın aslıyla şerhi zıtlık oluşturuyor. razi gazali ve eşariden bahsediyorsun ben zaten bu üç şahsı ruyet meselesinden dolayı tekfir ettim fakat kader hususunda bunlar cebri savunurlar zaten bunlardan ben çok şey öğrendim sen eşari mezhebini birçok kelam kitabından incele cebri mutavassıt ( orta cebr) diyorlar ama bunlar laftır neden biliyormusun çünkü: soruyorum sana cebrin ortası olur mu? cebr cebrdir bitti. bu işler böyle eşari mezhebinin yüzyıllardan beri edindiği yer itibariyle ona fazla yüklenemiyorlar ona cebri mutavasıt deyip sanki cebr görüşünden ayrı bir itikadı savunuyormuş gibi bir imaj verip cebriyye adı altında hem cehmiyye ye ve tüm cebr görüşünü savunanlara yükleniyorlar nasıl olsa insanların tamamına yakını eşari mezhebinin gerçek görüşünü tam bilmiyor( işte ispatı : şafiler kitaplarda itikadı mezhepleri eşarilik diye söyleniyor ben iddia ediyorum sorun çevrenizdek en bilgili şafi mezhebinde olanlara deyin ki sizin itkadi mezhebiniz nedir deyin eğer eşarilik derse kader hususunda benim sorduğum birkaç soruyu onlar sorun mesela hayır ve şer Allahtan mı zina yapmak Allahtan mı hani hayır ve şer Allahtandı ya.. ) iddia ediyorum kendini eşari olarak tanıtan bu insanların tamamına yakını savunduğunu söylediği mezhebin cebirci olduğunu bilmez ve size "kulların özgür iradeleri vardır" derler deneyin görün (yani şunu demek istiyorum eşari mezhebi kitaplarda kalmış bir mezhep olup günlük hayata pek yansımamıştır. bence bu gazali ve razinin döneminde de böyleydi yani kitaplarda yazdığı gibi eşarilik bence hiçbir zaman söylendiği gibi halk üzerinde etkili olamamıştır bu görüşler bence kitaplarda satırlarda kalmıştır tecrübelerim bunu gösteriyor. mustafa sabrinin deyimiyle gerçek şudur: mutezile maturidilik ismi altında günümüze kadar yaşamıştır.( ısrarla söylüyorum sana kobra sitede mustafa sabrinin insan ve kader adlı kitabında maturidinin iç yüzünü ortaya koymuştur baksana) bana daha evvel mustafa sabrinin said nursinin kitaplarının okunmasını desteklediğini söylemiştin değil mi cevap: mustafa sabri önceleri maturidi idi sonra eşari olmuştur .) kendini eşari görenlerin bilgilileri bile bu mezhebin savunduğunu tam tersi itikadı savunurlar ah ah) bir de sana yaptıkları gibi laf oyunlarıyla üstünü sisle örtüp bu tamda eşarinin cüzi iradesini, kesbi anlattığı gibi deyip bunu bir de darbı mesel haline geldiğini kitaplara yazıyorlar ne oldu hoooop işte şu oldu millet zaten ekseriyetle maturidi görüşünde bak eşari kardeş mezhep bazıları öyle diyorlar ama onlar bu işi hakkıyla bilmiyorlar onlar sığ görüşlüdür tabi ki eşari ile cebriye çooook ayrıdır hiç öyle olur mu zaten öyle olsaydı bu iş bu kadar gizli kalır mıydı? karşılıklı tekfirleşmek gerekirdi değil mi hem eşarilik hem maturidilik birbirlerini tekfir ederler di böyle şey olmadığına göre siz o kursatotcu nun söylediklerine bakmayın kulak bile asmayın o kim oluyorda 7-8 sene araştırmakla bu 1000 yıldır gelen şeyi çözdüğünü söylüyor bu kadar eşari alimi maturidiyi anlamadıda bu iki kardeş mezhep yüzyılladan beri bi'dad mezheplerine karşı kolkola mücadele etmişlerdir. bunların arasını bu kursat açmaya çalışıyor onu gale bile almamak lazım hiç bunlar düşünmeye değer mi akıl bunu kabul edermi arapça bile bilmiyor sonra da kalkıp ayetlerin tevilini yapıyorum diyor buna sadece gülünür karşılık bile verilmez...
not: sana maturidinin cebr görüşünü tekfir ettiğini göstereceğim ama sen daha eşarinin cebirci olduğunu kabul etmiyorsun bir şey söylemek daha istiyorum bu forumda yokmu şu eşari mezhebini inceleyen ve bu mezhebin cebirci olduğunu anlayan eğer varsa bu forumda şu kobraya anlatsın anlatsın
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 20.02.05/21:11
" tıpkı bizim meyelanımız veya cüzi irademiz gibi varlığı vucudu itibari olarak Allah'ın ilminde ezeli mevcuttur. dışarda hakiki bir vucud sahibi değildir. dolayısıyla yaratılmış da değildir.
evet hala daha Eşariyeyi tekfir eden Maturudi' den delil getiremedin. bunun tersini de getiremezsin de.." bunları sen dedin kobra cüzi iradenin hakiki vücudu yoktur diyorsun mesela ben şimdi "masadan kalkmak istedim" işte cüzi iradeye bir örnek evet bu bahsettiğim "masadan kalkmak düşüncesi" düşündüğüm anda var mı yokmu? yoksa şunu mu dersin: hem var hem yok. seç birini eğer bu düşünceye düşündüğüm anda var dersen nasıl olupta bu var olduğunu söylediğin bu düşünceye itibari (varsayılan ) dersin çünkü varsayılan şey adı üstünde "yok" manasına gelir. zira o var sayılsaydı ona varsayılan denmezdi. ama sen bu düşünceye var demişsen bir de ona itibari(varsayılan) diyemezsin. bunlar ona mahluk dememek için uydurulmuş laf oyunlarıdır. sen var olan bir şeye yani düşüncelerimize mahluk değil diyorsun Kuran da "herşeyi yaratan Allahtır" şeklinde ayet vardır. bu ayetin ifade ettiği anlamı inkar ediyorsun ve ben düşüncelerimizde "şey" dir ( şey zaten varolan manasına gelir) dolayısıyla o da mahluktur dediğim için benimle alay ediyorsun. asıl sen nerede durduğuna bak...
tıpkı bizim meyelanımız veya cüzi irademiz gibi varlığı vucudu itibari olarak Allah'ın ilminde ezeli mevcuttur. dışarda hakiki bir vucud sahibi değildir. dolayısıyla yaratılmış da değildir. diyeceksin ki Allah'ın ilmi iradesinden farklı olabilir mi? aynısını da mutezili şöyle der Allah'ın iradesi ilminden farklı mı? birisi işi iradeye oturtur öbürü de ilime. İkisi de ezeli olduğuna göre demek ki hiç birisini öne çıkaramazsın. İşte Ehli sünnet ortadan bakıyor bu noktada. çünkü iki yön de yanlıştır. tek taraflı bakıştır. bu esasında Allah'ın durumunu insan aklıyla ölçmeye çalışmaktan geliyor. şöyle ki insanlar mesela ilmi içinden irade eder yani ilmi dolayısıyla bir şeyi önce bildiği için irade eder veya tersi olarak da bir şeyi irade eder ve o şekilde bilgi sahibi olur. görüldüğü gibi iki durumda da ya ilmi ya da iradeyi öne geçirmek gerekiyor. çünkü ezeliyet yok bizim durumumuzda. hasılı Allah'ın mahiyeti bilinemiyeceği gibi bir çok işindeki hikmet ve ezeliyet cereyan ediş bilinemez.

hatırlarsan sana sorduklarıma cevap veremiyorsun. oysa senin yazdılarına ben sayfalar dolusu izah veriyorum...acaba kim kimden bir şey öğrendi daha çok...

evet hala daha Eşariyeyi tekfir eden Maturudi' den delil getiremedin. bunun tersini de getiremezsin de.
*** Kitap: Islam Akaid Sisteminde Gelismeler Yazar: Yusuf Ziya Yörükan
--- Sayfa 170: Üç kardes
Es'ari gençliginden beri hocasi Cubbai ile tartisir ve onunla münazara ederdi. Son zamanlarda aralarinda söyle bir muhavere cereyan etmistir: Es'ari: "Üç kardes farzedelim ki, bunlarin birisi abid bir mümin, digeri fasik bir kafir, üçüncüsü ise çocuklugunda vefat etmis. Bunlar hakkinda ne dersin?" ... Mutezile'nin esaslarindan biri, "Kullari hakkinda hayirli ve maslahat olani yapmak Allah'a vacip" olan bir seydir. Bu sual dogrudan bu esasa teveccüh ediyordu. Fakat hakikatte efal-i ibad ve efal-i ilahiye, hayir ve ser ve mukadderat meselelerini kökünden hirpalayacak mahiyette bir sual idi. Bundan dolayi "üç kardes" meselesi namiyla bu vaka din tarihinde yer tutmustur. Cubbai su cevabi vermistir:
_ "Zahid cennetin derecelerinde, kafir cehennemin derekelerinde, çocuk selamettedir, ona sevap ve ikap yok."
_ "Peki amma diger çocuk, zahidin derecelerini isterse..."
_ "Allah ona cevap verir: "Kardesin oraya taati sebebiyle vasil oldu. Senin ise taatin yoktur."
_ "Ya çocuk: "Ya Rab kusur bende degildir. Eger beni yasatmis ve taata kudret vermis olsaydin, ben de taat islerdim."
_ "O zaman Allah der ki: "Ben senin ne olacagini bilirdim. Eger sen büyüyecek bir yasa gelmis olsaydin, asi olacak ve cehenneme gidecektin; sana aslah olan küçük iken ölmüs olmakligindir."
_ "Bu sefer asi olan, bulundugu derekelerden haykirarak: "Ya Rabbi onun halini bildigin ve onun maslahatina riayetle onu hifz ettigin gibi benim halimi de bilir, beni de siyanet edebilirdin" derse Allah ne der?"
_ "Vesveseye tutuldun."
_ "Asla, fakat üstadin esegi köprü üzerinde durdu."
--- Sayfa 257: Ebu Mansur Maturidi'nin Akaid Risalesi
Bu akaid risalesi, Peygamberin ve arkadaslarinin yolunu güdenlerin (Ehl-i Sünnet Ve'l Cemaatin) baskani, Islam dininin hükümlerini açiklayan, müslümanlarin ögütçüsü, bilgin önder, Seyh Ebu Mansur-i Maturidi'ye mensuptur. Allah onu rahmet deryasina daldirsin ve büyügümüz Muhammed hazretlerine, arkadaslarina ve ona uyan bütün müslümanlara esenlikler versin!
--- Yorum: Yazar Maturidi'yi övüyor. Kendisi de Maturidi'dir.
--- Sayfa 228-229: Allah'in yed'i, vech'i ve nefsi vardir. Nitekim Kur'an'da Cenab-i Allah böyle zikretmistir. Allah'in Kur'an'da zikrettigi vech, yed, nefs tabirlerinin her biri, Allah'in keyfiyetsiz sifatlaridir. Allah'in eli, Allahin kudreti veya nimeti manasinadir denilemez. Zira bu söz sifatlari iptal etmek olur. Bu ise Ehl-i Kader'in ve Itizalin sözüdür. (29)
--- (29): Kaderiyye mezhebi, kaderi kabul edenler demek degildir; bu kaderi kabul etmeyen ve insanin hürriyete sahip oldugunu kabul eden mezheptir. Bunlar Mutezile'den evvel meydana çikmislardir. Mutezile kamilen Kaderiyye'den oldugu gibi, Sia-i Imamiyye mezhebi de, hatta denebilir ki, Maturidiler de Kaderiyye'dendirler. Daha sonralari Kaderiyye ve Mutezile ayni manada kullanilmislardir.
--- Yorum: 228-229. sayfalardaki ifadeler Ebu Hanife'ye nispet olunan "Fikhi Ekber" adli kitaptir. (29) nolu dipnotta ise yazarin yorumlari vardir. Burada yazar açik açik Maturidiyye'nin Kaderiyye'den oldugunu itiraf ediyor.
"Allah'in eli, yüzü vardir" demek küfürdür. Zira bu Allah'a cisim demek olur. Bu ve benzeri ifadeleri uygun bir sekilde te'vil etmek gerekir. Allah'in nefsi ifadesi ise uygun olmayip, Allah'in iradesi lafzini kullanmak icap eder. Zira nefs ifadesi kapali kaliyor, yanlis yorumlara açik oluyor.
--- Sayfa 268: Insan gücü (güç yeterliligi) insanin is görme gücü (istitaasi) isten önce kendinde mevcut olmayip, yaptigi isin her cüzü meydana gelirken onunla birlikte vücuda gelir. Kaderciler: "Insanin gücü fiilden evvel vardir; kisi onu istedigi gibi kullanir" diyorlar. Biz ise bu: "Allah'tan müstagni olmak, Allah'a lüzum yok demektir ki, sonu küfre varir" deriz.
--- Yorum: Bu yazi Maturidi'nin Akaid Risalesi'dir. Görüldügü gibi Maturidi: "Insan gücü, fiil ile beraberdir" diyor. O zaman güç yokken kul mükellef tutulmus olmakla "Teklif-i mala yutak" (Takati üzerinde yük yüklemek) olmasi icap eder. Buradaki "kaderci" den kasit Kaderiyye mezhebidir.
Örnek: Namaz vakti girdiginde namazi kilmak farz olur. Lakin fiil yokken; namaz kilma hareketleri yokken, kulun gücü de yoktur. Yani kulun gücü yokken, teklif vardir. Ne var ki Maturidiler "Teklif-i mala yutak caiz degildir" derler.
burası çok önemli !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
sayfa 269: istitaanın şumulü
" eşarilere göre kötü iş işlemeye yeterli olan insan gücü iyi işleri işlemeye yeterli değildir. bu fikir açıkça cebirdir. zira eğer insan gücü iyilikleri işlemeye yetkili değil ve insanların yaptığı iyilikler Allahın eseri ise kişi fiilinde mecbur olmuş olur. eşariler kabul ettkleri bu fikirden hareket ederek gücümüz yetmeyen bir şeyin Allah tarafından bize teklif edilmesini caiz görmüşlerdir. biz onların bu sözünü de Kuran-ı Kerim'deki "Allah kişiye gücü yettiği kadar teklif eder " Bakara (286) ayetiyle reddederiz "
--- yorum: yine ebu mansur maturidinin akaid risalesidir. kendisi eşariliğin cebirci olduğunu söylemektedir.
--- Sayfa 285-286: Yaratilis (fitrat)
Insanlarla cinler, hepsi fitratlarina göre yaratilmislardir. Fitrat, Mutezile ve Es'ari'ye göre Islam demektir. Bundan ötürü "Kafir, kendi fiiliyle kafir olur" derler. Ehli Sünnet ise fitrat, hilkat demektir. Çünkü, Cenab-i Allah Ku'ran'i Kerim'de "Allah'in fitrati" (Rum 30) buyurmustur. Bu ise Allah'in hilkati demektir.
--- (33): Mesele sudur: Mutezile ve Es'arilige göre çocuk aklini kullanmasa da yaratilisinda müslümandir. Ehli Sünnet'e göre yaratilista her seye müsaittir. Tesir altinda kalmayip, aklini kullanacak olursa Allah'ini bulur ve müslüman olur. Dikkat edilmelidir ki, burada Ehli Sünnet, Es'ariler'e mukabil alinmistir. Bu karsilasma henüz Es'ari mezhebinin tebellür (billurlasma) etmedigi zamana aittir ki, bundan risalenin çok eski oldugunu anlayabiliriz.
--- Yorum: 285. sayfadaki yazi Maturidi'nin Akaid Risalesi'dir. (33) numaradaki dipnot ise yazara aittir. Görüldügü gibi Maturidi, Es'ari'yi Ehli Sünnet'ten saymiyor.
*** kitap hür irade ve kader yazar: W . montgomey watt
sayfa 192: insanın sorumluluğunun bu ispatı teorik olduğu kadar pratiktir de çünkü el- maturidi, el - eşarinin determinizminin hayat için istik bir tutum ve ahlak için bir lakaydilik tevlid etmedeki muhtemel tehlikesine kesinlikle muttalidir. O, insanın hakiki değilde mecazi olarak fiil işlediğini söyleyen mücbireye( cebirci) şöylece cevap verir.
"sizin itikadınız insanları ümit ve korkudan uzaklaşmaya sevkeder böyle olunca onlar ne fiillerindeki şerden dolayı korkacaklar ve ne de fiillerinde bulunan hayırdan dolayı ümitleneceklerdir. bu ise küfürdür. çünkü ümidin yitirilmesi yeistir. Allah buyurmuştur ki:" Allahın rahmetinden ümit kesmeyiniz" başka bir ayette ise "Allahın merhametinden kafir kavimden başkası ümit kesmez" buyurmuştur. aynı şekilde korkunun yitirilmesi de Allaha karşı olan ubudiyet ruhunun imhası ve O'nun yüceliğine ihtimam gösterilmesinin kaynağıdır (61)
el- maturidi az sonra fert için kaçınılmaz ve tayin edilmiş tarzda herhangi bir kaderin olmadığını teyid etmeye devam eder elimizde bulunan metinde olduğu gibi her nasılsa düşmüş olan bazı beyan ve rivayetin şerhinde el maturidi der ki: " levhi mahfuzda yazılmış olan şekavet saadet ehlinin amelleri sebebiyle ( muhtemelen salih amel işlemek suretiyle ) saadete döndürülür ve orada yazılmış bulunan saadet şekavet ehlinin amelleri sebebiyle şekavete döndürülür.(62)
---yorum: 61 ve 62 nolu yazılar ebu mansur maturidininn (ebu hanifeye nispet olunan "fıkhı ekber" adlı kitabına yazdığı şerh olan " şerhül- Fıkhi'l- Ekber" adlı kitaptan alınmadır . yani bu ifadeler çok açık bir önceki örnekteki 269 . sayfada eşarilerin cebirci olduğunu söylüyor maturidi burada ise bu cebir görüşünün küfür olduğunu söylüyor.
*** Ebu Davud et-Tayalisi, Abdülmü'min b. Abdullah'tan rivayet etmistir: Hasan'in yanindaydik. Ona Yezid b. Ebi Meryem es-Seluli de geldi, ve bastonuna dayanarak: Ey Eba Sa'id, bana "Ne yerde, ne de nefislerinizde bir musibet basa gelmez ki, biz onu yaratmazdan önce, bir kitapta yazilmis olmasin" ayetinden haber ver deyince; Hasan da: "Evet Vallahi Allah Teala mutlaka semada hükmeder. Sonra su günde, su saatte hususi ve umumi konularda da ayni sekilde olmak üzere vakit tayin eder. Hatta asasini alacak olan kisi bile onu ancak kaza ve kaderle alir." O zaman Ibn Ebi Meryem: Ya Eba Sa'id, vallahi su anda elimde olmadigi halde onu aldim; sonra da onu bir daha birakmiyorum, deyince; Hasan: "Ya da anlamiyorsun" dedi.
*** Abdullah b. Abbas'tan rivayet edilmistir:
Bir gün Resulullah'in arkasinda idim. Bana söyle dedi: "Ey ogulcagizim! Sana bazi kelimeler ögreteyim: Allah'i koru ki, seni korusun. Allah'i koru ki O'nu karsinda bulursun. Bir sey istedigin zaman Allah'tan iste, yardim istedigin zaman Allah'tan yardim iste. Bil ki sana yardim etmek için bütün ümmet bir araya toplansa, Allah sana o yardimi yazmamissa, sana yardim edemezler. Kalemler kaldirildi, sahifeler kurudu. (Tirmizi)
*** Ebu Hureyre'nin Resullullah'a söyle dedigi rivayet edilmistir: "Ya Resulullah, ben genç bir adamim, nefsimin zorlanmasindan korkuyorum. Evlenecek bir kadin da bulamiyorum" dedigimde, Resulullah bana cevap vermedi. Bir daha söyledim, yine cevap vermedi. Bir daha söyledim, yine cevap vermedi. Bir daha söyledim, o zaman: "Ya Eba Hureyre, karsilasacagin seyle ilgili kalem kurudu. Ona göre artik ister (erkeklik uzvunu) kir at; istersen birak" dedi." Bu hadisi Buhari Sahihinde rivayet etmistir. Ibn Vehb'in, Kitap el-Kader'de rivayet ettigine göre, Ebu Hureyre söyle dedi:
"Öyleyse bana kirip atmam (hadim olmam) için izin ver" dedigimde, Resulullah bana cevap vermedi. Ayni seyi üç sefer tekrar ettim. Sonunda: "Karsilasacagin seyle ilgili kalem kurudu" dedi."
*** Abdurrahman b. Katade'den; Resulullah buyurdu ki:"Süphesiz Cenab-i Allah; Adem'i yaratti, sonra onun sülbünden bütün insanlari yaratti. Ve dedi ki: "Sunlar kendi amellerine göre cennette, sunlar kendi amellerine göre cehennemdedir." Biri bu nasil oluyor dediginde; "Kadere uygun olarak" cevabini verdi. (Ahmed bin hanbel)
*** Ebu'd-Deylemi'nin söyle dedigi rivayet edilmektedir: "Ubey b. Ka'b'a geldim. Içimde kader hakkinda bir tereddüt var. Bana bir seyler söyle; belki Allah onu benden ve kalbimden giderir, dedim. O da bana: "Allah semalarda ve yeryüzünde bulunanlara azap etseydi, yine onlara zalim olarak azap etmis olmazdi. Sayet onlara merhamet etmis olsaydi, onun rahmeti kullarin fiillerinden dolayi, onlar için bir hayir olurdu. Sadaka olarak Uhud dagi kadar altin dagitsan, kadere iman etmedikten sonra Allah onu senden kabul etmez. Biliyorsun ki sana isabeti yazilmis olan kötülük senden sasmaz. Isabet etmemesi yazilmis olan da sana isabet etmez. Bunun disinda bir seye inanarak ölürsen, cehennemlik olursun." (Hakim)
*** Resulullah buyurdu ki: "Allah bir sanatkari ve onun sanatini yaratandir" (Buhari)
*** Kitap: Insan ve Kader Yazar: Mustafa Sabri
--- Yorum: Bu kitapta cebr görüsü savunuluyor ve Maturidi mezhebinin içyüzü ortaya seriliyor. Maturidiyye'nin kaderi inkar ettigi, delilleriyle gösteriliyor.
--- Sayfa 59: Kaldi ki okuyucu, Maturidiyye mezhebinin ifsat bakimindan Mutezile'den hiç de asagi kalmadigini anlayacaktir.
--- Sayfa 64: Bu kitabi okudugun zaman, en sihhatli kader inancinin Es'ariyye mezhebi içerisinde oldugunu anlayacaksin.
sp;--- Sayfa 98: Maturidiyye'nin sorumlulugu yükleyebilmek maksadiyla insana cüz'i iradesinde istiklal vermesi ve bununla beraber cüz'i iradeyi varligi olmayan, itibari (varsayilan) bir sey saymasi çok tuhaftir. Varligi olmayanin teklife mahal olmasi dogru mudur? Ve bu ayni zamanda sorumlulugun mahalli yoktur demek olmaz mi?
--- Sayfa 193: Kulun fiillerinde hür oldugunu savunmakla meshur olan Mutezile bile, kullarin muvaccih diye isimlendirdigimiz sebebe muhtaç olduklarini kabul etmektedir. Onlarin mezheplerinde de hürriyetin yeri yoktur. Maturidiyye mezhebi ise, cüz'i iradeyi varlikla yokluk arasinda bir yere indirerek onun mahluk olmadigini iddia etmekte; sonra da bu iradenin sebebe ihtiyaci olmadigini söylemektedir. Bu bakimdan Maturidiyye'nin cebre muhalefette, kullarin fiillerinde hüküm sahibi olduklarini ve diledikleri gibi hareket ettiklerini kabul etmekte Mutezile'den daha siddetli ve daha uzak bir çizgide oldugunu söylerken mübalaga etmiyoruz. Çünkü Mutezile'ye göre insan, fiillerinin ve iradesinin mucidi olsa bile, fiilleri iradesine, iradesi de insan tarafindan degil, Allah tarafindan yaratilan sebebe tabi oldugu için bu mezhebe isin basinda cebr girer de Maturidiyye'ye girmez. Çünkü onlar insanin cüz'i iradeye sahip oldugunu, mevcut olmadigi için onun mahluk olmadigini söylüyorlar.
--- Sayfa 196: Bir baska yerde (Artik dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin), (Içinizden ileri gitmek ve geri kalmak isteyen kimseleri ...), (Dileyen ondan ögüt alir), (Artik dileyen Rabbina bir yol tutar) seklindeki kulun fiilinin, mesiesine (dilemesine) bagli olduguna delalet eden bes ayetin, Mutezile'nin dediklerinden oldugunu söyleyen Taftazani'ye söyle cevap veririz: Kulun fiilinin mesiesine bagli oldugunu biz de kabul ediyoruz; ancak kulun mesiesi de, Allah'in mesiesine baglidir. Zira "Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz" buyurulmaktadir.
--- Sayfa 200: Onun için Allah'in diledigi her fiil meydana gelmesi muhtemel olmayacak sekilde kesinlikle vaki olur. Allah'in dilemedigi fiil de meydana gelmesine hiçbir ihtimal olmayacak bir sekilde kesin olarak vaki olmaz. Maturidiyye mezhebine göre Allah'in kullarin fiillerini yaratmasi ve yaratmasi manasinda onlari dilemesi, bu esasin korunmasina kafi degildir. Çünkü Allah'in yaratmasi, onlarin cüz'i iradelerine tabidir. Allah'in yaratma manasindaki iradesi de, ayni sekildedir. Daha dogru bir ifadeyle onlara göre; kullarin ihtiyari fiillerinden dilemis olduklari her sey kesinlikle meydana gelir, dilemedikleri de meydana gelmez.
--- Sayfa 218: Maturidiyye mezhebinde, Mutezile mezhebinin, Maturidiyyeden daha ehven olmasini gerektiren bir baska mahzur daha vardir. O da, bu mezhep sahiplerinin cüz'i iradenin insana ait fiilen dis dünyada gerçeklesen ve hadis olan tek irade olmakla birlikte, onun yaraticinin yaratmasina ihtiyaç duymaksizin, insandan sudur ettigini kabul etmeleridir. Daha önce de vurguladigimiz gibi o, kul fiilini Allah tarafindan yaratilmis olan kudret ve iradesiyle yaratir diyen Mutezile'den daha siddetli bir mezheptir. Zira Mutezile fiilin icadini insana nispet etse de, insanda bulunan ve fiilin meydana geldigi kudret ve iradenin icadini Allah'a isnat etmislerdir. Fiilin bu sekilde icadi, fiilin icad edilmesinde özne durumunda iki kuvvetten sadece birinin yani iradenin icad etmesinden daha ehvendir. Evet, Maturidiyye mezhebi hidayet ve dalaletin Allah'tan oldugunu kabul etmesi bakimindan Mutezile mezhebine tercih ediliyor. Fakat yukarida açikladigimiz görüslerindeki mahzurlarla bagdasmadigi için bunu itiraf etmelerinin hiçbir manasi kalmiyor.
--- Sayfa 241: Maturidiyye'nin dedigi gibi kullarin ihtiyari fiillerinde onlarin cüz'i iradesinin tabi olunan, ilahi iradenin de o cüz'i iradeye tabi oldugu düsünülseydi, o fiillerde "Insanin diledigi oldu, dilemedigi olmadi" ifadesini düstur olarak kabul etmek gerekirdi. Dolayisiyla Peygamberin "Allah'in diledigi oldu, dilemedigi olmadi" seklindeki umumi düsturu bozulurdu.
--- Sayfa 342: Irade ve ihtiyarin tabiatinda hürriyetin varligini kabul edenlerden Mutezile bu irade ve ihtiyari; Maturidiyye de irade ve ihtiyardaki tasarrufu Allah'in umumi hakimiyetinin disina çikarmaya çalismislardir. Tevhid nizamini Allah'in izniyle bozma manasinda olmasina ragmen ve "Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz" ayetinin tamamen muhalif olmasina ragmen, her iki grup taraftarlari da bu hurucu Allah'in iznine dayandirarak teselli bulsalar bile, tevhid nizamini bozma açisindan o iki sik arasinda hiçbir fark yoktur.
*** Kitap: Akaid-Kelam Tarihi, Taftazani ve "Serhu'l-Akaid" Yazar: Süleyman Uludag
--- Sayfa 19: Üzerinde ehemmiyetle durulmasi gereken konulardan biri de kelamin kurulusu, gelismesi ve geçirdigi devreler anlatilirken kat'iyen Maturidiler'den bahsedilmemesi, daima Es'arilik ve Es'ari kelamcilari üzerinde durulmus olmasidir. Bunun manasi sudur: Hiçbir Maturidi kelamcisi, kelamin kurulusunda, gelismesinde ve bir dönemden diger bir döneme geçisinde kayda deger bir hizmet görmemis, kelamin dogusuna, gelismesine ve çesitli merhalelerden geçmesine tesirli olabilecek bir katkida bulunmamistir. Bu gibi sebeplerden dolayi Doguda, Batida ve Avrupa'da Sünni kelami denince daima ve sadece Es'arilik akla gelir ve Es'ari'ye "Imamu ehli's-sünneh" (Ehl-i Sünnetin kelam imami) adi verilir. Bu durum da fazla yanlis sayilmaz.
--- Sayfa 26: Basta Maturidi olmak üzere Ebu Muin, Sabuni ve Beyazi, Ebu Hanife'nin fikirlerini kelamci bir anlayisla serh ve tefsir etmislerdir. Bu alimler prensip itibariyle ve umumiyetle kelama karsi müsbet bir tavir takinmislar, Ebu Hanife ve onun düsüncelerini akli, nazari ve kelami bir istikamette gelistirmislerdir. Fakat bahis konusu isimler katiyen Bakillani, Cuveyni, Gazali, Razi, Amidi...vs. ölçüsünde büyük kelam alimleri degillerdir. Onun için çok güçlü olan Es'ari kelami karsisinda Maturidilige kelam denilir mi, denilmez mi konusu sürekli olarak tartisilmistir. Es'ari kelam sisteminin fasilasiz olarak Hanefi muhitini baski ve tesir altinda bulundurmasinin bir sebebi de Maturidiligin nazari yönden gelismemis ve zayif kalmis olmasidir.
--- Sayfa 36: Mezhepler tarihine dair eser yazan Sehristani, el-Milel ve'n-nihal'de, Abdulkahir Bagdadi el-Fark beyne'l-firak ve Usulu'd-din'de, Ibn Hazm el-Fisal'da, Ebu Muzaffer Isferaini (öl. 471/1078) et-Tabsire'de, Ibn Nedim (öl. 379/987) el-Fihrist'de Maturidi'ye temas etmemisler, onun mezhebini anlatmaya lüzum görmemislerdir. Mezheplere ve mezhepler tarihine dair eser yazan müelliflerin Maturidi'den ve Maturidilik'ten bahsetmemis olmasi, umumiyetle Maturidiligin Hanefilik'ten farkli görülmemis olmasindandir. Ibn Hallikan, Ibn Imad, Safedi ve Ibn Sakir gibi, ulemanin biyografilerini yazan meshur müellifler bile Maturidi'den bahsetmemislerdir. Hatta Ibn Haldun, Mukaddime'de kelamin tarihini yazarken Maturidi ismini aklindan dahi geçirmemistir. Ebu Muin Nesefi, Tabsiratu'l-edille'de, "Maturidi ismi sonradan çikma, bid'at bir isimdir" diye iddiada bulunanlara karsi savunma yapmak ihtyacini duymustur. Tabakatu'l-Müfessirin isimli eserin müellifi olan Suyuti'nin bu eserde Maturidi'den bahsetmemesi de ilgi çekicidir. Zira Maturidi'nin et-Tevilat'i tefsire dairdir.
--- Sayfa 38: Gazali, el-iktisad fi'l-itikad isimli eserinde hüsün-kubuh (iyi-kötü,güzel-çirkin), teklif-i mala yutak (güç yetirilemeyecek seyleri teklif), ta'zib-i muti (itaatkar mümine azab etme), Allah'in fiillerinin hikmetle muallel olmasi, tekvin sifati, seriat gelmeden evvel Allah'in varliginin aklen bilinmesinin vacib olmasi... gibi konulari anlatirken Maturidiler'in ve Hanefiler'in görüsüne temas etme ihtiyacini duymaz. Bu gibi konularda münakasalarin ve mücadelelerin sadece Es'ariler'le, Mutezile arasinda geçmis gibi bir tavir takinir. Eserinin hiçbir yerinde hatta imanin artma ve eksilme kabul edip etmedigini anlatirken dahi, Hanefi veya Maturidi sözünü kullanmaz. Diger eserlerinde de bu tutumunu devam ettirir. Es'ariler'i tek basina Ehl-i Sünnet'in temsilcisi olarak gösterir.
--- Sayfa 53: Mustafa Sabri diyor ki: "Maturidiler insan fiili irade-i cüz'iye ile müstakillen meydana gelir. Irade-i cüz'iye Allah tarafindan yaratilmamistir. Zira mevcut degildir, derler. Simdi bakiniz, insanin fiiline yönelik iradesi, fiildeki istiklali artmasin diye nasil küçültülmekte... irade-i cüz'iye (küçücük irade, ufacik irade) denilmek suretiyle dogru olmayan bir biçimde küçük görülmekte, sonra da, düzenli bir sekilde Allah'in halk etme fiilini celb etme gibi en büyük tesir bu iradeye isnad edilmektedir. Adeta irade-i cüz'iye fiillerin haliki seklinde ortaya çikmaktadir. Hatta Mutezile, daiye denilen ve Allah tarafindan yaratilan bir arzu ve istekle, insan iradesinin her zaman diledigini yapamayacagini söylemek suretiyle kulun iradesine Maturidiler kadar istiklal ve serbesti vermemektedir. Onun için Tahte sultani'l-kader isimli eserimde söyledim, simdi de söylüyorum: Maturidi mezhebinde insan iradesine, Mutezile mezhebinden daha fazla hürriyet verilmektedir."
Mustafa Sabri eskiden Maturidi iken mezhep degistirmis ve Es'ari olmustur. Türkiye'den ayrildiktan sonra Arapça olarak yazdigi Tahte sultani'l-kader ve Mevkifu'l-akl isimli eserleri nesredilmistir. Kendisini kelam sahasinda yetkili ve hatta müctehid olarak gören bu zatin fikirlerinde dogruluk payi vardir. "Mutezile mezhebi, Maturidilik ismi altinda sürekli olarak yasamistir" diye bir not koymasi oldukça dikkat çekicidir.
--- Sayfa 230: Ikinci olarak bizde irade de vardir. Külli irade yani mümkün olan tüm fiil veya terkten, yapilan veya yapilmayan islerden birini tercih etmek özelligine sahip bulunan irade Allah tarafindan ihsan edilmistir. Cüz'i irade yani külli iradenin özel ve belli tarafindan, fiile yöneltilmesinden ve sarfedilereibaret olan irade bizdendir. Bu irade bir emri itibari (itibari bir sey) dir. Ilahi irade, insanin cüz'i iradesine tabidir. Baska bir deyisle insanin iradesi Hakk'in iradesine (Allah'in mesiyetinin ortaya çikarak bir seyi yaratmasina) vesile ve sebeptir.
--- Yorum: 230. sayfadaki yazilar Ismail Hakki Izmirli'nin, Yeni ilm-i Kelam kitabindan alintidir.
--- Sayfa 244: Mutezile ve Maturidiler'e göre Allah'in yarattigi ve emrettigi her seyde bir hikmet, maslahat, menfaat, sebep ve illet vardir ve insan akli tarafindan anlasilabilir ve kavranabilir. Cebriyye ve Es'ariler bu nevi bir hikmeti ve illeti reddeder ve kabul etmezler.
Es'ariler'in Görüsü
Allah'in fiillerinin bir takim garaz, maksat ve illetlerle muallel olmasi O'nun sanina aykiridir. Çünkü bu bir eksikliktir. Zira bir isi bir maksada ve hikmete göre yapmak demek, o maksad ve hikmetle eksigi tamamlamak demek olur. Bu takdirde, fail o maksad ve hikmetle mükemmellesiyor, maksad ve hikmet de onu ikmal ediyor, tamamliyor, demek olur. Allah böyle olmaktan mukaddes ve münezzehtir. Alemde varliginda hiçbir fayda bulunmayan bulasici hastaliklarin ve zararli yaratiklarin mevcut oldugunu görüyoruz. Eger Allah'in fiillerinin hikmet ve maslahat ihtiva etmesi lazim gelse, bu gibi seylerin var olmamasi gerekirdi. Allah her seyi bir illete ve hikmete göre yapar demek, O'nun yüce ve mutlak iradesini hikmet ve illet adi verilen bazi seylere tabi kilmak, hikmet ve illeti de ilahi iradenin metbuu haline getirmek olur. Bu duruma göre bir isi yapan gerçi Allah oluyor ama Allah'a da o isi yaptiran hikmet ve illet adi verilen seyler oluyor. Allah faildir ama O'nun üzerinde de hikmet ve illetler tesirli oluyor. Böylece Allah'in tamamen hür, serbest ve muhtar olan iradesi hikmet ve illet denilen seylerle kayd altina aliniyor, kisitlaniyor, sinirlaniyor. Bu ise "fail-i muhtar" fikrine uymuyor. Allah'i "mucibun bizzat" hale getiriyor.
*** Kitap: Ebu Hanife Yazar: Muhammed Ebu Zehra
--- Sayfa 172: Bagdat tarihinde Ebu Yusuf'tan naklonuluyor:
Ebu Hanife'yi söyle derken isittim: Bir kaderci ile konustunmu, sana söyleyecegi iki seydir: Ya küfür etmek, ya sükut etmek. Ona bu seylerin böyle olacagini Allah eskiden biliyor muydu? diye sorulsa: Buna karsi hayir derse kafir olur. Evet derse ona sorulur: Bildigi gibi olmasini mi diledi, yoksa bildiginin hilafina olmasini mi diledi? Cevabinda: Bildigi gibi olmasini diledi derse müminden imani, kafirden küfrü diledigini ikrar etmis olup, yok ilminin hilafina olmasini diledi derse; Allah hem diliyor, hem de meramina nail olamiyor demek. (Olacagini) bildiginin aksine dileyen ve (olacak olan) bildigi olmayan bir Tanri tanimak ise küfürdür.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 20.02.05/21:25

*** Kitap: Maturidi ve Nesefi'ye Göre Insan Hürriyeti Kavrami Yazar: Prof. Dr. M. Said Yazicioglu (Ebu'l - Mu'in Nesefi (Ö. 1115) ileri gelen Maturidi kelamcilarindandir.)
--- Sayfa 22: Nesefi'nin Es'ari'ye karsi takindigi tavir hayli ilgi çekicidir. Tabsire'nin (Yazdigi kitap) fiil bahsinde bir konudan bahsederken kullandigi "bu; Ehli Sünnet mezhebidir. Es'ari'ye gelince..." ifadesinden Esari'yi, Ehli Sünnet disinda gördügü anlasilmaktadir.
--- Sayfa 50: Memluk devri Maturidi kelamcilarinin en mühim simalarindan biri olan Ubeydullah bin Mes'ud Sadrü's-Seria el-Mahbubi (Ö. 1346) fiilin Allah tarafindan yaratildigini, fakat fiili begenip ona yönelecek olan irademizin yaratilmamis oldugunu söyleyerek insanin fiilindeki hürlügü konusunda belki de bu en ileri adimi atan kelamcidir. Netice olarak diyebiliriz ki Ibn Humam'a (Ö. 1457) göre radikal bir determinizmden sakinmak için Kur'an'i formüle bir özellik, baska bir deyisle insan fiilinde istisnaya gitmek gerekmektedir. Bu neticeye ulasmak için de istisnayi insan fiilinin bütünlügüne yaymak ihtiyaci yoktur. Sadece bu fiili idare edip yönlendiren "azm"e tatbik etmek yeterlidir. Insan kendi iradesini kendisi var eder. Ibn Humam bunun disinda her seyin Allah tarafindan yaratildigi görüsündedir. Ibn Humam'in Maturidi ve Nesefi düsüncesinden ayri ve orjinal diyebilecegimiz fikri, insan iradesinin yaratilmamis oldugunu kabul etmis olmasidir. Insan fiile iliskin iradesini kendisi meydana getiriyorsa, Allah'in yarattigi çesitli fiillerden seçip begendigini hiçbir etki ve baski altinda kalmadan hür bir sekilde seçebiliyor demektir. Iradenin yaratilmis veya yaratilmamis oldugu meselesi Maturidi ve Nesefi de açikça üzerinde durulan bir konu degildir. Fakat onlarin izah tarzlarindan Ibn Humam'in görüsleri dogrultusunda düsünmüs olduklari anlasilmaktadir. Yani Maturidi ve Nesefi, seçimi yapacak olan insan iradesinin yaratilip yaratilmadigi konusu üzerinde açikca durmamislar fakat iradenin bagimsiz oldugunu hissettiren açiklamalarda bulunm...uslardir. Ibn Humam'in onlarin bu düsüncelerini daha somut bir sekilde ifade etmis oldugunu söyleyebiliriz.
--- Sayfa 63: Yaratma - Kesb önceligi
Acaba kesb, yaratmadan önce olabilir mi? Kesbin yaratmadan önce olmasi demek, kesb varken yaratmanin mevcut olmamasi demektir. Fakat yaratma, yani yaratilan bir sey yoksa insan neyi kesbedecektir? Yok'un kesbi sözkonusu olamaz. Yok'un kesbedilebilecegi kabul edilecek olursa, bu yaratma demek olacaktir. Yani insan bir seyi yapabilme hürriyeti disinda onu yoktan varetme kudretine de sahip oluyor demektir. Kesbin önceliginin kabul edilmesi durumunda, Allah'in yaratmasini izah etmek güç, hatta imkansiz olacaktir. Aslinda kesbin önceligini kabul etmek Mutezile görüse uygun düsen bir anlayis olur. Ehli Sünnet'in anlayisi ise bunun aksinedir. Ehli Sünnet'in anlayisina göre kesb ve yaratmayi bir anda düsünmek gerekmektedir. Böylece her iki failin, bir fiile degisik açilardan etkisi gerçeklesmis olacaktir. Ehli Sünnet kelamcilari bir fiile iki failin etki edebilecegini kabul etmislerdir. (Yorum: Es'arilik'te kesb anlayisi: Kulun kudretinin tesirsiz olarak fiille beraber bulunmasidir) Burada iki isten birinin önceligi degil, beraberlikleri söz konusudur. Insanin bir seyi kuvvetli bir arzu ve istekle istemesi sonucu Allah onu yaratir ve insan da ayni anda kesbeder.(Yorum: Dikkat edilirse bir beraberlikten bahsediyor. Pesine insanin cüz'i iradesini kullanmasi sonucunda Allah'in fiili yaratmasini ve ayni anda kesb olayini zikrediyor. Lakin cüz'i irade yönelimini basa koyuyor. Bu yönelme (cüz'i irade) isini süratle geçiyor. Zira esas mesele orada. Çünkü cüz'i irade mahluk mu, degil mi? genellikle kitaplarda bu nokta geçistirilir, üzerinde pek durulmaz. Zaten çogu Maturidi yazar da cüz'i iradenin mahluk olup olmamasi meselesini bilmez.) Böylece isin yaratma yönü Allah'a kesb yönü ise insana ait olmus olur. Bu durumda önce yaratma sonra kesb söz konusu degildir. Insan iradesi fiilin baslangiç noktasidir. Fiilin yaratilip yaratilmamasi insan iradesine bagli bir husus olmaktadir. Ancak yaratma yönü Allah'a, kesb yönü ise insana aittir. Ehli Sünnet'in iki kadirin bir makdura (güç yetirilen sey) taalluku bu bakis açisindan kaynaklanmaktadir. Fiilin meydana gelmesi olayinda yaratma ve kesb de öncelik degil, beraberlik söz konusu edildiginde, isin olusumuna etki eden seyin ne oldugunu tesbit etmek gerekmektedir. Bir sebep olmali ki iki fail harekete geçsin. Buradaki sebep insan iradesinin harekete geçmesi olmalidir. Bu durumda insanin fiilinde hürlügü ve dolayisiyla netice de sorumlu olmasi daha kolay anlasilacaktir. Maturidi kelam bilgini Ibn Humam da bu görüse paralel bir anlayisa sahiptir. Ona göre insan bir seyi kuvvetli bir iradeyle istedigi veya arzuladigi zaman, Allah onun için, o fiili yaratir. Bu görüse göre insan; kesbetmeden önce, Allah'in yaratmasini niyeti ve kuvvetli arzusu ile tayin ediyor gibidir. Allah bu kuvvetli istek dogrultusunda insanin fiilini yaratiyor; insan da bu fiili tam anlamiyla benimsiyor. Böylece fiildeki baslangiç ve fiil neticesinde meydana gelen sonuç, insanin bizzat kendisine ait olmus oluyor. Netice olarak kesbe öncelik vermenin, yaratma ilkesine aykiri düsecegini söyleyebiliriz. Çünkü yaratma yoktan varetme olduguna göre, burada bir siçrama söz konusudur. Kesb yaratmadan önce olacak olsa, yok olan bir seye sahip olma durumu söz konusu olur ki bunun imkansizligi ortadadir. Yaratmaya öncelik verilmesi durumunda ise insanin yaratilmis bir seyi kesbe mecbur olabilecegi noktasindan hareketle, fiilde bir zorunluluk sözkonusu olabilecektir. Ehli Sünnet'in yaptigi gibi, yaratma ve kesbte öncelik degil beraberlik kabul etmek en uygun izah tarzi olmaktadir. Zira bu durumda Allah'in yaratma kudretine bir zarar gelmedigi gibi, insan için de herhangi bir zorunluluk ve hürriyetini kisitlayici bir durum sözkonusu olmamaktadir. Yaratmanin kesbten önce oldugu kabul edilecek olursa Allah'in degisik karakterde seyler yarattigini insanin da bunlardan diledigini seçebilecegini kabul etmek gerekmektedir. Allah tek bir sey yaratmis olsa insanin seçim hürriyeti sözkonusu edilemeyecektir. Degisik alternatifli seyler yaratilmis olmali ki, insan diledigini seçip benimsesin ve dolayisiyla hürriyeti sözkonusu olabilsin. Iste insanin bu degisik seylerde diledigini seçmesi de kesb olmaktadir.
--- Sayfa 112: Nesefi Temhid'de (Yazdigi kitap) buna benzer ifadeler kullanmaktadir: "Biz mutlak olarak Allah küfrü yaratti demiyoruz. Allah küfrü çirkin, batil ve fasit oldugu halde yaratti diyoruz. Bunlarin yaratilmasinda hikmet vardir. Aklin yanilmasi, küfrü güzel ve dogru olarak benimseyip yapmaktir."
--- Yorum: Halbuki biz Maturidi kitaplarinda imanin ve küfrün mahluk olmadigini okuyoruz. Zira bunlar mahluk olsa direk cebr olur. Çünkü Allah'in yarattigi seyin tahakkuk (meydana gelme) etmesine engel olunamaz. Birisinde küfrü yaratsa o kisi zoraki kafir olur. Tersi olarak birisinde imani yaratsa, o kisi zoraki mümin olur. Çok defa söyle ifadeler duyuyorum: "Her sey de hayir vardir. Allah sende kötü bir sey yaratsa, mutlaka bir hayir vardir, bir hikmet vardir" Bir kere sunu bilelim ki; Mutezile mezhebinde aslah prensibi vardir. Yani "Kulda iyi olani yaratmasi Allah'a vaciptir", derler. Es'ariler diyor ki: Allah'a hiçbir sey vacip degildir. Zira vacip olma; geregi yapilmadigi takdirde kinanmayi gerektirir. Allah kul için hep iyiyi yaratacak diye bir sey yok. Simdi diyelim bir kulda küfrü yaratti, Kur'an'i, peygamberini inkar ettirdi. Bu düsünceleri kulda yaratti, simdi bu isin neresi kul için hayirlidir? Bu küfür sebebiyle, bu sekilde ölürse ebedi cehenneme gidecek. Daha bu isler kul için hayirlidir denir mi? Her iste bir hikmet aranir mi? Zaten Es'ariye göre Allah'in fiilleri için bir sebep aranmaz ve bir hikmete baglanamaz. Çünkü Allah yaptiklarindan sorumlu degildir. Maturidi'ye göre ise Allah'in fiilleri bir hikmete baglidir ve bir sebebe baglanmaktadir. Çünkü Allah abesten münezzehtir.
*** Kitap: Saadet Anahtari Yazar: Muhammed Ihsan Oguz
--- sayfa 318: Hatirlatma: Sebepler eksiksiz yerine getirildikten sonra bu sebeplerin sonuçlarini yaratmak veya yaratmamak Allah Teala'nin irade ve dilemesine baglidir. Dilerse yaratir, dilerse yaratmaz. Bu husus; irade ve dileme sifatinin Bagimsiz Ilahlik ve Rabliginin geregidir. Aksi takdirde "Mucibun bizzat" olmasi gerekir. Yani sebepler eksiksiz olarak tamamlaninca o sebeplerin sonucunu yaratmak zorunlu ve mecburi olur. Böyle bir hal ve durum Allah Teala hakkinda imkansizdir. Çünkü Allah Teala'ya zorunluluk yoktur.
--- Yorum: Ifade incelendiginde sonuç yine cebr olur. Zira siz ne kadar yönelseniz de isin sonu yine Allah'in dilemesine kaliyor. O halde diyelim biri zina etmek istiyor. Demek ki Allah bu kiside zina fiilini yaratmayabilir. Ama icabinda baskasi da zina etmek istiyor. Lakin diyelim Allah onda bu..
zina fiilini yaratti. O kul demis olsa ki: "Ya Rabbi o da yöneldi, ben de yöneldim. Zina yapmayi ikimiz de istedik. Onun için bu fiili yaratmadin da, neden benim için yarattin, fark neydi?" ne cevap vereceksiniz bu duruma? Görüldügü gibi yukaridaki ifadeler isiginda yine cebr düsüncesi ortaya çikar.
--- Sayfa 323: Allah Teala bir canli için ne miktar rizik takdir buyurmus ise, ancak onu alir; baskasi ona karisamaz. Diger bir deyimle rizik artip eksilmez ve bir kimse diger bir kimsenin (Takdir edilmis olan) rizkini yiyemez. Aksi halde Allah'in ilminin, ezeli taksim ve takdirinin degisiklige ugramasi gerekir ki böyle bir hal mümkün degildir.
--- Sayfa 325: .... Es'ariler pek açik olan bu gerçege karsi çikarak; cüz'i ve gerçek kudretin fiilin her iki yönüne ayni derecede yeterliligini kabul etmemisler ve onun için cebr saibesinden kurtulamamislardir. Dogru olan Ebu Hanife'nin görüsüdür.
*** Kitap: Sorular ve Cevaplar Yazar: Muhammed Ihsan Oguz
--- sayfa 127: Ilksöz: Bu kitap taninmis alimlerden Ibn-i Teymiyye ve ögrencisi Ibnü'l Kayyim el - Cevziyye'nin Ehli Sünnet'in büyük imamlarindan Imam Ebu'l Hasan el Es'ari ve Imam Ebu Mansur Maturidi Hazretlerinin "Kaza - Kader ve insandaki cüz'i irade" meselelerine ilskin ilmi görüs ve düsünceleri aleyhindeki agir ve siddetli saldiri, itham ve iftiralarina karsi yazilmis, akli ve nakli delillere dayali bir eserdir.
--- Yorum: Görüldügü gibi Es'ari'yi Ehli Sünnet'in büyük imamlarindan olarak kabul ettigini beyan ediyor.
--- Sayfa 135: Ibn Teymiyye ile ibn-i Kayyim'in Es'ariler ve Maturidiler aleyhinde söyledikleri sözlerin aynen nakli: Bunlar diyorlar ki: "Es'ariler cebre meyilli olan kimselerdir. Kazanip edinme ile yaratmanin ayri ayri seyler oldugu inancindadirlar. Mutezile mezhebi, Es'ariyye'den daha dogru ve daha iyidir. Es'ariler'in "Yaratma Allah'tan, kazanip edinme insandan" demeleri ve "Insan kazanan, Allah yaratandir" seklindeki görüs ve düsünceleri hiç dogru degidir. Bu gibi görüsler insani mecbur olma düsüncesinden kurtaramaz. Es'ariler'in görüsleri anlasilmaz birer bilmecedir. Ibn-i Teymiyye ve Ibn-i Kayyim; Maturidiler aleyhinde de su sözleri söylemislerdir: Maturidiler'in "Cüz'i irade yaratilmis degildir" ve "Insanin kazanip edinmesi, Allah'in yaratmasindan öncedir" demeleri çok yanlistir. Insani sorumlu kilan, çok önemli isler gören cüz'i irade nasil olur da Allah'in yarattigi olmaz? Cüz'i irade Allah'in yarattigi olmaz da, insanin yarattigi mi olur? Cüz'i irade Allah tarafindan yaratilmazsa, insan kendi iradesi vasitasiyla fiillerinin yaratani olmaz mi? Cüz'i irade hiçbir sekilde yaratilmis degilse, ezeli olmasi gerekmez mi? Insanin kendisi sonradan meydana gelmis ve yaratilmis olunca; nasil olur da cüz'i iradesi yaratilmis olmaz? Cüz'i ( parça) olan bir sey, küllinin ( bütünün) sahip oldugu her nitelik ve özellige sahip bulunacagina ve insanin külli (bütün ve potansiyel) iradesi yaratilmis olduguna göre, külli iradenin bir parçasi olan ve onun kullanilmasi anlamina gelen cüz'i iradenin de külli irade gibi yaratilmis olmasi gerekmez mi? Eger "Cüz'i irade gerçek bir varlik degildir, itibari (varsayilan) bir seydir" denirse; bir sey ya vardir, ya yoktur. Varlik ile yokluk arasinda üçüncü bir durum olmaz. Cüz'i iradenin varligi bulunmuyorsa yok demektir. Yokluk sebep olmaya ve sebeplilige elverisli degildir. Yokluk, bir seyin meydana gelmesinin sebep ve etkeni olamaz. Görülüyor ki Maturidiler'in cüz'i irade adini verdikleri "Itibari irade" görüsü de ne oldugu bilinmeyen bir düsüncedir. Bu irade anlayisi kesinlikle açik ve anlasilir degildir. Üzeri belirsizliklerle kaplidir. Insan ise açik ve anlasilir bir sekilde bilmedigi ve anlamadigi düsünceye inanmak ve onun dogrulugunu kabul etmek istemez. Bu gibi düsüncelerin dogrulugunu kusku ile karsilar. Kazanip edinmenin, yani itibari iradenin, yaratmadan önce veya sonra olmasi gibi meseleler kisir döngüden baska bir sey degildir. Es'ari ve Maturidi kelamcilari Allah ve insan iradelerini çok yanlis anlamislar, aradaki bag ve ilgiyi çözmek için çok yanlis kiyaslamalar, akil yürütmeler yapmislardir. Onu, insan ile Allah iradesi arasindaki maddi ve cismani kavramlarin dar sinirlari içinde incelemisler; içinden çikilmaz ve ne oldugu anlasilmaz bir yerde saplanip kalmislardir. Bu çikmaz yoldan dönüp, ayet ve hadislerin manalarini anlayamamislar, insan hayatini bütün açikligi ve genisligi ile görememislerdir. Es'ari ve Maturidiler'in irade konusuna iliskin görüsleri üzerinde durmak, bunlari arastirip incelemek insani hiçbir olumlu sonuca ulastirmaz. Tam tersine; insanin zihnini karistirir yeni yeni süphe ve tereddütlerin uyanmasina sebep our. Onun için; "Irade, kaza, kader" konularini ayet ve hadislerin genel hükümlerinden ve açik manalarindan, Peygamber aleyhisselam'in bu meseleleri anlama ve uygulama tarzindan ögrenmeye çalismalidir."
--- Sayfa 157: Azm-i musammem (Kararli niyet): "Irade, seçme, kasd, niyet, güç, kazanim" demektir. Bunlar birbirlerinin destekleyicisidir. Kelimelerin esas olarak manasi ileri - geri birbirinin aynidir. Iste; kuldaki bu kadar nitelik ve özellikler (Yani; irade, seçme, kasd, niyet, kudret, güç yetirme, azim, karar, kazanip edinme), fiilin kula ait olmasi ve kulun Allah Teala tarafindan emir ve yasaklar, bunlara iliskin mükafat ve cezalarla muhatab; yükümlü ve sorumlu tutmasi için yeterlidir. Eger yukarida sözü edilen insani nitelik ve özellikleri de, Es'ariler gibi: "Baslangiçta ve aslinda Allah Teala yaratir" denirse; kullarin hiçbir sekilde iradeye, seçmeye, kudrete, güç yetirmeye, kasda, azme, kazanip edinmeye sahip olmamalari; her islerinde mecbur ve zorunlu bulunmalari gerekir. Yukarida da geçtigi üzere, bu en yanlis ve asilsiz bir seydir. Mutlak adalet sahibi olan Sani Yüce Allah; eli ayagi bagli, herhangi bir sekilde hareket edip etmemekten yoksun, aciz ve çaresiz bir kisiye, hiçbir sey yapamayacagini bile bile "Söyle yap, böyle yapma" diye emretmekten, onu yükümlü ve sorumlu kilmaktan, kinamaktan uzak ve yücedir.
--- Yorum: Bakin, Es'ariler'in irade, niyet daha dogrusu cüz'i iradenin baslangiçta ve aslinda Alah tarafindan yaratilmis oldugunu, söylediklerini ifade ediyor. Pesine bunun yanlis ve asilsiz oldugunu ekliyor.
--- Sayfa 151: Eger Allah Teala insandaki cüz'i iradeyi de yaratsa idi, kul yaptigi islerde hareket ve davranislarinda zorunlu olur, sorumlu tutulacak ve kinanacak bir durumu bulunmaz idi. Buna karsi "O durumda kul islediginin yaratani olur" diye bir itiraz ileri sürülemez. Çünkü Allah Teala (Hikmeti geregince) cüz'i iradeyi yaratmaz. Fakat kulun cüz'i iradesiyle kazanip edindigi isleri (sözü edildigi üzere) yaratir. Bu sebeple kazanma kula, kazanilan fiilin yaratilmasi Allah Teala'ya ait olur. Eger cüz'i iradenin yaratilmadigi ve insanin eseri oldugu kabul edilmezse, fiili...n sorumlusu, kazanip edinen ve isleyeni açik ve belirli olmaz. Isi Hak Teala'ya yüklemek, kulun islediginde zorunlu oldugu düsüncesine kapilmak tehlikesi ve sapikligi bas gösterir. Zira fiilin kazanim yoluyla isleyeni "Kendine ait cüz'i iradesiyle, seçimiyle, kasdiyla, kararli niyetiyle" kuldur. Yaratani ise Sani Yüce Allah'tir. Kul fiilinin yaratani olamaz. Allah'tan baska yaratici yoktur.
--- Yorum: Burada cüz'i iradenin yaratilmadigi görüsü kabul edilmezse, isin tehlikeli olup, bunun da sapiklik oldugunu ifade ediyor. Sayfa 157'de ise Es'ariler'in "Cüz'i iradenin yaratildigi" görüsünü savunduklarini bildirmisti. Simdi mantiken baktigimizda yazarin, Es'ariler'in, sapiklik düsüncesini savunduklarini belirtmesi gerekiyorken, Sayfa 127'de Es'ari'yi Ehli Sünnet'in büyük imamlarindan saydigini bildiriyor. Iste gördügünüz gibi Maturidi yazarlari böyle tenakuz ve çikmazlar içinde yasiyorlar ve isin tuhaf yani, onlar bu çeliskilere öylesine alisiktirlar ki, bu tezatlari, zitliklari, olmamis, yokmus gibi görmek onlar için zor degildir.
*** Ebu Zer'den
"O söyle derdi: "Kim sabahleyin: Allah'im yaptigim herhangi bir yemin veya yaptigim herhangi bir adagim ya da söyledigim herhangi bir söz senin dilegine baglidir. Senin dilegin bunlarin hepsinin önündedir. Diledigin olur, dilemedigin olmaz. Allah'im günahimi bagisla, benim için ondan vazgeçiver! Allah'im sen kimi affetmissen duam onadir. Kime lanet etmissen lanetim onadir." derse o gün istisna edilenler arasinda olur." (Ebu Davud)
*** Ümmü Seleme'den
"Yanimda oldugu zaman Peygamberin en çok yaptigi dua su olurdu: "Ey kalpleri evirip çeviren! Kalbimi dinin üzerinde sabit kil!" Dedim ki : "Ey Allah'in Resulü! Neden hep bu duayi yapiyorsun?" Cevap verdi: "Ey Ümmü Seleme! Kalbi Allah'in parmaklarindan iki parmak arasinda olmayan hiç kimse yoktur. Isterse durdurup sabit kilar, isterse yerinden kaydirir." (Tirmizi)
*** Ümmü Habibe'den
"Allah Resulu beni söyle derken duydu: "Allah'im beni kocam Allah Resulü, babam Ebu Süfyan ve kardesim Muaviye ile faydalandir! Söyle buyurdu: "Sen Allah'tan belirlenmis süreleri, sayilmis günleri ve bölüstürülmüs olan riziklari istedin. Biliyorsun ki bunlar zamanindan ne önce gelir ve ne de gecikir. Eger sen Allah'tan seni kabir azabindan ve cehennem atesinden kurtarmasini isteseydin senin için daha iyi ve faziletli olurdu." (Müslim)
*** Muaz'dan
"Ardinizda fitneler olacaktir. O zaman mal çogalacak, Kur'an açilacak, mümin, münafik, erkek, kadin, köle, hür, küçük, büyük herkesin elinde Kur'an olacak. Içlerinden biri söyle diyecek: "Neden bana onlar tabi olmuyorlar? Ben Kur'an'i okuyorum, yine de kimse bana uymadi. Ben onlara Kur'an'dan baska bir sey uydurmadikça bana uymayacaklar." Böyle bir kisinin uydurduklarina tabi olmaktan sakinin! Zira onun ortaya attiklari dalalet ve sapikliktir. Ben sizi bilgili kimselerin ayaklarinin sürçmesine karsi uyariyorum. Çünkü seytan ilim sahiplerinin dili ile dalalet ve sapikliga davet edecektir. Münafik da bazen dogru söz söyleyebilecektir." Yine dedi ki: "Sen bilgili kisinin o söhret kazanmis sözlerinden kaçin ki, o sözler seni kaydirip yaniltmasin. Kim bilir belki o bilgili kisi bu sözlerinden döner. Sen hak ne ise onu kabul et, onun üzerinde ol, çünkü hakkin üzerinde nur vardir" (Ebu Davud)
--- Yorum: Bu hadisi niçin zikrettigim esasen açiktir. Yani cebr inancini reddeden kisilerin isimleri, lakaplari, söhretleri sizi aldatmasin. Onlara tabi olmakla düseceginiz o yanlistan dolayi, onlarin söhreti sizi kurtaracak degildir.

