22.04.19/16:06

Piramitlerin gizemi

Başlatan keje, 01.10.06/14:48

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

mathquake

Arkadaşlar, burada daha önceden söz ettiğim "KAYIP PİRAMİT" bugünkü VATAN gazetesinin 2. sayfasına haber olarak konulmuş konmuş.

İşte o haber!



Arkeologlar Keops, Kefren ve Mikerinos’un kuzey batısında yeni bir piramit buldu.



Uzmanlar “Tarih kitaplarının değişmesine yol açacak bir keşif olabilir” görüşünde

Yaklaşık 4 bin yıl önce inşa edilen ve bugün bile gizemi çözülemeyen piramitlere bir yenisi daha ekleniyor. History Channel tarafından bir araya getirilen dünyaca ünlü arkeologlar, varlığı bilinen ancak uzun yıllardan beri bir türlü ortaya çıkarılamayan yeni bir piramit bulduklarını açıkladı. M.Ö. 2500 yıllarında Mısır’da hakimiyet kuran firavun Djedefre tarafından yaptırıldığı sanılan piramit, dünyaca ünlü Keops, Kefren ve Mikerinos piramitlerinin kuzey batısında bulundu. Bu 3 piramitin yer aldığı Giza Vadisi’nin dışında olması bilim adamlarını şaşkınlığa uğrattı. Yeni piramidin çok uzun yıllar önce kum fırtınaları nedeniyle toprak altında kaldığı belirlendi.

Keops’tan 8 metre yüksek




Uzmanlara göre Djedefre Piramiti piramitlerin en büyüğü olarak bilinen Keops’tan 8 metre daha yüksek. Newsweek’e konuşan Mısır Antik Tarih Konseyi Başkanı Zahi Havas, “Yıllarımı piramitler üzerinde yapılan araştırmalarla geçirdim. Ve gördüklerim beni çok şaşırttı. Dünyadaki tüm tarih kitaplarının değişmesine yol açacak bir keşif yapılmış olabilir” dedi. Mısırologlar bu keşfe şimdilik kuşkuyla bakıyor. Ancak önümüzdeki hafta buluşla ilgili bir belgesel yayınlayacak olan History Channel keşiften emin.

Arkeologlar, eski Mısır’ın en büyük firavunlarından biri olan Firavun Djedefre’nin gömülü olduğu sanılan mezar odasına da ulaştıklarını söyledi.

Kaynak: Vatan Gazetesi, YAŞAM, Dış Haberler Servisi, En büyük piramit bulundu!, 17.06.2008 Salı-05:00.

mathquake

Önemli değil, son Tango. Matematikçi olduğumdan eski metotları ve tabii ki "Giza Piramitleri'ndeki Mirasımız"ı araştırıyorum. Dikkat ederseniz, mirasımız dedim çünkü her ne kadar kaynaklarda anılan firavunlara atfedilseler de Giza Piramitleri'nin artık ne oldukları gün gibi ortadadır.

Bu arada, internette sörf yaparken bu konuyla ilgilenen birkaç Türkçe yayın yapan site gördüm ve KAYIP PİRAMİT ile ilgili burada yayımladığım mesajların bir özetini oralarda da yayımladım. Örneğin, Sirius Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Hakan Akdoğan'a bağlı Sirius sitesindeki "Konu: Piramit Gerçeği - 1 : Giza" forumuna bir mesaj bırakmıştım. Yine konuyla ilgilenen "Gökbilim (Astronomi) - İşte Orion, işte Sirius!!!" formuna da bir mesaj bırakmıştım.

İster inanının ister inanmayın, hatta inanıp inanmakla da kalmayıp bir zahmet bu sitelere girin; ilki Sirius ile, ikincisi Orion ile görünürde son derece ciddi bir şekilde ilgilendiklerini ama esasta sözde ilgilendiklerini söyleyen sitelere buradaki "En Büyük Piramit Bulundu!, Bugün 00:53" mesajına benzer bir mesaj yayımladım. Fakat aynı gün, yani bugün, nedeni belirtilmeksizin bu mesajların forum yöneticileri tarafından kaldığını gördüm. Peki neden? Bence iyice zıvanadan çıkmış bu ülkede asıl böyle şey yapanlara kızmak gerekir. Değil mi Son Tango? Yani ortada bir emek var ama, bazıları bunlardan rahatsız oldukları için size hiç haber vermeden mesajınızı kaldırabiliyor. Peki kardeşim, o zaman neden bu tür konular için forum açıyorsunuz? Hadi diyelim ki açtınız; bu sefer dışarıdan size katkı yapan kişilerin mesajlarını neden siliyorsunuz?