sana bir söz kobra: bunlar benim araştırdıklarım elimden şimdilik bu kadar geldi eğer dersen ki: bu verilen kaynakların güvenilirliğine ben inanmam bana tam gerçek maturidinin yazdığı kitaptan örnek getir dersen şunu diyorum evvelden de söylediğim gibi ben arapça bilmiyorum yani o eserlerin orjinalini bulsam bile anlayamam ben böyle tercüme eserler türkçe kitaplardan anladıklarımı yazdım eğer sen çok istiyorsan bu verdiğim kaynakları araştır icabında orjinal eserleri bulabilirsen bul arapça biliyorsan sen oku biliyorsan bilen birine okut. yani elimden bu kadarı geldi mustafa sabrinin kitabını iyi inceledin mi? bir soru : sence mustafa sabri maturidi mezhebinden niçin eşari mezhebine geçti? bunu kendine bir sor .. yine ben cevaplayayım: çünkü o maturidi mezhebinin kaderi inkar ettiğini anlamıştı bu yüzden mezhebini değiştirdi.....  


*** Muhammed Ihsan Oguz'un, (Kaza Kader) adli kitabindan birkaç örnek verecegim. Kendisi Maturidi görüsünde olup, Es'ari mezhebini yerden yere vurarak zalimlik seklinde vasifliyor. Ben burada, kendisi Maturidi oldugu halde bu görüsün esasen Mutezile ile beraber oldugunu itiraf eden yazari gösterecegim.
--- Sayfa 114: Hukuk ve sorumluluk açisindan bakildiginda bir hukukçu için ya bu Maturidiyye fikrini yahut Mutezile fikrini kabulden baska çare yoktur. Zaten Maturidilerle, Mutezile arasindaki fark, o kadar büyük bir fark degildir. Çünkü Mutezililer "Kaderin hem insanin kasd ve seçimi üzerinde, hem de istemeye bagli fiiller üzerinde etkisi yoktur." derler. Maturidiler ise "Yalniz insanin kasd ve seçimi üzerinde etkisi yoktur fakat fiiller üzerinde etkisi vardir. Yani insan kendi fiilini kasdeder ve kazanir, Cenab-i Hak yaratir..." derler. Bu iki fikrin bir sonuca varacagi bellidir. Aradaki anlasmazlik sözde bir çekismeden ibarettir.
--- Sayfa 66: Maturidiler gerçi Mutezileye pek yaklasmislar ve aradaki farkin sekilde ve sözde oldugu görünümünü vermisler ise de isin gerçegi böyle degildir. Çok açik ve ciddi ayriliklar vardir. Onun için Cebriyye ile Mutezile arasinda asil orta yolu izleyen, Maturidiler olmustur.
--- Yorum: Dikkat edilirse cebr ile kaderi inkar (serbestlik) arasinda orta yolu izlediklerini iddia ediyor. Halbuki böyle sey olamaz. "Ben hem özgürüm istedigimi yaparim, hem de mecburum" bu ifade iki ziddi birlestirmek olur ki batildir. Fakat bunlar israrla kitaplarda bunu tekrarlarlar, biz orta yoluz diye; bakin yazar ne diyor, neyin itirafini yapiyor.
--- Sayfa 74: Maturidiler de, irade konusunda geçtigi üzere görünürde orta bir yol izliyorlar ise de, sonuç olarak (ve fakat sözü edilen kayit ve sartlarla) Mutezile ile birliktedirler. Çünkü Hak'tan sapanlarda da bazi isabetli görüsler bulunur. Onu kabul etmekte dini bir sakinca yoktur.
--- Yorum: Yazar burada Mutezile'nin Hak'tan saptigini ancak görüslerinin bazisinin isabetli olabilecegini ifade ediyor. Tamam Allahin görülmesini reddetmeleri, bununla birlikte cisim ve mekanli olmaktan tenzih etmeleri isabetli görüsleridir. Mutezile'nin sapik görüsleri var: Büyük günah isleyen eger tevbe etmeden ölürse; "el menzile beynelmenzileteyn" görüsü vardir ki bu kisi ne kafir ne de mümindir, ama cehennemde sonsuz kalir; bununla beraber azabi kafirlerden hafif olacaktir. Kur'an' a mahluk derler, Allah'in iradesi hadis ( sonradan olan) derler. Ancak onlarin en fazla üzerinde durduklari ve kendilerinin bu kadar taninmasina sebep olan görüsleri kaderi inkar etmeleri ve "Kullar fiillerinde özgürdürler" demeleridir. Bu gizlenemez, hal böyleyken yazar, "Onlarin görüslerini almakta sakinca yoktur" diyor. Siz çevrenizdeki kisilere Mutezile denince ne anladiklarini sorunca size evvela "Kaderi inkar edenlerdir" seklinde yanit verirler.
--- Sayfa 102: Bir hadisten bahsolunuyor, aslinda hadis cebr anlayisini anlatiyor. Diyor ki: Iste Hz. Ömer kaderi böyle anliyor. Yapilan açiklamalardan anlasilmis olacagi üzere Maturidiler de böyle anlamislardir. Hatta, Mutezile'nin anladigi da baska bir anlayis degildir.
--- sayfa 113: Maturidiyye Fikirlerinin Önemli ve Özlü Bir Ifadesi Yukarida irade konusunda geçtigi üzere Cenab-i Hakk'in esyayi diledigi zamanda yaratmasi, ezeldeki takdirine, takdiri iradesine, iradesi ezeli ilmine, ezeli ilmi bilinen seye baglidir. Bilinen sey ise, bizim kendi irade ve seçimimizle meydana gelecek fiillerimizdir.
--- Sayfa 112: Kaderi ikiye ayiriyor:
1.Kisim: Bahsettigimiz irade kismi yani, seçtigimiz; oturup kalkmak, gülmek, yemek yemek gibi yapabiliriz de yapmayabiliriz de seklinde vasifladigi bölüm.
2.Kisim: Kisinin elinde olmayan güzellik, çirkinlik, boyun uzun kisa olusu, dogal afetler gibi elde olmayan kisimlar diyor ve ekliyor: "Bu iki tür kaderden birincisinde insan kendi kaderini kendi belirler, tayin eder. Ezeli takdir böyle kararlasmistir. Istemeye bagli olan fiillerin hemen hepsi bu türdendir. Söz konusu ettigimiz kaderden asil maksatta bu birinci tür kaderdir.
--- Sayfa 64: Soru, itiraz; Es'ariyye'den, Maturidiyye'ye itiraz: Cüz'i iradeyi Cenab-i Hakk'in yaratmasindan ayirarak "Basta ve dogrudan dogruya Allah tarafindan yaratilmis degildir, insanin kendi yapmasi eseridir" demekle zorunluluktan kurtulunmaz. Çünkü siz de kabul ediyorsunuz ki Hak Teala'nin ilim ve iradesi, ezeli takdiri, her seyi hatta istemeye bagli fiilleri kapsamaktadir. Böyle olunca; insanlarin istemeye bagli fiilleri de Cenab-i Hakk'in ilim ve iradesi, ezeli takdiri ile meydana gelir. Su halde; bunun sonucu olarak, insan bütün fiillerinde, her hareket ve davranisinda mecbur ve zorunlu demektir. Aksi halde; ezeli takdirin bozulmasi, Allah'in iradesinin acizlige, ilminin de bilgisizlige dönmesi gerekir.
--- Cevap: Biz de kesin olarak inaniriz ki her sey gibi insanlarin bütün fiil ve hareketleri, hatta cüz'i iradesi de Cenab-i Hakk'in ilim ve iradesi, ezeli takdiri ile meydana gelmektedir. Fakat bundan dolayi, öyle zannedildigi gibi istemeye bagli fiillerde mecbur ve zorunlu olma gerekmez. Insanlar hareket ve davranislarinda mecbur ve zorunlu olmaz. Çünkü takdir, iradeye; irade, bilmeye; bilme, bilinene baglidir. Yani bilme, bilinenin bütün sartlari ve nitelikleri ile oldugu gibi kesfedilmesidir. Diger bir deyimle; bilgi, bilinene uygun olan kesiftir. Bu hususta uygunluk bilmede aranir. Bilinene uygun olursa bilgi denir. Uygun olmazsa bilgisizlik denir. Bunun içindir ki; bilgi, bilinenin niteligini degistirmez; tam tersine ona bagli ve uygun olur. Bilmenin, bilinen de hiçbir etkisi yoktur. Böyle olunca Cenab-i Hak insanlari irade ve kudret sifatlari ile bir fiili isleyip islememekten birini tercih edip seçecek güçte kilmis, onlarin ileride ne gibi fiiller isleyeceklerini ezelde kesfederek bilmis, kesfedip bildigi gibi onlarin kendi fiil ve hareketlerinin yine kendi seçimleriyle meydana gelmesini irade ve takdir buyurmustur. Bu ise; hiçbir bakimdan insanin istemeye bagli fiillerinin zorunlu olmasini gerektirmez.
--- Yorum: Buradaki bilmeden kasit Allah'in bilmesi; bilinenden kasit ise kisinin cüz'i iradesi sonucu ortaya çikan ve çikacak olan eylemlerdir, amellerdir.
*** Mutezile mezhebinin ileri gelenlerinden Ebu Ali el Cübbai' nin söyle dedigi rivayet edilmis: "Cebriyye'ye mensup kisi kafirdir. Cebriyye'ye mensup kisinin kafir oldugunda süphe eden de kafirdir. Süphe edenin küfründe süphe eden de kafirdir."
--- Yorum: Cübbai'nin burada kastettigi; her ne kadar metinde Cebriyye diyorsa da, esasen cebr (zorlama) itikadinda olan herkese samildir. Izah ettigimiz gibi Es'arilik'te cebr görüsündedir ve Esariyye'de Cebriyye'dendir. Cebriyye mezhebi denildiginde genelde kastedilen Cehmiyyedir. Cehm bin Saffan'in kurdugu. Lakin Cehmiyye der ki: Kulun iradesi ve kudreti yoktur. Bazi fiillerin insana izafe edilmesi mecazdir. Gerçekte ise Allah'tan baska fail yoktur. Fakat bunlar da Kur'an'a mahluk diyor. Cennet ve cehennemin fani olduguna ve ebedi olmadigina ve Allah'in ilminin de hadis (sonradan olma) olduguna inaniyorlar.
Ehli Sünnet Cebriyyesi (Eş'ari)
Es'ariyye mezhebinin Cebriyye'den oldugu kelamda genel bir kanaat halindedir. Fakat Es'ariligin cebr telakkisi mutavassit ve mutedil bir cebr anlayisidir. Müfrit ve asiri Cebriyyecilik Es'arilik'te yoktur. Es'ariler'e Cebriyye denilmesine sebep: "Kulun kudreti vardir; fakat bu kuvvetin tesiri yoktur. Kul diler, irade eder, fakat kulun dileme ve irade etmesini, Allah'in irade etmesi sarttir. Allah dilemedikçe kul dileyemez" demeleridir. Kesp: Kazanma demek olup Es'ariler'e göre tanimi sudur: "Kesp, kulun kudretinin, etkisiz olarak fiille birlikte bulunmasidir." Maturidiligin kesp anlayisi bundan farklidir. Çünkü onlara göre kesp - cüz'i iade - fiille tesir eder.

Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 20.02.05/22:40
sizlere Razi'nin tefsiri kebir diye meşhur olan tefsirinden örnekler getireceğim bana güvenmiyorsunuz
*** Razi: "De ki her sey Allah'tandir. Sana gelen her iyilik Allah'tandir. Sana gelen her kötülük ise nefsindendir." (Nisa 78-79) Bu ayet imanin Allah'in yaratmasi ile meydana geldigine delalet etmektedir. Biz bu ayetin buna delalet ettigini söyledik. Çünkü imanda bir hasenedir.Ve bütün haseneler Allah'tandir. Biz imaninda bir hasene oldugunu söyledik. Çünkü hasene bütün kabihliklerden (kötülük) uzak bir iyi hal demektir. Hiç süphesiz ki iman böyledir. Binaenaleyh imaninda hasene sayilmasi gerekir. Çünkü alimler "Allah'a davet edenden daha güzel sözlü kimdir" ayetindeki davetten muradin kelime-i sehadet oldugu hususunda ittifak etmislerdir. Böylece imanin bir hasene oldugu sabit olur. Biz bütün hasenelerin Allah'tan oldugunu söyledik. Çünkü Cenab-i Hak "Sana isabet eden her iyilik Allah'tandir" buyurmustur. "Sana isabet eden her hasene" sözü bütün haseneleri içine alan umumi bir ifadedir. Sonra Allahu Teala bunlarin her birinin Allah'tan oldugu hükmünü vermistir. Bu iki mukaddime yani "imanda bir hasenedir" ve "bütün haseneler Allah'tandir" mukaddimeleri kat'i olarak imanin Allah'tan oldugunu gösterir. Sonra biz küfründe Allah'tan oldugunu açiklamak istedigimizde deriz ki: "Iman Allah'tandir" diyen herkes "küfür Allah'tandir" der. Binaenaleyh digerinin degilde sadece birinin Allah'tan oldugunu söylemek ümmetin icmaina (sözbirligi) terstir.
   *** Razi: Binaenaleyh mümkünattan olan her seyin mutlaka Vacibu'l Vücud olan zata varip dayandigi hususunda zikretmis oldugumuz o kesin akli delili iyice düsünür sonra kendi kendine zikretmis oldugumuz bu "istikra" (etraflica inceleme) metodunu nazari dikkate alir da daha sonra da her seyin Allah'in kaza ve kaderiyle olduguna kat'i olarak hükmedemezse, iste bu kendi durumunu hidayetin ancak Allah'in yaratmasi ile meydana geldigine delalet eden en kuvvetli bir delil kabul etsin. Zira bu delili bilmesine ragmen böyle bir etrafli arastirma yapmasina ragmen kalbinde böyle bir itikad hasil olmuyorsa anlar ki, kendisini bu isten alikoyan sadece Allah'tir
*** Razi: "Andolsun ki sizden evvelki nesilleri peygamberleri kendilerine apaçik deliller getirdikleri halde zulmettikleri, imana gelmedikleri için helak ettik. Iste günahkarlar güruhunu biz böyle cezalandiririz. (Onlardan) sonra, arkalarindan sizi yeryüzünde halifeler yaptik, bakalim nasil hareket edeceksiniz diye." (Yunus 13-14)
   Imtihan Isinin Allah'a Isnadi?
   Soru: "(Onlardan) sonra arkalarindan sizi yeryüzünde halifeler yaptik, bakalim nasil hareket edeceksiniz diye" buyrugu Allah Teala'nin onlar var olmadan önce onlarin hallerini ve durumlarini bilmedigini ihsas ettirmektedir.
   Cevap: Bundan murad Allah Teala'nin tipki onlari, onlardan sadir olana göre cezalandirmasi için onlarin ne yapacagini bilmek isteyen kimsenin muamelesi gibi muamele etmesidir. Bu Cenab-i Hakk'in tipki "Hanginizin daha güzel amel edecegini imtihan etmek için ölümü ve hayati yaratmistir..." (Mülk 2) ayeti gibidir. Hz. Peygamber de "Dünya yesil (güzel) ve tatlidir. Ve süphesiz Allah da sizin ne yaptiginizi görsün diye sizi o dünyaya halifeler yapmistir" buyurmustur. (Tirmizi, Ibn Mace)
*** Razi: "Allah selam evine çagirir ve O, kimi dilerse onu dogru yola hidayet eder" (Yunus 25)
   Alimlerimiz küfür ve imanin, Allah'in kaza ve kaderi ile olduguna bu ayetle istidlal ederek söyle demislerdir: "Allah Teala bu ayette bütün mahlukatini selam yurduna (esenlik yurduna) davet ettigini, daha sonra da O'nun mahlukatindan bazisini buna hidayet edip ilettigini beyan buyurmustur. Binaenaleyh bu hususi hidayetin, o umumi davetten baska olmasi gerekir. Güç, kudret, yapabilme imkani verme, peygamber gönderme ve kitaplar indirme gibi seylerin umumi (genel) seyler oldugu hususunda süphe yoktur. Binaenaleyh bu hususi hidayetin bütün bu umumi seylerden baska olmasi gerekir. Bu da bizim, "Allah Teala ilim ve marifetullahi baskasina degil de, o sahsa tahsis etmistir" seklindeki sözümüzden baska bir sey degildir. Bil ki, bu ayet Mutezile'ye güç gelen müskil bir ayettir. Onlar (bu hususta) fazla soru sormaya kadir olamamisladir. Kadi'nin ileri sürdügü seylerin özeti su iki seydir:
   "A- Bundan maksat "Duaya icabet edip, itaat eden muttaki olan kimseleri hiç süphesiz ki Allah o davete, çagriya hidayet eder, ulastirir" manasinda olmak üzere " Allah diledigi kimseleri, o daveti kabut etmeye iletir" seklindedir.
    B- Bu ayetle ilahi lütuflar kasdedilmistir."
    Alimlerimiz bu iki izaha tek bir sekilde cevap vererek söyle demislerdir. Mutezile'ye göre bu hidayeti ifa etmek Allaha vaciptir. Vacip olan seyse dilemeye taalluk etmez. Halbuki buradaki ifade ilahi dilemeye baglanmistir. Binaenaleyh bu ayeti onlarin ileri sürdügü manaya hamletmek imkansizdir.
   *** Razi "Nuh'a su hakikat vahyolundu: "Kavminden gerçek iman etmis olanlardan baskasi asla iman etmeyecekler. O halde isleyegeldikleri seyden tasalanma." (Hud 36)
   Allah Teala Hz. Nuh'un kavminin artik bundan sonra iman etmeyecegini haber vermistir. Binaenaleyh sayet onlardan iman tahakkuk etmis olsaydi o zaman bu iman, ya hem bu haber ve bu bilgi dogru bir haber ve bilgi olarak kalmasi yahut bu haberin yalana, bu ilmin de cehle dönüsmesi tarzinda tahakkuk etmis olurdu. Birincisinin batil oldugu açiktir. Zira imanin varligi halinde, imanin yokluguna dair haberin dogru olmasi; iman mevcut iken imanin yokluguna dair bilginin hasil olmasi, iki ziddin ayni anda bir arada bulunmasi demek olur. Ikincisi de batildir. Zira Allah'in haberinin yalana, ilminin de cehle dönüsmesi imkansizdir. Onlardan imanin sadir olmasinin, mutlaka bu iki kisim üzere olmasinin gerektigi ve bunlardan herbirinin de imkansiz oldugu sabit olunca, onlar iman etmekle emredilmis olduklari halde, onlardan imanin sadir olmasi imkansiz olur. Hem kafirler iman etmekle emrolunmuslardir. Allah'i verdigi her haber hususunda tasdik etmek de imandandir. Cenab-i Hakk'in, "Kavminden gerçek iman etmis olanlardan baskasi asla iman etmeyecektir" beyani da bu manadadir. Sunu kabul etmemiz gerekir: Onlar, kendilerinin iman etmeyeceklerine dair habere de iman etmekle görevli idiler ki bu, iki ziddi bir arada bulundurmayi teklif etmektir.
*** Razi: Fiillerin Mahluklara Isnad Edilmesi (Tevbe 104. ayetteki açiklama)
   ... Allah'in can alma isini "Geceleyin sizi öldüren ...O dur" (Enam 69) ayetinde kendi zatina; "De ki: Size müvekkel olan ölüm melegi caninizi alacak" (secde 11) ayetinde ölüm melegi (Azrail'e) ve "Herhangi birinize ölüm geldi mi, elçilerimiz onun ruhunu alir" (Enam 61) ayetinde de ölüm meleginin yardimcisi olan meleklere izafe etmesi gibidir. Binaenaleyh can alma isi, yaratma bakimindan Allah'a; (Bu isi yapanlarin) reisi olmasi bakimindan Azrail'e ve Allah ölümü yarattigi anda bu isi bilfiil yapan ölüm meleginin yardimcisi olan meleklere nispet edilmistir.
   *** Razi "Haklarinda hükmü ertelenen üç kisinin tevbelerini de Allah kabul etti. Çünkü yeryüzü bunca genisligine ragmen onlara dar gelmis vicdanlari kendilerini siktikça sikmisti. Allah'tan kurtulusun ancak Alah'a siginmakta oldugunu anlamislardi. Sonra Allah onlari da eski hallerine dönsünler diye tevbeye muvaffak buyurdu. Süphesiz ki Allah (ancak) O, tevbeyi en çok kabul eden hakkiyla merhamet edendir." (Tevbe 118)
   Buna göre eger; ayetteki "Tevbe etmeleri için Allah onlari tevbeye muvaffak kildi" tabirinin manasi nedir? Denilirse, biz deriz ki "Bu hususta su izahlar yapilmistir."
   1) Alimlerimiz bundan maksadin kulun fiilini Allah'in yarattigini beyan etmek oldugunu söylemislerdir. Binaenaleyh ayetteki "Sonra Allah onlari tevbeye muvaffak kildi" ifadesi, tevbenin Allah'in fiili (yaratmasi) olduguna, "tevbe etmeleri için" ifadesi ise tevbenin kulun fiili (kesbi) olduguna delalet etmektedir ki bizim görüsümüz de budur. Bunun bir benzeri de, Cenab-i Hakk'in "Hakikat su ki; güldüren de, aglatan da Allah'tir." (Necm 43) ayetinin yani sira "Onlar az gülsünler, çok aglasinlar" (Tevbe 82) ayetinin; "Kafirler o (Muhammed'i Mekke den) çikardiklari zaman" (Tevbe 40) ayetinin yani sira "Rabbin seni evinden harbe çikardigi zaman ..." (Enfal 5) ayetinin ve "De ki: "Yerde gezin dolasin..." (Neml 69) ayetinin yani sira "O (Allah) sizi karada ve denizde gezdirendir..." (Yunus 22) ayetinin bulunusudur.
*** Razi: "Biz yeryüzünde olan seylere oraya mahsus birer zinet verdik ki (insanlarin) hangisinin daha güzel amel isleyeceklerini ortaya koymak üzere imtihan edelim" (Kehf 7)
   Hisam b. Hakem, (Hadiseler ancak varolduktan sonra, Allah'in onlari bildigini, bundan ötürü Allah'in deneme ve imtihan yapmasinin caiz oldugunu söyleyerek bu hususta söyle istidlal etmis: "Eger Allahu Teala cüziyyat (hadisat) meydana gelmezden önce onlari biliyor olsaydi, meydana gelecegini bildigi her seyin mutlaka meydana gelmesi, olmayacagini bildigi seyin de kesinlikle meydana gelmemesi gerekirdi. Aksi halde Allah'in ilmi cehalete dönüsmüs olur ki bu imkansizdir. Imkansiza götüren her sey de imkansizdir. Eger bu gerekli olsaydi Allah'in olacagini bildigi seyi O'nun mutlaka yapmasi gerekir ve yapmamasi imkansiz olurdu. Yine meydana gelmeyecegini bildigi sey de kesinlikle meydana gelmezdi ve Allah onu asla varedemezdi. Bu durumda Allah'in asla hiçbir seye kadir olmamasi aksine mucib-i bizzat (zati geregi mucip, yani iradesiz) olmasi gerekirdi. Binaenaleyh o zaman da kulun bir seyi yapip yapmama kudreti söz konusu olamazdi. Çünkü Allah'in meydana gelmeyecegini bildigi seyleri de kulun yapmasi imkansiz olurdu. Dolayisiyla Allah'in hadiseleri onlar meydana gelmezden önce bildigini söylemek, Allah'in rububiyyetini, kulun ubudiyyetini zedeler. Bu ise batildir. Böylece Hak Teala'nin her seyi ancak meydana geldikleri zaman bildigi sabit olur. Ancak böyle olmasi halinde Allah'in denemesi, imtihan etmesi söz konusu olabilir ve iste bu durumda Hak Teala'nin "Onlari imtihan etmek için" ifadesini zahiri manasina göre aliriz.)
   Fakat Islam alimleri bu görüsü imkansiz kabul ederek söyle demislerdir: Allah ezelden ebede kadar olacak bütün cüziyyati (her seyi) bilir. Binaenaleyh imtihan ve deneme Allah hakkinda imkansizdir. Bu kelimeler, ancak su manada olmak üzere ayette yer almistir. "Allah Teala, insanlara ayni muamele baskasi tarafindan yapildiginda "imtihan" veya "deneme" denilecek bir muamelede bulunmustur."
*** Razi: "Süphesiz ki Allah insanlara asla zulmetmez. Fakat insanlar kendi kendilerine zulmederler" (Yunus 44)
   Mutezile dedi ki: "Bu Allah Teala'nin hiç kimseyi kötülükleri ve gayri mesru seyleri yapmaya mecbur etmedigine, fakat insanlarin kendi irade ve istekleriyle bunlara yönelip yaptiklarina delalet eder." Vahidi buna su sekilde cevap verir: "Allah Teala zulmü kendisinden, mülkünde tasarruf sahibi oldugu için nefyetmistir. Böyle (kendi mülkünde tasarruf eden) zalim olmaz. Insanlarin fiilleri onlarin kesbleri sebebi ile kullara izafe edildigi için, Allah " Fakat insanlar kendi kendilerine zulmederler" buyurmustur.
   ---Yorum: Zulmü kendisinden nefy etmesi mahlukat O'nun mülkü olmasindandir ve istedigini yapmaya hak sahibidir. Yoksa bunu isteyebilirdi de istemedi anlaminda degil. Dolayisiyla Allah'in zulmetmesi imkansizdir.
*** Razi: "Müsrikler dediler ki: "Eger Allah dileseydi, ne biz, ne de atalarimiz O'ndan baska hiçbir seye tapmaz, O'nun hükmü olmaksizin hiçbir seyi haram kilmazdik." Onlardan evvelkiler de böyle yaptilar. Peygamberlerin üzerinde açik bir tebligden baska bir vazife var midir? Andolsun ki biz her ümmete "Allah'a kulluk edin, putlardan kaçinin" diye tebligde bulunmasi için bir peygamber gönderdik. Sonra Allah, içlerinden kimini hidayete erdirmis, kiminin üzerine de dalalet hak olmustur. Simdi yeryüzünde gezinin de, yalanlayanlarin akibetinin nice oldugunu görün. (Habibim) sen onlarin hidayet bulmalarina çok ihtiras göstersen bile Allah dalalette birakacagi kimselere hidayeti nasip etmez. Onlarin bir yardimcilari da olmaz." (Nahl 35-37)
   Kader Inancini Istismarlari
   Bil ki bu, nübüvveti inkar edenlerin ileri sürdügü üçüncü süphedir. Bunu söyle izah ederiz: Kafirler peygamberligi tenkit etmek için "Cebr" (özgürlügün olmamasi) görüsüne tutunarak söyle demislerdir: "Allah Teala eger iman etmemizi dileseydi, ey Muhammed, sen gelsen de gelmesende, biz iman ederdik. Ama eger Allah kafir olmamizi murad etmis ise, sen (peygamber olarak) gelsen de gelmesen de küfrümüz yine olacakti. Durum böyle olunca her sey Allah'tandir. O halde senin peygamber olarak gönderilmende bir fayda ve hikmet yoktur. Dolayisiyla nübüvvet (peygamberlik) müessesesinin batil (asilsiz) oldugunu söylemek gerekir."
   Bil ki bu süphe, Allah Teala'nin En'am suresinde "Müsrikler diyecekler ki: "Eger Allah dileseydi, ne biz, ne atalarimiz müsrik olmazdi. (Kendi kendimize) hiçbir seyi haram da kilmazdik." Onlardan evvelkiler de iste böyle tekzip ettiler." (En'am 148) ayetinde naklettigi seyin aynisidir. Mutezile'nin bu ayetle yaptigi istidlal, tipki o ayetle yaptigi istidlal gibidir. O halde bu husustaki istidlal ve karsi istidlal bakimindan söylenecek söz, o ayetin tefsirinde söylenmis olanlarin aynisidir. Bununla beraber bir nebze bahsetmemizde de bir sakinca yok. Diyoruz ki: Bu süpheye karsi verilecek cevap söyledir: O kafirler "Her sey Allah'tan olduguna göre, peygamber göndermek abes olur" seklinde bir fikir ileri sürmüslerdir. Buna karsi diyoruz ki: Bu söz Allah'a karsi bir itirazdir. Çünkü kafirler "Peygamber göndermede, imanin gerçeklesmesi ve küfrün ortadan kaldirilmasi konusunda fazla bir tesiri olmayinca, Allah'in peygamber göndermesi uygun degildir" demislerdir. Dolayisiyla bu söz Allah'in hüküm ve fiillerini mutlaka bir sebebe baglama manasina gelir ki bu yanlistir. Aksine Allah'in kendi mülk ve melekutunda istedigi hükmü verebilmesi ve istedigini yapabilmesi gerekir. Bundan dolayi, Allah'a karsi, "Bunu niçin yaptin veya sunu niçin yapmadin?" denilemez. Bunun bir inkar oldugunun delili sudur: Allah Teala bu ayetin sonunda bu hususu açikça belirterek "Andosun ki, biz her ümmete "Allah'a kulluk edin, putlardan kaçinin" diye tebligde bulunmasi için bir peygamber gönderdik." buyurmus ve böylece kullari hakkindaki sünnetinin (adetinin), onlara peygamber göndermek, Allah'a ibadet etmelerini emretmek ve taguta ibadetten nehyetmek seklinde oldugunu beyan buyurmustur. Daha sonra Cenab-i Hak "Sonra Allah içlerinden kimini hidayete erdirmis, kiminin üzerine de dalalet hak olmustur" buyurmustur. Bu "Allah Teala, her ne kadar herkese imani emretmis ve herkesi küfürden nehyetmis ise de, bir kisim insanlari hidayete erdirmis, bir kismini da saptirmistir. Binaenaleyh bu, Allah'in kullari ile ilgili ezeli bir kanunudur" demektir. Bu da Allah'in herkese imani emredip, küfrü nehyetmesi, sonra da bazilarinda imani, bazilarinda küfrü yaratmasidir. Allah'in sünneti bu manada bütün peygamberler, ümmetler v...e milletler hakkinda kadim olup, Allah Teala'nin da kendisinin itiraz edenlerin itirazindan, ihtilaf edenlerin isteklerinden uzak ve beri bir ilah olmasina hükmetmesi güzel ve yerinde olunca, o kafirlerin böylesi bir soruyu ileri sürmeleri cehaletlerini, sapikliklarini ve Allah'tan uzaklasmalarini gerektirmis olur. Böylece Allah Teala'nin onlarin rezillik ve lanete müstehak olmalarina hükmetmesinin; onlarin "Eger Allah dileseydi, ne biz, ne atalarimiz O'ndan baska hiçbir seye tapmazdik" seklindeki sözlerinde yalanci olduklarindan degil, aksine onlarin durumunun böyle olmasinin, peygamberler gönderilmesine mani olacagina inanmalarindan ötürü oldugu, bu inancin ise yanlis oldugu, iste bundan dolayi onlarin alabildigine zemme ve lanete müstehak olduklari sabit olmus oldu. Bu konuda güvenilecek dogru cevap budur. Ama bizden önceki kelamci ve müfessirler bu hususta baska bir izah yaparak söyle demislerdir: "Müsrikler bu sözü istihza (alay) için söylemislerdir. Bu tipki Hz. Suayb'a kavminin "Çünkü sen, yumusak huylu, akli basinda bir adamsin" (Hud 87) demeleri gibidir. Eger onlar bu sözü inanarak söylemis olsalardi, mümin olurlardi. Allah en iyi bilendir. Bil ki Allah Teala bu süpheyi nakledince "Onlardan evvelkiler de böyle yaptilar" buyurmustur ki bu, "O kafirler hep bu süpheye tutunmuslardir", demektir. Hak Teala daha sonra "Peygamberlerin üzerinde açik bir tebligden baska bir vazife var midir?" buyurmustur. Mutezile "Bu, Allah Teala hiç kimseyi imandan alikoymaz ve hiç kimseyi küfre düsürmez. Peygamberlerin görevi ise sadece teblig etmektir. Binaenaleyh onlar mükellefiyetleri teblig edip, Allah Teala'nin da hiç kimseyi haktan men etmedigi sabit olunca, bu süphe düser, demektir" demislerdir. (Ehli Sünnet) alimlerimiz de bunun manasinin söyle oldugunu söylemistir: "Allah Teala peygamberlerine tebligi emretmistir. Teblig etme isi onlara farzdir. Ama imanin gerçeklesip, gerçeklesmemesi isinin peygamberle bir ilgisi yoktur. Fakat Allahu Teala ihsani ve lütfu ile hidayete erdirir, dilediklerini de hizlani ile (ilahi yardimi keserek) dalalete düsürür. Alimlerimiz hidayet ve dalaletin Allah'tan oldugunu anlatmak için Hak Teala'nin "Andolsun ki, biz her ümmete "Allah'a kulluk edin, putlardan (taguttan) kaçinin diye tebligde bulunmasi için bir peygamber gönderdik" buyruguna tutunarak söyle demislerdir: "Bu Allah Teala'nin her millet ve ümmet içinde imani emreden ve küfürden nehyeden kimselerin olduguna delalet eder." Cenab-i Hak daha sonra "Sonra Allah içlerinden kimini hidayete erdirmis, kiminin üzerine de dalalet hak olmustur" buyurur. Bu "Onlarin içinden Allah'in imana, sidka ve hakka ilettigi kimseler oldugu gibi, haktan saptirip dogruyu görme hususunda kör kiligi, küfür ve dalalete düsürdügü kimseler de var" demektir ki bu, Allah Teala'nin emrinin, her zaman iradesine muvafik olmadigina, bazen bir seyi emrettigi halde o seyi irade etmedigine; yine bir seyi nehyettigi halde o seyi irade ettigine delalet eder ki bizim mezhebimiz de (görüsümüz) böyledir. Netice olarak diyebiliriz ki: Mutezile söyle der: "Cenab-i Hakk'in emri ve iradesi devamli birbirine uygun ve mutabiktir, ama O'nun ilmi ve iradesi bazen birbirine mutabik olmayabilir." Halbuki bu ayetin lafzi açikça bizim görüsümüze delalet etmektedir. Bu görüs sudur: Iman emri herkese samil, umumi bir ifadedir. Ama Allah'in insanlarin iman etmesini irade etmesi, insanlardan ancak bazilarina tahsis edilmis (nasip edilmis)'tir. Ayetteki "Kiminin üzerine de dalalet hak olmustur" ifadesi biz Ehli Sünnet'in görüsünün dogruluguna delalet eder. Çünkü Allah Teala onlardan bazilarinin üzerine dalaletin hak oldugunu haber verince, bu kimselerden dalaletin sadir olmamasi imkansizdir. Aksi halde Allah Teala'nin dogru olan haberi, yalana dönüsmüs olur ki bu imkansizdir. Imkansizi gerektiren sey de imkansizdir. Binaenaleyh bu kimselerin dalalete düsmemeleri imkansizdir ve onlardan dalaletin sadir olmasi aklen vacip olmus olur. Dolayisi ile bu, pek çok bakimdan biz (Ehli Sünnet'in) görüsünün dogruluguna delalet eden bir ayettir. Allah en iyi bilendir. Bu ayetin benzeri olanlar Kur'an'da pek çoktur. Mesela "(Allah) bir kismina hidayet verdi, bir kismina da dalalet hak oldu" (Araf 30); "Üzerlerine Rabbinin kelimesi (hükmü) hak olmus olanlar... iman etmezler" (Yunus 96) ve "Andolsun ki bunlarin çogunun üzerine o söz hak olmustur. Artik bunlar iman etmezler" (Yasin 7) ayetleri gibi.
   *** Razi: Isra 106: "Biz onu Kur'an olarak insanlara dura dura okuyasin diye ayet ayet, sure sure ayirdik ve onu perdeypey indirdik."
   Isra 107-108: "De ki: "Siz ona ister inanin, ister inanmayin. Su bir gerçek ki bundan önce kendilerine ilim verilen kimselere o Kur'an okununca, derhal yüzüstü secdeye kapanirlar ve derlerdi ki: "Rabbimizi tesbih ederiz. Rabbimizin vaadi mutlaka yerine getirilir."
    "Ona ister inanin, ister inanmayin"
   Allah mucizeler isteyen o kimselere tehdidvari olarak ve yaptiklarini begenmeyerek söyle demistir: "Ben beyyine ve delillerimi apaçik ortaya koydum ve her türlü mazeret kapisini kapattim. Binaenaleyh artik istediginizi seçin!"
   *** Razi: Kehf 28: "Sabah aksam Rablerine O'nun cemalini dileyerek dua edenlerle beraber candan sabr-u sebat et. Dünya hayatinin zinetini arzu ederek gözlerini onlardan ayirma. Kalbine bizi anmaktan gaflet verdigimiz, heva-ü hevesine uyan ve isinde haddi asmis kimselere boyun egme."
   Kehf 29: "De ki: O, Rabbinizden bir haktir. Artik dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Gerçekten biz zalimlere öyle bir ates hazirladik ki duvari çepeçevre kendilerini kusatmistir. Eger onlar feryat eder, imdat dilerlerse kalin bir siviya benzeyen, yüzleri kavuran bir su ile imdat olunacaklardir. O, ne fena içecektir, (o ates) ne kötü bir dayanaktir."
   Ayetin daha önceki kisimla münasebeti hususunda su izahlar yapilmistir.
   1- Allah Teala peygamberine, "Fakirleri kovarsan seni tasdik ederiz" diyen o zenginlere iltifat etmemesini emredince bundan sonra "De ki: O, Rabbinizden bir haktir" buyurmustur ki, yani "o kimselere" Hak din Allah tarafindan gelen dindir. Binaenaleyh onu kabul ederseniz, bunun faydasi sizedir. Eger bunu kabul etmezseniz, zarari da sizedir. Bunun fakirlik, zenginlik, güzellik, çirkinlik ,söhret ya da taninmama ile bir ilgisi yoktur de" demektir.
   2- "Hak, Allah katindan gelendir. O'nun katindan bana gelen hak, kendimi o fakirlerle beraber tutmam, onlarla oturup kalkmam ve onlari kovmamam; o reislere ve dünya ehline ise iltifat etmememdir."
   3- "Allah katindan gelen Hak sudur: Isteyen iman etsin, isteyen de kafir olsun. Allah bana bir grup kafirin imana girmesi için, iman edip salih amel isleyen kimseleri kovma hususunda müsaade etmemistir.
   Mutezile söyle der: "Allah Teala'nin, "Artik dileyen iman etsin,...dileyen inkar etsin" ifadesi iman, küfür, itaat-masiyet vb. seylerdeki isin kula ve onun iradesine birakildigina dair sarih bir ifadedir. Binaenaleyh kim bunu kabul etmezse, Kur'an'in açik nassina muhalefet etmis olur." Andolsun ki bazi kimseler bana bu ayeti sordular da ben de, bu ayetin bizim görüsümüzün dogruluguna delalet eden delillerin en güçlüsü oldugunu söyledim. Bu böyledir, zira bu ayet iman ve küfrün tahakkuk etmesinin, imani ve küfrü dilemenin tahakkuk etmesine bagli oldugu hususunda sarih bir ifadedir. Akil da açikça bunu gösterir. Çünkü seçim yapabilen aklin, o seye yönelmeksizin ve onu tercih etmeksizin tahakkuk etmesi imkansizdir. Bunu iyice kavradiginda simdi biz diyoruz ki: O kasit ve ihtiyarin (seçmenin) gerçeklesmesi, eger kendisinden önce bulunan bir kasit ve ihtiyar ile olmussa, o zaman sonsuza kadar her kasit ve ihtiyardan önce bir kasit ve ihtiyarin bulunmasi gerekir. Halbuki, bu imkansizdir. Binaenaleyh, o kasit ve tercihlerin, o zorunlu kasit bulundugu zaman, Cenab-i Hakk'in kulda zaruri olarak yarattigi kasit ve tercihe varip dayanmasi gerekir. Zaruri olan tercih ise, fiili gerektirir. O halde insan ister dilesin, isterse dilemesin eger onun kalbinde, muarizi (karsi gelen) bulunmayan o kafi (yeter, yetecek) irade bulunmazsa, fiil meydana gelmez. Ama o kesin irade bulunursa kul ister dilesin, isterse dilemesin, fiil o iradeye varip dayanir. Mesietin (dileme) bulunmasi, fiilin bulunmasina; fiilin bulunmasi da, mesietin bulunmasina dayanmaz. Binaenaleyh insan görünüste muhtar ama aslinda muzdar ve mecbur olan bir varliktir.
   Ebu Hamid el-Gazali bu hususu Ihyau Ulumi'd-din adli eserinin "Tevekkül" bölümünde ele alarak söyle der: "Eger sen "Ben kendimde bir seyi yapmak istedigimde onu yapabilme; yapmamak istedigimde de onu yapmamaya dair zaruri bir sey buluyorum. Binaenaleyh yapip yapmamak baskasinda degil, benim elimdedir" dersen; ben buna söyle cevap verebilirim: Farzedelim ki sen kendinde böyle bir sey hissediyorsun. Ama sen kendinde, bir fiili dilediginde, o mesietin oldugunu; dilemediginde de onun meydana gelmedigini hissedebiliyor musun? Tam aksine akil, o kimse fiili istediginde, o istekten önce bulunan bir mesiete göre bunu istedigine sehadet eder. O fiili istediginde, o fiil, bu noktada hemencecik ve bir seçme olmaksizin meydana gelir. Binaenaleyh, kalpte istemenin bulunmasi, zorunlu bir seydir. Fiilin o mesiete (istemeye) dayanmasi da zorunlu bir seydir. Binaenaleyh bu her seyin Allah'tan olduguna delalet eder."
   Cenab-i Hakk'in "Artik dileyen iman etsin, dileyen kafir olsun" ifadesinde önemli birkaç fayda bulunmaktadir.
   Birinci fayda: Ayet kasit (irade) ve sebep (dai) olmaksizin herhangi bir failden, herhangi bir fiilin sadir olmasinin imkansiz olduguna delalet eder.
   Ikinci fayda: Emir sigasi kendisiyle istek ve talep manasi kasdedilmeksizin Allah'in kitabinda çokça kullanilmistir. Hem sonra Ali ibn Talib de, bu ayetteki bu siganin bir tehdit ve bir vaid ifade ettigini, muhayyerlik ifade etmedigini söylemistir.
    Üçüncü fayda: Ayet Allah Teala'nin müminlerin imanindan yararlanmadigina; kafirlerin küfründen de zarar görmedigine, tam aksine imanin faydasinin, küfrün de zararinin insanlara raci olduguna delalet eder. Nitekim Cenab-i Hak "Eger iyilik etmis olursaniz, kendinize iyilik etmis olursunuz. Eger kötülük ederseniz, (yine) kendinize kötülük etmis olursunuz." (Isra 7) buyurmustur.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 21.02.05/18:36
Kursatotcu, insan iradesini taştan taşa vurdun eline sağlık, fakat yazında diyorsun ki;

...ben cüzi irade yoktur demedim şunu diyorum cüzi irade vardır lakin etkisi yoktur...


peki bu etkisi olmayan cüz'i iradenin işi ne, yani ne yapar, ne eder, niçin var....

teşekkürler...
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 21.02.05/20:39
Kursatotcu, insan iradesini taştan taşa vurdun eline sağlık, fakat yazında diyorsun ki;


CODE  
...ben cüzi irade yoktur demedim şunu diyorum cüzi irade vardır lakin etkisi yoktur...  



peki bu etkisi olmayan cüz'i iradenin işi ne, yani ne yapar, ne eder, niçin var....

teşekkürler...                                                                                                                bak çakılltaşı bu soruyu bana başka formlarda da sordular  bu ifade esasen eşari mezhebinin görüşüdür  bundan kasıt şudur. yani insanın iradesi vardır irade demekle kasdettiğim ise şudur. mesela bilgisayarı açmak istedim işte bu iradedir diğer deyimle buna cüzi irade denir biz bu iradeyi inkar etmiyoruz lakin benim dediğim "irade vardır lakin etkisi yoktur" şu demektir. benim irade ettiklerimi de yani Allah yaratır sonuç itibariyle Allah bende hangi düşünceyi yaratırsa ben ancak onu düşünebilirim manasında olmak üzere kullanılan ve insanın özgür iradesinin olmadığını ifade eden temsili bir söyleyiştir.  yani irademiz vardır ama özgür irademiz yoktur Allah benim neyi düşünmemi irade etmişse ben ancak onu irade edebilirim manasında kullanılan bir ifadedir . zaten eşari mezhebinde kesb: kazanmak demek olup bu mezhepte tanımı aynen şudur:  insan gücünün fiille beraber etkisiz olarak bulunmasıdır.( bu mezhepte insan fiilleri, hareketleri Allah tarafından yaratıldığı kabul edilir)  zaten defalarca zikrettiğim üzere kader hususunda benim dediklerimin tamamına yakınını ben eşari mezhebinin dediklerini size anlattım ki bu mezhep piyasadaki kitapların tamamı tarafından ehli sünnet olarak kabul edilen ve hak mezhep diye ifade edilen mezhebin görüşleridir . ben bunları biliyorum ve insanların çoğu bu gerçeklerden habersiz diye ben mi suçlu oluyorum yani...
soru: cüzi iradeyi insan mı yaratır, Allah mı yaratır yoksa kendi kendine mi meydana gelir?  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 22.02.05/12:10
Alıntıbak çakılltaşı bu soruyu bana başka formlarda da sordular  bu ifade esasen eşari mezhebinin görüşüdür  bundan kasıt şudur. yani insanın iradesi vardır irade demekle kasdettiğim ise şudur. mesela bilgisayarı açmak istedim işte bu iradedir diğer deyimle buna cüzi irade denir biz bu iradeyi inkar etmiyoruz lakin benim dediğim "irade vardır lakin etkisi yoktur" şu demektir. benim irade ettiklerimi de yani Allah yaratır sonuç itibariyle Allah bende hangi düşünceyi yaratırsa ben ancak onu düşünebilirim manasında olmak üzere kullanılan ve insanın özgür iradesinin olmadığını ifade eden temsili bir söyleyiştir.  yani irademiz vardır ama özgür irademiz yoktur Allah benim neyi düşünmemi irade etmişse ben ancak onu irade edebilirim manasında kullanılan bir ifadedir . zaten eşari mezhebinde kesb: kazanmak demek olup bu mezhepte tanımı aynen şudur:  insan gücünün fiille beraber etkisiz olarak bulunmasıdır.( bu mezhepte insan fiilleri, hareketleri Allah tarafından yaratıldığı kabul edilir)  zaten defalarca zikrettiğim üzere kader hususunda benim dediklerimin tamamına yakınını ben eşari mezhebinin dediklerini size anlattım ki bu mezhep piyasadaki kitapların tamamı tarafından ehli sünnet olarak kabul edilen ve hak mezhep diye ifade edilen mezhebin görüşleridir . ben bunları biliyorum ve insanların çoğu bu gerçeklerden habersiz diye ben mi suçlu oluyorum yani...


Yani "İnsanda irade vardır ama bu varolan irade özgür diyebileceğimiz ve üzerinde sorumluluk veya seçebilme hakkı olan bir irade değil" diyorsun...

Dolayısıyla sorumluluğu olmayan bir iradenin yükümlülüğü de yoktur sonucunu çıkarıyor ve; iş baştan olup bitmiş, kader dediğimiz alın yazısıda yazılmış, bizlerinde bu yazılanların dışına çıkmamızın imkansız olduğunu savunuyorsun...

Kur'an da Yakup ve Yusuf'un kıssası anlatılırken;

Ve dedi ki: "Ey çocuklarım, tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ben size Allah'tan hiçbir şeyi sağlayamam. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnızca O'na tevekkül etmelidirler." (Yusuf Suresi, 67)

Babalarının kendilerine emrettiği yerden girdiklerinde, -Yakub'un nefsindeki dileği açığa çıkarması dışında- onlara Allah'tan gelecek olan hiçbir şeyi sağlamadı. Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz için bir ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler. (Yusuf Suresi, 68)

Yukarıya alıntıladığım ayette kırmızıyla işaretlediğim yer bu senin cüz'i irade savınla örtüşüyor sanırım.

Ne diyelim!

De ki : "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyin bakalım; çünkü yakında, doğru yol sahiplerinin ve doğru gidenlerin kimler olduğunu bileceksiniz!(Taha Suresi 135. Ayet)  

Bekleyip göreceğiz...
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 22.02.05/19:30
bak çakıltaşı en çok korktuğum hususlardan biri de bu konuda yanlış anlaşılmaktır ben her ne kadar özgür irademiz yoktur diyorsam da asla sorumluluğumuzu inkar etmiyorum yani Allah bizlere zorla günah ve sevap işletir zorla kafir yapar ama sorumlu Allah değildir. sorumlu cin ve  insanlardır bu hususta kesin delil enbiya 23. ayettedir:  "O yaptıklarından sorumlu değildir, onlar ise sorumlu tutulacaklardır."
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 25.02.05/10:11
anlıyorum...

Allah onlarla alay ediyor ve onları, kendi azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakıyor. (Bakara-15)

Göklerde oturan gülüyor, Rab onlarla eğleniyor." (Zebur-2)

İşte öyle bir şey!
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: psi_misst - 25.02.05/22:05
kader  sensin...  sen  hayatın  bir  parcasısın  kader  yazılmaz  mal  gibi  ALINIR
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 01.03.05/22:27
ne oldu sesiniz çıkmıyor araştırdınızda eşariliğin cebir ci oilduğunu gördünkobra işin özü şu ki: eşari mezhebinin yüzyıllardır bir adı var insanlar içinde ehli sünnet diye anılagelen bir ekoldür bu yüzyıllardan beri süre gelen ekole direkt olarak saldıramıyorlar cebr düşüncesine karşı çıkanlar dikkat edersen cebriyye adı altında hertürlü hakareti yapıyorlar dalga geçiyorlar fakat iş eşari mezhebinin kader konusunda bilgi vermeye geldiğinde bu konuyu kısa kesip aslında cebriyye bir kayış var bu görüşte diyorlar ama bak cebriyyeye yaptıkları aşağılamaları ona hemen hemen hiç yapmıyorlar bu nokta önemli sonra darbı mesel adı altında bir ifade uydurup "eşarinin kesp anlatımı gibi" diyorlar böylece okuyucuların aklına gelen eşarilikte yoksa cebirci mi anlayışını sindiriyorlar ve yüzyıllardır gelen iki hak mezhep anlayışını yani eşarilik ve maturidilik korumaya çalışıyorlar dersen ki bunu niçin böyle yapıyorlar: önceklikle taklitçilik ve sonra bu husus aklına geldiğinde bu kadar alim bu işi anlayamadıda ben mi anlayacağım bu işleri. bu kadar zamanın alimleri geldi geçti onlar bu iki mezhebi övdüler demek ki benim anlamadığım bir nokta var o bakımdan ben bu düşüncelere dalıyorum hiç said nursinin, elmalılı hamdi yazırın anlayamadığı bir şeyi ben anlayabilirmiyim? aman sakın bunu hiç kimseye söylemeyeyide bana gülmesinler. zira bu düşünceye ben bile inanamıyorum( yani eşarinin cebirci olup maturidi mezhebinin tersi düşünceyi savunması hususu) ve gülecek gibi oluyorum. ah ah eskilere tabi olmak lazım terbiyeli olmak lazım haddini bilmek lazım..
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 02.03.05/12:28
Dünya hayatı...belkiyle başlayıp, keşke ile devam etmekte... belliki keşmekeş bir süreç... sonrası iyiki olsa bari...

Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 02.03.05/20:36
sizlere şunu söylüyorum sitede  islamdakader.cjb.net   soruları ve delilleri çevrenizdekilere sordunuz mu ve bu konuda tartıştınız mı çevrenizdekilerle eğer bunu yaptıysanız tahminim aşağılandınız, alay edildiniz ve sizden kaçmışlardır bu hususu merak etmekteyim dolayısıyla bu hususta çevresindekilerle konuşup tartışanların nelerle karşılaştıklarını  buraya yazmalarını istiyorum bir bakalım ne yapmışsınız. bunu yapın ve görelim. hadi bekliyorum...  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 04.03.05/11:13
Kursatotcu, sen boş ver milletin ne dediğini de bu kişisel çalışmaların neticesinde cüz'i iradenin bu etkisiz varlığına bir açılım getireceksen getir, bu mezhep yarıştırma hülyasından vazgeç.

Onlar bir ümmetti geldi geçti, onların dediklerini aktarmayı boş ver de; senin cüz'i irade konusunda ki çıkarımın nedir onu söyle...

hadi bekliyorum...  :)
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: Çakýl Taþý - 04.03.05/14:01
Alıntıkader  sensin...  sen  hayatın  bir  parcasısın  kader  yazılmaz  mal  gibi  ALINIR

Kader alınmış mı?

Evet alınmış...

İnsanın bunda bir müdahalesi var mı?

Evet var...

Peki bu iki boyut aynı anda varolabilir mi?

Evet olabilir...

Nasıl?


Bir labirent düşünün; bu labirent belirli sınırlarla çevrili ve bu sınırlar Allah tarafından çizilmiş, yapılmış yada yazılmış. İnsan da bu sınırlar içerisinde dilediğini yapmak serbestisine sahip ama yapacakları bu sınırları belirlenmiş alan içerisinde kalmak zorunda ve bu sınırlardan dışarı çıkması da mümkün değil. Yani bu sınırlı alan içerisinde hareket sahası kısıtlı ama bu sınırlar içerisinde de kişisel serbestiye sahip.

Ama bu labirent öyle bir labirent ki içerisinde tuzaklarıda barındırıyor ve bu oyuna her uygun hareket (+) puan kazandırdığı gibi insanın rahat hareket etmesini sağladığı gibi uygunsuz harekette (-) puan kazandırdırıyor ve insanın hareket alanının  kısıtlanıp zorlanmasına sebep oluyor. Kazanılan puanlar da bu labirent içerisinde ki durumunu değiştirdiği yani oyunu lehine kolaylaştırdığı gibi sonraki merhaleyede bu biriktirdiğin puanların sana sağlamış olduğu katkılarla geçip oyuna orada devam ediyorsun...


Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: deniz - 04.03.05/14:06
benim karar alabiliyor olmam kaderimi kendi ellerime teslim eder.

ancak karar almamı gerektiren ve yönlendiren şartların ortaya çıkarılması belki tanrı tarafından olur diyebiliriz.

ama bu da diğer bilinçler tarafından yada tabiatın kaosu ile oluyor gibime geliyor.
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: Çakýl Taþý - 04.03.05/14:44
Alıntı.....


Bir insan doğduğunda önünde 100... kapı buluyor.
Bu 100... kapıdan ellisi/yarısı iyi, diğer ellisi/yarısı de kütü,
Bu kapı alternatiflerinin hepsi Onun tarafından biliniyor, (O'nun iradesi)
Ve tam burada o insanın seçme işi başlıyor. (İnsanın iradesi)

Bu alternatiflerden istediği seçimi yapma iradesi insanın kendisinde, yani bizde;

İyi kapılardan birini seçersek bundan sonraki iyiyi seçme alternatifimiz 51'e çıkartırken,
Kötüyü seçme alternatifimizde 49'a düşüyor.

Yani önümüze çıkan olaylarda iyiyi seçme/yaşama irademiz bizim bundan sonraki iyiyi seçme/yaşama yönündeki alternatiflerimizi çoğaltırken, kötü yönde tercihlerimiz ise bundan sonraki kötüyü seçme/yaşama alternatiflerimizi çoğaltıyor.
Artı yada eksi seçimler seçilen birimde artma yaparken zıt yönde/tarafta azalma yapıyor ve insanın o anki konumunu belirliyor.

Her iki tarafta da birer kapı her zaman alternatif olarak kapanmıyor.
Yani yaşam sürdüğü sürece iş bitmiyor, ne zamanki zaman doluyor o anki kapı ihtimallerinin bulunduğu durum o insanın sonunu/sonucunu ortaya koyuyor.

Yani kasdettiğin diğer bilinçler yada kaos içerisinde de bir düzen var...
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: deniz - 04.03.05/14:58
evet eşya tabiatı gereği düzene ulaşmaya mahkum.

kim redderse etsin muhakak her sistem düzene kavuşur.

ama bu durum allahın iradesi ile birlikte  nasıl açıklanabilir.
Başlık: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: Çakýl Taþý - 04.03.05/16:58
Alıntı
ama bu durum allahın iradesi ile birlikte  nasıl açıklanabilir.


etrafıma bakıyorum, bakıyorum da hiç bir düzensizlik göremiyorum...her kez ettiğini bir zaman sonra buluyor, bununla açıklanabilir mi, ne dersin?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 05.03.05/20:21
yazdığım kitaptan sizin için seçtiklerim kısa ve etkili sorular
1 rızık Allah tan mı  içki içmek rızık mı  içki  içmek Allah tan mı? ( haramda rızıktır maturidilere göre)
2 herşey Allahın dilemesiyle mi olur     zina yapanlar var Allaha sövenler var bunlarda mı Allahın dilemesiyle oldu?
3 Allah günahların işlenmesini diler mi     günahlar işleniyor mu    o halde dünyada Allahın dilemesinin, iradesinin dışında bir şey mi oluyor?
4 kadere hayrın ve şerririn Allahtan geldiğine inanıyormusunuz      zina yapmak şermidir         zina yapmak Allahtan mıdır     hani hayır ve şer Allahtandı ya
5   "Allahım bizi kötü yola düşürme, yolumuzu saptırma " diye dua ediyormusunuz ?    demek ki kötü yola düşüren ve yoldan saptıran kimmiş?
6 Allah şerri irade eder mi? yani ister mi diler mi?   hayır dersen Allahın dilemesi dışında mı oluyor bu şerler?
7 insan kadere mi bağlıdır yoksa hür müdür?
8 şimdi senin bu yazıları okuman kader mi?
9  Allah dilemeseydi sen bu yazıları okuyabilecek miydin?
10  önünde iki meyve var elma çilek seç birini.  senin bu seçimin Allahın iradesiyle mi oldu yoksa iradesi dışında mı oldu?
11 insan Allahın murad ettiği (istediği, dilediği ) şeye muhalif bir şey yapabilir mi?
12 bir insan çalıntı yiyeceklerle yaşarsa bunlar ona Allahın verdiği rızık mıdır?
13  Allah mahlukatının ( yaratıklarının)   kendisine itaat etmeden önce itaat edecek olmalarını ve O'na isyan etmeden önce isyan edecek olmalarını irade etmiş miydi?  bu soruya hayır derseniz Allahın iradesinin ezeli olduğunu reddetttiniz demektir.  eğer "bildiği için diledi " derseniz bunun da cevabı sitededir
14  siz bu yazıları okumadan önce Allah bu yazıyı okuyacağınızı biliyor muydu, bilmiyor muydu?   biliyordu derseniz soruyorum :   bildiği gibi olmasını mı diledi yoksa bildiğinin aksine olmasını mı diledi?  " bildiği gibi olmasını diledi" derseniz, sizin bu yazıyı okumanızı Allahın irade etmiş olduğunu kabul ettiniz demektir.   ve siz Allahın irade ettiği bir fiili, hareketi engelleyebilir misiniz?         " hayır engelleyemem" derseniz demek ki siz bu yazıları Allahın zorlamasıyla, mecburen, tıpış tıpış okudunuz....     ne dersiniz bu işe?
          bu soruları ne kadar bilgili olursa olsun insanın hür iradesi olduğunu savunan kişilere sorarsanız yüzü kıpkırmızı kesileceğini tahmin etmekteyim.   gece uyuyamaz tahminime göre sorun görün yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.........................................ve defalarca söylediğim gibi peygamberimizin kader hadislerinde yine insanın özgür iradesi olmadığı anlatılır peygamberimiz tarafından.  bu hadisleri de onlara sorarsanız yine kıpkırmızı olurlar . hadi sorun artık.  daha ne yapayım,  anlatıyorum değil mi?
       çakıltaşı sitede bunları detaylı anlattım ben yine söyleyeyim ki cüzi irade vardır bizim tercihlerimiz vardır ama bunlar sonuçta düşüncedir ve düşüncelerimiz de Allahın yaratmasıyla oluşur dolayısıyla aslında bizde Allah hangi düşünceyi yaratırsa biz o düşünceyi düşünebiliriz. bu kadar basit yani
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 05.03.05/22:26
Alıntıyazdığım kitaptan sizin için seçtiklerim kısa ve etkili sorular
1 rızık Allah tan mı  içki içmek rızık mı  içki  içmek Allah tan mı? ( haramda rızıktır maturidilere göre)

içki de rızıktır evet kursototcu ama o rızık ta seçki için ortada olmak zorunda, burada bulunmak zorunda, mevcutta bulunan hiç bir şey ve hiç bir kimse burada kendiliğinden bulunmamakta, ona yüklenen değer onu ona yükleyen tarafından bilinir ve ona görede değerlendirilir.

2 herşey Allahın dilemesiyle mi olur zina yapanlar var Allaha sövenler var bunlarda mı Allahın dilemesiyle oldu?


Kursatotçu sende bilirsin ki herkes Sonuçta yaptıklarından hesaba çekilecektir. İnsanların dünyada tüm bu yaptıkları Allahın Rahman sıfatı  içerisinde eşit mesafede bulunmak durumunda ama bunun birde diğer tarafı ve dolayısıyla da Rahim sıfatı var...

3 Allah günahların işlenmesini diler mi günahlar işleniyor mu o halde dünyada Allahın dilemesinin, iradesinin dışında bir şey mi oluyor?


Allah günahların işlenmesini dilemez ama işlenmesine izin verir çünkü sonuçta dönüşün kendisine olduğunu bilir ve O zaman bütün bu yapılanların hesabı yapanlar tarafından bir bir görülecektir...

4 kadere hayrın ve şerririn Allahtan geldiğine inanıyormusunuz zina yapmak şermidir zina yapmak Allahtan mıdır hani hayır ve şer Allahtandı ya


Evet kadere dolayısıyla hayır ve şer Allahtandır ve fakat bütün bunların yaratılması teklif bakımından yaratılmış şeylerdir, sınırlı ortam ve kısıtlı irade ile bunlar arasından dilediği seçimi yapmak sana ve bana kalmıştır, ama bu yaptıklarında tercih sahibi olarak sorumlu var ise o da sen yada benim, çünkü yol tek tercihli değil...

5 "Allahım bizi kötü yola düşürme, yolumuzu saptırma " diye dua ediyormusunuz ? demek ki kötü yola düşüren ve yoldan saptıran kimmiş?


Evet kursatotcu bizler bu dileklerimizi dua yada dilemek ile ortaya koyarız ama bunların sonuçlanmasında herşeyi yaratanın ve herkesin sinelerinin özünü bilen olarak onun sonuçlandırmasına mecbur kalırız yani dilememizle işlerin sonucunu değiştiremeyiz, bu yaptığımız sadece kendimizi avutmaktır...

6 Allah şerri irade eder mi? yani ister mi diler mi? hayır dersen Allahın dilemesi dışında mı oluyor bu şerler?

Allah şerre layık olana şerri vermedehiç tereddüt etmez, ama dilemesini sorar isen bilki onun dilemesi kötülük değil iyiliktir ama gel gör ki onun şahsında adaleti hiç su götürmez kendisine yakışır şekilde tecelli eder...

7 insan kadere mi bağlıdır yoksa hür müdür?


İnsan kadere sunulan tekliflere tercihler belirtmek yönünden bağlı ama tercihlerinin sonuçlandırılmasırı boyutunda değil...

8 şimdi senin bu yazıları okuman kader mi?


Bu yazıların tümü kader ve fakat benim bu yazıyı okumam teklifler arasından tercihtir...

9 Allah dilemeseydi sen bu yazıları okuyabilecek miydin?


Evet O teklif eder tüm bu yazılarla bunları okumam yada cevap yazmam yada bu cevabın karşımdakine ne şekilde ulaşıp ne sonuç doğuracağı ise yine O'nun takdiridir, çünkü O'NUN ADALETİ HER ŞEYİN ÜZERİNDEDİR, benim dileğim beni bağlar fakat bütünün dengesi O'nun ilmi ezelisidir...

10 önünde iki meyve var elma çilek seç birini. senin bu seçimin Allahın iradesiyle mi oldu yoksa iradesi dışında mı oldu?


evet tüm bu meyveleri yaratan olarak önüme koyan O. İçlerinden kendi tercihimi kullanarak birini seçmem benim tercihim ve fakat bu tercihimi rızık olarak yiyebilmemde yine O'nun takdiri...

11 insan Allahın murad ettiği (istediği, dilediği ) şeye muhalif bir şey yapabilir mi?


İnsanın murat ettiğide, etmediğide O'nun eseri ve teklifidir, insan bunlardan tercihini belirtir ve fakat sonuçta takdir yine O'nundur.

12 bir insan çalıntı yiyeceklerle yaşarsa bunlar ona Allahın verdiği rızık mıdır?


Çalıntıda O'nun rızkı çalıntı olmayanda ve fakat bu çalıntıyı sinelerin özünü bilen olarak ne senin ne de benim bilemeyeceğim boyutlarla görerek değerlendirmesini hiç bir etki ve etken altında kalmadan yaparak sonuçlandıracak olan da O'dur...

13 Allah mahlukatının ( yaratıklarının) kendisine itaat etmeden önce itaat edecek olmalarını ve O'na isyan etmeden önce isyan edecek olmalarını irade etmiş miydi? bu soruya hayır derseniz Allahın iradesinin ezeli olduğunu reddetttiniz demektir. eğer "bildiği için diledi " derseniz bunun da cevabı sitededir


O' onların irade etmelerini değil irade edebilecekleri her şeyi yaratıp önlerine teklif olarak sunan ve bu tekliflerinde sonuçlanmasını yine kendi takdiri ile koruyandır...

14 siz bu yazıları okumadan önce Allah bu yazıyı okuyacağınızı biliyor muydu, bilmiyor muydu? biliyordu derseniz soruyorum : bildiği gibi olmasını mı diledi yoksa bildiğinin aksine olmasını mı diledi? " bildiği gibi olmasını diledi" derseniz, sizin bu yazıyı okumanızı Allahın irade etmiş olduğunu kabul ettiniz demektir. ve siz Allahın irade ettiği bir fiili, hareketi engelleyebilir misiniz? " hayır engelleyemem" derseniz demek ki siz bu yazıları Allahın zorlamasıyla, mecburen, tıpış tıpış okudunuz.... ne dersiniz bu işe?


Kursatotcu tercih edebilen olarak bu ortamdayız, takdir eden olarak değil...

Bizlerin hatası Allah'ı sadece insana özgü sınırlı olgularla takdir etmeye çalışmamızdır, oysaki O, herşeyi ki, bu herşeyle birlikte bizleri de  yaratandır. Bizlerde olanları veren O'dur ve fakat bizler O'nun gibi herşeyimizle mükemmel sonuç değiliz. Bizlere düşen onu gereği gibi takdir etmek, yani kendimizle O'nu bir tutarak kendi kulluğumuzun eksikliğini O'na yakıştırmamaktır. O herşeyi yaratandır  dolayısıyla bizleri de yaratandır ve sahip olduğumuz olgular konusunda O'nunla bir değiliz...

Selamlar.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 06.03.05/21:38
"O herşeyi yaratandır dolayısıyla bizleri de yaratandır"  çakıltaşı bunu dedi.
 peki herşeyi yarartan Allah diyorsun peki bizim hareketlerimizi ve düşüncelerimizi de Allah mı yaratıyor? eğer evet dersen soruyorum o halde kişinin özgür iradesini savunuyorsan neyi daha delil getireceksin? O hangi düşünceyi sende yaratırsa sen onu düşünürsün. yine hangi fiili, hareketi  sende yaratırsa sen onu yapabilirsin. yaratmazsa hareket de edemezsin.  hani hürriyetin?  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 07.03.05/00:04
İnsanın murat ettiğide, etmediğide O'nun eseri ve teklifidir, insan bunlarda tercihini belirtir ve fakat sonuçta takdir yine O'nundur. O' onların irade etmelerini değil irade edebilecekleri her şeyi yaratıp; önlerine teklif olarak koyan ve bu tekliflerinde sonuçlanmasını yine kendi takdiri ile koruyandır...

Selam.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 07.03.05/20:31
benim başka forumlardaki tartışmalarımı da görmek isterseniz  google   den ya da msn den   kursatotcu  yazarak arayın karşınıza çeşitli forumlar çıkacaktır bu forumların (din  felsefe  yada diğer )  başlıklarına yazımı yazmıştım. oralarda tartışmalarımı izleyebilirsiniz.  bir kısım forumda ise ismim olmasına rağmen beni attıkları için konuyu bulamayabilirsiniz.  bir konu başlığıda (tesadüfler kaçınılmazdır)  idi.   o da kader üzerine tartışmadır.
     Bir de şu hususu size iletmek istiyorum: ben iki ay önce yüzlerce yayınevine mesaj attım onlara kitabımı basmaları için. lakin onlar yanıt vermediler,  basma taraftarı gözükmediler.  dolayısıyla size sesleniyorum benim kitap basma  imkanım yoktur.   bu işleride zaten bilmem.  o bakımdan çevresi olan, bu işlerle ilgili ya da kendi bu işleri yapabilirim diyen varsa bu sitedeki kitabı bastırsın. tekrar ifade ediyorum ki ben bu işi para için yapmadım. dolayısıyla hak talep etmiyorum. yani bu bilgileri yaymak için size bunu diyorum. çünkü bir çok kişi internetten anlamaz ve  bilgisayardan zaten kitap okumak daha zordur.   o bakımdan bu kitabın basılması çok önemli.   yapabilen bu iş yapsın.  
Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: byseca - 08.03.05/02:35
imdi inanan arkadşlar,,,

1-kadere ve tanrının her şeyi bildiğine inanırlar,,,,

2-günah veya sevaba inanırlar,,,

peki aslında bu ikilem bir çelişki değilmidir?

açıklama:''bizler dünyaya gönderildiysek, ve yaptığımız her şey biliniyorsa,, bize neden  günah veya sevap yazılıyor,,, tanrı sizce bizimle oynuyormu,,,
yani inanan arkadaşlar,, tanrı madem herşeyi biliyor,,,

mesela,, ben birazdan birini öldüreceğim ve bunu biliyor ama bana günah yazacak,,,, bu nasıl bir iştir,, siz bunu kendinize nasıl açıklıyorunuz,

kafanızda hiç soru oluşmuyormu,,, bu çelişkiyi nasıl gideriyorsunuz,,,  
Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: oxmemo - 08.03.05/09:28
eğer? ki? cehennem? ceza? içinse?
ben de şunu merak ediyom..
sööle sööle çekinme.
durun yeni bi anlatım biçimi, anahtar kelimeleri atıyom; fiillerle,bağlaçlarla uğraştırmayın beni, anlayın işte  :P

insan suç
mahkeme ceza
cehennem de ceza
aynı insanda çakışan 2 ceza
tek suç, 2 ceza
tanrı mahkeme
tanrı tanrı
insan aynı insan
:w00t:

yok ox yok..bu iş bööle yürümez.

Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: Hades - 08.03.05/09:50
Camiye gittim ama Allah bilir niye
Ne namaz kılmaya ne dua etmeye
Geçen yıl bir kilim aşırmıştım camiden
O eskidi gittim yenisini yürütmeye

Ömer Hayyam
Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: byseca - 08.03.05/13:57
MIKE-TYSON,,

arkadaşım sen benden farklıbişey söylemdinki,,,,, bende insanların kaderi elinde diyorum,,,,,


ama sen inanıyormusun bilmiyorum,,, eğer ki inannıyorsan,, senin kitabın öyle söylemiyor,,, yok ben inanıyorum da kitabımı bilmiyorum diyorsan o başka dostum,,,,:)
Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: Sodhym - 08.03.05/22:03
islamiyete göre esasen olay şu, tam olarak bilmek lazım şu kader mevzuunu.

benim fikrimi sorarsan inanmıyorum onu belirteyim.

fakat işin özü şudur, kader iki yönlüdür.

birincisi bizim seçme ihtimalimiz olmayan şeyler ki bunlar doğduğumuz aile doğduğumuz dönem doğduğumuz toplum vs gibi biz doğmadan belli olan şeylerdir.

ikincisi ise, bizim seçimlerimizle değişen kader. biz seçme özgürlüğüne sahibiz, fakat allah bizim neyi seçeceğimizi biliyor.

yani allah bize böyle yaptırıyor değil bu inanca göre, bizim seçimlerimizi biliyor yalnızca..elbette neyi seçeceğimizi bildiği için ona göre değiştirme hakkına sahip bir müslümanın bu hakkı sorgulama hakkı yoktur fakat genel olarak mesele bu.

iyi günler.
Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: bay_ateist - 08.03.05/22:37
Kader ve Ozgurluk

Kaderimiz ciziliyse kararlarimizdan niye sorumlu tutuluyoruz?
Yok eger hur irademiz varsa, niye bazi seyleri sectigimizde cehenneme atiliyoruz?
Secme yetenegimiz var, fakat bazi seyleri secmememiz isteniyorsa bu yetenegin ne kadar anlami var? (Buna cevap olarak toplum kurallarini ornek gosteren bir analoji kurulursa, ornegin, hirsizlik yapma secenegimiz var, ama hirsizlik yaparsak toplum bizi cezalandirir, dolayisiyla allahin da bizden bazi seyleri talep etme hakki vardir deniyorsa, bu analojinin gecersizligine dikkat ediniz. Cunku soru, topluma veya herhangi bir seye zarari olmayan secimlerden bile bazilarini yapmakta niye ozgur degiliz sorusudur. Ornegin, benim namaz kilmamamin veya allaha inanmamamin kimseye zarari yok. Boyle secimlerden dolayi dine gore neden cezalandirilmam gerekiyor?)
Cuz-i irade deyip isin icinden cikmayin. Bir konuda secim hakkim ya vardir, ya yoktur. Yarim hak diye birsey olmaz. Tanrinin gercekten varoldugunu farzedelim. Benim niye ona tapinma zorunlulugum var? Eger benim herhangi birine, bu biri benden cok daha guclu bile olsa, tapinmayi reddetme yetenegim varsa (eger bunu secebiliyorsam, boyle bir yetenegim var demektir), o zaman bu yetenegi kullanmaktan dolayi neden ceza gormem gerekiyor? Eger itaat istiyorsa, neden itaat etmeme yetenegini de veriyor insana? Yok eger baska turlusunden zevk alamiyorsa, o zaman "Peki bu tanri sadist midir?" sorusu gundeme gelir.
Jean Paul Sartre'a gore, tanri varsa bile ona savas acip yok etmeye calismaliyiz, cunku o bizim ozgurlugumuze engeldir. Eger tanri varsa bile, eger iddia edildigi gibi adilse, hur irade verdigi ve istedigini secme yetenegiyle donattigi kullarindan, bu yetenegi kullanma hakkini esirgememelidir. O zaman kendisi iyi niyetli ve adil olmaz. Gaddar, despot ve adaletsiz olur.

Bu sorular teistler için daha da vahim :))


Bu yazı Ateizm ve Din sitesinden Alınmıstır
www.geocities.com/ateizmvedin
Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: Çakýl Taþý - 09.03.05/09:58

Ben şahsen bu dünyadan şunu anladım ki; Hiç orayı-burayı suçlamaya gerek yok, iyi yada kötü herkes yaptıklarının karşılığını -bir zaman sonra- mutlaka eksiksiz alıyor...
Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: I_M_A_N - 09.03.05/12:03
byseca kardeşim
Allah bizim onu bilmemesi istiyor
ben sizi biliyorum diyor
siz beni bilmiyorsunuz
siz dünyada şu şekilde şu vasiyette şunu yapacaksınız
bende bak size nasıl karşılık verecem
yani biz bileleim diye

Kuranı kerimde diyor ya
bedirde savaşanlara sizler şu vasiyette idiniz ben size şu şekilde karşılık vermiştim anlat bakayım beni

uzun zamandır chata takılıyoruzda o yüzden pek yazamıyorum burada neyse




Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: oxmemo - 09.03.05/13:32
AlıntıAllah bizim onu bilmemesi istiyor


istiyor_?
Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: byseca - 09.03.05/22:23
Alıntıyani allah bize böyle yaptırıyor değil bu inanca göre, bizim seçimlerimizi biliyor yalnızca..elbette neyi seçeceğimizi bildiği için ona göre değiştirme hakkına sahip bir müslümanın bu hakkı sorgulama hakkı yoktur fakat genel olarak mesele bu.

iyi günler.

bize karışmıyor ama biliyor diyorsun,,, peki dostum bizi yaratan o değilmi bu düşünceye göre,,, bildiği şeylere mi günah yazıyor,,,

tanrı inananlarla oyunmu oynuyor,,
Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: byseca - 09.03.05/22:28
Alıntıbyseca kardeşim
Allah bizim onu bilmemesi istiyor
ben sizi biliyorum diyor
siz beni bilmiyorsunuz
siz dünyada şu şekilde şu vasiyette şunu yapacaksınız
bende bak size nasıl karşılık verecem
yani biz bileleim diye

Kuranı kerimde diyor ya
bedirde savaşanlara sizler şu vasiyette idiniz ben size şu şekilde karşılık vermiştim anlat bakayım beni

uzun zamandır chata takılıyoruzda o yüzden pek yazamıyorum burada neyse

siz dünyada şu şekilde şunu  yapacaksınız,,, diyormuş,, o zaman,,, benim işlediğim günahı o işliyor ama beni cehenneme atıyor hı,,,

bu nasıl bir mantıktır,, sen mantık arama diyeceksin,,,

mesela benim inanmayacağımıda,, o bana yazmadımı yoksa,, ben ondan güçlümüyüm,,, eğer o bana yazdıysa benim günahım ne,,, veya senin kıldığın namazın sevabı nerde,,,,,
Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: byseca - 09.03.05/23:55
Alıntıkader = özgür irade... sen kendin seçtin bu yolu ,bu soruyu ,sorunun cevabı içinde ... uyuşturucu kullanırsan, bir kere başla vazgeçmek çok zor ,nefs de öle bir kere kudurt gerisi kolpa... işte bunun gibi ...insan naparsa kendine yapar boşuna dememiş atalar ,hayat bizim seçim bizim ,yok ötesi işte öldükten sora açığa çıkan enerjimiz ve benliğimiz,bulunduğu boyutta yaptıklarını inkar edemez halde olacak ,tıpkı bir kasete kaydedilmiş gibi yada bilgisayar belleğine yazılmış gibi,silmek yok ama sen hangi programı kullanırsan o program sonuç verir,yaratıcı yazılımları bilio tanıo seni de tanıo ama hangi programı seçiceğin senin özgür iradene bağlı sen programı seçtiğin zaman bundan kimseyi sorumlu tutamıyorsun ...

ya siz hep aynı şeyleri söyleyip duruyorsunuz,,,

bak senin örnrğinden yola çıkıyorum,,,    

'''' ama hangi programı seçiceğin senin özgür iradene bağlı sen,,,

bu senin yazın değilmi dostum bak ne diyorsun, hangi programı seçeceğğin senin özgür iradene bağlı,,, yani bu durumda benim ne yapacağımı bilmiyor,, benim sorumlu olabilmem için,,,

ha sen yok hinede biliyor diyeceksin,,, madem biliyor,, ozamanbildigi şeyemi günah sevap yazıyor,,,

o zaman sen doğduğun gün cennete veya cehenneme gideceğin belli mi,,,,,
belli ise biz günahlı veya sevaplı mı,, doğuyoruz,,,

hani senin kitabına göre,, çocuk günah veya sevapsız doğardı,,,,

bunlar çelişki değilmi,,,
Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: gatetodeath - 10.03.05/01:51
herkezin tuttuğu kendine
Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: [S]aKiN - 10.03.05/10:19
sanırım ilk önce şunun iyi bilinmesi  lazım külli ve cüz-i irade yani insanın yerini düşnce yapısını kısacası kendinin ne kadar küçük olduğunu görmesi lazım.
    kader meselesini halletmek içinde sanırım çok sağlam bilgi ve bayağı bir kademe atlaması lazım ilk önce içtimai konular imani konuların çok iyi bilinmesi lazım sanırım.
    İbn-i Sina:kader açıklamak ta aciz kalıyorum. diye kendi aczini ifade etmiştir.
   gerçy şlimdi bayağı bir şey yazmak istiyorum ama yukardakilerin aynısı bi faydası olacağını sanmıyorum ama okumak istiosan bi kaynak önerebilirim.  
   Bediüzzaman Said Nurs-i'NİN Yazdığı sözler adlı kitabın için deky 10. söz sanırım bir faydası oılabilir.
Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: I_M_A_N - 11.03.05/10:46

byseca demişsin ki
---------------
siz dünyada şu şekilde şunu yapacaksınız,,, diyormuş,, o zaman,,, benim işlediğim günahı o işliyor ama beni cehenneme atıyor hı,,,

bu nasıl bir mantıktır,, sen mantık arama diyeceksin,,,

mesela benim inanmayacağımıda,, o bana yazmadımı yoksa,, ben ondan güçlümüyüm,,, eğer o bana yazdıysa benim günahım ne,,, veya senin kıldığın namazın sevabı nerde,,,,,
-------------


Şimdi byseca Kardeşim Allah ben sizi bilirim diyor siz beni biliyormusunuz peki

sizler şu sekilde şunu yapacaksınız ben biliyorum ben bilmez olurmuyum

yani Ay'ın şu gün şu saatte tutulacağı bilinir ve takvime yazılır dimi kardeşim
şimdi takvimde yazıyor diye mi Ay tutuluyor Yoksa Ay'ın tutulacağı bilindiği için mi takvimde yazıyor
elbette biliniyor da yazılıyor

yani Allah beni bilirim sizi fakat siz beni biliyormusunuz
evet sizler şu şekilde şunu yapacaksınız ben biliyorum
fakat ben de size bu şuhud aleminde nasıl karşılık vereceğin siz bilmiyorsunuz
hayır
işte byseca kardeşim biz bilelim diye bu şuhud alemindeyiz


Başlık: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: bay_teist - 13.03.05/01:51
din bize neder
sen şunları şunları yapar şunları şunları yapmazssan
başına şunlar şunlar gelecek
burdan şu bir kere net bir şekilde çıkıyorki biz yaptıklarımızdan sorumluyuz
yaptıklarımızdan sorumlu isek demekki bunları biz yapıyoruz
en azından bu şu içinde yaşadığımız dünyada geçerli
sonra kader olayı bu dünya boyutundan bakarak diyebilirimki
Allah yapacaklarımızı sınırlı insanlar gibi bekleyip görmek yerine önceden biliyor ve yazıyor.
yani şöyle düşünün benim zamanda yolculuk gibi bir yeteneğim var ve bir film daha çevrilmeden geleceğe gidiyorum ve o filmi izleyip dönüyorum. sonra o film gösterime giriyor ve ben her saniyesinde ne olacağını çok iyi biliyorum.
şimdi bu filmi benim bilmem benim yönlendirdiğim anlamınamı gelir varın onu siz düşünün
ha Allah görüyor biliyor da hiçmi müdehale etmiyor. bütün kontrol zaten onun elinde. onun iradesi dışında birşey olmuyor ama bunun ilmide ancak en doğru şekilde onun katında. zaten biz size kaderi bildiriyoruz ki elinize geçenlerin yüzünden şımarmayasınız kaybettiklerinizdende üzülmeyesiniz deniyor.

sevap ve günah
arkadaşlar ben artık yaşamımı ölüm ötesi ve sonrası diye ayırmıyorum. çünkü hayat bir tanedir ve sonsuzdur. ölüm ise ancak sonsuzluğun ve ölümsüzlüğün kavranabilmesi için konmuş bir tecrübedir.
öldükten sonra yaşam hiç kesintiye uğramadan devam eder
ve kıyamete kadar sürer. kıyamet sonrası ise güçlü olanların cehennemden kaçıp cennete gitmesi zayıf olanların ise orada kalmasıdır. yani aslında bize sunulan hesap kavramı yaşamın bir parçasını teşkil eder. ve bu olaylar asla hokus pokusla olacak olaylar değildir.
bizim ölümden sonraki gücümüzü belirleyen unsurlar ise sevap ve günahlardır.
hatta kimileri sevapı artı enerji günahı ise eksi enerji diye nitelendirir. sevap kazanmak demek ölüm sonrası bedeni güçlendirmek demektir. ve bu gün ibadetlerin aura denen vücutu saran enerjiyi güçlendirdiği tesbit edilmiştir.

şimdi burda akla şu soru takılabilir. biz bu enerji ile gidiyorsak Allah'ın etkisi nedir?
cevap gayet kolay sistemi kuran ve yürüten zaten O. biz sevap kazanıyoruz (ölüm ötesi bedenimizi güçlendiriyoruz) derken o sevabı kazanmamızı sağlayan sistemi, kuran ve yöneten yalnızca O.

yani hiç ceza piskolojisine takılmaya gerek yok.
çünkü islamda ceza yaptığının karşılığıdır. ve bu bir kinin yada nefretin sonucu değil, doğal bir sürecin sonucudur.
yağmurda şemsiye almazssan ıslanırsın. cehennem bundan ibarettir.

ANCAK bizden istenen bir şey varki oda Allah'ın birliğine inanmaktır. bu olmadan olmuyor çünkü sistemin temelini bu BİR oluş teşkil ediyor. siz sistemi doğru anlamamış yada anladığınız halde kabul etmemiş iseniz. artık sevabın günahın bir anlamı kalmıyor.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 13.03.05/20:13
işte size çooooooooooooooooook kuvvetli  bir istidlal, delil.  özgür iradeyi savunanların en çok kullandığı bi "Allah bildiği için yazdı"  lafıyla kasdettikleri şeyin yalan olup bu işin iç yüzünü gösteren delildir.  gecenin 3 'ünde aklıma gelen bir delildir. çok mühimdir eğer anlarsanız..
Allahın ilminin maluma tabi olmaması meselesi
Allahın ilmi ezelidir evvelden de izah edildiği gibi ezeli olanın sebebi olmaz halbuki ilim maluma tabidir denildiğinde; ilim, malumdan( bilinenden) etkilenen durumunda olmakta ve malum ilmi etkileyen konumda bulunuyor dolayısıyla etkileyen malum, etkilenen ilme sebep teşkil ediyor. zira etkileyen etkilenene sebep konumundadır. halbuki akli delille sabit ki ezeli olanın sebebi olmaz. o halde Allahın ilmine ezeli diyenlerin: "ilim maluma tabidir" lafları yanlış olmaktadır. Allahın ezeli ilmi asla başka bir şeye tabi değildir. böyle oluncada cebr olduğu aşikardır.   etkilenmek demek etkileyen olduğu varsayılan ( düşünülen) şeyin etkilenene sebep teşkil ettiğini kabullenmek demektir.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: psyche - 13.03.05/20:30
imanin esaslarindandir kadere iman...

kader ise insanligin yuzyilardir tartistigi bir konudur.. kader ve insan iradesi cidden tam bir muamma.. nerde kaderin basladigi, nerde bittigi, insan iradesinin nerde oldugu hala tartisiliyor..

kader konusunda doguda, iki ana grup olusmustur.. iki ana "ekstrem uc". Biri Kaderiyye gorusu digeri ise Cebriyye...
Kaderiyye her sey insan iradesidir, kader yoktur demeye getirirken isi, cebriyye insan iradesi yoktur, kader herseydir der..

Bir zamanlar bir cebriyyeciydim.. bu yuzden bu konu ilgimi cekti, mesajlari okudum.. aslinda guzel seyler tartisilmis ama dikkatimi ceken nokta verilen bilgilerin ve dusuncelerin ne yazik ki anlasilabilir ve oturmus bir yapida olmamasi.. ayni zamanda uslubun dusuklugu...

birisine oturup kader ve insan iradesi gibi bir konuyu anlatacaksaniz cok daha farkli anlatmaniz gerekir sanirim kursatotcu...

islama gelince, islamda hem insan iradesi hemde kader cok onemli bir yer tutar.. ikisine de inanmak "sarttir" ve daha once de belirttigim gibi kadere iman, imanin sartlarindadir, yani kadere inanmadan musluman olamazsiniz.. nitekim kaderiyye dusuncesi ve mensublari musluman, Allah'a inanan insanlardan olusuyordu...

bence kader genis bir cizgidir.. onceden belirlenmis, genis bir yoldur... bu yolda nasil gideceginiz, hangi seritten gideceginiz size birakilmistir.. bu genis cizginin hangi tarafina yakin gideceginiz size birakilmistir... hayatinizda onunuze konulan secenekler daha onceden yazilmistir ve bellidir, ama bu seceneklerin hangisini sececeginiz size baglidir, ve sectiginiz her secenek sizi yine daha onceden hazirlanmis baska bir secenekler dizisine goturur.. yine secim sizindir, ama her şık icin bir sonraki secenekler silsilesi zaten hazir haldedir..

bu benim dusuncem.. ^_^
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: bay_teist - 13.03.05/22:17
Kur'an da hep öğütler verilir
şunu yapın bunu yapmayın
bunu yaparsanız başınıza şu gelecek bunu yaparsanız şunları elde edeceksiniz
e burda Allah kendi kendinemi öğüt veriyor?