İşte asıl rahatsızlık bu! Çünkü yabancı forumlara baktığım zaman hemen herkes istediğini söyleyebilirken, biz daha biraraya bile gelemiyoruz. Gelsek bile, bu sefer de forum yöneticileri, sanki babasının yeriymiş gibi istediğini gibi hareket edebiliyor. Ben nerde olursam olayım böyle bir şeye ne şahit oldum ne de böyle bir harekette bulundum. O halde bu tür faşistleri derhal deşifre etmemiz gerekiyor ve ben de size burada bunlardan 2 tane örnek verdim.
Arkadaşlar, piramitler hakkında son bir keşif yapılmış. Buna göre, Zahi Hawass'ın son keşfine göre, Sakkara'da yeniden keşfedilen "Kayıp Piramit"in altında antik bir kent keşfedilmiş. Hawass, bu piramitin 5. Hanedanlık'taki firavun Mankauhor'a ait olduğunu düşünüyor. Çünkü burada Mankauhor'un mezarı bulundu ve piramit'te ölünün kalıntıları ortaya çıktı.

Daha önce ilk kez 1842 yılında Alman arkeolog Karl Richard Lepsius bu kalıntılara ulaşmıştı. Diğer arkeologlar şimdiye dek onun yazdıklarıyla, çöl kumlarının  altında kalanların varlığını doğruladı.Yerin altında kalan antik kente girilememişti. Antik kentin yerinden oynatılarak başka bir yere taşınması planlandı.

Şimdi bu keşiflere göre şu sonuçlar ya da bulgular çıkmaktadır karşımıza:

1) İlk keşifteki Radedef'in piramitinin Giza'da değil de Abu Rawash'ta inşaa edilmesine ilişkin bir araştırma yaptığınızda, bu piramitin konum nedeniyle orada inşaa edilmiş olduğunu görürsünüz. Çünkü bu konuda Google Earth Pro programıyla bilimsel bir araştırma yaptığım zaman (Mathquake, Keşif Tarihi: 13.06.2008, 20:00), Radedef'in Piramiti ile Büyük Piramit'in GüneyDoğu-KuzeyBatı köşegenlerinin mükemmel bir şekilde hizalanmış olduklarını gördüm. Demek ki bu 2 piramitin merkezleri bir karenin GüneyDoğu-KuzeyBatı köşegeninin uç noktaları olarak seçilmişler. İnanmayan dener ve görür. Bu bir.

İkinci olarak, Orion kuşağındaki Alnitak yıldızına karşılık gelen Büyük Piramit'in konumu gözönüne alındığında, Radedef'in Piramiti konum olarak değil ama uzaklık olarak Sirius'a karşılık gelir.

İşte bu şok keşif karşısında Sirius Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Hakan Akdoğan'ın kayıtsız kalamayacağını düşündüğüm için, bu keşfi ilk kez Sirius UFOrum'da açıklamak zorunda kaldım!

2) Son keşfe göre; acaba bu Kayıp Şehir, "Erich von Daniken: Sfenks'in Gözleri, 2. Bölüm: Kaybolan Labirent, S.91-145"te anlatılan kayıp şehir olabilir mi? En geniş anlatımı Herodot (Tarih) tarafından verilen kayıp şehri yine Alman arkeolog Karl Richard Lepsius (1810-1884) 1843'te keşfettiğini iddia etmişti (ki burada sözkonusu olan Firavun 3. Amenemhet'in (M.Ö. 1844-1797) mezar piramiti ve etrafındaki kalıntılar idi. Lepsius, bu yapıların bugünün El Fayyum vahasının yakınında olduklarını saptamıştı), ama Lepsius'un bulguları ile (kronolojik sıraya göre) M.Ö. 450 civarında Grek tarihçisi Herodot, Grek coğrafyacısı Strabon (M.Ö. 63 civarı-26), Romalı tarihçi Kayüs Plinus Sekundus (M.Ö. 61-113) ve aynı bölgeye M.Ö. 1 yüzyılda gelen Sicilyalı Diodor'un bulguları birbirleriyle uyuşmuyordu?

mathquake

Büyük Piramit’teki Kral ve Kraliçe Odaları’na ait Güney ve Kuzey Şaftları’nın “Giza Piramitleri’nin Oturum Planı”nda da kullanılmış olduğu ortaya çıktı!