şu açıkça belliki bu dünyada biz yaptıklarımızdan sorumluyuz
ilahi irade her şeyin arkasında elbette ama biz şu sınırlı aklımızla bunu çözecek durumda değiliz. biz şu an bize söyleneni yerine getirmekle yükümlüyüz
burdaki kader iddasının sahibi kişi Allah katındaki bir ilmi insanın dar bakışına adapte etmeye çalışıyor. getirdiği delillere karşı deliller sunulabilir

kuranda bunu size elinizden çıkanlara üzülmeyesiniz vede elinize geçenlerlede şımarmayasınız diye söylüyoruz deniyor. yoksa böyle insanları uyuşturacak bir düşünceye saplanın diye değil.

sunulan ayetler mesela şöylede yorumlanabilir
örneğin "biz istemedikçe siz isteyemezsiniz"

örneğin diyelimki biz bir şey istedik
şimdi bunu Allah istediği içinmi istedik yoksa biz istediğimiz içinmi istedik
ikiside desek çok doğu olur
çünkü biz bir şey yaptığımızda Allah bizim gibi durup olayın sonucunu beklemiyor yada ona bir yön vermeye çalışmıyor
o zaten hiçbir şey olmadan önce biliyor ve bildiği için O eğer  bildiği şeyin olmasını istemez ise bizde isteyemiyoruz.

yani bizim isteklerimiz yurt dışına çıkmak isteyen insanlar gibi
eğer vize verilirse çıkıyoruz
verilmez ise çıkamıyoruz
bizim vize isteğimiz direkt olarak onun tarafından değil ama o olaya Onun  olay olmadan müdehaleye kudreti olduğu için olmasını istemediklerini biz isteyemiyoruz. nacizane fikrimdir. katılır katılmazsınız. ama kürşat otçunun kader anlayışı kukla oynatan bir tanrı görünümü veriyor.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: deniz - 13.03.05/23:35
teist haklısın.

hakikaten insanın özgür iradesi yoksa neden hesaba çekilmesine gerek kalsın ki. çok adaletsiz olurdu.

mesela ben bir sürü suç işliyorum ve bunlar benim irademle olmuyor. sonrada doğruca cehenneme :)

adil mi bu ?
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 14.03.05/11:25
Alıntı... hayatinizda onunuze konulan secenekler daha onceden yazilmistir ve bellidir, ama bu seceneklerin hangisini sececeginiz size baglidir, ve sectiginiz her secenek sizi yine daha onceden hazirlanmis baska bir secenekler dizisine goturur.. yine secim sizindir, ama her şık icin bir sonraki secenekler silsilesi zaten hazir haldedir..

bu benim dusuncem.. ^_^


psyche senin bu düşünüşün bu konuda ki benim de düşünüşüme çok yakın bir düşünüş...
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 14.03.05/20:38
insanın özgür iradesini savunanların en çok kullandıkları laf olan "Allah bildiği için yazdı" ifadesidir bununla şunu kasdederler mesela ben şimdi klavyede yazı yazıyorum ya hah diyorlar ki Allah ezeli ilmiyle senin bu saatte, bu vakitte bu yazıyı yazacağını bildiği için levhi mahfuza böyle yapmanı yazdı. yoksa O, böyle yazdığı için sen böyle yapıyor değilsin. yani yine insanın özgür iradesi vardır derler. buraya kadar tamam mı anladınız mı? devam ediyorum sonra şunu diyorlar: "ilim maluma(bilinen) tabidir" yani Allahın ezeli ilmi sonradan olacak olan bilinen fiillere, hareketlere tabidir derler. bununla da şunu kasdederler: yani Allahın ilmi, bilmesi sonradan olacaklara tesirli değildir düşüncesini savunurlar. işte bu düşünceyi anlatmak isterler. yani Allahın evvelden hadiseleri bilmesi bizi cebr altında bırakmaz biz yine hürüz derler. tamam mı? yani Allahın ezeli ilmi, sonradan olacak olaylara tabidir derler. tamam mı? şimdi çooooooooooooook dikkat ediniz: tabi olan, tabi olunandan zaman bakımından önce mi gelir, beraber midirler, yoksa zaman bakımından sonra mı gelir? iyi düşünün. evet cevap şu: tabi olan, tabi olunandan zaman bakımından sonra gelir. bu aklen açıktır. şimdi duruma bakalım: bunlar ne demişti? "Allahın ezeli ilmi, sonradan olacak şeylere tabidir" . soruyorum: ezeli olan şey, hiç sonradan olan şeye tabi olur mu? olmaz eeeeee bu ne o zaman? ne olacak kandırma üç kağıt yüzyıllardır süren pek çok üçkağıttan biri. ezeli olan şey başka şeyden sonra olamaz . başka şeyden sonra olsa zaten ona ezeli ( öncesiz, başlangıcı olmayan) denilmezdi. demek ki onların "ilim maluma tabidir" lafları yalan dolandır. dolayısıyla insanın özgür iradesini savunan biri Allahın ilmi ezeli dediğinde ne dediğini bilmiyor demektir. dolayısıyla şunu şiddetle bildiriyorum ki: insanın özgür iradesi vardır diyen Allah hadiseleri olmadan önce bilmiyordu, hadiseler olurken bildi demek durumunda kalır . ve bunu dediğinde de Kuran daki "kıyamet vaktinin sadece Allahın bildiğini ifade eden" ayeti de inkar etmiş olur. yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: bay_teist - 14.03.05/23:49
ben artık burnumu bu kader meselesine bir daha sokmayacam
çünkü her şeyin daha yaratılmadan önce kaderlerinin yazıldığı bellidir
bundan öte k0nuşmak benim yetkim dışındadır
ama dünya boyutunda bize söylenen tedbir almamızdır
özgür irademiz varmış gibi yaşamak en doğrusu
YOKSA BAZILARI GİBİ HASTALANINCA HASTANEYE DAHİ GİTMEMEK GİBİ BİR DURUMLA KARŞILAŞIRIZ
biz yapmamız gereken şey ne ise yaparız zaten o yaptığımız takdir edilendir ve sonuçta yine takdiri ilahidir

bizim için çok iyi bir ders olacak bir olayı aktarmak istiyorum

... aralarında meydana gelen bir görüş ayrılığı üzerine hz Ömere başvurdular
-yani Allah'ın takdirindenmi kaçacağız dediler. bunun üzerine Hz. ömer şöyle dedi:
-evet Allah'ın takdirinden kacacağız, ama yine onun takdirine sığınacağız.
bu sözlerinden sonra şöyle bir misal verdi:

"sizden herhangi birinizin bir sürü koyunu olsa ve bu sürüyü vadiye indirmiş olsa, bu vadininde bir kolu gayet otluk ve yeşillik olsa da diğeri kuru ve taşlık olsa, sürüsünü bu kollardan her ikisindede otlatan kimsenin yaptığı iş, Allah'ın kaderiyle yapılmış olmazmı? O kimse sürüsünü tabi ki otu bol olan yere götürür ve orada otlatır. biz de, aynı o kimsenin durumundayız. bizim yaptığımız tedbirdir ve Allah'ın takdirinden kaçmak söz konusu değildir."

şimdi kader vardır ve herşey O nun kontrolunda yürür ama bize düşen hastalanınca çıkıp kaderim napıyım demeyelim. belkide kaderimizde o hastalık için şifa arıyıp bulacağımızda vardır. biz kaderde ne yazılı olduğunu bilmediğimiz için özgür irade varmışçasına yaşamalıyız. ama çalıştık olmadı Elhamdülillah. .çünki bu da Hakk.

ben hatamı anladım egomu ezerek bunları yazdım. demekki kaderimde bu varmış :D
içimden sana farklı cevaplar vermek geldi ama bir benlik korumacılığı ilede Hakkı görmezden gelemem.
ve diyorum ki özgür irademiz varmışçasına yaşayalım. öyle istenmese yaptıklarımızı biz yapıyormuş hissi ile yapmazdık. ama her sonucada Hakk diyelim ve şükredelim.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 16.03.05/20:07
şunu diyorum: bu internet ortamında savunduğum görüşleri yayıyor isem de televizyonda bu iş daha hzlı olur kanaatindeyim.  o bakımdan sizlerden beni televizyona çıkarabilecek olanlara sesleniyorum: bu işi ayarlayın, ta ki daha fazla insana ulaşabileyim. ben televizyonlara da ulaşmaya çalıştım onlardan da ses çıkmadı. televizyoncularla bağlantısı olanlar bu işi yapsın derim ve bu işi yapınca bana mail atın işte adresim:    kursatotcu@mynet.com  hadi daha ne duruyorsunuz ya.........
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 20.03.05/21:20
Allah neyi irade edeceğini biliyor muydu?
   diyorsunuz ki bu dünya imtihan dünyası . hayır bu dünya imtihan deneme yeri değildir çünkü Allah kullarını yaratmadan öncede tafsilatlı olarak onların yapacaklarını bilmektedir ve Allahın ilmi cehle dönüşmez yanlış çıkmaz dolayısıyla bu işler için imtihan denemez lakin bu konuda imtihanla ilgili birçok ayet te vardır misal (mülk 2) burada ne yapacağız? şunu yapacağız akli delili alacağız yani bu dünyanın imtihan dünyası olmadığı gerçeğini; buna mukabil nakli delillerden olan imtihan ile ilgili ayetleri tevil edeceğiz yani bu ayetlerin zahirini bırakıp başka manasını alacağız ve ayeti böyle anlayacağız imtihanla ilgili ayetler hakkında şöyle bir tevil vardır: Allah burada, kullardan çıkan fiilleri sanki bilmiyorda bilmek isteyen birinin muamelesi gibi muamelede bulunuyor. bu bir çoklarının tuhafına giderse şu ayete bakın (Muhammed 31) burada bilmek için deniyor peki Allah bu işler olmadan önce onları biilmiyor mu? biliyor gördüğünüz gibi her ayetin zahiri alınamaz . bir de şunu ifade edeyim ki : dini kitapların tamamına yakınında eşari mezhebini ehli sünnet olarak kabul ederler ve bu mezhebe genelde hak derler. diyorum ki eşari mezhebi Cebriyyedendir ( Cehmiyyede, Cebriyyedendir yani ikiside Cebriyyedir) yani kulların özgürlüğü yok der ve Allah kullarına zorla günah işletir ve sevap işletir der. lakin bu çok açık olduğu halde yani kelam kitaplarında açıkça söylendiği halde genel olarak diğer kitaplarda pek açıklanmaz zaten o kitapları yazanların çoğu da bunu bilmezler. ben söyleyince bu sefer hakaret yağmuruna tutuluyorum mesela gazaliyi millet ekseriyetle göklere çıkarıyor halbuki o da cebircidir(eşari mezhebindendir) Allah zorla günah işletir görüşünü savunur zaten sitede ( islamdakader.cjb.net ) gazaliden yaptığım alıntılarda bunları açıkladım özgürlüğü savunupta ehli sünnet olduğunu iddia edenlere maturidiler denir zaten bir çok kendine maturidiyim diyen mezhebini bilmez neyi savunduğunu bilmez. niye bilmez açıklayayım: maturidi mezhebinde cüzi iradeyi Allah yaratmaz derler ve imanı da Allah yaratmaz derler ( fetevayi hindiyye 4. cilt küfür lafızları bahsine bakın) cüz irade şudur: diyelim ben oturuyorum ayağa kalkmak istedim işte bu ayağa kalkmak düşüncesine cüzi irade denir. yani bir haraketi yapmadan önce yapmayı istemek düşüncesine cüzi irade denir işte özgürlükçüler bu düşünceyi Allah yaratmaz diyorlar fakat bizde yaratmayız diyorlar nedir öyleyse diyoruz? bu sefer diyorlar ki o biri haldir karıştırma! ! bu nasıl bir görüştür! lakin eşari mezhebi diyor ki insanların cüzi iradesini Allah yaratır, hareketlerini de Allah yaratır o zaman kulların özgürlüğü olmaz derler. izahı şu: hani oturuyorum ve ayağa kalktım ya... eşari mezhebi diyor ki: insanların bu ayağa kalkma düşüncelerini de, hareketlerini de Allah yaratır. o zaman kulun özgürlüğü kalmaz diyorlar. eşari mezhebine göre "insanın iradesi vardır lakin tesiri yoktur zira o irade de Allah tarafından yaratılmıştır". şimdi bana bağırıp çağıranlar oluyor. bunlar diyorlar ki "ya hiç öyle olur mu? bu eşari mezhebi böyle dermi" diye hakaret ediyorlar. peki soruyorum bu işleri ben yıllarca araştırıp bulunca ve bunları ortaya koyunca ben suçlu oluyorum, siz ise taklit içinde kalıp mezhep taassubu içinde kalıp sizden öncekiler ne diyorsa onları aynen kabul edip bu yanlış inançları sürdürdüğünüzde siz suçlu olmuyorsunuz öyle mi? ısrarla beyan ediyorum ki piyasadaki kader ile ilgili yazılan yazıların: gazete dergi kitap yüzde doksandokuzu yalandır üç kağıttır sahtekarlıktır. zaten kitabın tamamını okuduğunuzda dönen dolapları gördüğünüzde şarışırıp kalacağınızı tahmin etmekteyim.
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 21.03.05/21:12
"Son söz: Tanrı yaratıcı olduğu için, insanı da kısmi yaratıcı özellikte yaratabilmiştir. " biri bunu dedi
cevap: Allah insanı kısmı de olsa yaratıcı bir özellkte onu yaratamaz. detaylı izahı kitabımdadır çokça işledim zira bana çok sorulan bir sorudur. bu ve benzerleri daha çok şu soruluyor : Allah insanı özgür iradesiyle fiillerini yapacak şekilde yaratamaz mı?  şeklinde sorulmaktadır. dediğim gib cevap: Allah insanı özgür iradesiyle fiillerini yapacak bir vasıfta yaratamaz.
 dikkat edin yaptığınız eylemlere hareketlere siz mesela oturuyorken ayağa kalkma fiilini örnek alalım: bu hareketi yaptığınızda kasların eklemlerin nasıl hareket ettiğinden habersizsiniz  ve bir şeyi tafsilatlı olarak bilmeyen ise o fiilin yaratıcısı olamaz.   bir de aklıma geçenlerde şöyle bir düşünce geldi sizinle paylaşmak istiyorum ve yorumlarınızı bekliyorum: günlük hareketlerinize dikkat edin ve şunu anlamaya düşünmeye çalışın. siz bir hareketi yaparken yaptığınız anda bu fiilin farkına varıyorsunuz zaten farkına vardığınızda da o fiili yapmış oluyorsunuz. yani esasında o fillerin ( hareketlerin) siz de yaratıldığını ve özgür olmadığınızı hissedin hissetmeye çalışın  . bakın bir anda hareket ediyorsunuz bir anda aklınıza bir fikir geliyor televizyon izlerken birden çay içmek düşüncesini içinizde buluyorsunuz ama dikkat edin ki bu düşünce sizde bir anda meydana gelmekte siz bu düşünceyi düşünmek için çaba harcamadınız bir anda bu düşünceyi içinizde buldunuz ve dediniz ki ben çay içmeyi düşündüm ama o düşünce siz onu istemeyi istemeden  direkt olarak meydana geldi hareketlerinizde de bunu hissedin nasıl yönlendirildiğinizi hissedin . arzulayın  ama arzulamayı arzulayabilir misiniz?  lütfen diyorum hadi hissedin özgür olmadınızı işte evet bak nasıl düşünceler aklınızdan geçmekte ve siz bu hal sizde olurken "ben şunu düşündüm bak şimdi bunu düşündüm" diyorsunuz. lüftfen anlamaya çalışın ve bu delil hususunda bana yorumlarınızı yazın.
 size bir itiraf:  ben  ( 9-10) yaşlarındayken de kader konusunu düşünür ve benden büyük kişileri bu konuda onları sıkıştırırdım yani herşey madem Allahın dilemesiyle oluyor  o halde inanmayanlarda mı Allahın dilemesiyle oluyor?  gibi veya daha basitce bunları düşünürdüm. ve şunu da düşündüğümü hatırlar gibiyim. derdim ki "Allah mutlak güç sahibidir O'nun kudreti herşeyin üstündedir o halde kullar özgür olmamalı " diye ufak yaşlardan itibaren düşünürdüm sonra 20'li yaştan itibaren dini kitaplar okuyunca hayal kırıklıkları beni sardı zira kitapların tamamına yakını insanın özgür iradesi olduğunu söylüyordu. istemeye istemeye onlara inandığımı kendime telkin etmiştim. ama şu olayı hiç unutmadım: evet bu tür kitaplarda cebriye adı altında cebr görüşü önce kısaca açıklanır sonra aşağılanırdı bunu anlar ve bilirdim ama ;     bu onların görüşü iki cümleyle anlatılırken şöyle denirdi:  "onlar der ki:  herşey Allahın iradesiyle olur,  kullar  rüzgarın önündeki yaprak gibidir rüzgar onu nereye sürüklerse o da oraya gider  hiç özgürlüğü yoktur "   evet böyle anlatırlar peşine de aşağılarlardı bu  cebr düşüncesini.  Ancak ben bu iki cümleyi okurken ve kendimi insanın özgür iradesi olduğuna inandırmaya çalıştığım dönemlerde de  bu iki cümlede asalet görür ve vicdanımda kendimi kandırdığımı hissederdim ama bunu kendime itiraf edemezdim ve bu iki cümleyi okuyunca onlara saygı duyardım ve "helal olsun adamlara,  bak lafı çevirmiyorlar, kıvırmıyorlar ve Allahı  istediğini yapan çok güçlü bir ilah konumunda tutuyorlar" diye içimden geçirirdim.   onlara çok hayrandım ama kendime bunu itiraf edemezdim. bana kader konusunda insanlar soru sorduklarında insanın özgür iradesi var derdim. aslında inanmak istemediğim ve asla kalbimin mutmain olmadığı ( tatmin olmadığı,  yatışmadığı) bir görüşü o kişiye anlatıken çok zor anlar yaşardım kendimin tatmin olmadığı bir görüşü başkasına anlatmak ve aslında hayran olduğum ve aşık olduğum cebr görüşünü "kafirlik, sapıklık" olarak ona anlatmak beni çok üzmekteydi lakin yol bulamıyordum.  5 sene böyle geçti. ve size bahsettiğim gibi bazı üç kağıtları dönen dolapları hissettiğim anda da bütün gücümle bunları ortaya çıkarmak için  uğraştım yani  aslında ben küçüklüğümden beri  bu cebr görüşüne aşıktım, tutkundum  hayrandım ah ahghhhhhhhhhhhhhhhhh  itiraf ediyorum
evet hakikaten mühim. ben bu siteye isnad prensibi adı altında bir yazı atmışmıydım eğer atmadıysam başka sitelere tartışma forumlarına bak oralara attım bak o isnad ile ilgili verdiğim ayetleri peşi peşine okursanız zaten bu işlerin ne kadar ince olduğunu anlarsınız fakat ben bunları gösteriyor isem de cevaplarını da buldum yani. yardım etmek istiyorum. defalarca tavsiye ettim bu kader konusu çok geniştir bir koluda ayetlerin yorumlanmasıdır bu isnad prensibi dediğim sana ve herkese de tavsiyem kitabımın bütününü okuyun anladığınız kadarıyla yani anlamasanızda yine okuyun çünkü bu kitabı bitirdiğinizde siz çok bilgili olursunuz bu konuda yüzlerce kader konusunda kitap okumuş gibi olursunuz basitten zora gidiyor zaten. bir de sizden daha iyi bilenlerle berader okuyun düşüne düşüne konuşarak okuyun. çünkü çok geniş konu ben ne kadarına burada cevap verebilirim ki. siz okuyun hepsini sonra iyi anlayamadığınızı konuşuruz. lütfen okuyun diyorum bir de şunu söylemeliyim ki "ben mantığımla bu işi anlamaya çalışıyorum" diyenler var . ben bunlara diyorum ki : böyle yapmak işi zora koşmak olur zira sizden evvel yaşayan insanların tecrübelerinden faydalanmak lazım gelir zamandan kaznırsınız büyük avanytaj olur dolayısıyla bu konular da kelam kitapları yani inançla ilgili kitap okumayanların durunumu çok zordur. ve Kuran çççççoooooooooooooooooooooooooooooook ince kitaptır isnad prensibine bakınca anlarsınız. fakat orada ilk bakışta birbirine ters gibi akla gelebilen ayetlerin uygun yorumları vardır. bunu da bilin ve tekrar ediyorum ki benim bu anlattıkların zaten kader konusunda eşari mezhebinin görüşelerini savunduğumu söylemiştim 1200 yılllık mezheptir. kader konusunda onlara katılıyorum fakat katılmadığım konular da vardır mesela Allahın görülmesini ben inkar ediyorum bu konuda murtezile mezhebinin görüşünü kabul ettim.  
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 28.03.05/17:26

    müjde size be. neden mi bugün bir istidlal yapmışım ki üfffffffffffff önce şunu söylüyeyim konu şu: Allahın görmesi ve duyması ben diyorum ki Allah görmez ve duymaz neden mi bak şimdi : mesela Allah bir insan yürüdüğünde görüyor mu yoksa daha evvelde görmüşmüydü? eğer görmüştü demezsen Allahın görmesinin ezeli olduğunu reddettin demektir. eğer Allahın görmesine ezeli dersen bak şimdi problemlere: bir insan 1 yaşındayken ve 90 yaşındayken bin türlü hali oluyor mesala o kişi banyoda çıplakken ve dışarıda giyinikken ki hallerini ele alalım eğer Allahın görmesi ezeli derseniz bu çıplak hali ile giyinik hali ise birbirine zıt durumlardır bunlar birleşmez ve ezeli olarak milyarlarca bu değişik durum nasıl cem olur yani birleşir ve manası olur. bu sefer yok Allah hadiseleri olduğunda görür ondan önce görmez derseniz mesela adam yürüyor ya Allalh o yürürken onu görüyor yürümeden önce görmedi dersen yine sorarım Allah o adamın yürüyeceğini yürümeden evvel biliyormuydu evet dersen yine sorarım peki onun yürürken ki görüntüsünü bilyormuydu evet dersen halbuki Allahın ilmide ezeli o zaman bu görmeside ezeli demiş gibi oluyorsun. lafın özü çok düşündüm ve şu kanaate vardım . görmesini ve duymasını onun ilmine raci edip yani o meydana çıkan görüntüleri ve sesleri zaten Allah yaratıyor ve yaratanda ne yaratacağını bilir o bakımdan bu işler böyle yani Kuranda geçen Allahın görmesi ve duyması mecazidir. nasıl ki Kuranda Allahın yüzünden ve elinden bahsedyor bunlar nasıl mecazi ise bunlar da öyle. bir delil daha: bu hususta iyi dinleyin: görünen herşey mekandadır zaten ben ruyetulllahı ( Allahın görülmesi) bu ve benzer delillerle inkar ettim ama şuna dikkat: görende ancak bir yönden ve bir mekandan görebilir halbuki Allah yönde ve mekanda bulunmaktan münezzehtir. o bakımdan Allah görmez duymaz . daha iyi inceleyip detaylı olarak yazmayı düşünüyorum. helhalde siteye yazarım .orjinal görüştür hiçbir kitapta okumadım yani. Kurandaki Allahın görmesi ve duyması mecazidir dedim izahı: yani insanlar Allah görür ve duyar deyip günahlardan sakınır ya, ha işte bu bir mecazdır yani Allah onların böyle deyip kendinden sakınmalarını istemiştir gibi bir tevil aklıma geldi daha detaylı düşüneceğim inşaallah
Başlık: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: deniz - 28.03.05/18:39
görmek ve duymak birer algılama aracıdır.

allah görmek ve duymak haricinde algılama araçlarına sahip olabilir mi ?

ayrıca onun hiç bir şeye (araca) ihtiyaç duymadığı bilgisini de unutmamak gereki.
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: depresif - 06.04.05/01:00
Kaderin ne kadarı bizim elimizde ,hayatımdan bir olayla örneklemek istiyorum;
bayramın birinci günü evlenmek üzere olduğum arkadaşımla babasının bize verdiği evi görmeye gidecektik.Ev uzak olduğundan ve bizimde arabamız olmadığından vazgeçmek zorunda kaldık.Öğle saatlerinde arkadaşım aradı ve güç bela bir araba kiraladığını gidebileceğimizi söyledi.Fakat bu seferde annemler izin vermiyordu.Annemleri ikna edip tam arkadaşımı arıyacaktımki telf. çaldı ve yakın bir akrabanın hastalık haberini aldık .Bir türlü gidemiyorduk.Aklımıza koymuştuk bir kere gidecektik.Erkek kardeşim ,onun annesi ve 2 erkek kardeşiyle yola çıktık.Çok geçmeden feci bir kaza ve arkadaşımın kardeşi felç oldu.
Burda kaderimizimi oynadık yoksa önümüze çıkan türlü engellere aldırmamakla kaderimizi bizmi yazdık.
O gün yola çıkmasaydık belki bugün bambaşka hayatlarda ,bambaşka kişiler olabilirdik.yada bu bizim kaderimizdi ve yaşanılacaktı.
Ben yinede insanların kaderini kendisinin yazdığını inanıyorum.
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: fatih - 06.04.05/01:09
kaderin hepsi hem bizim elimizde,hemde tanrının..hangi taraftan baktığına bağlı
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: byseca - 06.04.05/11:09
Alıntı yapılan: I_M_A_N - 11.03.05/10:46
Şimdi byseca Kardeşim Allah ben sizi bilirim diyor siz beni biliyormusunuz peki

sizler şu sekilde şunu yapacaksınız ben biliyorum ben bilmez olurmuyum

yani Ay'ın şu gün şu saatte tutulacağı bilinir ve takvime yazılır dimi kardeşim
şimdi takvimde yazıyor diye mi Ay tutuluyor Yoksa Ay'ın tutulacağı bilindiği için mi takvimde yazıyor
elbette biliniyor da yazılıyor

yani Allah beni bilirim sizi fakat siz beni biliyormusunuz
evet sizler şu şekilde şunu yapacaksınız ben biliyorum
fakat ben de size bu şuhud aleminde nasıl karşılık vereceğin siz bilmiyorsunuz
hayır
işte byseca kardeşim biz bilelim diye bu şuhud alemindeyiz




şimdi dostum eğer ben neden bu dünyadayız diye bir soru sorsaydım,, senin cevabın harika bir cevap olurdu lakin,,, ben onu sormadım,,

çok net bişey soruyorum aslında,,

tanrı herşeyi biliyor!!!!!

bunda bütün inananlar hemfikir  heralde,,

bütün herkes doğarken günahsız doğar

bundada herkes hemfikir değilmi,,

bide günah sevap olayı var

burdada bi sorun yok inananlar arasında,,

işte bunları birleştirdiğinde,, bir çelişki ortaya çıkıyor,, ben inanmıyorum sizler inanıyorsunuz,, siz bu çelişkiyi kafanızda nasıl gideriyorsunuz????  soru özünde budur dostum,,

bay_teist arkadaş,,
sen demişsin din bize bunları yaparsan günah şunları yaparsan sevap,,

bak sende günah sevap olayını  açıklamışsın,,, yazında,,

ben sizden bunları birleştirmenizi istiyorum,,

ayrı  ayrı açıklamnızı değil,,

bunu herkes zaten açıklamakta,,,

ayrı ayrı doğru gelebilir bunu bende araştırıp inanabilirim,,

ama madem bu iki yargıda dininizde var,,,

bunların ikisi doğru diyorsunuz,,

işte bu mümkün değil,, bunları bi birleştirin hele,, bakalım ne olacak,,
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: Çakýl Taþý - 06.04.05/11:40
Kaderim bu böyle mi yazılmış, yoksa böyle mi yazmışım!

Bir insanın gönlünden bir düşünce geçiyor. Bu insan bu düşüncesini henüz içerisinde iken iyilikle sonuçlandırıyor. Fakat bu iyi düşünüşün iyi olan sonucunu diğer insanlara aktarırken karşısında bulunan insanların durumuna bağlı olarak bunun bu iyiye yönelik yaklaşımını daha önceden biriktirmiş oldukları kötü düşünüşlerinden ve gerekse de  o anki konumlarından olsa gerek bu iyi düşünüşe layık olmayıp, bu iyiliği alacak durumda olmamaları dolayısıyla bu iyi düşünüş karşıdakinin durumu gereği olayların iç yüzünü bilen ilahi iradenin devreye girmesi sebebiyle ilk durumdan çıkıyor ve kötü olarak ortaya çıkarak neticeleniyor. Yani burada iyilikle sonuçlandırılmış bir düşünüş karşıdakinin durumuna bağlı olarak kötü olarak sonuçlanıyor.

Diğer bir insanda gönlünden başka bir düşünüş geçiriyor ve bu düşünüşünü de kötü olarak sonuçlandırıyor. Fakat sıra bu kötü olarak sonuçlanan düşünüşünü diğer insanlara yansıtmaya gelince karşısındaki insanların iyi düşünmeleri sebebiyle bu kötü olarak sonuçlanan düşünüş karşıdaki insanların iyi düşünceleri sebebiyle olaya ilahi irade etkiyor ve ortama kötülük olarak yansıyor ve bu kötü olarak sonuçlandırılan kötü düşünce sahibinin kötü düşüncesinin sonucu karşısındaki iyi düşünüş sahibi insanlara iyilik olarak yansıyor. 

Bunun gibi insan hayatında sürekli devamedegiden bir çok  düşünüşlerin sonuçlarının birikimi de olayların değerleri ile orantılı olarak her bir olay için ayrı ayrı yerlerine oturtulduğunda mevcut durumu anlamak için bir açılım sağlayabilir diye düşünüyorum.

Burada olay henüz dünya hayatına gelmezden önce ki sonuçlandırılmalara ve birikimlerin neticesine bağlı olarak değer buluyor ve layık olan layığına her bir kötü yada iyi düşünüşü ile bir sonraki durum için kullanılmak üzere yerini alıyor ve görebildiğimiz ortamı bize yaşatıyor.

Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: nurcan - 06.04.05/12:46
   Bu konuda hiçbir kaynağa bakmadan kendimce ( tembelce )bir açıklama buldum; kader benim atacağım her adımın yazılı olduğu bir kitap değil kader karşıma çıkacak belirli olaylar dizisi bense bu yolda kendi özgür irademle yürüyorum karşılaştığım olaylarla yada kişilerle ilgili kendi kararlarımı alıyorum böylece yaptıklarımdan ve yapmadıklarımda kendimi sorumlu tutuyorum kaderi değil ve kader ile cennet -cehennem çelişkisininde kurtuluyorum  ;) zaten bir karar verirken böyle yapsam cehennemde yanarmıyım diye düşünmedim hiç,  korkuyla yapılan şeyler ibadet olamaz bence
aslında cennet ve cehennem hakkında ki düşüncelerimde farklı ama konuyla ilgisi yok  :)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: deniz - 06.04.05/14:14
imanın esaslarında şu var mıydı: "hayır ve şerrin allahtan geldiğine inanmak"

burdan ne anlaşılır. yani iyi ve kötünün yaratıcıs allah'tır mı?
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: nurcan - 06.04.05/15:20
Allah'ın insanları deney  faresi gibi yada oyuncak olarak yarattığına inanmıyorum iyinin ve kötünün tamamen Allahtan geldiğine inanmak böyle bir sonuç çıkarır ortaya,
en iyisi ölümden sonrasını düşünmeden yaşamak
cenneti cehennemi düşünerek yaşamak saçma; akılda tutulması gereken sadece hayatın bir gün sona ereceği ve sahip olduğumuz tüm haklara diğer canlılarında sahip olduğu bunları bilerek yaşarsak mutlu olmayı başarabiliriz
sonrasında nereye gideceğimi düşünmüyorum kefen ve toprak sonrası tufan :)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: byseca - 06.04.05/17:42
Alıntı yapılan: nurcan - 06.04.05/15:20
Allah'ın insanları deney  faresi gibi yada oyuncak olarak yarattığına inanmıyorum iyinin ve kötünün tamamen Allahtan geldiğine inanmak böyle bir sonuç çıkarır ortaya,
en iyisi ölümden sonrasını düşünmeden yaşamak
cenneti cehennemi düşünerek yaşamak saçma; akılda tutulması gereken sadece hayatın bir gün sona ereceği ve sahip olduğumuz tüm haklara diğer canlılarında sahip olduğu bunları bilerek yaşarsak mutlu olmayı başarabiliriz
sonrasında nereye gideceğimi düşünmüyorum kefen ve toprak sonrası tufan :)



en iyisi ewet en iyisi o zaten ölümden sonrasını düşünmeden yaşamak,,

zaten öle bişey yok,,,
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: adolfist - 09.04.05/14:48
kader tamamiyle bizim elimizde.aslında kader diye birşey de yoktur bence..kaderi bir film sahnesi olarak tanımlıyorum.olaylar senin karşına çıkar ve senin ozaman yapacakların kaderin değildir.çünkü orada film kopmuştur ve sen iradenle başbaşa kalmışındır...yapmak yada yapmamak işte KADER BUDUR.buna karar verirken kader bizim elimizdedir...
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: fenomen - 25.04.05/12:54
mesela,, ben birazdan birini öldüreceğim ve bunu biliyor ama bana günah yazacak,,,, bu nasıl bir iştir,, siz bunu kendinize nasıl açıklıyorunuz,

Birazdan birini öldürürsen bu tabiiki senin suçun olacak.Ya kimin olacak?Garip bir soru bunu Allahın bilmesi neyi değiştirirki.Suçu işleyen belli olduktan sonra..
Ben yarın güneşin doğacağını biliyorum.Bu bilgimin güneşe bir etkisi olamaz.O kendi işini yapıyor....Niye uzatıyorumki basit bir soru zaten... :idiot2:
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: Çakýl Taþý - 27.04.05/14:51

Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır...


:ph34r:
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: starmetin - 07.05.05/22:16
Arkadaşlar olay çok basit ve belli aslında anlaşılamıycak bir şey yok,
olayı baside indirgeyecek olursak bir kere Allah c.c. bizimle aynı zamanı yaşamıyor  yani bizim bulunduğumuz andan dışarıda olup bizleri izliyor,  Tüm dünya hayatını bir film şeridi gibi düşünün şu an içinde bulunduğumuz kareyi bilen bu kareden sonraki kareyide görebiliyor bir sonraki bir sonraki hepsini görebiliyor Allah , Aşaa benzetmek gibi olmasın ama Allah bir yönetmen gibi filmin başlangıç ve son  karesinide bilebiliyor , bizler ise sadece yaşadığımız o karenin anlamını idrak edebiliyoruz...Yaşadığımız kareden sonraki bilen Allah sırf dünya hayatının bir sınav olduğunu bizlere hatırlatmak için müdahele bulunmuyor...bazende bulunabiliyor , yani bir örnekle savaş vs halinde  Annenin kucağındaki yavruyu acımasız şekilde katledip  öldüren bir insana o an müdahele etmiyor , yada Ateşe atılan İbrahim a.s. ateşe yakma deyip İbrahim A.S. fizik kurallarını ihlal ederek yanmasını önleyebiliyor , ve Biliyoruz ki Kuranı Kerimde Tüm insanlığa şu mesajı veriyor  Allah ; mesela Yasin süresinde İnsanı isterse  olduğu yerde çakılmış çivi tutup ne bir adım ileri ne bir adım geri attırız ,  olduğu yere sabitleye bileceğini , çirkin bir mahlukat haline  sokabileceğini , şah damarını sıkabileğini " ama sadece dünya hayatının kuralları gereği bazen İnsanları özgür bırakmış müdahale etmemiş  bazen ise daha bu dünyada hakkettiklerini üzerlerine Ebabil kuşları , vs gibi felaketlerle gücünü göstermiştir.
İnanmayanlar için ;
Bu hayatta anlamadığım bir şey var bu kadar dünya düzenini düşünün , kendinizi düşünün Yahu Allah aşkına bu kadar düzen bu kadar ihtişam , yahu şu bilgisayarınız varsa üzerindeki biblo bile kendi kendine oldu deseler inanırmısız bu kadar kurgulu bir Kainat hayatı-İnsan vücudu"gözümüz,kulağımız" saçma sapan ilime-bilime sığmayan bir Evrim Terosiyle açıklanabilir mi...? Biraz akıllı olalım hiç bi belgesel izlemiyorsunuz ,
hayvanlar alemi vs bu kadarmı bir düzen olur , resmen şok oluyorum bu tasarıya neyse inanmayan yine inanmaz aklımızı başımıza alalım tüm her şeyi kör mantıkla sınamayalım , Dünya hayatında Kötülükten Ahiret hayatında da  Ateşten uzak olmak dileğiyle....
hürmetler  :)
Başlık: Ynt: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 10.05.05/23:05
size bugün karar verdiğim bir düşüncemi söylemek istiyorum bu konuda görüşlerinizi merak ediyorum son 3 - 4 yılıdır düşünmekten bile kaçındığım düşünceler bunlar.
Allahın iradesini inkar ediyorum. ispatı: Allahın ilmi ezeli ise ki öyle olduğuna inanıyorum. o halde hadiseleri olmadan önce olacak şeyleri biliyor demektir o halde iradesi ne manaya gelir
1. irade demek seçmektir ve seçmek için düşünmek gerekir mesela benim erkek olarak yaratılmam hadisesini ele alalım benim kız mı yoksa erkek mi olarak yaratılacak olmamın tercihini ele alalım. bakın bu tercihte ve seçmede düşünme vardır ve tereddüt vardır ve düşünmek ve tereddüt demek ise zaman geçmesi manasına gelir o haldae siz neden iradeye ezeli dediniz.
2. Allahın iradesi ezeli diyorlar. soruyorum ezeli olarak sadece Allah var o halde Allah neyi seçecek? eğer denirse ki Allah ilminde olan mümkünlerden yani olabilmesi muhtemel olanlardan birini seçer, denirse cevap: zaten neyin olacağı Allahın ezeli ilminde var daha irade neyi tahsis edecek neyi seçecek?
önemli : bu delili ibn rüşd ve ibn sina verdiler : Allahın ilmine ezeli denirse bakın ne oldu ilmi maluma( bilinene) tabi diyorlar. yani Allahın ilmi ilerde olacak olaylara etki etmez diyorlar ve Allahın sizin ne yapacağınızı bilmesi sizi zorlamaz diyorlar : burada basit bir düşünce yüzyıllardır anlatılıyor: halbuki zaman olarak önce olan sonradan olacak olan şeye tabi olur mu olmaz mı? iyi düşünün. olmaz. tabi olan her zaman sonra gelmelidir. ezeli olan şey varken, sonradan olan ise var değil ki ..... not: bu konuyu derinlemesine araştırmayı düşünüyorum yani bu işin incelikleari hususunda bakalım araştırmak istiyorum kolay değil. bakacağım. eğer Allahın ilminde varsa ........ bu noktaya geleceğimi hiç düşünmemiştim............
bu konu çok ince bana bu hususta yardım edin görüşlerinizi bildirin zaten detaylı olarak bu konuyu araştırma düşüncem var sizin fikirlerinizi merak ediyorum 2 gündür kafam fırın gibi yanıyor bu konuyu düşünmekten. bu aralar bazı kitaplarda bu konuda yol gösterici bazı deliller gördüm. yıllardır beklediğim buymuş, 3-4 yıldır bu konuyu biliyordum ama çok ince olduğundan altından kalkamayacağımı bildiğimden bu konu aklıma geldiğinde düşünmekten korkuyordum. geçiştiriyordum. zaten kitapların ekserisi bu konuyu geçiştirirler. bana yol gösterin yani bu konuda kendime güvenmiyorum yani incelikleri konusunda
bu konuda daha evvelde bazı deliller vermiştim onları tekrar veriyorum iyice anlayın ve cevabı yorumunuzu bana yazın.
işte size çooooooooooooooooook kuvvetli bir istidlal, delil. özgür iradeyi savunanların en çok kullandığı bi "Allah bildiği için yazdı" lafıyla kasdettikleri şeyin yalan olup bu işin iç yüzünü gösteren delildir. gecenin 3 'ünde aklıma gelen bir delildir. çok mühimdir eğer anlarsanız..
Allahın ilminin maluma tabi olmaması meselesi
Allahın ilmi ezelidir evvelden de izah edildiği gibi ezeli olanın sebebi olmaz halbuki ilim maluma tabidir denildiğinde; ilim, malumdan( bilinenden) etkilenen durumunda olmakta ve malum ilmi etkileyen konumda bulunuyor dolayısıyla etkileyen malum, etkilenen ilme sebep teşkil ediyor. zira etkileyen etkilenene sebep konumundadır. halbuki akli delille sabit ki ezeli olanın sebebi olmaz. o halde Allahın ilmine ezeli diyenlerin: "ilim maluma tabidir" lafları yanlış olmaktadır. Allahın ezeli ilmi asla başka bir şeye tabi değildir. böyle oluncada cebr olduğu aşikardır. etkilenmek demek etkileyen olduğu varsayılan ( düşünülen) şeyin etkilenene sebep teşkil ettiğini kabullenmek demektir.
insanın özgür iradesini savunanların en çok kullandıkları laf olan "Allah bildiği için yazdı" ifadesidir bununla şunu kasdederler mesela ben şimdi klavyede yazı yazıyorum ya hah diyorlar ki Allah ezeli ilmiyle senin bu saatte, bu vakitte bu yazıyı yazacağını bildiği için levhi mahfuza böyle yapmanı yazdı. yoksa O, böyle yazdığı için sen böyle yapıyor değilsin. yani yine insanın özgür iradesi vardır derler. buraya kadar tamam mı anladınız mı? devam ediyorum sonra şunu diyorlar: "ilim maluma(bilinen) tabidir" yani Allahın ezeli ilmi sonradan olacak olan bilinen fiillere, hareketlere tabidir derler. bununla da şunu kasdederler: yani Allahın ilmi, bilmesi sonradan olacaklara tesirli değildir düşüncesini savunurlar. işte bu düşünceyi anlatmak isterler. yani Allahın evvelden hadiseleri bilmesi bizi cebr altında bırakmaz biz yine hürüz derler. tamam mı? yani Allahın ezeli ilmi, sonradan olacak olaylara tabidir derler. tamam mı? şimdi çooooooooooooook dikkat ediniz: tabi olan, tabi olunandan zaman bakımından önce mi gelir, beraber midirler, yoksa zaman bakımından sonra mı gelir? iyi düşünün. evet cevap şu: tabi olan, tabi olunandan zaman bakımından sonra gelir. bu aklen açıktır. şimdi duruma bakalım: bunlar ne demişti? "Allahın ezeli ilmi, sonradan olacak şeylere tabidir" . soruyorum: ezeli olan şey, hiç sonradan olan şeye tabi olur mu? olmaz eeeeee bu ne o zaman? ne olacak kandırma üç kağıt yüzyıllardır süren pek çok üçkağıttan biri. ezeli olan şey başka şeyden sonra olamaz . başka şeyden sonra olsa zaten ona ezeli ( öncesiz, başlangıcı olmayan) denilmezdi. demek ki onların "ilim maluma tabidir" lafları yalan dolandır. dolayısıyla insanın özgür iradesini savunan biri Allahın ilmi ezeli dediğinde ne dediğini bilmiyor demektir. dolayısıyla şunu şiddetle bildiriyorum ki: insanın özgür iradesi vardır diyen Allah hadiseleri olmadan önce bilmiyordu, hadiseler olurken bildi demek durumunda kalır . ve bunu dediğinde de Kuran daki "kıyamet vaktinin sadece Allahın bildiğini ifade eden" ayeti de inkar etmiş olur. yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

Başa dön        


kursatotcu



Kayıt: 27 Arl 2004
Mesajlar: 24

Tarih: Pzr Nis 17, 2005 6:14 pm    Mesaj konusu:    

--------------------------------------------------------------------------------

bak nesli cedid sen de hakikaten çok inatçıymışsın ama beni dikkatle dinle ben bu en son yazdığım delil ile yıllardır inandıklarımdan vazgeçtim yani Allahın iradesi olduğu inancını bıraktım ve artık temel olarak şunu savunmaktayım: Allahın iradesi ifadelerini Allahın ezeli ilmine göre yaratması manasında alıyorum ve bu görüşleri sadece ben savunmuyorun. mutezileden Kabi ve Nazzam'da bu görüşteymiş yine ibn sina da öyle. bu konuları incelemek istiyorum ama sana ve sorularına en son yazdığım delil cevap verecektir. ben daha evvel "bence kaderin sırrı şu " diye başlayan delilde Allahın iradesinin ezeli olmasıyla O'nun dilemesinin nedeni yok diyorsum. şimdi aynı delili Allahın ilmi için yapacağım ve Allahın ilminin nedeni yoktur diyorum. ezeli olanın sebebi yoktur. bunun izahını yapmıştım. ve Allahın ilmi de ezeli olunca nedeni yok işte yaptıklarının. çünkü "Allah ilmine göre yaratıyor" olay bu. iradesi yine dediğim gibi, ilmine göre yaratması manasına alıyorum. yani hakiki manada Allahın iradesi yoktur . dediğim gib inceleyeceğim detaylarıyla ve öğrendiklerimi size ulaştırmak istemekteyim siz bunu istemiyor musunuz? yoksa basit düşünceler ve görüşler sizi tatmin etmeye yetiyor mu? . şunu unutmayın ki "kişi bilmediğinin düşmanıdır" insanların anlattıklarıma ilk etapta düşmanca tavır takınmalarını zaten tahmin etmekteyim.




size bir şeyi sormak istemekteyim: ben bu yazıları yaklaşık 4 aydır forumlara yazıyorum ve yine 5 aydır da sitede yazdıklarım var . ( sitedeki yazıları düzenlemem lazım çok görüşü yine inkar ettim sitedeki)işin aslını söylemek gerekirse ben siteyi açtıktan sonra bir hafta içinde beni öldürürler diye düşünmüştüm baktım birşey olmadı. kendi kendime dedim ki millet daha siteden haberdar değil . dedim ve sitenin reklamını yapmak ve düşüncelerimi çok kişiye ulaştırmak için sonra forumların varlığını gördüm evvelden bu işleri ben bilmezdim yani internetten anlamazdım. ben yavaş yavaş forumlarda fikirlerimi anlatmaya başladım lakin yine öldürme ya da başka yollara başvurulmadığını gördüm. yani forumlarda tehdit ediliyordu lakin eyleme geçmemişlerdi . bu olay beni şaşırttı . anlam veremedim hatta çevremdekilere sordum onların da birkaçı bu işe şaşırdıklarını söylediler . evet Allahın ilminde yaşayacağım varmış ecelim gelmemiş. biliyorum ecel değişmez. bunu da biliyorum lakim zahiren ( görünüşte) soruyorum: beni neden öldürmediniz? kaale mi almadınız ? ya da bilemediğim başka şeyler mi var? ben özellikle nurculara sesleniyorum: ben bildiğim kadarıyla said nursiyi ilmi anlamda bile pek fazla eleştiren olmadı. ben ise onun kadere inanmadığını söyledim ve delil getirim ve dedim ki şu aralar onun diğer külliyatını okuyorum. diğer çelişkilerini de göstermek niyetindeyim dedim. bunu gizlemedim. ve şu aralar bitmek üzere külliyatı yani . ve dahası peygamberlerin ismetini ( günah işlemekten korunması) reddettiğimi söyledim. peygamberlerin küfrünü caiz gördüğümü söyledim. bu hususta araştırma halinde olduğumu söyledim. delillerimin olduğunu anlattım. lakin yine de bana karşı fiziksel olarak bir şiddet uygulaması görmedim. zahiren soruyorum neden? ( esasen bunu size Allah yaptırmadı. bunu biliyorum aslında ) lakin zahiren soruyorum ..

bu aralar aklımda şöyle bir durum var: Allahın ilmi bahsi. şöyle ki mesela güneş tutulma olayını ele alalım: güneş tutulmadan önce Allah güneşin tutulacağını biliyorsa, yani böyle denirse sonra güneş tutulur ve bir kaç dakika sonra güneş tutulması biter. şimdi soruyorum bu durumda da Allah yine güneşin tutulacağını biliyor denebilir mi? çünkü güneş tutulmuştur. güneş tutulması bittiğinde de yine güneş tutulacak diye Allah bilir denirse, bu bilgi yanlış olmuyor mu? çünkü bu anda güneşin tutulması bitmiştir. yani lafın kısası Allahın ilmi ezeli denirse ki öyledir, o halde değişen durumlarla ilgili ilmi nasıl oluyor? halbuki Allahın ilmi değişmez. ( çünkü ezeli olanda değişme olmaz) herhalde tam anlatamadım, zaten bu konuda ki araştırmalarım yeni. yani ben de anlamaya çalışıyorum. farabi ve ibn sina nın yazılarından okuyorum ve bu yazıları yorumlayanları okuyorum. çok zor konular. size danışıyorum fikirlerinizi bekliyorum ne dersiniz? söylüyorum pek bilgim yok bu konuda fakat araştırmayı düşünüyorum zaten araştırma aşamasındayım....... yani Allahın ilmi konusunda anlattığım örnekteki hususta fikirleriniz nedir? ................ beni din düşmanı görmeyin.......

Başa dön        


kursatotcu



Kayıt: 27 Arl 2004
Mesajlar: 24

Tarih: Çrş May 04, 2005 7:01 pm    Mesaj konusu:    

--------------------------------------------------------------------------------

tom bu sorunun cevabı kitapta yayılmıştır. fakat net olarak cevap şudur enbiya 23. ayettir yani O yaptıklarından sorumlu değildir oysa bizler sorumluyuz . daha evvel yazdığım Allahın ilminin maluma( bilinene) tabi olmadığını yazmıştım ona bak. zira Allah benim şu anda yazacağımı ezeli olarak biliyor dersen cebr olur. çünkü benim şu an yazmam mı Allhın ezeli ilmine tabi yaksa Allahın ezeli ilmi mi benim şu an yazmama tabi? dikkat et ki : önce olan sonra olana tabi olmaz. sonradan olan öncekine tabi olur. o halde ben bu yazıyı mecburen yazıyorum. yakında bu konudaki geniş izahı siteden yapmak istityorum .
Allahın görmesi ve duymasıyla ilgili bu aralar çok önemli bilgiler elde ettim. bunlardan biri şu ki mutezile mezhebi de Allahın görme ve duymasını inkar ediyorlarmış ve bu konudaki ayetleri duyulan ve görülenleri bilmek anlamında olduğunu söylüyorlar. bu aralada şöyle bir delil de öğrendim işte soru: Allahın görmesi var mıdır? vardır dersen soruyorum peki bu görme de ezeli mi? evet dersen (zira kitaplarda ekseriyetle ezeli diye geçiyor) soruyorum o halde ezelde alem yoktu yani dünya , kainat gibi yani( alem demek Allahtan başka herşey demektir) o halde soruyorum bu pozisyonda yani ezelde Allah neyi görüyordu? eğer alemi bu durumda görmüyordu, yarattığı zaman gördü derseniz yine çelişkiye düşüyorsunuz. çünkü ezeli olan şey de değişme olmaz. halbuki demenize göre önce görmüyor dünyayı sonra görüyor dünyayı. bu ise değişme manasına gelir ki ezeli olan zaten değişme kabul etmez yaaaaaaaaaaaaaaaa anladınız mı ? yorumunuz nedir?
ama yalnış allah sana 2 secenek vermiştir ya iyi olursun yada kötü bü senin özgür idarendir. allah san" biri bunu yazdı
cevap: peki senin neyi seçeceğini yine önceden bilmiyor mu? biliyor dersen işte sen O'nun bildiğini yapmak zorundasın eğer O'nun bildiğinin aksini de yapabilirim dersen Allahın ilmi cahilliğe döndü demiş olursun.
bir de bugün size çok ince ve süper bir delil. bunu biri buldu ben bulmadım : düşünüyorum Allahın zatı var ve alemi yarattı diyoruz yani alem yokken varoldu. o zaman akla şu geliyor Allahın zatı ile sonradan oldu dediğimiz alem arasında bir zaman aralığı olması lazım gelmiyor mu? diye düşündüm ve şöyle düşündüm bu araya mesela bir saniye kadar da olsa bir an geçmedimi diye düşündüm. o zaman şöyle bir düşünce oldu. yani başkası buldu: ama Allah ezelidir yani başlangıcı yoktur eğer bir saniye arada oldu dersek şöyle oluyor: ezeli +1 saniye ama şu var ki ezeli zaten ezelidir (başlangıcı olmayan) . yani ona bir şey zaman olarak eklenmez ki, ne kadar zaman ekleseniz de o yine ezelidir. yani bu ezeli varlığa 1 saniye diye zaman geçmesini düşündüğünüzde Allahın ezeli olmadığını söylemeniz gerekir. çünkü sizin 1 saniyeden bahsetmeniz için Allahın zatının bir başlangıcı olması gerekir. zira ezelilik ile bareber bu 1 saniyeyi ölçemezsiniz ve anlamı olmaz. dolayısıyla Allah ezeli olduğundan böyle şey söylenemez. buradan şu sonuç çıktı ki Allah ile ile alem arasında zaman kavramından bahsedemeyiz. o zaman benim bu hususta kararım şu aralar şu ki: bence zaman mahluk ( yaratılmış) değil. yani zaman aslında yoktur. lakin insanların algı düzeyinde zaman kavramı vardır ki bu kavram yani zaman düşüncesi mahluktur. yani saniye, saat insan böyle düşünüyor ama sorarsan ki Kuranda zamandan bahsediliyor derim ki bu da yine insanların algı düzeyiyle ilgili bir ifadedir diyorum. biraz karışık oldu ama bende daha dün anladım bu durumu. bakalım ilerde detaylı anlatırım tahminim siteden. ne diyorsunuz yorumunuz nedir.

Başa dön        


kursatotcu



Kayıt: 27 Arl 2004
Mesajlar: 24

Tarih: Cum May 06, 2005 7:52 pm    Mesaj konusu:    

--------------------------------------------------------------------------------

"
Başlık: Ynt: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 10.05.05/23:06
--------------------------------------------------------------------------------

"allahin bizim neyi sececegimizi bilmesi ,bizim irade sahibi olusumuzu ve irademizin neticesine göre özgürce hareket etmemize mani olmuyor.
Allah biliyor,ama Allahin bilmesi harektlerimizi hic bir sekilde ne engelliyor nede etkiliyor,neye nasil karar vercegimizi ve nasil hareket edecegimizi biz kendimiz belirliyoruz,Allah sadece biliyor.Bu bakimdan bütün davranislarimizdan biz kendimiz sorumluyuz.
Sen bu yazdigin yaziyi, verdigin karar sonucunda yaziyorsun öyle degil mi? Yani yazmiya da bilirdin isteseydin.Allah sana her iki secenegi de sundu az önce ve ayni zamanda hangi secenegi tercih edecegini de biliyordu.Onun bilmesi senin bu yaziyi yazma istegini degistirdi mi?Neticede karar verip yazdin."
bak tom senin bu dediklerini inan ki yıllarca okudum ve en sonun da onun büyük bir aldatma olduğunu anladım yani 1 ay oluyor bunu anlayalı. şimdi ince nokta şu ki : sen diyorsun ki sen seçmedin mi yazmayı bu düşünceyi diyorsun. parantez içinde önce şunu hemen belirteyim ki benim bu yazı yazma isteğimi Allah mı yarattı? önce onu sorayım evet mi hayır mı? hayır dersen kim yarattı? evet dersen Allahın yarattığı düşüncenin meydana gelmesini engelleyemem ben. o halde yine özgürlüğüm kalmıyor parantezi kapatıp, ilim ile ilgili devam ediyorum. bak şimdi evet ben seçiyorum ama benim bu seçmem sonradan oluyor yani 100 yıl evvel değil şimdi seçtim. tamam mı bak bur da şu var ki: benim buraya yazı yazmayı dünüceğim düşüncesi meydanda yokken de Allahın ilminde benim yazı yazmayı isteyeceğim vardır. dolayısıyla yokluk, varlığa tesir edemez. tesir eden varlıktır. bu çok önemlidir. iyi düşün: bak firavun örneğini ele alalım ( bu aralar elimde metin özdemir diye birinin Allahın ezeli ilmi ile ilgili kitap var orada konu detaylarıyla anlatılıyor) evet firavun örneği, firavun yaratılmadan evvel onun yapacakları ezeli ilminde vardı ve bu ilmine göre olur olanlar. o halde sen her ne kadar : "Allah onun hür iradesiyle ne yapacağın ezeli ilmiyle bilir" desen de bu bir laf oyunudur . zira bu lafta ilmin maluma yani bilinene (sonradan olacak) tabi olduğu anlatılıyor. önce de söylediğim gibi önce varlığı olan şey sonra varlığa gelecek şeye tabi olmaz. tabi oluş zaten sonradan gelmeye bağlıdır. senin dediğinin olması için firavunun varlıktaki halinin , Allahın ilminin öncesinde olması icap etmektedir. halbuki ezeli demek zaten öncesinin olmaması demektir. dolayısıyla firavun sadece kendisinin yokluğunda da var olan Allahın ezeli ilmindeki neyse onu yapacaktır. dolayısıyla firavunun maddi hali, tabi durumundadır. yeminle söylüyorum bu gerçektir. bende çok aldandım bu işte. hatta gazali de "itikatta orta yol" adlı kitabında Allahın ilminin maluma (bilinene) sonradan olacak şeylere tabidir diyor. yani o da anlamamış. mesela ibn rüşd ondan 100 sene sonra yaşadı. işte o Allahın ilminin maluma tabi olmadığını belirtiyor. ibn sina da öyle diyor. yani bir çok kimse bu ayrımı farkedemedi. zannedersem iz yayıncılıktı, metin özdemirin bahsettiğim kitabı. "All"hın ezeli ilmi ve insanın özgürlüğü" ile ilgili bir kitaptı. oku göreceksin. yalnız yazarı da özgürlükçü ve zor durumlara düşüyor.

Başa dön         


kursatotcu



Kayıt: 27 Arl 2004
Mesajlar: 24

Tarih: Cmt May 07, 2005 7:06 pm    Mesaj konusu:   

--------------------------------------------------------------------------------

"Teslimiyetli olan insan, kendi yaptığı hissini yaşamasına rağmen, bunların tümünü Allah'ın dilemesi ile yaptığını bilir. Diğeri ise, her yaptığını kendi aklı ve gücü ile yaptığını zannederek yanılır.

Bunların hepsi Rabbimizin insanları denemek için kaderlerinde önceden belirlediği olaylardır. Bir ayette bildirildiği gibi, "... Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir". (Ahzab Suresi, 3"
tom bunları sen yazdın
cevap: Allaha sövenler var o zaman Allah kendisine sövülmesini mi irade etti? sen hem böyle yazıyorsun hem de cebre inanmıyorsun bu bir çelişkidir.
ve "denemek için önceden belirlenmiş olaylardır" diyorsun ya önceden ne yapacağın belli ise bu daha nasıl bir deneme böyle? hiç böyle deneme olur mu bu nedir?
evet bugün size çooooooooooooooooooooook ince bir delil sunacağım. fakat nebileyim işte anlatayım:
konu alemin kıdemi( ezeliyeti) : soruyorum Allahın yaratması var mı? evet dersen yine soruyorum bu yaratması ezeli mi? sonradan mı? eğer sonradan dersen halbuki her hadis(sonradan olan) mahluktur( yaratılmıştır) . o halde o yaratmanın da yaratıldığını söylemek durumunda kalırsın. peki onu yaratan yaratıcılıkta hadis dersen onu ne yarattı diye sorarım ve tesellsül olur. o halde Allahın yaratması ezeli dersen bak ne oldu: ya o zaman yaratılan ilk şeyi düşün o zaman onun da ezeli olması lazım gelmiyor mu ne dersin? mesela bak Allahın kudreti var ve bu ezelidir kitaplarda böyle anlatılır. soruyorum Allah kurdetiyle mi yaratır? evet dersen bak ne oldu: alem ( Allahtan başka herşey demektir) sonradan oldu yani Allah alemi sonradan yarattı dersen o halde bu sonradanlık ne demektir ve Allah bu sonralığın gelmesini mi bekledi yani? nedir bu? eğer Allah bekledi önce yaratmadı sonra yarattı dersen. o halde Allahta bir değişmeyi kabul ettin demek olur. çünkü kudreti ezeli dersen ve önce yaratmadı sonra yarattı dolayısıyle kudreti bu işin olmasına taaalluk( bağlı ,ilgili) etti dersen bak ne oldu: kudreti önce yaratmıyor sonra yaratıyor oluyor ve bu kudrette bir değişmeyi beraberinde getiriyor. halbuki ezeli olan değişme kabul etmez . yaaaaaaaa
bir de diğer açıdan bakarsak yani aleme ezeli dersek bu seferde başka problem var şöyle ki: yaratmaktan bahsedildiğinde zaten yaratılan için öncesinde yokluktan bahsetmek ya da başka bir şeyden bahsetmek lazım gelir. sonuçta bir değişimdir mesela insanın çamurdan yaratılışı gibi bak insan yoktu var oldu yaratıldı çamurdan. fakat ben şunu diyorum: yaratılan ilk şeyden bahsediyorum : bunun için konuşursak ve buna ezeli dersek ama ezeli ise değişmez ve yaratılan şey içinde ezeli demek göründüğü kadarıyla bir çelişkidir benim şu an ki bilgilerim ışığında konuşuyorum. yani ne demeliyiz, yani lafın özü şunu soruyorum: yaratılma konusunda Allah vardı ve sonra alem oldu dendiğinde: Allah yaratmak için bekledimi, beklemedi mi? beklemedi dersen alem ezeli demiş olmuyor musun? eğer bekledi dersen neyi bekledi? diye sorulur. zamanını bekledi dersen. o halde zamanın varlığını kabul ediyorsun demektir. yani kafam karışık. bu konu zaten çok derin mesela ben ibn rüşdün tehafütül tehafüt ( tutarsızlığın tutarsızlığı) adlı gazaliye karşı yazdığı kitabı 4 yıl önce okumuştum bir kaç cümle anlamıştım o kitaptan. tamamına yakınını anlamamıştım. fakat artık bu tip kitaplarıda yavaş yavaş anlamaya başladım. yine ben araştıracağım fakat bu konuda ne diyorsunuz yorumunuz nedir? yan anladığınız kadarıyla yorumunuzu yapın. zaten bende tam anlatamadım yani . bir de not: ben bilgili miyim ne derseniz? açıkça itirafınızı yapın yani. biz bizeyiz şurdaa beni şevke getirin. ayıp olmazsa...
önce serkan bu son sözlerinde yani bana kelamda dahisin ve benzeri kelime kullandın. samimi misin onu söyle? inanamıyorum yani. eğer alaysa bu, açıkça söyle. sonra üzülürüm. havaya falan girerim de sen dersin ki: o söylediklerim alaydı dersin. üzülürüm yani.
deliller Bana bazen söyle sorular soruluyor: ”Allah kaldiramayacagi kayayi yaratabilir mi? ya da bükemeyecegi demiri yaratabilir mi?”
Cevap: Yaratamaz. Burada ilk bakista yaratamaz ifadesi, Allah için acizlik manasini akla getirebilir. Lakin burada yaratma bir sarta bagli; sart ise kaldiramama ve bükememe. Bunlar ise kesin olarak acizliktir. Ve Allah için acizlik muhaldir (imkansiz). Muhale bagli olan, gerektiren sey de muhaldir. Dolayisiyla Allah sonu acizlige varacak olan sey, velev ki yaratma olacak olsa da, o halde böyle bir seyi yaratamaz. Burada esasen bizim yaratamaz ifadesini kullanmamiz; Allah’i övmek ve onu noksan sifatlardan tenzih etmektir.
işte size uzayın sonsuz değil sonlu ve sınırlı olduğuna dair delil
*** Alem, uzay cisimdir. Her cisim sinirlidir. Her sinirli olan mahluktur. Dolayisiyla alem de, uzay da sinirlidir. Bu hususta akli delilim sudur:
_ Kitap: Islam Felsefesinde Allah’in Varliginin Delilleri Yazar: Prof. Dr. Ibrahim Agah Çubukçu
sayfa 21: Kindi alemin hudusunu ispatlamak için riyazi saglamlikta bir takim önermelere dayanmistir. Ayrica alemin sonsuz oldugunu farzetmistir. Daha dogrusu riyazi saglamlikta olan önermelere dayanarak alemin sonsuz olacagi faraziyesinin çürüklügünü göstermistir. Kindi’nin dayandigi bu önermeler sunlardir:
Ayni cinsten olan ve birbirinden büyük bulunmayan iki kemiyet esittirler.
Bütün buutlari ve cüzleri ile birbirinden farksiz olan kemiyetler bilfiil ve bilkuvve yekdigerine esittirler.
Sonlu kemiyetler, sonsuz olamazlar.
Esit seylerden birine ayni cinsten diger bir sey katilinca esitlik bozulur. Kendisine katki yapilan sey, eski halinden daha büyük olur.
Sonlu kemiyetlerin bir araya gelmesiyle vücut bulan sey, sonlu olur. Baska bir deyimle ayni cinsten sonlu kemiyetlerden bazisi sonlu olunca tamami da sonlu olur.
Ayni cinsten sonsuz iki kemiyetin biri digerinden daha az veya daha çok olamaz.
Kindi bu önermelere dayanarak alemin sonlu ve dolayisiyla hadis oldugunu ispatlamistir. Alemi sonsuz farzederek girisilecek ispatin, böyle bir faraziyeyi muhalle sonuçlandiracagini göstermistir:
Sonsuz bir cismin bilfiil varligini farzedelim. Bundan belli ve sonlu bir parça koparildigini düsünelim. Cismin geriye kalan kismi ya sonlu olur veya sonsuz olur. Eger cismin geriye kalan kismi sonlu olursa, sözü geçen 5 nci madde geregince cismin tamami sonlu olmus olur. O halde burada açik bir çeliski vardir. Çünkü bir cismin hem sonsuz, hem sonlu oldugu sonucuna varildi.
Simdi de diger ihtimal üzerinde duralim: Cismin geriye kalan kisminin sonsuz oldugunu düsünelim. Buna cisimden ayrilan parçayi katinca hasil olan miktar, bu katki yapilmadan önceki miktardan ya büyük olur, yahut da ona esit olur. Eger büyük olursa, sonsuz olanin, sonsuz olandan daha çok olmasi gerekir ki bu da bizi sözü geçen 6 nci madde geregince muhale götürür. Çünkü sonsuz olan iki kemiyetten birinin digerinden daha az veya çok olmasi düsünülemez.
Eger parçayi katmakla hasil olan miktar, kendisine katki yapilan miktara esit olursa, bir miktara diger bir miktar katilinca esitlik bozulmuyor demektir. Bu ise sözü geçen 4 ncü maddeye aykiridir. Cüz, büyük miktara katilinca ayni büyüklügün degismemesi cüzle kül arasinda farkin bulunmadigi sonucunu verir. Yahut parça ile bütünün ayni büyüklükte oldugu düsüncesini dogurur. Bu ise açik bir çeliskidir.
Bütün bu faraziyeler muhale ve çeliskiye götürdügünden bir cismin bilfiil sonsuz olamayacagi sonucu çikar. Baska bir deyimle, kemiyet sahibi seyin, bilfiil sonsuz olamayacagi anlasilir. Bu da alemin kadim olmadigini, sonlu oldugunu ve baslangici bulundugunu gösterir. Bu demektir ki alem hadistir. Alem hadis olunca bir muhdise ihtiyaç gösterir. Bu muhdis de Yüce Allah’tir.
*** Mevcudatta Allah’in yaratmadigi bir sey var midir?
Aynadaki görüntün, biçak, gazete, araba, televizyon bunlar sey midir?
Peki bunlari Allah mi yaratti?
Sey: mevcut olan
Cevap: Bunlari da Allah yaratti ve varolduklari sürece yaratilmalari devam etmektedir.

msn den kursatotcu diye arayın
Başlık: Ynt: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 13.05.05/17:23
benim şöyle bir durumum var bu hususta yorumlarınız nedir : ben ne kadar okursam okuyayım yine kendimi bilgili biri olarak hissedemiyorum. hatta ne kadar okursam yetersizliğimi o oranda hissediyorum. mesela 10 saat okusam bile sanki 1 saat kitap okumuş gibi kendimi hissediyorum ve bu işi anlamıyorum. sizce bu psikolojik bir sorun mu? ben kendimi devamlı olarak eksik, ilmi açıdan güçsüz hissediyorum ancak buna karşılık konuştuğum kişilere ekseriyetle tartışmada üstün geldiğimi de görmekteyim. gerçeklik böyle olmakla beraber yine de kendimi yetersiz hissetmekten kendimi alamıyorum. bu işi yorumlayınız.

  sinan dedi ki dünya ya neden geldik. işte izahı: yanımda palto var ben üşüdüm ve patoyu giydim. baktığımızda önce üşüdüm sonra paltoyu giydim. demek ki paltoyu giymemin nedeni üşümekti. o halde şu anlaşılmış olur ki sebep neticeden zaman olarak önce geliyor. bunu kabul ediyorsanız devam ediyorum düşünelim Allahın ilmi ezeli mi, ezeli demek öncesiz demektir ve başlangıcı olmayan demektir. şimdi soruyorum: öncesiz olanın öncesi olur mu? olmaz değil mi. evet devam ediyorum ama demin verdiğim örnekte anladık ki bir şeyin sebebinin   olması için zaman olarak önceliğinin olması gerekir. ancak öncesizin öncesi olmadığına göre demek ki sebebi de yok. bunu da anladınız mı? ( anlayanlar anlamayanlara anlatsın) devam ediyorum:  siz Allahın ilmine ezeli dediniz ya.  o zaman ne oldu Allahın ilmi de ezeli olunca demek ki onun da yani Allahın ilminin de nedeni yoktur. bu sonuç çıktı. o halde düşünelim Allah ilmine göre yaratacağına göre ve Allahın ilminin de sebebi olmadığına göre demek ki Allahın yaratmasının, yani yaptıklarının da bir nedeni olmaz. bu sonuç çıkar.     yani Allahın yaptıklarının  nedeni yoktur. olay bu.  yakında siteden genişçe  izahını yapmak istiyorum.
evvelden Allahın iradesini inkar etmediğim zamanlarda aşağıdaki delilli yapmıştım ve Allahın yaptıklarının nedeni olmadığını anlatmıştım. ancak artık Allahın iradesini inkar ettim. aşağıdaki örnekte ezeli olanın nedeni olamayacağı anlatılıyor.
Bence kaderin sirri sudur: Allah’in dilemesinin nedeni yoktur. Yani cenneti, cehennemi, dünyayi, insani yaratmasinin asliBence kaderin sirri sudur: Allah’in dilemesinin nedeni yoktur. Yani cenneti, cehennemi, dünyayi, insani yaratmasinin aslinda hiçbir nedeni yoktur. Iste ispati: “Ezeli (öncesiz, baslangici olmayan) olan bir seyin sebebi yoktur.” Su demektir: Mesela biri üsür, palto giyer. Kisi palto giymeden önce üsümüstür. O halde görünüste baktigimiz zaman, palto giymenin sebebi üsümektir. Lakin üsüme olayi, paltonun giyilmesinden zaman olarak öncedir. Dolayisiyla bir seyin sebebi, her zaman sebepliden, neticesinden önce gelir. Bu kabul edildiginde devam edelim. Öncesiz (ezeli) olan bir seyin sebebi yoktur, dedik. Soruyorum: “Öncesiz olan bir seyin, öncesi olur mu?”, “Olmaz” denecektir. Zira eger onun da öncesi olsaydi, ona öncesiz denmezdi. Görüldügü gibi öncesiz olanin öncesi olmuyor. Lakin yukarida ispat ettigimiz üzere, bir seyin sebebinin olmasi için muhakkak zaman olarak önceliginin olmasi ve önceden olmasi gerekiyordu. Dolayisiyla öncesizligin öncesi yoksa, o halde sebebi de olmaz. Sebebinin olmasi için daha öncesinin olmasi gerekir. Hal böyle olunca ”Ezeli olan bir seyin sebebi yoktur” önermesinin dogrulugu sabit olur. Soruyorum: “Allah bu dünyayi yaratti ama, isteyerek mi yaratti, istemeyerek mi yaratti?”, “Isteyerek yaratti” denecek. Yani yaratmasi hadis ise de, ezeli iradesiyle oluyor. Soru: “Allah ezeli olarak mi irade sahibiydi, yoksa sonradan mi irade sahibi oldu?”, “Ezeli olarak irade sahibiydi” derler. Lakin sizinde gördügünüz gibi ”Ezeli olan bir seyin sebebi yoktur” önermesine göre, Allah’in iradesi de ezeli oldugu için, onun da sebebi yoktur. Allah’in yaptiklari ise, O’nun iradesiyle olunca; “O’nun yaptiklarinin nedeni yoktur” demek durumundayiz. Iste, kaderin sirri budur diyorum. Yani nedensizlik, illetsizlik. Bununla beraber Kur’an’da ve hadislerde Allah’in sanki amaci oldugu ya da yaptiklarinin bir sebebi varmis gibi oldugunu ilk bakista akla getiren ifadeler görüyoruz. Iste bu ifadeleri te’vil etmek, yani akla gelen ilk anlami birakip, baska bir mana vermek lazimdir. Bu dünya imtihan dünyasi da degildir. Mesela Hz. Adem’i yaratmadan önce de, onun yasak agaçtan yiyecegini biliyordu. Zaten rizik da Allah’tan. Ona zoraki yedirdi. Böyle imtihan olur mu? Olmaz elbette. Böyle ayet ve hadisleri uygun bir sekilde yorumlamak lazim geliyor.nda hiçbir nedeni yoktur. Iste ispati: “Ezeli (öncesiz, baslangici olmayan) olan bir seyin sebebi yoktur.” Su demektir: Mesela biri üsür, palto giyer. Kisi palto giymeden önce üsümüstür. O halde görünüste baktigimiz zaman, palto giymenin sebebi üsümektir. Lakin üsüme olayi, paltonun giyilmesinden zaman olarak öncedir. Dolayisiyla bir seyin sebebi, her zaman sebepliden, neticesinden önce gelir. Bu kabul edildiginde devam edelim. Öncesiz (ezeli) olan bir seyin sebebi yoktur, dedik. Soruyorum: “Öncesiz olan bir seyin, öncesi olur mu?”, “Olmaz” denecektir. Zira eger onun da öncesi olsaydi, ona öncesiz denmezdi. Görüldügü gibi öncesiz olanin öncesi olmuyor. Lakin yukarida ispat ettigimiz üzere, bir seyin sebebinin olmasi için muhakkak zaman olarak önceliginin olmasi ve önceden olmasi gerekiyordu. Dolayisiyla öncesizligin öncesi yoksa, o halde sebebi de olmaz. Sebebinin olmasi için daha öncesinin olmasi gerekir. Hal böyle olunca ”Ezeli olan bir seyin sebebi yoktur” önermesinin dogrulugu sabit olur. Soruyorum: “Allah bu dünyayi yaratti ama, isteyerek mi yaratti, istemeyerek mi yaratti?”, “Isteyerek yaratti” denecek. Yani yaratmasi hadis ise de, ezeli iradesiyle oluyor. Soru: “Allah ezeli olarak mi irade sahibiydi, yoksa sonradan mi irade sahibi oldu?”, “Ezeli olarak irade sahibiydi” derler. Lakin sizinde gördügünüz gibi ”Ezeli olan bir seyin sebebi yoktur” önermesine göre, Allah’in iradesi de ezeli oldugu için, onun da sebebi yoktur. Allah’in yaptiklari ise, O’nun iradesiyle olunca; “O’nun yaptiklarinin nedeni yoktur” demek durumundayiz. Iste, kaderin sirri budur diyorum. Yani nedensizlik, illetsizlik. Bununla beraber Kur’an’da ve hadislerde Allah’in sanki amaci oldugu ya da yaptiklarinin bir sebebi varmis gibi oldugunu ilk bakista akla getiren ifadeler görüyoruz. Iste bu ifadeleri te’vil etmek, yani akla gelen ilk anlami birakip, baska bir mana vermek lazimdir. Bu dünya imtihan dünyasi da degildir. Mesela Hz. Adem’i yaratmadan önce de, onun yasak agaçtan yiyecegini biliyordu. Zaten rizik da Allah’tan. Ona zoraki yedirdi. Böyle imtihan olur mu? Olmaz elbette. Böyle ayet ve hadisleri uygun bir sekilde yorumlamak lazim
Başlık: Ynt: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 16.05.05/17:16
"Ockhamlı william der ki: ilahi iradenin yaratıklarının iradesinden önce gerçekleşmiş olması eğer onların (kulların) iradesini zorunlu kılmıyorsa bu onların ilahi iradenin  kararının aksine bir karar verme kudretine sahip oldukları anlamına gelir ki bu durumda ilahi iradenin kararı yetersiz ve eksik kalmış olur."
  yazarın yorumu:    bu itiraz karşısında her zaman ilahi iradenin insanların hür seçimlerini önceden bilen ilahi ilme bağlı olduğu savunması yapılabilir. fakat bu tür bir savunma iradeyi belirleyen ilmin ezeli olduğu kabul edildiği sürece geçersiz kalacaktır. zira nesnesinden önce bulunan ezeli bilginin sonradan olan (hadis) nesnesine tabi olması hiçbir açıdan mümkün olmadığı için onun nesnesi ( yani hadis olup bilinenler) zorunlu olur  bu açıktır. 
    kitap: Allahın bilgisinin ezeliliği ve insan hürriyeti           yazar: metin özdemir               ( iz yayıncılık )   bu kitapta Allahın ezeli ilmi kabul edildiğinde kulların özgür iradesi fikrinin savunulamayacağı anlatılıyor.
      bu ara şunu buldum: Allah ezeli fakat kudreti de ezeli ve kudretinin taalluku da( ilgili, bağl&#305 ezeli. o bakımdan ilk yaratılan için düşündüğümüzde bu yaratma için Allahın zatı ile bu yaratılan arasında zaman geçmedi. fakat bu yaratılan hadistir yani sonradandır fakat bu sonradanlık; zaman bakımından bir sonradanlık olmayıp Allahın zatından sonradır . kısaca böyle bakalım daha bir araştırıp ilerde herhalde sitede yazarım.
Başlık: Ynt: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 19.05.05/23:01
m kılıç bana destek mi çıktın? . bakın bu işler öyle kolay değil bu birrrrrrrrrrr şimdi söyleyeceğim önemli ama yüzyıllardır üstü kapalı geçiliyor bu ikiiiiii not: ben nasıl bir insanım ya... çok mu kibirliyim? ya kötü birimiyim ya... söyleyin hadi. ama fazla üzmeyin ha. şimdi delil: ben Allahın görmesi ve duymasını inkar etmiştim ya. o konu: bakın kitapların ekserisinde diyor ki Allahın görmesi ve duyması vardır ve bu sıfatları ezelidir derler bakın şimdi: bu kitaplar hem aleme yani Allahtan başka herşey dünya, uzay gibi) hadis diyor yani sonradan olan. şimdi bakın o halde alemin olmadığı bir durum var demektir. o halde bu durumda Allah alemi görmüyor muydu? yani dünyayı görmüyor muydu? yaaaaaaaa. eğer görüyordu dersen sorarım daha meydanda olmayan şey nasıl görülür? devam ediyorum: derseniz ki dünya yokken Allah görmiyordu ama onu yaratınca gördü derseniz bak ne oldu o halde : bu Allah ta değişmeyi savunmak olur. çünkü önce görmüyor dünyayı sonra görüyor olur. bu ise bir değişmedir. ve Alllahın zatına bir eklenmedir halbuki en basit bir mantıkla belli ki ezeli olan şey de değişme bozulma olmaz. değişme, eklenme olmaz çünkü o ezeli ve başlangıcı yok dolaysıyla onu etkileyecek bir şey yok. yani etkilemek için etkileyen etkilenenden önce gelmelidir. eee ezeli ise öncesiz demektir ve öncesizin öncesi olmaz ki onu etkileyen, değiştiren bulunsun.( zira her değişim bir değiştiren ve etkilemme de bir etkileyen gerektirir) o halde bir şey ezeli kabul edildiğinde onda değişme olmaz denmelidir. bunlar ne demek durumunda kalıyorlar: " önce görmez dünyayı sonra yaratığında görür." deyince bu ise açıkça bir değişme bu ne şimdi çelişki değil mi? . yaaaaaaaaaaa aynı delil duyma içinde söz konusu. yine anlatamadım mı .............
Başlık: Ynt: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Azrail - 19.05.05/23:13
olm sen manyakmısın?!?!?!
Başlık: Ynt: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 20.05.05/23:01
bakın ben Allahın konuşma işini de inkar ediyorum. yani Allah konuşmaz peki bana sorarsanız. ya Kuran da Allahın kelamı deniyor ve dahası ayette "Allah musa ile konuştu" deniyor sen ne diyorsun? denirse cevap: olan şudur Musanın duyacağı sesi Allah yarattı.  yani Allahın sesi yoktur. yani Musanın duyacağı ses yaratıldı ve bu ses mahluktur (yaratılmıştır)  sonradandır ezeli değildir tamam mı.  mecazen ayette Allahın konuştuğundan bahsediyor. yani bunlar mecazdır.  mesela ben Kuran mahluktur diyorum. eşari ve maturidiler ise Kuran mahluk değil diyorlar. bunlar ayakta rüya görüyor neden mi?  bak şimdi "elhamdülillahirabbilalemin"   bu ayet.  bakın harfllerden meydana geliyor ve bu ise sonradan olmaktır. bak harfler birbirini takip ediyor. hiç  böyle ezeli olur mu?  ha dersen ki onlar kelamı nefsi olan manaya ezeli diyorlar: cevap: bunlar uydurma laflardır  zaten Allahın ilminde Kuran vardır. daha kelamı nefsi ne oluyor?  bu konuda da araştırmalarım devam ediyor. bunu da yakında sitede anlatmayı düşünüyorum ah ah lan yıllarca kandım bunlara beeeeeeeeeeeeeeeeeee
    kafana göre konuşuyorsun değil mi? ben de biliyorum Kuran daki irade ile ayetleri ancak şu var  ki bu ayetleri yani irade ile ilgili ayetleri ekseriyetle Allahın ilmine göre yaratması manasına alacağız.  bu işler kolay mı?  bak neden Allahın  iradesini inkar ettim anla: ezeli iradesi var Allahın          ;        diyorsunuz; ezeli irade seçim nasıl olur düşün bakalım? ezelde ne varda ne seçilecek ezeli olan ancak Allahtır  misal ezeli seçme diyorsunuz ya zaten    Allahın                ilminde neyin olacağı yok mu?var  daha seçmeye ne hacet zaten Allahın  ilminde   neyin

gerçekleşeceği vardır  ezbere konuşuyorsun bu bahsettiğim

inceliklere gazalide razide

eşaride ve bir  çokları vakıf olamadılar ya BEN YÜZLERCE KİTABI İNCELİYORUM BUNLARI BULMAK İÇİN KAFAMA GÖRE SALLAMIYORUM
  hadi bu delillerin yorumunu yapın bakalım düşünün düşünün...   
Başlık: Ynt: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 21.05.05/23:18
salkar teşekkür ederim lakin abartmadığına eminmisin yani.   neyse   ve şunu sana soracağım bana bu laflarını kopyalayıp    başka forumlarada yapıştırayım ı izin verir  misin?   çatlasınlar yaaaaaaaaaa     . 

  delil:  bakın Allahın  ezeli iradesi var diyorsunuz  şimdi iyice düşünelim bir seçimden bahsetmek için ortada    seçilecek

olanların bulunması icab eder bu açıktır.   fakat siz diyorsunuz ki bu yaratılanlar sonradan meydana geldi.yani Allahın  irade ettikleri. şimdi bakalım:  demekki bu lafla  diyorsunuz ki seçilenler mevcut değilken Allah onları seçti diyorsunuz ne dediğinizi görüyormusunuz?  ha derseniz ki Allahın

ilminde   olan mümkünlerden yani olmasıda olmamasıda eşit olanlardan    Allah    irade etti yani seçti derseniz   zaten neyin meydana geleceğ Allahın     ilminde zaten mevcuttur . bir de şu var:  bir seçimden iradeden bahsetmek gerekiyorsa muhakkak  bu seçme hadistir yani sonradandır.   zira önce seçilecekler mevcut olmalı  ki seçim gerçekleşsin .   zaten bu aralar    okuduğum kitaplarda Allahın      iradesini &n bsp;  kabul edenlerin düştüğü çelişkileri daha  net görüyorum bu delilide yorumlayın .

  en son mesaj atana diyorum yazdığın    yazıyı öbür forumlara yapıştırmama izin veriyormusun?   çatlasınlaar yaaaaaaaaaaa  .      bir de sana tavsiyem teknik forumdaki serbest kürdsüdeki benim    tartışmamda da daha detaylı bilgiler var   .  merak edenlere söylüyorum bu forum alternatif forum  yaaaaaaaaaaaa   
  aleviye cevap:  sen ne diyorsun yaa.  ben Allahın  ilmine ezeli dedim  yaratmasına değil.  Allahın yaratması hadistir yani sonradandır ve evet bizim duygularımız var olduğu müddetçe yaratılma halindedir.   tekrarlıyorum düşüncelerimizi,  seçimlerimizi, hareketlerimizi Allah yaratır. sen neyi savunduğunu bilmiyorsun ya.mesela bir renk seç seçtin mi ? ha ben diyorum ki şu an kafandaki renk bir düşüncedir.işte bu düşünceyi sen de Allah yarattı. olay bu.                ve bu düşünce   varolduğu müddetçe yaratılması devam eder.   
Başlık: Ynt: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 23.05.05/22:51
Tarih: Pts May 23, 2005 7:02 pm    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------

cevap Yunanlılara bu kadar hakaret ettin. onlar Yunanistan da doğmayı kendileri mi belirlediler yaaaaaaaaaaaaa . sen orada doğsaydın ve biz sana sırf orada doğduğun için hakaret etseydik hoşuna mı giderdi? "insan her yer de insandır" ben bu görüşteyim.
YENİ ALDIĞIM KARARLARDAN BİRİ DE ŞU Kİ BEN MÜMKÜN MESELESİNi DE İNKAR EDİYORUM YANi MÜMkÜN ŞU DEmEKTİR: OLMASI DA, OLMAMASI DA EŞİT OLAN demektir. ben diyorum ki Allahın ilmin de olacağı olanların olması vaciptir diyorum yani zorunludur. ama Allahın ilminde varlığa gelmeleri şeklinde bir durum olmayanların meydana gelmesi muhaldir (imkansızdır) diyorum . o bakımdan olanlar böyle olmak zorundaydı ve "Allah ilminin zıttına bir şey yapmaya kadir değildir" ( yani ilminde hadiselerin nasıl olacak olmaları var ise hadiseler öylece cereyan eder. eğer böyle olmazsa O'nun ilmi cahilliğe dönmüş olur ki bu kabul edilemez) diyorum. yani Allahın ilmi nasılsa cerayan edecek olanlar Allahın ilmine göre cereyan eder. o bakımdan bir şey ya vaciptir yani zorunludur ya da muhaldir yani imkansızdır. ve Allahın ilmi ezeli olup nedeni yoktur ve Allah ilmine göre yaratır. olay bu . galiba yine anlatamadım........
en son mesaj atan cevap: sen ne diyorsun ya. cevap:Allah hayal kurdu diyorsun. soruyorum peki bu kurulan hayali Allah mı yarattı? yoksa bu hayal kendi kendisinin mi sebebiydi? unutma ki hiçbir şey kendi kendinin sebebi olamaz. zira bu eşyanın varlığından önce valırlığını gerektirir. yani kendi kendisinden önce gelmesi icap eder ki bu imkansızdır. devap ediyorum: o halde bu hayalleri de Allah yarattı demek durumunda kalıyorsun: halbuki her yaratılan sonradan mevcut olmuştur. çünkü yaratılan için düşündüğümüzde onun için öncesinde yokluk olmalıdır. yani kendisinin olmadığı bir durum olmalıdır. ne diyordum ya kafam karıştı ha... tamam: demek ki bu hayaller madem ki mahluk yani yaratılmış( Allah tarafından) o zaman sonradan mevcut olmuş demektir. ve o zaman ezeli varlığı bu hayallerin yok demektir. halbuki Allaha görür ve duyar diyenler bu sıfatların yani görme ve duymanın ezeli olduğunu söylüyorlar. yani sen dersen ki önce hayal kurdu sonra gördü dersen. bak "sonra gördü" diyorsun. bu ise ezeli bir görme olmadığını gösterir. zira ezeli olan şey başka şeyden sonradır denemez. tahminim bunu hiç anlatamadım..................................... heyt be



Katılma Tarihi: 25 Nisan 2005
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 67 Gönderen: 22 Mayis 2005 Saat 05:13 | Kayıtlı IP

--------------------------------------------------------------------------------

kursatotcu Yazdı:
mesela bir renk seç seçtin mi ? ha ben diyorum ki şu an kafandaki renk bir düşüncedir.işte bu düşünceyi sen de Allah yarattı. olay bu. &am p;am p;am p;am p;nb sp; ve bu düşünce varolduğu müddetçe yaratılması devam eder.







O halde biri hırsızlık yaptı ise (haşa) o düşünceyi Allah yarattı, Biri fahişelik yaptı ise (haşa) o düşünceyi Allah yarattı, Biri Allah'ı inkar etti ise (haşa) bu düşünceyi o kişide Allah yarattı.....vs O halde söyler misin? Cehenneme kim girecek? Ya da birileri cehenneme girecek ise hakkettiğinden değil (haşa) Allah'ın öylece dilemiş olmasından.

İnsanların özgür iradesi yok derken sanırım sizin demek istediğiniz şu:(yanılıyorsam düzeltin) Her türlü konuda yapacağım seçimlerin türevi Allah tarafından yaratılmış olduğundan ve bizler seçim yaptığımızda mecburen bunların dışına taşamıyor isek o halde seçim yapan aslında biz değiliz dolayısı ile insanların reel manada seçim hakkı yok. Önce sizi doğru anlamış mıyım bunu okeyleyin ardında söyleyeceklerim olacak! (Durum wahim)

akike cevap: evet akik işte senin gerçek yüzün yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa fakat bu sadece senin değil yüzyıllardan beri kendine müslüman diyenlerin yüzde 99 un gerçek yüzü. peki nedir bu gerçek yüz? işte şudur. benim 5 aydır ısrarla anlatmaya çalıştığım şu basit şeydi: yani sonuçta biz düşünüyoruz. "işte bu düşünceleri de Allah yaratıyor dedim ben ve yemediğim hakaret kalmadı bu forumda dahil" . neeee....... evet herşeyi Allah yaratır dediğim için bunca hakaret yedim ben. "nasıl ya olur mu öyle saçmalık" mı diyorsunuz. siz bunu bir daha düşünün derim. çünkü bu akik işlerin farkına varmış gibi... kendisin de evvelki yaşantısının izlerini taşıyor ve ne diyor bu hırsızlık düşüncesini Allah mı yarattı? "haşa" diyor. fahişelik yapanların bu düşüncesini Allah mı yarattı? yine "haşa" diyor. aklınca Allahı kötü şeyleri yaratmaktan tenzih etmeye( uzak tutmaya çalışıyor) çalışıyor ve Allahı yücelttiğini düşünüyor. o zaman şu problemi görmiyor ve ya görmek istemiyor: madem öyle bu bahsedilen düşünceleri Allah yaratmıyorsa kim yaratıyor? yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa bakın laf nereye geliyor. ben ne dedim: tek yaratan Allahtır. o halde bağırıp çağırmanın alemi yok. mantık çerçevesinde düşününce bakın ne oluyor: hareketlerimiz ve evet seçimlerimiz yani düşüncelerimizi de Allah yaratıyor. sonuç evet basit değil mi: özgür iradem kalmıyor o halde yaaaaaaa : ve diyorsun ki biz seçim yapmıyor muyuz o zaman? cevap: evet biz seçim yapıyoruz bu açık. fakat bu seçimlerimizi ( çünkü seçimlerimiz de sonuçta düşüncedir) esasen Allah yarattığı için bizim özgür seçimimiz olmuyor. biz kesb ediyoruz bu fiilleri, hareketleri. kesb: kazanmak demektir. ama şunu bil ki bizim düşüncelerimizi Allah yaratır dersen zaten özgür irademizin olmadığını anladın demektir. gerisi ve detayları sitemde kitapta ve böyle yazıyorum işte. hani bana teşekkür etme işi. bak bunu sana öğretmişim. yani düşüncemizi Allah yaratınca cebr( yani özgür irademizin olmaması) olduğunu. hani teşekkür bakalım ............................

Başa dön         


kursatotcu



Kayıt: 27 Arl 2004
Mesajlar: 38

Tarih: Pts May 23, 2005 7:38 pm    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------

Mesnetsiz konuşmanız bir yana yazdıklarınızın birbiriyle çeliştiğini de göremiyorsunuz...


Sizin söylediklerinizin nereye gittiğinden haberiniz bile yok...

-"Kur'an mahluktur" diyorsunuz Aslında bu çok eski bir görüştür...Bunu sahiplenmeye kalkmışsınız... ...

Kur'an mahluktur fikri CAD BİN DİRHEM 'e aittir...Cebriyye bile kendi arasında :
1-Cebriyye-i Halisa
2-Cebriyye-i Mutavassıta(Bunlar kul'un iradesini İNKAR ETMEZLER)

Senin savunduğu düşünceler ise CEHMİYYE ye daha yakın(kurucusu:Cehm bin sahvan....Cad bin Dirhemin talebesi) CEHMİYYE bile Allahın ilmi ve yaratması EŞİT der...

E'şariye göre Kur'an mahluk değildir: çünkü Kur'an Allah kelamıdır...Alalh ise bir şeye ol yani KÜN der ve o şey olur...öyleyse,Allah kendi kelamı olan Kur'an-ı Kerime OL demesi gerekir...oysa "KÜN" yani OL da Kur'an da yazar...öyleyse bu mantıkla OL Kur'an dan sonra gelir..


....

KUR'AN MAHLUKTUR diyorsunuz..

Söyleyin o zaman:

NESH 'i kabul ediyormusunuz...?

Evet derseniz?...
Kur'an mahluksa eğer..Ki KUR'AN ALLAHIN İLMİDİR..


-Mahluksa eğer..içerisinde NESH olur mu?...-Fikrinin değişeceğini biliyorsa ikinci fikri de(Nihai fikrini) önceden görüyor demektir...öyleyse nesh ettiği ilk ayetle ikincisini neden BİRARADA yaratıyor..?
-MAHLUK olan DEĞİŞİR Mİ?..



Kur'an mahluksa eğer...Nesh edilen ve Ayetlerin birarada bulunması anlamsız olur...çünkü:Birincide Allah'ın bir hükmü var diğerinde onun kaldırılışı var...ve bunlar arasında bir ZAMAN FARKI var...(Nuzül sırası)MAHLUK olan KÜN deyince olandır...ve o an olandır...yani AN'LIK OLANDIR..
İki zıt düşüncenin birarada olması YARATMAYA TERS'tir...


....
kursatotcu demiş ki:
ben Allahın ilmine ezeli dedim yaratmasına değil.

Bir taraftan .."KUR'AN MAHLUKTUR" diyeceksin..yani YARATILMIŞTIR diyeceksin...sonra BUNU İNKAR EDECEKSİN...

kursatotcu demiş ki:
Kuran mahluk değil diyorlar. bunlar ayakta rüya görüyor neden mi? bak şimdi "elhamdülillahirabbilalemin" bu ayet. bakın harfllerden meydana geliyor ve bu ise sonradan olmaktır. bak harfler birbirini takip ediyor. hiç böyle ezeli olur mu? ha dersen ki onlar kelamı nefsi olan manaya ezeli diyorlar


oysa takibeden satırda aynen şunları yazmışsınız:

kursatotcu demiş ki:
cevap: bunlar uydurma laflardır zaten Allahın ilminde Kuran vardır. daha kelamı nefsi ne oluyor? bu konuda da araştırmalarım devam ediyor. bunu da yakında sitede anlatmayı düşünüyorum ah ah lan yıllarca kandım bunlara beeeeeeeeeeeeeeeeeee


-Allah'ın ilminde Kur'an varsa o zaman Kur'an EZELİ OLMUŞ OLUR... Çünkü ALLAH'IN İLMİ EZELİ...ÖYLE DEMİYORMUYDUNUZ?..
ALIN SİZE ÇELİŞKİ...


Kur'an mahluksa Allah katında ilmiyle yaratılmış demektir..Bu da EZELİ İLMİNE girer...


.....

Madem insanın özgür iradesi yok..öyleyse ne diye sesleniyor Allah Kur'an-ı Kerimde...
"Bakmazmısınız...
Görmezmisiniz..
Düşünmezmisiniz"

NEYİ DÜŞÜNECEĞİZ O ZAMAN...DÜŞÜNCELERİMİZİ ve HAREKETLERİMİZİ ALLAH YARATMIYORMU?

ALLAH KENDİSİNE Mİ SESLENİYOR?

Süper Delil istiyordun...
AL SANA SÜPER DELİL:


NOT:

Benim size yazdıklarımla ....BURAYA YAPIŞTIRDIĞINIZ başka sitelerde size verilen cevapların yada sizin cevap diye verdiklerinizin NE ALAKASI VAR?....


Eğer bir fikri tartışacaksak;
Ben nasıl ki sizin yazdıklarınıza CÜMLE CÜMLE..cevap veriyorsam..SİZİN DE BENİM YAZDIKLARIMA CÜMLE CÜMLE CEVAP VERMENİZ GEREKİR..

Yapmayacaksanız ...zamanımı boşa harcamayayım
*************** Aleviye cevap: NESH 'i kabul ediyormusunuz...?

"Evet derseniz?...
Kur'an mahluksa eğer..Ki KUR'AN ALLAHIN İLMİDİR..


-Mahluksa eğer..içerisinde NESH olur mu?...-Fikrinin değişeceğini biliyorsa ikinci fikri de(Nihai fikrini) önceden görüyor demektir...öyleyse nesh ettiği ilk ayetle ikincisini neden BİRARADA yaratıyor..?
-MAHLUK olan DEĞİŞİR Mİ?.."

cevap: birkere Kuran Allahın ilmi değildir. Allahın ilmi başkadır Kuran başkadır. mesela Kuranda benim klavyede sana yazı yazma durumu yoktur. fakat Allahın ilminde bu vardır. ve diyorsun ki mahluk olan değişir mi? cevap: zaten mahluk olmanın temel özellliği değişmesidir. zira ezeli olan değişmez.
"kursatotcu demiş ki:
ben Allahın ilmine ezeli dedim yaratmasına değil.

Bir taraftan .."KUR'AN MAHLUKTUR" diyeceksin..yani YARATILMIŞTIR diyeceksin...sonra BUNU İNKAR EDECEKSİN... " sesn
cevap: ben zaten Kurana mahluk
diyorum ancak Allahın ilmi mahluk olmayıp kadimdir yani ezeli.
"Allah'ın ilminde Kur'an varsa o zaman Kur'an EZELİ OLMUŞ OLUR... Çünkü ALLAH'IN İLMİ EZELİ...ÖYLE DEMİYORMUYDUNUZ?..
ALIN SİZE ÇELİŞKİ... " dedin
cevap: yanılmaktasın zira benim şu anda sana yazıyor olmamda Allahın
ezeli ilminde vardır ancak bu fiilin ezeli ilimde
olması fiilin ezeli olmasını gerektirmez. zira alem Allahın ilminde
vardır senin bakış açından bakarsak o halde aleme de
ezeli demek durumunda kalırız.
"Madem insanın özgür iradesi yok..öyleyse ne diye sesleniyor Allah Kur'an-ı Kerimde...
"Bakmazmısınız...
Görmezmisiniz..
Düşünmezmisiniz"

NEYİ DÜŞÜNECEĞİZ O ZAMAN...DÜŞÜNCELERİMİZİ ve HAREKETLERİMİZİ ALLAH YARATMIYORMU?

ALLAH KENDİSİNE Mİ SESLENİYOR? " dedin
cevap: Allahın sesi yok ki seslensin.
bu zaten başka bir konu. bu ayetler ve bu hitaplar yaratılmıştır yani vahiyle geldi ya vahiy zaten mahluk. işte böyle. bu hitaplar evet bizedir fakat bunlar uyarı niteliğinde olup düşünmeyenlereri
kınama manasını içerir. fakat böyle ifadeler Kuranda
var diye bizim hür olduğumuz anlamı çıkmaz. zira bunlar sitede de önemine binaen isnad prebsibi adı altında çok izah yapmıştım.
orada derin izahları mevcuttur. yani kısaca
şöyle : mesela maide 38. ayette hırsızlık yapanların elinin
kesilmesi emrediliyor.
ancak bu hırsızlık yapanların fiilerinide kendisi yaratıyor . yani kişi bu fiili yapmaya mecbur oluyor bununla
beraber böyle ifadeler var Kuranda. yani hem hırsızlığı yaptırıyor hırsızlık fiilini o kişide yaratıyor. hem de ayette "hırsızlık yapanlar"dan bahsediliyor.
yani burada fiili kişiye
Allah
isnad, nispet ediyor. o yaptı manasında. evet bu fiili Allah yarattı denebileceği gibi bu fiili kişi de
yaptı denir.
yani iki yönlü bir ilişkidir. bu melsele çok derin
olup zaten bir çok kişi
bu meseleyi bilmediğinden
kaderi inkar eder. bu isnad meselesi hakkında evet sitede said nursinin kitaplarını incelediğim sayfanın biraz gerisinde
bu konuda ayetleri yazmıştım. dur siteden buraya yapıştırayım ve incele ve gör ki bu işler öyle basit değil bu meseleye
basit yaklaşan afallar. size bu isnad meselesini tekrar göstereyim:
işte hazırlamak için 3 ay uğraştığım isnad prensibi. okuyunca dudağınız uçuklar herhalde:
*** Istitaat (Insan gücü, kudreti, güç yeterligi)
Es’ari’de insan gücü, istitaat fiil ile beraberdir. Yani fiil mevcut degil iken, insan gücü de yoktur. Halbuki insanlar istitaat yok iken mükellef olduklarindan “Teklif-i mala yutak” caiz olmus olur. Mutezile insanin gücü fiilden önce, Maturidi ve Es’ari fiille beraberdir, derler. Mutezile kulun kudretinin sona ermeyecegini savunuyor. Maturidi ve Es’ari ise kulun kudretinin sona erecegini savunuyor. Bunun için Maturidilik kulun kudreti fiille beraberdir diyor. Zira bunu demeyip, “Fiilden önce” deseydi, o zaman fiilden önce kulda olan kudret sona erecek ve o zaman fiil nasil olacakti? O bakimdan Maturidi “Kulun kudreti fiille beraberdir” demek durumunda kaldi. Lakin yukarida zikrettigimiz gibi, yani fiil mevcut degil iken, insan gücü olmayinca ve insanlar istitaat yok iken de mükellef olduklarindan, “Teklif-i mala yutak” olacakken, Maturidiler bunu kabul etmemistir.
*** Isnad prensibi ile alakali daha evvel detayli bilgi verdik. Asagida verecegim ayetleri, sirayla okuyun ve islerin bazen Allah’a, bazen kullara isnad edildigini göreceksiniz. Bu konu çok ince olup, en az bilinen hususlardandir. Çogu kisi bu mevzuyu bilmedigi için kaderi inkar eder.
_ Namaz: Bakara 3, Tevbe 5, Ibrahim 40, Nur 56
_ Kur’an: Nisa 82, En’am 25, 157, Yusuf 2, Isra 45, 46,106,107, Kehf 57, Furkan 73, Lokman 7, Sad 8, Zümer 27, 28, Fussilet 44, Zuhruf 3, Muhammed 24, Kamer 22, Kalem 51,52, Abese 11, 12, Mutaffifin 13,14
_ Ilim: Ankebut 43, Rum 59, Fatir 28, Mücadele 11
_ Sabir: Nahl 127, Lokman 17, Saffat 102, Zümer 10, Fussilet 35, Insan 12
_ Seytan’in azdirmasi: Araf 16, Kehf 50, Hacc 4, Ankebut 38, Neml 4, Sebe 20, 21, Yasin 62, Zuhruf 36, 37, 62, Mücadele 10, Hicr 39, Bakara 36, Kasas 63, Nahl 99,100,
_ Musibet, ser ve iyilik dokunmasi: Nisa 78, 79, Yunus 106, Kasas 47, Rum 36, Fussilet 51, Tegabün 11, Tevbe 51
_ Iman, küfür, saptirma, mühürleme: Bakara 6,7, 21 , Araf 100, 158, 178,179, 186, En’am 107,109,110,111,148, Tevbe 55, 85, Yunus 100, Yusuf 101, Ibrahim 35, Kehf 29, Taha 79, 85, Mülk 2, Zariyat 56, Nahl 93, Kasas 56, 64,68, Zümer 36,37, 41, Hacc 16, Tin 7, Muhammed 24
_ Cihad: Bakara 190,191, Al-i Imran 140, 165, Tevbe 5, 46,52, Ankebut 69
_ Tevbe etmek: Tevbe 117,118, Hud 3, Furkan 70, 71
_ Ögüt alma: Fatir 37, Saffat 12,13, Abese 11,12, Müddesir 54,55,56,
_ Dileme: Hacc 14, Nur 45, Tur 35, Zümer 62, Buruc 16, Tekvir 27,28,29, Insan 29,30
_ Gezmek: Tevbe 2, Neml 69, Yunus 22
_ Gülmek: Necm 43, 60, Tevbe 82
_ Çikarmak: Tevbe 40, Enfal 5

Başlık: Ynt: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 24.05.05/22:49
Bazı şeyleri anlamadıkça, onlara inanmayız; diğerlerini de inanmadıkça anlamayız."  (St. Augustine )     böyle demiş.   size mesaj anlatmak istiyorum ya...    nasıl lafı koyacağımı bilemedim...   siz nasıl anlarsanız artık....
   not: ya çakıltaşı evvelden yorum yazıyordun.  şimdi yazmıyorsun. yazsana. ne oldu yaaaaaaaaaaaaaaaaa
Başlık: Ynt: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: kursatotcu - 25.05.05/23:01
ben Allahın görülmesini inkar ediyorum. fakat piyasadaki kitapların % 99 U AHİRETTE ALLAHI GÖRMEYE İNANDIKLARINI söylüyorlar.
evet bu kafadaki insanlara soruyorum:Allah dokunulabilecek bir varlık mıdır?hayır derseniz: yine soruyorum: dokunamadığın ve dokunamayacağın bir şeyi nasıl görürsün?"
    bak alevi: senin açından olaya baktığımızda bak ne olmakta  yani sen Kurana ezeli diyorsun ya    düşünelim  Hz. Ademin yasak ağaçtan yemesi  ve    şeytanın   Hz. Ademe secde etmemesini örnek  alalım. halbuki  Hz.   Ademde, şeytanda mahluktur ve hadistir. yani onlar yaratılmadan haklarında hüküm geçmiş demektir ve Kuran yalana dönemeyeceğine göre Hz.  Adem bu isyanını yapmak zorunda o halde.  yine şeytan bu yaptığını yapmak zorunda.   ne dersin buna?     ha dersen ki "Allah onların öyle yapacağını bildiği için böyle kelamı var."  dersen bak o zaman ne oldu.  " bildiği için kelamı öyle" ifadesindeki "bildiği için" ifadesi önemli. zira  bu önce bilmeyi,  sonra kelam etmeyi akla getiren bir ifadedir. zira Allahın ilmi ezeli.     fakat siz hem Kurana ezeli derseniz, bu savunmayı yapamazsınız.  çünkü ezeli olan için, başka bir şeyden sonradır denemez. 
        şimdi bakalım: Allahın ilmi ezeli olunca nedeni yok demektir.   daha evvel ezeli olanın nedeni olmadığının izahını yapmıştım. evet nedeni yoktur.    ve Allah da ilmine göre yaratır. o halde sonuç şudur:  Allahın yaptıklarının nedeni yoktur.     zaten eşariler ( ki bu eşari mezhebide cebircidir) Allahın yaptıklarının nedeni olmadığını savunurlar. yine eşariler Allahın amacı olmadığınıda söylerler.   bir de şu ayet   hani "Allah bir şeyin olmasını irade ederse   "ol" der  oluverir"  ayeti var ya.    diyeceklerim bak çok ince: düşünelim bu hitap yan "ol" hitabı eğer varlıktakine yapılıyorsa zaten o varlıkta. yani varlıktakine tekrar "ol" denmez.   eğer  bu "ol" hitabı    var olmayana yani  yokluğa yapılıyorsa  yokluğa "ol" demenin manası yoktur.  zira ne var da, o,  hitabı anlamlandıracak?   dolayısıyla aslında böyle bir hitap yoktur.       o halde bu ayeti şöyle yorumluyorum:   ( zira ben Allahın  iradesini de inkar ettiğim için şöyle yorumluyorum)  .( neden Allahın iradesini inkar ettiğimi evvelden az da olsa açıklamıştım ve o yoruma yanıt yazmadın ısrarla onu beklemekteyim) : yorum:        " bir şeyin olması Allahın ilminde varsa onu yaratır o da oluverir."    yani ben buradaki irade etmeyi   yaratmak manasına alıyorum  ve "ol der"  ifadesini de   yaratır manasına alıyorum.
Başlık: Ynt: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Nihilast - 26.05.05/00:58
Konuya doğrudan eklediğim kendimi, iradesiz görüntüleri yaratan aydınlık duvara aktarıyorum. Küçük ve ya büyük! Toz olup dağlasın kendini!