Bu haberin detayını http://members.lycos.co.uk/gizapyramids sitesinden öğrenebilirsiniz.

mathquake

"Arşimet Palimpsesti’ndeki “Çember Ölçüsü Hakkında (On The Measurement Of The Circle)” Risalesindeki Yeni Okumalar, Mathquake-2008" çalışması için http://members.lycos.co.uk/gizapyramids sitemize bakabilirsiniz.

mathquake

06.08.08/10:56 #34 Son düzenlenme: 07.08.08/00:05 mathquake
“Giza Piramitleri’nin Oturum Planı”nın Büyük Piramit’teki Kral ve Kraliçe Odaları’na ait Güney ve Kuzey Şaftları’nda da kullanılmış olduğu ortaya çıktı!

Peki bu keşif sonrasında ne olduğunu mu merak ediyorsunuz. Önce kronolojik gelişmelere göre Gantenbrink Kapısı'nda yaşanan olaylara bir bakalım, sonra bu keşfin anlamı kendiliğinden ortaya çıkacak zaten!

Kimilerinin "Hava Bacası", kimilerinin "Su Kanalı", kimilerinin "Yıldız Şaftı" dediği ama bir türlü ne işe yaradıkları bilinmeyen Büyük Piramit'teki Kral ve Kraliçe Odaları'ndaki Güney ve Kuzey Şaftları için ilk ciddi gelişme 1993'te "KEOPS'TAKİ GANTENBRINK KAPISI"nda yaşanmıştı. Bu kapı tamamlanmamış Kraliçe Odası'nın Güney Şaftı'nın sonunda bulunur bulunmaz hemen tahminlere geçildi. Çünkü bu keşifle ortaya çıkan bir tarafı kapalı bir hava kanalından havanın geldiği nasıl düşünebilirdi? Hem de piramitteki şaftların (kanalların) bir "Hava Kanalı" olduğu saygın ve ciddi uzmanlar tarafından onaylanmış ve resmileştirilmiş iken. Bu nedenle şimdi artık başka birşey düşünmek gerekiyordu ve bilimle tahmin yapanlar bir kez daha cezasını çekiyordu.Peki bu taş kapı neydi?

Tahminler başlasın lütfen!

Bu kapı için bir de video bant gösterilmişti ve bant sona ererermez salonda çok müthiş bir tartışma başladı. Salondakiler 2'ye bölündü; bazıları hala önceki görüşü savunarak bir taş parçasının çok uzun zaman düşünüldükten sonra varılan bilimsel bir sonucu, yani hava kanalı olduğunu değiştiremiyeceğini söylüyorlardı ama bakır tutacakları veya kireçtaşı bloğunun yada kapının orada neden olduğuna bir açıklık getiremiyorlardı. Diğerleri ise basit arayışlar içindeydiler; bu bir hava kanalı gibi yapılmıştı ama aslında hiçbir anlamı yoktu yani sadece bir semboldü ya da bir "Yanlış Kapı" idi. Mısırlılar bunu özellikle mezarlarda çok sık yapmışlardı, ruhun bu şekilde ölümden sonra içeriye ve dışarıya geçişini kolaylaşacağına inanıyorlar, böylece firavunun ruhunun doğru yolu bulacağını düşünüyorlardı. Tartışmaların içersinde Gantenbrink'in de paylaştığı bir üçüncü ihtimal daha vardı; kireçtaşı bir engel değildi, bir kapı veya bir "portcullis" yani bir yere girmeyi engelleyen demir parmaklıklı türü bir şeydi ve ötesinde gizli bir bölme, oda veya bir yer vardı. Tartışmalar odanın dışına taşarak yayıldı; Büyük Piramit'in içindeki gizli bir yerin olduğu haberi hemen her yerdeki ilgili kuruluş ve uzmanlarda heyecan yaratmıştı. En önde gelen piramit uzmanlarından birisi olan Eski British Müzesi Yöneticisi Sör Prof. I.E.S. Edwards,televizyonda bir konuşma yaparak, kapı'nın ardında, Orion Takımyıldızı'na bakan Firavun'un bir heykelinin bulunduğunu iddia etti. İddiasına temel gösterdiği varsayım ise, kapının ötesinde bir boşluğun olamayacağıydı ve diğer olasılık ise kireçtaşının kameradan göründüğü kadarıyla sıradan bir taş olarak görünmediğiydi. Gantenbrink'in küçük robotu kapıya veya kireçtaşına minik bir laser ışını yollamıştı; ışın aşağı yukarı hareket ettirildiğinde, aşağıda yani kapının ya da taşın altındaki 1 CM'den daha az bir aralığa giriyor ve kayboluyordu. Bu da taş bloğun kanala sıkı sıkı oturmadığını gösteriyordu; bir köşesinde küçük bir kırık vardı ve orada üçgen şeklindeki bir açıklık oluşturmuştu.