Öyle bir kurgu ki, bir hatırat gerektirmiyor, yalnız şimdiye yoğunlaşıyor:

Ezeli ve ebedi! Denilen pekala açık: O'nu kendi kafalarda sonzulaştırıp daireye çevirenler, ondan daha yekpare ve daha sınırsız bir şeyi ifade edebileceklerini biliyorlar. Pekala, hepsi istediği gibi kurcalayabilir bunu! Ama zorunluca tasavvur etmenin bu eşgüdümü, doğrultusunu ancak yaşlıca bir şeye çevirir. Hergün görme'lerinden, duyumlarından kalkıp onları ifşa edecek insani bir figür! Ama ezeli ve ebedi sorunu yutkunmazken, tecelli ettiği biçimler, ancak kendi biçimlerine bağlı kalıyor. O biçimler ki anlağın her çeşnisine dalıp çıkarken bile, zor yutkunur! Tasavvuru  olmayanı ( ki bu belirme ancak benzetme kokabilir) hangi boğazdan geçirecekler! Belki!yi unutmadan derim ki ben, bu tanımlama bendekileri savuruyor, edepsizce dışarı! Bana bir hiç sunuyorsunuz? Toplarım ben, eninde sonunda bana tekliği bahşetmek için çırpınacaksınız! Zira onun içinde olduğunuzu bilerek değil! Onun peşinde ancak dolanarak!
Başlık: Ynt: insanın özgür iradesi yoktur
Gönderen: Çakýl Taþý - 26.05.05/09:34
Alıntınot: ya çakıltaşı evvelden yorum yazıyordun.  şimdi yazmıyorsun. yazsana. ne oldu yaaaaaaaaaa



:)

haklısın bir süredir not comment kaldım... belki bir sekre hali yaşıyorum, bu sadece senin yazılarına değil, tüm arkadaşlara karşı böyle, bir şey çıkmıyor  :idiot2: bu belki bir doyum, belkide yaşanması gereken bir süreç, senden bu halimden dolayı özür dilerim. ama içerikli yazılarını takip etmekteyim, sen devam et bir yerde bende bakarsın tekrar açılırım... :)

Selamlar
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: kutupyýldýzý - 19.06.05/00:04
allahın sızı bır labıret ıcıne koydugunu dusunun oyle bır labırent kı mılyarlarca cıkısı olan

allah sızı bu labırentın ıcıne dunyadakı butun ınsanlarla bırlıkte koyuyor

ve sıze bu labırentın ıcınde dogru sonuca ulasmanız ıcın bır beyın verıyor....

ıste sız bu labırentın ıcın gezıyorsunuz ve kendı kadaerınızı cızıyoırsunuz

allah sadece sonucunu bılıyor...

aksı halde olsaydı yanı allah sızın kaderınızı yazmıs olsaydı....

mısal adamın bırı doktor olucak kaderde boyle yazılı... madem doktor olucak nıye onca sene okuyorkı zaten doktor olucagı kaderınde yazılı...
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: Nihilast - 02.07.05/01:02
Alıntı yapılan: kutupyýldýzý - 19.06.05/00:04
allah sadece sonucunu bılıyor...

aksı halde olsaydı yanı allah sızın kaderınızı yazmıs olsaydı....

mısal adamın bırı doktor olucak kaderde boyle yazılı... madem doktor olucak nıye onca sene okuyorkı zaten doktor olucagı kaderınde yazılı..


Haha! Koptum! Çok espirütüel bir arkadaş! Sadece biraz daha... Haha! Tanrım durduramıyorum kendimi! Bu ne komedi, bu cehennem!
Gülmek çoğu zaman ızdıraptır.
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: ölül@revi - 19.07.05/16:18
 önceden yazılı  birseyler mi var..
o zaman çabaya değmez..
herşey kabule ibadet eder..inanan için tabiki..
olmak istedğin sey olursan, hareketin de o olur..
ipler elinde..
kaderin bu olsun....
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: :) - 19.07.05/16:21
hangi açıdan baktığına bağlı.

soldan hepsi bizim elimizde

sağdan hiç bi zik bizim elimizde değil
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: Çakýl Taþý - 05.08.05/15:27
İlkbahar yağışlarıyla oluşup, yaz sıcaklarıylada yok olan geçici göller vardır...

İşte bu göllerin oluşumuna tanık olanların tanık olduğuda bir şey;

Buralarda sular yükselince balıklar karıncaları yer,

Bir süre sonra sular çekilince de karıncalar balıkları...

Yani üstünlük bugün karıncadaysa, yarın balığa geçebiliyor ya da tam tersi.

Karınca ya da balık olmanın sağladıgı üstünlüğe sevinmek kendimizi kandırmaktan öte bir anlam taşımıyor, çünkü kimin kimi yiyeceğini gerçekte suyun hareketi belirliyor...

Suyun hareketi !!!

Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: manik75 - 06.09.05/20:25
kaderin elimizde olmasına gerek yok ki.. KADER zaten BİZLERİZ...
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: fatih - 16.09.05/00:15
Alıntı yapılan: Çala Kalem - 05.08.05/15:27
İlkbahar yağışlarıyla oluşup, yaz sıcaklarıylada yok olan geçici göller vardır...

İşte bu göllerin oluşumuna tanık olanların tanık olduğuda bir şey;

Buralarda sular yükselince balıklar karıncaları yer,

Bir süre sonra sular çekilince de karıncalar balıkları...

Yani üstünlük bugün karıncadaysa, yarın balığa geçebiliyor ya da tam tersi.

Karınca ya da balık olmanın sağladıgı üstünlüğe sevinmek kendimizi kandırmaktan öte bir anlam taşımıyor, çünkü kimin kimi yiyeceğini gerçekte suyun hareketi belirliyor...

Suyun hareketi !!!




yani?

suyun hareketi doğanın getirdiği,bu durumda kaderi doğa mı tayin ediyor?
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: Çakýl Taþý - 16.09.05/11:14

Tayin eden etmiş...
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: fatih - 16.09.05/12:36
enteresan cevap,saol :)
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: pascal^bdg - 16.09.05/21:50
kaderimiz allahın emrindedir. ancak cüzzi irademiz sayesinde davranışlarımızda özgür sayılırız. allah ne yapacağımızla değil ne yaptığımızla ilgilenir.onu insanın iyiliği ya da kötülüğü değil ama daha çok kendisinin mutlak gücü ilgilendirir. ve bazen de müdahale eder olan bitene
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: ecstasy - 17.09.05/03:14
yaa ben bu konuyu çok tartıştım bu konunun sonu gelmiyor bi noktada tıkanıyor.

Şimdi bi ayet var tam yazamam ama şöle der " biz onların gözlerini ve kalplerini mühürledik bla bla" die yani inanmayan insanları tanrı biliyor ve onların inanmasını engelliyor kısacası. sonrada onlara sizin özgür iradeniz var niye bana inanmıyonuz die cehenneme yolluyor. yani tanrı herşeyi önceden biliyor ve bunları belirliyor yani kaderimiz var ama bizden akıllıca seçimler yapmamızı bekliyor. Buna benzer yıgınla çelişkili ayet var.

Eskiden inançlı biriyken nicelizm.net te geçen ve sayfalar süren kader tartışmaları yüzünden artık emin degilim.
Suan biraz alkollüyüm o ayetide tam hatırlamıom ama öle bişi var araştırırsanız bulursunuz. neyse
hadi eywallah ben sızıyom :)
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: fatih - 17.09.05/03:36
he he...bu durumda kaderin hepsinin yaradanın elinde olacağına inanman lazım..ne farkeder ki? sende ona inan..öyle değil mi?...cehennem uzak dursun :)
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: pascal^bdg - 17.09.05/12:37
sayın fatih ve ekstazi arkadaşlarım, ne kader ne de allah (cc) sizin tasarımlarınızda veyahut usunuzda varolduğu gibi vardır. onun varlığı her türlü varlıktan farklı bir nitelik arzettiği içindir ki,insanın sınırlı varoluşu onun amacını (allah evreni bir amaç dahilinde varetmiştir) kavrayamaz. Allah teker teker insanlarla ve onların kaderiyle uğraşmaz. Hatta kimseyi viski içtiği içinde yadırgamaz cezalandırmaz. Allah evvella bir nitelik ve varoluştur. Bu yüzden hiçbir nesne bu varoluşun dışında kalamaz. Allahın kendiside bu varoluşa dolaysız bağlıdır ve ondan etkilenir. Yani kaderi (ki buradan çok daha genel ve kompleks bir kader anlaşılır) şu veya bu günahı cezalandırmak için değil ama evreni bir genel varoluş prensipleri üzerine oturtabilmek için yaratmıştır. Aksi halde evren başıboş ve kuralsız olurdu. Ama madde her zaman her türlü bilimle açıklandığı gibi temel yasalar ekseninde varolur, varolmak zorundadır. Allah insan için yoktur ve her bilgisini de insanla paylaşmış değildir. Ancak insan allah için vardır ve başka türlü bir varoluşu hemen her zaman boşluğa düşmeye ve yokolmaya mahkumdur. Bu yüzden allahı anlamak ve o eksende kendi varlığınızı anlamlandırmak için, kendi basit akıl yürütmelerinizi bir tarafa bırakmak zorundasınız.
Allah ancak onun varoluş kurgusu çevresinde algılanabilir, bunun içinde ona teslim olmak gerekir. kim ki içinden Allaha dair tüm kuşku ve korkularını atar, işte o zaman ona bir adım daha yaklaşır.
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: fatih - 17.09.05/22:44
pascal,kaderi allahla beraber mükemmel açıklamışsın..keşke bütün inananlar senin gibi olsa...insanın arınması da dahil...aslolanda arınmak bence..ister allahla ister yapayalnız...tertemiz,safça...
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: ecstasy - 19.09.05/00:29
kabullenmeleri kullanarak nekdr yaklaşabilirizki tanrıya bilmiyorum şahsen pek manidar bulmadım.
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: ZeRDuShT - 04.11.05/21:59
yaşadığın herşey önceden bellidir zaten....
kabul etsende etmesende....
sen sadece uç noktaları seçersin...
oda senin seçimin değildir zaten....
önceden ne seçiceğin bellidir....
__________________________________
inanmak istemediğim bir şey yıllardır...
ama artık buna inanıyorum tamamiyle hemde..
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: ay_danscisi - 15.12.05/16:16
Kusura bakmayın 5 sayfanın hepsini okuyamadım...

Kaderim tamamı insanın elindedir demek mantalite icabı ynlış olabilir.Yani işin derinliklerine indiğimizde başka sorularla karşılaşırız.
Ama daha somut algılayabilmeniz için şöyle bir açılım kazandırayım :

Allah katında "zaman" sizin algıladınız şey değildir.Bu dünyada geçirdiğimiz süreç, bize, bizim hesaplarımızla, yıllarla ölçülecek şekilde gözükür.Ama Allah katında " zaman " kavramı, bugünkü algılama biçimimizden çok daha hızlı olarak geçer.Daha doğrusu Allah ın kudreti, insanın "özgür iradesiyle" bu dünyada yaptıklarını çok daha önceden bilecek kadar geniştir.
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: ecstasy - 15.12.05/22:48
Allah katında zaman kavramımı, öle bi şey hiç olmamalı dostum, ozmn tanrı yerçekimine felan da maruzmu kalıyor.. kendi yarattıgı gerçekligin sınırlandırdıgı bir tanrı sana nekadar gerçekçi geliyor..
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: ay_danscisi - 16.12.05/11:54
Söylemeye çalıştığım ; Allah katındaki zaman kavramının, bizim algıladığımız şey olmadığıdır.
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: tsacom - 16.12.05/21:08
Pascal  :ph34r:

Yanlız! Çok yalnız!

Keşke birşeyler söyleyebilseydim, boşluğun içinde yüzüyorum. Hayır, sorun bu; nasıl yüzebilirsin ki onun içinde?

Fena halde boş! :(

Not: Pascal da kim, buralarda mı?
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: HadeS - 16.12.05/21:16
Keşek birşeyler söyleyebilseydim, boşluğun içinde yüzüyorum. Hayır, sorun bu; nasıl yüzebilirsin ki onun içinde?

yunuslara göre kuşlar havada yüzer
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: tsacom - 16.12.05/22:38
Hava boşluk mudur ki? Yani sizce ben yüzerken kendimi hissetmeli miyim? Hani yüzmek için kendim'e gerek var mı? Yani boşlukta nasıl yüzebilirim!?

Evet, yani, hani, işte her türlü telaşım ve boş içeriğim ile!
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: ay_danscisi - 17.12.05/01:25
Alıntı yapılan: Blöf - 16.12.05/19:52
Bunu bildiğine göre sen Allahsın!
aydanscısı he?

Bu yorumundan dolayı bir "+" ( artı ) yı hak ettin  :tickedoff:
45 derece çevirip "x" ( çarpı ) mı  yaparsın..
Dik çubuğu çıkarıp " - " ( eksi ) mi yaparsın..
Çıkardığın çubukla "  ı " oyun mu oynarsın..
artık orası sana kalmış.
Başlık: kader
Gönderen: faruk.nur - 31.03.06/15:32
kader

soru:madem,herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre oluyor.o halde insanlar niçin cehenneme gidiyor?

cevap:evet herşey bir kader defterinde yazılı ve herşey ona göre oluyor.ama,defterde yazılı olduğu için o şey olmuyor.

mesela;meteroloji uzmanı,uydudan gelen fotoğraflara bakarak geleceği görebilmektedir.(bir insan ne kadar yükseğe çıkarsa hem görüş alanı genişler hemde geleceği görebilir.)uzman görüyor ki,Türkiye”nin batısından yağmur bulutları geliyor.bulutların hızını ve yönünü hesaplıyarak,hemen defterine şunları yazıyor,”yarın türkiye bulutlu ve yağışlı olacak”.bulutların gelmesine bir gün var.bir gün sonra türkiye bulutlu ve yağışlı olsa;acaba meteroloji uzmanı bir gün önceden deftere,bu olayı yazdığı içinmi olaylar oluyor,yoksa uzman olayları uydudan önceden gördüdemi yazdı.doğru cevap,gördüde yazdı.yazdığı için olaylar olmamakta,fakat olayın öyle olacağını önceden görüp yazmıştır.

mesala,aklı başında bir kişiyi, siz sırtınıza alsanız,nereye gitmek istersen seni oraya götüreceğim deseniz,diyelim ki iki yol var biri,tehlikeli yol, öteki tehlikesiz yol.siz baştan o kişiye uyarıda bulunarak her iki yolun durumunu anlatsanız buna rağmen,o kişi beni tehlikeli yoldan götür dese,o tehlikeli yolda başına bir kaza gelse ,size diyebilirmi ki,bak senin yüzünden başıma bu kaza geldi diyemez.çünkü kendi iradesiyle tehlikeli yolu seçmiştir.götüren değil,isteyen suçludur.Güç ve kuvvet yalnız Allah”tandır.bunu felçli hastalar daha iyi bilir.Götüren Allah”tır, fakat tehlikeli yolda gitmek isteyen,insan suçludur.İnsan başıboş bırakılmış da değildir. Güzel gören, güzel düşünür.        Güzel düşünende hayatından lezzet alır.

Allah;

birzaman gayet zengin bir ressam,sergi açmak istemiş,fakat sahnenin gerisinde durmuş kendisini konuklara göstermemiş.konuklara hertürlü ikramı yapmış.sergiyi gezen misafirler,harika resimlere bakmışlar,ne kadar güzel resimler diyerek aralarında konuşurlarken birisi, ressamı göremediği için, acaba bu resimler nasıl olmuştur diye bir soru ortaya atmış.bir kısım insanlar,bu resimler kendi kendine olmuştur demişler.bir kısım insanlar resimleri tabiiyyat kanunlarının yaptığını iddia etmişler.bir kısım insanlar ise resimleri,resmi meydana getiren,boya,fırça, tablo birlikte bu resmi kafa kafaya vermişler  meydana getirmiştir demişler.bir kısım insanlar ise,harika resimleri ancak bir ressam tarafından yapılabileceğini söyleyerek,kendilerine ikramda bulunan ressamı içeriden,alkışlar ile davet edip,kendisiyle tanışmış ve teşekkür etmişler.işte biz o ressama Allah diyoruz.ressamdan farkı, gerçek ve canlı resimler yaratmasıdır. Resim,ressamın bir parcası olmadığı gibi, ressam da, resmin bir parçası değildir.

Soru:
Peki,Allah”ı kim yaratmıştır?sorusu(şeytanın insanları kandırmak için sorduğu sorudur) genellikle insanların kafasının karışmasına yol açmış,bu soruda takılıp kalmışlardır. İnsanların bu sorunun cevabını bulmaya çalışması,nafiledir.Çünkü, diyelimki bir saraya girmek için yüz kapı var,ama bir kapı kapalı ve sarayın sahibi ancak o kapıyı açabilir ve anahtarda sadece ondadır.Dışarıdan saraya girmeye çalışan biri,açık doksandokuz kapının herhangi birinden içeri girebilir.Fakat kapalı kapının önünde durup o kapıyı açamayınca,bu saraya girilemez diyemez,Çünkü diğer doksandokuz kapı açıktır.Aynen öylede,Allah”ı kim yaratmıştır,sorusu kapalı bir kapıdır.O kapının anahtarı sadece ondadır.Allah”a inanmak için doksandokuz kapı açıktır.Ama inat edip,kapalı kapının önünde durmak ve saray sahibini inkar etmek ve açık kapıdan saraya girmemek akıl karı değildir.Peki Allah yoksa,bu kainatı kim yaratmıştır, bu kainat nasıl olmuştur,yani yukarıdaki harika resimler nasıl olmuştur,sorusunun cevabını inat edenlerin vermesi gerekir.

İlmin kapısı Hz.Ali şöyle der,”Varsayalım ki inanmayan inat edenlerin dediği gibi Allah,ahiret,cennet,hesap kitap, vs.yok.Ne inanana bir şey olur,nede inanmamakta inat edene.Ama ya varsa,”inanana yine bir şey olmaz ama inanmamakta inat eden; işini  şansa bırakmış olur ki buda akıl karı değildir.
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: adnan - 31.03.06/16:32
SONUÇ  :
Allah,birdir, hiçbirşeye ihtiyacı yoktur,ne birbaşkası onu yaratmıştır nede onun bir cocuğu vardır.Onun eşi ve benzeri yoktur.


faruk nur... kardeşim burdan şu soru çıkar..o zaman biz neyiz?
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: RenaultFerrari - 31.03.06/18:27
o ayet şöyle
Allah diyor ki habibim söyle O Allahdır tektir....

birinci, manası
kim ? O
O kim  karşıdaki muhattap
yani birinci mana şu : hakikatte iki mevcut görme O Allahdır..tektir

ikinci manası : kulhüvellahu

hüve denildiği için
Hüve denilmekle mutlak bir varlık ifade edilmiş olduğu için mümkünat cinsinden olan ârızî varlıkları haddi zatında varlık görmeyen ve hakiki varlık olarak yalnızca kendi zatından başka bir sebebe muhtaç olmayan, Cenab-ı Hakk'ın
zatını tanıyanlara karşı " O " demekle belli bir tanımlama yapılmış olur.

O Allahdır :  3 manası

puta tapanlara yani nefis putuna tapanlara
kendilerine tapanlara
Bunlara vacibü'l-vücudun,
(yani bunlar ister istemez kendi nefislerine taptıklarından başkalarına nazarı hakaretle baktıklarından kendilerini düşündüklerinden yani kendilerine taptıklarından  vacibül vücüdun yani ilahın birden fazla olmasını yani ben varım sen varsın ben yaşayayım sen ne olursan ol
sen çalış ben yiyeyim düşüncesini  caiz görürler. İşte bunları reddetmek ve sözlerini geçersiz kılmak için "ehad" (bir) diye açıkça yani açık açık  ve ifade edilerek buyurulmuştur tekdir diye



not : üzerinde durunda anlayın diyerekten işaretlemeler yaptım
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: ...σzαη... - 19.04.06/03:49
Bir oyun düsününki kurallarini insanlar koymus,bir oyunda düsününkü kurallarini Allah koymus.Simdi siz insanoglunun oynadigi oyun nedir,eger insanoglu Allahin koydugu oyunu oynamak istese hangi kurallarla oynuyacagini düsünür,sorusuna bir cevap düsünürseniz tahminimce cözüme ulasirsiniz.Yani Adnan beyin resiminde görüldügü gibi kendini aslan olmadigin halde öyle görüp ava gidersen elin bos kalir acliktan ölürsün,kedi oldugunu kabul edip fare avina cikmak en mantiklisi bence,aksi taktirde geyikler bile sana güler,saygilar.
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: okyanus - 20.05.06/03:14
Ellerimizle sıkabildiğimiz kadarı bizim elimizde...
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: okyanus - 21.05.06/05:09
El en yakındır hissettiklerimize, şahit olduklarımıza ve yaşananlara, ayak ise inadına adım attırandır yıkılacak olsak bile...
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: eren - 21.05.06/05:19
Kaderinde yıkılmak varsa o el de ayak da tutamaz seni ;)
Mantık olarak böyle oluyor dimi?
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: okyanus - 21.05.06/05:29
Yine seçimlerimiz noktasına geldik :) Kaderimizi şekillendiren bizler değil miyiz zaten_?
Neden kendi yaptığımızı bir başkası planlayıp yapıyormuş gibi göstermeye çalışalım...

Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: eren - 21.05.06/05:31
İşte sorun da o zaten, denizler bütünü okyanus :)
Senin yaptığın yazılıymış bir yerlerde ;)
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: okyanus - 21.05.06/05:37
Miş' li geçmiş zaman eki kullandın, neden acaba _? :)
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: eren - 21.05.06/05:40
ona duyulan geçmiş zaman eki denir bi kere cahil :)
benim bu cümleyi kuracağım belirliyMİŞ
Yazıyo ya işte kapı gibi yalan mı dicez...
aç bak sayfa 4.098.456.034 :D
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: okyanus - 21.05.06/05:45
Miş' li geçmiş zaman eki dendiğini de ilk kez duymuşsn heralde :)
Kendi cahilliğin gözlerinin önünü kapatmış kulaklarınla birlikte :)
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: eren - 21.05.06/05:49
Bak hele şunun ettiğine
Kaderinde benlen münakaşa etmen de varmış
Miş'li geçmiş zaman eki geride kaldı paşam
Alın yazının ilk sayfalarında :D
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: cocaine - 24.05.06/15:40
kaderin bir irade olduğunu dusunuyorum,irademize sahip çıkabildiğimiz ölçüde de kaderin bizim elimizde olduğuna inanıyorum,önceden belli olan sadece senin dünyaya geleceğn,bundan sonrrası senin iradene ne kadar hükmedebildiğinle alakalı..,
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: adnan - 24.05.06/15:45
Alıntı yapılan: cocaine - 24.05.06/15:40
kaderin bir irade olduğunu dusunuyorum,irademize sahip çıkabildiğimiz ölçüde de kaderin bizim elimizde olduğuna inanıyorum,önceden belli olan sadece senin dünyaya geleceğn,bundan sonrrası senin iradene ne kadar hükmedebildiğinle alakalı..,


hoşgeldin....

irad etmeden kader demek cahillik..
irad ederek kader demek bilgelik..sen bilgeliği seçmişsin..
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: Ashton Kutcher - 24.05.06/15:46
Kaderim benim elimde ilere her şey yaptıklarıma göre şekillenir bu kadar basit.
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: adnan - 24.05.06/15:49
cocaine aynı şeyi söylüyor farklı değil..
ve ben de katılıyorum...
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: cocaine - 24.05.06/15:56
aynı dusuncelere sahip olmana sevindim,hoşbulduk  bu konunun artık yeterince bayatladığını dusunuyorum artık başka konularda dusuncelerimizi yüzdürmenin daha doğru olacağını dusunuyorum,dusuncelerini yazan hemen herkes aynı şeylerden bahsediyor,bu kaderin yeterrince anlaşıldığını göstermese de tartışmanın ve üstünde durmanın şimdilik zaman kaybettirceğini dusunuyorum,yani kader tartısılcaksa KADERİN NE KADARI BİZİM ELİMİZDE? türünde yorum yapmanın bize bişey katacağını dusunmuyorum..,
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: deniz - 24.05.06/17:17
evet kaderin ne kadarı bizim elimizdedir tartışması bu konuda ne düşünülürse düşünülsün insanların bireysel iradelerini göstermelerine engel olamayacak, herkes kendi iradesiyle yüzde yüz hareket edecektir :)

yalnız şu da var ki bilinçlerini teslim etmiş insanlar başka bir otoriteye teslim olduklarında artık kendi irdaleri değil otoritenin iradesi ile yönetilir.

ama bu durumda da yönetilene bir insan mı yoksa koyun mu dersiniz orası size kalmış  ;)



Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: adnan - 24.05.06/17:21
benim algım da
iradesini eline alamamış insan cinniyatını yaşar...

adem yaratılmazdan önce cin ler dünya da ten alemin de yaşardı...
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: cocaine - 25.05.06/12:28
senin olmak istediğin ama insanların seni diğer türlü anladıkları şeysin sen,aradığın sorulara aynaya bakarakta büyük ölçüde yanıt bulabileceğini duşunuyorum..,
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: HadeS - 26.05.06/14:54
kontröl edilebilen bir hayatın zevki / heyecanı kalmaz,
çünkü bilinmeyeni olmaz.

Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: son tango - 26.05.06/16:57
her hareketimiz kaderimizi belirlerken bu kaderin elimizde olduğu sonucuymuş gibi görünsede meydana gelen olay veya olaylar zinciri bizim dışımızda da geliştiğine göre başka açıdan kaderin bizim elimizde olmadığı sonucu da ortaya çıkıyor :)
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: rein - 26.05.06/17:15
bilmiyorum tangocum sence :ph34r:
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: son tango - 26.05.06/17:25
hangi taraftan baktığına bağlı bence...bu bana göre devamlı değişim gösteriyor.örn;dün elimde sanırken bugün hiçde değilmiş diyorum ;)
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: Achilles - 30.05.06/20:59
kader bir ırmaktırr..ama o ırmağın başladığı nokta yada bittiği nokta gibi zamanlarıı biz bilemeyizz..yalnızca bizimm hayatımızdakii ırmağın hangi damarlarına gireceğimizee biz karar veririzz..ve de bunun asla dönüşü yokturr...ırmak akar ve akacak ....ama biz neresinde olacağımızaa karar vereceğizz..taa kii o bitiş anınaa kadar...
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: chifo9 - 08.06.06/16:45
insan nekadar zavallı bir yaratık değilmi...kaderlerinden korkuyorlar ve bunu Allahın yaptığını yukardan kahkahalar attığını söylüyorlar.tek kelimeyle yazık

bazı arkadaşlar diyorki nasıl biz seçebiliyoruz
şöyle;

herhangi bir nedenden dolayı biriyle tartışıyorsunuz sonuç ya kavga olacak yada olmayacak bu sizin seçiminize bağlı

yada paraya ihtiyacınız var veya fakirsiniz ortada çalınacak bir mal,para var
bunu çalmak yada çalmamak sizin elinizde

herşeye bakın mutlaka iki seçimiz vardır ama birini yapmak istersiniz...

yapmak istediğiniz ve o an yaptığınız sizin kaderinizdir...

kaza vardır birde istemeden başımızdan geçen olaylar,irade dışında gerçekleşenler
biyerden kayıp düşmeniz,bir maganda kurşunu,iftiraya uğramak hiçbirisinde seçeneğimiz yoktur...bu kazadır

yazdıklarım belki saçma gelecek sizlere ama bunların hepsi gerçek...
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: prensesistar - 10.06.06/23:33
kader ve kaza 


kader elımıze verılmıs bır hamurdur hanı su cocuk oyun hab,murlarından ne kadar
yaratıcıysak ve ne kadar kudet verılmıse damarlarımıza o kadar kaderımızı sekıllendırırızzz yanııı o guccuuuuu veren yıne allahhh yanı

"allah bılır"""

kaza hıc bır yetkımızın olmama halııı  dusen  yıldırım gıbıııı yıldırımın zamanınıııı ayarlayn bızı oraya goturuen allah yanııı

"allah bılır"""



o halde "KADERIN NE KADARI BIZIM ELIMIZDE"



"ALLAH BILIR""""
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: denge - 11.06.06/00:04
Kaderi nerede doğacağın, nerede öleceğin gibi şeyler olarak algılıyorum sadece.

Genel anlamda milletin algıladığı kader anlayışını reddediyorum. Başımıza gelen herşey kendi ellerimizle yaptıklarımız... Kadercilik her zaman kolayımıza gelecek tabi... Sıkıştığımız anda en çok kullandığımız sözlerden biri, "kaderin önüne geçemezsin". Bal gibi geçersin, geçmeye cesaretin yoksa o başka, bunu da kendine itiraf etmek zordur ama...
Başlık: Ynt: KADERİN NEKADARI BİZİM ELİMİZDE
Gönderen: zýppýr - 12.06.06/02:39
kaderin tümü bizim elimizde değil çünkü yaşamımızda milyonlarca değişken var tek elinde ip olmaya var o da yaratan (çok mu derin oldu be)
tesir edebileceğimiz tüm herşey bizim elimizde. (kısa ve öz)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: RenaultFerrari - 19.10.06/10:06
kıyamet ne zaman kopacak sualine bir müsamerede şu yanıtı verdiler : Cenabı Hak kainatı yarattığına pişman olduğu an da

herşey yazılmış cizilmiş sevaplar günahlar vs.. piyes yazılmıştır
herkes rölünü almıştır rölü vermek Allahın işidir O rölü iyi oynamak yada kötü oynamak senin elindedir
fakat ahiretteki piyes yazılmamıştır Oraya ait bir şey lavhi mahfızda yoktur çünkü orası Allah sanatına aittir Allah sanatı ise zamanla değildir
levhi mafuzda ahirettekilerin halleri bildirilir ama bu mücmel bir bildiridir bundan fazlası levhi mahfuzda yoktur filan kimse cennette dir denir
bu kadar


müsamere: 1. Okullarda öğrencilerin sunduğu, programında koşuk, oyun, gibi gösterilenlerin yer aldığı eğlence
2.Çoğunlukla akşam toplantısı, akşam eğlencesi


dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir

rölünü oynarken Allahın sana muamelesi var her an duyduğun gördüğün...
şimdi rölünü iyi oynamak veya kötü oynamak kendi elinde
seyredin diyor bütün mevcudata ona nefsi musaalt ettim iblisi musallat ettim İnsan şeytanıda musallat ettim bakın diyor nasıl oynayacak 
Allah biliyor bunu ve Alemi şuhudda meydana çıkartıyor seyredin
...
mükellef olan mesul olan İnsandır muhattap odur.
söze dikkat et mükellef olan İnsandır mesul olan insandır
oruçu insan tutar külfet altına girme oruç tutmak dolayısyla kalb kırılacak sert olunacak kaskıtı olunacaksa öyle bir şeyi Allah emretmemiştir onlara bir şey emronulmamıştır ki niye külfet altına giriyorlar
mükellef olan mesul olan İnsandır muhattap odur.
hayvanları kanlar boyuyan bir kaplan ile materyalist bir adamın kullandığı..... neyse buraları dursun getiremem şimdi
zaten insan kendi kendine halletmelidir birisi halletip veririse bir faydası hiç olmaz  anlamak istemek uğraşmak bunlar yok ne çıkar ki
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın,,,,,,
Gönderen: RenaultFerrari - 19.10.06/11:26
faydalı tabi dünyayıda hayatıda bambaşka türlü görürsün
Başlık: Ynt: Kader
Gönderen: asya - 29.01.07/01:39
Kader diyemezsin sen kendin ettin
Aşkıma sevgime ihanet ettin
Yalvarışın çok geç beni kaybettin
Dönme artık seni bende terk ettim

Hani mutluluktu bu aşkın sonu
Hani sürecekti bir ömir boyu
Nasıl yaptın zalim sen bana bunu
Kader diyemezsin sen kendin ettin

Şimdi gözlerimde boş bir anısın
Sen gerçek aşkımın sahte yanısın
Bana değil tanrım sana acısın
Bu kötü günlere sen sebep oldun
Başlık: Ynt: Kader
Gönderen: Amon - 29.01.07/02:51
Kaderimizi kendimiz cizeriz. onceden cizilmis ve yasanacaklarin onceden belli oldugu birsey degildir.
--------------------
defter bostur. her saniye onu kendi kendine yazar, doldurursun.
ama o defterin kac yaprakli oldugu bilinmez... onemli olanda budur...
Başlık: Ynt: Kader
Gönderen: ranon - 31.03.07/08:38
Yaradan insanların uygulayacagı fiilleri yaratır.Aşık olmak,hızlı araba kullanmak,öldürmek,ağlamak,j.lopetin kalçalarına bakmak veya Irak'ta öldürülen sivillerin yüzlerine bakmak v.b. gibi.Çünkü fiilleri kullar yaratamaz.Daha sonra gönderdiği kitaplar ve peygamberlerle ne yapılması gerektiğini kullarına bildirir.Kullar ister bu yoldan gider;isterse "aklım amirimdir" der öyle yaşar.

Yaptıkları hatalardan dolayı tevbe etme hakları vardır,buda dua denen sistemle olur.Dua Yaradanla yapılan en sağlam iletişim sistemidir.Dua, insanın kaderini kökünden değiştirme olanağı sağlar.

Kulların kaderlerini bilmemeleri onlara sunulmuş en büyük nimettir.Aksi taktir de hayat yaşanmaz olurdu.

Özetle kaderini kendin belirleyemezsin ama bu teknikleri kullanarak-ki bu da aşkla olur-değiştirebilirsin.

Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: asaf - 14.04.07/00:33
sen ona gitmezsen bile o sana gelir abicim bu gidişle hiç merak etme :P
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: kiya - 14.04.07/02:31
tango gelip ayağıma kapanmalı
tango arjantin, halay yerli malı
yerli malı ise tabi ki türk'ün malı,
kusura kalma tango, herkes onu kullanmalı

meli, malı, gereklilik kipi
çözemedim düğümü bıraktım ipi
şu dünyada olacağıdım şahane bir hipi
unutmuş, almamışım yanıma piknik tüpü

kader'in dersen ne kadarı elimizde
ben derim, köklemiş, hepisi bizde
akıllanın, dediğime gelin siz de
kader, yapma bu kadder bendeniz'e :P
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: kiya - 16.04.07/16:13
Alıntı yapılan: Blöf - 16.04.07/13:43
Kaderin önüne geçmek?
Ka ne der?
Kadin?
Kaka Der!
Kaka kader!

.........

kaka derisi daha kalin olmali belki?

:)


kaderin önüne geçmek
işte gerçek kader
önüne geçmeli kaderin
etmeli yaşamı heder

oh kader, al beni kollarına
geçtim önüne, kaçamadım valla
zevk almaya bakıyorum artık
salla bebeğim, başını salla

kaka derisini bilemem ama
dana derisi biraz sert olur
kaderin na şu kadarı bizim elimizde
hayatın tek gerçeği belki de budur

ha desen olmaz
kaka desen olmaz

yalelli yalelli yalelli o zaman

yalelli yalelli yalelli o zaman :)
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: asya - 16.04.07/18:04
Kaderin, insanın kendini aldatması, tembelliğine ve başarısızlığına kılıf uydurması olduğunu düşündüğüm için soruyu yanlış buluyorum.

Hayatın ne kadar kendi elimizde? şeklinde bir soru olabilirdi.
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: ...σzαη... - 17.04.07/02:09
olmuyooorrr ....

mantik hatasi var burda ... tabii inanan biriyseniz ...
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: ben - 19.04.07/04:27
kaderimizin başlangıcı bizim elimizde yönelme de bizimm elimizde sabitleştirme de bizim elimizde...
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: ...σzαη... - 19.04.07/18:45
bizim elimiz kimin elinde ... ( bu arada avatar süpermis ... )
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: ben - 19.04.07/19:34
elimizi hareket ettirmek için beynimizden komut gelmesi gerekir...
hayatımızı bireysel olarak kontrol edebiliyor muyuz, hayır o halde beyin bizde değil diyebiliriz biz hayatımızı tamamen yönlendiremiyorsak kader denilen de insanın elinde olmamalı tamamen, ama irade denen bişey var işte irade özgürdür fakat kader özgür değildir...
yani şunu söyleyim ki soruna göre cevap şu bizim elimiz belimizde elimizle belimizi tutup kendimizi kaldırabiliyor muyuz, hayır o zaman bu hayatı taşıyan bişey var bu da sonsuz evren, insanın küçük iradesinin koptuğu sonsuzluk senin kaderini taşır...
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: data_grrr - 19.04.07/20:29
eskiden bilimkurgu malzemesi olan paralel boyutların bile tartışıladurulduğu günümüzde gerçekten neye ne cevap verebileceğim konusunda artık kafam çok karışıyor..
üstelik herşeyin nedenini bulamamamız.. daha da bulandırıyor ortalığı.. yani orda tuhaf bi atomun yaptığı akıl dışı bir hareket bütün sistemi çökertiyor.. ne komik :)
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: ...σzαη... - 20.04.07/01:42
Alıntı yapılan: ben - 19.04.07/19:34
elimizi hareket ettirmek için beynimizden komut gelmesi gerekir...
hayatımızı bireysel olarak kontrol edebiliyor muyuz, hayır o halde beyin bizde değil diyebiliriz biz hayatımızı tamamen yönlendiremiyorsak kader denilen de insanın elinde olmamalı tamamen, ama irade denen bişey var işte irade özgürdür fakat kader özgür değildir...
yani şunu söyleyim ki soruna göre cevap şu bizim elimiz belimizde elimizle belimizi tutup kendimizi kaldırabiliyor muyuz, hayır o zaman bu hayatı taşıyan bişey var bu da sonsuz evren, insanın küçük iradesinin koptuğu sonsuzluk senin kaderini taşır...


ikilik ne kötüdür bilirmisin sen .......
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: ben - 20.04.07/02:05
Alıntı yapılan: data_roze - 19.04.07/20:29
eskiden bilimkurgu malzemesi olan paralel boyutların bile tartışıladurulduğu günümüzde gerçekten neye ne cevap verebileceğim konusunda artık kafam çok karışıyor..
üstelik herşeyin nedenini bulamamamız.. daha da bulandırıyor ortalığı.. yani orda tuhaf bi atomun yaptığı akıl dışı bir hareket bütün sistemi çökertiyor.. ne komik :)


ne kadar karışık olursa olsun anlamsız değildir, mutlaka bir anlamı olmalı, doğanın bize bilinç vermesinin bi nedeni olmalı yoksa biz böyle yüksek binalar yapıp her gün okula gidip sırtımızda aynı yükleri taşıyıp boş yere yaşıyorsak keşke bilinç kazanmasaydık ve evrimcilerin söylediği açıdan bakıldığında az düşünen insan olarak kalsaydık düzen böyle sürüp gitseydi biz bir maymunumsu olarak da yaşamasını bilirdik ama doğa bir gün dedi ki bu dünyada bir şeyler eksik çok büyük bir sessizlik ıssızlık var, etraf çok sade biraz süsleyelim şuraları ve şu canlılardan birinin gelişimini şu yöne doğru iteyim ve göreyim bakalım doğayı nasıl değiştirecek...

ve insan beyni ikiye katlanmış bir biçimde etrafına bakınmaya başladı, maymunumsu, bu hayattan bişey beklemezken beyin gelişince bunda bir neden ve bir anlam aramaya başladı, tekrar etrafa baktı ve saf bir mekan gördü insan...bu mekanın altını üstüne getirmesini iyi bildi, evrenin insana verdiği hediyeye karşılık insan evrene bu hediyeyi verdiğine pişman ettirecek şeyler yapmaya başladı ve evren bunu bildiği halde insanı taşımaya devam etti (mutlaka evrenin bildiği bir şey var), eski insan ölüyor yenisi geliyor ve insan bu sürüp giden hayatı eğer bu kadarla sınırlı olacaksa "bu çok anlamsız" diye düşünüyor ve sonsuzluğu istiyor, sonsuzluk mümkün müdür, ya da evrenin insan sonsuzluğuna ihtiyacı var mıdır, yada insanı hangi görevde yaratmıştır evren, yoksa tanrı mı...

eğer evren sonsuzsa ve bizi yaratan ve yaşatan bu sonsuzluksa bizi kontrol eden buysa bizim tanrımız evrenin ta kendisi olmuyor mu, bundan daha mantıklı bir şey var mı...
işte bizi yoktan var eden bir sistemden bahsediyoruz ki bu sadece taş dünyadan ibaret değil taş dünya sadece bir taşıyıcı vaziyetinde ve diğer canlılardan farkı her geçen gün artan ve artık kendisi için hayvan demekten vazgeçen bu koca beyinli canlıyı içinde barındırarak ona hediyeler veriyor onun daha iyi yaşaması için ortaya eğitim, ahlak ve hayal gücü gibi kavramlar atıyor, aşkın indirgenmiş gücünü katlıyor ve insana veriyor eğer ölümle her şey bitecekse ben bu okula gidip bu sırada oturarak neyi bekliyorum, işte öğretmenimiz geliyor bize bir şeyler anlatıyor ve bu her gün devam edip giderken doğa bize bazı şeyleri unutturuyor, bazı insanları diğerlerine göre üstün yaratıyor ve bu üstün yaratılan insanlar bu yaratımın nedenini sorguluyorlar (bizim gibi)  :( diğerleri hiçbir şey sormadan hayvanca gülüşmelerle geçirdikleri günleri ardı ardına sıralayıp gidiyorlar ve hallerinden hiç şikayet ettikleri de yok bunu babalarından görmüşler ve babalarını annelerini taklit ederek bu gölge oyununu oynamaya devam ediyorlar...
evet gölge diyorum bunlara ama neyin gölgesi, bunlar yani canlılar küçük gölge parçaları yaratan ve yaşatan güç olan sonsuz tanrı bu gölgeleri kendisinin küçük parçaları olarak sonsuzluğunda bir yere yerleştiriyor, onlar için zamanı donduruyor, mekanı donduruyor ve dünyalık denen canlı hayatını başlatıyor, biz bu evrenin çocuklarıyız dostlarım inandığınızda neye inandığınıza dikkat edin ve inkar ettiğinizde de neyi inkar ettiğinize dikkat edin, bu evren bizim annemiz...
peki dünya ne diyeceksiniz,  dünya bizim süt annemiz bizi şimdilik besliyor gerçek annemize kavuşacağımız güne kadar bizi beslemeye devam edecek ve sonunda annemize kavuşacağız dostlarım, inanın bana bu böyle olacak...
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: ...σzαη... - 20.04.07/04:31
yahu arkadas bu ne enerjidir böyle ....
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: sarýmsak - 28.04.07/01:14
kuran 623 yılında mı indirildi yoksa kıyametten sonra mı?
kuranda sürekli sabredin..sabredin...sabredin.. deniliyor
bu sabredin sözü bir öğüt aforizma gibi mi
yoksa allah 623 yılından sonra tarihte ne olacağını bildiği için bu  sözü bir uyarı veya başka bi niteleyici olarak mı söylüyor.

veya neden sabredin deniliyor sürekli. ne için sabredelim?

Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: asya - 28.04.07/01:47
halkın uslu durması için, yapılan ya da yapılamayanlara tepki vermemeleri için bence akıllıca verilmiş bir öğüt "sabredin".

sabrın sonu da selamet... vaadedilen şey cennet...

bence gayet yerinde bir öğüt.
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: data_grrr - 28.04.07/02:18
ya abi bunda kafa karışcak ne var
şimdi bir bilgisayar programı yazdığını düşün
sonra sınırlı sayıda değişken (yani insan) yarat: a,b,c,d...
sonra ruhlara hesap yarat: a1,b1,c1,d1
sonsuz sayıda farklı fonksiyon yarat
programın her değişken için (özgür irade denilen formüle göre-yapay zeka da denilebilir) bazı fonksiyonları çağırıp sonuçları + veya - olarak ruhların hesaplarına atmasını sağla
sonra da programı çalıştır
noldu.. kimi cennete kimi cehenneme gitti.. herkesin ne yaptığını bildin mi.. bildin..herşeyi bilen sensin yine yani..
bu durumda biz şu anda çalışan programın içindeyiz.. ama programın sahibine göre o program çoktan bitti zaten..
buna göre herkes zorunlu olarak tercihlerini hatırlamalı.. biz de bu zorunluluğu yaşıyoruz işte..

tabi ben buna inanmıyorum o ayrı :)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: asya - 28.04.07/02:25
data'cım yav, mutlaka iyi birşeylerden söz ediyorsundur ama böyle anlatınca şimdi de benim kafam karıştı... ;)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: data_grrr - 28.04.07/02:32
ya onları boşverin.. özetle bilgisayar oyununu yazan bir kişi oyunu çalıştırıyor ve oyundaki karakterlerin yapay zekalarına göre neler yaptığını tek tek inceleyip bilebiliyor.. buna benzer bşi..
din hocam hugo derdi de anlamazdım ben de :)
bundan çıkan tek sonuç tabi tanrının canının sıkıldığı olabilir..
ya da mantıklı bir neden bulamıyorum ben..
yani kaderden anlaması daha zor olan bence, neden buna gerek olduğu...
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: tekdemir - 28.04.07/05:42
çok özür ama kuran'ın indirilmesiyle ilgili soru zaten yeterince saçma,ardından sorduğun sabır ile ilgili soruya gelince ....soro gayet doğal ama bi mantıklı cevaba rastlayamadım .bunun tek cevabı olarak benim fikrim hangi konuda veya ne olursa olsun sıkıntının,zorluğun ,öfkenin.vb. içine düşerseniz eğer sadece sabır edin.. çünkü Allah sabır edenlere mükafatını mutlaka verendir. onun adaletinde asla şüphe ve haksızlık yoktur
byseca...senin düşünceni anlamak gerçekten zor.kader dediğin bir çizgidir sadece yapmamız gereken  o çizgiden gitmek ama çoğumuz o çizgide dans etmekle meşgulüz. Allah akıl fikir vermiş  bu doğru bu yanlış demiş sen yanlışı bile bile yap ardından kaderimmiş de mantığın kabul ediyormu bunu .bende akşam zina edeyim sabah yalvar yakar tövbe edeyim nasıl olsa Allah  tövbeleri kabul edendir akşam hısızlık yapayım kaderimmiş diyeyim  sabah tövbe edeyim  yok böyle bişey arkadaşım doğru da  önünde yanlışda seçim senin ne yaparsan yap kaderini değiştiremezsin ama yönlendirmekte sana bağlı  daha iyi olmakta var daha KÖTÜDEEEEEEEEEE
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: medusa - 28.04.07/05:53
ya darbe dıyorum tekdemır sen ne dıyosun ya :)
ben ceehotosa ınanıyorumm ondan cevapladım.eskıden oyuncak falanda cıkıyodu.bı ara ınanmaz gıbı oldum ödüllendirilmeyınce !ama .tadı yeter dedım buyuyunce.çitosum benım
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: ranon - 28.04.07/07:21
Kur'an-ı Kerim'i kalem kağıt değil zaman tefsir ettiği için,ne zaman indiği okadar önemli değil.Her an iniyor zaten.Yoksa kıyamete kadar baki denmezdi.
Zaman ve mekanı yaratanın zamanla işi olmaz.Zaman içinde zaman,mekan içinde mekan olan insanlar vardır.Bu insanlara Gavs denir.

Kader konusunda da "ne ekersen onu biçersin"sistemi vardır."ben" diyen herkes yaptıklarından sorumludur ve bu yüzden hesaba çekilirler.Ben yokum sen varsın diyenler için işin şekli değişir.Allah "Gayyur"dur,yani sevdiğinin tercihine bakar.

Bu konuda uygulamalı örnek istiyenlerde toprağa herhangi bir meyve,sebze tohumu ekip baksınlar.Mahsulü aldıklarında yine konuşalım. :ph34r:


Ya böyle "darbe" gibi sözlere vücud vermeyin ne olur.Yarın güneş ufuktan yine doğar.YÜRÜYELİM ARKADAŞLAR...
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: yazar_ece - 28.04.07/11:11
merhaba arkadaşlar.....
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: deniz - 28.04.07/11:13
hoşgeldin ece..
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: sarýmsak - 28.04.07/22:53
kuranın ne zaman indirildiğinin nasıl önemi olmaz
her yerden duydugum "bak bunlar basit şeyler" "önemsiz" her şeyi zaten allah biliyor
sabredenler sonunda mükafatlarını alacaklardır tarzı sözler açıkçası hiç bir şey ifade etmiyor
bu halktaki yaygın "yav boşver işinmi yok" "düşünme yap" tarzı fikirler gibi
kardeşim eğer sabredin sabredin deniliyorsa bu burnumuzun boktan çıkmayacağı bir çok şeyin düzeltilmeyeceği anlamına mı geliyor.
yoksa ub sabredin kelimesi, sadece patalojik hastalara mı yönelik
diğer ruhen sıkıntı acı çekenlere yönelik değil de!
yoksa sadece fikir açısından ruh açısından olgun müslümanlara mı yönelik!

yok aslında düşündüm de ayetleri yazmak gerek buraya
benimki dereyi görmeden paçayı sıvamaya benzedi
ama olsun yukardakiler dursun
söz uçar yazı kalır nede olsa-kuran gibi-
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: ranon - 28.04.07/23:35
sabretmek,mücadeleye azmetmektir.Oturup kader beni nereye götürcek demek değildir.

evet sabrın sonu selamettir.Allah bir zorluğa iki kolaylık yolu açar.Bunu anlamak içinde iman gerekir.İçinde olmadan anlaşılmaz.
Bal yememiş birine balı nasıl tarif edicen?Tadmadan olmaz.

Tadınız... :ph34r:
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: ranon - 29.04.07/00:43
Bunu farketmişsen sorumlusu sensin.Bu durum sende bir Allah derdinin başladığına işarettir.

sabırlı ol...

Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: blok - 29.04.07/00:56
"inanan arkadaşlar cevaplasın"

Yoo.  ben girmeyeyim. Bakıyorum sadece...

mi diyecekler inanmayanlar?

Konuları "inananlar ve inanmayanlar" diye mi seçeceğiz.

Yoksa ben mi fazla hassas günümdeyim bu gün...
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: blok - 29.04.07/01:13
Ben az önce buna benzer bir konuda söylediğim ve çok benimsediğim bir sözü yinelemeden geçemeyeceğim.

Benim (eski deyimle) akle ihtiyacım var, nakle değil...
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: heyyubi - 29.04.07/02:09
dini bir konuda soru sormuşsun,bırak da cevabını da iananlar düşünsün,inanmadığın bir şey hakkında bilmek sana bir şey kazandırmaz,durup dururken medyatik sorular sormasanız olmaz değil mi...
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: Clockwork Avian - 29.04.07/03:04
Çok güzel bi tespit. Kaderimiz zaten yazılmış, yani gideceğimiz yer de belli. Yani bize işte doğru yola gel, bilmemne gibi laflar da sökmez. Çünkü kaderimizde var, geliriz ya da gelmeyiz, değiştirebileceğimiz bir şey yok. Bu yüzden de mantıksız.

Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: UGraSHAMAN - 29.04.07/09:16
benim aklımın nakle ihtiyacı var :)
akıl boşlukta mı çalışıyor ?
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: blok - 30.04.07/00:50
Tabii ki akıl boşlukta çalışmıyor. Ama doluluk diye sana nakledileni kabul ediyorsan ilk yanılgı orada başlıyor. Zira nakil yanlıdır. Ama sen bilgileri aklını kullanarak çok yönlü ve farklı farklı yanlardan alma ve yorumunu yaparak doğrusunu bulma çabasıyla hareket edersen (inansan da inanmasan da) cevabını bulursun.
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: ranon - 30.04.07/06:18
nakledilen bilgiyi akıl süzgecinden geçirdikten sonra kabullenmek en doğrusu.sen de zaten bunu anlatmışsın sevgili blok.

çok yönlü ve farklı farklı yanlardan almak da zaten naklen almak oluyor.Sonuçda bu bilgi bir çok yerden naklen gelecek. :)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: UGraSHAMAN - 30.04.07/08:38
 " Ama doluluk diye sana nakledileni kabul ediyorsan ilk yanılgı orada başlıyor. " katılıyorum.

" Zira nakil yanlıdır. " yansız olmak gibi bir derdim yok zaten.

Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: RenaultFerrari - 30.04.07/11:12
Alıntı yapılan: sarımsak - 28.04.07/22:53
kuranın ne zaman indirildiğinin nasıl önemi olmaz
her yerden duydugum "bak bunlar basit şeyler" "önemsiz" her şeyi zaten allah biliyor
sabredenler sonunda mükafatlarını alacaklardır tarzı sözler açıkçası hiç bir şey ifade etmiyor
bu halktaki yaygın "yav boşver işinmi yok" "düşünme yap" tarzı fikirler gibi
kardeşim eğer sabredin sabredin deniliyorsa bu burnumuzun boktan çıkmayacağı bir çok şeyin düzeltilmeyeceği anlamına mı geliyor.
yoksa ub sabredin kelimesi, sadece patalojik hastalara mı yönelik
diğer ruhen sıkıntı acı çekenlere yönelik değil de!
yoksa sadece fikir açısından ruh açısından olgun müslümanlara mı yönelik!

yok aslında düşündüm de ayetleri yazmak gerek buraya
benimki dereyi görmeden paçayı sıvamaya benzedi
ama olsun yukardakiler dursun
söz uçar yazı kalır nede olsa-kuran gibi-


@Sarımsak sen dersini yanlış almışsın
nerden anladım biliyormusun ; ) ; )
söylim mi hadi söylim

aşağıdaki tespitinden
her yerden duydugum "bak bunlar basit şeyler" "önemsiz" her şeyi zaten allah biliyor
sabredenler sonunda mükafatlarını alacaklardır tarzı sözler


Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: depresif - 03.05.07/17:27
Alıntı yapılan: Clockwork Avian - 29.04.07/03:04
Çok güzel bi tespit. Kaderimiz zaten yazılmış, yani gideceğimiz yer de belli. Yani bize işte doğru yola gel, bilmemne gibi laflar da sökmez. Çünkü kaderimizde var, geliriz ya da gelmeyiz, değiştirebileceğimiz bir şey yok. Bu yüzden de mantıksız.



degıstırebılecegın bısey var. oda kaderın. evet bızım onceden yazılmıs bı kaderımız var. ama sen bu yasadıklarını kaderınde yazdıgı ıcın yasamıyorsun. sen zaten yasayacagın ıcın kaderıne onlar yazıldı. Allah ın herseyı onceden bılme gıbı bı gucu var ya bu o işte. senın ne yapacagını zaten bıldıgı ıcın yapacaklarını yazmıs. yazılanı yasamıyorsun, yasayacakların yazılıyor ;)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: RenaultFerrari - 03.05.07/17:40
şöyle bir şey söylim
tam anlatırmıyım bilmem ama
efendi hazretlerinden okuduğum duyduğum ve aldığım feyz ile
düşünürsün ama akılla bu levhi mehfuz yerindedir (1)
işte kader yazılmıştır
sen düşündüğün odaklandığın için kaderin yazıldığı için evrende onu kazasını meydana çıkartır
o yüzden Secret (Sır) kitabında düşüncelerinize dikkat edin diye bas bas bağrıyorlar feryat ediyorlar adamlar yaaa !!!

bu mesele kaderin sende ufak bir şubesidir.


(1) dipnot: belki unuttum kitaba bakmam lazım
bu öyle bir örnektir ki nefs levhi mahfuz yerinde şeklinde olabilir cümle
yani buradaki nefs
Sır kitabında şuna karşılıktır
odaklanarak düşündüklerinin sende yarattığı duygular o benlik
sen kötü şeyler düşündükçe ve o düşünceler neticesinde kendini kötü hissettikce
sakınan göze çöp batar
dileğiniz benim için emirdir
buyrun düşündükleriniz diye karşılık alacaksın
iyi düşün pür neşeli ol  karşılığını al evrenden Kudretten
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: blok - 05.05.07/01:16
Niceleri geldi, neler istediler
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi ?
O gidenler de hep senin gibiydiler..

Sen bu dünyanın sırlarına eremezsin
Erenlerin dilini de söktüremezsin
İyisi mi al şarabı, cennet et bu dünyayı,
Öbür cennete ya girer ya giremezsin..

İnsan son nefese hazır gerekmiş
Nasıl ölürse öyle dirilecekmiş
Biz her an şarap ve sevgili ileyiz
Böylece dirilirsek işimiz iş..

Açılmaz kapıları açmanız mı gerek ?
Dünyada insanca yaşamanız mı gerek ?
Bırakın öyleyse iki dünyayı birden
Ey ölü canlılar, canlar uyanık gerek..

(Ömer Hayyam)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: denge - 05.05.07/01:22
Dünyada akla değer veren yok madem

Aklı az olanın parası çok madem

Getir şu şarabı alsın aklımızı

Belki böyle beğenir bizi elalem

Bu da hayyamın, konuyla hiç alakası yok ama idare edin, içimden geldi. :)

Bugün benim geyik günüm
Hem sarhoşum hem yastayım, off off
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: denge - 05.05.07/01:26
Bağlama bilmem, ben gitarımı çalmaya gidiyom, off off.
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: asaf - 05.05.07/01:29
sen o hocadan ders almıyorsundur işallah denge, akıllanmadın mı hala :P
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: denge - 05.05.07/01:31
hocamı değiştirdim asaf, akıllandım yani, zaten çok akıllı bi kadınımdır, off off 
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: RenaultFerrari - 05.05.07/13:20
@blok
Ömer hayyam benim hocamdır
benim hakkımda ne düşünüyorsan o seni yanıltan şeylerden sıyrıl
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: asaf - 06.05.07/22:14
Alıntı yapılan: denge - 05.05.07/01:31
hocamı değiştirdim asaf, akıllandım yani, zaten çok akıllı bi kadınımdır, off off 


eee biz boşuna konuşmuyoruz burda dimi yani :P
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: blok - 08.05.07/00:21
Alıntı yapılan: RenaultFerrari - 05.05.07/13:20
@blok
Ömer hayyam benim hocamdır
benim hakkımda ne düşünüyorsan o seni yanıltan şeylerden sıyrıl

Senin hakkında kötü şeyler düşünsem sana cevap bile vermem sevgili renaultferrari. Ayrıca seni
iyi anlıyorum ve sadece biraz üzerine gidiyorum. Buradan da karşılıklı olarak bir şeyler öğrendiğmizi düşünüyorum.

sadece şu "blöf" ağzını bir iyice çalkalasa çok süper olacak...
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: RenaultFerrari - 08.05.07/11:39
evet elbette küşkusuz.. ... benim demek istediğimde bizler kaba sofu değiliz
dini çok iyi birinden öğreniyoruz...

blöf'ün evet biraz ağzı bozuktur bazen bende dayanamayıp karşılık vermiştim
ama hiç kimsenin niyetini bilemeyiz ki cümlesini okuduktan sonra
hazreti Muhammedin ben herkese karşı kalbi selim kalmak isterim sözlerini
Allah sevmişte yaratmış sevmese yaratmazdı cümlerlerinide duyduktan sonra
başka türlü bakıyorum blöfe artık
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: prensesistar - 08.05.07/11:49
çalk a lama agzını amca
duru dur ogratılerın gıbı
zumrutte yatsanda aynı
cımende yatsanda der omer
sen bulundugun noktada
çalarken agzını acıklama
sus kımse duymasın
bak ucuncu yuzunden bakanlar
goruyor kahverengı bebişleri
üçüncü gozlerı kapalı tut acma
aymasın bu alıklar
belkı de ılerde yardımcı olur bu balıklar
ve sus amca kımse onamasın senı
ogretıelrın gıbı sabıt kalsınbenlıgın
ucuncugozunle bakma hayata
kokla
uc turlu bebek kokusu var hayattta
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: blok - 08.05.07/12:00
Alıntı yapılan: Blöf - 08.05.07/11:33
Çalk nedir?
neyi çalar çalk?
ağızımımı çalayım?
yani istediğin gibi konuşayım?
bir dağ senin için eğilmelimi?
demekki sen tırmanmaktan acizsin?
veeee....
başkalarıda tırmanmasın!
çünküüüü.....
onu sen istiyorsun!
iste bakiiiim!
isteyenin bir yüzü!
engelleyenin iki yüzü!
demekki hepinizin üç yüzüde kara!
üç yüzü
iç yüzü?
üçüncü yüzün içinde senin demekki?
ve oda kara!
bayağı zenci var ortalıkta değilmi?
eh doğumların çoğu kahverengi tabiiki!
öyle ya!
acaba yeni doğan beyaz bir bebek nasıl kokuyor?
kahve rengi bebekler her gün doğuyor!
nede çok var onlardan!
yapamazsın edemezsin diyenler onlar!
tıpkı ömer hayyam gibi!
değilmi?

bu arada avrupalı inek yol alıyor!
çanakkaleye doğru!




1-"ağzı çalkalamayı" anlayış biçimin diğer konulara yaklaşımını da zaten ortaya koyuyor.
2-Kimse senin birilerinin isteği doğrultusunda konuşmanı istemez. İsteyenler varsa da bu forumda kendine arkadaş bulamaz, dışlanır gider zaten.
3-Bir dağın seslenişi yine başka bir dağda yankılanır. Ama senin sesin dere yatağından, yani belinin altından geliyor, bilmem farkında mısın.O nedenle ağzını yıkaman tavsiyesinde bulundum.(burası bir kamusal alan bence.başkaca bir sebep yok)
4-mütevazılığa gerek duymayacağım burada. Keza kimin zirvede olduğu tartışmasını da yapmayacağım. Zirvede olduğum iddiasında hiçbir zaman olmadım. Her an bilgilenme yolunda tırmanarak, zirve bir ütopya da olsa o yolda ölmeyi düşünüyorum. Ama dere yatağından geçtiğim yılları hayal meyal anımsamayı da unutmuyorum.
5-"kara" lar beyazlardan her zaman fazladır. Bilinmeyenlerin,bilinenlerden hep fazla olduğu gibi.
6-Senin iç yüzünün beyazlığının bu kadar koyu olması karşısında, benim "kara"lığımın açıklığı Hayyam'a giden yolu da aydınlatacak kadar parlak hiç şüphen olmasın.

Sana beyaz ve aydınlık günler diliyorum...
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: blok - 08.05.07/12:07
karanın çok koyu beyaz, beyazın da çok koyu siyah olduğu gibi...
Sorumluk kaçınılmazdır.
Kim ne yapdıysa ondan sorumludur...peki yaptırımı ?
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: prensesistar - 08.05.07/12:21
Alıntı yapılan: Blöf - 08.05.07/11:54
niyet iyi midir acaba?
Allahın hiç bir harfi niyette yok?
ama şeytanın üç harfide var!
neden dersiniz acaba?
Allahın dileği!
şeytanın niyeti!
niyet iyi olabilirmi?
hele cehennemde?



hele cehenneme
hell = cehennem
boyle acık konusunca tuylerım urperıyor
mısılleme yapmalı ıı kotuye
uc nıyetı ıle
esıt olmalı gecmemelı
adıl sıstemde
uce uc
kahveyı kara yapan
ellerı degıl havvanın
sadece duzenı
kurmus olunan bır duzen varsa
Rab nasıp etmıs
eva kurmus
o duzende kalmanın tek yolu
kendını , tanrı gıbı hıssedenelrden korumak
o yzuden ınsanalr ölumlu




derını karayla gızler denız
derını karayla gızler feza
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: blok - 08.05.07/12:29
Zirveye de koltuk koyarak kirletmesen ne güzel olurdu.
Zirve diye bir isim varken, niçin başka isimler arayışındasın.
En-el hak diyenin başarı ödülü sence altın mı, gümüş mü, bronz mu?
Irkların zirvesi farklı mı ?
Sesinin aşağıdan yankılanması şaşırtıcı olabilir. En sevdiğim şeydir şaşırmak.(keşke)
blöfü görmek için gözden başka şeyler gerekir. Bunu bildiğime göre ortadaki (ya da değil)
"mesel" bir şekilde farkedilmiştir zaten...



(bu lafın senın derinliğinimi gösteriyor?
yoksa gizlemek içinmi?)


Blöf  olan sensin , cevabını da anlamak senin işin...(çağırışım oyununu iyi oynamak felsefe yapmaktan farklıdır)

Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: blok - 08.05.07/13:03
blöf'ü görmek için cesaret değil öngörü gerekir. Öngörüsü olan da zaten yüreklilik vardır.
Ama derinliği görmek için öngörü ve yüreklilik yeterli değildir. Yanında bu forum sayfasını dolduracak kadar "erdem"lere ihtiyaç vardır. Bunların en başında da güzelliğe, sevgiye...
Yani senin yazılarında ve kazılarında rastlanması mümkün olmayan hususlara...
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: prensesistar - 08.05.07/13:04
blöfü görmek için cesaret gerekir!
değilmi?
restımı cekerım dedım
senınkını demedım
neden senı rıske atmak rısk degıl heyecan
benımkı ıse rısk acıtıcı
sımdı sıra evada
eller havada
dualar yokte
kurualn sıstemın adı duzen ıse
herseyı var bı duzen
kımse yrahat uyumuyor yerınde
sımdı sorulan su kı ölümlü korler
dınelsınler kafalr sallansın rap yapsınalr
ama susunca sukut yerınde esler kalınca sanmakı
durgunluk bu hayır
asırılık o kadar buyukku ses
yankıyamıyor feza korkuyor kucuk afacanalrdan sesı
saklıyor bu nedenle sukut sessız gelıyr
yoksa ererken ınsanı-ı kamıle
eva adema es ıken kurulan sısteme
dunya adı verıldı duzen denılmelı
duzenı evanın ıhmalı yaptı
o hepımızı duzenledı
cocukları kırarken kendını
dısıne tas degdı evanın
sustu
adam agladı sustu
ve konusulan hersey
kahveyı kara yapan ellere kesıldı
olumlu kıldı evayı Allah
sonra pustukk
nıye cunku kendımıze kustuk
kortku genc olumlerınden
gıden saglıkalrdan ardından tuttuk
genlerım duzenledı benı
olduresıye bır duzen
ınsanın ıcını buzen
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: flzf - 08.05.07/16:13
imdi inanan arkadşlar,,,

1-kadere ve tanrının her şeyi bildiğine inanırlar,,,,

2-günah veya sevaba inanırlar,,,

peki aslında bu ikilem bir çelişki değilmidir?

açıklama:''bizler dünyaya gönderildiysek, ve yaptığımız her şey biliniyorsa,, bize neden  günah veya sevap yazılıyor,,, tanrı sizce bizimle oynuyormu,,,
yani inanan arkadaşlar,, tanrı madem herşeyi biliyor,,,

mesela,, ben birazdan birini öldüreceğim ve bunu biliyor ama bana günah yazacak,,,, bu nasıl bir iştir,, siz bunu kendinize nasıl açıklıyorunuz,

kafanızda hiç soru oluşmuyormu,,, bu çelişkiyi nasıl gideriyorsunuz,,, 

kader iki farklı şekilde yorumlanıyo galiba

bir tanrı bi şekilde uygun görüp size yaşamanız için bi seneyo verdi

iki tanrı üstün gücüyle yaşayacağınız seneryoyu tahmin etti ve kesinleşmesini bekliyor.bu durumda üstün olasılık hesapları olumlu olumsuz karşılaşmasında %50 sonuç vermiş olabilir belkide sonuç olumlu çıkmıştır bizi kendi başımıza bişiyler öğrenmemiz mekan ve zaman içine salmıştır
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: prensesistar - 08.05.07/16:30
Alıntı yapılan: Blöf - 08.05.07/16:05


cehennemde nezaman konusmak gerek?
belkide Seytanlarin cani yanmaya basladiginda?
ne dersiniz?


bence yilan seytandan daha tehlikeli!
sizce?


evet katılıyorum
bu bır onama degıl
dogrulugunu bılmıyoruz kı onayalım
seytanalr acı ceker cehennemde
neden mı
cunku gardıyanın yanında kı kül kullar onlardır
herkes gıder onalr kalır belkıde pısmandır
ama yılan hıc soktugna pısman olmaz
cunku bırı yılana bısey yapmazsa yanasmaz
kendını bıle sokarken ıcınde oldurduklerınden
bu nedenle eva cocuklarını buyuturken
öldürtüğü ilk cocuguyla basladı bu kavga
adı silik habille kabil
sımdı bekleyen bınlerce kahve benızlı bebiş
hepsının ruhsatı var cebınde
hepsınde rus yapımı menzılı yuksek oyuncakalr
sımdı sıra kımde kımın kardesı kımın cebınde
kardes katlı
uygunmudur devlet poltıkası olmus
bu toplumda kırıntıalrı varken bır gecmısın
bırakalımda cagrısım oyunalrı forumlarda kalsın
olayalrın ıncelıgı
ılk kuruldugundan berı duzenı kanıtlaması
ve polıtıka olabılecek kadar
mesrulasması
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: prensesistar - 08.05.07/16:57
ben cehennem de olacagım gardıyan kovulmaz ısınden
cok sevılıyor
yoksa korkualrım yok benım sevapalrımda cok degıl
bu nedenle sen ordayken unutm gardıyan ben olacagım
yoksa dumana
amacını vermektense
amacını vermeyen olarak kalacagım
ben cok gzuel yemek yaparım
neden mı
elım tatlı neden mı
amacını vermemek ıcın erkekelre
cunku mıdesıne gırersem
erkek sever lafı yalancıalrın
erkek mıdesıne gırenı
annesı gıbı sever
erkek ıcın amac bellı
benımse amasızlıgım ortada
bak ben cehennemın ygardıyanım
heray maasımı yatıyor
sen merakalnma
senınle cennetı alada komsu olalım
yoksa gecınemezsın sen kımseyle
en azından gelır gıderız
sıkılmazsın
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: ben - 08.05.07/23:14
enerji neymiş ki bu forumda doğru düzgün beyin fırtınası yapabilecek insanlar var mı yoksa çoluk çocuk mu toplanmış, bunu söyleyin bana...
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: ben - 08.05.07/23:27
ne anlamında olduğunu bilmiyorum anlamlar bu dünyalıktır ben bu dünyalık anlamları biliyorum ve evrenin sonsuzluğundaki soyut ve somutluktan daha başka anlamların varlığını anladığımda bunu kıyaslamaktan vazgeçiyorum...
evrenin damarındaki kan ateş ne demek bunu biraz aç istersen, evrenin bir parçasını biliyoruz ve bu kadarıyla tamamı hakkında bir yorum yapılamaz, madde sonsuzluğu yansıtır ama madde sonsuzluk değildir...
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: ben - 09.05.07/01:12
öldüğünde sonsuz evrenle bütünleşeceksin, hiçlik olacaksın ve aynı zamanda da heplik, soyut ve somut olacaksın aynı anda...
zamanın dışına çıkacaksın...
"bize döndürüleceksiniz" (kurandan)  sonsuz evren bizim tanrımız arkadaşlarım, bize algıyı veren de o tanrı ve ondan bir zamanlık ayrı olduğumuz için dünyada acı çekiyoruz...

neyse bu uzamasın daha fazla...
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: ben - 09.05.07/02:28
ateş insana göre ateştir, sonsuzluğa göre nedir bunu bilemezsin, sen sana göre bir insansın, sonsuzluğa göre bir küçük gölgeciksin ve ahlakının, hislerinin ve soyutluklarının tüm kaynağını aldığın sonsuzluğun, bilemediğin ve algılayıp sezemediğin, kapsayamadığın anlamlarını sorgularken sesinin karanlıkta boğulduğunu gören bir aciz parçasın...
karanlık sesi boğar mı hiç? evet boğar, sana göre boğmaz, sonsuzluğa göre boğar...
ama sen bütünden kopmuş bir parçasın sıfırın karnından bir çıkar mı hiç, çıkmaz o halde sıfır insana göre vardır, evrene göre sıfır yoktur... peki efendim...
algısızlıktan algı doğar mı yoksa... hayır buna inanmam ben...


konu dışarı çıktı bariyerlerden yuvarlanıp gitti, haber vermek bana kaldı, korktuğum için mi haber verdim, hayır belki kurtarabilirler diye söyledim...
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde -kurtarma cabasi-
Gönderen: breathalyse - 09.05.07/08:34
Kaderin olduğunu ve olmadığını pek çok şekilde anlatabiliriz, hepsi de skolastik sayılır. Skolastik olduğu için var ve yok'dan birini seçip, savunmaya girişmeyi kolay görüyorum. Kader var evet arkadaşlar. Aslında yeterince örnek zaten var burada ama, 1-2 de ben atayım ortaya.. Ha buarada islam veya herhangi bir başka dinle olaya girmeyeceğim, zaten aram yok. Tachyon'u, paralel evrenleri falan hiç karıştırmayacağım.

Doğaçlama başlayalım;

Geleceğe yönelik yapılacak burada en isabetli tahmin 'öleceğimiz'. Bu durumda evet, bir kaderimiz var denebilir fakat bu durumda ölümünü kontrol edebilecek kişi, kaderi yener mi? sonsuz zamanda, sonsuz olasılık imkanı olduğu düşünülürse mutlaka ölüm kontrol edilebilir. Veya aklı olan ve ölümü olmayan bir varlık söz konusu olabilir. Burada veya başka bir yerde, artık nerde olursa. Fakat ben gene de canlının mutlak sonunu bile, ölümün yenmesi kaderini kontrol etmesi bile yeterli değil. Neden; hepimiz belli karakterle var oluyoruz ve dış etkenlerin bitmek bilmediği bir ortamda, belli bir kişilik geliştiriyoruz. (karakter: genelgeçer şekilde zeka, çeviklik, güç, boy, pos, genler; kişilik: gene genelgeçer şekilde sadık, ağırbaşlı, düşünceli, atak, sinik, esprili, ciddi, sosyal bkz ethos-alignment). Annemize küfreden bir kişiyi öldürüp öldürmemek, o anda bir seçim olarak gözükse de aslında kişiliğini, dış olayların etkisiyle karakterini baz alarak geliştiren bireyin, sadece tek bir seçim şansı var. Akılın bu karakter ve karşılaştığı dış etkenlerle oluşturulan kişiliği, iradesizce oluşmaktadır. Kaderden sıyrılmanın birincil koşulu ise, özgür irade gerektirir. O anda karşısındakini öldürecek kişi, bir başka zaman aynı koşullarda -öldüreceğini bilmediği sürece- gene öldürecektir. Hadi diyelim gelecekten birinin gelip kişiye söyledi yada medyum adam rüyasında gördü, vb. Fakat öldüreceğini bilmesi durumları bir dış etken sayılır. Bu durumda, bu öngörüye sahip kişi, eğer öldürmezse aynı şartlarda gene öldürmeyecek veya öldürecektir. Duygularımızı yönetemediğimiz, dolayısıyla rasgeleliğinden kaderin olamayacağı gibi bir sav ortaya atılabilir. Fakat duyguları yönetemediğimiz düşünsek de gene akıl, kişilik, karakterin ürünüdür. Kalp atışımızı kontrol edemiyormuş gibi hissetmemiz, aslında kalbin beyinle bir ilişkisinin olmadığı anlamına gelmez. Duyguları, aklın az zamanı veya verisi sözkonusu hızlı karar alınması gereken anlarda (aşk, öfke, tiksinti) geçmiş tecrübeye başvurarak bir karar çıkarabilmek için tetikleyici ve aklın sonraki kararların, önceki kararlarıyla ve kişiliğiyle çelişmeyecek şekilde sağlıklı verebilmesi için güvenilir referanslar (sevgi, saygı, güven) olarak tanımlayabiliriz. Kaderi bozabilecek tek şey özgür irade, özgür, şıkkı olmayan seçimdir. Seçimler sadece aklı olan varlıklar tarafından yapılabilmekle birlikte, aklı olan her varlık da kendi aklıyla sınırlı kalmaktadır. Yani akıl yürütme işlemini karakterinin gölgesinde dış dünya etkileriyle sürüklenerek geliştirilen kişilik ile yapılan her seçim, o varlığın yegane seçimidir. Tabi tabi, her varlığın kaderi vardır, bellidir, önceden tahmin edilebilse bile bilinemez, bu da varlığı, kendi kaderini kıramaz yapar. Fakat 'kader' geniş anlamda alındığında, her varlığın başka varlığın kaderini belirlediği de bir gerçektir. Biriyle sevişmek, birine vurmak, birini okşamak, vb edilgen şahsın aklını etkiler dolayısıyla, yapacağı gelecek seçimleri de etkilemiş olur. Hatta kişiyi öldürüp, kaderine bir an önce kavuşmasını sağlayarak yaşamdaki seçim haklarını elinden alabilir. Fakat bu gene bir şeyi değiştirmez, çünkü etken davranışa sahip şahsın edilgeni etkileyeceği de kaderin bir parçasıdır, nitekim etken kişinin de etken olmaktan başka seçim şansı yoktur, huyu öyledir, öyle bir huy edinmesi kaderin bir cilvesidir. -kader varmış benjamin. -sen mi buldun, söylediler mi cevat abi. -hayır kader beni buldu.. tabi tabi.


Ve hayır, fikrimi değiştirdim kader yok arkadaşlar, aristo mantığıyla düşününce böyle oluyor, hoş görünüz;

Aklın geliştirdiği kişiliğiyle yaptığı her seçim yegane seçim olduğundan kadere bağlı kalacaktır. Fakat seçimlerini şans ile yapmakta karar kılmış manyak bir birey, bu döngüyü bozabilir. Adam öldürüp öldürmeyeceğini, televizyonu açıp açmayacağını yazı tura atarak atan bir kişi kaderi kırabilir.

Yo yo kader ve şans diye bir şey yoktur, sadece sıkı çalışma vardır (Thomas Jefferson'ın lafıydı sanki)

Çünkü doğada tesadüf ve rasgele diye bir şey yoktur aslında, her şey ilk tetiklemeden itibaren (artık siz diyin Allah ben diyeyim Big Bang), nedenden nedene koşarak gerçekleşmiştir. Tam o an, bir para havaya atıldığında, yazı düşeceği zaten bellidir. Başka bir zaman tura düşebileceği gerçeği, onun tam o zamanda yazı düşmüş gerçeğini değiştirmeyecektir.
nitekim;
There is no such thing as luck. There is only adequate or inadequate preparation to cope with a statistical universe. -Robert Heinlein

Hayır kader yoktur, çünkü konfiçyus..
Hayır kader vardır.. çünkü şu ayetin şurasında.. falan.. filan..

(daha gider bu)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: nolsun - 21.05.07/03:06
Ben de sana bi soru sorayım o zaman.Allah her şeyi bilir.bizim cennetlik mi cehennemlik mi olduğumuzu da bilmez mi?Bilir elbette.madem biliyor neden bizi direkt olarak cennetine ya da cehennemine koymadı dersin?Tek nedeni vardır.o da Allah'ın adilliğidir.O öylesine adildir ki herkes dünyada iken ne işlediğini bilsin diye '' o gün onlara amel defterleri okunur '' der.direkt cennete konsaydık ne derdik , hiçbir şey.ya cehenneme konsaydık ne derdik?^''senin adaletin bu mu.benim ne günahım var ki b u alevlerde yanıyorum?''diye sormazmıydık.İşte Allah bize bunu ispat etmek kendi adaletini göstermek için bizi dünyaya yolladı.'' o gün onlara dünyada iken yaptıkları bir bir bildirilir''denmiştir bir kuran ayetinde.böylece insan işlediklerine apaçık tanık olunca Allah'a söyleyecek bir cevabı kalmayacak ve artık hakkında neyi emrederse tıpış tıpış yapma zorunluluğuna girecektir.umarım anlatabilmişimdir.
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: ben - 21.05.07/03:37
kader konusunu ilk bakışta anlamak insan aklı için çok zordur zaten ve bir şey daha var...
allah bizim ne yapacağımızı biliyorsa... evet biliyor, insanı yaratıp dünyaya koymasının bir nedeni var ve bunu insana açıklıyor...
tanrının halifesidir insan, yani temsilcisidir... dünyadaki tanrının gölgeleridirler...
insan her şeyi kendine göre ölçüp biçmek isteyince hataya düşüyor, sınırsız akıl aynı zamanda bir tuzaktır...
mükemmel sistemin bir küçük ölçüsüdür...
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: depresif - 21.05.07/08:03
prsfr bende o konuda celıskıye düşmüstüm. ama biraz düşününce ınsan anlıyor. şöyle ki;
Allah tarafından yazılan bı kader var evet. ama sen o yazılanları allah yazdıgı için yasamıyorsun. sen zaten yasayacagın için; allah ta bunu bıldıgı için yazıyor. anlatabıldım mı?
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: flzf - 23.05.07/23:22
depresif bunu anlamak kolay zatende ortaya yeni problemler çıkıyo :)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: depresif - 24.05.07/08:08
yeni problemleride anlat prfsr cozebılırsek cozelım cozemezsekte ortak problemımiz olsun :)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: aslý zeynep - 26.05.07/03:19
Siz istemişsiniz, Allahü teala da nasib etmiştir. Allahü teala, sizin ne yapacağınızı bildiği için bunu levh-i mahfüza yazıyor. Buna kader veya alınyazısı deniyor. Levh-i mahfüz'da yazılı olduğu için siz onu yapmıyorsunuz. Yapacağınız bilindiği için levh-i mahfüza yazılmıştır. Bundan dolayı, kötü bir iş yapıp, (Ne yapayım, kaderim böyle imiş) demek yanlıştır. :ph34r:
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: son tango - 26.05.07/03:50
tercümanın var mı abla?
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: Clockwork Avian - 26.05.07/04:05
Alıntı yapılan: son tango - 26.05.07/03:50
tercümanın var mı abla?


levh-i mahfüza nedir bulunca ben çözücem sanırım
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: asya - 26.05.07/09:54
"Levh-i mahfuz,olmuşların ve olacakların, zamandaki bütün anların ve mekandaki bütün varlıkların, kısacası, her şeyin yazılı bulunduğu bir İlâhî muhafaza levhası; İlahi ilmin aynası, kaderin defteri, kâinatın programıdır.

Nasıl insanın başından geçen bütün olaylar hafızasında yazılıyorsa, kâinattaki bütün olmuş, olan ve olacak olaylar da o büyük hafızada yazılıdır."

Benden bu kadar, çözümüne aklım ermez... :P

Sana kolay gelsin Clockwork Avian... :)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: depresif - 26.05.07/13:19
Clockwork Avian aslı zeynep benim anlatmak istedigimi karmakarısıklastırılmıs bı halde anlatmıs. benımkını oku anlarsın :)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: estergon_kartali - 30.05.07/13:51
BU KONUYU YALNIS ALGILAMISSIN SEN ALLAH C.C BİZİ BU DÜNYADA BİR SINAVA TABİİ TUTMUSTUR ÖRNEGIN SEN SINAVA GIRECEKSIN TEMBEL Bİ ÖĞRENCISIN ÖĞRETMENIN SENIN BU SINAVDAN EKSI PUAN ALACAGINI BILE BILE NİE SINAV YAPIYO NİE BELKI CALISMIS IYI NOT ALIR DIE ALLAH TA BIZIM O OLAYLA KARSILASTIGIMIZDA NEFSIMIZI NASIL MUDAFAA ETTIGIMIZI GÖRMEK İÇİN YAPIYOR ALLAHC.C VARLIGINA VE BIRLIGINE INANIRSAN ZATEN KAFANDA BÖLE Bİ ÇELİŞKİ OLUSMAZ UNUTMA HAYIRDA ŞERDE ALLAH TANDIR
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: eczacý - 30.05.07/13:54
bi de bize şer gibi görünen şeylerde de hayır vardır dimi. o geldi aklıma ;)
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: depresif - 30.05.07/13:56
konuyu kım yanlıs algılamıs kardes? bı acıklık getırırsen memnun olcam. :)
bıde anlamadıgım ne demek ıstedıgın..

Allah ın yazdıgı kaderı mı yaşıyoruz biz?
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: adnan - 30.05.07/14:02
Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile. Onlara bir iyilik dokunsa: “Bu, Allah’tandır” derler; onlara bir kötülük dokunsa: “Bu sendendir” derler. De ki: “Tümü Allah’tandır.” Fakat, ne oluyor ki bu topluluğa, hiç bir sözü anlamaya çalışmıyorlar? Sana iyilikten her ne gelirse Allah’tandır, kötülükten de sana ne gelirse o da kendindendir. Biz seni insanlara bir elçi olarak gönderdik; şahid olarak Allah yeter. (4 Nisa Suresi - 78/79)

SİZİN HAYIR BİLDİKLERİNİZDE ŞER ŞER BİLDİKLERİNİZDE HAYIR VARDIR
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: þüpheci - 29.06.07/18:45
Kader olayı çok bilinmezli bir denklem evet,onu tam olarak açıklayabilmek çok güç.

Ancak  Allah'ın olacakları bilmesinin insanların sorumluluğana hiç bir etkisi yoktur.Zira mükemmel tanrının da herşeyi bilmesi gerekir,bunun tersini sölersek Tanrı nın sıfatları açısından çelişkiye düşeriz.Bir olayı önceden bilmek de o olayı belirlemek anlamına gelmiyor bunu da rahatlıkla söyleyebiliriz.Ayrıca Allah için zaman ve mekan kavramının da olmadığını aklımızaa getirirsek Allah ın bütün olayları bilmesi "önceden biliyor" olmaz,çünkü Allah için ne önce,ne sonra ne de şimdi vardır.Zaman ve mekandan arınmıştır tanrı.
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: büþra - 07.07.07/01:58
efeet mesela derlerki bası insanlara hayat altın taslarda sunulur.. pekii neden da önce yaşadık fln da onun içinmi bisim suçumus ne mesela aa sabancı çok zengin deriz hep derler ama onnarında çocukları özürlü bi örnek bu wardır oda asıl örnek diildir aslında düşünün sabancılar paralarımıs bölüşülmesin die teyse çocuklarıyla fln fln akraba evliilii yaptılar ama sonucunda çocuklar sakat doğunca aa bak allah okadar para werdi ama çocukları sakat öle parayı napiim dio adamlar ne alaka??
ve bencede çok kaderci bi toplumuski kasa oldu allahtan,yok o oldu allah tarafından ii şeyler nedense hep allah tarafından oluoda neden kötü şeyleri biz yapıorus mesela evlencemis kişi madem bis doğmadan yasıldıysa kaderimise bis neden  yaşıorus ki oturalım evde camdan bile bakmıalım o bisi bulur nası olsa böle bişimii ?? kaderr
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: depresif - 11.07.07/08:44
what dedin ???
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: depresif - 11.07.07/09:01
:D
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: UGraSHAMAN - 11.07.07/15:13
bakmayalım abla camdan falan :) ne güzel ya
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: anka - 12.07.07/13:49
Kader Problemine Farklı Bir Yaklaşım

Dr. H. Sabri Erdem


Kader, farklı ekollerce değişik şekillerde ele alınan ve dolayısıyla farklı çözümler getirilen problemlerden birisidir. Bu çözümlerin günümüz açısından ihtiyacımızı karşılayacak doğru bir çözüm olmadıklarını söyleyebiliriz. O halde bizim açımızdan kader, çözüme kavuşturulması gereken bir problemdir. Bu da kadere yeni bir metotla farklı bir çözüm getirmemiz anlamına geliyor. Biz bu probleme anlambilimi metot olarak kullanarak Kur’an çerçevesinde çözüm getirmeye çalışacağız ki bu daha objektif bir çözüm olacaktır. Çünkü bu yaklaşım, kişilerin ve ekollerin yöntem ve çözümlerinden mümkün olduğunca etkilenmemeyi gerektirir. Dolayısıyla Kur’an çerçevesinde hem dil hem de konu bağlamına göre kader kelimesinin birbiriyle ilişkili olan temel ve yan anlamlarını tespit ederek bu probleme anlambilim açısından bakmış olacağız.

Ancak her şeyden önce farklı iki ekolü oluşturan Kelâmcılar ile hadisçilerin kadere nasıl çözüm getirdiklerini kısaca görmemiz gerekiyor. Ortak nokta olarak her iki ekol de kaderi insan fiilleri ile bağlantılı olarak ele alıyor ve buna bağlı bir çözüm getirmeye çalışıyorlar. Örneğin Maturîdî ve bu ekolün diğer bir temsilcisi Nesefî, kaderi fiilindeki Allah ile ilgili yönle bağlantılı olarak ele alıyor ve bu bağlamda kaderin iki anlama geldiğini ortaya koyuyorlar:

1-Bir şeyin kendisi üzerine meydana geldiği ve ortaya çıktığı ölçüdür.

Yani iyilik ve kötülük , güzellik ve çirkinlik , hikmet ve sefehle ilgili olarak her şeyi olduğu hal üzere yapmaktır.
Bu da hikmet anlamına gelmektedir. Zira her şey bulunduğu hal üzere ve kendisine en layık bir şekilde kılınmakta
ve takdir edilmektedir. Meselenin daha iyi anlaşılması için buraya Tebsire’nin metnini almayı uygun buluyoruz:

Yazarların kaderin birinci anlamıyla ilgili olarak , bir şeyin bir şey olarak kılınması anlamına yer vermeleri kaderin Kur’an’daki manalarından birisi ile uyum halindedir. Zira En’am suresi 96. Ayette şöyle denmektedir: (Tan yerini ağartan , geceyi dinlenme zamanı , güneşi ayı vakit ölçüsü yapan O’ dur. İşte bu , yüce Bilgin’in düzenlemesidir).

Ayete göre gecenin dinlenme zamanı , güneş ve ayın vakit ölçüsü yapılması veya kılınması taktir anlamında kullanılıp, insan fiili ile ilgili olarak kullanılmazken , yazarların birşeyin (fiilin) iyi veya kötü, güzel veya çirkin olarak kılınmasını kaderin birinci anlamı olarak ele almaları fiil ile bağlantılı olarak yaptıkları bir yorum olmaktadır.


Kaderin ikinci anlamı ise şudur: Her bir şeyi mesela (insan fiili) zaman ve mekan, mükafat ve ceza itibarıyla açıklamak(1) Tabsire’nin metni şöyledir:

Maturîdî ve Nesefî’nin kaderin ikinci anlamını zamanla ilgili olarak anlamaları ,
kaderin Kur’an’daki anlamlarından birisiyle uyum halindedir. Nitekim Murselat surezi 21. Ve 22. Ayetler şöyledir:

(Onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?) Ayette kader zaman anlamında olmakla birlikte yazarların kaderin zaman anlamını insan fiiline bağlı olarak açıklamaları yine bir yorum olmaktadır.

Yukarıdaki açıklamalar bize , Maturîdî ve Nesefî’nin kaderi, insan fiili içinde bu fiilin Allah ile ilgili yönüyle bağlantılı olarak değerlendirdiklerini göstermektedir.

Şimdi de hadisçilerin kadere nasıl bir anlam verdiğini görelim:

İbni Teymiyye kadere imanın iki derecesi olduğundan bahseder:

1-Allah kadim ilmiyle mahlukatın ne amel yaptığını, taat , isyan, rızık ve ecelle ilgili olarak onların tüm hallerini bilir.

2-Kaderin ikinci derecesi Allah’ın meşieti ve herşeye şamil olan kudretiyle ilgilidir. Allah mevcudat ve madumatttan herşeye kadirdir.

İbn Teymiyye’ye göre Allah’ın herşeye kadir olmasının anlamı içerisine insan fiilleri de girmektedir.
Görüldüğü üzere Kelâmcılarda olduğu gibi hadisçiler de kaderi insan fiiliyle bağlantılı olarak açıklamaktadır.

İtikadî ekollerin kaderle ilgili çözümünü ana hatları itibarıyla gördükten sonra problemi şu şekilde ele almak mümkündür.Öncelikle kaderin Kelâm kültüründe ortaya çıkan bir problem olduğunu ve ekolleren bu probleme kendi metot ve anlayışları çerçevesinde çözümler getirdiklerini, dolayısıyla tüm bu çözümlerin Kur’an’ın kendisinden ayrılmasının mümkün olduğunu görmemiz gerekir.Bu durumda probleme yeni bir çözüm getirmek için Kur’an çerçevesinde kalarak yeni bir metotla problemi ele almak zaruri görülmektedir. Bu yeni metot da anlambilimdir. Böylece kaderin Kur’an çerçevesinde anlamını aydınlatmamız, bunun için de kader kelimesi ile müştaklarının ve kaderle ilgili ayetlerin Kur’an’da hangi anlamlara geldiğini ortaya koymamız gerekir.Yani kaderi hangi ayetlerde ve bağlamlarda hangi anlama geldiğinin ortaya konması problemi çözmede bize büyük ölçüde yardımcı olacaktır.

Ayetleri gözden geçirdiğimizde kaderin temel anlamının "Güç yetirmek" olduğunu görüyoruz.

Temel anlamı bu şekilde almamız gerekiyor. Zira böylece diğer anlamları bu anlama bağlı olarak açıklamak mümkün olmaktadır. Kaderin bu temel anlamıyla ilgili olarak Mülk suresi birinci ayeti örnek olarak verebiliriz:

(egemenlik elinde olan Allah yücedir ve O’nun gücü herşeye yeter.)
Ayette kader , "güç yetirmek" anlamındadır. "Mülk" ile "güç yetirmek"arasında bir ilgi vardır. Mülk elinde olanın her şeye gücü yeter. Kur’an’da kaderin bu anlamda kullanılışı ile ilgili bir çok örnek vardır. Ancak biz bununla yetinmek istiyoruz.


Bu temel anlamından başka , kaderin güç yetirmeyle bağlantılı olan bir diğer anlamı "ölçü"dür.
Hicr suresi 21. Ayet: ( Katımızda hazineleri olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak bilinen bir ölçüye göre indiririz. ) 

Ayette Allah’ın katında olanın bir ölçü ile indirildiği ifade edilmiştir. Burada kader kelimesine "güç yetirme" anlamının verilmesi pek uygun düşmemektedir. Zira Allah’ın katında olanın bilinen (belli) bir güç yetirmeyle indirilmesi demek , o şeyin belli bir kanun ve nizam dahilinde indirilmesi anlamına gelecektir. Bu ise o şeyin belli bir ölçüye göre indirildiğini ifade eder.

Kaderin bir diğer manasını Talak suresi 7. Ayette bulmaktayız:
( Genişlik sahibi olan kimse nafakayı genişliğine göre versin; rızkı kendisine yetecek kadar olan kimse, Allah’ın kendisine verdiğinden versin;Allah kimseye verdiği rızkı aşan bir yük yüklemez. Allah güçlükten sonra kolaylık verir.)

Ayette kader "rızkın daraltılması" anlamında kullanılmıştır. Zira rızkın bir kimse için güç yetirilmesi , rızkın o kimseye belli bir ölçü ile verildiğini, belli bir ölçüye göre verilmesi de ölçüsüz, bol bir şekilde verilmediği yani rızkın o kimse için daraltıldığı anlamına gelmektedir. Ayrıca ayette İfadesinden önceki kısmın , kaderin anlamının bir kimsenin rızkının daraltılması şeklinde anlaşılmasında rolü vardır. Çünkü her iki ifade birbiriyle ters anlamlıdır. Birinci kısımda imkanı geniş olma (zengin olma) durumu sözkonusu olduğuna göre ikinci kısımda rızkın daraltılması anlamı ifade edilmiş olmaktadır.

Mürselat suresi 21. Ve 22. Ayetlerde kaderin bir başka anlamını buluyoruz:
( Onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?)

Ayette insanın yaratıldığı suyun sağlam bir yerde bilinen bir süreye kadar tutulduğu ifade edilmiştir. Yani kader "zaman" anlamı ile ilgili olmaktadır. İnsanın kendisinden meydana geldiği suyun belli bir kadere kadar bir yere yerleştirilmesine iki anlam verilebilir. Bunlardan birincisi belli bir "güç yetirme"ye kadar bir yere yerleştirilmesi ikincisi belli bir zamana kadar bir yere yerleştirilmesi. Bu anlamlardan ikincisi tercih edilmiş olmakla beraber birinci anlam da verilebilir. Hatta buna bağlı olarak belli bir ölçü ve sınıra kadar bir yere yerleştirme anlamı da verilebilir. Zira burada Allah’ın insanın meydana geldiği suya güç yetirmesi o suyun kendi durumu , zamanı veya mekanı kategorileriyle ilgilidir. Ayette suyun mekanı hakkında bilgi veriliyor. O halde geriye suyun durumu ve zamanı ile ilgili hususlar kalmaktadır. İşte bunlardan birinci anlam da mümkün olmakla birlikte ikincisi olan zaman anlamı tercih edilmiştir . Yani Allah’ın varlığa (insanın kendisinden meydana geldiği suya) güç yetirmesi o suyun belli bir zamana ulaşmasıyla gerçekleşmektedir.

Kaderin bir diğer anlamını Enam suresi 96. Ayette görmek mümkündür:
( Tan yerini ağartan , geceyi dinlenme zamanı , güneşi ,ayı vakit ölçüsü yapan O’dur. İşte bu yüce Bilgin’in düzenlemesidir.)

Ayette bir şeyin bir şey olarak kılınması Allah’ın taktiri olarak ifade ediliyor.
Mesela gecenin sükünet kılınışı gibi. Ayete göre kaderin anlamı Allah’ın varlığa (gece) güç yetirmesinde ortaya çıkmaktadır. Allah’ın geceye güç yetirmesi onu (geceyi) bir şey olarak (dinlenme zamanı) kılması veya yaratması demektir.
O halde Allah’ın takdiri ayete göre birşeyin bir şey olarak yaratılması veya kılınması anlamına gelmektedir. Ayetteki takdir kelimesi fa’ale kalıbının mastarıdır. Bu babdaki fiilin anlamlarından birisi de filin bu baba sokularak ettirgen yani iki nesneye geçişli yapılmış olmasıdır. Ayette cea’le fiili ettirgen olarak yani iki nesneye geçişli olarak kullanılmıştır. İşte fa’ale kalıbındaki takdir kelimesi bu anlamı ortaya koymuş oluyor.

En’am suresi 91. Ayette kader değerlendirmek anlamındadır:
( “Allah hiçbir insana bir şey indirmedi “ demekle Allah’ı gereği gibi değerlendiremediler. )

Ayette kader "değerlendirmek" anlamındadır.
Zira bu anlamın verilmesinde inanmayanların ‘Allah hiçbir insana bir şey indirmedi’ sözlerinin etkisi vardır.
Bu, bir hüküm ve yargıda bulunmaktır. Bir hüküm ve yargıda bulunmak ise yorumlamak dolayısıyla değerlendirmek demektir. Zaten günümüz anlambiliminde bir yargıda bulunmamızı sağlayan cümleyi oluşturan iki unsurdan birisi konu diğeri yorumdur. Dilbilgisindeki yüklem anlambilimde yorum olmaktadır. Yani konu hakkında yorumda bulunulmaktadır. Dolayısıyla o şey değerlendirilmiş olmaktadır. Böylece ayetteki kader kelimesine değerlendirme anlamının verilmesinde bu kelimenin sözcük anlamı değil de ayet bütünlüğü içerisindeki dil ve konu bağlamı çerçevesinde anlaşılmasının etkisi olmaktadır ki bu da kelimeyi anlamada anlambilimin kullanıldığını gösterir.

Kalem suresi 23-25 ayetlerde kader kelimesi "azmetmek , kararlı olmak" anlamında kullanılmıştır: 
(“Bugün orada hiçbir düşkün kimse yanınıza sokulmasın” diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı. Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler. )

Azmetmek ve niyet etmeye güç yetirmek , azmetmek ve niyet etmek, azim ve kararlılık içinde olmak anlamına gelir.

Kader kelimesi Kamer suresi 10- 12 ayetlerde bir işi düzenlemek , planlamak anlamına geliyor:
( O da “ben yenildim bana yardım et” diye Rabbine yalvarmıştı. Biz de bunun üzerine göğün kapılarını boşalan sularla açtık. Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık;her iki su belirtilen bir ölçüye göre birleşti.)

Bütün bu yan anlamlar ,
kaderin esas ve temel anlamı olan güç yetirme ile ilgili olduğu
gibi,
Al-i İmran suresi 29. Ayete göre:
( Deki; “ İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde bulunanları da bilir ve Allah’ın gücü herşeye yeter.”)