Bütün bunlar ister istemez birçok kişiyi "Gizli Oda" olasılığına itiyordu ama oluşumun piramitin özgün yapısından farklı olması nedeniyle de, bir ritüel veya özgün bir olay için yapılmıştı, belki de Firavun Khufu'nun cenaze töreninde inşa edilmişti. Bilinen en kesin şey, bu kanalların -Kral odasından çıkan 2 kanal daha vardı- yıldızları işaret ettiğinde hemen herkesin aynı fikirde olmasıydı. 1964'te bir Egyptologist ve Astronom Dr.Alexander Badawi ve yardımcısı Virginia Trimble, Kral Odasından çıkan 2 kanalın Orion kuşağı'nı işaret ettiğini belirlemişlerdi. 1986'da ise "The Orion Mystery" adlı kitabın yazarlarından Robert Bauval, kraliçe odasından çıkan kanalın ise, Sirius yıldızını gösterdiğini öne sürmüştü; işte bu kanal Gantenbrink'in kanalıydı.Bu 2 galaktik objenin ortaya atılması bir rastlantı değildi; Eski Mısır dininde Orion Ölüm Tanrısı Osiris ile, Sirius yıldızı ise Osiris'in kızkardeşi ve karısı olan İsis ile bütünleşiyordu. Eğer kapının ardında bir heykel varsa, Orion'dan çok Sirius'a yönelmiş olduğu düşünülebilirdi, o koordinatta bir yıldızın gökteki en yüksek noktası o açıydı ve kanal oraya yönlendirilmişti. Kraliçe Odası'ndaki kuzey kanalın küçük Ayı Takımyıldızı'ndaki Kochab yıldızına yönelik olduğu da bir diğer varsayımdır. Buna bir "Açılış" deniyordu. Bauval'ın iddiasına göre Kraliçe odası Eski Mısır'da Yeniden doğuş ritüeli olarak bilinen "Ağı Açma" törenine uygun olarak yapılmıştı. Bu törende dik olarak tutulan bir mumyanın ağzı özel bir alaşımdan yapılmış küçük bir demir aygıtın şekli özellikle Küçük Ayı Takımyıldızı'na benzetilmişti ve Çakal Tanrı Upuaut'la bütünleştirilmişti. Bu son sözcük yol açıcı anlamındadır ve Gantenbrink robotuna aynı adı vermişti. Bunun neden böyle yapıldığı bilinmemektedir ama Prof. Edwards'a göre "Hava Kanalları" "Yıldız Kanalları" olarak düzeltilmelidir.

Sonrasını biliyorsunuz ya da size verdiğim kaynaktan sonraki gelişmeleri öğrenebilirsiniz: Bir sürü karşılıklı suçlama ve Gantenbrink ile ekibinin piramitten uzaklaştırılması hadisesi.