Ayetin genel olarak iki anlamdan oluştuğu söylenebilir .
Bunlardan birincisi içinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah’ın onu bildiği ve Allah’ın göklerde ve yerde olanı bildiğidir. Diğer anlam ise Allah’ın herşeye gücünün yetmesidir ilk bakışta bu iki anlam arasındaki bağın ne anlamda olduğu çok açık değildir. Ancak yapısal anlambilim açısından ayeti dil ve konu bağlamına göre değerlendirecek olursak birinci kısımdaki anlamın özel , ikinci kısımdaki anlamın genel olduğunu, buna bağlı olarak ta Allah’ın her şeye gücünün yetmesi anlamının içerisinde Allah’ın göğüslerde olan ile yerde ve göklerde olanı bildiği anlamının bulunduğunu söyleyebiliriz . Yani Allah’ın herşeye güç yetirmesinin özel şekli O’nun göğüsler ile göklerde ve yerde olanı bilmesidir. Dolayısıyla kader ile Allah’ın ilmi arasında sıkı bir bağın olduğu bir başka ifade ile kaderin Allah7ın göğüslerde olan ile göklerde ve yerde olanı bildiği anlamına geldiği söylenebilir.

Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: anka - 12.07.07/13:50
Keza Hadid suresi 22.- 23. Ayetlerde Allah’ın yazması veya ilminden bahsedilmiştir:
( Yeryüzünde ve öz benliklerinizde başınıza gelen herhangi bir olayı yaratmamızdan önce, şüphesiz, O Kitap’ta bulunur. Doğrusu , bu Allah’a kolaydır. Bu , kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir. Allah , kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez. )

Ayetteki “musibet” kelimesi “isabet eden şey” anlamındadır.
Bu isabet eden şey kötü de olabilir iyi de olabilir.

Nitekim isabet edenin sadece kötü bir şey olmadığı bilakis iyi bir şey olabileceği takip eden ayetteki "Allah’ın size verdikleriyle şımarmamanız içindir" ifadesinden çıkarılabilir. Halbuki musibet kelimesi Türkçede daha çok kötü olan şeylerle ilgili olarak kullanılmaktadır. Yeryüzünde ve özbenliklerinizde başınıza gelen iyi veya kötü bir şeyin yaratılmadan önce bir kitapta olması, Allah’ın bu musibeti yazdığı veya onu bildiği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla kader mevzuunda delil olarak en çok kullanılan bu iki ayette Allah’ın yazması veya ilmi insana isabet eden iyi veya kötü musibetle ilgili olup, insanın fiilleriyle ilgili değildir.

Ayrıca insanın başına gelen iyi veya kötü musibetin her zaman açık ve net bir şekildi insanın fiilleriyle de bağlantısını kurmak yani arada bir sebeplilik bağı oluşturmak ta mümkün değildir yani insana gelen şu musibetin sebebi insanın şu fiilidir demekte mümkün değildir. Dolayısıyla sebeplilik bağına göre musibeti fiil olarak yorumlamak da mümkün değildir. Hem böyle bile olsa sebep ile sebebin sonucunu birbirinden ayırmamız mümkündür. Dolayısıyla bu durum musibet ile insan fiilinin birbirinden ayrı şeyler olduğunu gösterir. Diğer taraftan ikinci ayette Allah insana isabet eden musibetin yaratılmadan önce bir kitapta olmasının nedenini açıklamaktadır. Bu da insanın kaybettiklerine üzülmemesi ve Allah’ın verdikleriyle şımarmaması içindir.

Günümüz kelamcılarından Prof. Dr. Hüseyin Atay’ın da belirttiği gibi Allah müminleri ümitsizliğe düşmemeleri için teselli etmiş veya onları böbürlenip yollarını şaşırmaktan korumuştur. Yoksa ayet daha önceden yazılmış bir kadere uymak zorunda kalındığını ifade etmeMektedir. Bu durumda her iki ayetin insanın fiilleriyle bağlantılı olarak ele alınması yorum olmaktan öte bir anlam ifade etmemektedir.
Son iki ayetten önce geçen Al-i İmran suresi 29. ayete göre kader Allah’ın ilmi anlamına gelmekte idi . az önce geçen Hadid suresi 22. ve 23. ayetlerde de insana isabet eden musibeti Allah’ın bildiğinden bahsedilmekte idi. Bundan hareketle kader Allah’ın ilmi ile alakalıdır. Allah’ın ilmi de musibet ile alakalıdır. O halde kader, musibet ile alakalıdır şeklinde bir akılyürütme yapılabilir.Kader mevzuunda en çok kullanılan bu iki ayette Allah’ın yazması veya ilmi musibet veya nimetle ilgili olup, insanın fiil ve davranışlarıyla ilgili değildir. Dolayısıyla bu ayetlerin insanın fiilleriyle bağlantılı olarak ele alınması yorum olmaktan öte bir anlam ifade etmemektedir.


Zaten Al-i İmran suresi 165. Ayette kader kelimesi , musibeti isabet ettirmek anlamıyla yakından ilgilidir:
( Başkalarını iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca “Bu nereden ?” dersiniz? De ki: “O, kendinizdendir.” Doğrusu Allah’ın gücü her şeye yeter.)

Ayette başlıca iki anlamdan bahsedilebilir . Birincisi insana musibetin isabet etmesi, ikincisi Allah’ın her şeye gücünün yetmesi. Yapısal anlambilimde dil ve konu bağlamına göre bu iki anlamı birbiriyle bağlantılı olarak anladığımızda birinci anlamın özel, ikinci anlamın genel nitelikli olduğu dolayısıyla insana isabet eden musibetin Allah’ın bir çeşit güç yetirmesi anlamına geldiği ortaya çıkmaktadır.

Ancak burada insanın sorumluluğuna da bir açıklık getirmek gerekiyor.
Nitekim Nisa suresi 78-79 ayetlerde 
( Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde olsanız bile ölüm size ulaşır. Onlara bir iyilik gelirse “ bu Allah katındandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse ,” Bu senin yüzündendir” derler. De ki : “ Hepsi Allah katırdandır” Bu topluma ne oluyor ki , nerde ise hiçbir söz anlamıyorlar? Sana bir iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük gelirse kendindendir. Seni insanlara elçi gönderdik. Tanık olarak Allah yeter.)

Bu iki ayette , münafıklara hitaben insana isabet eden iyilik ve kötülüğün Allah’tan olduğu,
peygambere hitaben de sana isabet eden bir iyiliğin Allah’tan , kötülüğün de senin kendinden olduğu ifade edilerek insanın sorumluluğu da vurgulanmış oluyor.

Keza Şura suresi 30. Ayette:
( Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür. O, yine de çoğunu affeder.)

İsabet eden bir musibetten insanın sorumlu olduğu açık bir şekilde anlaşılmaktadır.

Bu durumda ayetlerden anladığımıza göre kader, temel anlamı itibarıyla Allah’ın varlığa güç yetirmesi
özel anlamı itibarıyla da insana isabet eden musibet veya iyiliğin Allah tarafından bilinmesi veya isabet ettirilmesi
anlamını ifade etmektedir.


Ancak insana isabet eden musibetten insan sorumludur.
Yani musibet sorumluluk açısından insana, bilinmesi veya isabet ettirilmesi anlamıyla da Allah’a aittir
.

Kaderin anlamını Kur’an çerçevesinde bu şekilde ortaya koyduktan sonra kader ile Allah’a iman arasında bir bağın olup olmadığına bakmamız gerekmektedir. Kur’an çerçevesinde bu bağlamda Tegabun suresi 11. ayette :
( Başa gelen hiçbir olay Allah’ın izni olmadan olamaz; Allah’a kim inanırsa onun gönlünü doğruya yöneltir. Allah her şeyi bilendir.)

Ayetin birinci kısmında musibetin Allah’ın izni ile isabet ettiğinden bahsedilirken, ikinci kısımda ise Allah’a iman edenin kalbine Allah’ın hidayet vereceğinden bahsedilmektedir. Ayeti bütün olarak ele alır ve bu iki anlam arasında bağlantı kurarsak musibetin Allah’ın izni ile isabet etmesi ile Allah’a imanın birbiriyle ilgili olduğu anlaşılmaktadır.
Keza Bakara suresi 155.-157. Ayetlerde:
(And olsun ki sizi biraz korku biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksilterek deneyeceğiz. Katlananlara müjde ver. Başlarına bir musibet geldiği zaman”Kuşkusuz biz Allah’a aitiz ve elbette O’na döneceğiz” derler. İşte onlara Rablerinden nimetler ve rahmet vardır. İşte onlar doğru yolu bulmuşlardır.)

İsabet eden musibet karşısında alınan tavır ile Allah’a iman arasında bir bağın olduğu açıktır.
Yani kişinin Allah’a ait olduğunu ve O’na döneceğini söylemesi Allah’a olan imanın gösterir.


Yine Tevbe suresi 50.- 51. ayetlerde :
(Sana bir iyilik gelirse, onların ağırına gider. Eğer, sana bir kötülük gelse “Biz önceden işimizi tuttuk” derler ve sevinerek geri dönerler. De ki: “Allah’ın bize yazdığından başkası başımıza gelmez . O bizim sıkı dostumuzdur. İnananlar, Allah’a güvensinler.)

Musibetlerin isabet etmesiyle Allah’a tevekkül arasında bir bağ olduğu anlaşılmaktadır.
Allah’ a tevekkül ise O’na iman ile ilgilidir. Lokman suresi 17. ayette :

( “Ey oğulcuğum! Namazı kıl , akla uygun olanı buyurup kötülüğü yasakla, başına gelene karşı dayanıklı ol; doğrusu bunlar üzerinde durulmaya değer, önemli işlerdir.”)
İsabet edene sabretmenin gerekliliği anlaşılmaktadır. Sabır ise Allah’a iman ile ilgilidir. Keza Hadid suresi 22.-23. ayetlerde:

( Yer yüzünde ve öz benliklerinizde başınıza gelen herhangi bir olayı yaratmamızdan önce , şüphesiz, O Kitap’ta bulunur. Doğrusu ,bunlar Allah’a kolaydır. Bu , kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.)musibetin isabet etmesiyle , insanın kaybettiklerine üzülmemesi ve Allah’ın kendisine verdikleriyle de şımarmaması gerektiği anlatılmaktadır. Bu tür tutum ve davranış ise Allah’a iman ile ilgilidir.

Zaten Cebrail hadisinde geçen kadere inanma bu manada anlaşılmalıdır.
Yani kaderin insan fiili ve bunun ezelde tespitiyle bir alakası yoktur.
Nitekim yazar H.Atay da kader meselesinde insanın iradesini ilgilendiren nokta ile tabii ve kevni hadiseleri ilgilendiren ciheti birbirinden ayırmak gerektiğini ifade ederken kaderin insan fiili ile ilgili olmadığını tabii ve kevni hadiselerle ilgili olduğunu demek istemiştir. Dolayısıyla insan fiilini ve bunun ezelde tespitini kaderin anlamı içine almak yorumla sözkonusu olup, bu da belli bir mantıkla probleme yaklaşmak ve belli bir kültür çerçevesinde problemi değerlendirmekle gerçekleşmektedir.

Zaten kader kelimesi ile Kur’an’da insan fiilinin kastedilmiş olması Kur’an’ın uslübüna da aykırıdır.
Zira kader ile insan fiili kastedilmiş olsa bu, insan fiiline ayrı bir varlık kategorisi vermek yani insan fiilini daha somut bir tarzda mustakil bir varlık imiş gibi değerlendirmek anlamına gelir. Halbuki fiil insana bağlı olarak anlaşılan soyut karakterli bir şeydir. Öte yandan kadere imanın bir iman esası olarak kabul edilip edilmeyeceği ise iman esasları anlayışı ile ilgili bir husustur ki , onu diğer bir yazımızda ele aldık.
Başlık: Ynt: Kaderin ne kadarı bizim elimizde
Gönderen: hakanidea - 29.07.07/18:33
Kadere inanmıyorum ama bildiğim tek birşey var insan ne yaparsa kendi aklı ile kendi isteği ile yapar. Gerisi boş. Alışmışız bir kere,yalanımızda hazır "şeytan dürttü".
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: Renklerin_Izdusumu - 08.08.07/07:10
Karar anındaki kesin yargımızdır.
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: anka - 08.08.07/17:42
Kader "herşeyin yaratıcının kontrolü altında olmasıdır" da denebilir.

Barfly için güncelleyelim.. :)
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: cene - 08.08.07/17:44
şimdiki zamandır...
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: kelime - 15.05.08/12:18
kader doğanın ve yaşamın yasalarıdır.
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: gobilibozo - 15.05.08/15:50
Alıntı yapılan: kelime - 15.05.08/12:18
kader doğanın ve yaşamın yasalarıdır.


çok komik ne demek şimdi bu?
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: oldnavy_sea - 15.05.08/15:58
Kader  bir öğretmenin öğrencisinin sınavdan kaç alacağını bilmesidir..
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: kelime - 15.05.08/16:41
buraya üye alınırken yeterlilik sınavının uygulanmasını öneriyorum.

Alıntı yapılan: gobilibozo - 15.05.08/15:50
Alıntı yapılan: kelime - 15.05.08/12:18
kader doğanın ve yaşamın yasalarıdır.


çok komik ne demek şimdi bu?
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: Sino AtriaL - 15.05.08/16:45
Alıntı yapılan: marcos - 13.08.04/16:13
Kadere inanirmisiniz?


Bazen inanıyorum.. Ama kaderin sağ ve solgibi iki kanada ayrıldığını düşünüyorum .Örneğin bir karar vermek zorundasınız tamamen hür iradenizle veriyorsunuz bu kararı ya evet ya hayır dersiniz yani ya solaksınızdır ya da sağlak!

artık beyin ya sağa işler ya da sola...

Kader bizlerin elinde aciz.. inanıyorsak ve varsa!

Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: gobilibozo - 15.05.08/17:32
Alıntı yapılan: kelime - 15.05.08/16:41
buraya üye alınırken yeterlilik sınavının uygulanmasını öneriyorum.

Alıntı yapılan: gobilibozo - 15.05.08/15:50
Alıntı yapılan: kelime - 15.05.08/12:18
kader doğanın ve yaşamın yasalarıdır.


çok komik ne demek şimdi bu?



Sınıfta kalan sen olursun daha tartışma ve münazara arasındaki farkı bilmiyorsun,1-kader'e iman Allah inancı olnların işidir(ki sanırım sen inanmıyorsun)2-Kader yasa değildir,zira yasa olsa uygulanmama gibi bir serbestliğe kapısı açık olur,ben senden bunu açmanı istemiştim...Yeterlilik ilgi çekici cümleler kullanmaktan geçmiyor söylediklerinin altının dolu oluşundan geçiyor,bu söylediğinin mesnetsiz olduğunu düşündüm,aksi söz konusu ise dinlemeye hazırım...
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: hulasa - 15.05.08/18:20
Kader konusunda bilinmesi gerekenler, Allah (CC) zatı sıfatı bir zamanın başı ve sonu varmış gibi değildir, bizler ise akan zamanda gitmekteyiz anlam olarak biz hür irademizle neyi düşünüp hür irademizle yapıyorsak işte bizim varacağımız fiilleri bilme sıfatıyla önceden yaratmasıdır diyorum
inanana inandığı gibi filleri inanmayana da inanmadığı gibi fiilleri yaratır
Bu arada "Kader" konusu işlenirken dahil olan bazı arkadaşlar derki; Kuran'da namazın kaç rekat olduğu, abdestin nasıl alınacağı gibi konular yazmamaktadır dolayısı ile orda bazı boşluklar var demektedirler, bende biraz katkı yapayım eve bazı meyve isimleri yazarken, mesala üzüm,nar, hurma, zeytin isimleri geçtiği halde çoğü meyva isimleri yoktur dolayısıyla denilebilirki Kuran'da herşey yokmuş, hani bazıları herşey Yazıyor kitapta derler, demekki ben şüpemde haklıyım ve inanmamaktayım, o kişiler bu düşünce ile kendi kaderini belirliyorlar. Çünkü insan acelecidir anlık hüküm verirler, nede acelecidir insan. oysa Kuran'da buna da cevap vardır.Sanırım Kainattaki tüm varlıkların isimlerinin geçmesini istiyorlar ki bunu okursak ancak inanırız mı demekteler. Tüm varlıkların isimlerinin yazıldığı kitap acaba kaç sahife olur acaba düşünürlermi bunu.
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: adnan - 15.05.08/18:51
yol aldırıran kitapda yeterince yazılması gereken yazılmıştır
eksiklik kitapda değil anlayıştadır
kur an da yazılmamış eksik bırakılmış bir şey yoktur
eksik olan okumadaki eksikliktir
yazılı kitap bir nushadır nusha dan yol alır asıl a ulaşırsın
asıl olanda levhi mahfuzda yazılıdır (1) orda yazılanda her şey ismi ismine mevcutdur



(1) levhi mahfuz yüksek yer anlamında bazı izahları var bu benim anlayışımda insan aklı olarak anlaşılır
insan aklında tüm ayetler yazılıdır nefis mücadelesi başarılı olursa ayetlerde anlaşılır olacaktır
Başlık: Yazgımı İrademi ?
Gönderen: AKHENATON - 13.06.08/01:53
Mutezile Düşüncesi , temelde Ortodoks İslam teolojisine ters düşer.Birinci ayrılma noktası da yazgı kavramı üzerinde yoğunlaşır.Muteizle bilgilerine göre insan , kendi edimlerinden kendi sorumlu olmalıdır ve burada yazgı değil irade kavramı belirleyicidir.

İnsanların yaşamları boyunca yaptıkları işler , önceden ilahi kararla belirlenmiş ise hiçbir şekilde karşı koyamayacakları bir süreç nedeniyle günahkar kabul edilebilmeleri ve bu yüzdende tanrının onları cezalandırmaları adaletli ve mantıklı olmayacaktır.

Mutezile düşünürleri Tanrının adaletinin mutlak ve yüce olduğuna inanırlar ve bu nedenle insan için yazgı değil iradenin belirleyici olduğuna inanırlar.

Diğer temel ayrılıklardan bazıları , Mutezile birincil ilkesi uyarıncaTanrının “Tevhid” uyarınca Tanrının zatı ile sıfatları arasındaki farklılıktır, bu sıfatların tanınmasıyla birlikte tanrının zatı dışında var olan kutsallık tanınmaz.Kuran’ ın evrende Tanrının ezelden ebede var olduğu düşüncesi red edilirken , ezeli ve ebedi var olan sadece Tanrıdır der ve kuranın yaratılmış olduğunu söyleyerek, tanrının insana vermiş olduğu en büyük armağanın , doğruyla yanlışı ayırt etmeye yarayan akıl olduğunu savunarak , aklın koşulsuz imandan üstün olduğunu vurgular.

Peki ya günümüz müslümanları konu hakkında ne düşünüyor , ozellikle tarikat akımlarından beslenen arkadaşlarımıza göre , yazgı(kader) mı , yoksa irade mi. ?
Başlık: Ynt: Yazgımı İrademi ?
Gönderen: gostragon - 13.06.08/10:55
ikiside
Başlık: Ynt: Yazgımı İrademi ?
Gönderen: matrix - 25.06.08/19:28
irade ve yazgı ,basit insan aklının kavrayacağı bir durum değildir.. Zamansızlık ve Ortak irade zor anlaşılan bir konudur.. İrade tektir.. Ve bütün insanlığın iradesi bu büyük iradenin parçaları gibidir.. Yanlış anlaşılmasın büyük iradenin parçası oyuncağı değil.. Aynı zamanda büyük iradenin sahip olduğu özgürlüktende pay sahibidir.. Onun güdümünden ziyade onun halifesi konumundadır..
  Dünyada var olan zamanın mutlak gerçek olmadığınıda düşünürsek.. Yaşananlar sonra oldu diye bir şey anlamsız olur.. Her şey vardı ve oldu.. Biz olanları zaman pencersinden izliyoruz... Onun için her şey zaten biliniyor.. Birde ortak iradenin parçaları olarak zaten sorumluluk sahibiyiz.. Yazgı bilinen gerçekler...Cüzi iradelerimiz Küllü iradenin parçalarından  başka bir şey değilidir...Sonuç olarak irade ve yazgı bu kapsamdadır..
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: matrix - 25.06.08/19:34
irade ve yazgı ,basit insan aklının kavrayacağı bir durum değildir.. Zamansızlık ve Ortak irade zor anlaşılan bir konudur.. İrade tektir.. Ve bütün insanlığın iradesi bu büyük iradenin parçaları gibidir.. Yanlış anlaşılmasın büyük iradenin parçası oyuncağı değil.. Aynı zamanda büyük iradenin sahip olduğu özgürlüktende pay sahibidir.. Onun güdümünden ziyade onun halifesi konumundadır..
  Dünyada var olan zamanın mutlak gerçek olmadığınıda düşünürsek.. Yaşananlar sonra oldu diye bir şey anlamsız olur.. Her şey vardı ve oldu.. Biz olanları zaman pencersinden izliyoruz... Onun için her şey zaten biliniyor.. Birde ortak iradenin parçaları olarak zaten sorumluluk sahibiyiz.. Yazgı bilinen gerçekler...Cüzi iradelerimiz Küllü iradenin parçalarından  başka bir şey değilidir...Sonuç olarak irade ve yazgı bu kapsamdadır..
Başlık: Ynt: kader nedir?
Gönderen: harunserdar_nr - 25.06.08/20:13
Kader insanın elinde olan kendi iradesidir.
Başlık: Kader-iman ve özgür iradeyle ilgili sorulara cevaplarım
Gönderen: Emre1974tr - 18.07.08/04:10
Dervish sordu:

"sanırsam bu konuda ateşli tartışmalar olmayacak hoş bir muhabbet olacak diye umut ediyorum

konu iman konusu

iman nasıl bişey. yani bununla ebedi bir mutluluk vaat ediliyor; bunsuz sonsuz bir azap. bu nasıl bir şeyki sınırlı olan dünya hayatında buna bir süre sahip olmak sonsuz bir cennetle müjdeleniyor.

yani tek bir kelime "la ilahe ilallah muhhemmed resulallah" ı gönülden geçirmek bir insana yetiyor.
(mukafatlar yapmak yapmamak onun cezası ayrı ondan bahsetmiyorum ) iman dan bahsediyorum
nedir bu iman?

muhabbetiniz muhammed olsun"



CEVABIM:


Bu dünya "Allah açısından" bir imtihan dünyası falan değil. Bu dünya "eğer sonsuza dek yaşasaydık yapacaklarımızı sembolize eden" bir minyatür -örnek hayat.

Bu yüzden kimi insanların imtihanı "tam da inkarcı anında " sonlandırılıyor Allah tarafından. Ama o adam 2 yıl daha yaşasaydı belki de imanlı olarak ölecekti.

Aynı şekilde bir başkası da "tam da cennetlik-imanlı anında" vefat ettiriliyor Allah tarafından. Ama belki 2 yıl daha yaşayıp ölseydi inkarcılardan biri olarak ölecekti.

Hayır bu 2 günlük dünyada yaptıklarımızdan dolayı cennete veya cehenneme atılmıyoruz. "Sonsuz olarak iyiysek veya kötüysek" ona göre sembolik kısa bir ömür yaşattırılıyoruz . Ve bu 2 günlük ömrümüz, eğer bu dünyada sonsuza dek yaşasaydık yapacaklarımızı sembolize eden bir kağıt örneği oluyor.

- Yine yola koyuldular. Bir süre sünra bir oğlana rastgeldiler; tuttu onu öldürdü. Mûsa dedi: "Tertemiz bir insanı, bir cana karşılık olmaksızın öldürdün ha!? Vallahi çok kötü bir iş yaptın!" (kehf suresi 74. ayet)

"Oğlan çocuğa gelince: Onun anası-babası inanmış kişilerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk." (80. ayet)


"Diledik ki, Rableri onlara o çocuktan temizlikçe daha üstün, merhametçe daha gelişmişini versin." (81. ayet)

İşte burada çocuk daha büyüyüp günahlarını işlemeden imtihanı sonlandırılıyor.Yani bir kişinin neyi hak edip etmediği en başından belli gibi......Ayrıca çocuk yaşasaydı anne ve babası sapacakmış.Ama sapmayı haketmedikleri için onlar kurtarılıyorlar.

Yine bazı ayetlerde cehennemdeki inkarcıların dünyaya geri dönmeyi talep edecekleri ama onlara eğer tekrar tekrar imtihana gönderilmiş olsalar bile yine imtihanı kaybedenlerden olacakları söyleniyor.Yani sonsuz imtihanlarda bile neyi yapıp neyi yapmayacağımız zaten biliniyor..

Yine aynı şekilde bazı ayetler, bazı insanların cehennem ehli olarak yaratıldığını söyler. Yani onlar kalben kötü olanlar ve gidecekleri yer en başından belli. Yine bu kısa sembolik imtihan hayatı yaşattırılıyor o kötülere ki, ahirette kalplerindeki pislikleri görebilsinler, itiraz hakları olmasın.

Uzun lafın kısası, hakettiğine kavuşturuluyorsun. Bu dünya hayatı da kalbindeki erdemi veya hıyaneti temsil eden-özetleyen bir örnekten başka birşey değil. iyiler mutlaka bir vesileyle cennetin yoluna koyuluyorlar, kötüler ise mutlaka bir vesileyle sapıyorlar ve de tam da cehennemlik anlarında imtihanları sonlandırılıyor. Bir insan ömrü boyunca iman ederken son günlerinde inkarcı olup gümbürdeyebiliyor, buna karşılık diğer bir insan da ömrü boyunca inkar ederken ömrünün son günlerinde iman ve tövbe edip cenneti boylayabiliyor. Başka bir deyişle "iyiler mutlaka kazandırtılıyor", "kötüler ise mutlaka kaybettiriliyor".

Bir de bu dünyanın bir işlevi daha var. Cennete gidecek iyiler bazı küçük günahlarının cezasını bu dünyada çekebiliyorlar. Çünkü ahirette iyilerin cehennemde yanıp ceza çekmesi diye birşey söz konusu değil, cennetlikler hiçbir zaman ateşte yanmazlar. Sadece bu dünyada bedel ödeyebilirler. Ve kötüler ise bazı erdemli davranışlarının karşılığını bu dünyada alabiliyorlar. Yine kısacası bu dünyanın ilk işlevi, iyi ve kötüleri ayırmak ise, ikinci işlevi de küçük ceza ve mükafatların da daha bu dünyada verilmeye başlanmasıdır.

QUOTE(redfinity @ Mar 28 2008, 04:30 AM)
Redfinity: 13:15'de bu kaleme ne olacak?
Tanrı: Ben tersini dilemezsem, kalem masadan düşecek
Redfinity: Peki dusmesini diliyor musun?
Tanri: ....

Burada tanri ne diyor bana? Bir tek yanit bekliyorum


Cevabım:

Redfinity: 13:15'de bu kaleme ne olacak?
Tanrı: Ben tersini dilemezsem, kalem masadan düşecek
Redfinity: Peki dusmesini diliyor musun?
Tanri: ....

—Evet.

Veya

—Hayır.

Diyecektir ve gerçekleşecektir.

Diğer söylediğine gelince, Allah “bize yönelik o ifadeleri kullanıyor”. Allah biliyor ama sen, ben bilmiyoruz:

11:107 Gökler ve yer durduğu sürece orada kalıcıdırlar; ancak Rabbin dilerse başka. Rabbin, dilediğini Yapandır.

11:108 Mutluluğu hak edenler ise, gökler ve yer kaldığı sürece cennette kalıcıdırlar.12 Rabbin dilerse başka. Kesintisiz bir ödüldür bu.
Ayrıca “sizi sınıyoruz bakalım ne yapacaksınız” gibilerinden ifadeler de hep bize yönelik bilinmeyendir. Yoksa Allah açısından ne imtihan var, ne de zamanda yolculuk.

Orada senin soru sorup istekte bulunman bile aslında bilinenin, senaryonun bir parçası.

Ve üçüncü yanlışın “bir şeyi yapabiliyor olmak ile yapmayı” birbiriyle karıştırıyorsun.

Örneğin Allah istese cennetlikleri cehenneme, cehennemlikleri de cennete koyabilir veya herkesi cehenneme koyabilir. Ama bunu yapabiliyor olması, yapacağı anlamına gelmiyor.

Yani sen Allah'a "hadi değiştir emrini bakalım değiştirebiliyor musun?" demen aslında aynı zamanda "hadi cennetlikleri cehenneme at, bakalım atabiliyor musun, eğer onları cehenneme atamazsan, özgür değilsin" demek kadar boş ve hatalı. İyileri cennette zorunlu olduğundan değil, istediği için tutuyor.

QUOTE(redfinity @ Mar 29 2008, 03:54 AM)
Cennet veya cehennemden bahsetmiyorum. Konuyu oraya getirmeyecegim. Gostermeye calistigim sey, Allah'in Alim-i mutlak sifatindan oturu gelecegi degistiremeyecegi, yani, gelecekte su anda bildiginden farkli birsey yapamayacagi. Dolayisi ile onun bile ozgur iradesi olmadigi.

Bu diyalog ayni basta yazdigim gibi tamamlanacaktir:

Redfinity: 13:15'de bu kaleme ne olacak?
Tanrı: Ben tersini dilemezsem, kalem masadan düşecek
Redfinity: Peki dusmesini diliyor musun?
Tanri: Evet (dedigini varsayiyoruz. Istersen hayir'i da secebiliriz). ......(1)
Redfinity: 13:15 de kalem masadan dusecek yani. Oyle mi?
Tanri: Evet. [Bu noktada tanrinin bilgisi kalemin dusecegi seklindedir]
..[saat 13:12 olur]..
Redfinity: Kalemin dusmesini engelleyebilir misin?
Tanri: Bunu yapapamam?
Redfinity: Neden o?
Tanri: Cunku bunu yaparsam biraz onceki bilgimin yanlis oldugu ortaya cikar. Bu yuzdende gelecegi degitiremem. Ozgur iradem yoktur.


Emre, bu probleme mantikli bir cozum bulmaya calismak gercekci bir yaklasim olmaz. "Inanmak irrasyonaldir ama yine de inaniyorum" yanitini ben saygi duyarak kabul ederim.

CEVABIM:

Tam tersine, "inanmamak, inkar etmek" irrasyoneldir.

Dediğimi anlamadığını görüyorum.

Cennet meselesinde ne demiştim?

İşte buradaki uyarlama da aynısı olacak dedim.

Anlayabilmen için diyaloğuna yerleştireyim:

Redfinity: 13:15'de bu kaleme ne olacak?
Tanrı: Ben tersini dilemezsem, kalem masadan düşecek
Redfinity: Peki dusmesini diliyor musun?
Tanri: Evet (dedigini varsayiyoruz. Istersen hayir'i da secebiliriz). ......(1)
Redfinity: 13:15 de kalem masadan dusecek yani. Oyle mi?
Tanri: Evet. [Bu noktada tanrinin bilgisi kalemin dusecegi seklindedir]
..[saat 13:12 olur]..
Redfinity: Kalemin dusmesini engelleyebilir misin?
Tanri: Tabii
Redfinity: Hani düşecekti?
Tanrı: Zaten düşecek.Birşeyi yapabiliyor olmak , onu yapmak zorunda olduğun anlamına gelmiyor. Kararım kalemin düşeceği şeklinde ve de düşecek.

Yani

Redfinity: Cennettekileri cehenneme atabilir misin?
Tanrı: Evet atabilirim.
Redfinity: Ama cennetten hiç çıkmayacaklarına söz vermiştin.
Tanrı: Evet verdim ve de çıkmayacaklar. Onları cehenneme atabilme gücümün olması, atacağım anlamına gelmiyor. Kararım hep cennette kalacakları yönde.
QUOTE(redfinity @ Mar 29 2008, 04:56 AM)
Dedigim gibi su anda cennet veya cehennem'den bahsetmiyorum.

Su en son yazdigin cumledeki problemlere bakalim:

Tanrı: Zaten düşecek.Birşeyi yapabiliyor olmak , onu yapmak zorunda olduğun anlamına gelmiyor. Kararım kalemin düşeceği şeklinde ve de düşecek.

Birincisi, bu bir cocugun "ucabilirim ama canim istemiyor" demesine benziyor.
"Istersem kalemin dusmesini engelleyebilirim ama engellemiyorum" cumlesinin bundan hic bir farki yok.

Ikincisi "kararim" ne demektir. Bir karar verilebilmesi icin o kararin oncesinde "kararin verilmedigi bir belirsizlik" ani olmasi gerekir. Yani gecmiste allah icin kararin verildigi bir an mi var?

Bunun nesi acik degil anlamiyorum; Allah bir karar verdigi anda (gelecek bir anda kalemin masadan dusmesi), o olay onun bilgisi olmustur. Bu bilgi degisemeyecegi icinde allah kararini daha sonraki bir anda degistiremez.

Yani, olay "yapabiliyor fakat yapmak zorunda degil" degil "yapamiyor"..

**********************

CEVABIM:

Hayır dostum, bunu da defalarca açıkladık.

"Bilinmeyen bizim açımızdan" . Bu yüzden bize yönelik olarak bu ifadeleri kullanıyor Tanrı.

"bakalım ne yapacaksınız diye sınadık"

"cennette sonsuza dek kalacaksınız, ama tersini dilersem başka"

"bana dua edin-dileklerinizi iletin "

Zamansız olan Allah için zaten gelecekte gerçekleşecek birşey yok. Ama zamanlı olan bizlerin algılayabileceği şekilde belirtiyor ifadeleri.

Cennet ve cehennemle ilgili verdiğim örnek bunu çok iyi temsil ediyor.

Redfinity: Cennettekileri cehenneme atabilir misin?
Tanrı: Evet atabilirim.
Redfinity: Ama cennetten hiç çıkmayacaklarına söz vermiştin.
Tanrı: Evet verdim ve de çıkmayacaklar. Onları cehenneme atabilme gücümün olması, atacağım anlamına gelmiyor. Kararım hep cennette kalacakları yönde.

Allah isterse cennettekileri cehenneme atabilir. Ama "özgür iradesiyle onları hep cennette tutmaya karar vermiş". Ve bize bu kararını açıklıyor:


"sonsuza dek cennette kalacaksınız, ama tersini dilersem başka"

Allah özgür iradesiyle bizi sonsuza dek cennette tutuyor. Böyle olmasını istediğinden dolayı. Ve bize bunu açıklıyor.

Birşeyi yapabiliyor olmak başka, yapmak zorunda olmak bambaşka. Ama Allah yapıp yapmamakta özgür olduğu için cennettekileri cehenneme atmıyor.

Burada bizim "Allah'ın cennettekileri cehenneme atmayacağını bilmemiz" "Allah'ın özgür iradesini etkilemiyor".

Yani Allah'ın yapacağını bilmemiz, Allah'ın özgür iradesi üzerinde hiçbir etkisi olmayan birşey.

Tıpkı Allah'ın bizim yapacaklarımızı bilmesinin, bizim özgür irademiz üzerinde hiçbir etkisi olmadığı gibi.

Allah insanları "biz bildiğimizden dolayı değil, öyle istediğinden dolayı cennetinde sürekli tutuyor" Ve bize bunu açıklıyor.

Yani Redfinity'ciğim, senin bu iddian düşündüğünün tam tersine, özgür iradeye yepyeni bir ispat örneği daha sundu.

Görüldüğü üzere "bilindiği için yapılmıyor", tam tersine "özgür iradeyle o şık seçildiği için biliniyor".


Yani şu ayetlerde zaten "senin diyaloğun"cevaplanmış durumda:

Hud

107. Gökler ve yer durduğu sürece orada kalıcıdırlar; ancak Rabbin dilerse başka. Rabbin, dilediğini Yapandır

108. Mutluluğu hakkedenler ise, gökler ve yer kaldığı sürece cennette kalıcıdırlar. Rabbinin dilerse başka. Kesintisiz bir ödüldür bu.

Yüce Allah burada bize gelecekte ne yapacağını söylüyor.

Ve diyor ki "eğer tersini dilemezsem, cennettekileri asla çıkarmayacağım"

Ve çıkarmayacağına dair söz de veriyor.

Başka bir deyişle "istersem bu hükmümü değiştirebilirim, ama cennettekilerin sonsuza dek orada kalmasını, özgür irademle istediğim için kalacaklar" demekte.

Bu özgür irade konusunda ikinci bir sağlama, delil daha sunuyor bizlere.

Biz bu durumda Allah'ın gelecekte ne yapacağını biliyoruz.

Ve Allah diyor ki "siz bunu bildiğinizden dolayı değil, ben böyle olmasını istediğimden dolayı cennettekiler hep kalacaklar" "Ama istersem bunu değiştirebilirim"

Demek ki bizim gelecekte Allah'ın ne yapacağını bilmemiz, O'nun özgür iradesini etkilemiyor.

Tıpkı O'nun bizim ne yapacağımızı bilmesinin, bizim özgür irademizi etkilememesi gibi.

Birşeyi "yapabiliyor olmak başka, yapmak bambaşkadır". Ve bu durum özgür iradenin sonucudur.


Selam ve sevgiler.
Başlık: Ynt: Kader-iman ve özgür iradeyle ilgili sorulara cevaplarım
Gönderen: kelime - 18.07.08/08:51
Alıntı yapılan: Emre1974tr - 18.07.08/04:10
İşte burada çocuk daha büyüyüp günahlarını işlemeden imtihanı sonlandırılıyor.Yani bir kişinin neyi hak edip etmediği en başından belli gibi......Ayrıca çocuk yaşasaydı anne ve babası sapacakmış.Ama sapmayı haketmedikleri için onlar kurtarılıyorlar.

Yine bazı ayetlerde cehennemdeki inkarcıların dünyaya geri dönmeyi talep edecekleri ama onlara eğer tekrar tekrar imtihana gönderilmiş olsalar bile yine imtihanı kaybedenlerden olacakları söyleniyor.Yani sonsuz imtihanlarda bile neyi yapıp neyi yapmayacağımız zaten biliniyor..

Yine aynı şekilde bazı ayetler, bazı insanların cehennem ehli olarak yaratıldığını söyler. Yani onlar kalben kötü olanlar ve gidecekleri yer en başından belli. Yine bu kısa sembolik imtihan hayatı yaşattırılıyor o kötülere ki, ahirette kalplerindeki pislikleri görebilsinler, itiraz hakları olmasın.

Uzun lafın kısası, hakettiğine kavuşturuluyorsun. Bu dünya hayatı da kalbindeki erdemi veya hıyaneti temsil eden-özetleyen bir örnekten başka birşey değil. iyiler mutlaka bir vesileyle cennetin yoluna koyuluyorlar, kötüler ise mutlaka bir vesileyle sapıyorlar ve de tam da cehennemlik anlarında imtihanları sonlandırılıyor. Bir insan ömrü boyunca iman ederken son günlerinde inkarcı olup gümbürdeyebiliyor, buna karşılık diğer bir insan da ömrü boyunca inkar ederken ömrünün son günlerinde iman ve tövbe edip cenneti boylayabiliyor. Başka bir deyişle "iyiler mutlaka kazandırtılıyor", "kötüler ise mutlaka kaybettiriliyor".


kader sorununu çözeceğim iddiasını getiriyorsun ama gördüğüm kadarıyla daha da bu sorunu belirginleştirmişsin.

daha öncesinde insan hayatının ölüm sonrasındaki ahiret hayatının sembolize edilmiş bir kısmı olarak niteliştin. sonra da yukarıdaki alıntıda olduğu gibi zaten insanın iyi veya kötü olduğu önceden belirlenmiştir allah da ona göre (cennet veya cehenneme gitmesine göre) hayatı yaratmıştı diyorsun. ilginçtir ki aynı cümlenin içinde imtihan kelimesini bile kullanıyorsun.

sınırları önceden belirlenmiş bir hayat imtihan olmaz. öss sınavına girecek bir öğrencinin ösym tarafından sınav sonucu daha sınava girmeden belirlenmişse buna sınav denmez.
Başlık: Ynt: Kader-iman ve özgür iradeyle ilgili sorulara cevaplarım
Gönderen: Mayapan - 18.07.08/15:16
Olacakların bilinmesi başka, olacakların biliniyor olduğu için sonlanmış diye düşünülmasi başka.
Başlık: Ynt: Kader-iman ve özgür iradeyle ilgili sorulara cevaplarım
Gönderen: Emre1974tr - 18.07.08/18:30
Alıntı yapılan: kelime - 18.07.08/08:51
Alıntı yapılan: Emre1974tr - 18.07.08/04:10
İşte burada çocuk daha büyüyüp günahlarını işlemeden imtihanı sonlandırılıyor.Yani bir kişinin neyi hak edip etmediği en başından belli gibi......Ayrıca çocuk yaşasaydı anne ve babası sapacakmış.Ama sapmayı haketmedikleri için onlar kurtarılıyorlar.

Yine bazı ayetlerde cehennemdeki inkarcıların dünyaya geri dönmeyi talep edecekleri ama onlara eğer tekrar tekrar imtihana gönderilmiş olsalar bile yine imtihanı kaybedenlerden olacakları söyleniyor.Yani sonsuz imtihanlarda bile neyi yapıp neyi yapmayacağımız zaten biliniyor..

Yine aynı şekilde bazı ayetler, bazı insanların cehennem ehli olarak yaratıldığını söyler. Yani onlar kalben kötü olanlar ve gidecekleri yer en başından belli. Yine bu kısa sembolik imtihan hayatı yaşattırılıyor o kötülere ki, ahirette kalplerindeki pislikleri görebilsinler, itiraz hakları olmasın.

Uzun lafın kısası, hakettiğine kavuşturuluyorsun. Bu dünya hayatı da kalbindeki erdemi veya hıyaneti temsil eden-özetleyen bir örnekten başka birşey değil. iyiler mutlaka bir vesileyle cennetin yoluna koyuluyorlar, kötüler ise mutlaka bir vesileyle sapıyorlar ve de tam da cehennemlik anlarında imtihanları sonlandırılıyor. Bir insan ömrü boyunca iman ederken son günlerinde inkarcı olup gümbürdeyebiliyor, buna karşılık diğer bir insan da ömrü boyunca inkar ederken ömrünün son günlerinde iman ve tövbe edip cenneti boylayabiliyor. Başka bir deyişle "iyiler mutlaka kazandırtılıyor", "kötüler ise mutlaka kaybettiriliyor".


kader sorununu çözeceğim iddiasını getiriyorsun ama gördüğüm kadarıyla daha da bu sorunu belirginleştirmişsin.

daha öncesinde insan hayatının ölüm sonrasındaki ahiret hayatının sembolize edilmiş bir kısmı olarak niteliştin. sonra da yukarıdaki alıntıda olduğu gibi zaten insanın iyi veya kötü olduğu önceden belirlenmiştir allah da ona göre (cennet veya cehenneme gitmesine göre) hayatı yaratmıştı diyorsun. ilginçtir ki aynı cümlenin içinde imtihan kelimesini bile kullanıyorsun.

sınırları önceden belirlenmiş bir hayat imtihan olmaz. öss sınavına girecek bir öğrencinin ösym tarafından sınav sonucu daha sınava girmeden belirlenmişse buna sınav denmez.


1- Allah cennete ve cehenneme gidecekleri bile bile yaratıyor. Ayetlere göre bazı insanlar cehennem için yaratıldığı gibi, bunlar cehennemde bir şans daha isteyince "size ne kadar şans verilirse verilsin yine aynı şeyleri yapacaktınız" gibilerinden cevaplar alacakları söyleniyor.

Kısacası Allah bizim cennetlik mi yoksa cehennemlik mi olduğumuzu biliyor. Sadece bir yüzleşme ortama sağlıyor ki ahirette itiraz hakkımız olmasın.

Zaten bir düşünsene, bir insan ömür boyu inkar ediyor ama bir bakıyorsun ki birden tövbe edip iman ediyor ve tam da tövbe etmiş cennetlik anında imtihanı sonlandırılıyor.

Buna karşılık başka bir insan ömür boyu iman edip namazını kılıyor ama bir bakıyorsun birden inkar ediveriyor ve tam da inkarcı anında imtihanı sonlandırılıyor Allah tarafından.

Bu bile bu imtihanın Allah açısından temsili olduğunu fazlasıyla gösterir. Allah açısından imtihan falan yok, O zaten biliyor herşeyi.

2- Bu 2 günlük özet hayatta da yine özgür iradenle yapacaklarını yapıyorsun. Yani bir robot değilsin.

Ama karşına öyle şıklar çıkarılıyor ki bu sayede gümbürdemen veya kurtuluşa ermen sağlanıyor( yaşadığın senaryo, seçim şıkları). Çünkü senin karşına A ve B şıkkı çıkarılınca senin hangisini seçeceğin biliniyor.

Ve yine imtihanın öyle bir anda sonlandırılıyor ki yine bu sayede cennete veya cehenneme gidiyorsun. Yani iyilerden isen cennetlik , yok kötülerden isen cehennemlik anında hayatın bitmiş oluyor.

Peki bu özet imtihanla neler sağlanıyor? Şunlar sağlanıyor:

a)İtiraz hakkın ortadan kalkıyor. Çünkü görüyorsun ki senin kalbin kötü. Veya görüyorsun ki sen iyilerdensin. Bir örnek imtihan kağıdıyla sonsuz kişiliğinden bir parça yaşıyorsun.

b) Bazı ufak tefek mükafat ve cezaları bu dünyada yaşıyorsun. Örneğin firavun cehenneme gidecek bir zalimdi. Ama onun da bazı erdemli tarafları vardı ve bunun karşılığını bu 2 günlük dünyada lüks ve nimetler içinde yaşayarak gördü. Çünkü ahirette cennete gidip bazı erdemli yanlarının mükafatını alması mümkün değildi. Yine aynı şekilde ahirette cennete gidecek bazı iyiler, eğer bazı erdemsiz yanlara sahip iseler, bunların cezasını bu dünyada çekebiliyor. Çünkü ahirette cehennemde yanmayacaklar.

Kısacası bu dünya hayatı= özet imtihan + ufak tefek ceza ve mükafatların yaşanma yeridir.


Selam ve sevgiler.
Başlık: Ynt: Kader-iman ve özgür iradeyle ilgili sorulara cevaplarım
Gönderen: conan - 18.07.08/19:41
kader hem vardır hem yoktur. Nedenmi intihar etmek, kaypetmek, Hapse girmek senin kaderin değildir. Yada sana Allah fırsat verir sen onu iyi değerlendirirsen zengin olursun.

Kader, Allah'ın insanların yapacaklarını önceden belirlemesi midir?
Yaygın kanaatin aksine Kur'an'da insanların davranışlarının önceden "belirlendiğini" ifade eden bir öğreti yoktur. Bu konuda en mutedil yolu Maturidi mezhebi ortaya koymuştur. Buna göre Allah her şeyi ezelde "bilmekte" ve bu levh-i mahfuzda yer almaktadır.

İman: islâm dininin temel esaslarindan birisi imandir. Bütün Peygamberler, önce iman esaslarini duyurmuslardir. Çünkü iman olmadan yapilan hiç bir ibadetin Allah katinda bir degeri yoktur. insan önce inanacak, sonra inancinin geregi olan ibadet görevini yapacaktir. Bunun için de imani ve imanin sartlarini bilmesi lazimdir.

Özgür irade, kişinin eylemlerini, arzu, niyet ve amaçlarına göre kontrol altında tutabilme ve belirleme gücüdür.




Emre Adam hayat boyu iman edip sonra inkarcı oluyor demişin hani Allan cennetlikleri ve cehennemlikleri ayrı ayrı yaratıyordu. önceden biliyordu.
ayrıca insan oğlu doğduğunda hiç bir dine ait değildir. Allah bize özgür irade vermiştir.
Dünya İmtihan Yeridir
    Allah-u Zülcelal  ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:    "Onlar her yıl bir veya iki kere kendilerinin çeşitli belalara uğratıldıklarını görmüyorlar mı? Böyle iken yine de tevbe etmiyor ve ibret almıyorlar." (Tevbe; 126)
    Aşağımızda bir uçurum, bunun içinde de ateş olduğunu düşünelim. Bir kişi, bizi yukarıdan uçuruma sarkıtırsa, nasıl korkar ve ona: "Beni bu uçuruma, bu ateşin içine atma!" diye yalvarırsak; Allah"ın kudret eli altında da aynen böyleyiz. Gaflete dalmamamız lazımdır. Allah-u Zülcelal, gafletten uyanmamız için bizi ikaz    etmekte, işaret vermektedir.

    Bu ikazlardan, belalardan dolayı ne tevbe ediyor, ne de bunun niçin geldiğini düşünüyoruz. Allah-u Zülcelal, günahlarımızdan dolayı, bize bu işareti vermektedir. Derinlemesine düşünürsek, günahların daha fazla işlendiği yerlere, daha fazla bela ve musibet gelmektedir.

    Hiç Allah"a yalvarmadan, tevbe etmeden ve kendini Allah"ın affına müstahak etmeden, bağışlanmayı ummak doğru değildir. Allah-u Zülcelal, kulunu her an imtihan etmektedir.

 
Başlık: Ynt: Kader-iman ve özgür iradeyle ilgili sorulara cevaplarım
Gönderen: Emre1974tr - 18.07.08/20:30
Alıntı yapılan: conan - 18.07.08/19:41


Emre Adam hayat boyu iman edip sonra inkarcı oluyor demişin hani Allan cennetlikleri ve cehennemlikleri ayrı ayrı yaratıyordu. önceden biliyordu.
ayrıca insan oğlu doğduğunda hiç bir dine ait değildir. Allah bize özgür irade vermiştir.
Dünya İmtihan Yeridir
   
 


Hayır yanlış anlamışsın söylediklerimi sevgili Conan.

Önemli olan imtihanın sonlandığı anda senin amelinin ve imanın ne durumda olduğu.

Yani kötüler inkarcı ve/veya cehennemlik anlarında

İyiler ise imanlı ve/veya cennetlik anlarında bu dünyaya veda ediyorlar.

Yıllar boyu imanlı veya imansız olman değil, son döneminde imanlı veya imansız olman önemli.

İyiler bir vesileyle mutlaka kazandırtılıyorlar.

Senin imanlı veya imansız anında bu dünyayı terk edeceğine karar veren hep Allah.

Birçok insanın hayatı boyunca fikir değiştirdiği, başka inanışlara geçtiği görülmektedir.

İşte burada kimisi yıllarca inkarcı iken birşey olmuyor, sonra tam da iman ettiği anda imtihanı sonlandırılıyor. Çünkü o iyilerden idi.

Buna karşılık kimisi ömrü boyunca iman ediyor ama tam da inkar ettiği bir dönemde hayatı Allah tarafından tamamlandırtılıyor.

Allah'a yalvarman, tövbe etmen ve iyilikler yapman da bu planın bir parçası hep.

İmtihan bizim açımızdan var, çünkü biz ne olacağını bilmiyoruz.

Ama Allah herşeyi biliyor ve O'nun açısından bir imtihan falan yok.

Sadece kalplerimizdekilerle yüzleşmemiz ve küçük ceza-ödülleri tatmamız için bu dünya yaşamını bizlere veriyor.

Selam ve sevgiler.



Başlık: Ynt: Kader-iman ve özgür iradeyle ilgili sorulara cevaplarım
Gönderen: conan - 18.07.08/20:35
teşekkürler emre şimdi anladım.
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: son tango - 10.08.08/19:20
evet,büşra doğru demiş..nasıl ki okulun yıkılması takdir-i ilahi ise,bi erkek için bekleyip beklememenin de önemi olmamalı..nasılsa takdir-i ilahi var..
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: flzf - 10.08.08/19:33
hoşgeldin lebiderya :P
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: flzf - 10.08.08/19:37
bildiğin en temel gerçeği söylesene
Başlık: Ynt: inanan arkadaşlar cevaplasın
Gönderen: flzf - 10.08.08/19:42
sen allah a inanmıyormusun senin en temel gerçeğin o dur