Peki ama, "Hava Kanalı"ndan "Yıldız Kanalı"na dönüştürülen bu şaftlar,



resimdeki yıldızlarla eşleştirilmiş şekilde inşaa edildiyseler, o zaman Giza Piramitleri’nin oturum planında neden böyle bir şeye gerek görüldü? Çünkü bu plan doğrudan piramitlerin Orion Kuşağı’ndaki yıldızlara göre dizilimini öngörüyordu. Yani bu planla piramitlerin oturumu için bir kez belirleme yapıldığına göre, aynı belirleme içinde ikinci belirleme nasıl yapılmış olabilir?

mathquake

Arşimet Palimpsesti’ndeki “Çember Ölçüsü Hakkında (On The Measurement Of The Circle)” Risalesindeki Yeni Okumalar, Mathquake-2008

M.Ö. 332’de Mısır’ı ele geçiren Büyük İskender’in İskenderiye Kütüphanesi’ni gaspetmesinden sonra Siraküza’da (şimdiki Sicilya adası), Sitchin’in Eski Mısır için kullandığı “Birdenbire Uygarlık” tabirindeki gibi, dikkat çeken Arşimet’in orijinal çalışmaları deşifre oluyor!

Mathquake, 14.8.2008, 10:17. M.Ö. 3. yüzyılda yaşayan Arşimet’in orijinal yazıları kayboldu, fakat M.S. 950-975 yılları arasında Konstantinapolis’li (şimdiki İstanbul) bir katip, Arşimet’in başlıca incelemelerini parşömene kopyalaya-ak kitap şeklinde topladı ve 14 Nisan 1229'da da Ioannes John Myronas adlı bir keşiş, ihtiyaç nedeniyle değil de, ona göre, “Arşimet’in Sırları”nı koruyabilmek için parşömeni yonttu, sayfaları ikiye böldü ve üzerine üzerine bir ikinci metin geçirerek dua kitabına çevirdi. Sözkonusu bu son tarih, kopyalamanın bitiş tarihini gösterir ve bu kopyalama işlemi 2 aydan daha kısa bir sürede gerçekleşmiştir. Bu dua kitabı o tarihten beri hafifçe yandı, küflenmeye bırakıldı ve hatta dua kitabına çevrilirken mürekkepteki tanen asidinin parşömende kalıcı izler bırakması nedeniyle yazılar silindi, ama 29 Ekim 1998/Perşembe, 14:35 EDT’de “Arşimet Palimpsesti”ni 2.200.000 $’a satın alan ismi bilinmeyen koleksiyoncu eski yazıların okunması için Walter Sanat Müzesi’ni seçti ve yetkiler aradan 10 yıl geçtikten sonra “Arşimet Palimpsesti”ndeki sayfaların tamamını dijital resimlere çevirme işlemini ancak tamamlayabildi.

İşte bu sayfalar dijital resimlere çevrildikten sonra Arşimet Palimpsesti’nden, daha doğrusu Arşimet’in çıkından şu çalışmalar çıktı:

5.2.1. Equilibrium of Planes (Düzlemsel Şekillerin Dengesi).
5.2.2. On Floating Bodies (Yüzen Cisimler Hakkında. Orijinal Grek diline ait metnin bilinen tek kopyası).
5.2.3. The Method of Mechanical Theorems (Mekaniksel Teoremlerin Metodu. Bu çalışma için bilinen tek kaynak bu).
5.2.4. Spiral Lines (Spiraller).
5.2.5. Sphere and Cylinder (Küre ve Silindir. Eutokios’un yorumuyla verilen kopya bir çalışmadır)
5.2.6. The Measurement of the Circle (Çember Ölçüsü): Yine Eutokios’un (M.Ö. 500 civarı) yorumuna göre mevcut en eski kopya çalışmalardan biridir. Fakat palimpsestteki tüm sayfaların dökümüne göre bu kitaba ilişkin, Vatikan Kütüphanesi’ndeki “Arşimet, Çalışmaları, Latince, Moerbeke’li William tarafından çevrildi, 1270 civarı” kitabında da geçen, mevcut olduğu söylenilen çalışmalardan şunların olduğu görüldü:

1. Kitap I: YOK!
1.1. Önerme 1 ve İspatı: YOK!
1.2. Önerme 2 ve İspatı: YOK!
2. Kitap II: VAR!
2.1. Önerme 3 ve İspatı: VAR! Aşağıdaki tabloda geçen 4 sayfalık bu çalışma her ne kadar Latince’ye çevrilmiş olanıyla aynıymış gibi gözükse de, Eski Yunanca nedeniyle yer yer metinsel farklılıklar göze çarpıyor ve bu sayfalar, dua kitabında son sayfalarda bulunduğundan (ki sayfalar küflü ve yazıların çoğu silik olduğundan) büyük bir bölümü okunamaz haldedir. Eğer yaklaşık 100 yıl önce bu metinlerin şimdikinden pek farklı olmadıkları gözönüne alınırsa, Heiberg, 1910-1915 yılları arasında palimpsestte ne okumuştu acaba? Peki, buna bağlı olarak gelişen Heath’in Heiberg’in yorumunu İngilizce’ye çevirmesini nasıl karşılarsınız?

Bu sorular dikkatinizi mi çekti, o zaman detaylı bilgi almak için şu kaynağa bakınız: © 2008, Mathquake

mathquake

Arşimet'in çalışmalarının toplandığı söylenen palimpsestteki “Çemberin Ölçümü Hakkında (On The Measurement Of The Circle)” çalışmasına ait sayfalarda şu sonuçlar çıkmıştır (Parantez dışındaki kodlama "Metne Göre" içindeki de "Dua Kitabı’na Göre" yapılmıştır):

1)Arch68r (0000-171v): Önerme 2'nin ispatının son 6 satırı, Önerme 3'ün ifadesi ve ispatının I. Bölümü.

2)Arch68v (0000-171r): Önerme 3'ün ispatının I. Bölümü'nün devamı.

3) Arch69r (177r-172v): Önerme 3'ün ispatının II. Bölümü.

Bu sonuçlara göre Önerme 1'in ifadesi ve ispatı ile Önerme 2'nin ifadesi ve ispatının ilk 4 satırının palimpsestte mevcut olmadığı anlaşılıyor. Belki uzmanlar palimpsestteki tüm sayfaların yeniden bir dökümünü yaparsa, ki bu çok zayıf bir ihtimal, mevcut olmayan bu metinler ortaya çıkabilir. Fakat bundan daha korkunç olan durum ise, metinlerin son sayfalarda olması, özellikle sayfaların küflü olması, nedeniyle okunamayacak kadar kötü oluşudur.

Böylece bu sayfalara ilişkin ilk mesajımdaki bilgileri de güncellemiş oluyorum; çünkü orada Arch68r (0000-171v) sayfası siyah-beyaz olup okunamayacak derece kötü bir metin barındırdığından, sayfaya bakmadan, metin hesabına göre Önerme 1 ve 2'nin olmadığını tahmin etmiştim. Fakat bu sayfa bu kadar kötü olmasına rağmen birilerini sevindirmemek için bakmak zorunda kaldım ve sayfanın başında yalnızca Önerme 2'nin ispatının son 6 satırını görebildim.

YALAN DÜNYAYA HOŞ GELDİNİZ!

Şimdi birileri ahmakça sevinirken bakalım bu çalışma için neler olmuş:

1) Heiberg, 1910-1915 yılları arasında palimpsestteki metinleri yorumlayıp (dikkat edin; burada okumadan bahsedilmiyor.Yani Heiberg'in yaptığı şey, okumayla birlikte okuyamadığı yerlerde (metin ya da şekillerde) yorum yapmaktır) tüm dünyaya yayıldığında kimse bu metinlerin nasıl okunduğunu sormadı bile. Oysa yukardaki çalışmaya ait mevcut metinlere şimdi bakıldığında Heiberg'in yorumu üzerinde çok ciddi bir tartışmanın yaşanacağı anlaşılıyor.

2) Önerme 3 için Heiberg'in yorumundaki ile palimpsestteki şekiller kesinlikle birbirinden farklı görünüyor. Bu durumda Heiberg'in okumadan çok yorum yaptığı sonucu çıkar.

Not: Şimdilik bu kadarını vermeyi yeterli görüyorum ve ileride sitemden çektiğim çalışmayla birlikte esas açılıma geçerek gerekli yanıtları vereceğim. Bu, sadece zaman meselesi.